T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019 / 422
KARAR NO : 2019 / 671
KARAR TR : 21.10.2019
ÖZET : Davacının, 2008 yılında satın alarak tescil ettirdiği aracın usulsüz olarak yurda sokulduğunun anlaşılması ve araca el konulması olayında; aracın yurda girişinde bu usulsüzlüğü fark etmeyen, aracın tescilini gerçekleştiren idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu iddia edilerek, uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı :A.K. İnş. Nak. Taah. Tic. A.Ş Vekili :Av. R. G. Davalılar : 1-İçişleri Bakanlığı Vekili : Av. İ. İ. 2- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı/ TicaretBakanlığı Vekili : Av.İ. M. O L A Y :Davacı vekili dilekçesinde, müvekkil şirketin 21.10.2008tarihli fatura ile A.G. Otomotiv İnş. Tur. Teks. Gıda Nak. Elek.San. Tic. Ltd. Şti.’nden 117.000 Euro bedel ödenerek satınalınan 06 AK 8840 plakalı 2009 model Audi Q7 marka aracın,teslim alınıp müvekkili şirketin yetkilisi ve sahibitarafından kullanılmakta iken, Ankara Organize veKaçakçılık Şubesinin 23.11.2017 tarihlitutanağa istinaden zapt edildiğini; buna gerekçe olarak,ithal aracın yurda girişi sırasında düzenlenenfaturalardaki kıymet farkının gösterildiğini,böylece aracın hukuki ayıplı olarak kendilerinesatıldığını 23.11.2017 tarihinde öğrendiğini;ayrıca aracı sıfır olarak aldığınızannederken, aracın kendisine ikinci el olaraksatıldığını da öğrendiğini; müvekkilşirketin satın aldığı mala, kendisinin herhangi birkusuru olmaksızın, kamu gücüyle el konulduğunu, tasarrufhakkının kısıtlandığını; Gümrükve Ticaret Bakanlığı Müfettişleri tarafındandüzenlenen 03.05.2017 tarih ve 277-B/59 sayılı soruşturmaraporuna istinaden Ankara Cumhuriyet BaşsavcılığıncaAlkan Otomotiv hakkında yapılan 2017/56611 sayılıhazırlık soruşturması ile, Ankara 3.Sulh CezaHakimliğinin 22.11.2017 tarih ve 2017/9495 D.İş sayılıkararı ile 23.11.2017 tarihinde Ankara EmniyetMüdürlüğünün el koyma tutanağı ilearaca el konulduğunu, aracın iade edilmeme durumunun bu tarihitibariyle kesinleştiğini; Gümrük ve TicaretBakanlığına yapılan başvuruya karşılık,tazminat ödenmesi yolunda bir cevap verilmediğini; diğerdavalı İçişleri Bakanlığının da, yaptıkları başvuruya verdiği cevapta, sadece başvurudilekçesi ile eklerinin Gümrük ve TicaretBakanlığı ile Emniyet GenelMüdürlüğü’ne gönderildiğini belirttiğini,müvekkilinin zarar tazminine ilişkin karşılıkvermediğini; böylece dava ve fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak kaydıyla 182.000,00 TL zararlarınıngiderilmesi için, 2577 sayılı yasanın 13.maddesiuyarınca İdarelere yaptıkları başvuruların dasonuçsuz bırakıldığını; oysa emsalDanıştay kararında, davalı idarelerin aracınyurtdışından ithal edilerek trafik siciline tescilininyapılması öncesinde üzerine düşen dikkat veözeni göstermeyerek, yükümlü oldukları hizmetikusurlu işlettikleri gerekçesiyle aracın el koyulmasındandoğan zararın ödenmesine karar verildiğini; müvekkilişirketin aracı, Araç satış sözleşmesineistinaden 117.000 Euro’ya satın aldığını; belgelerinegüvendiğini, mevzuata uygun davrandığını, aracaait tüm motor, şasi numaraları, plaka, model ve markabilgilerinin uyumlu olduğunu, kendisinden beklenen özen ve dikkatingösterilmesine karşın, aracın ithali sırasındagümrük görevlileri tarafından, sonradan rahatçayaptıkları incelemeyi bastan yapmayarak gerekli dikkat ve özeningösterilmediğini, bu şekilde aslındakullanılmış ikinci el olan aracınkullanılmamış sıfır araç olarak ithalinin veülkeye girişinin sağlandığını, yeterlidenetim, dikkat ve özen gösterilmeyerek aracın ülkeyefarklı statüde girişinde ve tescil edilmesinde ilgili kamugörevlilerinin ve idarenin sorumluluğunun bulunduğunu,aracın resmi belgelere güvenilerek satınalındığını, bu durumdan tescil yapan idarenin kusurluve kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu ifade ederek; bilirkişimarifetiyle tespit edilecek araç değerinin daha sonra ıslahedilmek üzere şimdilik 1.000,00 TL’lik zararlarının, aracael koyma tarihi tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardantahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır Davalı vekilleri,süresi içinde verdikleri savunma dilekçelerinde, davanıngörüm ve çözümünde adli yargı yeriningörevli olduğu gerekçesiyle, görev itirazındabulunmuşlardır. Ankara2.İdare Mahkemesi; 27.2.2019 gün ve E:2018/286, K:2019/358 sayıile, davanın yetki yönünden reddine, dosyanın yetkiliKocaeli İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. KOCAELİ1.İDARE MAHKEMESİ: 19.3.2019 gün ve E:2019/297 sayı ile,“(…)T.C. Anayasası'nın 125. maddesinin 1.fıkrasında, "İdarenin her türlü eylem veişlemlerine karşı yargı yoluaçıktır...." denilmiş ve maddenin sonfıkrasında, "İdare, kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlüdür."kuralı getirilmiştir. İdarekural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellikbağı kurulabilen zararları tazminleyükümlüdürler. İdari eylem ve/veya işlemlerdendoğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesindehizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazminedilmektedir. Dava yurtdışından ülkeye kaçak eşyasokulmasını önleme, izleme ve araştırmaklayükümlü idarelerin aracın yurt dışındanithal edilerek trafik siciline kaydının yapılmasıöncesinde üzerine düşen dikkat ve özenigöstermeyerek, hizmeti kusurlu işlettikleri, davacınınaracın kaçak olarak yurda getirilmesinde bir ilgisi ve kusurubulunmadığı, gümrük idaresince işlemlertamamlanarak ithal edilen aracı satın alıp trafik sicilinetescil ettiren iyi niyetli 3. kişi durumunda bulunduğu, ithalatıgerçekleştiren kişilerin sahte belgelerle bu aracı ithalettiklerinden bahisle aracına el konulması nedeniyleuğradığı zararın tazmin edilmesi gerektiği ilerisürülerek tazminat talebinde bulunulmasından kaynaklanmaktaolup, tazminat talebinin temelinde, davalı idarenin mevzuatla kendisineverilen denetim görevini gereği gibi yerine getirmemesi sonunda,idarenin kayıtlarına güvenerek tasarrufta bulunan kişilerinzarara uğramasına sebebiyet verildiği iddiasıbulunduğundan ve bu durumun ancak idare hukuku ilke ve kurallarınagöre belirlenebileceğinden, bu sebeple açılacak tamyargı davalarının idari yargı yerinde çözümlenmesigerekmektedir. Öteyandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 11/01/2011tarihli ve 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile değişik"Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 110.maddesinde, "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarındandolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir." kuralı yer almaktadır.Anılan Kanun hükmünde, "bu kanundan doğan sorumlulukdavaları" ifadesiyle 2918 sayılı Kanun'da yer alan hukukisorumluluğa ilişkin kuralların uygulanacağı davalarlasınırlı biçimde görevli yargı yerininbelirlendiği vurgulanmaktadır. Dolayısıyla görevliyargı yeri belirlenirken, söz konusu Kanun'da motorluaraçların verdiği zararlarla sınırlıbiçimde düzenlenen sorumluluk kurallarının, dava konusuuyuşmazlığa uygulanamayacağı ortadadır. Bu itibarla,sahte belgelerle ithal edilen araca el konulması nedeniyleuğranıldığı iddia edilen zararın tazmin edilmesiisteminden ibaret olduğu anlaşılan davanın görümve çözümünde idari yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, davalı idarelerin görev itirazının reddine…”ve Mahkemelerinin görevliliğine karar vermiştir. Davalılardan(Gümrük ve) Ticaret Bakanlığı vekili tarafından,süresi içinde verilen dilekçe ile olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması istemiylebaşvuruda bulunulması üzerine dilekçe, dava dosyasıile birlikte Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı’na gönderilmiştir. YARGITAYCUMHURİYET BAŞSAVCISI: "(…)2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununun “Emniyet GenelMüdürlüğünün, merkez, bölge, il veilçe trafik kuruluşları, görev ve yetkileri"başlıklı 5. maddesinin ‘kuruluş’başlıkla (a) alt bendinde, araçlara vesürücülere ilişkin işlemleri yapmak, plaka vebelgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleri yürütmeküzere her ilde ve gerekli görülen ilçelerde tescilşube veya büroları kurulacağı belirtilmiş;aynı maddenin ‘görev ve yetkiler' alt başlıklı(b) bendinin 7. fıkrasında “Araçların tescilişlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek”, 8.fıkrasında “Ülke çapında taşıtlarınve sürücülerin sicillerini tutmak, bunlara ilişkin teknikve hukukî değişiklikleri işlemek, işlettirmek,istatistiksel bilgileri toplamak ve değerlendirmek görevleri,oluşturulacak bu şube ve bürolarabırakılmıştır. 2918sayılı Kanunun “Araçların satış, devir vetescili ile bu işlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk’'başlıklı 20. maddesinde, ülkeye gümrükkanalı ile giriş yapan araçların ilk tescilişlemlerinin, araç sahiplerinin gümrüktengeçişi yapılan araçların tescili içingümrükten çekme tarihinden itibaren üç ayiçinde tescili için; ilgili trafik tescil kuruluşuna veyaEmniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceğikamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuktüzel kişilerine başvurmaları gerektiği, busırada araçların giriş işlemlerini yapangümrük idarelerinin bu durumu 15 gün içinde araçsahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşuna bildirmekleyükümlü oldukları, tescil edilmişaraçların her çeşit satış ve devirlerinin,satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlutaşıtlar vergisinin, gecikme faizinin, gecikme zammının,vergi cezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıtüzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcıherhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araçsahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescilkayıtları esas alınarak noterler tarafındanyapılacağı ve araç satın alıp, bu maddeninbirinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendineuymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafı hükümlerinegöre bir ay içerisinde tescil belgesi almayan alıcılara130,00 TL, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlere ise her birişlem için 1.000,00 TL idari para cezası verileceği vetescil yapılmadan trafiğe çıkarılanaraçların tescil yapılıncaya kadar trafikten menedileceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun“Belge ve plaka vermeye yetkili kuruluşlar”başlıklı 22. maddesinde ise, 1. fıkrada bentler halindesayılan istisnalar haricinde kalan araçlara ilişkin tescileyönelik işlemlerin Emniyet Genel Müdürlüğüveya bağlı trafik tescil kuruluşlarıncayapılacağı, Emniyet Genel Müdürlüğününilk tescili yapılacak araçların tesciline esas teşkiledecek işlemleri elektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluylayapacağı düzenlenmiştir. Budüzenlemeler kapsamında dava konusu olay elealındığında, davaya konu ve ilk kez kaydıyapılacak aracın, kaçak yollarla ülkeye sokulduğu,trafiğe tescili için gerekli işlemlerin 2918 sayılıKanunun 5, 20, 22 ve bu kanunun uygulanmasına yönelikKarayolları Trafik Yönetmeliğinin 29, 30 ve 31. maddelerineaykırı şekilde yapıldığı, emniyet vegümrük görevlilerinin hukuka aykırı işlemlerinedeni ile hukuka aykırı şekilde trafiğe tescil edilen davakonusu araca kaçakçılıkla mücadele kapsamındabaşlatılan soruşturma sırasında el konulduğu,söz konusu aracı alan davacının bu nedenle maddi zararauğradığını iddia ederek zararını olaydakusuru bulunan davalı idareden tazmin etmek için eldeki davayıaçtığı anlaşılmıştır. Buaçıklamalar ışığında, kanunun veyönetmeliğin emredici hükümlerine aykırışekilde gerçekleştirilen işlemler nedeni ileuğranıldığı ileri sürülen zararıntazmini istemi ile açılan davada, yine aynı kanunungöreve ilişkin düzenlemesinin dikkate alınması vegörevli yargı yerinin bu kapsamda belirlenmesi gerekmektedir. Bilindiğigibi, 2918 sayılı Kanunun 6099 sayılı Kanunun 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde, “İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. /...” denilmek sureti ile 2918 sayılı Kanunun uygulanmasındankaynaklanan zararların tazmini istemi ile açılacak sorumlulukdavalarında adli yargı yerlerinin görevli olacağıaçıkça belirtilmiştir. Her ne kadar,dava konusu olayda davacının zararına sebebiyet veren eylemler,Gümrük Müdürlüğünde görevli memurlartarafından araç ithalat ve tescil işlemlerinin hukukaaykırı şekilde gerçekleştirilmesi sebebiyle, kamugörevlilerinin kusurundan kaynaklanan ve idari hizmetin kötüişlemesi -kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte eylemlerise de, davaya konu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılıKanunun 5, 20, 22 ve bu kanunun uygulanmasına yönelikKarayolları Trafik Yönetmeliğinin 29, 30 ve 31. maddelerindedüzenlenen araçların tesciline ilişkinhükümlere aykırı hareket edilmesindenkaynaklandığı, 2918 sayılı Kanunun 110. maddesinde de,madde ayrımı yapılmaksızın 2918 sayılıKanundan kaynaklanan sorumluluk davalarının adli yargı yerinde çözümleneceğininaçıkça belirtildiği; bu düzenlemenin, genel idareesaslarına ilişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyendiğer kanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenle kamugörevlilerinin eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konuuyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğisonucuna varılmıştır. UyuşmazlıkMahkemesinin 15/02/2016 tarihli ve E.2015/926, K.2016/50 sayılı,15/02/2016 tarihli ve E.-K.2016/29-65 sayılı, 26/02/2018 tarihli veE.2017/574, K.2018/80 sayılı kararlarında da "2918sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğegiren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilenkararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin 2918sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanan sorumlulukdavalarını kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun uygulanmasındandoğan sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu" denilmek suretiyle bu tür davaların görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu vurgulanmıştır. Yukarıdakiaçıklamalara göre, somut olaya ilişkin davanın daözel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerindegörülmesi gerektiği düşünülmektedir. KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle 2247 sayılı Kanunun 10ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına,dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınagönderilmesine…” karar vermiştir. Başkanlıkça,2247 sayılı Yasanın 13. maddesine göre DanıştayBaşsavcısı’nın da yazılıdüşüncesi istenilmiştir. DANIŞTAYBAŞSAVCISI: "(…) Olayda, davacının satınaldığı araca yurt dışından usulsüz olarakithal edilmiş olması nedeniyle Mahkeme kararı ile elkonulmasında gümrük denetimleri yetersiz kalan ve aracıntrafik tescilini gerçekleştiren idarelerin kusurlu olduğuileri sürülerek uğranılan zarara karşılık1.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte maddi tazminat olarak ödenmesiistemiyle idari yargı yerinde açılan davada; kamu hizmetiniyürütmekle yükümlü kılınan idarelerin, kamu hizmetiniyöntemine ve hukuk kurallarına uygun olarak yürütüpyürütmediğinin, dolayısıyla hukuki sorumluluğununbulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir Bu durumda,hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin hukuki sorumluluğubulunup bulunmadığının yargısal denetimi, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'inci maddesiuyarınca idari yargı yerlerine ait olduğundan, davanınİdari Yargı yerinde görülmesi gerektiği sonucunavarılmıştır. Öteyandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun11.01.2011 tarih ve 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesi iledeğişik “Görevli ve Yetkili Mahkeme”başlıklı 110. maddesinin 1. fıkrasında“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır” hükmü yer almaktadır. Anılan Yasakuralında, bu Kanundan doğan sorumluluk davalarınıngörüm ve çözümünün adli yargıdüzenine ait olduğu belirtildiğinden, hangi sorumlulukdavalarının 2918 sayılı Kanun’dankaynaklandığı sorusunun cevabı görevli yargıyerinin tesbiti bakımından önem arz etmekte olup; sözkonusu Yasa hükmünde geçen bu Kanundan doğan ve adliyargıda görülmesi gereken sorumluluk davalarının, 2918Sayılı Yasa’nın 85. maddesinde düzenlenen motorluaraçların işletilmesi nedeniyle verilen zararlardandolayı araç işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkindavalar olduğu sonucuna varılmıştır. Uyuşmazlıkkonusu olayda, davalı Ticaret Bakanlığı ileİçişleri Bakanlığının yasa ile kendisineverilmiş bulunan görevleri gereği gibi yerine getirmedikleriileri sürülmekte olup; görevin hiç veya gereği gibiyerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdare’ninhizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı, İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 2/1-b maddesi gereğince idare’ye karşıidari yargı yerinde tam yargı davası açılmasıgerekir. SONUÇ: Açıklanan nedenle, 2247 sayılı Yasanın 13. maddesiuyarınca yapılan başvurunun reddi gerektiği…”yolunda yazılı düşünce vermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve AhmetARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 21.10.2019günlü toplantısında: I-İLKİNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, Davalılardan (Gümrükve) Ticaret Bakanlığı vekilinin, anılan Yasa'nın 10/2maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunmasıüzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca, 10. maddedeöngörülen biçimde, anılan İdareyönünden olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır.Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığındangörev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın davada idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacının, 2008 yılındasatın alarak 06 AK 8840 plaka numarasıyla tescil ettirdiğiaracın usulsüz olarak yurda sokulduğununanlaşılması ve araca el konulması olayında;aracın yurda girişinde bu usulsüzlüğü fark etmeyen,aracın tescilini gerçekleştiren idarelerin hizmetkusurunun bulunduğu iddia edilerek, uğranılan zararın tazmini istemiyleaçılmıştır. 2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu’nun “Emniyet GenelMüdürlüğünün, merkez, bölge, il veilçe trafik kuruluşları, görev ve yetkileri”başlıklı 5. Maddesinin ‘kuruluş’ başlıklı(a) alt bendinde; “(Değişik: 17/10/1996 - 4199/3 md.) BuKanunla, Emniyet Genel Müdürlüğüne verilengörevler, Emniyet Genel Müdürlüğünebağlı olarak kurulan Trafik HizmetleriBaşkanlığınca yürütülür. TrafikHizmetleri Başkanlığı, Emniyet Genel MüdürYardımcısı tarafından yürütülür.Emniyet Genel Müdürlüğünün merkez bölge, ilve ilçe trafik zabıta kuruluşları Trafik HizmetleriBaşkanlığına bağlı olarakçalışır. Araçlara ve sürücülereait işlemleri yapmak, plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelikhizmetleri yürütmek üzere her ilde ve gerekli görülenilçelerde tescil şube veya büroları kurulur. Tescil şube veya bürolarındaemniyet hizmetleri sınıfı personelinden ayrı olarakteşkilat ve kadrolarında gösterilen sayıda genel idare veteknik hizmetler sınıfında personel ile sözleşmelipersonel çalıştırılabilir.” denilmek suretiile araçlara ve sürücülere ilişkin işlemleriyapmak, plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleriyürütmek üzere her ilde ve gerekli görülenilçelerde tescil şube veya büroları kurulacağıbelirtilmiş; Aynı maddenin ‘ görev veyetkiler ‘ alt başlıklı b bendinin 7. fıkrasında“Araçların tescil işlemlerini yaparak belge veplakalarını vermek”, 8. fıkrasında “(Değişik: 25/6/2010-6001/35 md.) Ülke çapındataşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak,bunlara ilişkin teknik ve hukukî değişiklikleriişlemek, işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak vedeğerlendirmek” görevleri oluşturulacak bu şube vebürolara bırakılmıştır. 2918 sayılı Karayolları TrafikKanununun “Araçların satış, devir ve tescili ile buişlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk” başlıklı20.maddesinde, “Tescil süreleri, satışve devirler, noterlerin sorumluluğu ile ilgili esaslarşunlardır: a) Araç sahipleri, 1. (Değişik: 13/2/2011-6111/55 md.)Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan araçlarınsatın alma veya gümrükten çekme tarihinden itibarenüç ay içinde tescili için; bunların hurdadurumuna gelmesi hâlinde ise bir ay içinde tescilin silinmesiiçin ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet GenelMüdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veyakuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzelkişilerine başvurmak, 2. (Değişik: 2/4/1998 - 4358/3 md.)Tescilin yapılması veya silinmesi için vergi kimliknumarası ile yönetmelikte belirtilen bilgi ve belgelerisağlamak, Zorundadırlar. b) Araçların girişişlemlerini yapan gümrük idareleri bu durumu 15gün içinde araç sahiplerinin beyan ettikleri tescilkuruluşuna bildirmekle yükümlüdürler. c) Tescil belgesi, aracınbaşkasına satış veya devrine, hurdayaçıkarılmasına veya araçta, yönetmeliktebelirtilen niteliklerin değişmesine kadar geçerlisayılır. d) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.)Tescil edilmiş araçların her çeşitsatış ve devirleri, satış ve devriyapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlarvergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idaripara cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi vetaşıt üzerinde satış ve/veya devrikısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıtbulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiştescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterlertarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan herçeşit satış ve devirler geçersizdir. Satış ve devir işlemi, sicilineişlenmek üzere üç işgünü içerisindeilgili trafik tescil kuruluşu ile vergi dairesine bildirilir. Bubildirimle birlikte alıcı adına trafik tescil işlemigerçekleşmiş sayılır. Satış ve devirtarihi itibariyle, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar VergisiKanunu hükümleri uyarınca eski malikin vergi mükellefiyetisona erer, yeni malikin vergi mükellefiyeti başlar. Yapılan satış ve devirişlemi üzerine noterler tarafından yeni malik adına bir aysüreyle geçerli tescile ilişkin geçici belgedüzenlenir. 197 sayılı Kanunun 13 üncümaddesinde yer alan sorumluluk hükümleri saklı kalmakkaydıyla, anılan maddede ve bu bentte yer alan isteme ve bildirmelerielektronik ortamda yaptırmaya ve bu konuda yükümlülükgetirmeye, elektronik bildirmelere ilişkin usul ve esaslarıbelirlemeye Gelir İdaresi Başkanlığı ve Emniyet GenelMüdürlüğü yetkili olup, bu kurumlar satış,devir ve tescile ilişkin işlemlerin gerçekleştirilmesiiçin gerekli elektronik veri akışını sağlarlar.Satış ve devir işlemlerini yapanlar, bu işlemlersırasında edindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirdeTürk Ceza Kanununun 239 uncu maddesi uyarıncacezalandırılırlar. Satış ve devir işlemlerininbildiriminden itibaren bir aylık süre içerisinde ilgili trafiktescil kuruluşu veya Emniyet GenelMüdürlüğünün uygun gördüğükamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malik adınatescil belgesi düzenlenerek elden veya postaaracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesinin bir ayiçerisinde teslim edilememesi halinde yeni malike sorumlulukyüklenemez. Bu bentte düzenlenen satış vedevir işlemleri her türlü harçtan, bu işlemlereilişkin düzenlenen kâğıtlar damga vergisi vedeğerli kâğıt bedellerinden istisnadır. Trafik tescilkuruluşunda yeni malik adına yapılacak tescil nedeniyledüzenlenmesi gereken değerli kâğıtlarınbedelleri, satış ve devir esnasında noterler tarafındantahsil edilir ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 119 uncu maddesiuyarınca beyan edilerek ödenir. Bu bentte yer alan işlemlersebebiyle noterlere herhangi bir pay veya aidat ödenmez. 1512 sayılı Kanunun 112 nci maddesiuyarınca belirlenen ücret uygulanmaksızın satışve devre ilişkin her türlü işlemkarşılığında toplam 20 Türk Lirası maktu ücretalınır. Söz konusu ücret, her takvim yılı başındangeçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan ücrettutarının o yıl için 213 sayılı Vergi UsulKanunu uyarınca tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranındaartırılması suretiyle hesaplanır. Haciz, müsadere, zapt, buluntu, trafiktenmen gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesimüdürlükleri, milli emlak müdürlükleri ilediğer yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafındansatışı yapılan araçların satıştutanağının bir örneği aracın kayıtlıolduğu trafik tescil kuruluşlarına üçişgünü içerisinde gönderilir. Aracı satınalanlar gerekli bilgi ve belgeleri sağlayarak ilgili trafik tescilkuruluşundan bir ay içerisinde adlarına tescil belgesi almakzorundadırlar. Alıcıların tescil belgesi almak içinsüresinde başvurmamaları halinde bu araçlarıalıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeyeEmniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir. Bu bendin uygulanmasına ilişkin usulve esasları belirlemeye İçişleri ve MaliyeBakanlıkları yetkilidir. e) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.)Araç satın alıp, bu maddenin birinci fıkrasının(a) bendinin (1) numaralı alt bendine uymayanlar ile (d) bendininsekizinci paragrafı hükümlerine göre bir ayiçerisinde tescil belgesi almayan alıcılara 130 TürkLirası, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlere ise her birişlem için 1.000 Türk Lirası idari para cezasıverilir. Tescil yapılmadan trafiğeçıkarılan araçlar, tescil yapılıncayakadar trafikten men edilir.” denilmek sureti ile,ülkeye gümrük kanalı ile girişyapan araçların ilk tescil işlemlerinin araçsahiplerinin gümrükten geçişiyapılan araçların tescili için gümrüktençekme tarihinden itibaren üç ay içinde tesciliiçin; ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet GenelMüdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veyakuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzelkişilerine başvurmaları gerektiği, busırada araçların giriş işlemleriniyapan gümrük idarelerinin bu durumu 15 güniçinde araç sahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşunabildirmekle yükümlü oldukları, tesciledilmiş araçların her çeşit satışve devirlerinin, satış ve devri yapılacak araçtandolayı motorlu taşıtlar vergisinin, gecikme faizinin, gecikmezammının, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıtüzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcıherhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araçsahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescilkayıtları esas alınarak noterler tarafındanyapılacağı ve araç satın alıp, bu maddeninbirinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendineuymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafı hükümlerinegöre bir ay içerisinde tescil belgesi almayan alıcılara130 Türk Lirası, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlereise her bir işlem için 1.000 Türk Lirası idari paracezası verileceği ve tescil yapılmadan trafiğeçıkarılan araçların tescilyapılıncaya kadar trafikten men edileceği hükmebağlanmıştır. Aynı Kanunun “Belge ve plakavermeye yetkili kuruluşlar:” başlıklı 22. maddesinde; “(Değişik: 18/1/1985 - KHK 245/8 md.; Aynen kabul:28/3/1985 - 3176/8 md.) Yönetmelikte gösterilen esaslaragöre: a) Askeri maksatlarla kullanılanTürk Silahlı Kuvvetlerine ait bütün araçlar ileçeşitli anlaşmalara göre askeri amaçla yurdumuzdabulunan kuruluşlara ait araçların tescilleri TürkSilahlı Kuvvetlerince, b) Raylı sistemleçalışan araçların tescilleri,kullanıldığı yerlere göre ait olduğukuruluşlarca, c) İş makinesitüründen araçların tescilleri; 1. Kamu kuruluşlarına ait olanlarilgili kuruluşlarınca, 2. (Değişik: 17/10/1996 - 4199/10md.) Özel veya tüzelkişilere ait olanlardan; tarım kesimindekullanılanlar ziraat odalarınca, tarım kesimindekullanılanların dışında kalan ve sanayi,bayındırlık ve diğer kesimlerde kullanılanlarıntescilleri, üyesi oldukları ticaret, sanayi veya ticaret ve sanayiodalarınca, d) Tarım kesiminde kullanılanlar hariç,İl Trafik Komisyonlarından karar alınmak şartı ilemotorsuz taşıtlardan gerekli görülenlerin tescilleribelediyelerce, e) (Mülga: 13/2/2011-6111/57 md.) Yapılır, belge ve plakalarıverilir. (Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Birincifıkrada sayılanlar dışında kalanbütün araçların tescilleri, araca ait belgelerindüzenlenmesi, kişiselleştirilmesi, kişiselleştirilenbelgelerin basımı ve ilgililerine elden veya posta aracılığıile teslimi işlemleri Emniyet Genel Müdürlüğüveya bağlı trafik tescil kuruluşlarınca yapılır.Emniyet Genel Müdürlüğü; ilk tesciliyapılacak araçların tesciline esas teşkil edecekişlemleri elektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluyla yapmaküzere, elektronik ortamda oluşturduğu bir ay süre ilegeçerli tescile ilişkin geçici belgeyi basmak ve araçsahibine vermek üzere kamu kurum veya kuruluşları ilegerçek veya özel hukuk tüzel kişileriniyetkilendirebilir. Yetkilendirilen bu gerçek veya özel hukuktüzel kişileri, yapacakları işlemleri aralarındadüzenleyecekleri protokol çerçevesinde başkagerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine deyaptırabilirler. Araca ait kişiselleştirilen belgelerinbasımı ve ilgililerine elden veya posta yoluyla teslimi, EmniyetGenel Müdürlüğü tarafından belirlenen kamu kurumveya kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerine deyaptırılabilir. Bu işlemlerin yapılmasına dair usul veesaslar yönetmelikte belirlenir. (Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Tescilbelgesinin bir ay içinde teslim edilememesi hâlinde, bunailişkin olarak araç sahibine sorumluluk yüklenemez. (Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Genelhükümlerden kaynaklanan sorumlulukları saklı kalmaküzere, ikinci fıkra hükmüne göre yetkilendirilmişgerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine, belirlenen usulve esaslara aykırı hareket etmeleri halinde tespitin yapıldığıyerin mülki amiri veya bu konu ile ilgili olarak yetkilendireceğitrafik tescil birim amiri tarafından on bin Türk Lirasıidarî para cezası verilir. (Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Tescileilişkin geçici belge, 5237 sayılı Türk CezaKanununun uygulanmasında resmî belge sayılır”denilmek sureti 1. fıkrada bentler halinde sayılan istisnalarharicinde kalan araçlara ilişkin tescile yönelikişlemlerin Emniyet Genel Müdürlüğü veyabağlı trafik tescil kuruluşlarıncayapılacağı, Emniyet GenelMüdürlüğünün ilk tesciliyapılacak araçların tesciline esas teşkil edecekişlemleri elektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluylayapacağı düzenlenmiştir. Aracın tescil işleminin yapıldığı tarihteyürürlükte bulunan ve 01.05.2010 gün ve 27568 sayılı Resmi Gazetede yayınlananyönetmelikle değişik 18.07.1997 tarih ve 23053 sayılıResmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girenKarayolları Trafik Yönetmeliği’nin “YeniKayıt” başlıklı 31. maddesinde; İlk defa tesciliyapılacak araçların tescil işlemi, sahiplerininNüfus ve Vatandaşlık İşleri GenelMüdürlüğü Adres Kayıt Sisteminde belirtilenyerleşim yerinin bulunduğu yerdeki trafik tescil şube veyabürosunda yapılır. Kamu kurum veya kuruluşlarıncafinansal kiralama yoluyla kiralanan ve ilk defa tesciliyapılacak araçlar, kiracının bulunduğu yerintrafik tescil kuruluşunda da tescil ettirilebilir. Araçların ilk tescilleri,araç sahiplerinin, kanuni temsilcilerinin, vekillerinin veya kamu kurumveya kuruluşları ile tüzel kişiliklerce yetkilendirilenkişilerin ibrazı mecburi belgeleri göstererek üzerindekibilgiler tam, okunaklı, örneğine uygun olarak doldurulmuş,bu Yönetmeliğin ekinde yer alan "Araç Trafik TescilMüracaat ve İşlem Formu” (Ek-1)’nu veya işlemiyapan trafik tescil kuruluşunca elektronik ortamda düzenlenen“Araç Tescil İşlem Formu” (Ek-43/A,Ek-43/B)’nu trafik tescil şube veya bürolarında yetkilimemurun önünde imzalaması suretiyle yapılır. Trafik tescil kuruluşlarınamüracaat sırasında sahiplik belgesi, uygunluk belgesi, zorunlumali sorumluluk sigortası poliçesi ile özel tüketimvergisi ödeme belgesinin aslının ibraz edilmesi zorunludur.Ancak, bu belgelere ait bilgilerin trafik tescil kuruluşlarınca,ilgili kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veyadiğer tüzel kişilerinden elektronik sistemlealınabilmesi halinde, ibraz zorunluluğu aranmaz. Araç sahibince beyan edilen bilgilerdenaraca ait olanlar ibraz edilen belgelerle, kişiye ait olanlar isenüfus hüviyet cüzdanı ve Nüfus veVatandaşlık İşleri Genel MüdürlüğüMerkezi Nüfus İdaresi Sistemi kayıtlarındankarşılaştırılarak yetkili memurca tasdik edilir. Araca ait ibraz edilen belgelere"............... plakaya tescil yapılmıştır"kaşesi vurulur ve bu belgeler muhafaza edilmek üzere araçsahibine iade edilir. Yaşı itibariyle Araç Muayeneİstasyonlarının Açılması, İşletilmesive Araç Muayenesi Hakkında Yönetmelikte belirtilen ilk muayenesüresini geçirmiş araçların muayenesininyaptırılması zorunludur. Araç Tescil Belgesi ile MotorluAraç Trafik Belgesi araç sahibine veya kanuni vekiline veya kamukurum veya kuruluşları ile tüzel kişiliklerceyetkilendirilen kişiye elden teslim edilir. Araç Tescil Belgesinin Emniyet GenelMüdürlüğünce elektronik sistemle gönderilenbilgiler esas alınarak Darphane ve Damga Matbaası GenelMüdürlüğünce düzenlenmesi halinde, belgegerçek kişiler için araç sahibinin Nüfus veVatandaşlık İşleri Genel MüdürlüğüAdres Kayıt Sisteminde belirtilen yerleşim yeri adresine, tüzelkişiler için ticaret sicil gazetesi, tüzük veyadiğer resmi kayıt belgelerinde belirtilen adreslerine postaaracılığı ile teslim edilir. Yabancılar içinise belgelerin gönderileceği adrese ilişkin hususlar EmniyetGenel Müdürlüğünce belirlenir ve Darphane ve DamgaMatbaası Genel Müdürlüğüne bildirilir. Araca ve tesciline dair bilgiler Emniyet GenelMüdürlüğünce elektronik ortamda tutulur. Ayrıca,tescile dair müracaat formları (Ek-1, Ek-43/A, Ek-43/B) ve gereklidiğer belgelerin saklanacağı dosya oluşturularak, tescilplaka numarasına göre arşivlenir. Tesciliyapılan araçların tescille birlikte aynı andatrafikten çekilmesi talebinde bulunulması halinde, öncelikletescil işlemi yapılır, ancak motorlu araç trafik belgesidüzenlenmez ve tescil plakası bastırılmaz. Tescilişlemini takiben 41 inci madde hükümleri doğrultusundatrafikten çekme işlemi yapılır.” denilmek suretiile, ilk kaydı yapılacak araçlara ilişkin usuliprosedür ayrıca düzenlenmiş, bu maddede de tescilişlemlerinin 2918 sayılı Kanun’un 5. Maddesigereğince oluşturulacak trafik tescil şube ve bürolarıaracılığıyla gerçekleştirileceği bir kezdaha ortaya konulmuştur. Dosyanın incelenmesinden, davacışirketin, 21/10/2008 tarihinde satın alarak 06 AK 8840 plakanumarasıyla tescil ettirdiği 2009 Model Audi Q7 marka aracıhakkında el koyma kararı bulunduğunun anlaşılmasıüzerine, söz konusu aracın 23/11/2017 tarihinde zaptedildiği; el koyma işleminin Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/11/2017tarihli ve 2017/9495 Değişik İş sayılıkararı üzerine gerçekleştirildiği; olayda, aracın yurda sokulması sırasında, düzenlenen faturalardakıymet farkının ortaya çıkması, böylecearacın hukuki ayıplı olarak kendilerine satılmasışeklindeki usulsüzlüğü fark etmeyen, buşekilde aracın tescil edilmesine sebep olan idarelerin hizmetkusurundan dolayı zarara uğranıldığı ilerisürülerek, şimdilik 1.000,00 TL maddi zararın tazmini istemiylebakılan davanınaçıldığı anlaşılmıştır. Bu açıklamalarışığında, mevzuatın emredicihükümlerine aykırı şekildegerçekleştirilen işlem veya işlemler nedeni ileuğranıldığı ileri sürülen zararıntazmini istemi ile açılan davada, bu konuyu düzenleyen 2918sayılı Kanunun göreve ilişkin düzenlemesinin dikkatealınması ve görevli yargı yerinin bu kapsamda belirlenmesigerekmektedir. Nitekim 2918 sayılı Yasanın19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde “…bu Kanundandoğan sorumluluk davaları, adli yargıdagörülür” Geçici 21. maddesinde de “BuKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiğitarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmeksureti ile 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındankaynaklanan zararların tazmini istemi ile açılacak sorumlulukdavalarında adli yargı yerlerinin görevli olacağıayrıca ve açıkça belirtilmiştir. 2918 sayılı Kanunun 110 uncumaddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.AsliyeHukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itirazbaşvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırıgörmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir:“… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimikararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişimeparalel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamuayırımı yapılmasını gerektiren bir neden deyoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralAnayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırıdeğildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any. Mah.nin26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G.27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın 158 inci maddesinin sonfıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ileAnayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin 2918sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanan sorumlulukdavalarını kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındandoğan sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar, dava konusu olaydadavacının zararına sebebiyet veren eylemler, davadışı kişilerin hileli işlemleri ile idareyanıltılarak ülkeye sokulduktan sonra, trafiğe tescilleriiçin gerekli işlemlerin hukuka aykırı şekildegerçekleştirilmesi sebebiyle, idareçalışanlarının kusurundan kaynaklanan ve idarihizmetin kötü işlemesi kapsamındadeğerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de; davaya konuzarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanun’un vebu kanunun uygulanmasına yönelik Karayolları TrafikYönetmeliği’nin araçların tescilineilişkin hükümlerine aykırı hareket edilmesindenkaynaklandığı, 2918 sayılı Kanun’un 110.maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarınınadli yargı yerinde çözümleneceğininaçıkça belirtildiği; bu düzenlemenin, genel idareesaslarına ilişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyendiğer kanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenleidare ajanlarının eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konuuyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğikanaatine ulaşılmıştır. Ayrıca davaya konu araca ilişkinolarak hukuka aykırı olarak gümrük kabul vetrafik tescil işlemlerinin ilk olarak gerçekleştirildiği2008 yılında 2918 sayılı Kanun’un 110.maddesiyürürlükte değil ise de; görev kuralları kamudüzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflariçin bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişede etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir. Açıklanannedenlerle davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğuna, bu nedenle, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı’nın başvurusunun kabulü ile Kocaeli1. İdare Mahkemesince verilen 19.3.2019 gün ve E:2019/297sayılı görevlilik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle YargıtayCumhuriyet Başsavcısı’nın BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile Kocaeli 1. İdare Mahkemesince verilen 19.3.2019 günve E:2019/297 sayılı GÖREVLİLİK KARARININKALDIRILMASINA, 21.10.2019 gününde Üyelerden AydemirTUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın KARŞI OYU ve OYÇOKLUĞU KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Birol DURSUN BOZER AKSU SONER Üye Üye Üye Aydemir Nurdane Ahmet TUNÇ TOPUZ ARSLAN KARŞI OY UyuşmazlıkMahkemesinin 15/02/2016 gün, E:2015/926, K:2016:50 sayılıkararındaki karşı oy gerekçesinde belirtildiği gibi;"Uyuşmazlık, davacıya ait araca, gümrükmevzuatına aykırı olarak yurda sokulduğundan bahisle emniyetyetkililerince el konulması üzerineuğranıldığı ileri sürülen maddi zararınyasal faizi ile birlikte tazmini isteminden doğmuştur. Adlive İdari yargı yerlerince verilen görevsizlik kararlarınedeniyle oluşan olumsuz görev uyuşmazlığıüzerine sayın çoğunluk görüşüdoğrultusunda “Uyuşmazlığınçözümünün 2918 sayılı yasanın 110.maddesi gereğince adli yargının görev alanındabulunduğu” gerekçesiyle adli yargının görevliolduğuna karar verilmiştir. 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110. maddesine 6099sayılı Kanunla eklenen 1. fıkra ile "İşleteniveya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleriuygulanır." hükmü getirilmiştir. Eldekiuyuşmazlık ise anılan yasa hükmü kapsamındakalmamaktadır. Zira,2918 sayılı Kanunun 85. maddesinde açıkçabelirtildiği üzere yasa motorlu araçlarınişletilmesinden doğan zararlar nedeniyle araç işletenininhukuki sorumluluğunu düzenlemektedir. Oysa ki somutuyuşmazlıkta davacı, noter yoluyla satınaldığı araca gümrük mevzuatına aykırıolarak yurda sokulduğundan bahisle emniyet yetkililerince elkonulduğunu ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi sebebiyleuğradığı zararda davalı idarenin hizmet kusurubulunduğunu ileri sürmektedir. Anayasanın125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu belirtildiktensonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmıştır. İdarekural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellikbağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup;idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukukukuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmetkusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veyahiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenintazmin yükümlülüğünün doğmasınayol açmaktadır. DavalıGümrük ve Ticaret Bakanlığı kamu tüzelkişiliği olup; kural olarak, işlem ve eylemleri idari niteliktaşır. Somut olayda, bu davalının yasa ile kendilerineverilmiş bulunan görevleri gereği gibi yerine getirmedikleriileri sürülmüştür. Görevin hiç veyagereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir.İdare’nin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı,İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesigereğince İdare’ye karşı idari yargı yerinde tamyargı davası açılması gerekir. Trafiktescil ve büro amirliği tarafından araç tescilineilişkin olarak yapılan işlemlerin idari nitelikte oluphiç yapılmaması, geç yapılması ya dagereği gibi yapılıp yapılmadığı hususununidari yargı yerinin denetimine tabi bulunmasına göre 2577sayılı İ.Y.U.K 2/1-b maddesinde sayılan davaçeşitlerinden olan eldeki tam yargı davasındauyuşmazlığın çözümünde idariyargı görevlidir. Bugerekçelerle uyuşmazlıkta Adli Yargıyı görevlikabul eden sayın çoğunluğun görüşünekatılmıyoruz.21.10.2019 Üye Üye Üye Aydemir Nurdane Ahmet TUNÇ TOPUZ ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy