T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019 / 588
KARAR NO : 2019 / 549
KARAR TR : 30.9.2019
ÖZET : Karayolunda meydana gelen trafik kazasında sigortalı aracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigorta şirketinin, zararın idarece giderilmesi istemiyle açtığı davanın, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : H.S.A.Ş.
Vekili : Av. R. S. A.
Davalı : KarayollarıGenel Müdürlüğü
Vekili : Av.G. Ç.
O L A Y : Davacı şirket nezdindesigortalı 21 ... 654 plakalı aracın sürücüsünün,sevk ve idaresinde 28.10.2017 tarihinde Ahmet Hani Caddesi üzerindeDiclekent Bulvarı İstikametine seyir halindeyken, Dr.Sıtkı Gürel Caddesi kesişimine geldiği esnada,kazı çalışmasını fark etmeyerek,aracıyla kazılmış bölgeye düşmesiyle,aracın ön kısmının hasar alması sonucu maddihasarlı trafik kazası meydana geldiği; davacı şirketvekilince; hasar nedeniyle sigortalıya ödemeyapıldığı, olayın, kazıçalışmasının KTK’nın 13. maddesindegösterilen şekle aykırı yapılmasından kaynaklandığıiddia edilerek; hasar bedeli 3.148,00-TL’nin ödemetarihinden itibaren işletilecek ticari faiz ile birliktedavalı idareden tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açılmıştır.
ANKARA 27.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ:21.2.2019gün ve E:2018/72, K:2019/40 sayı ile, “(…)Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve tüm dosyakapsamı birlikte değerlendirildiğinde; idari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları ihlal edilenlertarafından açılan tam yargı davalarının idaridava türleri arasında sayıldığı bu nedenlerle dehizmet kusurundan kaynaklı davaların görüm veçözüm yerinin idari yargı makamları olduğunu,açılan davaya konu işlemin ise hizmet kusuru bulunduğuiddiasından kaynaklandığını bu nedenle davanınidare mahkemesinde açılması gerektiğianlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dairhüküm kurma yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıdaaçıklanan nedenlerle;
1-Davakonusunun idari yargının görev alanında kalmasısebebiyle dava dilekçesinin görev yönünden usuldenREDDİNE,
2-Mahkememizingörevsizliğine,
3-Davayabakmaya idari yargının görevli olduğuna..." karar vermiş, istinaf yoluna başvurulmamasıüzerine bu karar kesinleşmiştir.
Davacı vekili bu kez aynı istemleidari yargı yerinde dava açmıştır.
Ankara 17.İdare Mahkemesi: 25.2.2019 günve E:2019/352, K:2019/326 sayı ile, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 15/1-a maddesi uyarıncadavanın yetki yönünden reddine karar vermiş ve dosya Diyarbakırİdare Mahkemesine gönderilmiş; Diyarbakır 2. İdareMahkemesi: 27.3.2019 gün ve E:2019/469, K:2019/745 sayı ile, "(...)davacı tarafından, öncelikli olarak tazminat istemine konuişbu uyuşmazlığın daha önce adli ve/veya idariyargı yerlerinde dava konusu edilip edilmediğinin belirtilmesi,şayet daha önce dava konusu edilmiş ise ilgili mahkemekararlarının dosya numaralarının dilekçede yeralması, varsa karar örneklerinin de dosyaya eklenmesi, öteyandan 2577 sayılı Yasa'nın yukarda aktarılanhükümlerine uygun olarak düzenlenmiş dilekçe ileyeniden dava açılması gerekmektedir.
Açıklanannedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 15.maddesinin 1. fıkrası (d) bendi gereğince bu kararıntebliğ tarihinden itibaren (30) gün içinde bizzat veya biravukat vasıtasıyla 3.maddeye uygun şekilde düzenlenerekyeniden dava açılmak üzere dava dilekçesininreddine..." karar vermiştir. Davacı vekili tarafındandilekçe yenilenmiştir.
DİYARBAKIR2.İDARE MAHKEMESİ: 5.7.2019 gün ve E:2019/724 sayı ile,"(...) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110.maddesinde: "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğailişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yermahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vukubulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.”hükmüne yer verilmiştir.
Davadilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, davacı şirkettarafından, kasko poliçesi kapsamında sigortalanan 21 ... 654plaka sayılı aracın sürücüsünün,Diyarbakır Ahmet Hani Caddesi üzerindeki Diclekent istikametinden Dr.Sıtkı Gürel Caddesi üzerinde seyir halindeyken meydanagelen trafik kazasında; davalı idarenin sorumluluğunda bulunanyolda yapılan kazı çalışmasınınKTK'nın 13. maddesindeki düzenlemeye aykırıyapılması nedeniyle idarenin kusuru olduğundan bahisle,sigortalı adına ödemek zorunda kaldıkları 3.148,00-TL ninödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikteödenmesine karar verilmesi istemiyle davacı tarafındanKarayolları Genel Müdürlüğü aleyhine Ankara 27.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/72 esasına kayden maddi tazminatdavası açıldığı, anılan Mahkemenin21/02/2019 tarih ve K: 2019/40 sayılı kararı ile davanınkonusunun idari yargının görev alanına girdiğigerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi üzerine bakılandavanın açıldığıanlaşılmıştır.
2918sayılı Yasa'nın 110. maddesinde yer alan hükümnedeniyle öncelikle görevli yargı yerinin belirlenmesigerekmektedir.2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un1.maddesiyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ilegörevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargı mercileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkilive bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksekmahkeme olan Uyuşmazlık Mahkemesi'nin bu konudaki kararlarınınirdelenmesi de yararlı olacaktır.
18/06/2012gün ve 28327 sayılı Mükerrer Resmi Gazete'deyayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarınabakıldığında, köprüde trafik kazası yaparakyaşamını yitiren şahsın yakınlarıtarafından, yolun ve köprünün yol bakım, onarımve yapımının uygun olmadığı, hiçbirişaretlemenin bulunmadığı, bu eksiklerin oluşan kazayabüyük ölçüde sebebiyet verdiği, kazanınhizmet kusuru nedeniyle meydana geldiği ileri sürülerekaçılan tazminat davasında çıkan görev uyuşmazlığısonucu Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 04/06/2012 gün ve E.2012/107,K.2012/134 sayılı kararı ile "2918 sayılıYasanın 110. maddesinin 19/01/2011 tarihinde yürürlüğegirdiği gözetildiğinde, göreve ilişkinhükmün bu tarihten önce (14/05/2010) idari yargı yerinde açılmışolan iş bu davanın idari yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği" ne karar verilmiş, yineresmi bir aracın yolda bulunan rögar kapağınaçarpması nedeniyle hasara uğraması sonucuaçılan dava sonucunda çıkarılan görevuyuşmazlığı sonucu Mahkemenin, 04/06/2012 gün veE.2012/101, K.2012/133 sayılı kararı ile " 2918sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110.maddesi gözetildiğindemeydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan davanınadli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği" nekarar verilmiştir.
Bu durumda,karayolları sorumluluk davaları niteliğindekiuyuşmazlığı çözmekte adliye mahkemeleri'ningörevli olduğu sonucuna ulaşıldığından,yukarıda metnine yer verilen 2247 sayılı Yasanın 19.Maddesi uyarınca görevli mahkemenin belirlenmesi için,Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, görevuyuşmazlığının çözümüiçin dosyanın ( UYAP ORTAMINDA temin edilen adli yargıdosyasıyla birlikte) Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine..." karar vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve AhmetARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 30.9.2019günlü toplantısında:
I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre; İdare Mahkemesince, 2247 sayılıYasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuşolduğu, idari yargı dosyasının Mahkemece, adli yargıdosyasının UYAP sisteminden temin edilen örneği ilebirlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği,Mahkememizce adli yargı kararının kesinleşmedurumunun Mahkemesinden sorulduğu ve usule ilişkinherhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoy birliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın ise idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlü açıklamalarıda dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:
Dava,karayolunda seyir halindeyken meydana gelen trafik kazası sonucu hasarauğrayan sigortalı aracın uğradığı hasarbedelini karşılayan sigorta şirketinin, zararın davalıidarece giderilmesi isteminden ibaret bulunan bir rücuen tazminatdavasıdır.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleribelirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2.maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hakve yükümlülükleri bunların uygulamasını vedenetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetkive sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı belirtilmiş; aynı Kanunun, “Karayolları Genel Müdürlüğününgörev ve yetkileri” başlıklı 7. maddesinde; “Karayolları Genel Müdürlüğünün bu Kanunlailgili görev ve yetkileri şunlardır:
a)Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve malgüvenliği yönünden gerekli düzenleme veişaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak,
b)Tüm karayollarındaki işaretleme standartlarını tespitetmek, yayınlamak ve kontrol etmek,
c)(Mülga: 17/10/1996 - 4199/47 md.)
d)Trafik ve araç tekniğine ait görüş bildirmek,karayolu güvenliğini ilgilendiren konulardaki projeleri incelemek veonaylamak,
e)Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında,İçişleri Bakanlığının uygungörüşü alınmak suretiyle, yönetmelikte belirlenenhız sınırlarının üstünde veya altındahız sınırları belirlemek ve işaretlemek,
f)Trafik kazalarının oluş nedenlerine göre verilerihazırlamak ve karayollarında, gerekli önleyici teknik tedbirlerialmak veya aldırmak,
g)Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarındatrafik güvenliğini ilgilendiren kavşak, durak yeri,aydınlatma, yol dışı park yerleri ve benzeri tesisleriyapmak, yaptırmak veya diğer kuruluşlarca hazırlananprojeleri tetkik ve uygun olanları tasdik etmek,
h)Yetkili birimlerce veya trafik zabıtasınca tespit edilen trafik kazaanalizi sonucu, altyapı ve yolun fiziki yapısı ileişaretlemeye dayalı kaza sebepleri göz önündebulundurularak önerilen gerekli önlemleri almak veya aldırmak,
i)(Mülga: 3/5/2006 – 5495/4 md.)
j)(Değişik: 17/10/1996 - 4199/5 md.) Trafikzabıtasının görev ve yetkileri saklı kalmak üzereBu Kanunun 13,14,16,17,18,47/a ve 65 inci maddelerihükümlerine aykırı hareket edenler hakkında suçveya ceza tutanağı düzenlemek; 47 nci maddenin (b), (c) ve (d)bentlerinde belirtilen kural ihlallerinin tespiti halinde, durumu bir tutanaklabelirlemek ve gerekli işlemin yapılması için enyakın trafik kuruluşuna teslim etmek,
k)Bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olanyönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmaktır.
(Sonfıkra Mülga : 28/3/1985 - 3176/16 md.)” hükmüneyer verilmiştir.
Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir.
Davadilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, davacı şirkettarafından, kasko poliçesi kapsamında sigortalanan 21 ... 654plaka sayılı aracın sürücüsünün,Diyarbakır Ahmet Hani Caddesi üzerindeki Diclekent istikametinden Dr.Sıtkı Gürel Caddesi üzerinde seyir halindeyken meydanagelen trafik kazasında; davalı idarenin sorumluluğunda bulunanyolda yapılan kazı çalışmasınınKTK'nın 13. maddesindeki düzenlemeye aykırıyapılması nedeniyle idarenin kusuru olduğundan bahisle,sigortalı adına ödemek zorunda kaldıkları 3.148,00-TLnin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte rücuentazmini istemiyle dava açıldığıanlaşılmıştır.
2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca,başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargı organlarıbakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Budurumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları vebunların görev yetki ve sorumlulukları ile,çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Diyarbakır 2 İdareMahkemesinin başvurusunun kabulü ile Ankara 27.Asliye HukukMahkemesinin 21.2.2019 gün ve E:2018/72, K:2019/40 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Diyarbakır 2 İdare MahkemesininBAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Ankara 27.Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.2.2019gün ve E:2018/72, K:2019/40 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 30.9.2019 günündeÜye Ahmet ARSLAN'ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
KARŞI OY
Uyuşmazlıkta,davalı Karayolları Genel Müdürlüğününkarayolunun yapım, bakım ve korunmasındaki ihmali sonucu zararaneden olan kazanın meydana geldiği iddia edilmektedir.
Anayasanın125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu belirtildiktensonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmıştır.
İdarekural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellikbağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup;idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukukukuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmetkusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veyahiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenintazmin yükümlülüğünün doğmasınayol açmaktadır.
6001sayılı "Karayolları GenelMüdürlüğünün Teşkilat ve GörevleriHakkında Kanun"a göre, kamu tüzel kişiliğinesahip özel bütçeli bir kamu kuruluşu olanKarayolları Genel Müdürlüğü;karayollarını yapmak, yaptırmak, emniyetlekullanılmasını sağlamak, karayollarını onarmak,işletmek ve işlettirmekle görevli ve yetkili bulunmaktadır.
Bubağlamda, Karayolları Genel Müdürlüğüncekarayolu yapım, bakım ve işletilmesi şeklindeki kamuhizmetinin idare hukuku ilke ve kurallarına göreyürütüleceği ve anılan GenelMüdürlüğün idari işlem ve eylemlerindendoğan uyuşmazlıkların da Anayasanın 125., 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddelerinegöre idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğihususunda kuşku bulunmamaktadır.
Sayınçoğunluk, karayolunun yapım, bakım ve korunmasındakiihmalden doğan zararda adli yargıyı görevli kabul edengörüşüne hukuki dayanak olarak 2918 Sayılı KTK110/1 md. hükümlerini esas almıştır.
11.01.2011günlü, 6099 Sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 2918Sayılı KTK 110. maddesine eklenen 1.fıkra ile"İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren- trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır." hükmü getirilmiştir.
Yapılanbu değişiklik sonucu, 2918 sayılı Kanun'dan doğansorumluluk davalarının, işleteni veya sahibi Devlet vediğer kamu kuruluşları olan araçların nedenolduğu zararlara ilişkin olanları da dahil olmak üzere adliyargıda görüleceği, zarar görenin kamu görevlisiolmasının bu Yasa hükmünün uygulanmasınınönlemeyeceği ve hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümlerinin uygulanacağıöngörülmüştür.
Sayınçoğunluk görüşünün aksine eldekiuyuşmazlık anılan Kanun hükmü kapsamındakalmamaktadır.
Zira, 2918sayılı Kanun'un 85. maddesinde açıkçabelirtildiği üzere kanun motorlu araçlarınişletilmesinden doğan zararlar nedeniyle işletenin hukukisorumluluğunu düzenlemektedir.
Kanunhükmünde geçen bu kanundan doğan ve adli yargıdagörülmesi gereken sorumluluk davaları, 2918 SayılıKanun'nun 85. maddesinde düzenlenen motorlu araçlarınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı araçişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin davalardır.
Kanundeğişikliğinden önce kamu araçlarınınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı kamu idaresininsorumluluğunun hangi yargı kolunda görüm veçözümü konusunda kanunda bir düzenlemebulunmadığından İdari ve Adli Yargı organlarıarasında çıkan görev uyuşmazlıklarınısonlandırmak üzere sözü geçen kanun hükmügetirilmek suretiyle kamu araçlarının verdiği zararlarnedeniyle işletenin sorumluluğunda 2918 Sayılı Kanun'unamacına uygun olarak Adli Yargıda görüm ve çözümesası benimsenmiştir.
Nitekim,kanun değişikliğine ilişkin Hükümetgerekçesi de getirilen yeni hükmün bu nedenle maddeye eklendiğiniteyit etmektedir.
Diğertaraftan, sayın çoğunluk 2918 sayılı Kanun'un 110.maddesi hükmünün iptali istemi ile Anayasa Mahkemesineaçılan dava sonucunda verilen yorumlu red kararlarını,karara dayanak almakta İse de bu görüşe de itibar edilmesimümkün değildir.
Zira;"T.C. Anayasasında, Anayasa Mahkemesinin iptal veya iptal talebininreddi dışında yorumlu red kararı verebileceğine dairbir işaret yoktur. Tersine T.C. Anayasasının 153/2 maddesi"Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenintamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucuhareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hükümtesis edemez." hükmü böyle bir anlayışınbenimsenmemiş olduğunun kanıtı olarak kabul edilebilir.Gerçi madde iptal kararlarından bahsetmektedir, ama Anayasakoyucunun amacının Anayasa Mahkemesinin kanun koyucu gibi hareketetmesini önlemek olduğu açıkçaanlaşılmaktadır. Yorumlu red kararlarının isediğer mahkemeleri, idare makamlarını, gerçek vetüzel kişileri bağlaması İtibariyle birçeşit pozitif kanun koyuculuk anlamına geldiğineşüphe yoktur. (Türk Anayasa Hukuku Prof. Dr. Ergun Ozbudun. Sh.440 vd.)
Hakkındayorumlu red kararı verilen bir kanun maddesi yürürlüktekalmaya devam eder. Dolayısıyla somut olaylara uygulanır. Somutolaylarda o maddenin ne anlama geldiğine, yani nasılyorumlanacağına, bundan sonra da Anayasa Mahkemesi değil onuuygulayacak Mahkemeler karar verir. Anayasa Mahkemesinin yorumlu redkararı verirken yaptığı yorumunun diğer mahkemeleribağlaması mümkün değildir. Bir kanun maddesininnasıl yorumlanacağına onu uygulayacak olan Adli-İdari veAskeri Yargı organları karar verir. Anayasa Mahkemesi Adli,İdari ve Askeri Yargı kollarının üst mahkemesiolmadığına göre bu yargı kollarındaki mahkemelerekendi yorumunu empoze etmesi mümkün değildir. O halde AnayasaMahkemesinin verdiği yorumlu red kararlarının kendilerindenbeklenen fonksiyonu ifa edebilmeleri, diğer mahkemelerin AnayasaMahkemesinin bu yorumlarını benimsemelerine bağlıdır.Oysa hukukumuzda, Anayasa Mahkemesi kararlarında yapılan yorumlardiğer mahkemeleri bağlamaz. Zira Anayasa Mahkemesikararlarının bağlayıcılığı bukararların hüküm fıkralarınamünhasırdır. (Türk Anayasa Hukuku Dersleri, KemalGözler, sh. 444)
Keza,Sayın çoğunluğun kararınıdayandırdığı T.C. Anayasasının 158. maddehükümlerinin de uyuşmazlıkta uygulama yeribulunmamaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesinin görev veyetkilerini düzenleyen T.C. Anayasasının 158. maddesiaçık hükmünden de anlaşıldığıüzere Anayasa Mahkemesi ile diğer yargı kollarıarasında olumlu veya olumsuz görevuyuşmazlığının doğması halinde AnayasaMahkemesi görüşünün üstüntutulacağına ilişkin düzenlemenin, uyuşmazlıktaAnayasa Mahkemesinin görevlilik veya görevsizlik kararınınbulunmaması, diğer yargı kolları ile arasında birgörev ihtilafının çıkmaması nedeniyleuygulanması mümkün değildir.
Açıklanangerekçelerle uyuşmazlıkta idari yargı görevli olup,benzer ihtilaflarda da idari yargının görevli olduğuYargıtay 4, 11, 17 Hukuk Dairelerinin istikrarlı kararlarıyla İçtihadedildiği gibi Danıştay kararlarında dauyuşmazlıkta İdari Yargının görevli olduğubenimsenmiştir. (Danıştay Onbeşinci Dairesinin E:2013/105,K:2014/177 sayı, E:2013/1757, K:2014/180 sayı, Danıştayİdari Dava Daire Daireleri Kurulunun E:2015/65, K:2015/540 sayı, vs.)
Sonuçolarak idarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım,bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlamaşeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına görebelirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araçişletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idaretarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği,dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurluişletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğuiddiasından kaynaklanması karşısındauyuşmazlığın çözümünün idariyargının görevinde bulunduğu sonucunaulaşıldığından, uyuşmazlığınçözümünde adli yargıyı görevli kabul edençoğunluğun kararına katılmıyorum.30.9.2019
ÜYE
Ahmet ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy