T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019 / 83
KARAR NO : 2019 / 257
KARAR TR : 29.4.2019
ÖZET : Davacının hissedarı olduğu ve imar planında belediye hizmet alanı olarak belirlenmiş taşınmaza, kamulaştırmasız el atıldığından bahisle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : H. G.
Vekili : Av. M. O. D.
Davalı :Nilüfer Belediye Başkanlığı
Vekil :Av.F. G.
O L A Y :Davacı vekili, müvekkilinin hissedarı olduğu Bursa Nilüferilçesi, Kayapa-İstiklal mahallesi, 6115 ada, 1 parselsayılı taşınmazda, davalı idarenin de 109/2400payın maliki olduğunu, bu mülkiyeti 2942 sayılıKamulaştırma Kanununda düzenlenen trampa suretiyleedindiğini; davaya konu taşınmazın imar planındabelediye hizmet alanında kaldığını; emsalYargıtay kararlarında, Kamulaştırma Kanunu gereğinceidarenin taşınmazda paydaş olması ve/veya davacıyamüstakil imar hakkı verilmemesi hallerinde fiili el atma olgusunungerçekleştiğinin kabul edildiğini; davaya konutaşınmazda da davalı idare Kamulaştırma Kanununadayalı olarak trampa yolu ile hissedar olduğundan ve bupaydaşlık nedeniyle müvekkilinin müstakil imar hakkıalması imkansız hale geldiğinden, fiili el atma olgusunungerçekleştiğinin açık olduğunu ifade ederek;fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00.-TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktedavalı idareden alınarak müvekkiline ödenmesine; müvekkilininadına olan tapu kaydının iptali ile davalı idare adınatesciline karar verilmesi istemiyle, adli yargı yerinde davaaçmıştır.
Davalı idare vekili,süresi içerisinde verdiği dilekçede, dava konusutaşınmazın hukuki el atma konusu olabileceğini, davanınidari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğini ilerisürerek görev itirazında bulunmuştur.
BURSA 6.ASLİYEHUKUK MAHKEMESİ:19.6.2018 gün ve E:2018/49 sayı ile, görevitirazının reddine karar vermiştir.
Davalı vekilinin, idariyargı yararına olumlu görev uyuşmazlığıçıkartılması yolunda süresi içindeverdiği dilekçesi üzerine, dava dosyasınınonaylı bir örneği DanıştayBaşsavcılığı'na gönderilmiştir.
DANIŞTAYBAŞSAVCISI; “(…) Uygulama ve öğreti'de, kamuidarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında,kamu gücü kullanarak tek yanlı iradeaçıklamalarıyla yapmış oldukları işlemler,"idari işlem"; herhangi bir işlem ya da kararadayanmaksızın gerçekleştirdikleri maddi faaliyetleriyle,görevleriyle ilgili hareketsizlikleri de, "idari eylem" olaraktanımlanmaktadır.
Bu tanımagöre, idarelerin 3194 sayılı İmar Kanununun 8’incimaddesi uyarınca tek yanlı irade açıklamaları iletesis ettikleri, genel ve düzenleyici imar planları ile 2981sayılı Yasanın 13'üncü maddesinin (c) bendiuyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesisettikleri, genel ve düzenleyici ıslah imar planları ve buplanlara dayanılarak tesis edilen parselasyon, kamulaştırma,ruhsat gibi bireysel işlemler, "idari işlem"; bu imarplanı uyarınca yapmak zorunda oldukları program veuygulamaları bunun için gerekli zamandagerçekleştirmemeleri; yani, bu konudaki hareketsizlikleri de, idarieylem niteliği taşımaktadır.
Dosyanınincelenmesinden; davacının hissedarı olduğu Bursa İli,Nilüfer İlçesi, Kayapa-İstiklal Mahallesi, 6115 ada, 1parsel sayılı taşınmazın 18.12.2008 tarihli imarplanında belediye hizmet alanına ayrıldığı,davacının söz konusu taşınmazda 08.12.2012 tarihindehisse satın aldığı, dava dilekçesinde, imar planındabelediye hizmet alanı olarak ayrılan taşınmazdadavacının paydaş olduğu ve müstakil imar hakkıverilmediği ileri sürülerekkamulaştırılmasız el atıldığındanbahisle taşınmazın değerinin ödenmesi vetaşınmazın tapu kaydının davalı idare adınatescil edilmesinin istenildiği anlaşılmıştır.
11.06.2013günlü, 28674 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6487sayılı Kanun'un 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu'nun geçici 6'ncı maddesinde değişiklik yapan21'inci maddesinde "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere veresmi kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunlarınuygulanmasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlarhakkında, 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunundaöngörülen idari başvuru ve işlemlertamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir."hükmüne yer verilmek suretiyle "hukuki el atma" olaraknitelendirilen, imar planındaki belirleme sebebiyle mülkiyethakkına getirilen kısıtlamadan kaynaklanan tazminatdavalarının görüm ve çözümündeİdari Yargı yerinin görevli olduğu öngörülmüş;bu hüküm 07.09.2016 günlü 29824 sayılı ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6745sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesiİle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. Maddesiylekaldırılarak aynı kanunun 33. maddesi ile 2942 sayılıKamulaştırma Kanununa eklenen Ek 1. Maddede, "Uygulama imarplanlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmaksuretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacakşekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlarhakkında, uygulama imar planlarınınyürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllıksüre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarıyapılır ve bütçe imkânları dâhilinde butaşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veyaher hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engelteşkil edecek kısıtlılığı kaldıracakşekilde imar planı değişikliğiyapılır/yaptırılır. Bu süre içerisindebelirtilen işlemlerin yapılmaması hâlindetaşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunungeçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194sayılı İmar Kanununda öngörülen idaribaşvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonrataşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idarealeyhine idari yargıda dava açılabilir." hükmügetirilmiştir.
2942sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun, 24.5.2013 günlü,6487 sayılı Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı KanunHükmünde Kararnamede Değişiklik YapılmasıHakkında Kanun'un 21. maddesiyle değiştirilen geçici 6.maddesinin yedinci, onbirinci ve onüçüncüfıkralarının iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılanitiraz başvurusunda; Anayasa Mahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K:2013/101 sayılı kararında ”... Davacınınmülkü üzerinde tasarruf etme hakkınınkısıtlanması, idarenin bir eyleminden değil, idari birişlem niteliğinde olduğu tartışmasız olan imarplanından kaynaklanmaktadır. Olayda, idarenin fiili el koyma niteliğitaşıyan bir eylemi henüz bulunmamakta, aksine kanunenyapması gereken kamulaştırma işlemlerini yapmamakbiçiminde tezahür eden bir eylemsizliği söz konusudur.Öte yandan kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesiiçin taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamalarında taşınmaz zilyetliğimalikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikin ilgili mevzuattankaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kalması sözkonusu olmaktadır. Sonuç olarak, davacınıntaşınmazının imar planlarında “ dere mutlakkoruma alanı” nda bırakılması nedeniyle, tasarrufhakkının kısıtlanmasının kamulaştırmasızel atma sonucu olduğu ve tasarruf hakkınınkısıtlanması sebebiyle doğan zararın ancak idariyargıda açılacak bir tam yargı davasına konuedilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusundabulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim,Anayasanın 158. maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı mercileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeyeyetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrarbulmuş içtihatları da bu yöndedir...” gerekçesiyle,yapılan itiraz başvurusu reddedilmiştir.
Davadilekçesinde mülkiyet hakkına getirildiği söylenenkısıtlamanın, taşınmazın malikleriyönünden zarar doğurucu sonuçlarınınolabileceğinde kuşku yoktur. Ancak bu sonuç ya dasonuçlar, genel ve düzenleyici nitelikte bir idari işlem olanimar planında taşınmaza yönelik belirlemeden, bu plandaöngörülen kamulaştırma programlarınınzamanında yapılmamasından ve imar uygulamalarından;başka anlatımla da, idari işlemlerden ve davalı idarelerinimar planı gereği yapılması gereken kamulaştırmalarkonusundaki hareketsizliği şeklinde ortaya çıkan idarieylemlerden kaynaklanmaktadır.
İdariişlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin ise,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve13'üncü maddeleri uyarınca, İdari Yargı yerlerindeaçılacak tam yargı davalarına konu edilmeleri,anılan yasa hükümlerinin gereğidir.
Bubakımdan, hukuka uygunluklarının denetimi ve zarar doğurucusonuçlarının giderilmesi İdari Yargı'nıngörev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukukdüzeninde yaratmış oldukları etki vesonuçların, "fiili el atma" olarak nitelendirilmesine vebu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargıyerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine,hukuken olanak bulunmamaktadır.
YargıtayHukuk Genel Kurulunun 30.10.2013 tarih ve E.2013/603, K.2013/1503sayılı kararıyla da, imar planındakikısıtlamalardan kaynaklanan ‘hukuki el atmalardan’kaynaklanan tazminat istemli davaların idari yargınıngörevinde olduğu hüküm altınaalınmıştır.
Dolayısıyla,yukarıda yer verilen Yasa hükümleri ve yargı kararlarıuyarınca davanın taşınmazın bedelinin tazminat olarakhüküm altına alınması istemine ilişkinkısmının, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin 1 ’inci fıkrasının(b) bendinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları," hükmügereğince idari yargı yerinde görülmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Açıklanan nedenle, davanın, taşınmazınbedelinin tazminat olarak hüküm altına alınmasıistemine ilişkin kısmı yönünden 2247 sayılıYasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına vedosyanın Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine…” karar vermiştir.
Başkanlıkça,2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre YargıtayCumhuriyet Başsavcısı'nın da yazılıdüşüncesi istenilmiştir.
YARGITAYCUMHURİYET BAŞSAVCISI; “(…) Bilindiği gibi,Anayasanın 125/son madde ve fıkrasında, idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlübulunduğu kurala bağlanmış; 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1.b maddesi gereğince idarieylem ve işlemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları idari dava türleriarasında sayılmıştır.
Öteyandan, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların,plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygunteşekkülünü sağlamak amacıyla hazırlanan3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesinde; planlarınhazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasındauyulacak temel esaslara yer verilmiştir.
Ayrıca,11/06/2013 günlü, 28674 sayılı Resmi Gazete'deyayımlanan 6487 sayılı Kanunun 2942 sayılı KamulaştırmaKanununun geçici 6. maddesinin onuncu fıkrasındadeğişiklik yapan 21. maddesinde, "... Uygulama imarplanlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmaksuretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufukısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idaribaşvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda davaaçılabilir. ..." hükmüne yer verilmek suretiyle "hukukiel atma" olarak nitelendirilen, imar planındaki belirleme sebebiylemülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadan kaynaklanantazminat davalarının görüm veçözümünde idari yargı yerinin görevliolduğu öngörülmüş bulunmaktadır. Ancak,07/09/2016 günlü, 29824 sayılı Resmi Gazete'deyayımlanan 6745 sayılı Kanunun 34. maddesiyle, 2942 sayılıKamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesinin onuncufıkrasının üçüncü cümlesiyürürlükten kaldırılmış, 6745sayılı Kanunun 33. maddesiyle 2942 sayılı Kanuna eklenen Ekmadde 1'in birinci fıkrasında, "Uygulama imar planlarındaumumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyethakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukukenkısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imarplanlarının yürürlüğe girmesinden itibarenbeş yıllık süre içerisinde imar programlarıveya imar uygulamaları yapılır ve bütçeimkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelercekamulaştırılır veya her hâlde mülkiyethakkını kullanmasına engel teşkil edecekkısıtlılığı kaldıracak şekilde imarplanı değişikliğiyapılır/yaptırılır. Bu süre içerisindebelirtilen işlemlerin yapılmaması hâlindetaşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunungeçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194sayılı imar Kanununda öngörülen idari başvuru veişlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazınkamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıdadava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir.Dolayısıyla, söz konusu davaların görüm veçözümünde idari yargı yeri görevli olmaya devametmektedir.
Olayda, imarplanının uygulaması sonucu kamulaştırmasız elatma nedeniyle taşınmazın bedelinin ödenilmesigerektiğinin iddia edildiği ve davanın konusunun davalıidarece 3194 sayılı Kanun uyarınca kamu gücükullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imar planlarındayer alan davacıya ait taşınmazın bedelinin tazminineilişkin bulunduğu anlaşılmış olup, belirtilenduruma göre, imar planı ve buna dayalı imar uygulamasısonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunandavanın, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları"kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesigerekmektedir.
UyuşmazlıkMahkemesinin 10/04/2017 tarihli ve E.-K.2017/146-219 sayılıkararında da aynı hususlar vurgulanmıştır.
Bu nedenle,Danıştay Başsavcılığının 2247sayılı Kanunun 10. maddesi gereğince yapmışolduğu başvurunun kabulü ile Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin19/06/2018 tarihli ve 2017/49 Esas sayılı görevlilikkararının kaldırılmasına karar verilmesi…”gerektiği yolunda düşünce vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 29.4.2019günlü toplantısında:
I-İLKİNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalı idareninanılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yöntemeuygun olarak yaptığı görev itirazınınreddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvurudabulunması üzerine Danıştay Başsavcısı'nca,10. maddede öngörülen biçimde, davanıntaşınmazın bedelinin tahsiline hükmedilmesi istemineilişkin kısmı yönünden olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, Davacının hissedarıolduğu ve imar planında belediye hizmet alanı olarakbelirlenmiş taşınmazına, kamulaştırmasız elatıldığından bahisle, fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL’nin faiziylebirlikte davalı idareden tazmini istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmarKanunu’nun “Planların hazırlanması veyürürlüğe konulması” başlıklı 8.maddesinde; “– Planların hazırlanmasında veyürürlüğe konulmasında aşağıdabelirtilen esaslara uyulur.
a) Bölge planları;sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmeleringelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, faaliyetlerin ve altyapıların dağılımını belirlemek üzerehazırlanacak bölge planlarını, gerekligördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı yaparveya yaptırır.
b) İmar Planları;Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydanagelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plankararlarına uygunluğu sağlanarak, belediyesınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imarplanları ilgili belediyelerce yapılır veyayaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğegirer. (Yenidendüzenleme dördüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Buplanlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığıncatespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarındabir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir.Bir aylık ilan süresiiçinde planlara itiraz edilebilir. Belediyebaşkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlarve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerekkesin karara bağlar. (1)
Belediye ve mücavir alandışında kalan yerlerde yapılacak planlar valilik veyailgilisince yapılır veya yaptırılır. Valilikçeuygun görüldüğü takdirde onaylanarakyürürlüğe girer. (Yeniden düzenleme üçüncücümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Onay tarihinden itibarenvalilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerin internetsayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir.Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir.İtirazlar valiliğe yapılır, valilik itirazları veplanları onbeş gün içerisinde inceleyerek kesin kararabağlar. (1)
Onaylanmış planlardayapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir.
Kesinleşen imarplanlarının bir kopyası, Bakanlığa gönderilir.
İmar planları alenidir.Bu aleniyeti sağlamak ilgili idarelerin görevidir. BelediyeBaşkanlığı ve mülki amirlikler, imar planınıntamamını veya bir kısmını kopyalar veyakitapçıklar haline getirip çoğaltarak tespit edilecekücret karşılığında isteyenlere verir.
c) (Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.)Tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunundabelirtilen izinler alınmadan tarımsal amaçdışında kullanılmak üzere plânlanamaz.(…) ” hükmü;
Aynı Kanun'un 18.maddesinde, “İmar hududu içinde bulunan binalı veyabinasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerininmuvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile,kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerlebirleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veyaparsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyetiesaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescilişlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilenyerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıdabelirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.
Belediyeler veya valiliklercedüzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsalarındağıtımı sırasında bunlarınyüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenlemedolayısıyla meydana gelen değer artışlarıkarşılığında "düzenleme ortaklıkpayı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye görealınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabitutulan arazi ve arsaların düzenlemeden öncekiyüzölçümlerinin yüzde kırkınıgeçemez. (1)
(Değişiküçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenlemeortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerinihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlıilk ve ortaöğretim kurumları, yol, otoyol hariçerişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu,meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadetyeri ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgilitesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. (Ek iki cümle:19/4/2018-7139/32 md.) Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisindebulunan taşkın kontrol tesisi alanlarının, bu fıkradabelirtilen kullanımlar için düzenleme ortaklık payıdüşülmesini müteakip kalan hazine mülkiyetindekialanlardan karşılanması esastır. Ancak taşkınkontrol tesisi için yeterli alanın ayrılamamasıdurumunda, düzenleme ortaklık payının ikinci fıkradabelirtilen oranı aşmaması şartıyla, düzenlemeyetabi diğer arazi ve arsaların yüzölçümlerindenbu fıkradaki kullanımlar için öncelikle düzenlemeortaklık payı ayrıldıktan sonra ikinci fıkradabelirtilen orana kadar taşkın kontrol tesisi için deayrıca pay ayrılır. (2)
Düzenleme ortaklıkpaylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözügeçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gerekenyerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalanmiktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu iletamamlanır.
Herhangi bir parselden bir miktarsahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halindedüzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalansaha üzerinden ayrılır.
Bu fıkra hükümlerinegöre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenlemeortaklık payı alınmaz. Ancak, bu hüküm o parselde imarplanı ile yeniden bir düzenleme yapılmasına maniteşkil etmez.(…) ” hükmü yeralmıştır.
Öte yandan,taşınmazın imar planında “dere mutlak korumaalanı” nda kalması nedeniyle taşınmaz üzerindekitasarruf yetkisinin kısıtlanması nedenine dayalı olarak birdavacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeaçtığı tazminat davasında, bu Mahkemece 4.11.1983günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nunGeçici 6 ncı maddesinin bazı fıkralarınıniptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda;Anayasa Mahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılıkararında ”… Davacının mülkü üzerindetasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bireyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemihenüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahüreden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları’nda taşınmazzilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikinilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak,davacının taşınmazının imar planlarında“ dere mutlak koruma alanı”nda bırakılmasınedeniyle, tasarruf hakkının kısıtlanmasınınkamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğanzararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargıdavasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusundabulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim,Anayasanın 158. maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeyeyetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrarbulmuş içtihatları da bu yöndedir…”gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurusu,başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyle oybirliğiylereddedilmiştir.
Yinetaşınmazı imar planında “spor alanı”olarak ayrılan bir davacının Asliye Hukuk Mahkemesindeaçtığı tazminat davasında, davalı idareleringörev itirazları nedeniyle DanıştayBaşsavcılığınca çıkartılan olumlugörev uyuşmazlığında, UyuşmazlıkMahkemesi’nce olumlu görev uyuşmazlığı talebininkabulü ile ilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilikkararının kaldırılması yolunda verilen kararnedeniyle, anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasıylaAnayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine, AnayasaMahkemesi İkinci Bölümünce 18.9.2013 tarihinde verilen kararda(Başvuru No: 2013/1586) “…Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddialarınözünün Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından delillerindeğerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasındaisabet olmadığına ve esas itibariyle yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Yargılama, Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından usulşartlarına ve hukuka uygun olarak gerçekleştirilmişolup, başvurucu derece mahkemelerinde kendi delillerini ve iddialarınısunma fırsatını bulmuş ve bunlar UyuşmazlıkMahkemesi’nce gereği gibi değerlendirilmiştir…Açıklanan nedenlerle, adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarının kanun yolu şikayeti niteliğindeolduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bariz birşekilde keyfilik de içermediğianlaşıldığından, başvurunun, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin‘açıkça dayanaktan yoksun olması’ nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir…”gerekçesiyle, davacının başvurusu oybirliğiylereddedilmiştir. (Resmi Gazete, 30.10.2013, Sayı:28806)
Son olarak,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.10.2013 tarih ve E.2013/603, K.2013/1503sayılı kararıyla, imar planındaki kısıtlamalardankaynaklanan ‘hukuki el atmalardan’ kaynaklanan tazminat istemlidavaların idari yargının görevinde olduğuhüküm altına alınmıştır.
Davadosyasının incelenmesinden; davacının hissedarıolduğu Bursa İli, Nilüfer İlçesi,Kayapa-İstiklal Mahallesi, 6115 ada, 1 parsel sayılıtaşınmazın, 3194 sayılı Yasanın 18.maddeuygulaması ile %34 oranında DOP kesintisiyapılmış imar parseli olduğu; 18.12.2008 tarihli imarplanında Belediye Hizmet Alanı olarak belirlendiği; parselinKamu Ortaklık Paylarından(KOP) oluşturulduğu; davacının söz konusu taşınmazda 08.12.2012 tarihindehisse satın aldığı; davacının vekilitarafından, imar planında belediye hizmet alanı olarakayrılan taşınmazda müvekkilinin paydaş olduğu vemüstakil imar hakkı verilmediği ileri sürülerekkamulaştırılmasız el atıldığındanbahisle taşınmazın değerinin ödenmesi vetaşınmazın tapu kaydının davalı idare adınatescil edilmesinin istenildiği anlaşılmış;Danıştay Başsavcısı'nca; davanın,taşınmazın bedelinin tahsiline hükmedilmesi istemineilişkin kısmı yönünden olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıgörülmüştür.
Olayda,davacının hissedar olduğu taşınmazın imarplanıyla Belediye Hizmet Alanında kaldığı, kamulaştırılmadığı,taşınmazın müstakil olarakkullanılamadığı, kamulaştırmasızel atma nedeniyle taşınmazın bedelinin ödenilmesigerektiğinin iddia edildiği; davanın konusunun, davalıidarece 3194 sayılı Kanun uyarınca kamu gücükullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imar planında “kamu alanı” olarak yeralan davacıya ait taşınmazın bedelinin tazminineilişkin bulunduğu anlaşılmış olup, belirtilenduruma göre, imar planı ve buna dayalı imar uygulamasısonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunandavanın, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları" kapsamında idariyargı yerince çözümlenmesi gerekmektedir.
Açıklanannedenlerle, Danıştay Başsavcısı’nınbaşvurusunun kabulü ile davalı vekilinin görevitirazının reddine ilişkin Bursa 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin,19.6.2018 gün ve E:2018/49 sayılı kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N UÇ : Davanın çözümündeİDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenleDanıştay Başsavcısı’nın BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile davalı vekilinin görev itirazının reddineilişkin Bursa 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin, 19.6.2018 gün ve E:2018/49sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 29.4.2019 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane
AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy