T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/877
KARAR NO : 2020/46
KARAR TR: 27.01.2020
ÖZET: Davacının sözleşmeden kaynaklanan zammının kendisine ödenmesi ile maaşının 01.09.2014 tarih itibariyle zamlı olarak hesaplanıp zam farkının, tazminatın ve hesaplanan maaş tazminat tutarının işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılan davanın İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
KARAR
Davacı : S.A.Ç.
Vekili : Av. Ö.O.
Davalı : DoğuşÜniversitesi
Vekili : Av. D.U.G.
O L A Y : Davacıvekili dava dilekçesindeözetle; müvekkilinin davalı Doğuş Üniversitesinde2004 yılında Doçent olarak çalışmayabaşladığını, 2009 yılında profesörolduğunu, halen aynı üniversitede çalıştığını,müvekkilinin maaşında her yıl ücretartışı yapıldığını, davalıDoğuş Üniversitesinde çalışmaya başladığı1.9.2004 tarihinden itibaren iş sözleşmelerinin 10/d maddesigereği düzenli olarak maaşına ücretartışı yapıldığını, 1.9.2012- ve1.9.2013 tarihlerinde davalı doğuş üniversitesinin maddisıkıntılarını ve hiçbir öğretimüyesine zam yapılmamış olmasını gerekçegöstererek müvekkilinin maaşında artışyapılmadığını, bu yıllarda davalıtarafından aynı gerekçelerle diğer bütünakademik ve idari personele de ücret artışıyapılmadığını, haksız da olsa eşitişlem yapıldığını ancak; müvekkilinin1.9.2004 tarihi itibariyle kendisine ücret artışıyapılmadığı halde davalı DoğuşÜniversitesinde görevli diğer bütün akademik ve idaripersonele ücret artışı yapıldığınıöğrendiğini, davacının ihtarname çekerekemsallerine yapılan zam oranında hak ettiği zamfarklarının toplu olarak ödenmesini ve bundan sonrakiaylarında zamlı olarak ödenmesini talep ettiğini,davalı tarafça reddedildiğini, mobing uygulanarak istifayazorlanmak istendiğini ileri sürerek 21.6.2016 tarihli ıslahdilekçesindeki miktarlarla birlikte; 34.049,23-TL zam farkıtutarı ile 44.283.24-TL maaş tazminat tutarınındavalıdan tahsili istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi: 7.9.2017gün ve E:2014/820, K:2017/327 sayı ile,Uyuşmazlığın çözümübakımından davalı üniversite kapsamındaçalışan tüm profesörlerin işsözleşmelerinin istenilmesine rağmen davalı tarafın01/09/2015 ve 10/06/2015 tarihli yazılarıyla tümprofesörlere ait bordroları sunamayacağınıbelirtildiği; sadece kendileri tarafından seçilen 15profesöre ait bazı ayların bordrolarını dosyayasunduğu; davalı tarafın mahkeme tarafından istenilenbelgeleri eksik sunduğu ve cevap dilekçesindeki iddialarısomut delillerle ispatlayamadığı; bu nedenle davacıbilirkişi raporunca hesaplanan 34.049,00TL zam farkı tutarınahak kazandığı; davacının eşit davranma ilkesineaykırılık nedeniyle tazminat talebine ilişkin olarakİş Kanunun 5.maddesi uyarınca iş ilişkisinde dil,ırk, cinsiyet, siyasal düşünce ve benzeri sebepleredayalı ayrım yapılamayacağının, işveren bumaddeye göre esaslı sebepler olmadıkçaişçilere farklı işlem yapamayacağı; işilişkisinde bu hükümlere aykırıdavranıldığında işçinin 4 aya kadar ücrettutarında uygun bir tazminata hak kazanacağı; bu durumda ispatyükünün işçide olacağı;davacının eşit davranma ilkesine maaş zamoranlarının belirlemesinde aykırıdavranıldığını tanık, maaş bordrosu gibidelillerle ispat etmiş olmasına rağmen işverenin bu ihlalinmevcut olmadığını ispat etmeye yeterli delilsunamadığı nedeniyle, bilirkişi raporu uyarıncabelirlenen davacının 4 maaş tutarındaki 44.283,24TLtazminata hak kazandığı gerekçesiyle davanınkabulüne karar vermiş, bu karara karşı davalıvekilitarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUKDAİRESİ: 12.3.2019 gün ve E:2017/3027, K:2019/467 sayıile, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesiuyarınca İş Kanununa göre işçi sayılankimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdindenveya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarındandoğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümyerinin İş Mahkemeleri olduğu;somut olayda davalıüniversitenin Doğuş Eğitim Vakfı'na bağlıbir vakıf üniversitesi olduğu, uyuşmazlıktaçözüm yerinin idari yargı olduğu, bu nedenleyargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava dilekçesinin HMK114/1-b maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesigerektiğinin anlaşıldığıgerekçesiyle,re’sen yapılan inceleme gereğince mahkemekararının yerinde olmadığı, delillerin toplanmışolmasına göre dosya yerel mahkemesine iade edilmeksizin mahkemekararının kaldırılarak dava dilekçesinin usuldenreddine karar vermiş, bu karar davacı vekili tarafından temyizedilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi: 5.9.2019 gün veE:2019/5200, K:2019/15275 sayı ile, Taraflarınkarşılıklı iddia ve savunmalarına,dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine,uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları iletemyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılıgerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarınınreddiyle usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesikararının 6100 sayılı HMK'nun 370. maddesi uyarıncaonanmasına karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.
Davacı vekili aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
İSTANBUL 12 İDARE MAHKEMESİ: 7.11.2019 günve E:2019/1841 sayı ile,davacının davalı idareylearasında bir hizmet ilişkisi kurulduğu, talep edilenmiktarların İş Kanunundan kaynaklanan haklardan olduğudikkate alındığında, uyuşmazlığınözel hukuk hükümlerine göre görüm veçözümünde adli yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, 2247sayılı Yasa'nın 19. maddesi uyarınca, İstanbulBölge Adliye Mahkemesi'nin 12.03.2019 tarih E:2017/3027, K:2019/467sayılı davada verilen görevsizlik kararı üzerineMahkemelerinde açılan davada, görevli yargı yerininbelirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesineve dosya incelemesinin görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi'ncekarar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve AhmetARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan27.01.2020günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; İdare Mahkemesince, idari yargı dosyası ile birlikteadli yargı dosyası da temin edilmek sureti ile 2247 sayılıYasa’nın 19. maddesinde öngörülen şekildebaşvurulduğu ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, adli veidari yargı yerleri arasında doğan görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-HakimGülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacının sözleşmeden kaynaklanan zammınınkendisine ödenmesi ile maaşının 01.09.2014 tarih itibariylezamlı olarak hesaplanıp zam farkının ve İşKanunu'nun 5. Maddesi uyarınca hesaplanan tazminatın şimdilik34.049,28TL, zam farkı tutarının ve 44.283,25-TL'ninİş Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince hesaplanan maaş tazminattutarının işlemiş ve işleyecek yasal faizi ilebirlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyleaçılmıştır.
Anayasanın “YükseköğretimKurumları” başlıklı 130. maddesinin birincifıkrasında, “Çağdaşeğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzeniçinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insangücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretimedayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim,bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak,ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitlibirimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimselözerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunlakurulur.”; ikinci fıkrasında, “Kanunda gösterilenusul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamakşartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetiminetabi yükseköğretim kurumları kurulabilir.”; onuncufıkrasında “Vakıflar tarafından kurulanyükseköğretim kurumları, mali ve idari konularıdışındaki akademik çalışmaları,öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlikyönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretimkurumları için Anayasada belirtilen hükümleretabidir.” hükmüne yer verilmiş;
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na 5772sayılı Kanun ile eklenen ve vakıflarca kurulacakyükseköğretim kurumları ile ilgili düzenlemelergetiren Ek Madde 2'de, “Vakıflar; kazanç amacınayönelik olmamak şartıyla ve mali ve idari hususlardışında, akademik çalışmalar, öğretimelemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerindenbu Kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla,Yükseköğretim kurumları veya bunlara bağlıbirimlerden birini veya birden fazlasını ya da bir üniversiteveya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlıolmaksızın, ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlardayüksek nitelikli işgücü yetiştirmek amacıyla, buKanun hükümleri çerçevesinde kalmak şartıylameslek yüksekokulu kurabilir. Bu meslek yüksekokulu, kamu tüzelkişiliğini haiz olup, Cumhurbaşkanı kararı ilekurulur. Kurulacak meslek yüksekokullarına, meslek ve teknikeğitim bölgesinde gereksinim duyulması esastır.(1)((1)2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 135 inci maddesiyle, bufıkrada yer alan “Yükseköğretim Kurulunungörüşü alınarak Bakanlar Kurulu” ibaresi“Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.)”denilmiş; Ek Madde 5'de, “(Ek madde: 17/08/1983 - 2880/32 md.)(Değişik fıkra:28/12/1999-4498/1 md.) Vakıflarca kurulacakyükseköğretim kurumlarının, vakıf yönetimorganı dışında en az yedi kişiden oluşan birmütevelli heyeti bulunur. Mütevelli heyet üyeleri, vakıfyönetim organı tarafından dört yıl içinseçilir, süresi biten üyeler yeniden seçilebilir.Mütevelli heyet üyelerinin yaş sınırlamasıhariç Devlet memuru olma niteliklerine sahip bulunmaları ve en azüçte ikisinin lisans düzeyinde yükseköğrenimgörmüş olması gerekir. Mütevelli heyet üyelerikendi aralarından bir başkan seçer.
Mütevelli heyet vakıf yükseköğretim kurumununtüzelkişiliğini temsil eder. Vakıfyükseköğretim kurumlarının yöneticileriYükseköğretim Kurulunun olumlu görüşü alınarakmütevelli heyet tarafından atanır. Mütevelli heyet;vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticilerine uygungördüğü ölçüde yetkilerini devredebilir.Yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticilerve öğretim elemanları ile diğer personelinsözleşmelerini yapar, atamalarını ve görevdenalınmalarını onaylar, yükseköğretim kurumununbütçesini onaylar ve uygulamaları izler, ayrıcavakıfça hazırlanan yönetmelik hükümlerinegöre diğer görevleri yürütür.
Mütevelli heyetin toplantı nisabı ve kararalınması ile ilgili hususlarda bu Kanunun 61 inci maddesihükmü uygulanır.” kuralına; aynı Yasadaki EkMadde 8'de ise, “(Ek madde: 17/08/1983-2880/32 md.) Vakıfçakurulacak yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar,Devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibidüzenlenir ve onların görevlerini yerine getirir.Öğretim elemanlarının nitelikleri Devlet yükseköğretimkurumlarındaki öğretim elemanlarının niteliklerininaynıdır. Devlet Yükseköğretim kurumlarındaçalışmaları yasaklanmış veya disiplin yoluylabu kurumlardan çıkarılmış kişiler, vakıfyükseköğretim kurumlarında görev alamazlar.”kuralına yer verilmiştir.
Vakıf Yükseköğretim KurumlarıYönetmeliği’nin “Öğretim elemanları”başlıklı 23. maddesinde ise, “Öğretimelemanlarının seçimi, değerlendirilmesi,seçilenlerin uygun görülen akademik unvanlarlagörevlendirilmeleri ve yükseltilmeleri yürürlüktekikanun ve yönetmelik hükümlerine uyularak vakıfyükseköğretim kurumunun yetkili akademik organlarıncayapılır. Öğretim elemanlarının atamalarında,devlet yükseköğretim kurumlarındaki atamalarda arananşartlara ilaveten vakıf yükseköğretim kurumununakademik yönden gerekli gördüğü şartlar daaranabilir. Vakıf meslek yüksekokullarında özellikleuygulamalı derslerde görevlendirilecek öğretimelemanlarının atanmasında çalışma deneyiminesahip olması gözetilir.
Vakıf yükseköğretim kurumlarında görevalacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri içinöngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylıkve diğer özlük hakları bakımından ise 4857sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır.”kuralı yer almıştır.
2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanununun"Amaç" başlıklı 1. Maddesinde; "Bu Kanununamacı, 4/11/1981 tarih ve 2547 sayılıYükseköğretim Kanununda yer alan öğretimelemanları tanımına giren personelisınıflandırmak, aylıklarını ve ekgöstergelerini düzenlemek, derece yükseltilmesi ve kademeilerlemesinin şekil ve şartları ile, sosyal haklardanyararlanma, ek ders ücreti, üniversite, idari görev vegeliştirme ödeneklerinin miktarını tespit etmek, emekli veyabancı öğretim elemanlarının sözleşmeliolarak çalıştırılma usul ve esaslarınıbelirlemektir." hükmüne,
"Kapsam" başlıklı 2. Maddesinde; "BuKanun 4/11/1981 tarih ve 2547 sayılı YükseköğretimKanununa tabi üniversite öğretim elamanlarınınaylık, ödenek ve sair özlük haklarınıkapsar." hükmüne yer verilmiştir.
Davalı Doğuş Üniversitesi de anılan mevzuathükümleri çerçevesinde 2809sayılı“Yükseköğretim KurumlarıTeşkilatı Kanunu”nun Ek 42. maddesi ile vakıf yükseköğretimkurumlarına ilişkin hükümlere tabi olmak üzere, kamutüzel kişiliğine sahip olarak kurulmuştur.
İdari rejime dayalı olarak düzenlenmiş bulunanTürkiye'nin idari yapısında, kamu tüzel kişiliğiidari yargının görev alanının belirlenmesindekullanılan ölçütlerden birisidir. Kamu tüzelkişilerinin kuruluş amacı kamu yararı, faaliyetkonuları ise kamu hizmetidir. Bu bağlamda, Kamu TüzelKişileri, özel hukuk tüzel kişilerine nazaranüstün ve ayrıcalıklı kamu gücüne sahiptirlerve tek taraflı işlemlerle yeni hukuki durum yaratabilirler. Bunedenle de personeli kamu hukukuna tabidir.
Kanunla kurulma ve kamu tüzel kişiliğine sahipolmanın yanı sıra, Devlet Üniversitelerinde olduğugibi Vakıf Üniversitelerinin de Anayasal güvence altınaalınmış olan "Bilimsel Özerkliğe sahip olmaları”bir diğer ayrıcalığıdır. Üniversitelerdebilimsel özerklik ilkesi benimsenirken güdülen amaç,yükseköğretimin çeşitli siyasal çevre vebaskı grupları ile düşünce kümelerinin etkisinindışında tutarak, bilimsel amaç, hedefler ve gereksinimlerinebağlı olmalarını sağlamaktır. Bu nedenle de,bilimsel faaliyetin asli unsurları olan yükseköğretimelemanlarının, görevleri, unvanları, atama, yükselmeve emeklilikleri gibi özlük haklarının kanunladüzenleneceği konusu, anayasal teminat altınaalınmıştır.
Somut olay ve mevzuat hükümleri birlikte irdelendiğinde;davalı Üniversitenin, sürekli ve düzenli nitelikteki kamuhizmetinde çalıştırdığıdavacının; statüsü, göreve alınması, hak veyetkileri gözetildiğinde, İdare Hukuku kapsamında bir kamupersoneli olduğu açıktır.
Bununla birlikte, davacının ücretinde birartış yapılmamasına ilişkin davalı işlemininidare hukuku anlamında bir idari işlem olduğunda kuşkubulunmamakla birlikte; davacının sözleşmeden kaynaklananmaaş zammının yapılması ve maaşının1.9.2014 tarihi itibariyle zamlı olarak hesaplanarak faiziyle birliktekendisine ödenmesi istemiyle davaaçtığıgörülmektedir.
Bu bağlamda, esasen; davacının sözleşmesiuyarınca maaş zammına ilişkin idari işlemdenkaynaklanan tazmin isteminin 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun "İdari Dava Türleri ve İdariYargı Yetkisinin Sınırı" başlıklı 2.Maddesinin b fıkrasında belirtilen; “İdari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davaları”kapsamında idari yargı yerinde görülmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle davanın görüm veçözümünde idari yargı yeri görevliolduğundan; İstanbul 12. İdare Mahkemesinin 7.11.2019 günve E:2019/1841 sayılı başvurusunun reddi gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümündeİDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul12. İdare Mahkemesinin 7.11.2019 gün ve E:2019/1841 sayılıBAŞVURUSUNUN REDDİNE, 27.01.2020 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZERAKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy