T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019 / 286
KARAR NO : 2019 / 273
KARAR TR : 29.4.2019
ÖZET : Karayolunda meydana gelen trafik kazasında uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : O.N.D.
Vekilleri : Av.Y.S. Ş., Av. A.Ş., Av.N. Ş.
Davalı : Milli Savunma Bakanlığı
Vekili : Av. A.D.
O L A Y : Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilininHakkari 4.Kom.Tb.K.lığı emrinde muvazzaf askerlik hizmetiniyapmakta iken 27.07.2007 tarihinde, sürücüsü olduğu267611 plaka sayılı araçla, Dağlıca istikametindenYüksekova istikametine doğru gitmekte iken, karartmaışıklarının ve emir gereği hızlıgitmesinin de etkisi ile yolun çökmüş olduğunu farkedemeyerek yoldaki boşluğa düştüğünü;kullandığı aracın takla attığını,müvekkilinin olay nedeniyle yaralanarak sakatkaldığını; Ceza Mahkemesi kararında, kazanınmeydana gelmesinde kendisinin bir kusurunun olmadığıgerekçesi ile beraatine karar verildiğini; davalı Kurumolan Milli Savunma Bakanlığının ise aracın isletenisıfatı ile Karayolları Trafik Kanunun 3, 85, 88, 106, 109 veBorçlar Kanununun 46, 50, 51 ve 142. maddelerinde belirtilen sorumlulukve teselsül ilkelerine göre tehlike veağırlaştırılmış objektif-kusursuzsorumluluğu bulunduğunu; Yargıtay 4. Hukuk Dairesininyerleşmiş içtihatları ile idarenin işletmekteolduğu araçların sebebiyet verdiği kazalarınKarayolları Trafik Kanunu hükümlerince adli yargınıngörev alanına girdiğinin kabul edildiğini; olaysebebi ile müvekkilinin çalışmaişgücünü büyük oranda kaybederek gelirkaybına ve maddi zarara uğradığını;ayrıca, ömür boyu sakat kalmakla büyük birüzüntü duyduğunu, uzun süren tedavileri esnasındasıkıntılar çektiğini ifade ederek; müvekkiline100,00.-TL. çalışma gücü gelir kaybı (efor)maddi; 15.000,00.-TL manevi olmak üzere toplam 15.100,00.-TLtazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle 30.12.2009 tarihinde adliyargı yerinde dava açmış, daha sonra maddi tazminatailişkin talep miktarı artırılmıştır.
Ankara 24.Asliye Hukuk Mahkemesi: 13.12.2012 gün veE:2009/510, K:2012/590 sayı ile, uyuşmazlığın esasınıinceleyerek davanın kısmen kabulüne karar vermiş; temyizyoluna gidilmesi üzerine Yargıtay 17.Hukuk Dairesi: 2.7.2015 günve E:2014/1029, K:2015/9440 sayı ile, “(…)Dava trafikkazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemineilişkindir.
Davacı, davalı Milli SavunmaBakanlığı'nı hizmet kusuru nedeniyle dava etmiştir.Zira dava dilekçesinde davacının kullandığıaskeri aracın karartma ışıklarının yanmasıve emir gereği hızlı gitmesinin etkisi ile yolunçökmüş olduğunu fark edemediği ve bu nedenlekazanın meydana geldiği iddia edilmiştir. Kamu hizmetigörmekle yükümlü olan idareler, kamu hizmetisırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukukhükümlerine tabi değildirler. Kamu tüzelkişilerininyasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerinkullanılması sırasında oluşan zararlar, niteliğiitibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararlarıntazmini amacıyla hizmet kusurlarına dayalı olarak İdariYargılama Usulü Hakkındaki Kanun'un 2. maddesi hükmü uyarıncaidari yargı verinde tam yargı davası ikame edilmesigerekmektedir.
1602 sayılı Askeri Yüksek İdareMahkemesi Kanunu’nun 20. maddesinde Askeri Yüksek İdareMahkemesi'nin Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesisedilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmeteilişkin idari işlem ve eylemlerden doğanuyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargıdenetimini ve diğer kanunlarda gösterilen, görevleri yapacağıhüküm altına alınmıştır. Bu nedenleyukarıda belirtilen yasa hükmü kapsamında kalan idariuyuşmazlıklara ilişkin davaların Askeri Yüksekİdare Mahkemesi'nde görülmesi gereklidir.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkinolup, mahkemece kendiliğinden (re1sen) dikkate alınmasızorunludur. O halde mahkemece, adli yargının yargı yolubakımından görevsiz bulunması nedeniyle davadilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesigerekirken yazılı olduğu biçimde hükümkurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanannedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ilehükmün BOZULMASINA…” karar vermiş; kararındüzeltmesi istemi de Yargıtay 17.Hukuk Dairesince, 9.12.2015gün ve E:2015/16366, K:2015/13669 sayı ile reddedilmiştir.
ANKARA24.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 24.3.2016 gün ve E:2016/22,K:2016/121 sayı ile, Bozma ilamına uyulduktan sonra;“(…)Toplanan delillere ve uyulan bozma ilamındakigerekçeler de gözetilerek dava konusu zararın hizmetkusurundan kaynaklandığı anlaşıldığındandavanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmeküzere yargı yolu bakımından mahkememizingörevsizliğine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanannedenlerle;
1-Yargı yolu bakımından mahkememizingörevsizliğine…” karar vermiş, bu karar temyizedilmeksizin kesinleşmiştir.
Davacı vekili bu kez aynı istemle 30.6.2016 tarihindeidari yargı yerinde dava açmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yapılandeğişiklikle, Askeri Yüksek İdare Mahkemesininyargılama faaliyetleri 27.4.2017 tarihi itibariyle sonaerdirilmiştir.
Ankara 2.İdare Mahkemesi: 31.10.2017 gün veE:2017/2208, K:2017/3555 sayı ile, 2577 sayılı Kanunun15/1-a maddesi uyarınca davanın yetki yönünden reddine,dava dosyasının yetkili Van İdare Mahkemesi'negönderilmesine karar vermiş; Van 3.İdare Mahkemesi: 13.11.2017gün ve E:2017/2853, K:2017/2676 sayı ile, 2577 sayılıKanun'un 15/1-a maddesi uyarınca davanın yetki yönündenreddine, aynı Kanun'un 43/1-b maddesi uyarınca yetkili mahkemeninbelirlenebilmesi için dava dosyasının Danıştay'agönderilmesine karar vermiş; Danıştay Onuncu Dairesi:12.3.2018 gün ve E:2017/3723, K:2018/990 sayı ile, davanıngörüm ve çözümünde 2577 sayılıKanunun 36. maddesinin (b) bendinde yer alan özel yetki kuralıgereğince hizmetin görüldüğü yer olan Hakkariilinin idari yargı yeri bakımından bağlıbulunduğu Van İdare Mahkemesi yetkili bulunduğugerekçesiyle; dosyanın Van 3. İdare Mahkemesinegönderilmesine karar vermiştir.
VAN 3.İDARE MAHKEMESİ: 27.3.2019 gün veE:2018/801 sayı ile, “(…)2918 sayılı Yasanın19.01.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde "İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisiolması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” hükümleri yer almaktadır.
Öte yandan; 2918 sayılı Yasanın19.01.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinin gerekçesi; KarayollarıTrafik Kanunu, kamuya ait araçların karayolu üzerindekiseyrini (m.85,86,90,106,109 ve diğ.) kendi kapsamına almışve bu nevi araçların sebebiyet verdikleri zararların tazminidavaları doğru olarak adli yargıda görülmüştür.Yasanın 106. maddesi hükmü aynen şöyledir."(kamuya) ait motorlu araçların sebep olduklarızararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukuki sorumluluğunailişkin hükümleri uygulanır." Kökleşmişyargısal uygulamaya ve yasaya hakim sisteme rağmen son yıllardakamu araçları ile işlenen kazalardan doğan zararlarailişkin davaların idari yargıda görülmesigerektiği yönünde Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarıkurulmaktadır. Adli Yargıda (özellikle Yargıtay),Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına rağmeniçtihadım müstakar olarak sürdürmektedir.
Türk Hukukundaki köklü paradigmanlardanbiri, "karayolu şeridindeki araç seyrinin özel hukukalanı olduğu" hususudur. Yasanın ve bu konudaki hukuktefekkürünün oturduğu zemin budur. Kamuya aitaraçlar yönünden sevk edilen özel kural (m. 106)karşısında başkaca bir sonuca varmak da mümküngörülmemektedir. Aynı seyir çizgisinde hareket eden,aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamuayırımını esas alarak yasaya rağmen içtihatlafarklı görev kuralı oluşturmak, giderek aynı risktenfarklı hukuk uygulamalarına yol açmak, hukuk ve adaletmantığı ile de bağdaşmaz (Any.m.2). Olagelençözüm, bu yönüyle adli-idari yargı görevayırımına ilişkin anayasa normlarıyla da uyumiçindedir. (Any.M. 15.5.1997 t, 72/51 - E/K). İşletenin hukukisorumluluğuna ilişkin kurallar ile tam-yargı hukukunailişkin kurallar; zaman aşımı, kurtuluşkanıtı ve benzeri açılardan bir çatışmaiçindedir. Mevzuat ve uygulama uyumu, adli yargıseçeneğinde ancak sağlanabilir. Çünkü adliyargı, idari yargıdaki 1 yıllık hakdüşürücü süreyi değil, KarayollarıTrafik Kanunundaki zaman aşımı süresiniuygulayacaktır. (KTC m. 109,106 vb.) İdari yargınınbağlı olduğu hukuk (İdari Yargılama Usulü) ve tamyargısı davası tipi (kısmi dava açmaimkansızlığı), Karayolları Trafik Kanunundakisorumluluk kurallarının bu yargı kolunda uygulanmasınaengeldir. Oysa görev, idari yargıda da olsa Karayolları TrafikKanununu hükümlerinin uygulanması zorunludur, (m. 106/1).
İdari ve Adli Yargı kolları arasındakigörev uyuşmazlıkları, trafik kazalarından kaynaklanandavaların görülmesinde sürekli bir belirsizliğe,gecikmelere ve hak kayıplarına yol açmaktadır.
Teklif, sözü edilen belirsizlikleri, hukukdevletinin ve trafik/tehlike sorumluluğunun yapısalözelliği içinde gidermektedir. Zarar görenin kamugrevlisi olması, adli yargı görevini etkilemez. KarayollarıTrafik Kanunu, ne kamu araçları ve ne de o araçlariçinde bulunan zarar gören kamu görevlileribakımından doğru olarak bir ayırımyapmamıştır. Yasanın amacı, karayolu trafiğininve araçların ürettikleri risklere dayalı hukukta yeknesakçözüm düzeni oluşturmaktır. Yargısalgörev (usul) de bu amacın dışında değildir. Birbaşka yönüyle teklif, yargı sistemindeki"görevsizlik tartışmalarınınyükünü" ortadan kaldırmakta ve hak aramaözgürlüğü ile adil yargılama hakkınıgüçlendirmektedir. Görev kuralını üretmemünhasır yetkisi, anayasaya aykırı olmamak kaydı ileyasama organına aittir.(any.m.142)" şeklindedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Hakkariİli, Yüksekova İlçesi, 4'üncüDağ veKomando Taburu Karargah Bölük Komutanlığı emrindepiyade er olarak görev yapmakta iken, 27.07.2007 tarihindesürücüsü olduğu 267611 plakalı askeriaraçla Dağlıca istikametinden Yüksekova istikametinedoğru seyir halinde iken geçirdiği trafik kazasındayaralanması olayında, idarenin hizmet kusuru bulunduğundanbahisle uğranıldığı ileri sürülen eforkaybına zararlara karşılık fazlaya ilişkinhakları saklı tutulmak kaydıyla 100,00 TL maddi ve olaynedeniyle yaşanan elem ve üzüntüye karşılık15.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecekyasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılandavanın açıldığıanlaşılmaktadır.
2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: "....AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarakAnayasa’da adli ve idari yargı ayırımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanundan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir.İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiğigibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargıkolları arasında uygulamada var olan yargı yolubelirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesakbir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynıyargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2., 125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir...” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı karan; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin sonfıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı,yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adliyargının görevine verebileceğine, dolayısiyle 2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir.
Bu durumda; 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 29/01/2018tarih ve E:2017/788, K:2018/20 sayılı kararı da buyöndedir.
Açıklanan nedenlerle davanın adliyargının görev alanına girdiği sonucunavarıldığından, 2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19.maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi içindosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesine vedosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesi’nce kararverilinceye kadar ertelenmesine…” karar vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 29.4.2019günlü toplantısında:
I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre; İdare Mahkemesince, 2247 sayılıYasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuşolduğu, idari yargı dosyasının Mahkemece, ekinde adliyargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoy birliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın davada adli yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, karayolunda meydana gelen trafik kazasınedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların davalı idarecetazmin edilmesi istemiyle açılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak vetrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları,hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasınıve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev,yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; ancak aksine bir hüküm yoksa; karayoludışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park,bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis veakaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiğiiçin faydalanılan yerlerde de bu Kanun hükümlerininuygulanacağı; Kanunun, 4.maddesi ve devamında, Karayolugüvenliği konusunda hedefleri tespit etmek, uygulatmak vekoordinasyonu sağlamak amacıyla oluşturulan KarayollarıTrafik Güvenliği Kurulunun görev ve yetkilerine, Kanunun 5 ila12 maddelerinde; Emniyet Genel Müdürlüğünün,merkez, bölge, il ve ilçe trafik kuruluşlarının; Trafikzabıtası ve genel zabıtanın, Karayolları GenelMüdürlüğünün, Millî EğitimBakanlığı, Sağlık Bakanlığı veUlaştırma, Denizcilik ve HaberleşmeBakanlığının, Tarım Orman ve KöyişleriBakanlığının, Belediye trafik birimlerinin, İl veilçe trafik komisyonlarının bu Kanunla ilgili görev veyetkilerinin sayıldığı; bu kapsamda da, Kanunun 10.maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafikdüzeni ve güvenliğini sağlayacak durumdabulundurmanın, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafikışıklı işaretleri, işaret levhaları koymakve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimleriningörev ve yetkileri arasında olduğu; 13.maddesinde, karayolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ilegörevli ve sorumlu bütün kuruluşların, karayoluyapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumdabulundurmakla yükümlü oldukları belirtilmiştir.
Öte yandan 2918 sayılı Yasanın19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisiolması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukukisorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde deaçılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “BuKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiğitarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdareMahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmiştir.
Dava dosyalarının incelenmesinden; davacının,Hakkari İli, Yüksekova İlçesi, 4'üncüDağve Komando Taburu Karargah Bölük Komutanlığı emrindepiyade er olarak görev yapmakta iken, 27.07.2007 tarihinde sürücüsüolduğu 267611 plakalı askeri araçla Dağlıcaistikametinden Yüksekova istikametine doğru seyir halinde ikengeçirdiği trafik kazasında yaralandığı; olayda, idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisleuğranıldığı ileri sürülen efor kaybızararına karşılık fazlaya ilişkin haklarısaklı tutulmak kaydıyla 100,00 TL maddi ve olay nedeniyleyaşanan elem ve üzüntüye karşılık 15.000 TLmanevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziylebirlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarakAnayasa’da adli ve idari yargı ayırımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü, haklıneden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucutarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusukural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memurolmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir.İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiğigibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargıkolları arasında uygulamada var olan yargı yolubelirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesakbir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargıyolunda çözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin sonfıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığınadair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardırve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanıngörüm ve çözümünde adli yargı yerigörevli olduğundan; Van 3. İdare Mahkemesinin başvurusununkabulü ile, Ankara 24.Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.3.2016 gün veE:2016/22, K:2016/121 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Van 3. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile, Ankara 24.Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.3.2016 gün veE:2016/22, K:2016/121 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 29.4.2019 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane
AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy