T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/100
KARAR NO : 2020/100
KARAR TR : 24.02.2020
ÖZET: 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca verilen idari para cezasına karşı yapılan itirazın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : M.Ü.
Davalı : Kandıra Kaymakamlığı
OLAY : KandıraKaymakamlığı Kefken Jandarma KarakolKomutanlığının 07.07.2019 günlü İdariYaptırım Karar Tutanağı ile, davacıya aitişyerinde başkalarının huzur ve sükununu bozacakşekilde (canlı müzik) gürültü yapıldığınıntespit edildiğinden bahisle, davacıya 5326 sayılıKabahatler Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca 3.292,00 TL idari paracezası verilmiştir.
Davacı, idari para cezasının iptali istemiyle adliyargı yerine itirazda bulunmuştur.
KANDIRA SULH CEZAHÂKİMLİĞİ; 10.09.2019 gün ve D.İş: 2019/240sayı ile, 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca verilenidari para cezasına karşı yapılacak itirazlarıngörüm ve çözümünün idari yargı yerineait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, verilenkarar itiraz edilmeden kesinleşmiştir.
Kandıra Sulh Ceza Hakimliği, 27.11.2019 günve D.İş: 2019/240 sayılıüst yazıyla dava dosyasını Kocaeli Nöbetçiİdare Mahkemesine göndermiştir.
KOCAELİ 2. İDARE MAHKEMESİ; 19.12.2019gün ve E:2019/1412 sayı ile, dava konusu idari paracezasının 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 36.maddesi uyarınca verildiği, bu durumda Kabahatler Kanunu’nagöre verilen idari para cezasına karşı açılan davanınçözümünün adli yargı yerine ait olduğugerekçesiyle davanınçözümünde adli yargı yerinin görevliolduğu gerekçesiyle, 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargıyerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurulmasına ve davanın incelenmesinin UyuşmazlıkMahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE:
UyuşmazlıkMahkemesinin Hicabi DURSUN’un başkanlığında,Üyeler Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER, AydemirTUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN’ınkatılımlarıyla yapılan 24.02.2020 tarihlitoplantısında:
I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un 1. maddesinde,“Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasıile görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileriarasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarınıkesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapanbağımsız bir yüksek mahkemedir.” ; 27. maddesinde,“Uyuşmazlık Mahkemesi, uyuşmazlıkçıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarınailişkin istemleri önce şekil ve süre açısındaninceler; yöntemine uymayan veya süresi içinde ilerisürülmemiş istemleri reddeder.” denilmiştir.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasında(Değişik: 10/6/1994-4001/2 md.), “İdari davalar,Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarınahitaben yazılmış imzalı dilekçelerleaçılır.”; 9. maddesinin birinci fıkrasında(Değişik: 5/4/1990 - 3622/2 md.),“Çözümlenmesi Danıştay’ın, idare vevergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli yargıyerlerine açılmış bulunan davaların görevnoktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesiniizleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemededava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurmatarihi, Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine başvurmatarihi olarak kabul edilir.” hükmü yer almıştır.
Hukuk uyuşmazlıklarında, görevli veya yetkiliolmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetkiyönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veyayetkili mahkemeye gönderilmesi, ancak aynı yargı düzeniiçinde yer alan mahkemeler arasında olanaklı olup, bu hususailişkin “görev” kuralları, aynıyargı düzeni içindeki mahkemelerinişbölümü esasına ilişkin düzenlemelerdir.Oysa yargı yolunu değiştiren görevsizlik kararıverilmesi durumunda, görevli olduğundan bahisle farklı biryargı düzeninde yer alan mahkemeye dava dosyasınıngönderilebilmesine olanak tanıyan bir düzenlemebulunmamaktadır.
Göreve ilişkin kararın, işbölümüesasına göre veya yargı yolu bakımından verilmişolması farklı sonuçlar doğurmaktadır.Şöyle ki; işbölümü esasına göre verilengörevsizlik kararı sonucu dava dosyasının görevlimahkemeye gönderilmesi durumunda, dava başvuru tarihi itibariylegörevli mahkemede açılmış sayılmaktadır.Yargı yolunu değiştiren görevsizlik kararı verilmesidurumunda ise, görevli olduğu işaret edilen yargı yerine,bu yargı yerinin uyguladığı usul kurallarına uygunolarak yeniden dava açılması zorunlu bulunmaktadır.
Olayda, adli yargı yerince, Mahkemenin görevsizliğine, kararınkesinleşmesinden sonra dosyanın, görevli İdareMahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kararkesinleştiğinde üst yazıyla dava dosyası idariyargı yerine gönderilmiş ve bu yargı yerince, kendisinegelen adli yargı yerine ait dava dosyası üzerinde incelemeyapılarak 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesinegöre Uyuşmazlık Mahkemesi’nebaşvurulmasına karar verilmiş olup, yukarıda yapılanaçıklamalara göre, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu’nun 3 ve 9. maddelerindeöngörülen şekilde usulüne uygun olarak idariyargı yerine açılmış bir dava bulunduğundansöz etmek olanaksızdır.
Durum böyle olmakla birlikte, kamu düzenine ilişkin bulunanusul eksikliğinin tespiti ve düzeltilebilmesi UyuşmazlıkMahkemesi’nin görev ve yetkisi dışındakaldığından, Uyuşmazlık Mahkemesi’ninönüne gelmiş bulunan görevuyuşmazlığının varlığı kabul edilerekçözüme kavuşturulması, Anayasa’nınekonomiklik ve sürerlilik prensiplerine, dava ekonomisine veUyuşmazlık Mahkemesi’nin kuruluş amacına da uygundüşecektir.
Diğertaraftan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İkinci Dairesinin14.10.2008 tarihli Mesutoğlu –Türkiye kararında(Başvuru No: 36533/04); İdari Yargılama UsulüKanunu’nun 9. maddesinin uygulamasının çok katıbiçimde ve aşırı şekilci gerçekleşmesinedeniyle, başvuranların mahkemeye erişim haklarınınve dolayısıyla Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (AİHS) 6/1. maddesinin ihlal edildiğisonucuna varıldığı hususu da gözetildiğinde, 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre yapılanbaşvuruda oluştuğu anlaşılan görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Gülten FatmaBÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın adli yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 5326 sayılı Kanun’un 36. maddesi uyarıncaverilen idari para cezasının iptali istemiyleaçılmıştır.
Hangi fiil veeylemlerin kabahat niteliğinde olduğu, idari yaptırımtürleri ve bu türler arasında sayılan İdari ParaCezaları ile İdari Tedbirlerin neler olduğu ve bunlara itirazyolları 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’ndadüzenlenmiştir.
30.3.2005gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 2. maddesinde;“Kabahat deyiminden; kanunun, karşılığında idariyaptırım uygulanmasını öngördüğühaksızlık anlaşılır.” hükmü yeralmakta ve bu maddede kabahatin tanımı yapılmaktadır.
Kanun’un“Kanunilik İlkesi” başlıklı 4. maddesininbirinci fıkrasında; “Hangi fiillerin kabahatoluşturduğu, kanunda açıkçatanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşullarıbakımından belirlediği çerçeve hükmüniçeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle dedoldurulabilir.” hükmü, ikinci fıkrasında da“Kabahat karşılığı olanyaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancakkanunla belirlenebilir.” hükmü yer almakta, böylece hangifiillerin kabahat oluşturduğunun kanunda açıkçatanımlanabileceği hususunun yanı sıra, idarenin de genel vedüzenleyici işlemleriyle tanımlama yapabileceğibelirtilmiş, ayrıca işlenen bir kabahatinkarşılığı olan yaptırımıntürü, süresi, miktarının ancak kanun ilebelirlenebileceği de ifade edilmiş, 3. maddesini değiştiren6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Yasa’nın 31.maddesinde, “ (1) Bu Kanunun;
a)İdarî yaptırım kararlarına karşı kanunyoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde,
b) Diğergenel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetinkamuya geçirilmesi yaptırımını gerektirenbütün fiiller hakkında,
uygulanır.”denilmiş;
Kanun’un 16. maddesinde, kabahatlerkarşılığında uygulanacak olan idariyaptırımların idari para cezası ve idari tedbirlerdenibaret olduğu, idari tedbirlerin ise, mülkiyetin kamuyageçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerolduğu hükme bağlanmış; Kanunun 27.maddesinin (1) bendinde, “İdari para cezası ve mülkiyetinkamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararınakarşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren engeç on beş gün içinde, Sulh Ceza Mahkemesinebaşvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamışolması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir”ve (8). bendinde ise, “İdari yaptırım kararınınverildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarakidari yargının görev alanına giren kararlarındaverilmiş olması halinde; idari yaptırım kararınailişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işleminiptali talebiyle birlikte idari yargı merciindegörülür” hükümlerine yer verilmiştir.
Aynı Yasa’nın“Gürültü” başlığınıtaşıyan 36. maddesinde, “(1) Başkalarınınhuzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olankişiye, elli Türk Lirası idari para cezası verilir.
(2) Bu fiilin bir ticari işletmenin faaliyetiçerçevesinde işlenmesi halinde işletme sahibigerçek veya tüzel kişiye bin Türk Lirasındanbeş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir.
(3) Bu kabahat dolayısıyla idari paracezasına kolluk veya belediye zabıta görevlileri kararverir” hükmü yer almıştır.
Olayda, Kandıraİlçesi, Cebeci Mahallesi, Plaj yolu Cad. No: 7 adresinde faaliyetgösteren davacıya ait işyerinde, şikâyet üzerineKefken Jandarma Karakol Komutanlığı görevlilerince 07.07.2019günü saat 02.00’da yapılan denetimde,başkalarının huzur ve sükûnunu bozacak şekilde gürültüyapıldığı belirtilerek, davacı adına 5326sayılı Kabahatler Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca 3.292,00TL. idari para cezası verildiğianlaşılmıştır.
Görevkuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görevkonusunda taraflar için bir müktesep hakdoğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilengörev kurallarının, geçmişe de etkiliolacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanınaçıldığı andaki kurallara göre görevliolan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise,(davanın açıldığı anda görevli olan vefakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemeningörevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadakigörev kuralının, değişikliğin yürürlüğegirmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dairintikal hükümlerinin varlığı halinde, mahkemecegörevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.
Diğertaraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, busırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsizmahkeme o dava için görevli hale gelmiş ise, mahkeme,artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göregörevli hale geldiği için) davaya bakmaya devam etmesigerekir.
İncelenenuyuşmazlıkta, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 36.maddesine göre idari para cezası verilmiş; idariyaptırım kararının verildiği işlemkapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargınıngörev alanına giren başka bir karar verilmemiştir.
Bu durumda,davacıya verilen idari para cezasının, 5326 sayılıKanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerindenbiri olduğu ve Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılıKanun’la değişik 3. maddesinde belirtildiği üzere,idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yolunailişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle,görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Kanunhükümleri dikkate alınacağından, idari paracezasına karşı açılan davanın görümve çözümünde, anılan Kanunun 27. maddesinin (1)numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle, Kocaeli 2. İdare Mahkemesince yapılan başvurununkabulü ile, Kandıra Sulh Ceza Hâkimliğince verilen 10.09.2019gün ve D.İş: 2019/240 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N UÇ: Davanın çözümünde ADLİ YARGININgörevli olduğuna, bu nedenle, Kocaeli 2. İdare Mahkemesinceyapılan BAŞVURUNUN KABULÜ ile, Kandıra Sulh CezaHâkimliğince verilen 10.09.2019 gün ve D.İş: 2019/240sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 24.02.2020gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK kararverildi.
Başkan
Hicabi
DURSUN
Üye
Şükrü
BOZER
Üye
Mehmet
AKSU
Üye
Birol
SONER
Üye
Aydemir
TUNÇ
Üye
Nurdane
TOPUZ
Üye
Ahmet
ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy