T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/759
KARARNO : 2019/780
KARARTR: 25.11.2019
ÖZET : Davacının satın aldığı aracın, gümrükten usulsüzgeçirildiğinden bahisle, aracın dosyası kapsamında müsadere edilmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın aracın müsadere edildiği tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
KARAR
Davacı : H.O.G.
Vekili : Av. M.E.K.
Davalı : 1- Gümrük ve TicaretBakanlığı
Vekili : Av. L.K.
2- İçişleri Bakanlığı
Vekili : Av. E.Ş.
3- H.Mob.San. ve Tic.Ltd.Şti.
Vekili : Av. E.Ö.
O L A Y : Davacıvekili dava dilekçesindeözetle; davacının satın aldığı 06 DM 3509plakalı aracın, Ankara CumhuriyetBaşsavcılığı'nın 2012/2856 Sorşuturma sayılıdosyası kapsamında Gümrük ve TicaretBakanlığı Müfettişleri tarafından hazırlanan26.08.2013 gün ve 277-B/03 sayılı rapora istinaden yasal olmayanyollardan ithal edildiği tespit edilen araçlarınyakalanmasının istenildiğini, 21.04.2014 tarihinde emniyetgörevlileri ile görüşmesi neticesinde aracı emniyeteteslim ettiğini, davalı Gümrük ve TicaretBakanlığı'nın aracın yasal olmayan yollarla ithaledilmesi ve ülkeye girişinin yapılmasındakisorumluluğundan dolayı maddi ve manevi zararlarıoluştuğunu, İçişleriBakanlığı'nın da diğer davalı Bakanlıkyetkilileri tarafından düzenlenen evraklar doğrultusunda hareketederek aracın yasal yolla ülkeye giriş yapıp yapmadığınıaraştırmadan araca plaka ve ruhsat tahsis edilmesinden kaynaklıolarak zarardan sorumluluğu doğduğunu, davalıH.Mob.Ltd.Şti.nin de satıcı olarak haksız kazançelde etmesi nedeniyle maddi ve manevi zararlardan sorumlu olduğunu,müvekkilinin aracı kullanamadığını ilerisürerek, 114.000,00-TL maddi tazminat ile 5.000,00-TL manevitazminatın müsadere tarihinden itibaren yasal faizi ile birliktedavalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemiyleadli yargı yerinde dava açmıştır.
ANKARA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 19.1.2016 günve E:2015/35, K:2016/26 sayı ile, davanın, otomobilin kaçakithal edilmesi ile davalının kullanımında iken aracınzaptedilmesi sonucu oluşan zararın davalı Bakanlıklaryönünden kamu hizmetini yürüttüğüsırada kişilere verdiği zararın tazmini istemiyleaçıldığı, satıcı şirketekarşı da ayıba karşı tekeffül hükümlerigereğince davanın yöneltildiğini, davaların birliktegörülmesinde zorunluluk olduğu, davada kamu hizmetininyöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin, hizmet kusuru veya başka nedenleidarenin sorumluluğunun bulunup bulunmadığınınsaptanması gerektiği, bu konulardaki saptamaların idare hukukuilkelerine göre yapılabileceği, 2577 SayılıYasa'nın 2. Maddesi (b) bendi kapsamında tam yargı davasıile davanın görüm ve çözüm yerinin idaremahkemeleri olduğu, görev hususunun kamu düzenine ilişkinolarak her aşamada nazara alınabileceğianlaşıldığından HMK.nun 114/1-b, 115/2. maddelerigereğince davanın dava şartı yokluğundan usuldenreddine karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay 22. H.D.nin emsalkararı gereğince davalılar lehine vekalet ücretinehükmedilmeyerek, davada idari yargı yerinin görevli olmasınedeniyle dava dilekçesinin usulden reddine karar vermiş, bu kararakarşı davalılardan Gümrük ve TicaretBakanlığı vekili tarafından istinaf istemindebulunulmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi: 5.6.2017 gün veE:2017/1739, K:2017/3654 sayı ile, davacı davasınıyürürlükte bulunan kanuni düzenlemelere göregörevsiz yargı yerinde açmış ise, “yargıyolu bakımından görevsizliğe” dair verilecek kararlabirlikte; harç, masraf ve vekalet ücreti yönündenhüküm kurulması gerektiği; bu hususungözetilmemiş olması hatalı ise de,yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayapılmasını gerektirmediğinden; karar tarihindeyürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin7/1. maddesindeki; “Görevsizlik veya yetkisizlik nedeniyle davadilekçesinin reddine, davanın nakline veya davanınaçılmamış sayılmasına ön incelemetutanağı imzalanıncaya kadar karar verilmesi durumunda Tarifedeyazılı ücretin yanısıra, ön incelemetutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumundatamamına hükmolunacağı; davanıngörüldüğü mahkemeye göre hükmolunacakavukatlık ücreti, ikinci kısmın ikincibölümünde yazılı miktarları geçemez”şeklindeki düzenleme ve somut olayda ön incelemetutanağı imzalandıktan sonra görevsizlik kararıverilmiş olması da gözetilerek, 6100 sayılıKanun’un geçici 3. maddesi uyarınca temyizhükümleri bakımından halen yürürlüktebulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun438/7. maddesi uyarınca kararın açıklanan nedenlerlehüküm fıkrasında yer alan “davalı vekili lehinevekalet ücreti takdirine yer olmadığına” ifadesininsilinerek, yerine “Davalı Gümrük ve TicaretBakanlığı yargılamada kendisini vekil ile temsilettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunanAvukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.800,00 TL vekaletücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıyaverilmesine” ifadesinin yazılmasına, hükmün buşekilde düzeltilerek onanmasına karar vermiş, bu kararkesinleşmiştir.
Davacı vekili aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
ANKARA 16. İDARE MAHKEMESİ: 28.2.2019 gün ve2019/38 sayı ile, 2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu’nun uygulanmasına ilişkin bir tazminat davasıolduğu, anılan Kanunun 110. maddesi uyarınca davanıngörüm ve çözümünde adli yargı mercileriningörevli olduğu gerekçesiyle, mahkemeleriningörevsizliğine, 2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun19.maddesi uyarınca adli yargı dava dosyasınınistenilmesine, görevli yargı yerinin belirlenmesi içindosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesine ve dosyaincelemesinin görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi'nce kararverilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve AhmetARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan25.11.2019günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; İdare Mahkemesince, idari yargı dosyası ile birlikteadli yargı dosyası da temin edilmek sureti ile 2247 sayılıYasa’nın 19. maddesinde öngörülen şekildebaşvurulduğu ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, adli veidari yargı yerleri arasında doğan görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim GülşenAKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümündeadli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ'nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacının satın aldığı 06 DM 3509 plakalıaracın gümrükten usulsüzgeçirildiğindenbahisle, aracın Ankara CumhuriyetBaşsavcılığının 2012/2856 soruşturmasayılı dosyası kapsamında müsadere edilmesi nedeniyleuğranıldığı ileri sürülen 114.000,00-TLmaddi, ve 5.000,00-TL manevi zararın aracın müsadereedildiği tarih olan 21.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasalfaizi ile birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun“Emniyet Genel Müdürlüğünün, merkez,bölge, il ve ilçe trafik kuruluşları, görev ve yetkileri”başlıklı 5. Maddesinin ‘kuruluş’başlıklı alt bendinde; “(Değişik: 17/10/1996 -4199/3 md.) Bu Kanunla, Emniyet Genel Müdürlüğüneverilen görevler, Emniyet Genel Müdürlüğünebağlı olarak kurulan Trafik HizmetleriBaşkanlığınca yürütülür. Trafik HizmetleriBaşkanlığı, Emniyet Genel MüdürYardımcısı tarafından yürütülür.Emniyet Genel Müdürlüğünün merkez bölge, ilve ilçe trafik zabıta kuruluşları Trafik HizmetleriBaşkanlığına bağlı olarakçalışır.
Araçlara ve sürücülere ait işlemleri yapmak,plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleriyürütmek üzere her ilde ve gerekli görülenilçelerde tescil şube veya büroları kurulur.
Tescil şube veya bürolarında emniyet hizmetlerisınıfı personelinden ayrı olarak teşkilat vekadrolarında gösterilen sayıda genel idare ve teknik hizmetlersınıfında personel ile sözleşmeli personelçalıştırılabilir.” denilmek sureti ilearaçlara ve sürücülere ilişkin işlemleriyapmak, plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleriyürütmek üzere her ilde ve gerekli görülenilçelerde tescil şube veya büroları kurulacağıbelirtilmiş;
Aynı maddenin ‘ görev ve yetkiler ‘ altbaşlıklı b bendinin 7. fıkrasında“Araçların tescil işlemlerini yaparak belge veplakalarını vermek”, 8. Fıkrasında “(Değişik: 25/6/2010-6001/35 md.) Ülke çapındataşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak,bunlara ilişkin teknik ve hukukî değişiklikleriişlemek, işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak vedeğerlendirmek” görevleri oluşturulacak bu şube vebürolara bırakılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun“Araçların satış, devir ve tescili ile buişlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk” başlıklı20.maddesinde,
“Tescil süreleri, satış ve devirler, noterlerinsorumluluğu ile ilgili esaslar şunlardır:
Araç sahipleri,
1-(Değişik: 13/2/2011-6111/55 md.) Tescili zorunlu ve ilktescili yapılacak olan araçların satın alma veyagümrükten çekme tarihinden itibaren üç ayiçinde tescili için; bunların hurda durumuna gelmesihâlinde ise bir ay içinde tescilin silinmesi için ilgili trafiktescil kuruluşuna veya Emniyet GenelMüdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veyakuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzelkişilerine başvurmak,
2- (Değişik: 2/4/1998 - 4358/3 md.) Tescilinyapılması veya silinmesi için vergi kimlik numarası ileyönetmelikte belirtilen bilgi ve belgeleri sağlamak,
Zorundadırlar.
Araçların giriş işlemlerini yapangümrük idareleri bu durumu 15 gün içinde araçsahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşuna bildirmekleyükümlüdürler.
Tescil belgesi, aracın başkasına satış veyadevrine, hurdaya çıkarılmasına veya araçta,yönetmelikte belirtilen niteliklerin değişmesine kadargeçerli sayılır.
3- (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Tescil edilmişaraçların her çeşit satış ve devirleri,satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlutaşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergicezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıtüzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcıherhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araçsahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescilkayıtları esas alınarak noterler tarafındanyapılır. Noterler tarafından yapılmayan herçeşit satış ve devirler geçersizdir.
Satış ve devir işlemi, siciline işlenmek üzereüç işgünü içerisinde ilgili trafik tescilkuruluşu ile vergi dairesine bildirilir. Bu bildirimle birliktealıcı adına trafik tescil işlemigerçekleşmiş sayılır. Satış ve devirtarihi itibariyle, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar VergisiKanunu hükümleri uyarınca eski malikin vergi mükellefiyetisona erer, yeni malikin vergi mükellefiyeti başlar.
Yapılan satış ve devir işlemi üzerine noterlertarafından yeni malik adına bir ay süreyle geçerlitescile ilişkin geçici belge düzenlenir.
197 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yer alansorumluluk hükümleri saklı kalmak kaydıyla, anılanmaddede ve bu bentte yer alan isteme ve bildirmeleri elektronik ortamdayaptırmaya ve bu konuda yükümlülük getirmeye,elektronik bildirmelere ilişkin usul ve esasları belirlemeye Gelirİdaresi Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğüyetkili olup, bu kurumlar satış, devir ve tescile ilişkinişlemlerin gerçekleştirilmesi için gerekli elektronikveri akışını sağlarlar. Satış ve devir işlemleriniyapanlar, bu işlemler sırasında edindikleri bilgileri ifşaettikleri takdirde Türk Ceza Kanununun 239 uncu maddesi uyarıncacezalandırılırlar.
Satış ve devir işlemlerinin bildiriminden itibaren biraylık süre içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu veyaEmniyet Genel Müdürlüğünün uygungördüğü kamu kurum veya kuruluşlarıtarafından yeni malik adına tescil belgesi düzenlenerek eldenveya posta aracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesininbir ay içerisinde teslim edilememesi halinde yeni malike sorumlulukyüklenemez.
Bu bentte düzenlenen satış ve devir işlemleri hertürlü harçtan, bu işlemlere ilişkin düzenlenenkâğıtlar damga vergisi ve değerli kâğıtbedellerinden istisnadır. Trafik tescil kuruluşunda yeni malikadına yapılacak tescil nedeniyle düzenlenmesi gereken değerlikâğıtların bedelleri, satış ve deviresnasında noterler tarafından tahsil edilir ve 1512 sayılıNoterlik Kanununun 119 uncu maddesi uyarınca beyan edilerek ödenir.Bu bentte yer alan işlemler sebebiyle noterlere herhangi bir pay veyaaidat ödenmez.
1512sayılı Kanunun 112 nci maddesi uyarınca belirlenen ücretuygulanmaksızın satış ve devre ilişkin hertürlü işlem karşılığında toplam 20Türk Lirası maktu ücret alınır. Söz konusuücret, her takvim yılı başından geçerli olmaküzere önceki yılda uygulanan ücret tutarının oyıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarıncatespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranındaartırılması suretiyle hesaplanır.
Haciz, müsadere, zapt, buluntu, trafikten men gibi nedenlerle;icra müdürlükleri, vergi dairesi müdürlükleri,milli emlak müdürlükleri ile diğer yetkili kamu kurum vekuruluşları tarafından satışı yapılanaraçların satış tutanağının birörneği aracın kayıtlı olduğu trafik tescilkuruluşlarına üç işgünü içerisindegönderilir. Aracı satın alanlar gerekli bilgi ve belgelerisağlayarak ilgili trafik tescil kuruluşundan bir ay içerisindeadlarına tescil belgesi almak zorundadırlar.Alıcıların tescil belgesi almak için süresindebaşvurmamaları halinde bu araçlarıalıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeyeEmniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir.
Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslarıbelirlemeye İçişleri ve Maliye Bakanlıklarıyetkilidir.
e) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Araç satınalıp, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1)numaralı alt bendine uymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafıhükümlerine göre bir ay içerisinde tescil belgesi almayanalıcılara 130 Türk Lirası, (d) bendi hükümlerineuymayan noterlere ise her bir işlem için 1.000 TürkLirası idari para cezası verilir. Tescil yapılmadan trafiğeçıkarılan araçlar, tescil yapılıncaya kadartrafikten men edilir.” denilmek sureti ile ülkeye gümrükkanalı ile giriş yapan araçların ilk tescilişlemlerinin araç sahiplerinin gümrüktengeçişi yapılan araçların tescili içingümrükten çekme tarihinden itibaren üç ayiçinde tescili için; ilgili trafik tescil kuruluşuna veyaEmniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceğikamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuktüzel kişilerine başvurmaları gerektiği, busırada araçların giriş işlemlerini yapangümrük idarelerinin bu durumu 15 gün içinde araçsahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşuna bildirmekleyükümlü oldukları, tescil edilmişaraçların her çeşit satış ve devirlerinin,satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlutaşıtlar vergisinin, gecikme faizinin, gecikme zammının,vergi cezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıtüzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcıherhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araçsahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescilkayıtları esas alınarak noterler tarafındanyapılacağı ve araç satın alıp, bu maddeninbirinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendineuymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafı hükümlerinegörebir
ayiçerisinde tescil belgesi almayan alıcılara 130 TürkLirası, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlere ise her birişlem için 1.000 Türk Lirası idari para cezasıverileceği ve tescil yapılmadan trafiğeçıkarılan araçların tescil yapılıncayakadar trafikten men edileceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun “Belge ve plaka vermeye yetkili kuruluşlar:”başlıklı 22. Maddesinde;
Yönetmelikte gösterilen esaslara göre:
Birinci fıkrada bentler halinde sayılan istisnalar haricindekalanaraçlara ilişkin tescile yönelik işlemlerin EmniyetGenel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescilkuruluşlarınca yapılacağı, Emniyet GenelMüdürlüğünün ilk tescili yapılacakaraçların tesciline esas teşkil edecek işlemlerielektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluylayapacağıdüzenlenmiştir.
Davanınaçıldığı 2.9.2016 tarihindeyürürlükte bulunan 01.05.2010 gün ve 27568 sayılıresmi gazetede yayımlanan yönetmelikle değişik 18.07.1997tarih ve 23053 sayılı resmi gazetede yayınlanarakyürürlüğe giren Karayolları TrafikYönetmeliği’nin “Yeni Kayıt”başlıklı 31. Maddesinde;
İlk kaydı yapılacak araçlara ilişkin usuliprosedür ayrıca düzenlenmiş, bu maddede de tescilişlemlerinin 2918 sayılı Kanun’un 5. Maddesigereğince oluşturulacak trafik tescil şube ve bürolarıaracılığıyla gerçekleştirileceği bir kezdaha ortaya konulmuştur.
Dosyanın incelenmesinden, davacının satınaldığı 06 DM 3509 plakalı aracın gümrüktenusulsüz geçirildiğinden bahisle aracın Ankara CumhuriyetBaşsavcılığının 2012/2856 soruşturmasayılı dosyası kapsamında müsadere edilmesi nedeniyleuğranıldığı ileri sürülen 114.000,00-TLmaddi ve 5.000,00-TL manevi zararın aracın müsadereedildiği tarih olan 21.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasalfaizi ile birlikte tazmini istemiyle dava açtığıanlaşılmıştır.
Nitekim 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlüResmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“…bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür”Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmek sureti ile 2918 sayılı Kanun’unuygulanmasından kaynaklanan zararların tazmini istemi ileaçılacak sorumluluk davalarında adli yargı yerleriningörevli olacağı ayrıca ve açıkçabelirtilmiştir.
2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’daadli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olanyargıyolubelirsizliğigiderilereksöz konusu davalarla ilgili olarakyeknesakbirusul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynıyargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı,bu suretle kısa sürede sonuç alınmasınınolanaklı kılındığı ve bunun söz konusudavaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilendüzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılıKanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araçtrafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanınagirdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdaretarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkininkullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynıkarayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bunedenle aynı tür risk üreten araçlar arasındaözel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren birneden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralAnayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırıdeğildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any. Mah.nin26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G.27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında“ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’ninyukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idariyargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, buKanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’yaaykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariylegörev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmak üzerediğer yargı organları bakımından da uyulmasızorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin 2918 sayılı Kanun’unuygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarınıkapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları,şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları vebunların görev yetki ve sorumlulukları ileçalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındandoğan sorumluluk davalarının görüm ve çözümündeadli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararıntazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.
Her ne kadar, dava konusu olayda davacının zararınasebebiyet veren eylemler, dava dışı kişilerin hileliişlemleri ile idare yanıltılarak trafiğe tescilleriiçin gerekli işlemlerin hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilmesisebebiyle, idare çalışanlarının kusurundankaynaklanan ve idari hizmetin kötü işlemesi kapsamındadeğerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de; davayakonu zarardan doğansorumluluğun 2918 sayılı Kanun’un ve bu kanununuygulanmasına yönelik Karayolları TrafikYönetmeliği’nin araçların tesciline ilişkinhükümlerine aykırı hareket edilmesindenkaynaklandığı, 2918 sayılı Kanun’un 110.Maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarınınadli yargı yerinde çözümleneceğininaçıkça belirtildiği; bu düzenlemenin, genel idareesaslarına ilişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyendiğer kanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenleidare ajanlarının eylemlerindenkaynaklansa dahi davaya konu uyuşmazlıktaöncelikli olarak uygulanması gerektiği kanaatineulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevliolduğuna, bu nedenle Ankara 16. İdare Mahkemesinin başvurusununkabulü ile Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 19.1.2016 günve E:2015/35, K:2016/26 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, Ankara 16.İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Ankara 5. AsliyeHukuk Mahkemesince verilen 19.1.2016 gün ve E:2015/35, K:2016/26sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,25.11.2019 gününde, Üyeler Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ veAhmet ARSLAN'ın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
KARŞI OY
UyuşmazlıkMahkemesinin 15/02/2016 gün, E:2015/926, K:2016:50 sayılıkararındaki karşı oy gerekçesinde belirtildiği gibi;"Uyuşmazlık, davacıya ait araca, gümrükmevzuatına aykırı olarak yurda sokulduğundan bahisleemniyet yetkililerince el konulması üzerineuğranıldığı ileri sürülen maddi zararınyasal faizi ile birlikte tazmini isteminden doğmuştur.
Adli veİdari yargı yerlerince verilen görevsizlik kararlarınedeniyle oluşan olumsuz görev uyuşmazlığıüzerine sayın çoğunluk görüşüdoğrultusunda “Uyuşmazlığınçözümünün 2918 sayılı yasanın 110.maddesi gereğince adli yargının görev alanındabulunduğu” gerekçesiyle adli yargının görevliolduğuna karar verilmiştir.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110. maddesine 6099sayılı Kanunla eklenen 1. fıkra ile "İşleteniveya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır."hükmü getirilmiştir.
Eldekiuyuşmazlık ise anılan yasa hükmü kapsamındakalmamaktadır.
Zira, 2918sayılı Kanunun 85. maddesinde açıkçabelirtildiği üzere yasa motorlu araçlarınişletilmesinden doğan zararlar nedeniyle araç işletenininhukuki sorumluluğunu düzenlemektedir. Oysa ki somutuyuşmazlıkta davacı, noter yoluyla satınaldığı araca gümrük mevzuatına aykırıolarak yurda sokulduğundan bahisle emniyet yetkililerince elkonulduğunu ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi sebebiyleuğradığı zararda davalı idarenin hizmet kusurubulunduğunu ileri sürmektedir.
Anayasanın125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu belirtildiktensonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmıştır.
İdare kuralolarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellikbağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup;idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukukukuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmetkusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veyahiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenintazmin yükümlülüğünün doğmasınayol açmaktadır.
Davalıkamutüzel kişiliği olup; kural olarak, işlem ve eylemleri idarinitelik taşır. Somut olayda, bu davalının yasa ile kendilerineverilmiş bulunan görevleri gereği gibi yerine getirmedikleriileri sürülmüştür. Görevin hiç veyagereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir.İdare’nin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı,İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesigereğince İdare’ye karşı idari yargı yerinde tamyargı davası açılması gerekir.
Trafik tescil vebüro amirliği tarafından araç tesciline ilişkinolarak yapılan işlemlerin idari nitelikte olup hiçyapılmaması, geç yapılması ya da gereği gibiyapılıp yapılmadığı hususunun idari yargıyerinin denetimine tabi bulunmasına göre 2577 sayılıİ.Y.U.K 2/1- b maddesinde sayılan dava çeşitlerinden olaneldeki tam yargı davasında uyuşmazlığınçözümünde idari yargı görevlidir.
Bugerekçelerle uyuşmazlıkta Adli Yargıyı görevlikabul eden sayın çoğunluğun görüşünekatılmıyoruz. 25.11.2019
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy