T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020 / 121
KARAR NO : 2020 / 122
KARAR TR : 24.2.2020
ÖZET: Karayolunda meydana gelen trafik kazasında uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacılar : 1-H. T. Kendi adına asaleten küçükçocukları adına velayeten
2-E.T. Ve diğ.
Vekil i : Av. H. G.
Davalı : Şanlıurfa BüyükşehirBelediye Başkanlığı
OL A Y : Davacılar vekili dilekçesinde; 08/02/2018günü saat: 22.00 sıralarında Sürücü H. T.’ın,sevk ve idaresindeki 20 … 2400 plaka sayılı araç ileYolbaşı Büyükçaylı Mahallesi 2.7 km deseyrettiği esnada aracının hakimiyetini kaybederek yolunsağ tarafından yoldan çıkarak 52 metre şarampoleyuvarlanması sonucu ölümlü, yaralamalı ve maddi hasarlıtrafik kazası meydana geldiğini; kaza noktasının tepeüstü ve keskin virajlı olan köy yolu olduğunu ve yolüzerinde keskin virajın varlığını belirtenherhangi bir uyarı levhasının da olmadığını, bu levhaların olmamasının aydınlatma olmayan köyyolunda kazaya zemin hazırladığını; zamanındagereken önlemleri almayan davalı idarenin, kazanın meydanagelmesinde ağır kusuru ve sorumluğunun bulunduğunuifade ederek; fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmakkaydı ile müvekkillerden anne ve çocuklara ilişkin olarakayrı ayrı 70.000 TL manevi, 2000 TL maddi olmak üzere, toplamda288.000 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziile birlikte davalı idareden tahsili istemiyle idari yargı yerindedava açmıştır.
ŞANLIURFA2.İDARE MAHKEMESİ: 2.8.2018 gün ve E:2018/709, K:2018/708sayı ile, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun19.1.2011 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe giren 110. maddesi hükmüne;ayrıca 2918 sayılı Kanunun 110. maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesinin iptal isteminireddettiği 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılıkararına yer verdikten sonra; “(…)2918 sayılıYasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Budurumda, davanın görüm ve çözümünde adliyargı yerlerinin görevli olduğu anlaşıldığındandavanın görev yönünden reddi gerekmektedir.
Açıklanannedenlerle … 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüYasasının 15/1-a. maddesi hükmü uyarınca davanıngörev yönünden reddine…” karar vermiş; istinafyoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge İdareMahkemesi Dördüncü İdari Dava Dairesi: 8.5.2019 gün veE:2019/483, K:2019/908 sayı ile, istinaf başvurusunun reddine kararvermiş ve Mahkeme kararı kesinleşmiştir.
Davacılarvekili bu kez aynı istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
ŞANLIURFA4.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 2.10.2019 gün ve E:2019/651, K:2019/697sayı ile, "(…) Mahkememizce yapılan yargılama vetüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava,trafik kazasından kaynaklanan ve ağır hizmet kusurunadayanılarak, davalı Şanlıurfa BüyükşehirBelediyesi aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat istemineilişkindir.
Anayasa'nın125/1. fıkrası uyarınca idarenin her türlü eylem veişlemlerine karşı yargı yolu açıktır. 2577Sayılı İYUK 2-b bendinde ise, idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan ihlal edilenlertarafından idari yargı yerinde tam yargı davasıaçabileceği hüküm altınaalınmıştır.
Davalıidarenin sorumluluk alanında bulunan yol üzerindeki yapım,bakım ve onarımı sırasında alınması gereklitedbirlerin alınmaması diğer bir ifadeyle yeterli trafik vegüvenlik işaretlemesi yapılmaması nedeniyle doğanzararın tazmini nedeniyle uyuşmazlık konusu olayda kamuhizmetinin usulüne ve hukuka uygun olarak yürütüpyürütülmediğini, hizmet kusuru veya idareninsorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığınıntespitinde idare hukuku kurallarının uygulanması gerekir.
Davacı,davalı idarece kaza riskini önleyecek gerekli tertibatlarınalınmadığını, kaza noktasının tepeüstü ve keskin virajlı köy yolu olduğunu ve köyyolunun keskin virajlı olduğunu belirten uyarılevhalarının bulunmadığından kaynaklı hizmetkusuru nedeniyle dava etmiştir. Kamu hizmeti görmekleyükümlü olan idareler, kamu hizmeti sırasındaverdikleri zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabideğildirler. Kamu tüzel kişilerinin yasalar tarafındankendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılmasısırasında oluşan zararlar, niteliği itibariyle hizmetkusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıylahizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama UsulüHakkındaki Kanun’un 2. maddesi hükmü uyarınca idariyargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerekmektedir.(11.02.1959 günü ve 17/15 sayılı Yargıtayİçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu'nun04/11/2015 tarih 2015/17-86 Esas, 2015/2364 Karar sayılı kararı,Yargıtay HGK'nun 04/11/2015 tarih 2015/17-731 E - 2015/2366 Ksayılı kararı Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/20027 E,2017/10840 K sayılı kararı, 2015/2294 E, 2017/8692 K, 2017/137E, 2017/6985 K sayılı kararları ve benzer yöndekibirçok içtihadı)
Görevkuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemecekendiliğinden (re'sen) dikkate alınması zorunludur.
Somutolayda, açılan davada uyuşmazlığınŞanlıurfa Büyükşehir Belediyesi yönündenidari yargı yerinde tam yargı davası ile çözümlenmesigerektiğinden, davaya bakma görevi idari yargıya aitolduğundan, HMK.'nun 114/1 -b ve 115/2 maddeleri gereğincedavanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davaşartı yokluğundan usulden reddine karar verilerekaşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığıüzere:
1-HMK'nın114/1-6 ve 115/2 maddeleri gereğince davanın, yargı yolunun caizolmaması nedeniyle usulden REDDİNE,
2-Ortadaolumsuz görev uyuşmazlığı olduğundandosyanın Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine…” karar vermiş, bu kararkesinleşmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, HicabiDURSUN’un Başkanlığında, Üyeler:Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ,Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın katılımlarıylayapılan 24.2.2020 günlü toplantısında:
I-İLK İNCELEME:Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre;
Olaykısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu vesebebi aynı olan davada; idari yargı yerince adli yargı yeriningörevli olduğu gerekçesiyle kesin olarak verilmiş birgörevsizlik kararından sonra davayı inceleyen adli yargıyerinin verdiği karar bakımından bir değerlendirmeyapılması gerekmektedir.
1-2247 sayılı Yasanın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuzgörev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinintarafları konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsizgörmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veyakesinleşmiş olması gerekir.
Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ileri sürülebilir.” hükmünegöre, idari yargı yerinin kesinleşmiş görevsizlikkararı üzerine adli yargı yerince de görevsizlikkararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde, olumsuzgörev uyuşmazlığı doğmuş olacak; hukukalanında doğmuş bulunan bu uyuşmazlığıngiderilmesi istemi ise, ancak davanın taraflarınca ilerisürülebilecektir.
2-2247 sayılı Yasanın 19. maddesindeki “Adli ve idariyargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayı incelemeyebaşlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler.” hükmüne göre ise, ikinciyargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlikkararı veren yargı yerine ait olduğunu belirten gerekçelibir karar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaolanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvurukararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesincekarar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesi hususunu daiçermesi gerekir.
Yasakoyucu, 14. maddeye göre olumsuz görevuyuşmazlığı doğması durumunda her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurmaistencini davanın taraflarına bırakmış iken, buyönteme oranla daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. maddeile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciindensonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaolanağını tanımıştır.
Olayda,idari yargı yerince adli yargı yerinin görevli olduğugerekçesiyle verilmiş ve kesinleşmiş bir görevsizlikkararından sonra adli yargı yerince, öncelikle görevsizlikkararı verilmekle birlikte, bununla yetinilmemiş, -dosyanın esaskaydı da kapatılıp karar numarası da alınarak-görevli merciin belirtilmesi için re’sen UyuşmazlıkMahkemesi’ne başvurulmasına da karar verilmiştir.
Buhaliyle, her ne kadar 2247 sayılı Yasa’daöngörülen yönteme uymamakta ise de, mahkemekararı doğrultusunda davacı vekilince başvuruda bulunulduğuda gözetilerek, Asliye Hukuk Mahkemesi’nce re’sen yapılanbaşvurunun 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesikapsamında olduğunun kabulü ile UyuşmazlıkMahkemesi’nin önüne gelmiş bulunan görevuyuşmazlığının çözümekavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekse UyuşmazlıkMahkemesi’nin kuruluş amacına uygun olacağından,görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, karayolunda meydana gelen ölümlü, yaralanmalıve maddi hasarlı trafik kazası sonucunda uğranılanmaddi ve manevi zararların tazmini istemiyleaçılmıştır.
2918 sayılı Karayolları TrafikKanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can vemal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacakve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaretlevhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafikbirimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir.
Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir.
Davadosyasının incelenmesinden; 08/02/2018 günü saat: 22.00sıralarında sürücü H. T.’ın, sevk veidaresindeki 20 … 2400 plakalı sayılı araç ileYolbaşı Büyükçaylı Mahallesi 2.7 km deseyrettiği esnada aracının hakimiyetini kaybederek yolunsağ tarafından yoldan çıkarak 52 metre şarampoleyuvarlanması sonucu ölümlü, yaralamalı ve maddi hasarlıtrafik kazası meydana geldiği; kaza noktasının tepeüstü ve keskin virajlı köy yolu olduğu, yolüzerinde keskin virajın varlığını belirtenherhangi bir uyarı levhasının da olmadığı, bu durumun aydınlatma olmayan köy yolunda kazaya zeminhazırladığı; zamanında gereken önlemleri almayandavalı idarenin, kazanın meydana gelmesinde ağır kusuruve sorumluluğunun bulunduğu ileri sürülerek;davacıların uğradığı zararlarakarşılık toplam 288.000 TL tazminatın davalıidareden tahsili istemiyle dava açıldığıanlaşılmaktadır.
2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların,özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışmabulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusuolmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyirçizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üretenaraçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir.
Budurumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle Şanlıurfa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin yöntemeuymayan başvurusunun reddi ile aynı Mahkemece ayrıca verilen2.10.2019 gün ve E:2019/651, K:2019/697 sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Şanlıurfa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin yöntemeuymayan BAŞVURUSUNUN REDDİ ile aynı Mahkemece ayrıcaverilen 2.10.2019 gün ve E:2019/651, K:2019/697 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,24.2.2020 gününde Üye Ahmet ARSLAN'ın KARŞI OYU ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
KARŞI OY
İdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım,bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlamaşeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına görebelirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araçişletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idaretarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği,dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurluişletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğuiddiasından kaynaklanması karşısındauyuşmazlığın çözümünün idariyargının görevinde bulunduğu sonucunaulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümündeadli yargıyı görevli kabul eden çoğunluğunkararına katılmıyorum.24.2.2020 ÜYE Ahmet ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy