T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/220
KARAR NO : 2019/471
KARAR TR: 08.07.2019
ÖZET : Davacının satın aldığı aracın şasi numarası değiştirilmiş olduğundan bahisle el konulması nedeniyleuğranıldığı ileri sürülen zararın faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
KARAR
Davacı :D. Gıd. Ener.İnş.San. ve Dış Ticaret Ltd. Şti
Vekili :Av. A.İ.Ş.
Davalılar :1-Denizli Valiliği
Vekili :Av. İ.S.
2-EmniyetGenel Müdürlüğü
O L A Y :Davacı vekili, davacının 6.5.2014 tarihinde satınaldığı 01 DM 066 plaka numaralıaracı hakkında elkoyma kararı bulunduğunun anlaşılması üzerine,söz konusu araca emniyet görevlilerince el konulduğu; el koymaişleminin İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 12/07/2017tarihli ve 2017/2568 Değişik İş sayılıkararı üzerine gerçekleştirildiği; motor şasinumarasında yapılan değişikliği gerekli özenigöstermemesi nedeniyle fark etmeyen ve bu şekilde aracı tescilederek trafiğe çıkarılmasına sebep olan idareninhizmet kusurundan dolayı uğradığını ilerisürdüğü 299.012,28-TL maddi zararın tazmini istemiyleidari yargı yerinde dava açmıştır.
Davalı Denizli Valiliği vekili, süresi içindeverdiği savunma dilekçesinde, davanın, araç tescili ileilgili herhangi birişlemi olmaması, aracın Denizli 4.Noterliğinde satışı yapıldıktan bir gün soraAdana İlinde tescil işlemine tabi tutulması sebebi ile davalıidare bakımından hukuki dayanaktan yoksun davanın reddigerektiğini savunmuştur.
DENİZLİ İDARE MAHKEMESİ: 25.12.2018 günve E:2018/995 sayı ile, olayda, herhangi bir araçişletilmesinden kaynaklanan bir zarar söz konusu olmayıp, tesciledilen bir aracın şasi numarası değiştirilmişolması nedeniyle araca el konulmasından doğan zararın,başka bir ifadeyle idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddiasıylaoluşan zararın tazmini istemine yönelik bir uyuşmazlıkbulunduğu gerekçesiyle mahkemelerinin görevliliğine,davalı idarenin görev itirazının reddine kararvermiştir.
Davalı Denizli Valiliği vekili tarafından, süresiiçinde verilen dilekçe ile olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması istemiylebaşvuruda bulunulması üzerine dilekçe, dava dosyasıile birlikte Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı’na gönderilmiştir.
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI: "... Her nekadar, dava konusu olayda davacının zararına sebebiyet vereneylemler, kamu görevlilerinin kusurundan kaynaklanan ve idari hizmetinkötü işlemesi kapsamında değerlendirilebileceknitelikte eylemler ise de, davaya konu zarardan doğan sorumluluğun2918 sayılı Kanunda düzenlenen araçların tescilineve muayenesine ilişkin hükümlere aykırı hareket edilmesindenkaynaklandığı, 2918 sayılı Kanunun 110. maddesinde de,madde ayrımı yapılmaksızın 2918 sayılıKanundan kaynaklanan sorumluluk davalarının adli yargı yerindeçözümleneceğinin açıkçabelirtildiği; bu düzenlemenin, genel idare esaslarınailişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğerkanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenle kamugörevlilerinin eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konuuyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğisonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlık Mahkemesinin 02/03/2015 tarihli ve E.2014/834,K.2015/79 sayılı; 15/02/2016 tarihli ve E.2015/926, K.2016/50sayılı; 15/02/2016 tarihli ve E.2016/29, K.2016/65 sayılıkararlarında da "2918 sayılı Yasanın 19.1.2011tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçenKanun maddesinin 2918 sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanansorumluluk davalarını kapsadığı ve Kanunun, trafikleilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla 2918 sayılı Kanununuygulanmasından doğan sorumluluk davalarınıngörüm ve çözümünde adli yargınıngörevli olduğu" denilmek suretiyle bu tür davalarıngörüm ve çözümünde adli yargınıngörevli olduğu vurgulanmıştır.
Yukarıdaki açıklamalara göre, somut olayailişkin davanın da özel hukuk hükümlerine göreadli yargı yerinde görülmesi gerektiğidüşünülmektedir.
KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle 2247sayılı Kanunun 10 ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına, dosyanın UyuşmazlıkMahkemesi Başkanlığına gönderilmesine kararverildi." şeklinde karar vermiştir.
Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasanın 13.maddesine göre Danıştay Başsavcısı’nında yazılı düşüncesi istenilmiştir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI: "Olayda, davacınınsatın aldığı 01 DM 066 plakalı araca şasinumarası değiştirilmiş change araç olduğundanbahisle el konulmasında gerekli dikkat ve özeni göstermeyerektrafik tescil işlemlerini usulsüz olarak yapan davalı idareninkusurlu olduğu ileri sürülerek 229.012,28-TL’nınyasal faiziyle birlikte tazminat olarak ödenmesi istemiyle idariyargı yerinde açılan davada; kamu hizmetiniyürütmekle yükümlü kılınan davalı idarenin,kamu hizmetini yöntemine ve hukuk kurallarına uygun olarakyürütüp yürütmediğinin, dolayısıylahukuki sorumluluğunun bulunup bulunmadığınınbelirlenmesi gerekmektedir.
Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru yada başka birnedenle idarenin hukuki sorumluluğu bulunupbulunmadığının yargısal denetimi, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'inci maddesiuyarınca idari yargı yerlerine ait olduğundan, davanınİdari Yargı yerinde görülmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.
Öte yandan, 2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu’nun 11.01.2011 tarih ve 6099 sayılı Kanunun14'üncü maddesi ile değişik ‘'Görevli ve YetkiliMahkeme’* başlıklı 110'uncu maddesinin l'incifıkrasında “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğerkamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafık kazalarında da bu Kanun hükümleriuygulanır" hükmü yer almaktadır.
Anılan Yasa kuralında, bu Kanundan doğan sorumlulukdavalarının görüm ve çözümününadli yargı düzenine ait olduğu belirtildiğinden, hangisorumluluk davalarının 2918 sayılı Kanun'dankaynaklandığı sorusunun cevabı görevli yargıyerinin tesbiti bakımından önem arz etmekte olup; sözkonusu Yasa hükmünde geçen bu Kanundan doğan ve adliyargıda görülmesi gereken sorumluluk davalarının, 2918Sayılı Kanunun 85'inci maddesinde düzenlenen motorluaraçların işletilmesi nedeniyle verilen zararlardandolayı araç işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkindavalar olduğu sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda, davalı DenizliValiliğinin yasa ile kendisine verilmiş bulunan görevlerigereği gibi yerine getirmediği ileri sürülmekte olup;görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmetkusuru niteliğindedir. İdarenin hizmet kusurundan doğanzararlardan dolayı, İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-bmaddesi gereğince idareye karşı idari yargı yerinde tamyargı davası açılması gerekir.
SONUÇ : Açıklanan nedenle, 2247 sayılıYasanın 13’üncü maddesi uyarınca yapılanbaşvurunun reddi gerektiği düşünülmektedir."şeklinde görüş vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi'nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan08.07.2019günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve davadosyası örneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı idarevekilinin, anılan Yasa'nın 10/2 maddesinde öngörülenyönteme uygun olarak yaptığı görevitirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süreiçinde başvuruda bulunması üzerine YargıtayCumhuriyet Başsavcısı'nca, 10. maddede öngörülenbiçimde, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır.Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığındangörev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim GülşenAKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümündeadli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ'nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacının 6.5.2014 tarihinde satınaldığı 01 DM 066 plaka numaralı aracın şasinumarası değiştirilmiş olduğundan bahisle elkonulması nedeniyle uğranıldığı ilerisürülen, zarara karşılık toplam299.012,28-TL’nın yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyleaçılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun“Emniyet Genel Müdürlüğünün, merkez,bölge, il ve ilçe trafik kuruluşları, görev veyetkileri” başlıklı 5. Maddesinin‘kuruluş’ başlıklı alt bendinde;“(Değişik: 17/10/1996 - 4199/3 md.) Bu Kanunla, Emniyet GenelMüdürlüğüne verilen görevler, Emniyet GenelMüdürlüğüne bağlı olarak kurulan TrafikHizmetleri Başkanlığınca yürütülür.Trafik Hizmetleri Başkanlığı, Emniyet Genel MüdürYardımcısı tarafından yürütülür.Emniyet Genel Müdürlüğünün merkez bölge, ilve ilçe trafik zabıta kuruluşları Trafik HizmetleriBaşkanlığına bağlı olarakçalışır.
Araçlara ve sürücülere ait işlemleri yapmak,plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleriyürütmek üzere her ilde ve gerekli görülenilçelerde tescil şube veya büroları kurulur.
Tescil şube veya bürolarında emniyet hizmetlerisınıfı personelinden ayrı olarak teşkilat vekadrolarında gösterilen sayıda genel idare ve teknik hizmetlersınıfında personel ile sözleşmeli personelçalıştırılabilir.” denilmek sureti ilearaçlara ve sürücülere ilişkin işlemleriyapmak, plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleriyürütmek üzere her ilde ve gerekli görülenilçelerde tescil şube veya büroları kurulacağıbelirtilmiş;
Aynı maddenin ‘ görev ve yetkiler ‘ altbaşlıklı b bendinin 7. fıkrasında“Araçların tescil işlemlerini yaparak belge veplakalarını vermek”, 8. Fıkrasında “(Değişik: 25/6/2010-6001/35 md.) Ülke çapındataşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak,bunlara ilişkin teknik ve hukukî değişiklikleriişlemek, işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak vedeğerlendirmek” görevleri oluşturulacak bu şube vebürolara bırakılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun“Araçların satış, devir ve tescili ile bu işlemlerleilgili yetki ve sorumluluk” başlıklı 20.maddesinde,
“Tescil süreleri, satış ve devirler, noterlerinsorumluluğu ile ilgili esaslar şunlardır:
Araç sahipleri,
1-(Değişik: 13/2/2011-6111/55 md.) Tescili zorunlu ve ilktescili yapılacak olan araçların satın alma veyagümrükten çekme tarihinden itibaren üç ayiçinde tescili için; bunların hurda durumuna gelmesihâlinde ise bir ay içinde tescilin silinmesi için ilgili trafiktescil kuruluşuna veya Emniyet GenelMüdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veyakuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzelkişilerine başvurmak,
2- (Değişik: 2/4/1998 - 4358/3 md.) Tescilinyapılması veya silinmesi için vergi kimlik numarası ileyönetmelikte belirtilen bilgi ve belgeleri sağlamak,
Zorundadırlar.
Araçların giriş işlemlerini yapangümrük idareleri bu durumu 15 gün içinde araçsahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşuna bildirmekleyükümlüdürler.
Tescil belgesi, aracın başkasına satış veyadevrine, hurdaya çıkarılmasına veya araçta,yönetmelikte belirtilen niteliklerin değişmesine kadargeçerli sayılır.
3- (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Tescil edilmişaraçların her çeşit satış ve devirleri,satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlutaşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergicezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıtüzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcıherhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibiadına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescilkayıtları esas alınarak noterler tarafındanyapılır. Noterler tarafından yapılmayan herçeşit satış ve devirler geçersizdir.
Satış ve devir işlemi, siciline işlenmek üzereüç işgünü içerisinde ilgili trafik tescilkuruluşu ile vergi dairesine bildirilir. Bu bildirimle birliktealıcı adına trafik tescil işlemigerçekleşmiş sayılır. Satış ve devirtarihi itibariyle, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar VergisiKanunu hükümleri uyarınca eski malikin vergi mükellefiyetisona erer, yeni malikin vergi mükellefiyeti başlar.
Yapılan satış ve devir işlemi üzerine noterlertarafından yeni malik adına bir ay süreyle geçerlitescile ilişkin geçici belge düzenlenir.
197 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yer alansorumluluk hükümleri saklı kalmak kaydıyla, anılanmaddede ve bu bentte yer alan isteme ve bildirmeleri elektronik ortamdayaptırmaya ve bu konuda yükümlülük getirmeye,elektronik bildirmelere ilişkin usul ve esasları belirlemeye Gelirİdaresi Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğüyetkili olup, bu kurumlar satış, devir ve tescile ilişkinişlemlerin gerçekleştirilmesi için gerekli elektronikveri akışını sağlarlar. Satış ve devirişlemlerini yapanlar, bu işlemler sırasında edindikleribilgileri ifşa ettikleri takdirde Türk Ceza Kanununun 239 uncumaddesi uyarınca cezalandırılırlar.
Satış ve devir işlemlerinin bildiriminden itibaren biraylık süre içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu veyaEmniyet Genel Müdürlüğünün uygungördüğü kamu kurum veya kuruluşlarıtarafından yeni malik adına tescil belgesi düzenlenerek eldenveya posta aracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesininbir ay içerisinde teslim edilememesi halinde yeni malike sorumlulukyüklenemez.
Bu bentte düzenlenen satış ve devir işlemleri hertürlü harçtan, bu işlemlere ilişkin düzenlenenkâğıtlar damga vergisi ve değerli kâğıtbedellerinden istisnadır. Trafik tescil kuruluşunda yeni malikadına yapılacak tescil nedeniyle düzenlenmesi gerekendeğerli kâğıtların bedelleri, satış vedevir esnasında noterler tarafından tahsil edilir ve 1512sayılı Noterlik Kanununun 119 uncu maddesi uyarınca beyan edilereködenir. Bu bentte yer alan işlemler sebebiyle noterlere herhangi birpay veya aidat ödenmez.
1512sayılı Kanunun 112 nci maddesi uyarınca belirlenen ücretuygulanmaksızın satış ve devre ilişkin hertürlü işlem karşılığında toplam 20Türk Lirası maktu ücret alınır. Söz konusuücret, her takvim yılı başından geçerli olmaküzere önceki yılda uygulanan ücret tutarının oyıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarıncatespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranındaartırılması suretiyle hesaplanır.
Haciz, müsadere, zapt, buluntu, trafikten men gibi nedenlerle;icra müdürlükleri, vergi dairesi müdürlükleri,milli emlak müdürlükleri ile diğer yetkili kamu kurum vekuruluşları tarafından satışı yapılanaraçların satış tutanağının birörneği aracın kayıtlı olduğu trafik tescilkuruluşlarına üç işgünü içerisindegönderilir. Aracı satın alanlar gerekli bilgi ve belgelerisağlayarak ilgili trafik tescil kuruluşundan bir ay içerisindeadlarına tescil belgesi almak zorundadırlar.Alıcıların tescil belgesi almak için süresindebaşvurmamaları halinde bu araçlarıalıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeyeEmniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir.
Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslarıbelirlemeye İçişleri ve Maliye Bakanlıklarıyetkilidir.
e) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Araç satınalıp, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1)numaralı alt bendine uymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafıhükümlerine göre bir ay içerisinde tescil belgesi almayanalıcılara 130 Türk Lirası, (d) bendi hükümlerineuymayan noterlere ise her bir işlem için 1.000 TürkLirası idari para cezası verilir. Tescil yapılmadan trafiğeçıkarılan araçlar, tescil yapılıncaya kadartrafikten men edilir.” denilmek sureti ile ülkeye gümrükkanalı ile giriş yapan araçların ilk tescilişlemlerinin araç sahiplerinin gümrüktengeçişi yapılan araçların tescili içingümrükten çekme tarihinden itibaren üç ayiçinde tescili için; ilgili trafik tescil kuruluşuna veyaEmniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceğikamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuktüzel kişilerine başvurmaları gerektiği, busırada araçların giriş işlemlerini yapangümrük idarelerinin bu durumu 15 gün içinde araç sahiplerininbeyan ettikleri tescil kuruluşuna bildirmekle yükümlüoldukları, tescil edilmiş araçların her çeşitsatış ve devirlerinin, satış ve devri yapılacakaraçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisinin, gecikmefaizinin, gecikme zammının, vergi cezası ve trafik idari paracezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi vetaşıt üzerinde satış ve/veya devrikısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıtbulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiştescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınaraknoterler tarafından yapılacağı ve araç satınalıp, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1)numaralı alt bendine uymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafıhükümlerine göre bir
ayiçerisinde tescil belgesi almayan alıcılara 130 TürkLirası, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlere ise her birişlem için 1.000 Türk Lirası idari para cezası verileceğive tescil yapılmadan trafiğe çıkarılanaraçların tescil yapılıncaya kadar trafikten menedileceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun “Belge ve plaka vermeye yetkilikuruluşlar:” başlıklı 22. Maddesinde;
Yönetmelikte gösterilen esaslara göre:
Birinci fıkrada bentler halinde sayılan istisnalar haricindekalanaraçlara ilişkin tescile yönelik işlemlerin EmniyetGenel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescilkuruluşlarınca yapılacağı, Emniyet GenelMüdürlüğünün ilk tescili yapılacakaraçların tesciline esas teşkil edecek işlemlerielektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluylayapacağıdüzenlenmiştir.
Davanınaçıldığı tarihte yürürlükte bulunan01.05.2010 gün ve 27568 sayılı resmi gazetede yayımlananyönetmelikle değişik 18.07.1997 tarih ve 23053 sayılıresmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girenKarayolları Trafik Yönetmeliği’nin “YeniKayıt” başlıklı 31. Maddesinde;
İlk kaydı yapılacak araçlara ilişkin usuliprosedür ayrıca düzenlenmiş, bu maddede de tescilişlemlerinin 2918 sayılı Kanun’un 5. Maddesigereğince oluşturulacak trafik tescil şube ve bürolarıaracılığıyla gerçekleştirileceği bir kezdaha ortaya konulmuştur.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 6.5.2014 tarihindesatın alarak 01 DM 066 plaka numarasıyla tescil ettirdiği 2012Model BMW 5.35 XDRIVE marka aracı hakkında el koyma kararıbulunduğunun anlaşılması üzerine, söz konusuaraca emniyet görevlilerince el konulduğu, el koyma işlemininİstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 12/07/2017 tarihli ve2017/2568 Değişik İş sayılı kararıüzerine gerçekleştirildiği, motor şasinumarasında yapılan değişikliği gerekli özenigöstermemesi nedeniyle fark etmeyen ve bu şekilde aracı tescilederek trafiğe çıkarılmasına sebep olan idareninhizmet kusurundan dolayı uğradığını ilerisürdüğü 299.012,28-TL maddi zararın tazmini istemiyledava açtığı anlaşılmıştır.
Nitekim 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlüResmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“…bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür”Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmek sureti ile 2918 sayılı Kanun’unuygulanmasından kaynaklanan zararların tazmini istemi ileaçılacak sorumluluk davalarında adli yargı yerleriningörevli olacağı ayrıca ve açıkçabelirtilmiştir.
2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarakAnayasa’da adli ve idari yargı ayırımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir.İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiğigibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargıkolları arasında uygulamada var olan yargı yolubelirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesakbir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynıyargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı,bu suretle kısa sürede sonuç alınmasınınolanaklı kılındığı ve bunun söz konusudavaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilendüzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılıKanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araçtrafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanınagirdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdaretarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkininkullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynıkarayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bunedenle aynı tür risk üreten araçlar arasındaözel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren birneden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralAnayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırıdeğildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any. Mah.nin26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G.27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında“ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’ninyukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idariyargının görevine giren bir konuyu adli yargınıngörevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılıKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen,bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’yaaykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariylegörev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmak üzerediğer yargı organları bakımından da uyulmasızorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin 2918 sayılı Kanun’unuygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarını kapsadığıve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla 2918 sayılıKanun’un uygulanmasından doğan sorumluluk davalarınıngörüm ve çözümünde adli yargınıngörevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyleaçılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.
Her ne kadar, dava konusu olayda davacının zararınasebebiyet veren eylemler, dava dışı kişilerin hileliişlemleri ile idare yanıltılarak trafiğe tescilleriiçin gerekli işlemlerin hukuka aykırı şekildegerçekleştirilmesi sebebiyle, idareçalışanlarının kusurundan kaynaklanan ve idarihizmetin kötü işlemesi kapsamındadeğerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de; davayakonu zarardandoğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanun’un ve bu kanununuygulanmasına yönelik Karayolları Trafik Yönetmeliği’ninaraçların tesciline ilişkin hükümlerineaykırı hareket edilmesinden kaynaklandığı, 2918sayılı Kanun’un 110. Maddesinde de, madde ayrımıyapılmaksızın 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanansorumluluk davalarının adli yargı yerindeçözümleneceğinin açıkçabelirtildiği; bu düzenlemenin, genel idare esaslarınailişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğerkanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenle idareajanlarının eylemlerindenkaynaklansa dahi davaya konuuyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğikanaatine ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanınçözümünde adli yargının görevliolduğuna, bu nedenle, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı’nın başvurusunun kabulü ileDenizli İdare Mahkemesince verilen 25.12.2018 gün ve E:2018/995sayılı görevlilik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, YargıtayCumhuriyet Başsavcısı’nın BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile Denizli İdare Mahkemesince verilen 25.12.2018 gün veE:2018/995 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA,08.07.2019 gününde, Üyeler Süleyman Hilmi AYDIN, AydemirTUNÇ ve Nurdane TOPUZ'un KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞUİLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane
AYDIN TUNÇ TOPUZ
KARŞI OY
UyuşmazlıkMahkemesinin 15/02/2016 gün, E:2015/926, K:2016:50 sayılıkararındaki karşı oy gerekçesinde belirtildiği gibi;"Uyuşmazlık, davacıya ait araca, gümrük mevzuatınaaykırı olarak yurda sokulduğundan bahisle emniyet yetkililerinceel konulması üzerine uğranıldığı ilerisürülen maddi zararın yasal faizi ile birlikte tazminiisteminden doğmuştur.
Adli veİdari yargı yerlerince verilen görevsizlik kararlarınedeniyle oluşan olumsuz görev uyuşmazlığıüzerine sayın çoğunluk görüşüdoğrultusunda “Uyuşmazlığınçözümünün 2918 sayılı yasanın 110.maddesi gereğince adli yargının görev alanındabulunduğu” gerekçesiyle adli yargının görevliolduğuna karar verilmiştir.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110. maddesine 6099sayılı Kanunla eklenen 1. fıkra ile "İşleteniveya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleriuygulanır." hükmü getirilmiştir.
Eldekiuyuşmazlık ise anılan yasa hükmü kapsamındakalmamaktadır.
Zira, 2918sayılı Kanunun 85. maddesinde açıkçabelirtildiği üzere yasa motorlu araçlarınişletilmesinden doğan zararlar nedeniyle araç işletenininhukuki sorumluluğunu düzenlemektedir. Oysa ki somutuyuşmazlıkta davacı, noter yoluyla satınaldığı araca gümrük mevzuatına aykırıolarak yurda sokulduğundan bahisle emniyet yetkililerince elkonulduğunu ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi sebebiyleuğradığı zararda davalı idarenin hizmet kusurubulunduğunu ileri sürmektedir.
Anayasanın125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu belirtildiktensonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmıştır.
İdare kuralolarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellikbağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup;idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukukukuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmetkusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veyahiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenintazmin yükümlülüğünün doğmasınayol açmaktadır.
Davalıkamutüzel kişiliği olup; kural olarak, işlem ve eylemleri idarinitelik taşır. Somut olayda, bu davalının yasa ilekendilerine verilmiş bulunan görevleri gereği gibi yerinegetirmedikleri ileri sürülmüştür. Görevinhiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir.İdare’nin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı,İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesigereğince İdare’ye karşı idari yargı yerinde tamyargı davası açılması gerekir.
Trafik tescil vebüro amirliği tarafından araç tesciline ilişkinolarak yapılan işlemlerin idari nitelikte olup hiçyapılmaması, geç yapılması ya da gereği gibiyapılıp yapılmadığı hususunun idari yargıyerinin denetimine tabi bulunmasına göre 2577 sayılıİ.Y.U.K 2/1- b maddesinde sayılan dava çeşitlerinden olaneldeki tam yargı davasında uyuşmazlığınçözümünde idari yargı görevlidir.
Bugerekçelerle uyuşmazlıkta Adli Yargıyı görevlikabul eden sayın çoğunluğun görüşünekatılmıyoruz.
Üye Üye Üye
SüleymanHilmi Aydemir Nurdane
AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy