T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019 / 213
KARAR NO : 2019 / 416
KARAR TR : 8.7.2019
ÖZET : 1-Davacıların hissedar olduğu taşınmazına, imar planında Pazar Alanı olarak ayrılmak suretiyle kamulaştırmasız el atıldığından bahisle, taşınmaz bedeli için şimdilik 10.000TL.nin faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği;
2-2942 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinin; birinci fıkrasının birinci cümlesi dışında kalan bölümünün Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 gün ve E:2016/181, K:2018/111 sayılı kararıyla iptal edilmesinin, yargı yolunu değiştirecek bir durum yaratmadığı hk.
K A R A R Davacılar :1-A. B. 2- S. B. 3- M. B. 4- H. Ç. 5- H. D. 6- H. B. Vekili : Av. M. E. A. Davalı : Çankaya Belediye Başkanlığı Vekili : Av.S. Ş. O L A Y : Davacılar vekili dilekçesinde;müvekkillerinin Ankara ili, Çankaya ilçesi, HilalMahallesi, 26955 Ada 1 Parsel sayılı taşınmazda herbirinin 21.00 m2 olmak üzere toplam 126,00 m2 hissedarolduklarını; kesinleşen imar planlarında "PazarAlanı” olarak tahsis edilen taşınmazın davalıidare tarafından kamulaştırılmasına kararverildiğini, maliklere anlaşma görüşmesi içintebligat yapıldığını, anlaşma yapılanmaliklerin kamulaştırma bedellerinin ödendiğini vepaylarının devrinin davalı idare adına tapuya tescillerininyapıldığını; idare ile anlaşma yapmayan malikleraleyhine davalı idare tarafından bu güne kadarkamulaştırma bedelinin tespiti davasıaçılmadığını; 07/01/2016 tarih, 104 referans969964 kayıtlı dilekçe ile dava konusutaşınmazın kamulaştırılması içinuzlaşma başvurusunda bulunulduğunu, davalı idarenin05/02/2016 Tarih, 32808489-702 Ref 969964 sayılı yazısı ile24/02/2016 tarihi için uzlaşma görüşmesi davetindebulunduğunu fakat uzlaşma sağlanamadığını; Yargıtaykararlarında “kamulaştırmasız el atma”davalarında doğru hasımın, kamulaştırmakararını alan ve kamulaştırma belgelerini düzenleyen kurumolduğunun anlaşıldığını; tapukayıtlarından da görülebileceği üzere,davalı idarenin, dava konusu taşınmazda kamulaştırmayolu ile paydaş olduğunu; Yargıtay kararlarına göre, idarenintaşınmazda paydaş haline gelmesi durumunda, fiili el atmanınvarlığının kabul edilmekte olduğunu; aynışekilde Yargıtay’ın, idarenin makul sürede bedeltespiti davasını açmamasını fiili el atmanınvarlığının kabulü olarak yorumladığını;imar parseli olan taşınmazın, Çankaya'nın engüzel yerlerinden birinde bulunduğunu, taşınmazın m2değerinin taraflarınca bilinmediğini ifade ederek; fazlayailişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik10.000,00 TL kamulaştırmasız el atma tazminatalacağının, dava tarihinden itibaren işleyecek kamualacaklarına uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıidarelerden tahsiline, dava konusu taşınmazda davacılarınmurisi adına tapuya kayıtlı olan hisselerin iptali iledavalı idare adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesiistemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. Davalı idare vekilisüresi içerisinde görev itirazında bulunmuştur. ANKARA 9.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 25.12.2018gün ve E:2018/571 sayı ile, davalı vekilinin yargı yoluitirazının reddine karar vermiştir. Davalıvekilinin,davanınimar mevzuatı ve Kamulaştırma Kanunu hükümleriçerçevesinde idari yargı yerindeçözümlenmesi gerektiğinden bahisle idari yargıyararına olumlu görev uyuşmazlığıçıkartılması yolunda süresi içindeverdiği dilekçesi üzerine, dava dosyasınınonaylı bir örneği DanıştayBaşsavcılığı'na gönderilmiştir. DANIŞTAY BAŞSAVCISI; “(…)Uygulama ve öğreti'de, kamuidarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında,kamu gücü kullanarak tek yanlı iradeaçıklamalarıyla yapmış oldukları işlemler,"idari işlem"; herhangi bir işlem ya da karara dayanmaksızıngerçekleştirdikleri maddi faaliyetleriyle, görevleriyle ilgilihareketsizlikleri de, "idari eylem" olaraktanımlanmaktadır. Bu tanıma göre, idarelerin 3194 sayılıİmar Kanununun 8'inci maddesi uyarınca tek yanlı iradeaçıklamaları ile tesis ettikleri, genel ve düzenleyiciimar planları ile 2981 sayılı Yasanın 13'üncümaddesinin (c) bendi uyarınca tek yanlı iradeaçıklamaları ile tesis ettikleri, genel ve düzenleyiciıslah imar planları ve bu planlara dayanılarak tesis edilenparselasyon, kamulaştırma, ruhsat gibi bireysel işlemler,"idari işlem"; bu imar planı uyarınca yapmak zorundaoldukları program ve uygulamaları bunun için gerekli zamandagerçekleştirmemeleri; yani, bu konudaki hareketsizlikleri de, idarieylem niteliği taşımaktadır. Dosyanın incelenmesinden; Ankara İli,Çankaya İlçesi, Hilal Mahallesi, 26955 ada, 1 parselsayılı taşınmazın 09.11.1988 tarihli ıslah imarplanında "açık pazar yeri" olarakayrıldığı, bölgede yapılan 81063 sayılıparselasyon işlemi sonucunda açık pazar yerinin kamu ortaklıkpayından (KOP) oluşturulduğu ve bu kapsamda davacılarapazar alanından pay verildiği, davacılar tarafından,davalı idare tarafından pazar alanı olanuyuşmazlığa konu taşınmazınkamulaştırılmasına karar verildiği ve anlaşmayapan maliklerin kamulaştırma bedellerinin ödenerekpaylarının davalı idareye devredildiği, kendilerininuzlaşma görüşmelerinde anlaşmasağlanamadığı, ancak bugüne kadar davalı idarecekamulaştırma bedelinin tespiti için davaaçılmadığı, davalı idareninkamulaştırma yoluyla taşınmaza paydaş olmasınedeniyle fiili el atmanın gerçekleştiği önesürülerek bakılmakta olan davanınaçıldığı; davalı idare tarafından isetaşınmazın kamulaştırılması yolundaalınmış bir kararın bulunmadığı, 2942sayılı Yasa ile hukuken tasarrufa kısıtlanantaşınmazlar için tanınan beş yıllıksürenin dolmadığı gibi taşınmaza fiilen elatılmadığının önesürüldüğü anlaşılmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, uyuşmazlığakonu taşınmazın kamulaştırılması yolundaalınmış bir karar bulunmadığı, 21.01.2016günlü, 433.21 sayılı Çankaya Belediye Encümenikararı ile davacıların payınınkamulaştırılması konusunda uzlaşma komisyonuna yetkiverildiği, uzlaşma için başvuruda bulunan davacılara05.02.2016 tarihli davet yazısının gönderilmesiüzerine 24.02.2016 tarihinde yapılan uzlaşmatoplantısında teklif edilen bedelle davacılarınpayının 2942 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarıncabelediyeye satılmasının davacılar tarafından kabuledilmediği, bu tarihten sonra davalı idare tarafındantaşınmaza ilişkin olarak bir işlem tesis edilmediği,taşınmaza fiilen el atıldığı yolunda dosyadaherhangi bir bilgi ve belge bulunmadığıgörülmüştür. 11.06.2013 günlü, 28674 sayılı ResmiGazete'de yayımlanan 6487 sayılı Kanun'un 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu'nun geçici 6'ncı maddesindedeğişiklik yapan 21'inci maddesinde "Uygulama imarplanlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyleveya ilgili kanunların uygulanmasıyla tasarrufu kısıtlanantaşınmazlar hakkında, 03.05.1985 tarihli ve 3194sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuruve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda davaaçılabilir." hükmüne yer verilmek suretiyle"hukuki el atma" olarak nitelendirilen, imar planındakibelirleme sebebiyle mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadankaynaklanan tazminat davalarının görüm veçözümünde İdari Yargı yerinin görevliolduğu öngörülmüş; bu hüküm 07.09.2016günlü 29824 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6745 sayılıYatırımların Proje Bazında Desteklenmesi İle BazıKanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik YapılmasınaDair Kanunun 34. Maddesiyle kaldırılarak aynı kanunun 33.maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek 1.Maddede, "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlaraayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özünedokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanantaşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarınınyürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllıksüre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarıyapılır ve bütçe imkânları dâhilinde butaşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veyaher hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engelteşkil edecek kısıtlılığı kaldıracakşekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır.Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmamasıhâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunungeçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194sayılı İmar Kanununda öngörülen idaribaşvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonrataşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idarealeyhine idari yargıda dava açılabilir." hükmügetirilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun,24.5.2013 günlü, 6487 sayılı Bazı Kanunlar ile 375Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun'un 21. maddesiyle değiştirilengeçici 6. maddesinin yedinci, onbirinci veonüçüncü fıkralarının iptali istemiyle AnayasaMahkemesine yapılan itiraz başvurusunda; Anayasa Mahkemesi 25.9.2013tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılı kararında ”...Davacının mülkü üzerinde tasarruf etmehakkının kısıtlanması, idarenin bir eylemindendeğil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemihenüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahüreden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları’nda taşınmaz zilyetliğimalikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikin ilgili mevzuattankaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kalması sözkonusu olmaktadır. Sonuç olarak, davacınıntaşınmazının imar planlarında “ dere mutlakkoruma alanı”nda bırakılması nedeniyle, tasarrufhakkının kısıtlanmasınınkamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğanzararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargıdavasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusundabulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim,Anayasanın 158. maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileriarasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarınıkesin olarak çözümlemeye yetkili kılınanUyuşmazlık Mahkemesinin istikrar bulmuş içtihatlarıda bu yöndedir...” gerekçesiyle, yapılan itirazbaşvurusu reddedilmiştir. Dava dilekçesinde mülkiyet hakkınagetirildiği söylenen kısıtlamanın,taşınmazın malikleri yönünden zarar doğurucusonuçlarının olabileceğinde kuşku yoktur. Ancak busonuç ya da sonuçlar, genel ve düzenleyici nitelikte biridari işlem olan imar planında taşınmaza yönelikbelirlemeden, bu planda öngörülen kamulaştırmaprogramlarının zamanında yapamamasından ve imaruygulamalarından; başka anlatımla da, idari işlemlerden vedavalı idarelerin imar planı gereği yapılması gerekenkamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortayaçıkan idari eylemlerden kaynaklanmaktadır. İdari işlem ve eylemlerden doğanzararların tazmini taleplerinin ise, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve 13'üncü maddeleriuyarınca, İdari Yargı yerlerinde açılacak tamyargı davalarına konu edilmeleri, anılan yasahükümlerinin gereğidir. Bu bakımdan, hukuka uygunluklarının denetimive zarar doğurucu sonuçlarının giderilmesi İdariYargı'nın görev alanında bulunan idari işlem veeylemlerin hukuk düzeninde yaratmış oldukları etki vesonuçların, "fiili el atma" olarak nitelendirilmesine vebu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargıyerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine,hukuken olanak bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.10.2013 tarih veE.2013/603, K.2013/1503 sayılı kararıyla da, imarplanındaki kısıtlamalardan kaynaklanan ‘hukuki elatmalardan’ kaynaklanan tazminat istemli davaların idariyargının görevinde olduğu hüküm altınaalınmıştır. Dolayısıyla, yukarıda yer verilen Yasahükümleri ve yargı kararları uyarınca davanıntaşınmazın bedelinin tazminat olarak hüküm altınaalınması istemine ilişkin kısmının, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'ncimaddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendinde yer alan"İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılantam yargı davaları," hükmü gereğince idariyargı yerinde görülmesi gerekmektedir. SONUÇ : Açıklanan nedenle, davanın,taşınmazın bedelinin tazminat olarak hüküm altınaalınması istemine ilişkin kısmı yönünden2247 sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca, olumlugörev uyuşmazlığı çıkarılmasınave dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine…”karar vermiştir. Başkanlıkça,2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre YargıtayCumhuriyet Başsavcısı'nın da yazılıdüşüncesi istenilmiştir. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI: “(…)Anayasanın125/son madde ve fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğukurala bağlanmış; 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanununun 2/1.b maddesi gereğince idari eylem veişlemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları idari dava türleriarasında sayılmıştır. Öte yandan, yerleşme yerleri ile bu yerlerdekiyapılaşmaların, plan, fen, sağlık ve çevreşartlarına uygun teşekkülünü sağlamakamacıyla hazırlanan 3194 sayılı İmar Kanununun 8.maddesinde; planların hazırlanmasında veyürürlüğe konulmasında uyulacak temel esaslara yerverilmiştir. Ayrıca, 11/06/2013 günlü, 28674sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6487 sayılı Kanunun2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 6.maddesinin onuncu fıkrasında değişiklik yapan 21.maddesinde, "... Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere veresmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunlarınuygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlarhakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunundaöngörülen idari başvuru ve işlemlertamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir...." hükmüne yer verilmek suretiyle "hukuki el atma"olarak nitelendirilen, imar planındaki belirleme sebebiyle mülkiyethakkına getirilen kısıtlamadan kaynaklanan tazminatdavalarının görüm ve çözümünde idariyargı yerinin görevli olduğu öngörülmüşbulunmaktadır. Ancak, 07/09/2016 günlü, 29824 sayılıResmi Gazete'de yayımlanan 6745 sayılı Kanunun 34. maddesiyle,2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 6.maddesinin onuncu fıkrasının üçüncücümlesi yürürlükten kaldırılmış, 6745sayılı Kanunun 33. maddesiyle 2942 sayılı Kanuna eklenen Ekmadde 1'in birinci fıkrasında, "Uygulama imar planlarındaumumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyethakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukukenkısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imarplanlarının yürürlüğe girmesinden itibarenbeş yıllık süre içerisinde imar programlarıveya imar uygulamaları yapılır ve bütçeimkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelercekamulaştırılır veya her hâlde mülkiyethakkını kullanmasına engel teşkil edecekkısıtlılığı kaldıracak şekilde imarplanı değişikliğiyapılır/yaptırılır. Bu süre içerisindebelirtilen işlemlerin yapılmaması hâlindetaşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunungeçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194sayılı İmar Kanununda öngörülen idaribaşvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonrataşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idarealeyhine idari yargıda dava açılabilir."hükmüne yer verilmiştir. Dolayısıyla, söz konusudavaların görüm ve çözümünde idariyargı yeri görevli olmaya devam etmektedir. Olayda, imar planının uygulaması sonucukamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazınbedelinin ödenilmesi gerektiğinin iddia edildiği ve davanınkonusunun davalı idarece 3194 sayılı Kanun uyarınca kamugücü kullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imarplanlarında yer alan davacıya ait taşınmazın bedelinintazminine ilişkin bulunduğu anlaşılmış olup,belirtilen duruma göre, imar planı ve buna dayalı imaruygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminineyönelik bulunan davanın, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanununun 2/1.b maddesinde yer alan "idari eylemve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davaları"kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesigerekmektedir. Uyuşmazlık Mahkemesinin 10/04/2017 tarihli veE.-K.2017/146-219 sayılı kararında da aynı hususlarvurgulanmıştır. Bu nedenle, DanıştayBaşsavcılığının 2247 sayılı Kanunun 10.maddesi gereğince yapmış olduğu başvurunun kabulüile Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/12/2018 tarihli ve 2018/571 Esassayılı görevlilik kararınınkaldırılmasına karar verilmesi…” gerektiğiyolunda yazılı düşünce vermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 8.7.2019günlü toplantısında: I-İLKİNCELEME: Başvuru yazısı ve davadosyası örneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalıidarenin anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülenyönteme uygun olarak yaptığı görevitirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süreiçinde başvuruda bulunması üzerine DanıştayBaşsavcısı'nca 10. maddede öngörülenbiçimde, davanın taşınmazın bedelinin tazminatolarak hüküm altına alınması istemine ilişkinkısmı yönünden olumlugörev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır.Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığındangörev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacılarınhissedar olduğu taşınmazına, imar planında PazarAlanı olarak ayrılmak suretiyle kamulaştırmasız elatıldığından bahisle, taşınmaz bedeliiçin şimdilik 10.000TL.nin faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır. 3194 sayılıİmar Kanunu’nun “Planların hazırlanması veyürürlüğe konulması” başlıklı 8.maddesinde; “– Planların hazırlanmasında veyürürlüğe konulmasında aşağıdabelirtilen esaslara uyulur. a) Bölgeplanları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini,yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımınıbelirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını,gerekli gördüğü hallerde Devlet PlanlamaTeşkilatı yapar veya yaptırır. b) İmarPlanları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmarPlanından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevredüzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediyesınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulamaimar planları ilgili belediyelerce yapılır veyayaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğegirer. (Yenidendüzenleme dördüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Buplanlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığıncatespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarındabir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir.Bir aylık ilansüresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediyebaşkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlarve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerekkesin karara bağlar. (1) Belediye vemücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planlarvalilik veya ilgilisince yapılır veya yaptırılır.Valilikçe uygun görüldüğü takdirde onaylanarakyürürlüğe girer. (Yeniden düzenlemeüçüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Onay tarihindenitibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerininternet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilanedilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itirazedilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilikitirazları ve planları onbeş gün içerisindeinceleyerek kesin karara bağlar. (1) Onaylanmışplanlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usulleretabidir. Kesinleşen imarplanlarının bir kopyası, Bakanlığa gönderilir. İmarplanları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idareleringörevidir. Belediye Başkanlığı ve mülkiamirlikler, imar planının tamamını veya birkısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getiripçoğaltarak tespit edilecek ücretkarşılığında isteyenlere verir. c) (Ek: 3/7/2005 -5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi KullanımıKanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsal amaçdışında kullanılmak üzere plânlanamaz.(…)” hükmü; Aynı Kanun'un18. maddesinde, “İmar hududu içinde bulunan binalı veyabinasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerininmuvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile,kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerlebirleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veyaparsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyetiesaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescilişlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilenyerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıdabelirtilen yetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veyavaliliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsalarındağıtımı sırasında bunlarınyüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenlemedolayısıyla meydana gelen değer artışlarıkarşılığında "düzenleme ortaklıkpayı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye görealınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabitutulan arazi ve arsaların düzenlemeden öncekiyüzölçümlerinin yüzde kırkınıgeçemez. (1) (Değişiküçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenlemeortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerinihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlıilk ve ortaöğretim kurumları, yol, otoyol hariçerişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu,meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadetyeri ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgilitesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. (Ek iki cümle:19/4/2018-7139/32 md.) Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisindebulunan taşkın kontrol tesisi alanlarının, bu fıkradabelirtilen kullanımlar için düzenleme ortaklık payıdüşülmesini müteakip kalan hazine mülkiyetindekialanlardan karşılanması esastır. Ancak taşkınkontrol tesisi için yeterli alanın ayrılamamasıdurumunda, düzenleme ortaklık payının ikinci fıkradabelirtilen oranı aşmaması şartıyla, düzenlemeyetabi diğer arazi ve arsaların yüzölçümlerindenbu fıkradaki kullanımlar için öncelikle düzenlemeortaklık payı ayrıldıktan sonra ikinci fıkradabelirtilen orana kadar taşkın kontrol tesisi için deayrıca pay ayrılır. (2) Düzenlemeortaklık paylarının toplamı, yukarıdaki fıkradasözü geçen umumi hizmetler için, yenidenayrılması gereken yerlerin alanları toplamından azolduğu takdirde, eksik kalan miktar belediye veya valilikçekamulaştırma yolu ile tamamlanır. Herhangi bir parseldenbir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesihalinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan artakalan saha üzerinden ayrılır. Bu fıkrahükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazladüzenleme ortaklık payı alınmaz. Ancak, bu hükümo parselde imar planı ile yeniden bir düzenleme yapılmasınamani teşkil etmez.(…) ” hükmü yeralmıştır. Öte yandan,taşınmazın imar planında “dere mutlak korumaalanı” nda kalması nedeniyle taşınmaz üzerindekitasarruf yetkisinin kısıtlanması nedenine dayalı olarak birdavacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeaçtığı tazminat davasında, bu Mahkemece 4.11.1983günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nunGeçici 6 ncı maddesinin bazı fıkralarınıniptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda; AnayasaMahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılıkararında ”… Davacının mülkü üzerindetasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bireyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemihenüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahüreden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları’nda taşınmazzilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikinilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak,davacının taşınmazının imar planlarında“ dere mutlak koruma alanı”nda bırakılmasınedeniyle, tasarruf hakkının kısıtlanmasınınkamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğanzararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargıdavasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusundabulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim,Anayasanın 158. maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeyeyetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrarbulmuş içtihatları da bu yöndedir…” gerekçesiyle,Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurusu, başvuranmahkemenin yetkisizliği nedeniyle oybirliğiyle reddedilmiştir. Yine taşınmazı imar planında“spor alanı” olarak ayrılan bir davacınınAsliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasında,davalı idarelerin görev itirazları nedeniyle DanıştayBaşsavcılığınca çıkartılan olumlugörev uyuşmazlığında, UyuşmazlıkMahkemesi’nce olumlu görev uyuşmazlığı talebininkabulü ile ilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilikkararının kaldırılması yolunda verilen kararnedeniyle, anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasıylaAnayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine, AnayasaMahkemesi İkinci Bölümünce 18.9.2013 tarihinde verilenkararda (Başvuru No: 2013/1586) “…Mahkemenin gerekçesive başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddialarınözünün Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından delillerindeğerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasındaisabet olmadığına ve esas itibariyle yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Yargılama, Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından usulşartlarına ve hukuka uygun olarak gerçekleştirilmişolup, başvurucu derece mahkemelerinde kendi delillerini veiddialarını sunma fırsatını bulmuş ve bunlarUyuşmazlık Mahkemesi’nce gereği gibideğerlendirilmiştir… Açıklanan nedenlerle, adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınınkanun yolu şikayeti niteliğinde olduğu, UyuşmazlıkMahkemesi kararının bariz bir şekilde keyfilik de içermediğianlaşıldığından, başvurunun, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin‘açıkça dayanaktan yoksun olması’ nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir…”gerekçesiyle, davacının başvurusu oybirliğiylereddedilmiştir. (Resmi Gazete, 30.10.2013, Sayı:28806) Son olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.10.2013tarih ve E.2013/603, K.2013/1503 sayılı kararıyla, imarplanındaki kısıtlamalardan kaynaklanan ‘hukuki elatmalardan’ kaynaklanan tazminat istemli davaların idariyargının görevinde olduğu hüküm altınaalınmıştır. Dava dosyasının incelenmesinden; Ankara İli,Çankaya İlçesi, Hilal Mahallesi, 26955 ada, 1 parselsayılı taşınmazın Çankaya Belediye Meclisinin09.11.1988 tarih ve 422 sayılı kararı ile onaylanan 1/1000ölçekli Hilal Mahallesi Islah İmar Planıkapsamında "açık pazar yeri" olarak ayrıldığı,bölgede yapılan 81063 sayılı parselasyon işlemisonucunda açık pazar yerinin kamu ortaklık payından (KOP)oluşturulduğu; bu kapsamda davacılara bu alandan payverildiği; davacılar tarafından, davalı idaretarafından pazar alanı olan uyuşmazlığa konutaşınmazın kamulaştırılmasına kararverildiği ve anlaşma yapan maliklerin kamulaştırmabedellerinin ödenerek paylarının davalı idareyedevredildiği, kendilerinin uzlaşma görüşmelerindeanlaşma sağlanamadığı, ancak bugüne kadardavalı idarece kamulaştırma bedelinin tespiti için davaaçılmadığı, davalı idareninkamulaştırma yoluyla taşınmaza paydaş olmasınedeniyle fiili el atmanın gerçekleştiği önesürülerek bakılmakta olan davanınaçıldığı; buna karşılık davalıidare tarafından, taşınmazınkamulaştırılması yolunda alınmış birkararın bulunmadığı, 2942 sayılı Yasa ile hukukentasarrufa kısıtlanan taşınmazlar için tanınanbeş yıllık sürenin dolmadığı gibitaşınmaza fiilen el atılmadığının önesürüldüğü; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeleregöre; dava konusu taşınmazınkamulaştırılması yolunda alınmış bir kararbulunmadığı, 21.01.2016 günlü, 433.21 sayılıÇankaya Belediye Encümeni kararı ile davacılarınpayının kamulaştırılması konusunda uzlaşmakomisyonuna yetki verildiği, uzlaşma için başvurudabulunan davacılara 05.02.2016 tarihli davet yazısınıngönderilmesi üzerine 24.02.2016 tarihinde yapılan uzlaşmatoplantısında teklif edilen bedelle davacılarınpayının 2942 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarıncabelediyeye satılmasının davacılar tarafından kabuledilmediği, bu tarihten sonra davalı idare tarafındantaşınmaza ilişkin olarak bir işlem tesis edilmediği; taşınmazafiilen el atıldığı yolunda dosyada herhangi bir bilgi vebelge bulunmadığı anlaşılmış; davacılar vekili tarafından, taşınmaza kamulaştırılmasızel atıldığından bahisle taşınmazındeğerinin ödenmesi ve taşınmazın tapukaydının davalı idare adına kayıt ve tescil edilmesiistemiyle açılan dava sonucunda, DanıştayBaşsavcısı'nca; davanın,taşınmazın bedelinin tazminat olarak hüküm altınaalınması istemine ilişkin kısmı yönündenolumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığıgörülmüştür. Olayda, davacıların hissedar olduğutaşınmazın imar planıyla Açık Pazar Yerikapsamında kaldığı,kamulaştırılmadığı,kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazınbedelinin ödenilmesi gerektiğinin iddia edildiği; davanınkonusunun, davalı idarece 3194 sayılı Kanun uyarınca kamugücü kullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imarplanında “kamu alanı”olarak yer alan davacıya ait taşınmazın bedelinintazminine ilişkin bulunduğu anlaşılmış olup,belirtilen duruma göre, imar planı ve buna dayalı imaruygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminineyönelik bulunan davanın, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdarieylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları" kapsamında idari yargı yerinceçözümlenmesi gerekmektedir. Öte yandan; 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı YatırımlarınProje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik YapılmasınaDair Kanun’un 33. maddesiyle 2942 sayılı Kanun’aeklenen ek 1. Maddesinde; “ Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere veresmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkınınözüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanantaşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarınınyürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllıksüre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarıyapılır ve bütçe imkânları dâhilinde butaşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veyaher hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engelteşkil edecek kısıtlılığı kaldıracakşekilde imar planı değişikliğiyapılır/yaptırılır. Bu süre içerisindebelirtilen işlemlerin yapılmaması hâlindetaşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunungeçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194sayılı İmar Kanununda öngörülen idaribaşvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonrataşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idarealeyhine idari yargıda dava açılabilir. Birinci fıkra uyarınca davaaçılması hâlinde taşınmazın ya daüzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindekideğeri, mahkemece; bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişiincelemesi yapılarak, taşınmazın hukuken tasarrufununkısıtlandığı veya fiilen el konulduğu tarihtekinitelikleri esas alınmak suretiyle tespit edilir vetaşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veyaterkinine hükmedilir. Bu madde kapsamında kalantaşınmazlar hakkında açılacak dava ve takiplerde, buKanunun geçici 6 ncı maddesinin üçüncü,yedinci, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri, bu maddeninyürürlüğe girdiği tarihten önceaçılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararıkesinleşmeyen davalara bu madde hükümleri, kesinleşen ancakhenüz ödemesi yapılmayan kararlar hakkında isegeçici 6 ncı maddenin üçüncü, sekizinci ve onbirinci fıkra hükümleri uygulanır. Bu Kanunun geçici 6 ncımaddesinin sekizinci fıkrası uyarınca ayrılmasıgereken yüzde iki oranındaki ödenekler, yüzde dörtolarak ayrılır. İlave olarak ayrılan yüzde ikioranındaki ödenekler, münhasıran bu ek madde ilegeçici 11 inci ve geçici 12 nci maddeler kapsamındayapılacak ödemelerde kullanılır. Yapılacaködemelerin toplam tutarının ilave olarak ayrılanödeneğin toplamını aşması hâlinde,ödemeler, en fazla on yılda ve geçici 6 ncı maddeninsekizinci fıkrası hükmüne göre yapılır.”Şeklinde hüküm mevcut iken, Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 gün ve E : 2016/181,K: 2018/111 sayılı kararıyla; maddenin birinci fıkrasınınbirinci cümlesi dışında kalanbölümünün, Anayasa’nın 2., 35. ve 46.maddelerine aykırı olduğundan bahisle iptal edildiğianlaşılmıştır. İptal edilenbölüm içerisinde kalan “Busüre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmamasıhâlinde taşınmazların malikleri tarafından, buKanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idaribaşvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonrataşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idarealeyhine idari yargıda dava açılabilir.” cümlesikapsamında, bakılan görev uyuşmazlığındayargı yolunun değişip değişmeyeceği hususuirdelendiğinde; davacıların taşınmazlarıüzerinde tasarruf etme hakkınınkısıtlanmasının, idarenin bir eyleminden değil, idaribir işlem niteliğindeki imar planından kaynaklanması;davacıların bu işlem sebebiyle doğduğunu iddiaettikleri zararın ancak idari yargıda açılacak bir tamyargı davasına konu edilebileceğinin tartışmasızolmasının yanında; Anayasa Mahkemesinin belirtilenkararının gerekçesinde; bu konuya ilişkinuyuşmazlıkların adli yargıda görülmesiningerektiği, diğer bir anlatımla taşınmazınmalikleri tarafından idari yargıda davaaçılabileceğinin hukuka aykırı olduğuyönünde herhangi bir irdelemeye yer verilmediğigözetildiğinde; Mahkememizin bu konuda istikrar bulmuşkararları doğrultusunda, yargı yolunun değişmesinigerektirecek bir durum bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, Danıştay Başsavcısı’nınbaşvurusunun kabulü ile davalı vekilinin görevitirazının reddine ilişkin Ankara 9.Asliye Hukuk Mahkemesinin, 25.12.2018gün ve E:2018/571 sayılı kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümünde İDARİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle DanıştayBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ iledavalı vekilinin görev itirazının reddine ilişkinAnkara 9.Asliye Hukuk Mahkemesinin, 25.12.2018 gün ve E:2018/571sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 8.7.2019 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Birol DURSUN BOZER AKSU SONER Üye Üye Üye Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy