T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019 / 398
KARAR NO : 2019 / 433
KARAR TR : 8.7.2019
ÖZET : Karayolunda meydana gelen trafik kazasında uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : M.S.
Vekili : Av. H. E. A.
Davalı lar
(Adli Yargıda) : 1-Diyarbakır BüyükşehirBelediyesi Başkanlığı
Vekili : Av. R. Y.
2- Diyarbakır Yenişehir BelediyesiBaşkanlığı
Vekili : Av. H.E.
Davalı
(İdari Yargıda ) : Ulaştırma ve AltyapıBakanlığı Karayolları GenelMüdürlüğü
O L A Y :Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin 11.04.2016günü motosikletle seyir halinde iken, Silvan Yolu üzeriSeyrantepe Kavşağa 100-200 metre kala, yol ayrımınınkenarında demir levhaya pankart asmak için atılmışolan ipin, müvekkilinin eline ve motosikletine dolandığınıve onun direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza geçirmesine nedenolduğunu; söz konusu kaza sonrasında müvekkilinşikayetçi olduğunu, CumhuriyetBaşsavcılığı’nın gerekli işlemlerebaşladığını fakat pankartı asan kişilerintespit edilemediğini kaza neticesinde müvekkilinin, Hastane AdliBilirkişi Raporunda, vücudunda meydana gelen %24oranındaki özür nedeniyle sürekli ve geçicimaluliyete uğradığının belirtildiğini; müvekkilintrafik kazasının vücudu üzerinde meydana getirdiğiolumsuz etkilerden dolayı efor kaybı ve kazadan sonraçalışamamasından dolayı gelir kaybınauğramasının yanı sıra, bundan sonra yapacağıişleri başkalarına nazaran çok daha fazla zaman ve emekharcayarak yapmak zorunda kalacağını; BüyükşehirBelediye Kanunu ve Belediye Kanunu’na göre ilân ve reklamasılacak yerlerin ve bunların şekil ve ebadınıbelirlemek, kontrolünün ve denetlenmesinin belediyelerinsorumluluğunda olduğunu; bu olayda kontrol ve denetim ihlalininsebebinin davalıların sorumluluğundan doğduğunu ifadeederek; fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkısaklı kalmak kaydıyla, şimdilik 4.000,00 TL maddi tazminatile 10.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili istemiyle DiyarbakırBüyükşehir Belediyesi Başkanlığı ve DiyarbakırYenişehir Belediyesi Başkanlığına karşı 11.4.2018tarihinde, adli yargı yerinde dava açmıştır.
DİYARBAKIR9.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 19.10.2018 gün ve E:2018/133,K:2018/896 sayı ile, “(…) Dava, 11/04/2016 tarihinde Silvanyolu üzeri Seyrantepe kavşağı mevkiinde yol kenarındabulunan demir levhaya pankart asılmak için atılmışolan ipin davacının eline ve motosikletine dolanması nedeni ilemeydana gelen trafik kazası sonucu davacının geçici vesürekli iş göremezlik tazminatı istemi ileaçılan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Davaya konuolayda davalı belediyelerin ilan ve reklam asılacak yerleri vebunların şekil ve ebadını belirlemek, kontrolü vedenetlemesini sağlamak sorumluluklarının bulunduğu,davalı idarelerce kontrol ve denetim yükümlülüklerininihlali sebebi ile meydana gelen kazada sorumluluklarınınbulunduğundan bahisle aleyhlerine husumet yöneltilerek iş budava açılmıştır.
İdare hukukundaidarenin iki tür sorumluluğu kabul edilmektedir. Biri idareninözel hukuk ilkeleri doğrultusunda yaptığısözleşmelerden kaynaklanan özel hukuk sorumluluğu;diğeri ise, idarenin idare hukuku ilkeleri doğrultusundayapmış olduğu sözleşmeler ve idarenin hertürlü işlem ve eyleminden kaynaklanan kamu hukuku ilkeleridoğrultusunda oluşmuş idare hukukuna özgü, sorumluluktürüdür. İdarenin kişilere verdiği,zararları tazmin yükümlülüğü, idarenin‘‘hizmet kusuruna (kusurlu sorumluluk)” ve "kusursuzsorumluluğuna” dayanmaktadır.
İdareninkusura dayanan sorumluluğu, uygulamada ‘‘hizmet kusuru”kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam vekapsamlı bir tanımım yapmak zor olmakla birlikte genel olarakdoktrinde hizmet kusuru; idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangibir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veyateşkilatında, bünyesinde, personelinde yahutişleyişinde bir takım aksaklık, hukukaaykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlıkveya ihmalin ortaya çıkması, şeklinde tanımlanmaktadır(SARICA Ragıp, İstanbul Üniversitesi Hukuk FakültesiMecmuası, “Hizmet Kusuru ve Karakterleri”, Y. 1949, C. 15. S.4, s. 858; ATAY Ender Efem, İdare Hukuku. Ankara 2006, s, 571: YILDIRIMTuran, İdari Yargı, İstanbul 2008, s. 253).
Hizmetkusurunun üç durumda varlığı hem yargıiçtihatları hem de öğreti tarafından kabuledilmiştir. Bu üç durum; hizmetin hiç işlememesi,hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesidir.
Buna göreidare kural olarak yürüttüğü kamu hizmeti ilenedensellik bağı kurulabilen zararları tazminleyükümlü olup. İdari Yargılama UsulüKanunu’nun “İdari Dava Türleri ve idari YargıYetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin1. fıkrasının “b” bendi gereğince“İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar” idari yargı yerinde tamyargı davası açabilecektir. Yine İYUK 15/I-a maddesindeise, adli yargının görevli olduğu konulardaaçılan davaların reddine karar verileceği de hükmebağlanmıştır.
Davacıvekili müvekkilinin 11/04/2016 tarihinde motosiklet ile seyir halinde ikenSilvan yolu üzeri Seyrantepe kavşağında 100-200 metre kalayol ayrımının kenarında bulunan demir levhaya pankart asmakiçin atılmış olan ipin müvekkilinin eline vemotosikletine dolanması sonucunda müvekkilinin direksiyonhakimiyetini kaybederek kaza yaptığını,Büyükşehir Belediye Kanunu ve Belediye Kanununa göre ilanve reklam asılacak yerleri ve bunları şekil veebadının belirlemenin kontrolünün ve denetimininbelediyelerin sorumluluğunda olduğunu, davaya konu olayda davalıbelediyelerin kontrol ve denetim yükümlülüklerini ihlaletmeleri sebebi ile kaza nedeni ile meydana gelen zarardansorumluluklarının bulunduğunu beyan ettiği, bu hali iledavalı belediyelerin hizmet kusuruna dayandığınınaçık olduğu, Diyarbakır BüyükşehirBelediyesi ve Yenişehir Belediyesi kamu tüzel kişilerisıfatına sahip olup, kamu hizmeti görmekleyükümlü bulunmaları nedeni ile kamu hizmetisırasında verdikleri iddia olunan zararlardan dolayı oluşansorumlulukları özel hukuk hükümlerine tabi değildir.Kamu tüzel kişilerine yasalar tarafından verilen görev veyetkilerin kullanılması sırasında oluşan zararlarniteliği itibari ile hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, buzararların tazmini amacı ile anılan idarelere karşıhizmet kusuruna dayalı olarak İdari Yargılama Usulü HakkındakiKanununun 2. Maddesi hükmü uyarınca idari yargı yerinde tamyargı davası ikame edilmesi gerektiği, yapılan tüm buaçıklamalar sonucu somut olay değerlendirildiğindedavalı idareler tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerinegetirilmediği yani yürütülen kamu hizmetinin kusurluişletildiği, meydana gelen, kazada davalı idarelerin, kontrol vedenetim yükümlülüklerini ihlali sebebi ile hizmet kusurubulunduğu iddiasından kaynaklandığındanuyuşmazlığın çözümününİdari Yargının görevinde bulunduğu kanaatinevarılmış olmakla HMK’nın 114 1 -b maddesigereğince "yargı yolunun caiz olması" davaşartı yokluğundan mahkememizce davanın yargı yolununcaiz olmaması nedeni ile dava şartı yokluğundan usuldenreddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekildehüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle:
1-Davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDENREDDİNE…” karar vermiş; istinaf yoluna başvurulmasıüzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi, 31.12.2018gün ve E:2018/2616, K.2018/1798 sayı ile, davacı vekilininistinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b, 1 maddesi uyarınca esastanreddine kesin olarak karar vermiş ve Mahkeme kararıkesinleşmiştir.
Davacı vekili bu kez, şimdilik 10.000 TLmaddi, 15.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecekyasal faizi ile birlikte tahsili istemiyle, Ulaştırmave Altyapı Bakanlığı Karayolları GenelMüdürlüğüne karşı idari yargı yerinde dava açmıştır.
Ankara 18.İdare Mahkemesi: 10.4.2019 gün veE:2019/654, K:2019/783 sayı ile, 2577 sayılı Kanununaktarılan 36.maddesinin (b) bendi gereği davanın görümve çözümünde, eylemin yapıldığı yerolan Diyarbakır ilinin bağlı bulunduğu Diyarbakırİdare Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle, 2577sayılı Kanunun 15/1-a maddesi uyarınca davanın yetkiyönünden reddine karar vermiş, istinaf/temyiz yoluna kapalıolan dava dosyasının Diyarbakır İdare Mahkemesinegönderilmesine karar vermiştir.
DİYARBAKIR2.İDARE MAHKEMESİ: 3.5.2019 gün ve E:2019/659 sayı ile,“(…)2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesinde;"İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğailişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yermahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vukubulduğu yer mahkemesinde de açılabilir."hükmüne yer verilmiştir.
(…)
2918sayılı Kanun'un 110. maddesinde yer alan hüküm nedeniyleöncelikle görevli yargı yerinin belirlenmesi gerekmektedir. 2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun'un 1.maddesiyle TürkiyeCumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli, idari veaskeri yargı mercileri arasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkilive bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksekmahkeme olan Uyuşmazlık Mahkemesi'nin bu konudakikararlarının irdelenmesi de yararlı olacaktır.
18/06/2012gün ve 28327 sayılı Mükerrer Resmi Gazete'deyayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına bakıldığında,resmi bir aracın yolda bulunan rögar kapağınaçarpması nedeniyle hasara uğraması sonucuaçılan dava sonucunda çıkarılan görevuyuşmazlığı sonucu Mahkemenin, 04/06/2012 gün veE:2012/101, K:2012/133 sayılı kararı ile "2918sayılı Yasanın 19/01/2011 tarihindeyürürlüğe giren 110.maddesi gözetildiğindemeydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan davanınadli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği"nekarar verilmiştir.
Öteyandan, 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin 1.fıkrasının iptali istemiyle yapılan itirazbaşvurularını inceleyen Anayasa Mahkemesi, 26/12/2013 tarih veE:2013/68, K:2013/165 sayılı kararı ile; (…) anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal isteminioybirliğiyle reddetmiştir.
Anayasa’nın158. maddesinin son fıkrasında; ‘‘Diğermahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’ninyukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idariyargının görevine giren bir konuyu adli yargınıngörevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılıKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158. maddesi uyarınca tüm yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir karardurumundadır.
Bu durumda,2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile Uyuşmazlık Mahkemesi'ninve Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda yer verilen kararlarıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; olayda, davacının 11/04/2016 tarihinde sevk veidaresindeki motosiklet ile seyir halindeyken Diyarbakır - Silvan Devletyolunun 54+000 km'sinde bulunan Silvan Köprülü Kavşağa200 metre kala yol ayrımının kenarında bulunan demirlevhaya pankart asmak için atılmış olan ipin eline vemotosikletine dolanması sonucu direksiyon hakimiyetim kaybetmesi nedeniylemeydana gelen trafik kazası sonucu uğramış olduğumaddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bunagöre, uyuşmazlığı çözmekte adli yargımahkemelerinin görevli olduğu sonucunaulaşıldığından, yukarıda metnine yer verilen 2247sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli mahkemeninbelirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi'nebaşvurulması gerekmiştir.
Açıklanannedenlerle; 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesi uyarıncaDiyarbakır 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:2018/133 sayılı davadosyası da temin edilerek görevli yargı yerinin belirlenmesiiçin dava dosyasının Diyarbakır 9. Asliye HukukMahkemesi'nin E:2018/133 sayılı dava dosyası ile birlikteUyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesine…” kararvermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 8.7.2019 günlütoplantısında:
I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre; İdare Mahkemesince, 2247 sayılıYasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu,idari yargı dosyasının Mahkemece, ekinde adli yargıdosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoy birliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, karayolunda seyir halindeykenmeydana gelen trafik kazası nedeniyle oluştuğu ilerisürülen zararların, davalı idarelerin hizmet kusurundan kaynaklandığındanbahisle tazmin edilmesi istemiyle açılmıştır. 2918 sayılı Karayolları TrafikKanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can vemal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacakve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı belirtilmiş; aynı Kanunun, “Karayolları Genel Müdürlüğününgörev ve yetkileri” başlıklı 7. maddesinde; “Karayolları Genel Müdürlüğünün bu Kanunla ilgiligörev ve yetkileri şunlardır: a)Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve malgüvenliği yönünden gerekli düzenleme veişaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak, b)Tüm karayollarındaki işaretleme standartlarını tespitetmek, yayınlamak ve kontrol etmek, c)(Mülga: 17/10/1996 - 4199/47 md.) d)Trafik ve araç tekniğine ait görüş bildirmek,karayolu güvenliğini ilgilendiren konulardaki projeleri incelemek veonaylamak, e)Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında,İçişleri Bakanlığının uygungörüşü alınmak suretiyle, yönetmelikte belirlenenhız sınırlarının üstünde veya altındahız sınırları belirlemek ve işaretlemek, f)Trafik kazalarının oluş nedenlerine göre verilerihazırlamak ve karayollarında, gerekli önleyici teknik tedbirlerialmak veya aldırmak, g)Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarındatrafik güvenliğini ilgilendiren kavşak, durak yeri,aydınlatma, yol dışı park yerleri ve benzeri tesisleriyapmak, yaptırmak veya diğer kuruluşlarca hazırlananprojeleri tetkik ve uygun olanları tasdik etmek, h)Yetkili birimlerce veya trafik zabıtasınca tespit edilen trafik kazaanalizi sonucu, altyapı ve yolun fiziki yapısı ileişaretlemeye dayalı kaza sebepleri göz önündebulundurularak önerilen gerekli önlemleri almak veya aldırmak, i)(Mülga: 3/5/2006 – 5495/4 md.) j)(Değişik: 17/10/1996 - 4199/5 md.) Trafikzabıtasının görev ve yetkileri saklı kalmak üzereBu Kanunun 13,14,16,17,18,47/a ve 65 inci maddelerihükümlerine aykırı hareket edenler hakkında suçveya ceza tutanağı düzenlemek; 47 nci maddenin (b), (c) ve (d)bentlerinde belirtilen kural ihlallerinin tespiti halinde, durumu bir tutanaklabelirlemek ve gerekli işlemin yapılması için enyakın trafik kuruluşuna teslim etmek, k)Bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olanyönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmaktır. (Sonfıkra Mülga : 28/3/1985 - 3176/16 md.)” hükmüne; Kanunun 10. maddesindede, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafikdüzeni ve güvenliğini sağlayacak durumdabulundurmanın, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafikışıklı işaretleri, işaret levhaları koymakve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimleriningörev ve yetkileri arasında olduğu hükmüne yerverilmiştir. . Öte yandan 2918 sayılı Yasanın19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisiolması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukukisorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde deaçılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “BuKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiğitarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdareMahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmiştir. Dosyalarınincelenmesinden; davacının 11/04/2016 tarihinde sevk ve idaresindekimotosiklet ile seyir halindeyken, Diyarbakır - Silvan Devlet yolunun54+000 km'sinde bulunan Silvan Köprülü Kavşağa 200metre kala yol ayrımının kenarında bulunan demir levhayapankart asmak için atılmış olan ipin eline vemotosikletine dolanması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybetmesinedeniyle maddi hasarlı, yaralamalı trafik kazası meydanageldiği; olayda davalı idarelerin, sorumluluğundabulunan yolun bakım ve onarımını yerine getirmemesinedeniyle hizmet kusurunun bulunduğu iddia edilerek; adli yargı yerinde;şimdilik 4.000,00 TL maddi, 10.000 TL manevi; idari yargıyerinde ise 10.000 TL maddi, 15.000 TL manevi tazminatın olaytarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardantahsili istemiyle dava açıldığıanlaşılmıştır. 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarakAnayasa’da adli ve idari yargı ayırımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklı kılındığıve bunun söz konusu davaların adli yargıdagörüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.) Anayasa’nın 158 inci maddesinin sonfıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. Bu durumda, 2918sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğegiren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilenkararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Diyarbakır 2. İdareMahkemesinin başvurusunun kabulü ile, Diyarbakır9.Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.10.2018 gün ve E:2018/133,K:2018/896 sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Diyarbakır 2. İdare MAHKEMESİNİNBAŞVURUSUNUN kabulü ile, Diyarbakır9.Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.10.2018 gün ve E:2018/133,K:2018/896 sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 8.7.2019 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Birol DURSUN BOZER AKSU SONER Üye Üye Üye Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy