T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019 / 349
KARAR NO : 2019 / 430
KARAR TR : 8.7.2019
ÖZET : Davacılardan U.Ö.’nün kullandığı otomobilin, trafikte kırmızı ışıkta beklerken, bir ağacın kökünden sökülerek aracın üzerine devrilmesi sonucu uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacılar : 1-G. Ö.,
2-U. Ö.
Vekilleri : Av. S. Y.- Av. F.A.
Davalı : İzmir Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı
Vekili : Av.S. G.S.
O L A Y : Davacılar vekili dilekçesinde; müvekkili G.Ö. adına kayıtlı, 45 ... 102 plakalı otomobilin01.06.2018 günü, saat 15.30 sıralarında, oğludavacı Utku Özsöz’ün kullanımında,İzmir Konak ilçesi, Çankaya semti, Gazi BulvarındaÖzel Çankaya Tıp Merkezi karşısında kırmızıışıkta beklerken, o bölgedeki ağaçlarınbir tanesinin kökünden sökülerek müvekkilininaracında ağır hasar meydana getirdiğini, oğlununşans eseri kurtulduğunu; olay yerinde beyanı alınanesnaflara göre, ağacın devrilmesinin nedeninin, tramvayçalışmaları nedeniyle bazı işçilerinağacın kökünü zayıflatması olduğunu, bunedenle bu konuda gerekli önlemleri almayan davalıBüyükşehir Belediyesinin kusurlu olduğunu;davalının hizmet kusurundan dolayı müvekkilinin toplam maddi zararının 42.354,00 TL. olduğunu; müvekkili U.Ö.’ün olay nedeniyle psikolojik travmayaşadığını, adıgeçenin maneviçöküntüsü nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminattalep ettiklerini; bu konu ile ilgili 15.08.2018 tarihinde İzmir 2.İdare Mahkemesinde açtıkları davada mahkemenin, 2577sayılı Kanunun 15/1-e maddesi uyarınca dava dilekçesininİzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'natevdiine karar verdiğini, bu kararın kesinleştiğini,İzmir Büyükşehir BelediyeBaşkanlığının taraflarına gönderdiği21.09.2018 tarihli yazı ile dava konusu kazadan dolayıkusurlarının ve sorumluluklarınınolmadığını belirttiğini ifade ederek; müvekkili G.Ö. için toplam 42.354,00TL maddi tazminatın kaza tarihindenitibaren, müvekkil Utku için 50.000,00 TL manevi tazminatınyasal faizi ile birlikte davalı Büyükşehir Belediyesindentahsiline karar verilmesi istemiyle idari yargıyerinde dava açmıştır.
Davalı vekili süresinde verdiği cevapdilekçesinde; davanın adli yargının görevalanına girdiğini öne sürerek görev itirazındabulunmuştur.
İZMİR2.İDARE MAHKEMESİ; 21.2.2019 gün ve E:2018/1661 sayıile,”(…) Anayasanın 125'inci maddesinde, idarenin, kendi eylemve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu belirtilmiş, 2577 İdari YargılamaUsulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendindede, idari eylem ve işlemlerden dolayı hakları muhtemel olanlartarafından açılan tam yargı davaları,görüm ve çözümü İdari Yargınıngörev alanına giren idari dava türleri arasındagösterilmiştir.
Bu Anayasalve yasal düzenlemelere göre, yargı yerlerinde tazminat istemiyleaçılacak bir davanın idari Yargı'nın görevalanına girebilmesi için; zararın doğması halidışında, ortada, öncelikle bu zararı doğrudanidari bir işlem veya eylemin bulunması, zararla bu işlem ya daeylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gereklidir.
Bir idariişlem ya da eylemin varlığı ise, kamu hizmetiyürütümü amacıyla, kamu gücükullanılarak bir kamu idaresi tarafından yapılmış birfaaliyetin bulunmasına bağlıdır.
(…)
Her ne kadardavalı idarece, işbu davanın 2918 sayılı TrafikKanunu'nun 110.maddesi hükmü kapsamında adli yargımercilerinin görevi içerisinde kaldığı ilerisürülmüşse de; somut olayda idarenin bahsedilen yasada yeralan sorumlulukları dışında kalan bir hizmetkapsamında, bu hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veyaişleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veyaboşluk olarak tanımlanabilen bir kusurunun mevcut bulunduğu;hizmetin kötü işlemesinden kaynaklı olarak özelhukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonimniteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdanbahsedilmesi gerektiği, bundan ötürü hizmet kusurundandoğan tam yargı davası niteliğitaşıdığı, sonuç olarak da yukarıda yerverilen mevzuat hükümleri uyarınca idari yargınıngörev alanı içinde kaldığıtartışmasız olduğundan davalı idarenin usule ilişkinitirazı yerinde görülmemiştir.
Açıklanannedenlerle davalı idarenin görev itirazının reddine, …” ve mahkemelerinin görevliliğinekarar vermiştir.
Davalı vekilinin olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması yolundaverdiği dilekçesi üzerine dava dosyası YargıtayCumhuriyet Başsavcılığı’nagönderilmiştir.
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI: “(…)2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarındacan ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninisağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konulardaalınacak önlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanınBelediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85.maddesinin birinci fıkrasında, "Bir motorlu aracın işletilmesibir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut birşeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın birteşebbüsün unvanı veya işletme adı altındaveya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesihalinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğuteşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken vemüteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne, beşincifıkrasında ise "İşleten ve araç işleticisiteşebbüsün sahibi, aracınsürücüsünün veya aracın kullanılmasınayardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibisorumludur." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun106. maddesinde ise "Genel bütçeye dahil dairelerle katmabütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere, kamuiktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorluaraçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanununişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleriuygulanır." hükmü getirilmiştir.
Öte yandan, 2918 sayılı Kanunun 6099sayılı Kanunun 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde,“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşlarıolan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. /Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğailişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yermahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vukubulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.” hükmübulunmaktadır.
UyuşmazlıkMahkemesinin 02/02/2015 tarihli ve E.-K.2015/1-43 sayılı, 15/02/2016tarihli ve E.-K.2016/29-65 sayılı, 27/11/2017 tarihli veE.-K.2017/590-686 sayılı kararlarında da “2918 sayılıYasanın 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararları vekonuya ilişkin Uyuşmazlık Mahkemesi kararları gözönünde bulundurulduğunda, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile çalışma usullerini kapsadığı, olayda;davacının yaralanmasına sebep olan kazanın karayolundakieksikliklerden (tek yön, azami hız tabelası ile girilmezişaretinin bulunmamasından ve yaya geçişinidüzenleyen işaret, ışık ve levhalarınbulunmamasından) kaynaklandığı ve bu durumun trafikgüvenliği ve denetimi kapsamında bulunduğu" denilmeksuretiyle bu tür davaların görüm ve çözümündeadli yargının görevli olduğu vurgulanmıştır.
Yukarıdakiaçıklamalara göre, somut olaya ilişkin davanın daadli yargı yerinde görülmesi gerektiğidüşünülmektedir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle 2247 sayılı Kanunun 10ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına,dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınagönderilmesine …” kararvermiştir.
Başkanlıkça, 2247 sayılıYasa’nın 13. maddesine göre DanıştayBaşsavcısından yazılı düşüncesiistenilmemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 8.7.2019günlü toplantısında:
I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre; davalı vekilinin anılan Yasa’nın10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunmasıüzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nca, 10.maddede öngörülen biçimde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoy birliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacılardan G. Ö. adınakayıtlı olup diğer davacı U.Ö.’ünkullandığı 45 ...102 plakalı otomobilin,trafikte kırmızı ışıkta beklerken, birağacın kökünden sökülerek aracınüzerine devrilmesi sonucu uğranılan maddi ve manevi zararıntazmini istemiyle açılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak vetrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanınBelediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir.
Öte yandan 2918 sayılı Yasanın19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanlarıdahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıdagörülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bufıkra hükmünün uygulanmasını önlemez.Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukukisorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde deaçılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “BuKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiğitarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdareMahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacılardan G.Ö.adına kayıtlı 45 ... 102 plakalıaracın, diğer davacı U. Ö. tarafındankullanıldığı sırada, 01.06.2018 tarihinde. Konakİlçesi, Çankaya Semti, Gazi Bulvarında,kırmızı ışıkta beklerken, bir ağacınkökünden sökülerek aracın üzerinedevrildiği, kaza sonucunda araçta maddi zarar meydana geldiği,davacı U. Ö.’ün olay nedeniyle psikolojik travmayaşadığı; meydana gelen trafik kazasında, yolkenarında tramvay çalışması yapan davalıidarenin bu çalışma sırasında gerekli önlemlerialmaması sebebiyle hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, 42.354,00 TLmaddi ve 50.000,00TL manevi zararın tazmini istemiylebakılan davanın açıldığıanlaşılmaktadır.
2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiğiüzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynıtür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusuolmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyirçizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üretenaraçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin sonfıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda, 2918sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğegiren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilenkararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nınbaşvurusunun kabulü ile davalı vekilinin görevitirazının reddine ilişkin İzmir 2.İdare Mahkemesinin;21.2.2019 gün ve E:2018/1661 sayılı görevlilikkararının kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle YargıtayCumhuriyet Başsavcısı’nın BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile davalı vekilinin görev itirazının reddineilişkin İzmir 2.İdare Mahkemesinin; 21.2.2019 gün veE:2018/1661 sayılı GÖREVLİLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 8.7.2019 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Birol DURSUN BOZER AKSU SONER Üye Üye Üye Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy