T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019 / 231
KARAR NO : 2019 / 424
KARAR TR : 8.7.2019
ÖZET : Davacının satın alarak tescil ettirmiş olduğu araç hakkında, hırsızlık ihbarı olduğundan bahisle emniyet görevlilerince el konulmasında; gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek trafik tescil işlemlerini usulsüz olarak yapan davalı idarenin kusurlu olduğu ileri sürülerek maddi zararın tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı :K.l K. Vekili :Av. C.A. Davalı : Van Valiliği Vekili : Av. B. D. O L A Y :Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin 05.09.2017tarihinde M. T.'den Van 5. Noterliğince düzenlenen satışsözleşmesi ile 33 ... 26 plakalı aracı satınaldığını; 02.11.2017 tarihinde Van Asayiş ŞubeMüdürlüğü Hırsızlık BüroAmirliğince yapılan kontrolde, hırsızlık ihbarıolduğundan bahisle araca el konulduğunu; düzenlenen iddianameninardından Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/200 Esassayılı dosyası ile davaaçıldığını; İçişleriBakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünce29.4.2004 tarih ve 4813-85744 sayı ile bütün il emniyetmüdürlüklerine gönderilen ve yine MaliyeBakanlığına gönderilen yazılarda, tescil içintrafik tescil büro amirliklerine ibraz edilen trafikşahadetnamelerinin veya faturalarının tescil işlemelerindenönce satışı yapan bölgemüdürlüklerinden sahte olup olmadıklarının teyitettirilmesi gerektiğinin duyurulduğunu; buna uyulmaması durumundaidarenin hizmet kusurunun ortaya çıkacağını; müvekkilininaracı satın alırken idarenin tuttuğu kayıtlaragüvendiğini, aracı satın alırken sicilkayıtlarını araştırdığını, herhangibir usulsüzlük olmadığına karar verdiği anda daaracı satın aldığını; İdarenin, kayıtlarındüzenli tutulması, taşıtların model, motor veşasi numaraları ile tescili istenen aracınkarşılaştırılması ve bunun yanında sunulanbelgelerin doğruluğunun araştırılmasından sorumluolduğunu; Danıştay 15.Dairesince verilen kararlarda bu hususunvurgulandığını; davalı idarece tescil işlemininkusurlu olarak işletilmiş olması nedeniyle müvekkilininuğramış olduğu zararın tazminin gerektiğini;araçların trafik tesciline kaydedilmesinden sonra usulüneuygun olarak aracı alan kişi bunu sicil kayıtlarınagüvenerek almışsa, daha sonra araçta meydana gelen hukukiayıplardan idarenin sorumlu olacağını, dava konusu olaydamüvekkilinin aracı sadece idarenin sicil kayıtlarınagüvenerek mülkiyetine aldığını, araçta çıkan hukuki ayıptan (change) da idareninsorumlu olduğunu ve Anayasanın 125 ve İYUK'un 12 ve 13.maddeleri gereğince oluşan maddi zararıkarşılaması gerektiğini ifade ederek; fazlaya ilişkintalep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik1.000,00 TL maddi zararın, araca el konulma tarihinden itibarenişleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle idari yargıyerinde dava açmıştır. Davalıvekili, süresi içinde verdiği savunma dilekçesinde, davayakonu zarardan doğan sorumluluğun, 2918 sayılıKanun’un ve bu kanunun uygulanmasına ilişkin KarayollarıTrafik Yönetmeliği’nin araçların tescilineilişkin hükümlerine aykırı hareket edilmesindenkaynaklandığı iddiası ile açılan işbu davanıngörüm ve çözümünde adli yargı yeriningörevli olduğu gerekçesiyle, görev itirazındabulunmuştur. VAN 3.İDARE MAHKEMESİ: 19.11.2018 gün ve E:2018/1735 sayı ile,araç tescil hizmetinin bir kamu hizmeti ve kamu hukukuçerçevesinde yapılan idari bir işlem olduğugerekçesiyle görev itirazının reddine ve Mahkemeleriningörevliliğine karar vermiştir. Davalıvekili tarafından, süresi içinde verilen dilekçe ileolumlu görev uyuşmazlığıçıkarılması istemiyle başvuruda bulunulmasıüzerine dilekçe, dava dosyası ile birlikte YargıtayCumhuriyet Başsavcılığı’nagönderilmiştir. YARGITAYCUMHURİYET BAŞSAVCISI: "(…) 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununun “Emniyet GenelMüdürlüğünün, merkez, bölge, il veilçe trafik kuruluşları, görev ve yetkileri”başlıklı 5. maddesinin ‘kuruluş’başlıklı (a) alt bendinde, araçlara vesürücülere ilişkin işlemleri yapmak, plaka vebelgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleri yürütmeküzere her ilde ve gerekli görülen ilçelerde tescilşube veya büroları kurulacağı belirtilmiş;aynı maddenin ‘görev ve yetkiler' alt başlıklı(b) bendinin 7. fıkrasında “Araçların tescilişlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek”, 8.fıkrasında “Ülke çapındataşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak,bunlara ilişkin teknik ve hukukî değişiklikleriişlemek, işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak vedeğerlendirmek’ görevleri, oluşturulacak bu şube vebürolara bırakılmıştır. 2918sayılı Kanunun “Belge ve plaka vermeye yetkilikuruluşlar” başlıklı 22. maddesinde, 1. fıkradabentler halinde sayılan istisnalar haricinde kalan araçlarailişkin tescile yönelik işlemlerin Emniyet Genel Müdürlüğüveya bağlı trafik tescil kuruluşlarıncayapılacağı, Emniyet GenelMüdürlüğünün ilk tescili yapılacakaraçların tesciline esas teşkil edecek işlemlerielektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluyla yapacağıdüzenlenmiştir. Budüzenlemeler kapsamında dava konusu olay elealındığında, Mersin CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından hırsızlıksuçundan yürütülen soruşturma sırasındahakkında el koyma kararı bulunan davaya konu aracın tescilişlemlerinin 2918 sayılı Kanun hükümlerineaykırı şekilde yapıldığı, emniyetgörevlilerinin hukuka aykırı işlemleri nedeni ile hukukaaykırı şekilde trafiğe tescil edilen dava konusu araca birsoruşturma sırasında el konulduğu, söz konusuaracı alan davacının bu nedenle maddi zararauğradığını iddia ederek zararını olaydakusuru bulunan davalı idareden tazmin etmek için eldeki davayıaçtığı anlaşılmıştır. Buaçıklamalar ışığında, kanunun veyönetmeliğin emredici hükümlerine aykırışekilde gerçekleştirilen işlemler nedeni ileuğranıldığı ileri sürülen zararıntazmini istemi ile açılan davada, yine aynı kanunungöreve ilişkin düzenlemesinin dikkate alınması vegörevli yargı yerinin bu kapsamda belirlenmesi gerekmektedir. Bilindiğigibi, 2918 sayılı Kanunun 6099 sayılı Kanunun 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde, “İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır./... ” denilmek sureti ile 2918 sayılı Kanununuygulanmasından kaynaklanan zararların tazmini istemi ileaçılacak sorumluluk davalarında adli yargı yerleriningörevli olacağı açıkça belirtilmiştir. Her ne kadar,dava konusu olayda davacının zararına sebebiyet veren eylemler,kamu görevlilerinin kusurundan kaynaklanan ve idari hizmetinkötü işlemesi kapsamında değerlendirilebileceknitelikte eylemler ise de, davaya konu zarardan doğan sorumluluğun2918 sayılı Kanunda düzenlenen araçların tescilineilişkin hükümlere aykırı hareket edilmesindenkaynaklandığı, 2918 sayılı Kanunun 110. maddesinde de,madde ayrımı yapılmaksızın 2918 sayılıKanundan kaynaklanan sorumluluk davalarının adli yargı yerindeçözümleneceğinin açıkçabelirtildiği; bu düzenlemenin, genel idare esaslarınailişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğerkanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenle kamugörevlilerinin eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konu uyuşmazlıktaöncelikli olarak uygulanması gerektiği sonucunavarılmıştır. UyuşmazlıkMahkemesinin 02/03/2015 tarihli ve E.2014/834, K.2015/79 sayılı;15/02/2016 tarihli ve E.2015/926, K.2016/50 sayılı; 15/02/2016tarihli ve E.2016/29, K.2016/65 sayılı kararlarında da"2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin 2918 sayılı Kanununuygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarınıkapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları,şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları vebunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışmausullerini kapsadığı, dolayısıyla 2918sayılı Kanunun uygulanmasından doğan sorumlulukdavalarının görüm ve çözümünde adliyargının görevli olduğu" denilmek suretiyle butür davaların görüm ve çözümünde adliyargının görevli olduğu vurgulanmıştır. Yukarıdakiaçıklamalara göre, somut olaya ilişkin davanın daözel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerindegörülmesi gerektiği düşünülmektedir. KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle 2247 sayılı Kanunun 10ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına,dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınagönderilmesine…” karar vermiştir. Başkanlıkça,2247 sayılı Yasanın 13. maddesine göre DanıştayBaşsavcısı’nın da yazılıdüşüncesi istenilmiştir. DANIŞTAYBAŞSAVCISI: "(…) Olayda, davacının satınaldığı 33 EIL 26 plakalı aracın trafikkayıtlarına tescili sırasında gerekli özenigöstermeyen ve bu şekilde hırsızlık ihbarlıaracı tescil ederek, trafiğe çıkarılmasınasebep olan idarenin hizmet kusurundan dolayıuğranıldığı ileri sürülen 1000 TL'nin yasalfaiziyle birlikte tazminat olarak ödenmesi istemiyle idari yargıyerinde açılan davada; kamu hizmetini yürütmekleyükümlü kılınan davalı idarenin, kamu hizmetiniyöntemine ve hukuk kurallarına uygun olarak yürütüpyürütmediğinin, dolayısıyla hukuki sorumluluğununbulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda,davalı idarenin hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin hukukisorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısaldenetimi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun2'inci maddesi uyarınca idari yargı yerlerine ait olduğundan,davanın İdari Yargı yerinde görülmesi gerektiğisonucuna varılmıştır. Öteyandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun11.01.2011 tarih ve 6099 sayılı Kanunun 14'üncü maddesi iledeğişik "Görevli ve Yetkili Mahkeme'’başlıklı 110'uncu maddesinin l'inci fıkrasında“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleriuygulanır” hükmü yer almaktadır. AnılanYasa kuralında, bu Kanundan doğan sorumluluk davalarınıngörüm ve çözümünün adli yargıdüzenine ait olduğu belirtildiğinden, hangi sorumlulukdavalarının 2918 sayılı Kanun'dankaynaklandığı sorusunun cevabı görevli yargıyerinin tesbiti bakımından önem arz etmekte olup; sözkonusu Yasa hükmünde geçen bu Kanundan doğan ve adliyargıda görülmesi gereken sorumluluk davalarının, 2918Sayılı Kanunun 85'inci maddesinde düzenlenen motorluaraçların işletilmesi nedeniyle verilen zararlardandolayı araç işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkindavalar olduğu sonucuna varılmıştır. Uyuşmazlıkkonusu olayda, davalı Van Valiliğinin yasa ile kendisineverilmiş bulunan görevleri gereği gibi yerine getirmediğiileri sürülmekte olup; görevin hiç veya gereği gibiyerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdarenin hizmetkusurundan doğan zararlardan dolayı, İdari YargılamaUsulü Kanununun 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı idariyargı yerinde tam yargı davası açılmasıgerekir. SONUÇ:Açıklanan nedenle, 2247 sayılı Yasanın13’üncü maddesi uyarınca yapılan başvurununreddi gerektiği…” yolunda yazılıdüşünce vermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 8.7.2019 günlütoplantısında: I-İLKİNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalı idare vekilinin,anılan Yasa'nın 10/2 maddesinde öngörülen yöntemeuygun olarak yaptığı görev itirazınınreddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvurudabulunması üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısınca, 10. maddede öngörülenbiçimde, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır.Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığındangörev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın davada idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacının5.9.2017 tarihinde satın alarak 33 ... 26 plaka numarası ile tescilettirmiş olduğu araç hakkında, hırsızlıkihbarı olduğundan bahisle emniyet görevlilerince elkonulmasında; gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek trafiktescil işlemlerini usulsüz olarak yapan davalı idarenin kusurluolduğu ileri sürülerek 1.000 TL maddi zararın yasalfaiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır. 2918sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Emniyet GenelMüdürlüğünün, merkez, bölge, il veilçe trafik kuruluşları, görev ve yetkileri”başlıklı 5. maddesinde; “Emniyet GenelMüdürlüğünün trafik kuruluşları ile bukuruluşların görev ve yetkileri şunlardır : a)Kuruluş : (Değişik:17/10/1996-4199/3 md.) Bu Kanunla, Emniyet GenelMüdürlüğüne verilen görevler, Emniyet GenelMüdürlüğüne bağlı olarak kurulan TrafikHizmetleri Başkanlığınca yürütülür.Trafik Hizmetleri Başkanlığı, Emniyet Genel MüdürYardımcısı tarafından yürütülür.Emniyet Genel Müdürlüğünün merkez bölge, ilve ilçe trafik zabıta kuruluşları Trafik HizmetleriBaşkanlığına bağlı olarakçalışır. Araçlarave sürücülere ait işlemleri yapmak, plaka ve belgelerinivermek ve bu amaca yönelik hizmetleri yürütmek üzere herilde ve gerekli görülen ilçelerde tescil şube veyabüroları kurulur. Tescilşube veya bürolarında emniyet hizmetleri sınıfıpersonelinden ayrı olarak teşkilat ve kadrolarındagösterilen sayıda genel idare ve teknik hizmetlersınıfında personel ile sözleşmeli personelçalıştırılabilir. b) Görevve yetkiler: 1.Araçları, bu Kanuna göre araçlarda bulundurulmasıgerekli belge ve gereçleri, sürücüleri ve bunlara aitbelgeleri, sürücülerin ve karayolunu kullanan diğerkişilerin kurallara uyup uymadığını, trafikdüzenlemelerinin ve çeşitli tesislerin bu Kanunhükümlerine uygun olup olmadığını denetlemek, 2. Duran veakan trafiği düzenlemek ve yönetmek, 3.(Mülga: 17/10/1996-4199/47 md.) 4. Elkoyduğu trafik kazalarında trafik kaza tespit tutanağıdüzenlemek, 5. Trafiksuçu işleyenler hakkında tutanak düzenlemek, gerekliişlemleri yapmak ve takip etmek, 6. Trafikkazası neticesinde hastalanan veya yaralananlarınbakımlarını sağlayacak tedbirlerin süratlaalınmasına yardımcı olmak ve yakınlarına habervermek, 7.Araçların tescil işlemlerini yaparak belge veplakalarını vermek, 8.(Değişik: 17/10/1996-4199/3 md.) Sürücülerin belgelerinivermek. 9.(Değişik: 25/6/2010-6001/35 md.) Ülke çapındataşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak,bunlara ilişkin teknik ve hukukî değişiklikleriişlemek, işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak vedeğerlendirmek, 10. Trafikkazalarının oluş nedenleri ile ilgili tüm unsurlarıkapsayan istatistik verileri ve bilgilerini toplamak, değerlendirmek,sonuçlarına göre gereken önlemlerinalınmasını sağlamak ve ilgili kuruluşlara tekliftebulunmak, 11. (Ek:17/10/1996-4199/3 md.) Hasar tazminatı ödemelerinihızlandırmak amacıyla sigorta şirketlerince istenecekgerekli bilgi ve belgeleri vermek. 12.Ayrıca bu Kanunla ve bu Kanuna göreçıkarılmış olan yönetmeliklerle verilendiğer görevleri yapmaktır. Trafikkuruluşlarının, çalışma şekil veşartları, görevlendirilecek personelin nitelikleri,seçimi, çalışma usulleri, görev, yetki ve sorumluluklarınaait esaslar İçişleri Bakanlığıncaçıkarılacak yönetmelikte belirtilir. (Ekfıkra: 25/6/2010-6001/35 md.) Sürücülere ait bilgilerdemeydana gelebilecek değişiklikler ve araçlar üzerindemeydana gelebilecek teknik veya hukukî değişiklikler ile haciz,rehin, ihtiyatî tedbir ve belge iptali gibikısıtlayıcı şerhlerin; elektronik ortamda tutulansiciller üzerine işlenilmesi ve kaldırılmasıişlemleri, bu değişiklik veya şerhlere karar verenyargı ve icra birimleri ile kamu kurum veya kuruluşları tarafındanelektronik sistemle yapılabilir. Sürücü belgesi ve tescilişlemlerine esas teşkil edecek bilgiler, Emniyet GenelMüdürlüğü tarafından ilgili kamu kurum veyakuruluşlarından elektronik sistemle temin edilebilir veyakanunlardaki istisnalar hariç olmak üzere bu amaçlasınırlı olarak paylaşılabilir. Bu fıkrayailişkin usûl ve esaslar yönetmelikte belirlenir.”Hükmüne, “Tescilbelgesi alma zorunluluğu” başlıklı 19.maddesinde;“Araç sahipleri araçlarını yönetmeliktebelirtilen esaslara göre yetkili kuruluşa tescil ettirmek ve tescilbelgesi almak zorundadırlar.(…)” hükmüne; “Araçlarınsatış, devir ve tescili ile bu işlemlerle ilgili yetki vesorumluluk” başlıklı 20.maddesinde, “(Değişik:18/1/1985 - KHK 245/7 md.; Değiştirilerek kabul: 28/3/1985-3176/7md.) Tescilsüreleri, satış ve devirler, noterlerin sorumluluğu ileilgili esaslar şunlardır: a)Araç sahipleri, 1.(Değişik: 13/2/2011-6111/55 md.) Tescilizorunlu ve ilk tescili yapılacak olan araçların satınalma veya gümrükten çekme tarihinden itibaren üçay içinde tescili için; bunların hurda durumuna gelmesihâlinde ise bir ay içinde tescilin silinmesi için ilgilitrafik tescil kuruluşuna veya Emniyet GenelMüdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veyakuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzelkişilerine başvurmak, 2.(Değişik: 2/4/1998 - 4358/3 md.) Tescilin yapılması veyasilinmesi için vergi kimlik numarası ile yönetmeliktebelirtilen bilgi ve belgeleri sağlamak, Zorundadırlar. b)Araçların giriş işlemlerini yapan gümrükidareleri bu durumu 15 gün içinde araç sahiplerinin beyanettikleri tescil kuruluşuna bildirmekle yükümlüdürler. c) Tescilbelgesi, aracın başkasına satış veya devrine, hurdayaçıkarılmasına veya araçta, yönetmeliktebelirtilen niteliklerin değişmesine kadar geçerlisayılır. d ) (Değişik:24/12/2009-5942/1 md.) Tescil edilmiş araçların herçeşit satış ve devirleri, satış ve devriyapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi,gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari paracezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi vetaşıt üzerinde satış ve/veya devrikısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıtbulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiştescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınaraknoterler tarafından yapılır. Noterler tarafındanyapılmayan her çeşit satış ve devirlergeçersizdir. Satışve devir işlemi, siciline işlenmek üzere üçişgünü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ilevergi dairesine bildirilir. Bu bildirimle birlikte alıcı adınatrafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılır.Satış ve devir tarihi itibariyle, 197 sayılı MotorluTaşıtlar Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca eskimalikin vergi mükellefiyeti sona erer, yeni malikin vergimükellefiyeti başlar. Yapılansatış ve devir işlemi üzerine noterler tarafından yenimalik adına bir ay süreyle geçerli tescile ilişkingeçici belge düzenlenir. 197sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yer alan sorumlulukhükümleri saklı kalmak kaydıyla, anılan maddede ve bubentte yer alan isteme ve bildirmeleri elektronik ortamda yaptırmaya ve bukonuda yükümlülük getirmeye, elektronik bildirmelereilişkin usul ve esasları belirlemeye Gelir İdaresiBaşkanlığı ve Emniyet GenelMüdürlüğü yetkili olup, bu kurumlar satış,devir ve tescile ilişkin işlemlerin gerçekleştirilmesiiçin gerekli elektronik veri akışını sağlarlar.Satış ve devir işlemlerini yapanlar, bu işlemlersırasında edindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirdeTürk Ceza Kanununun 239 uncu maddesi uyarıncacezalandırılırlar. Satışve devir işlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık süreiçerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu veya Emniyet GenelMüdürlüğünün uygun gördüğükamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malik adınatescil belgesi düzenlenerek elden veya postaaracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesinin bir ayiçerisinde teslim edilememesi halinde yeni malike sorumluluk yüklenemez. Bu benttedüzenlenen satış ve devir işlemleri her türlüharçtan, bu işlemlere ilişkin düzenlenenkağıtlar damga vergisi ve değerli kağıt bedellerindenistisnadır. Trafik tescil kuruluşunda yeni malik adınayapılacak tescil nedeniyle düzenlenmesi gereken değerlikağıtların bedelleri, satış ve devir esnasındanoterler tarafından tahsil edilir ve 1512 sayılı NoterlikKanununun 119 uncu maddesi uyarınca beyan edilerek ödenir. Bu bentteyer alan işlemler sebebiyle noterlere herhangi bir pay veya aidatödenmez. 1512sayılı Kanunun 112 nci maddesi uyarınca belirlenen ücretuygulanmaksızın satış ve devre ilişkin hertürlü işlem karşılığında toplam 20Türk Lirası maktu ücret alınır. Söz konusuücret, her takvim yılı başından geçerli olmak üzereönceki yılda uygulanan ücret tutarının o yıliçin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilanolunan yeniden değerleme oranında artırılması suretiylehesaplanır. Haciz,müsadere, zapt, buluntu, trafikten men gibi nedenlerle; icramüdürlükleri, vergi dairesi müdürlükleri, milliemlak müdürlükleri ile diğer yetkili kamu kurum vekuruluşları tarafından satışı yapılanaraçların satış tutanağının birörneği aracın kayıtlı olduğu trafik tescilkuruluşlarına üç işgünü içerisindegönderilir. Aracı satın alanlar gerekli bilgi ve belgelerisağlayarak ilgili trafik tescil kuruluşundan bir ay içerisindeadlarına tescil belgesi almak zorundadırlar.Alıcıların tescil belgesi almak için süresindebaşvurmamaları halinde bu araçlarıalıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeyeEmniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir. Bu bendinuygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye İçişlerive Maliye Bakanlıkları yetkilidir. e)(Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Araç satın alıp, bumaddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı altbendine uymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafıhükümlerine göre bir ay içerisinde tescil belgesi almayanalıcılara 130 Türk Lirası, (d) bendi hükümlerineuymayan noterlere ise her bir işlem için 1.000 TürkLirası idari para cezası verilir. Tescil yapılmadan trafiğeçıkarılan araçlar, tescil yapılıncaya kadartrafikten men edilir.” Hükmüne; “Tescilbelgesi ve tescil plakası alma zorunluluğu ile hurdaya ayrılanaraçlar” başlıklı 21. Maddesinde; “Tesciledilen araçlar, "Tescil Belgesi" ve "TescilPlakası" alınmadan karayollarınaçıkarılamaz. (Ek cümle: 13/2/2011-6111/56 md.) Ancak, ilk tescili yapılan araçlar içindüzenlenen tescile ilişkin geçici belgelerin geçerliliksüresi içinde, tescil belgesi alma zorunluluğu aranmaz.(1) (Değişik:18/10/2018-7148/15md.) Birinci fıkra hükmüne uymayan sürücüler1.002 Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılırlar. (Değişik:18/10/2018-7148/15md.) Birinci fıkra hükmüne aykırılığıtespit edilen araçlar eksiklikleri giderilinceye kadar trafiktenmenedilir. Tescilbelgesi geçersiz duruma gelince sürekli olarak, üzerinde eksikveya yanlış bilgi bulunması halinde geçici olarak trafikzabıtasınca geri alınır. (1) (Ek:18/10/2018-7148/15md.) Hurdaya çıkarılmış araçlarınkarayolunda sürülmesi yasaktır. Bu araçlarınkarayolunda sürüldüğünün tespiti hâlindesürücüsüne 2.018 Türk lirası idari paracezası verilir ve bu araçlar trafikten menedilir. Ayrıcamülki amir tarafından el konulur ve aracın mülkiyeti kamuyageçer. (Ek:18/10/2018-7148/15md.) Araçların hurdaya çıkarılmasına dairusul ve esaslar Yönetmelikte belirlenir.” Hükmüne; “Belgeve plaka vermeye yetkili kuruluşlar” başlıklı 22.Maddesinde; (Değişik: 18/1/1985-KHK 245/8 md.; Aynen kabul:28/3/1985-3176/8 md.) Yönetmeliktegösterilen esaslara göre : a) Askerimaksatlarla kullanılan Türk Silahlı Kuvvetlerine aitbütün araçlar ile çeşitli anlaşmalara göreaskeri amaçla yurdumuzda bulunan kuruluşlara aitaraçların tescilleri Türk Silahlı Kuvvetlerince, b) Raylısistemle çalışan araçların tescilleri,kullanıldığı yerlere göre ait olduğu kuruluşlarca, c)İş makinesi türünden araçların tescilleri; 1. Kamu kuruluşlarınaait olanlar ilgili kuruluşlarınca, 2.(Değişik: 17/10/1996-4199/10 md.) Özel veyatüzelkişilere ait olanlardan; tarım kesiminde kullanılanlarziraat odalarınca, tarım kesiminde kullanılanlarındışında kalan ve sanayi, bayındırlık vediğer kesimlerde kullanılanların tescilleri, üyesioldukları ticaret, sanayi veya ticaret ve sanayi odalarınca, d) Tarımkesiminde kullanılanlar hariç.İl Trafik Komisyonlarındankarar alınmak şartı ile motorsuz taşıtlardan gerekligörülenlerin tescilleri belediyelerce, e)(Mülga: 13/2/2011-6111/57 md.; Yeniden düzenleme: 2/1/2017-KHK-680/52md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/51 md.) Jandarma GenelKomutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığınaait bütün araçların tescilleri Emniyet GenelMüdürlüğünce, Yapılır,belge ve plakaları verilir. (Ekfıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Birinci fıkrada sayılanlardışında kalan bütün araçların tescilleri,araca ait belgelerin düzenlenmesi, kişiselleştirilmesi,kişiselleştirilen belgelerin basımı ve ilgililerine eldenveya posta aracılığı ile teslimi işlemleri EmniyetGenel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescilkuruluşlarınca yapılır. Emniyet GenelMüdürlüğü; ilk tescili yapılacakaraçların tesciline esas teşkil edecek işlemlerielektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluyla yapmak üzere,elektronik ortamda oluşturduğu bir ay süre ile geçerlitescile ilişkin geçici belgeyi basmak ve araç sahibinevermek üzere kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veyaözel hukuk tüzel kişilerini yetkilendirebilir. Yetkilendirilen bu gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri, yapacakları işlemleri aralarındadüzenleyecekleri protokol çerçevesinde başkagerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine deyaptırabilirler. Araca ait kişiselleştirilen belgelerinbasımı ve ilgililerine elden veya posta yoluyla teslimi, EmniyetGenel Müdürlüğü tarafından belirlenen kamu kurumveya kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerine deyaptırılabilir. Bu işlemlerin yapılmasına dairusûl ve esaslar yönetmelikte belirlenir. (Ekfıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Tescil belgesinin bir ay içindeteslim edilememesi hâlinde, buna ilişkin olarak araç sahibinesorumluluk yüklenemez. (Ekfıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Genel hükümlerden kaynaklanansorumlulukları saklı kalmak üzere, ikinci fıkrahükmüne göre yetkilendirilmiş gerçek veya özelhukuk tüzel kişilerine, belirlenen usûl ve esaslaraaykırı hareket etmeleri halinde tespitinyapıldığı yerin mülki amiri veya bu konu ile ilgiliolarak yetkilendireceği trafik tescil birim amiri tarafından on binTürk Lirası idarî para cezası verilir. (Ek fıkra:13/2/2011-6111/57 md.) Tescile ilişkin geçici belge, 5237sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanmasında resmî belgesayılır.” Hükmüne yer verilmiştir. Diğer taraftan, 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununa dayanılarakçıkarılmış olan Karayolları TrafikYönetmeliği’nin 28.maddesinde “AraçlarınTescil Mecburiyeti”; 29.maddesinde “Tescile YetkiliKuruluşlar, Tescil İçin Müracaat Etme ve BildirmeMecburiyeti ile Süreleri”; 30.maddesinde “Tescilİşlemleri Müşterek Hükümleri”; 31.maddesinde “Yeni Kayıt”; 32.maddesinde “TescilBelgesi ve Geçerliliği”; 33.maddesinde “Motorluaraç trafik belgesi ve geçerliliği”; “TescileDair Diğer İşlemler” üst başlığıaltındaki 36.maddesinde “Satış ve Devirler”; 37.maddesinde “Satış veya devir işlemi yapılanaraçların tescil işlemleri”; 43.maddesinde “Çalınanaraçlar hakkında yapılacak işlemler”; 44.maddesinde“Çalınan, kaybedilen, kullanılamaz hale gelen, bilgilerideğişen belge ve plakalar” ilgili hususlarayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Dosyanınincelenmesinden, 33 ... 26 plaka sayılı aracın M. T.adınakayıtlı iken 05.09.2017’de Van 5. Noterliğindeyapılan satış sözleşmesi ile davacı tarafadevredildiği, daha sonra, Polnet kayıtlarına 02.11.2017tarihinde Mersin Asayiş Şube MüdürlüğüYankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliğitarafından “aranan araç” ve “aranan plaka”şerhlerinin eklendiği, 13.04.2018 tarihinde yapılan yolkontrollerinde araç kaydında aranma kaydı bulunmasınedeniyle kolluk kuvvetlerince araca el konulması üzerineuğranılan maddi zarara karşılık, fazlaya ilişkinhakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL’nin el koymatarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; zararınoluşmasında kusur ve sorumluluğu bulunduğu iddiasıyla davalıidare tarafından tazmini istemiyle dava açıldığıgörülmüş; buna karşılık davalı idareceverilen cevap dilekçesinde ise, anılan aracın davacıadına tescili yapıldığı sırada kaydındaaranan araç-aranan plaka kaydı veya buna benzer satışaengel herhangi bir kaydın bulunmadığı, notersatışı yapılan araçların tescil işlemlerininaraçlar görülmeden mevzuatta belirtilen evrakın eksiksizsunulması üzerine görevli memurlar tarafından belgeüzerinden yapıldığı, yasal düzenlemelergereği idarelerinin aracı kontrol etmesi gibi bir zorunluluğununbulunmadığı, noter satışına konu tümaraçların tek tek inceleyip çalıntı olupolmadığının tespiti üzerine ruhsat verilmesi hususununhayatın olağan akışına uygun olmadığı,bu nedenle davacının iddia ettiği gibi meydana gelen zarardaidarelerinin kusuru veya sorumluluğunun bulunmadığı,davacının başlatılan adli soruşturma veyakovuşturma sonucunda suçluluğu tespit edilen baştasatıcı olmak üzere konu hakkında bilgisi olan 3.kişiler hakkında adli mahkemelerde tazminat davasıaçması gerektiği hususları dikkatealındığından idareleri aleyhine açılandavanın dayanaksız olduğu savunulmuştur. Öteyandan; 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“…bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür” Geçici 21. maddesindede “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmek sureti ile 2918 sayılı Kanun’unuygulanmasından kaynaklanan zararların tazmini istemi ileaçılacak sorumluluk davalarında adli yargı yerleriningörevli olacağı ayrıca ve açıkçabelirtilmiştir. 2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nin dahaönceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihselgelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargıkollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dankaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusudüzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasındauygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı türdavaların aynı yargı yolunda çözümlenmesisağlanarak davaların görülmesi veçözümlenmesinin hızlandırıldığı,bu suretle kısa sürede sonuç alınmasınınolanaklı kılındığı ve bunun söz konusudavaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilendüzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılıKanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araçtrafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanınagirdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdaretarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkininkullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynıkarayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bunedenle aynı tür risk üreten araçlar arasındaözel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren birneden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralAnayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırıdeğildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any. Mah.nin26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G.27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. Bu durumda,2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin 2918 sayılı Kanun’unuygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarınıkapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları,şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları vebunların görev yetki ve sorumlulukları ileçalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındandoğan sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar,dava konusu olayda davacının zararına sebebiyet veren işlemya da eylemlerin, dava dışı kişilerin hileli işlemleriyanında, aracın devir, satış ve tescilişlemlerinin hukuka aykırı şekildegerçekleştirilmesi sebebiyle, idareçalışanlarının kusurundan kaynaklanan ve idari hizmetinkötü işlemesi kapsamında değerlendirilebileceknitelikte eylemlerinin olduğu iddia edilmekte ise de; davaya konu zarardandoğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanun’un ve bu kanununuygulanmasına yönelik Karayolları TrafikYönetmeliği’nin araçların devir, satış vetesciline ilişkin hükümlerine aykırı hareketedilmesinden kaynaklandığı, 2918 sayılı Kanun’un110. maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarınınadli yargı yerinde çözümleneceğininaçıkça belirtildiği; bu düzenlemenin, genel idareesaslarına ilişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyendiğer kanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenle idareajanlarının eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konuuyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğikanaatine ulaşılmıştır. Açıklanannedenlerle davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğuna, bu nedenle, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı’nın başvurusunun kabulü ile Van3. İdare Mahkemesince verilen 19.11.2018 gün ve E:2018/1735sayılı görevlilik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle YargıtayCumhuriyet Başsavcısı’nın BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile Van 3. İdare Mahkemesince verilen 19.11.2018 gün veE:2018/1735 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA,8.7.2019 gününde Üyelerden Süleyman Hilmi AYDIN, AydemirTUNÇ ve Nurdane TOPUZ’un KARŞI OYLARI ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Birol DURSUN BOZER AKSU SONER Üye Üye Üye Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane AYDIN TUNÇ TOPUZ KARŞI OY UyuşmazlıkMahkemesinin 15/02/2016 gün, E:2015/926, K:2016:50 sayılıkararındaki karşı oy gerekçesinde belirtildiği gibi;"Uyuşmazlık, davacıya ait araca, gümrükmevzuatına aykırı olarak yurda sokulduğundan bahisleemniyet yetkililerince el konulması üzerine uğranıldığıileri sürülen maddi zararın yasal faizi ile birlikte tazminiisteminden doğmuştur. Adlive İdari yargı yerlerince verilen görevsizlik kararlarınedeniyle oluşan olumsuz görev uyuşmazlığıüzerine sayın çoğunluk görüşüdoğrultusunda “Uyuşmazlığınçözümünün 2918 sayılı yasanın 110.maddesi gereğince adli yargının görev alanında bulunduğu”gerekçesiyle adli yargının görevli olduğuna kararverilmiştir. 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110. maddesine 6099sayılı Kanunla eklenen 1. fıkra ile "İşleteniveya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır."hükmü getirilmiştir. Eldekiuyuşmazlık ise anılan yasa hükmü kapsamındakalmamaktadır. Zira,2918 sayılı Kanunun 85. maddesinde açıkçabelirtildiği üzere yasa motorlu araçlarınişletilmesinden doğan zararlar nedeniyle araç işletenininhukuki sorumluluğunu düzenlemektedir. Oysa ki somutuyuşmazlıkta davacı, noter yoluyla satınaldığı araca gümrük mevzuatına aykırıolarak yurda sokulduğundan bahisle emniyet yetkililerince elkonulduğunu ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi sebebiyleuğradığı zararda davalı idarenin hizmet kusurubulunduğunu ileri sürmektedir. Anayasanın125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu belirtildiktensonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmıştır. İdarekural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellikbağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup;idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukukukuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmetkusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veyahiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenintazmin yükümlülüğünün doğmasınayol açmaktadır. Davalı kamu tüzel kişiliği olup; kural olarak, işlem ve eylemleriidari nitelik taşır. Somut olayda, bu davalının yasa ilekendilerine verilmiş bulunan görevleri gereği gibi yerinegetirmedikleri ileri sürülmüştür. Görevinhiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuruniteliğindedir. İdare’nin hizmet kusurundan doğanzararlardan dolayı, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun2/1-b maddesi gereğince İdare’ye karşı idariyargı yerinde tam yargı davası açılmasıgerekir. Trafiktescil ve büro amirliği tarafından araç tescilineilişkin olarak yapılan işlemlerin idari nitelikte oluphiç yapılmaması, geç yapılması ya dagereği gibi yapılıp yapılmadığı hususununidari yargı yerinin denetimine tabi bulunmasına göre 2577sayılı İ.Y.U.K 2/1- b maddesinde sayılan davaçeşitlerinden olan eldeki tam yargı davasında uyuşmazlığınçözümünde idari yargı görevlidir. Bugerekçelerle uyuşmazlıkta Adli Yargıyı görevlikabul eden sayın çoğunluğun görüşünekatılmıyoruz.8.7.2019 Üye Üye Üye SüleymanHilmi Aydemir Nurdane AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy