T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019 / 277
KARAR NO : 2019 / 277
KARAR TR : 29.4.2019
ÖZET : Karayolunda meydana gelen trafik kazasında sigortalı aracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigorta şirketinin, zararın idarece giderilmesi istemiyle açtığı davanın, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı :Eureko Sigorta A.Ş.
Vekili :Av. R. K.E.
Davalı : Ulaştırma,Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Karayolları GenelMüdürlüğü
Vekilleri :Av. M. İ.Y.-Av. G. Ç. Ü.
O L A Y : Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilişirkete sigortalı bulunan 33 … 15 plakalı çekici ve34 … 1964 plakalı römorkun 07/09/2013 tarihinde tektaraflı meydana gelen bir trafik kazasına maruz kaldığını;kaza yerinde olay sonrası tutulan tutanak içeriğinde "...daha önceden asfalt yola dökülmüş olan mazotlu kayganzeminde direksiyon hakimiyetini kaybetmesi esnasında... kazanınmeydana geldiği ve iş bu kazanın oluşumundasürücünün kusurunun bulunmadığı tespit vetetkik edilmiştir." kanaatine varıldığınınbelirtildiğini; sigortalıya bu kazanın oluşumundahiçbir kusur izafe edilmediğini; davalının tespitedilen nedenlerden dolayı asli ve tek kusurlu bulunduğunu; meydanagelen kaza nedeniyle oluşan hasar bedeli olan 48.000,00 TL.nin 6.12.2013tarihinde ödendiğini ifade ederek; ödenen 48.000,00 TLtazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksekavans faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesi istemiyle30.6.2014 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır.
Mersin3.Asliye Hukuk Mahkemesi: 12.10.2016 gün ve E:2014/366, K:2016/569sayı ile, uyuşmazlığın esasını inceleyerek, davalıidareye kusur ve sorumluluk izafe edilmesi olanağının bulunmadığı,aksi durumun davacı tarafından ispat edilemediğigerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; istinafyoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi11.Hukuk Dairesi: 6.3.2017 gün ve E:2017/177, K:2017/173 sayı ile,2918 Sayılı Kanunun hukuki sorumluluğa ilişkin 85. ve onuizleyen maddelerinde araç işleteninin sorumluluğunundüzenlendiği, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan sorumluluğununbu yasa kapsamı dışında tutulduğunu; KarayollarıGenel Müdürlüğü hakkında açılan davayönünden idari yargının görevli olduğugerekçesiyle; davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararınailişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüne; 6100sayılı HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince Mersin 3. AsliyeHukuk Mahkemesinin 12/10/2016 tarih ve 2014/366 Esas, 2016/569 kararsayılı Kararının Kaldırılmasına kesin olarakkarar vermiştir.
Mersin3.Asliye Hukuk Mahkemesi: 2.6.2017 gün ve E:2017/232, K:2017/413 sayıile istinaf mahkemesinin kararına uyarak ve mahkeme kararındakigerekçelerle, davacının davasının 6100Sayılı HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince yargı yolucaiz olmadığından HMK 'nın 115/2 maddesi uyarınca davaşartı yokluğundan usulden reddine karar vermiş, bu kararakarşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ: 5.3.2018gün ve E:2017/1529, K:2018/302 sayı ile, “(…)1-DavaKarayolları Genel Müdürlüğü aleyhine hizmetkusuruna dayalı olarak açılmış rücudavasıdır. 2577 Sayılı İYUK.nun 2/1 -b maddesinde" idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haklarıihlal edilenler tarafından açılan tam yargıdavaları, idari dava çeşitleri arasında"sayılmıştır. Karayolları GenelMüdürlüğü kamu tüzel kişisi olup, 6001sayılı kanun gereğince kendisine verilen kamu hizmetiniyürütmektedir. Bu nedenle yürütmekte olduğu kamuhizmetinin görülmesi sırasında oluştuğu iddiaolunan zararlardan dolayı sorumluluğu özel hukukhükümlerine tabi değildir.2918 Sayılı KTK.nun (6099Sayılı Kanunun 14.maddesi ile değişik) 110.maddesinde"işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşlarıolan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil, bu kanundan doğan sorumluluk davaları adliyargıda görülür" hükmü yer almaktadır.Bir kamu hizmeti görmekle yükümlü davalı KarayollarıGenel Müdürlüğüne 2918 Sayılı KTK.nun 10/bmaddesinde, yapım ve bakımından sorumlu olduğu yollarıtrafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumdabulundurmak, karayolu yapısında ve üzerinde yapılacakçalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak vedenetlemek görevleri verilmiştir. Bu görevin 2918Sayılı KTK. ile verilmiş olması, bunun ihlali nedeniyleoluşacak zararlardan dolayı idarenin özel hukukhükümlerine tabi olacağı sonucuçıkarılamaz. Esasen 2918 Sayılı Kanunun hukukisorumluluğa ilişkin 85. ve onu izleyen maddelerinde araçişleteninin sorumluluğu düzenlenmiş olup, idarenin hizmetkusurundan kaynaklanan sorumluluğu bu yasa kapsamıdışında tutulmuştur. Buna göre görev, kamudüzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın heraşamasında resen dikkate alınması gerekir. DavalıKarayolları Genel Müdürlüğü hakkındaaçılan dava yönünden idari yargıgörevlidir.(Yargıtay 17 HD nin 2014/20245 esas, 2014/17521 karar ve2016/14578 Esas,2016/11336 karar sayılı ilamı)
Yukarıdaaçıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince yapılanyargılama sonunda, dairemizin kaldırma kararıdoğrultusunda, davanın usulden reddine karar verildiğianlaşılmakla, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararınakarşı yaptığı istinaf başvurusunun, esastanreddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalıvekilinin istinaf isteminin incelenmesine gelince; mahkemece, yargı yoluyönünden davanın usulden reddine karar verilmiş olmakla,davalı taraf lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesigerekirken, bu husus gözden kaçırılarak, vekaletücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiş,davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesikararının bu yönden kaldırılmasıgerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığıüzere;
1-Yukarıda1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ilkderece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTANREDDİNE,
2-Yukarıda2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin ilkderece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTANKABULÜNE,
3-Mersin 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 02/06/017 gün, 2017/232 Esas-2017/413 Kararsayılı kararının KALDIRILMASINA,
a-DavanınHMK'nın 114/1-b maddesi gereğince yargı yolu caizolmadığından HMK'nın 115/2 maddesi gereğince davaşartı yokluğundan USULDEN REDDİNE…” kararvermiş; temyiz yoluna gidilmesi üzerine Yargıtay 17.HukukDairesi: 17.9.2018 gün ve E:2018/2895, K:2018/7824 sayı ile,“(…)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, bölge adliyemahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerintartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırıbir yön bulunmamasına ve özellikle davalı İdareninsorumluluk alanında bulunan karayolu üzerindeki yapım,bakım ve onarımı sırasında alınması gereklitedbirlerin alınmaması nedeniyle doğan zararın tazminininamaçlanmış olması karşısında, idareningörevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü esnadakişilere verdiği zararın ödetilmesine yönelik bulunanuyuşmazlık konusu davanın, olayda kamu hizmetinin usulüneve hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin, hizmet kusuru veya idareninsorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığınıntespitinde esas alınan idare hukuku kurallarına ve 2577sayılı İYUK 2/1-b maddesinde sayılan tam yargıdavasında görülüp ve çözümünde idariyargı yerleri görevli bulunmasına göre, davacıvekilinin temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyizisteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararınHMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA…” kararvermiş, bu suretle görevsizlik kararı kesinleşmiştir.
Davacıvekili bu kez aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
MERSİN2.İDARE MAHKEMESİ: 20.3.2019 gün ve E:2018/1471 sayı ile,“(…) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde,Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşlarıve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışmausulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bukanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapımve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve malgüvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleriyaparak önlemleri almak ve aldırmanın, Karayolları GenelMüdürlüğünün görev ve yetkileriarasında olduğu belirtilmiştir.
2918sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” hükümleri yer almaktadır.
Öteyandan; 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesiningerekçesi; Karayolları Trafik Kanunu, kamuya aitaraçların karayolu üzerindeki seyrini (m.85,86,90,106,109 vediğ.) kendi kapsamına almış ve bu neviaraçların sebebiyet verdikleri zararların tazmini davalarıdoğru olarak adli yargıda görülmüştür.Yasanın 106. maddesi hükmü aynen şöyledir:"(kamuya) ait motorlu araçların sebep olduklarızararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukuki sorumluluğunailişkin hükümleri uygulanır." Kökleşmişyargısal uygulamaya ve yasaya hakim sisteme rağmen son yıllardakamu araçları ile işlenen kazalardan doğan zararlarailişkin davaların idari yargıda görülmesigerektiği yönünde Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarıkurulmaktadır. Adli Yargıda (özellikle Yargıtay), UyuşmazlıkMahkemesi kararlarına rağmen içtihadınımüstakar olarak sürdürmektedir.
TürkHukukundaki köklü paradigmanlardan biri, "karayoluşeridindeki araç seyrinin özel hukuk alanıolduğu" hususudur. Yasanın ve bu konudaki hukuktefekkürünün oturduğu zemin budur. Kamuya aitaraçlar yönünden sevk edilen özel kural (m. 106)karşısında başkaca bir sonuca varmak da mümküngörülmemektedir. Aynı seyir çizgisinde hareket eden,aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamuayırımını esas alarak yasaya rağmen içtihatlafarklı görev kuralı oluşturmak, giderek aynı risktenfarklı hukuk uygulamalarına yol açmak, hukuk ve adaletmantığı ile de bağdaşmaz (Any.m.2). Olagelençözüm, bu yönüyle adli-idari yargı görevayırımına ilişkin anayasa normlarıyla da uyumiçindedir. (Any.M. 15.5.1997 t, 72/51 - E/K). İşletenin hukukisorumluluğuna ilişkin kurallar ile tam-yargı hukukunailişkin kurallar; zaman aşımı, kurtuluşkanıtı ve benzeri açılardan bir çatışmaiçindedir. Mevzuat ve uygulama uyumu, adli yargı seçeneğindeancak sağlanabilir. Çünkü adli yargı, idariyargıdaki 1 yıllık hak düşürücüsüreyi değil, Karayolları Trafik Kanunundaki zamanaşımı süresini uygulayacaktır. (KTC m. 109,106 vb.)İdari yargının bağlı olduğu hukuk (İdariYargılama Usulü) ve tam yargısı davası tipi(kısmi dava açma imkansızlığı),Karayolları Trafik Kanunundaki sorumluluk kurallarının buyargı kolunda uygulanmasına engeldir. Oysa görev, idariyargıda da olsa Karayolları Trafik Kanununu hükümlerininuygulanması zorunludur, (m. 106/1).
İdari veAdli Yargı kolları arasındaki görevuyuşmazlıkları, trafik kazalarından kaynaklanan davalarıngörülmesinde sürekli bir belirsizliğe, gecikmelere ve hakkayıplarına yol açmaktadır.
Teklif,sözü edilen belirsizlikleri, hukuk devletinin ve trafik/tehlikesorumluluğunun yapısal özelliği içindegidermektedir. Zarar görenin kamu grevlisi olması, adli yargıgörevini etkilemez. Karayolları Trafik Kanunu, ne kamuaraçları ve ne de o araçlar içinde bulunan zarargören kamu görevlileri bakımından doğru olarak birayırım yapmamıştır. Yasanın amacı, karayolutrafiğinin ve araçların ürettikleri risklere dayalıhukukta yeknesak çözüm düzeni oluşturmaktır.Yargısal görev (usul) de bu amacın dışındadeğildir. Bir başka yönüyle teklif, yargı sistemindeki"görevsizlik tartışmalarınınyükünü" ortadan kaldırmakta ve hak aramaözgürlüğü ile adil yargılama hakkınıgüçlendirmektedir. Görev kuralını üretmemünhasır yetkisi, anayasaya aykırı olmamak kaydı ileyasama organına aittir.(Anayasa .m. 142)" şeklindedir.
Davadosyasının ve eklerinin incelenmesinden; davacı şirkettarafından, sigortalı 33 … 15 plakalı çekiciaraç ile 34 … 1964 plakalı römorkun, yola mazotdökülmesi sonucu gerekli güvenlik önlemlerininalınmaması nedeni ile meydana geldiği iddia olunan trafikkazası neticesinde, araç sahibine ödenen tazminatınşimdilik 48.000-TL'lik kısmının rücuen tazminiistemiyle işbu davanın açıldığıanlaşılmaktadır.
Davacınıneldeki davayı açmadan önce aynı talepleaçtığı davasının Mersin 3.Asliye HukukMahkemesinin E:2014/366, K:2016/569 karar sayılı kararı ileesastan ret edildiği, istinaf yoluna gidilmesi üzerine AntalyaBölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesinin E:2017/177, K:2017/173 kararsayılı kararı ile davada idari yargının görevlibahisle yeniden hüküm kurulması için dosyanın yerelmahkemeye iadesine kesin olarak karar verildiği, istinaf kararma uyanyerel mahkemenin E:2017/232 K:2017/413 sayılı kararı ileyargı yolu caiz olmadığından davanın reddine kararverildiği, söz konusu kararın istinaf ve temyizaşamalarından geçerek 17.09.2018 tarihinde kesinleştiğigörülmüştür.
2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “... Anayasa Mahkemesi’nin dahaönceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihselgelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesisağlanarak davaların görülmesi veçözümlenmesinin hızlandırıldığı,bu suretle kısa sürede sonuç alınmasınınolanaklı kılındığı ve bunun söz konusudavaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilendüzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir...” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, AnayasaMahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısiyle 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmişbir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca,başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargı organlarıbakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda;2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi'ninişaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçenKanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Nitekim,Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 11.04.2016 günlü, E:2016/163,K:2016/110 sayılı kararı da aynı yöndedir.
Açıklanannedenlerle, Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 02.06.2017 tarihve E:2017/232 K:2017/413 sayılı kararı ile verilengörevsizlik kararının kesinleşmesi üzerineMahkememizin 2018/1471 esas sayılı dosya ile açılandavada görevsiz olduğumuz sonucuna varıldığından,2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanununun 19. maddesi uyarıncagörevli yargı yerinin belirlenmesi için UyuşmazlıkMahkemesine başvuru yapılmasına, Uyuşmazlık Mahkemesindenkarar gelinceye kadar dava hakkında karar verilmesininertelenmesine…” karar vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 29.4.2019günlü toplantısında:
I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine görebaşvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargıdosyasının Mahkemece, ekinde adli yargı dosyası ilebirlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği veusule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından,görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava,karayolunda seyir halindeyken meydana gelen maddi hasarlı trafikkazası sonucu sigortalı aracın uğradığıhasar bedelini karşılayan sigorta şirketinin, zararın davalıidarece giderilmesi isteminden ibaret bulunan bir rücuen tazminatdavasıdır.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı belirtilmiş; aynı Kanunun, “Karayolları Genel Müdürlüğününgörev ve yetkileri” başlıklı 7. maddesinde; “Karayolları Genel Müdürlüğünün bu Kanunlailgili görev ve yetkileri şunlardır:
a)Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve malgüvenliği yönünden gerekli düzenleme veişaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak,
b)Tüm karayollarındaki işaretleme standartlarını tespitetmek, yayınlamak ve kontrol etmek,
c)(Mülga: 17/10/1996 - 4199/47 md.)
d)Trafik ve araç tekniğine ait görüş bildirmek,karayolu güvenliğini ilgilendiren konulardaki projeleri incelemek veonaylamak,
e)Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında,İçişleri Bakanlığının uygungörüşü alınmak suretiyle, yönetmelikte belirlenenhız sınırlarının üstünde veya altındahız sınırları belirlemek ve işaretlemek,
f)Trafik kazalarının oluş nedenlerine göre verileri hazırlamakve karayollarında, gerekli önleyici teknik tedbirleri almak veya aldırmak,
g)Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarındatrafik güvenliğini ilgilendiren kavşak, durak yeri,aydınlatma, yol dışı park yerleri ve benzeri tesisleriyapmak, yaptırmak veya diğer kuruluşlarca hazırlananprojeleri tetkik ve uygun olanları tasdik etmek,
h)Yetkili birimlerce veya trafik zabıtasınca tespit edilen trafik kazaanalizi sonucu, altyapı ve yolun fiziki yapısı ileişaretlemeye dayalı kaza sebepleri göz önündebulundurularak önerilen gerekli önlemleri almak veya aldırmak,
i)(Mülga: 3/5/2006 – 5495/4 md.)
j)(Değişik: 17/10/1996 - 4199/5 md.) Trafikzabıtasının görev ve yetkileri saklı kalmak üzereBu Kanunun 13,14,16,17,18,47/a ve 65 inci maddeleri hükümlerineaykırı hareket edenler hakkında suç veya cezatutanağı düzenlemek; 47 nci maddenin (b), (c) ve (d) bentlerindebelirtilen kural ihlallerinin tespiti halinde, durumu bir tutanakla belirlemekve gerekli işlemin yapılması için en yakın trafikkuruluşuna teslim etmek,
k)Bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olanyönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmaktır.
(Sonfıkra Mülga : 28/3/1985 - 3176/16 md.)” hükmüneyer verilmiştir.
Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir.
Davadosyasının incelenmesinden; davacı şirkete sigortalı33 BEJ 15 plakalı çekici ve 34 FJ 1964 plakalı römorkun07/09/2013 tarihinde tek taraflı meydana gelen bir trafik kazasınamaruz kaldığı; daha önceden asfalt yola dökülenmazotlu kaygan zeminde direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi esnasındakazanın ve maddi hasarın meydana geldiği; olayın meydanagelmesinde davalı idarenin kusur ve sorumluluğunun bulunduğuiddia edilerek; hasar nedeniyle sigortalıya ödenmiş bulunan48.000,00 TL.nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek enyüksek avans faizi ile birlikte davalı idareden rücuen tazminiistemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.
2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü, haklıneden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucutarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusukural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memurolmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığınadair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardırve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Budurumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle, Mersin 2. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulüile, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesinin 5.3.2018 günve E:2017/1529, K:2018/302 sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir.
S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Mersin 2. İdareMahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi11.Hukuk Dairesinin 5.3.2018 gün ve E:2017/1529, K:2018/302 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 29.4.2019 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane
AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy