T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019 / 278
KARAR NO : 2019 / 544
KARAR TR : 30.9.2019
ÖZET : Davacının, 2010 yılında satın alarak tescil ettirdiği aracın usulsüz olarak yurda sokulduğunun anlaşılması ve araca el konulması olayında; aracın yurda girerken bu usulsüzlüğü fark etmeyerek, aracın yurt içinde el değiştirmesine sebep olan idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla, uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açtığı davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı :Y. Ç. Vekilleri :Av. A. K.D., Av. P. K., Av. H. Y. Davalılar : 1-İçişleri Bakanlığı Vekili : Av. S. K. C. 2- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Vekili : Av.V. B. O L A Y :Davacı vekili dilekçesinde Ankara CumhuriyetBaşsavcılığının talimatı doğrultusundaAnkara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2015/ 4661 Değişikİş sayılı kararına istinaden ülkeye yasal olmayanyollarla ithal edildiği tespit edilen ve müvekkiline ait 06 UC 315plakalı araç hakkında el koyma kararı verildiğini;aracın Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne teslimedildiğini ve araca Ceza Hâkimliğinin kararıdoğrultusunda el konulduğunu; el koyma kararı üzerine2.Sulh Ceza Hâkimliğinin 2015/5179 sayılıDeğişik İş dosyası üzerinden 29.12.2015 tarihindearacın yediemin sıfatı ile müvekkiline teslimedilmesi isteminde bulunulduğunu ancak, taleplerinin 30.12.2015tarihinde reddedildiğini; İçişleriBakanlığına başvuruda bulunularak uğranılan zararlarınkarşılanması istenilmişse de, taleplerinin 23.02.2016tarihli, …-15062 sayılı Ankara Valiliği İlEmniyet Müdürlüğü yazısıyla reddedildiğini;kararın gerekçesi olarak ise "söz konusu aracailişkin kayıtların halen Yeşim Çankaya adınadevam ettiği, araç kayıtlarında AnkaraKaçakçılık ve Örgütlü SuçlarSoruşturma Bürosunun 07.12.2015 tarih 2013/119583 Soruşturmasayılı "İhtiyati Tedbir" şerhi ve GebzeGümrük Müdürlüğünün 29.01.2016"Yakalama" şerhinin bulunduğuanlaşılmış olup 06 UC 315 plakalı araca elkonulduğuna ve mülkiyetin kamuya geçirildiğine dairMotorlu Araç Tescil dosyasında herhangi bir bilgi ve belgeyerastlanamamıştır" denildiğini; araca el konulduğunun açık olduğunu, bu gerekçe ile taleplerinin reddedilmesininhakkaniyete uygun olmadığını; Sulh Ceza Hâkimliğininvermiş olduğu karara istinaden gerçekleştirilen elkoymanın müvekkili için maddi zarara yolaçtığı ve bu zararlardan ise idarenin sorumlu olduğunu;Anayasanın 125. Maddesinin 8. fıkrasına göre;"İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararıödemekle yükümlüdür" denildiğini, olayda,idarenin kusuru bulunduğunu, nitekim motorlu araçların tescilişlemlerine ilişkin usuli esasların Karayolları TrafikYönetmeliğinin ikinci bölümünde belirlendiğini; Yönetmeliğin36. maddesi gereğince, araçların satış vedevirlerinin geçerli şekilde yapılabilmesi için noterdeyapılmasının gerektiğini; 37. maddesinde Tescil işleminindüzenlendiğini; buna göre; noterde yapılansatışın bildiriminden itibaren bir ay içinde yeni malikadına tescil belgesinin ilgili trafik kuruluşu tarafındandüzenlenmesinin gerektiğini, anılan aracın tescil belgesinindüzenlendiğini, tescil tarihinin belgede 10.05.2010 olarakbelirtildiğini, araca dair geçerli bir tescil işlemininbulunduğunu; aracın ülkeye yasal olmayan yollardanithalatının gerçekleştirildiğinin müvekkilitarafından tespit edilmesi olanağının bulunmadığını;buna ilişkin sorumluluğun, tescil işleminigerçekleştiren kuruma ait olduğunu; idareye güvenilerek aracınsatın alındığını; aracın bugünkürayiç bedelinin 181.387,00 TL olarak görüldüğünü;bu konuya benzer bir davada Danıştay On Beşinci Dairesininvermiş olduğu 07.05.2015 tarih ve E.2013/10840, K.2015/2723Sayılı kararının bulunduğunu; aracın elkonulduğu tarihten karar tarihine kadar geçen süredekullanım bedelinin de kusurlu davalı idareden talep edilmesiningerektiğini ifade ederek; fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak kaydı ile; müvekkiline ait aracınrayiç bedeli olan 181.387,00 TL'nin; araca el konulmasınedeniyle günlük 20.0.00TL,den toplam 10.600TL,kullanım bedelinden oluşan maddi tazminatın; emsalgünlük kiralama bedelinin hesaplanarak 04.02.2016 tarihinden karartarihine kadar süre boyunca kiralama emsal bedelinin; yaşanılan elemve ıstırabın bir nebze olsun giderilmesi için 50.000,00TL manevi tazminatın Davalı İdareden alınarakmüvekkiline verilmesi istemiyle İçişleriBakanlığına karşı idari yargı yerinde davaaçmış; İdare Mahkemesi, yargılama devam ederkenGümrük ve Ticaret Bakanlığının da hasımmevkiine alınmasına karar vermiştir. DavalılardanGümrük ve Ticaret Bakanlığının vekili,süresi içinde verdiği savunma dilekçesinde, davanıngörüm ve çözümünde adli yargı yeriningörevli olduğu gerekçesiyle, görev itirazındabulunmuştur. ANKARA 7.İDARE MAHKEMESİ: 12.12.2018 gün ve E:2016/1416 sayı ile,“(…)idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisleuğranıldığı ileri sürülen zararıntazmini istemiyle açılan davanın, idare hukuku ilkelerinegöre görülüp çözümlenmesigerektiğinden, uyuşmazlığınçözümünün idari yargının görevalanında olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle; davalı Gümrük ve TicaretBakanlığının görev itirazınınreddine…” ve Mahkemelerinin görevliliğine kararvermiştir. DavalılardanGümrük ve Ticaret Bakanlığı vekili tarafından,süresi içinde verilen dilekçe ile olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması istemiylebaşvuruda bulunulması üzerine dilekçe, dava dosyasıile birlikte Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı’na gönderilmiştir. YARGITAYCUMHURİYET BAŞSAVCISI: "(…) Bilindiği gibi,Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem veişlemlerine karşı yargı yolunun açıkolduğu, aynı maddenin son fıkrasında ise idarenin kendieylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu kuralına yer verilmiş; 129/5.maddesinde, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerinikullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminatdavalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunungösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idarealeyhine açılabileceğine işaret edilmiş; 657sayılı Devlet Memurları Kanununun 13. maddesinde de,kişilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarakuğradıkları zararlardan dolayı, bu görevleri yerinegetiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine davaaçacakları ve kurumun genel hükümlere göre sorumlupersonele rücu hakkının saklı olduğu hükmebağlanmıştır. 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun“İdari Dava Türleri ve İdari Yargı YetkisininSınırı” kenar başlıklı 2. maddesinde, idaridava türleri: a) İdari işlemler hakkında yetki, şekil,sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları, b)İdari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yoluöngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerindendoğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birininyürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklarailişkin davalar olarak sayılmıştır. Öteyandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun “EmniyetGenel Müdürlüğünün, merkez, bölge, il veilçe trafik kuruluşları, görev ve yetkileri'başlıklı 5. maddesinin ‘kuruluş’başlıklı (a) alt bendinde, araçlara vesürücülere ilişkin işlemleri yapmak, plaka vebelgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleri yürütmeküzere her ilde ve gerekli görülen ilçelerde tescilşube veya büroları kurulacağı belirtilmiş;aynı maddenin ‘görev ve yetkiler' alt başlıklı(b) bendinin 7. fıkrasında “Araçların tescilişlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek”, 8.fıkrasında “Ülke çapındataşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak,bunlara ilişkin teknik ve hukukî değişiklikleriişlemek, işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak vedeğerlendirmek görevleri, oluşturulacak bu şube vebürolara bırakılmıştır. 2918sayılı Kanunun “Araçların satış, devir vetescili ile bu işlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk’’’başlıklı 20. maddesinde, ülkeye gümrükkanalı ile giriş yapan araçların ilk tescilişlemlerinin, araç sahiplerinin gümrüktengeçişi yapılan araçların tescili içingümrükten çekme tarihinden itibaren üç ayiçinde tescili için; ilgili trafik tescil kuruluşuna veyaEmniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceğikamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuktüzel kişilerine başvurmaları gerektiği, busırada araçların giriş işlemlerini yapangümrük idarelerinin bu durumu 15 gün içinde araçsahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşuna bildirmekleyükümlü oldukları, tescil edilmişaraçların her çeşit satış ve devirlerinin,satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlutaşıtlar vergisinin, gecikme faizinin, gecikme zammının,vergi cezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıtüzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcıherhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibiadına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescilkayıtları esas alınarak noterler tarafındanyapılacağı ve araç satın alıp, bu maddeninbirinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendineuymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafı hükümlerinegöre bir ay içerisinde tescil belgesi almayan alıcılara130,00 TL, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlere ise her birişlem için 1.000,00 TL idari para cezası verileceği vetescil yapılmadan trafiğe çıkarılanaraçların tescil yapılıncaya kadar trafikten menedileceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun“Belge ve plaka vermeye yetkili kuruluşlar”başlıklı 22. maddesinde ise, 1. fıkrada bentler halindesayılan istisnalar haricinde kalan araçlara ilişkin tescileyönelik işlemlerin Emniyet Genel Müdürlüğüveya bağlı trafik tescil kuruluşlarıncayapılacağı, Emniyet GenelMüdürlüğünün ilk tescili yapılacakaraçların tesciline esas teşkil edecek işlemlerielektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluyla yapacağıdüzenlenmiştir. Budüzenlemeler kapsamında dava konusu olay elealındığında, davaya konu ve ilk kez kaydıyapılacak aracın, kaçak yollarla ülkeye sokulduğu,trafiğe tescili için gerekli işlemlerin 2918 sayılıKanunun 5, 20, 22 ve bu kanunun uygulanmasına yönelikKarayolları Trafik Yönetmeliğinin 29, 30 ve 31. maddelerineaykırı şekilde yapıldığı, emniyet vegümrük görevlilerinin hukuka aykırı işlemlerinedeni ile hukuka aykırı şekilde trafiğe tescil edilen davakonusu araca kaçakçılıkla mücadele kapsamındabaşlatılan soruşturma sırasında el konulduğu,söz konusu aracı alan davacının bu nedenle maddi zararauğradığını iddia ederek zararını olaydakusuru bulunan davalı idareden tazmin etmek için eldeki davayıaçtığı anlaşılmıştır. Buaçıklamalar ışığında, kanunun veyönetmeliğin emredici hükümlerine aykırışekilde gerçekleştirilen işlemler nedeni ileuğranıldığı ileri sürülen zararıntazmini istemi ile açılan davada, yine aynı kanunungöreve ilişkin düzenlemesinin dikkate alınması vegörevli yargı yerinin bu kapsamda belirlenmesi gerekmektedir. Bilindiğigibi, 2918 sayılı Kanunun 6099 sayılı Kanunun 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde, “İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır./... ” denilmek sureti ile 2918 sayılı Kanununuygulanmasından kaynaklanan zararların tazmini istemi ileaçılacak sorumluluk davalarında adli yargı yerleriningörevli olacağı açıkça belirtilmiştir. Her ne kadar,dava konusu olayda davacının zararına sebebiyet veren eylemler,Gümrük Müdürlüğünde görevli memurlartarafından araç ithalat ve tescil işlemlerinin hukukaaykırı şekilde gerçekleştirilmesi sebebiyle, kamugörevlilerinin kusurundan kaynaklanan ve idari hizmetin kötüişlemesi kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte eylemler isede, davaya konu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanunun5, 20, 22 ve bu kanunun uygulanmasına yönelik Karayolları TrafikYönetmeliğinin 29, 30 ve 31. maddelerinde düzenlenenaraçların tesciline ilişkin hükümlereaykırı hareket edilmesinden kaynaklandığı, 2918sayılı Kanunun 110. maddesinde de, madde ayrımıyapılmaksızın 2918 sayılı Kanundan kaynaklanansorumluluk davalarının adli yargı yerindeçözümleneceğinin açıkçabelirtildiği; bu düzenlemenin, genel idare esaslarınailişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğerkanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenle kamugörevlilerinin eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konuuyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğisonucuna varılmıştır. UyuşmazlıkMahkemesinin 02/03/2015 tarihli ve E.2014/834, K.2015/79 sayılı;15/02/2016 tarihli ve E.2015/926, K.2016/50 sayılı; 15/02/2016tarihli ve E.-K.2016/29-65 sayılı kararlarında da "2918sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğegiren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilenkararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin 2918sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanan sorumlulukdavalarını kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun uygulanmasındandoğan sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevli olduğu"denilmek suretiyle bu tür davaların görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu vurgulanmıştır. Yukarıdakiaçıklamalara göre, somut olaya ilişkin davanın daözel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerindegörülmesi gerektiği düşünülmektedir. KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle 2247 sayılı Kanunun 10ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına,dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınagönderilmesine…” karar vermiştir. Başkanlıkça,2247 sayılı Yasanın 13. maddesine göre DanıştayBaşsavcısı’nın da yazılıdüşüncesi istenilmiştir. DANIŞTAYBAŞSAVCISI: "(…) Olayda, davacının satın aldığıaraca yurt dışından kaçak olarak ithal edilmişolması nedeniyle Mahkeme kararı ile el konulmasındagümrük denetimleri yetersiz kalan davalı idarenin kusurluolduğu ileri sürülerek uğranılan zararakarşılık maddi ve manevi olmak üzere toplan 241.987,00 TL'nınyasal faizi ile birlikte tazminat olarak ödenmesi istemiyle idariyargı yerinde açılan davada; kamu hizmetiniyürütmekle yükümlü kılınan davalıidarenin, kamu hizmetini yöntemine ve hukuk kurallarına uygun olarakyürütüp yürütmediğinin, dolayısıyla hukukisorumluluğunun bulunup bulunmadığının belirlenmesigerekmektedir Bu durumda,davalı idarenin hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin hukukisorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısaldenetimi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun2'inci maddesi uyarınca idari yargı yerlerine ait olduğundan,davanın İdari Yargı yerinde görülmesi gerektiğisonucuna varılmıştır. Öteyandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun11.01.2011 tarih ve 6099 sayılı Kanun’un 14. maddesi iledeğişik “Görevli ve Yetkili Mahkeme”başlıklı 110. maddesinin 1. fıkrasında“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır” hükmü yer almaktadır. AnılanYasa kuralında, bu Kanundan doğan sorumluluk davalarınıngörüm ve çözümünün adli yargıdüzenine ait olduğu belirtildiğinden, hangi sorumlulukdavalarının 2918 sayılı Kanun’dankaynaklandığı sorusunun cevabı görevli yargıyerinin tesbiti bakımından önem arz etmekte olup; sözkonusu Yasa hükmünde geçen ve adli yargıdagörülmesi gereken sorumluluk davalarının, 2918Sayılı Yasa'nın 85. maddesinde düzenlenen motorluaraçların işletilmesi nedeniyle verilen zararlardandolayı araç işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkindavalar olduğu sonucuna varılmıştır. Uyuşmazlıkkonusu olayda, davalı Ticaret Bakanlığı’nın yasaile kendisine verilmiş bulunan görevleri gereği gibi yerinegetirmediği ileri sürülmekte olup; görevin hiç veyagereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir.İdare’nin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı,İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesigereğince idare’ye karşı idari yargı yerinde tamyargı davası açılması gerekir. SONUÇ :Açıklanan nedenle, 2247 sayılı Yasanın 13. maddesiuyarınca yapılan başvurunun reddigerektiği…” yolunda yazılıdüşünce vermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve AhmetARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 30.9.2019günlü toplantısında: I-İLKİNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, DavalılardanGümrük ve Ticaret Bakanlığı vekilinin, anılanYasa'nın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygunolarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunmasıüzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca, 10. maddedeöngörülen biçimde, anılan İdareyönünden olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır.Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığındangörev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın ise davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacının, 2010 yılındasatın alarak 06 UC 315 plaka numarasıyla tescil ettirdiğiaracın usulsüz olarak yurda sokulduğununanlaşılması ve araca el konulması olayında;aracın yurda girerken bu usulsüzlüğü fark etmeyerek,aracın yurt içinde el değiştirmesine sebep olan idareninhizmet kusurunun bulunduğu iddia edilerek, uğranılan maddi vemanevi zararların tazmini istemiyleaçılmıştır. 2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu’nun “Emniyet GenelMüdürlüğünün, merkez, bölge, il veilçe trafik kuruluşları, görev ve yetkileri”başlıklı 5. Maddesinin ‘kuruluş’başlıklı (a) alt bendinde; “(Değişik: 17/10/1996- 4199/3 md.) Bu Kanunla, Emniyet Genel Müdürlüğüne verilengörevler, Emniyet Genel Müdürlüğünebağlı olarak kurulan Trafik HizmetleriBaşkanlığınca yürütülür. TrafikHizmetleri Başkanlığı, Emniyet Genel MüdürYardımcısı tarafından yürütülür.Emniyet Genel Müdürlüğünün merkez bölge, ilve ilçe trafik zabıta kuruluşları Trafik HizmetleriBaşkanlığına bağlı olarakçalışır. Araçlara ve sürücülereait işlemleri yapmak, plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelikhizmetleri yürütmek üzere her ilde ve gerekli görülenilçelerde tescil şube veya büroları kurulur. Tescil şube veya bürolarındaemniyet hizmetleri sınıfı personelinden ayrı olarakteşkilat ve kadrolarında gösterilen sayıda genel idare veteknik hizmetler sınıfında personel ile sözleşmelipersonel çalıştırılabilir.” denilmek suretiile araçlara ve sürücülere ilişkinişlemleri yapmak, plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelikhizmetleri yürütmek üzere her ilde ve gerekli görülenilçelerde tescil şube veya büroları kurulacağıbelirtilmiş; Aynı maddenin ‘ görev veyetkiler ‘ alt başlıklı b bendinin 7. fıkrasında“Araçların tescil işlemlerini yaparak belge veplakalarını vermek”, 8. fıkrasında “(Değişik: 25/6/2010-6001/35 md.) Ülke çapındataşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak,bunlara ilişkin teknik ve hukukî değişiklikleriişlemek, işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak vedeğerlendirmek” görevleri oluşturulacak bu şube vebürolara bırakılmıştır. 2918 sayılı Karayolları TrafikKanununun “Araçların satış, devir ve tescili ile buişlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk” başlıklı20.maddesinde, “Tescil süreleri, satışve devirler, noterlerin sorumluluğu ile ilgili esaslarşunlardır: a) Araç sahipleri, 1. (Değişik: 13/2/2011-6111/55 md.)Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan araçlarınsatın alma veya gümrükten çekme tarihinden itibarenüç ay içinde tescili için; bunların hurdadurumuna gelmesi hâlinde ise bir ay içinde tescilin silinmesiiçin ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet GenelMüdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veyakuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzelkişilerine başvurmak, 2. (Değişik: 2/4/1998 - 4358/3 md.)Tescilin yapılması veya silinmesi için vergi kimlik numarasıile yönetmelikte belirtilen bilgi ve belgeleri sağlamak, Zorundadırlar. b) Araçların girişişlemlerini yapan gümrük idareleri bu durumu 15gün içinde araç sahiplerinin beyan ettikleri tescilkuruluşuna bildirmekle yükümlüdürler. c) Tescil belgesi, aracınbaşkasına satış veya devrine, hurdayaçıkarılmasına veya araçta, yönetmeliktebelirtilen niteliklerin değişmesine kadar geçerlisayılır. d) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.)Tescil edilmiş araçların her çeşitsatış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtandolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikmezammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıtüzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcıherhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araçsahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescilkayıtları esas alınarak noterler tarafındanyapılır. Noterler tarafından yapılmayan herçeşit satış ve devirler geçersizdir. Satış ve devir işlemi, sicilineişlenmek üzere üç işgünü içerisindeilgili trafik tescil kuruluşu ile vergi dairesine bildirilir. Bubildirimle birlikte alıcı adına trafik tescil işlemigerçekleşmiş sayılır. Satış ve devirtarihi itibariyle, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar VergisiKanunu hükümleri uyarınca eski malikin vergi mükellefiyetisona erer, yeni malikin vergi mükellefiyeti başlar. Yapılan satış ve devirişlemi üzerine noterler tarafından yeni malik adına bir aysüreyle geçerli tescile ilişkin geçici belgedüzenlenir. 197 sayılı Kanunun 13 üncümaddesinde yer alan sorumluluk hükümleri saklı kalmakkaydıyla, anılan maddede ve bu bentte yer alan isteme ve bildirmelerielektronik ortamda yaptırmaya ve bu konuda yükümlülükgetirmeye, elektronik bildirmelere ilişkin usul ve esaslarıbelirlemeye Gelir İdaresi Başkanlığı ve Emniyet GenelMüdürlüğü yetkili olup, bu kurumlar satış,devir ve tescile ilişkin işlemlerin gerçekleştirilmesiiçin gerekli elektronik veri akışını sağlarlar.Satış ve devir işlemlerini yapanlar, bu işlemlersırasında edindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirdeTürk Ceza Kanununun 239 uncu maddesi uyarıncacezalandırılırlar. Satış ve devir işlemlerininbildiriminden itibaren bir aylık süre içerisinde ilgili trafiktescil kuruluşu veya Emniyet GenelMüdürlüğünün uygun gördüğükamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malik adınatescil belgesi düzenlenerek elden veya postaaracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesinin bir ayiçerisinde teslim edilememesi halinde yeni malike sorumlulukyüklenemez. Bu bentte düzenlenen satış vedevir işlemleri her türlü harçtan, bu işlemlereilişkin düzenlenen kâğıtlar damga vergisi vedeğerli kâğıt bedellerinden istisnadır. Trafik tescilkuruluşunda yeni malik adına yapılacak tescil nedeniyle düzenlenmesigereken değerli kâğıtların bedelleri, satışve devir esnasında noterler tarafından tahsil edilir ve 1512sayılı Noterlik Kanununun 119 uncu maddesi uyarınca beyanedilerek ödenir. Bu bentte yer alan işlemler sebebiyle noterlereherhangi bir pay veya aidat ödenmez. 1512 sayılı Kanunun 112 nci maddesiuyarınca belirlenen ücret uygulanmaksızın satışve devre ilişkin her türlü işlemkarşılığında toplam 20 Türk Lirası maktu ücretalınır. Söz konusu ücret, her takvim yılıbaşından geçerli olmak üzere önceki yıldauygulanan ücret tutarının o yıl için 213sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilan olunan yenidendeğerleme oranında artırılması suretiylehesaplanır. Haciz, müsadere, zapt, buluntu, trafiktenmen gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesimüdürlükleri, milli emlak müdürlükleri ilediğer yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafındansatışı yapılan araçların satıştutanağının bir örneği aracın kayıtlıolduğu trafik tescil kuruluşlarına üçişgünü içerisinde gönderilir. Aracı satınalanlar gerekli bilgi ve belgeleri sağlayarak ilgili trafik tescilkuruluşundan bir ay içerisinde adlarına tescil belgesi almakzorundadırlar. Alıcıların tescil belgesi almak içinsüresinde başvurmamaları halinde bu araçlarıalıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeyeEmniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir. Bu bendin uygulanmasına ilişkin usulve esasları belirlemeye İçişleri ve MaliyeBakanlıkları yetkilidir. e) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.)Araç satın alıp, bu maddenin birinci fıkrasının(a) bendinin (1) numaralı alt bendine uymayanlar ile (d) bendininsekizinci paragrafı hükümlerine göre bir ayiçerisinde tescil belgesi almayan alıcılara 130 TürkLirası, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlere ise her birişlem için 1.000 Türk Lirası idari para cezasıverilir. Tescil yapılmadan trafiğeçıkarılan araçlar, tescil yapılıncayakadar trafikten men edilir.” denilmek sureti ile,ülkeye gümrük kanalı ile girişyapan araçların ilk tescil işlemlerinin araçsahiplerinin gümrükten geçişiyapılan araçların tescili için gümrüktençekme tarihinden itibaren üç ay içinde tesciliiçin; ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet GenelMüdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veyakuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzelkişilerine başvurmaları gerektiği, busırada araçların giriş işlemleriniyapan gümrük idarelerinin bu durumu 15 güniçinde araç sahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşunabildirmekle yükümlü oldukları, tesciledilmiş araçların her çeşit satışve devirlerinin, satış ve devri yapılacak araçtandolayı motorlu taşıtlar vergisinin, gecikme faizinin, gecikmezammının, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıtüzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangibir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibiadına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescilkayıtları esas alınarak noterler tarafındanyapılacağı ve araç satın alıp, bu maddeninbirinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendineuymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafı hükümlerinegöre bir ay içerisinde tescil belgesi almayan alıcılara130 Türk Lirası, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlereise her bir işlem için 1.000 Türk Lirası idari paracezası verileceği ve tescil yapılmadan trafiğeçıkarılan araçların tescilyapılıncaya kadar trafikten men edileceği hükmebağlanmıştır. Aynı Kanunun “Belge ve plakavermeye yetkili kuruluşlar:” başlıklı 22. maddesinde; “(Değişik: 18/1/1985 - KHK 245/8 md.; Aynen kabul:28/3/1985 - 3176/8 md.) Yönetmelikte gösterilen esaslaragöre: a) Askeri maksatlarla kullanılan TürkSilahlı Kuvvetlerine ait bütün araçlar ileçeşitli anlaşmalara göre askeri amaçla yurdumuzdabulunan kuruluşlara ait araçların tescilleri TürkSilahlı Kuvvetlerince, b) Raylı sistemleçalışan araçların tescilleri,kullanıldığı yerlere göre ait olduğu kuruluşlarca, c) İş makinesitüründen araçların tescilleri; 1. Kamu kuruluşlarına ait olanlarilgili kuruluşlarınca, 2. (Değişik: 17/10/1996 - 4199/10md.) Özel veya tüzelkişilere ait olanlardan; tarımkesiminde kullanılanlar ziraat odalarınca, tarım kesimindekullanılanların dışında kalan ve sanayi,bayındırlık ve diğer kesimlerde kullanılanlarıntescilleri, üyesi oldukları ticaret, sanayi veya ticaret ve sanayiodalarınca, d) Tarım kesiminde kullanılanlarhariç, İl Trafik Komisyonlarından karar alınmakşartı ile motorsuz taşıtlardan gerekligörülenlerin tescilleri belediyelerce, e) (Mülga: 13/2/2011-6111/57 md.) Yapılır, belge ve plakalarıverilir. (Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Birincifıkrada sayılanlar dışında kalanbütün araçların tescilleri, araca ait belgelerindüzenlenmesi, kişiselleştirilmesi, kişiselleştirilenbelgelerin basımı ve ilgililerine elden veya postaaracılığı ile teslimi işlemleri Emniyet GenelMüdürlüğü veya bağlı trafik tescilkuruluşlarınca yapılır. Emniyet GenelMüdürlüğü; ilk tesciliyapılacak araçların tesciline esas teşkil edecekişlemleri elektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluyla yapmaküzere, elektronik ortamda oluşturduğu bir ay süre ilegeçerli tescile ilişkin geçici belgeyi basmak ve araçsahibine vermek üzere kamu kurum veya kuruluşları ilegerçek veya özel hukuk tüzel kişileriniyetkilendirebilir. Yetkilendirilen bu gerçek veya özel hukuktüzel kişileri, yapacakları işlemleri aralarındadüzenleyecekleri protokol çerçevesinde başkagerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine de yaptırabilirler.Araca ait kişiselleştirilen belgelerin basımı veilgililerine elden veya posta yoluyla teslimi, Emniyet GenelMüdürlüğü tarafından belirlenen kamu kurum veyakuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerine deyaptırılabilir. Bu işlemlerin yapılmasına dair usul veesaslar yönetmelikte belirlenir. (Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Tescilbelgesinin bir ay içinde teslim edilememesi hâlinde, bunailişkin olarak araç sahibine sorumluluk yüklenemez. (Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Genelhükümlerden kaynaklanan sorumlulukları saklı kalmaküzere, ikinci fıkra hükmüne göre yetkilendirilmişgerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine, belirlenen usulve esaslara aykırı hareket etmeleri halinde tespitinyapıldığı yerin mülki amiri veya bu konu ile ilgiliolarak yetkilendireceği trafik tescil birim amiri tarafından on binTürk Lirası idarî para cezası verilir. (Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Tescileilişkin geçici belge, 5237 sayılı Türk CezaKanununun uygulanmasında resmî belge sayılır”denilmek sureti 1. fıkrada bentler halinde sayılan istisnalarharicinde kalan araçlara ilişkin tescile yönelikişlemlerin Emniyet Genel Müdürlüğü veyabağlı trafik tescil kuruluşlarınca yapılacağı,Emniyet Genel Müdürlüğünün ilk tesciliyapılacak araçların tesciline esas teşkil edecekişlemleri elektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluylayapacağı düzenlenmiştir. Davanınaçıldığı tarihte yürürlükte bulunan01.05.2010 gün ve 27568 sayılı Resmi Gazetede yayınlananyönetmelikle değişik 18.07.1997 tarih ve 23053 sayılıResmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girenKarayolları Trafik Yönetmeliği’nin “YeniKayıt” başlıklı 31. maddesinde; İlk defa tesciliyapılacak araçların tescil işlemi, sahiplerininNüfus ve Vatandaşlık İşleri GenelMüdürlüğü Adres Kayıt Sisteminde belirtilenyerleşim yerinin bulunduğu yerdeki trafik tescil şube veyabürosunda yapılır. Kamu kurum veya kuruluşlarıncafinansal kiralama yoluyla kiralanan ve ilk defa tesciliyapılacak araçlar, kiracının bulunduğu yerintrafik tescil kuruluşunda da tescil ettirilebilir. Araçların ilk tescilleri,araç sahiplerinin, kanuni temsilcilerinin, vekillerinin veya kamu kurumveya kuruluşları ile tüzel kişiliklerce yetkilendirilenkişilerin ibrazı mecburi belgeleri göstererek üzerindekibilgiler tam, okunaklı, örneğine uygun olarak doldurulmuş,bu Yönetmeliğin ekinde yer alan "Araç Trafik TescilMüracaat ve İşlem Formu” (Ek-1)’nu veya işlemiyapan trafik tescil kuruluşunca elektronik ortamda düzenlenen“Araç Tescil İşlem Formu” (Ek-43/A,Ek-43/B)’nu trafik tescil şube veya bürolarında yetkilimemurun önünde imzalaması suretiyle yapılır. Trafik tescil kuruluşlarınamüracaat sırasında sahiplik belgesi, uygunluk belgesi, zorunlumali sorumluluk sigortası poliçesi ile özel tüketimvergisi ödeme belgesinin aslının ibraz edilmesi zorunludur. Ancak,bu belgelere ait bilgilerin trafik tescil kuruluşlarınca, ilgili kamukurum veya kuruluşları ile gerçek veya diğer tüzel kişilerinden elektronik sistemle alınabilmesi halinde,ibraz zorunluluğu aranmaz. Araç sahibince beyan edilen bilgilerdenaraca ait olanlar ibraz edilen belgelerle, kişiye ait olanlar isenüfus hüviyet cüzdanı ve Nüfus veVatandaşlık İşleri Genel MüdürlüğüMerkezi Nüfus İdaresi Sistemi kayıtlarındankarşılaştırılarak yetkili memurca tasdik edilir. Araca ait ibraz edilen belgelere "...............plakaya tescil yapılmıştır" kaşesi vurulur ve bubelgeler muhafaza edilmek üzere araç sahibine iade edilir. Yaşı itibariyle Araç Muayeneİstasyonlarının Açılması, İşletilmesive Araç Muayenesi Hakkında Yönetmelikte belirtilen ilk muayenesüresini geçirmiş araçların muayenesininyaptırılması zorunludur. Araç Tescil Belgesi ile MotorluAraç Trafik Belgesi araç sahibine veya kanuni vekiline veya kamukurum veya kuruluşları ile tüzel kişiliklerceyetkilendirilen kişiye elden teslim edilir. Araç Tescil Belgesinin Emniyet GenelMüdürlüğünce elektronik sistemle gönderilenbilgiler esas alınarak Darphane ve Damga Matbaası GenelMüdürlüğünce düzenlenmesi halinde, belge gerçekkişiler için araç sahibinin Nüfus veVatandaşlık İşleri Genel MüdürlüğüAdres Kayıt Sisteminde belirtilen yerleşim yeri adresine, tüzelkişiler için ticaret sicil gazetesi, tüzük veyadiğer resmi kayıt belgelerinde belirtilen adreslerine postaaracılığı ile teslim edilir. Yabancılar içinise belgelerin gönderileceği adrese ilişkin hususlar EmniyetGenel Müdürlüğünce belirlenir ve Darphane ve DamgaMatbaası Genel Müdürlüğüne bildirilir. Araca ve tesciline dair bilgiler Emniyet GenelMüdürlüğünce elektronik ortamda tutulur. Ayrıca,tescile dair müracaat formları (Ek-1, Ek-43/A, Ek-43/B) ve gereklidiğer belgelerin saklanacağı dosya oluşturularak, tescilplaka numarasına göre arşivlenir. Tesciliyapılan araçların tescille birlikte aynı andatrafikten çekilmesi talebinde bulunulması halinde, öncelikletescil işlemi yapılır, ancak motorlu araç trafik belgesidüzenlenmez ve tescil plakası bastırılmaz. Tescilişlemini takiben 41 inci madde hükümleri doğrultusundatrafikten çekme işlemi yapılır.” denilmek sureti ile,ilk kaydı yapılacak araçlara ilişkin usuliprosedür ayrıca düzenlenmiş, bu maddede de tescilişlemlerinin 2918 sayılı Kanun’un 5. Maddesigereğince oluşturulacak trafik tescil şube ve bürolarıaracılığıyla gerçekleştirileceği bir kezdaha ortaya konulmuştur. Olayda, İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığının talebine, Gümrük veTicaret Bakanlığı Müfettişlerin tarafındandüzenlenen Soruşturma Raporuna göre, eski olmalarınarağmen bir kısım araçların yeni vekullanılmamış olarak mevzuata aykırı şekildeTürkiye’ye ithal edildiğinin ortayaçıkarıldığı, 2007 yılında birşirket vasıtasıyla yapılan ithalat işleminden sonra, davacının,27/03/2010 tarihinde satın alarak 06 UC 315 plaka numarasıyla tescilettirdiği 2008 Model BMW X5 3.Od marka aracı hakkında el koymakararı bulunduğunun anlaşılması üzerine, sözkonusu aracı 09/12/2015 tarihinde Ankara İl EmniyetMüdürlüğüne teslim ettiği, el koymaişleminin Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 27/11/2015 tarihlive 2015/4661 Değişik İş sayılı kararıüzerine gerçekleştirildiği; davacınınvekili tarafından; aracın yurda sokulmasısırasında bu usulsüzlüğü fark edip el koymayarak,aracın yurt içinde el değiştirmesine sebep olan idareninhizmet kusurundan dolayı müvekkilinin uğradığınıileri sürdüğü toplam 191.987,00 TL maddi, 50.000,00 TLmanevi zararın tazmini istemi ile bakılan davanınaçıldığı anlaşılmıştır. Bu açıklamalarışığında, mevzuatın emredicihükümlerine aykırı şekildegerçekleştirilen işlemler nedeni ileuğranıldığı ileri sürülen zararıntazmini istemi ile açılan davada, bu konuyu düzenleyen 2918sayılı Kanunun göreve ilişkin düzenlemesinin dikkatealınması ve görevli yargı yerinin bu kapsamda belirlenmesigerekmektedir. Nitekim 2918 sayılı Yasanın19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde “…bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür” Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesininbirinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü,yürürlüğe girdiği tarihten önce idariyargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmeksureti ile 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındankaynaklanan zararların tazmini istemi ile açılacak sorumlulukdavalarında adli yargı yerlerinin görevli olacağıayrıca ve açıkça belirtilmiştir. 2918 sayılı Kanunun 110 uncumaddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.AsliyeHukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itirazbaşvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırıgörmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir:“… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimikararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişimeparalel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların,özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışmabulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusuolmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyirçizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamuayırımı yapılmasını gerektiren bir neden deyoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralAnayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırıdeğildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any. Mah.nin26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G.27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın 158 inci maddesinin sonfıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ileAnayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin 2918 sayılıKanun’un uygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarınıkapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları,şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları vebunların görev yetki ve sorumlulukları ileçalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındandoğan sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar, dava konusu olaydadavacının zararına sebebiyet veren eylemler, davadışı kişilerin hileli işlemleri ile idareyanıltılarak ülkeye sokulduktan sonra, trafiğe tescilleriiçin gerekli işlemlerin hukuka aykırı şekildegerçekleştirilmesi sebebiyle, idareçalışanlarının kusurundan kaynaklanan ve idarihizmetin kötü işlemesi kapsamındadeğerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de; davaya konuzarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanun’un vebu kanunun uygulanmasına yönelik Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin araçlarıntesciline ilişkin hükümlerine aykırı hareketedilmesinden kaynaklandığı, 2918 sayılı Kanun’un110. maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarınınadli yargı yerinde çözümleneceğininaçıkça belirtildiği; bu düzenlemenin, genel idareesaslarına ilişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyendiğer kanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenleidare ajanlarının eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konuuyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğikanaatine ulaşılmıştır. Ayrıca davaya konu araca ilişkinolarak hukuka aykırı olarak gümrük kabul vetrafik tescil işlemlerinin ilk olarak gerçekleştirildiği2007 yılında 2918 sayılı Kanun’un 110.maddesiyürürlükte değil ise de; görev kuralları kamudüzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflariçin bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişede etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir. Açıklanannedenlerle davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğuna, bu nedenle, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı’nın başvurusunun kabulü ile Ankara7. İdare Mahkemesince verilen 12.12.2018 gün ve E:2016/1416sayılı görevlilik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nınBAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Ankara 7. İdare Mahkemesince verilen12.12.2018 gün ve E:2016/1416 sayılı GÖREVLİLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 30.9.2019 gününde Üyelerden AydemirTUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın KARŞI OYLARI ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Birol DURSUN BOZER AKSU SONER Üye Üye Üye Aydemir Nurdane Ahmet TUNÇ TOPUZ ARSLAN KARŞI OY UyuşmazlıkMahkemesinin 15/02/2016 gün, E:2015/926, K:2016/50 sayılıkararındaki karşı oy gerekçesinde belirtildiği gibi;"Uyuşmazlık, davacıya ait araca, gümrükmevzuatına aykırı olarak yurda sokulduğundan bahisleemniyet yetkililerince el konulması üzerineuğranıldığı ileri sürülen maddi zararınyasal faizi ile birlikte tazmini isteminden doğmuştur. Adli veİdari yargı yerlerince verilen görevsizlik kararlarınedeniyle oluşan olumsuz görev uyuşmazlığıüzerine sayın çoğunluk görüşüdoğrultusunda “Uyuşmazlığınçözümünün 2918 sayılı yasanın 110.maddesi gereğince adli yargının görev alanındabulunduğu” gerekçesiyle adli yargının görevliolduğuna karar verilmiştir. 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110. maddesine 6099sayılı Kanunla eklenen 1. fıkra ile "İşleteniveya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır."hükmü getirilmiştir. Eldekiuyuşmazlık ise anılan yasa hükmü kapsamındakalmamaktadır. Zira, 2918sayılı Kanunun 85. maddesinde açıkçabelirtildiği üzere yasa motorlu araçlarınişletilmesinden doğan zararlar nedeniyle araç işletenininhukuki sorumluluğunu düzenlemektedir. Oysa ki somutuyuşmazlıkta davacı, noter yoluyla satınaldığı araca gümrük mevzuatına aykırıolarak yurda sokulduğundan bahisle emniyet yetkililerince elkonulduğunu ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi sebebiyleuğradığı zararda davalı idarenin hizmet kusurubulunduğunu ileri sürmektedir. Anayasanın125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu belirtildiktensonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmıştır. İdarekural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellikbağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup;idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukukukuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmetkusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiçişlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazminyükümlülüğünün doğmasına yolaçmaktadır. Davalı kamu tüzel kişiliği olup; kural olarak, işlem ve eylemleriidari nitelik taşır. Somut olayda, bu davalının yasa ilekendilerine verilmiş bulunan görevleri gereği gibi yerinegetirmedikleri ileri sürülmüştür. Görevinhiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuruniteliğindedir. İdare’nin hizmet kusurundan doğanzararlardan dolayı, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun2/1-b maddesi gereğince İdare’ye karşı idariyargı yerinde tam yargı davası açılmasıgerekir. Trafik tescilve büro amirliği tarafından araç tesciline ilişkinolarak yapılan işlemlerin idari nitelikte olup hiçyapılmaması, geç yapılması ya da gereği gibiyapılıp yapılmadığı hususunun idari yargıyerinin denetimine tabi bulunmasına göre 2577 sayılıİ.Y.U.K 2/1- b maddesinde sayılan dava çeşitlerinden olaneldeki tam yargı davasında uyuşmazlığınçözümünde idari yargı görevlidir. Bugerekçelerle uyuşmazlıkta Adli Yargıyı görevlikabul eden sayın çoğunluğun görüşünekatılmıyoruz.30.9.2019 Üye Üye Üye Aydemir Nurdane Ahmet TUNÇ TOPUZ ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy