T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019 / 137
KARAR NO : 2019 / 263
KARAR TR : 29.4.2019
ÖZET : Kamu görevlisi olan davacıya kalp rahatsızlığı nedeniyle takılan "ilaçlı stent" parasının ödenmemesi nedeniyle uğranılan zarara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı :M. Y. E. Vekili : Av. Y. K.A. Davalı : Sosyal GüvenlikKurumu Başkanlığı (İzmir İlMüdürlüğü) Vekili :Av. Z. Ö. O L A Y : 1-a)Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilininKonak İmam Hatip Lisesinde Tarih öğretmeni olarakçalıştığını, 30 yıla yakınhizmeti bulunduğunu; kalp rahatsızlığı nedeniyleyaklaşık 11 yıl önce bypass ameliyatı olduğunu; 2013yılı ağustos ayında yapılan kontrollerdedoktorların bir damarına stent takılmasına karar verdiklerini;29.8.2013 tarihinde bu operasyonun gerçekleştirildiğini, taburcuolduğunda kendisinden 1.200.00.TL ilaçlı stent parasıalındığını; müvekkilinin daha sonra buparanın ödenmesi için 21.10.2013 tarihinde İdareyebaşvurduğunu, ancak, “sağlık uygulamatebliği 2013 ek 3-H'de belirtilen kriterlere uymadığındanilaçlı stent bedelinin kurumcakarşılanmadığı” gerekçesiyle talebininreddedildiğini; idarenin uygulamasının usul ve yasayaaykırı olduğunu; doktorların operasyon sırasındailaç salınımlı stent uygulamasını gerekligördüğüne göre, bunun hasta için zorunluuygulama olarak görüp kabul etmek gerektiğini; müvekkilininuygulamaya maruz kalmasının kendisini hem maddi hem de manevi olarakzarara uğrattığını ifade ederek; davalı idarenin1.200.00.TL maddi ve 5.000.00.TL manevi olmak üzere toplam olarak6.200.00.TL maddi ve manevi tazminat ödemesine karar verilmesi istemiyle29.11.2013 tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır. 1-b) Davalı İdarece görev itirazındabulunulduğundan İzmir 4.İdare Mahkemesince 14.3.2014 gün veE:2013/1571 sayı ile, 5754 sayılı Kanun'unyürürlüğe girdiği tarihten önce, 1982 tarihindenberi kamu personeli olan davacı tarafından açılandavanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğindenbahisle görevlilik kararı vermiş; olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması yolundakiisteği inceleyen Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı, 24.6.2014 gün ve YY-2014/191966sayı ile, davacının sigortalılıkbaşlangıç tarihinin 5510 sayılı Yasanınyürürlüğe girmesinden önceki bir tarih olmasıkarşısında, davanın idari yargının görevalanına girdiği gerekçesiyle 2247 sayılıYasanın 10 ve 13. Maddeleri gereğince olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına yer olmadığınakarar vermiştir. 1-c) İzmir 4.İdare Mahkemesi; 17.10.2014 günve E:2013/1571, K:2014/1158 sayı ile, uyuşmazlığınesasını inceleyerek, davanın kısmen kabulüne,kısmen reddine karar vermiş; itiraz edilmesi üzerineİzmir Bölge İdare Mahkemesi 1.Kurulu; 24.3.2015 gün veE:2015/668, K:2015/632 sayı ile, (…)davacı tarafındanSosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı İzmir SosyalGüvenlik İl Müdürlüğü Kemeraltı SağlıkSosyal Güvenlik Merkezine başvuru yapıldığı veilaçlı stent bedeli olarak ödenen 1.200,00 TL maddi, 5.000,00TL manevi tazminatın ödenmesin istendiği, Sosyal SigortalarKurumu Başkanlığı İzmir Sosyal Güvenlik İlMüdürlüğü Alsancak Sağlık SosyalGüvenlik Merkezi Müdürlüğünün 15.11.2013tarih ve 16864135 sayılı işlemi ile davacıbaşvurusunun reddedildiği, 29.11.2013 havale tarihli davadilekçesiyle bakılmakta olan davanınaçıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda, davacı hakkında tesis edilen ve davakonusu edilen işlem, yukarıda belirtilen ve görevli Mahkemenintespitinde milad olan 15.1.2010 tarihinden sonraki bir tarihe aitolduğundan (15.11.2013) davanın görev yönünden reddigerekmektedir. Sonuç olarak, görüm veçözümü adli yargıya ait olan, bakılandavanın görev yönünden reddi gerekirken, işinesasına girilerek karar verilmesinde usul ve hukuka uygunlukgörülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; itiraza konu kararınbozulmasına ve yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesinegeri gönderilmesine…” karar vermiş; kararındüzeltilmesi istemi de İzmir Bölge İdare Mahkemesi1.Kurulunca, 20.5.2015 gün ve E:2015/1154, K:2015/1099 sayı ilereddedilmiştir. 1-d)İZMİR 4.İDARE MAHKEMESİ; 18.6.2015gün ve E:2015/857, K:2015/1055 sayı ile, “(…)5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu ile 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı kanunlarkapsamında çalışanlar, geçici maddelerle korunanhaklar dışında, sosyal güvenlik ve sağlıkhizmetleri yönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi (tekçatı sistemi) altında toplanmıştır. Nitekimanılan yasanın bazı maddeleri, Anayasa Mahkemesinin 15.12.2006gün ve E.2006/111, K.2006/112 sayılı kararıyla 5434sayılı Kanuna tabi olanlar yönünden iptal edilmiş olupbunlar yönünden, 5745 sayılı yasa ile 5510 sayılıyasaya eklenen geçici 1 ve 4. maddelerle yeniden düzenlemegetirilmiştir. Yasanın geçici 4. maddesinde " Bu kanunda aksinebir hüküm bulunmadığı takdirde, iştirakçiiken, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle,bu kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendikapsamına alınanlar, bu kanunun yürürlüğegirdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanununhükümlerine tabi olarak çalışmış olup, bukanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarakyeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul veyetimleri hakkında bu kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılır"hükmüne yer verilmiştir. Yine aynı yasanın 101.maddesinde de"... bu kanun hükümlerinin uygulanmasıylailgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar İşMahkemesinde görülür" hükmüdüzenlenmiştir. Anılan yasa hükümlerinindeğerlendirilmesinden; 5510 sayılı yasadan önce 5434sayılı kanuna tabi olanların da 5510 sayılı kanunkapsamına alındıkları, böylece sosyal güvenlikalanında Türkiye'de tek sistem (tek çatı)kuralının geçerli olduğu, 5510 sayılıyasanın, beş ayrı sistemi tek sistem içinealdığı, memur ve emeklilerin de bu sisteme tabi oldukları,ancak Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca kazanılmışhakların korunması amacıyla 5754 sayılı Kanunyürürlüğe girinceye kadar emekli sandığınatabi olanlara maddi hukuk anlamında 5434 sayılı Kanununuygulanacağı, bu uygulamanın kanuni haklarla ilgili olup, bukesimi 5510 sayılı yasa dışına (tek çatısistemi dışına) çıkarmadığı, nitekimgeçici 4. madde de " bu kanunda aksine hükümbulunmadığı takdirde ... 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılır"denildiği, maddi hukuk yönünden bile işlemi yineSGK'nın tesis edeceği ve 5510 sayılı kanunun önceliklikanun olduğu, dolayısıyla, bu kesimle ilgili "5434 sayılıyasaya göre işlem yapılmasının" 5510sayılı Yasadan kaynaklanan genel uygulamayı bertarafetmeyeceği sonucuna varılmaktadır. Nitekim, geçici 4.madde, usul ve görev yönünden bir istisna getirmediği gibi" bu kanunda aksine hüküm bulunmadığı takdirde"denildiğinden, 5510 sayılı Kanun hükmü, görevyönünden öncelikli uygulanacak hüküm halinegelmektedir. Buna göre de; bu kanundan kaynaklanan uyuşmazlıklarİş Mahkemelerinde görülür. Bu kişilere maddihukuk anlamında 5434 sayılı Kanun uygulansa da; bu kesim de tekçatı sisteminin içinde yer alıp, ihtilaflar bu kanundan(5510) kaynaklanmaktadır. Bu sebeple 5510 sayılı Kanunla kurulansistemin içinde olanlarla ilgili ihtilaflara Adli Yargı yerindebakılması gerekir. Öte yandan, 5434 sayılı yasaya tabiolanların hangi tarihten sonra 5510 sayılı Yasa ile getirilensisteme tabi olduklarının belirlenmesi ve görevli yargıyerinin belirlenmesinde bu tarihin milad alınması gerekmektedir. 5502 sayılı Sosyal Güvenlik KurumuKanunu'nun 1 maddesin 2 fıkrasında; bu Kanun ile Kuruma görev veyetki veren diğer Kanunların (5434 sayılı EmekliSandığı Kanunu. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu,1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu) hükümlerini uygulamaküzere kamu tüzel kişiliğine haiz Sosyal GüvenlikKurumunun kurulduğu belirtilmiş 5510 sayılı KanununGeçici 12. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Kamuidarelerinin sağlık hizmetlerinin sağlanmasına ilişkingörevler, yürürlükten kaldırılan kanunlardaki hakve yükümlülükler çerçevesinde ilgilikayıt ve işlemler Kurum tarafından devralınan tarihe kadardevam eder. Devir süreci üç yıl içindetamamlanır." kuralı uyarınca MaliyeBakanlığınca çıkarılan ve 31.12.2009 tarih ve27449 (5. Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan"Kamu Personelinin Sağlık Hizmetlerinin Sosyal GüvenlikKurumuna Devrine ilişkin Tebliğ" ile de kamu personelinin 14.12010 tarihine kadar (bu tarih dahil) almış olduğusağlık hizmetlerinin kamu personelinin kurumları tarafındankarşılanacağı, bu tarihten sonraki sağlıkhizmetlerinin ise kamu personelinin sağlık hizmetlerinindevredildiği Sosyal Güvenlik Kurumuncakarşılanacağı kurala bağlanmıştır. Bu durumda, kamu personelinin sağlık hizmetlerinin15.1.2010 tarihi itibariyle Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilmesisonucunda 5510 sayılı Kanun, kamu personeli ve bunlarınemeklileri yönünden 15.1.2010 tarihi itibariylebütünüyle uygulanabilir hale gelmiştir.Dolayısıyla kamu personeli ve emeklilerinin 15.1.2010 tarihine kadar(bu tarih dahil) almış olduğu sağlık hizmetlerininbedelinin ödenmemesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların, kamupersoneli ve emeklileri yönünden ayrım yapılmaksızınidari yargıda; bu tarihten sonra yani kamu personelinin ve emeklilerihakkında 5510 sayılı Kanunun bütünüyleuygulanmaya başlamasından sonraki süreçte ortayaçıkan uyuşmazlıkların, düzenleyiciişlemler hariç aynı Kanunun 101. maddesi uyarınca adliyargı yerinde görülmesi gerekmektedir. Nitekim, Danıştay Onbeşinci Dairesinin22.05.2013 gün ve E.2013/3119,K.2013/3595 sayılı kararı dabu yöndedir. Dosyanın incelenmesinden; EmekliSandığı iştirakçisi olarak İzmir İlindeöğretmen olan davacının 29.08.2013 tarihinde DokuzEylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi KardiyolojiServisinde anjiyo ameliyatı olduğu, yapılan ameliyattadavacının kalp damarına 2,75x11 mm çapındailaçlı stant takıldığı, takılan stentinbedelinin 1.200,00 TL olarak davacı tarafından ödendiği,davacı tarafından Sosyal Sigortalar KurumuBaşkanlığı İzmir Sosyal Güvenlik İlMüdürlüğü Kemeraltı Sağlık SosyalGüvenlik Merkezine başvuru yapıldığı veilaçlı stent bedeli olarak ödenen 1.200,00 TL maddi, 5.000,00TL manevi tazminatın ödenmesinin istendiği, Sosyal SigortalarKurumu Başkanlığı İzmir Sosyal Güvenlik İlMüdürlüğü Alsancak Sağlık SosyalGüvenlik Merkezi Müdürlüğü'nün 15.11.2013tarih ve 16864135 sayılı işlemi ile davacıbaşvurusunun reddedildiği, 29.11.2013 havale tarihli davadilekçesiyle bakılmakta olan davanınaçıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda, davacı hakkında tesis edilen ve davakonusu edilen işlem, yukarıda belirtilen ve görevli Mahkemenintespitinde milad olan 15.1.2010 tarihinden sonraki bir tarihe aitolduğundan (15.11.2013) davanın görev yönünden reddigerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, görüm veçözümü adli yargıya ait olan davanın, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15/1-a maddesihükmü uyarınca görev yönünden reddine…”karar vermiş; itiraz edilmesi üzerine İzmir Bölgeİdare Mahkemesi 1.Kurulunca, 30.9.2015 gün ve E:2015/2410, K:2015/2199sayı ile onanan, kararın düzeltilmesi istemi de aynıKurul’ca 8.12.2015 gün ve E:2015/3011, K:2015/2986 sayı ilereddedilen görevsizlik kararı kesinleşmiştir. 2-a) Davacı vekili bu kez aynı istemle adliyargı yerinde dava açmıştır. 2-b) İZMİR 9.İŞ MAHKEMESİ;18.2.2016 gün ve E:2015/601, K:2016/69 sayı ile,“(…)Davacının Emekli Sandığıiştirakçisi olduğu ve işçi olmadığıgöz önüne alındığında davanınMahkememizde görülmesinin mümkün olmadığı veİdare Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmışbulunmakla Görevli mahkemenin İzmir İdare Mahkemesi olduğuanlaşıldığından Mahkememizin görevsizliğineve görevsizlik nedeni ile davanın reddine daha önce 4 İdareMahkemesi tarafından verilen karar ile Mahkememizin kararıarasında uyuşmazlık bulunduğundan dosyanın görevlimahkemenin tayini için uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibihüküm kurulması uygun bulunmuştur. HÜKÜM: Görevli Mahkemenin İzmir İdare Mahkemesiolduğu anlaşıldığından Mahkememizingörevsizliğine ve görevsizlik nedeni ile davanın reddinedaha önce 4 İdare Mahkemesi tarafından verilen karar ileMahkememizin kararı arasında uyuşmazlık bulunduğundandosyanın görevli mahkemenin tayini için uyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine…” karar vermiş; temyizedilmesi üzerine Yargıtay 10.Hukuk Dairesince; 25.12.2018gün ve E:2016/4984, K:2018/11106 sayı ile onanan karar kesinleşmiştir. 2-c)Davacı vekili 23.1.2019 tarihli dilekçeile, dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesiniİş Mahkemesinden talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 29.4.2019günlü toplantısında: I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasanın 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, olaykısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu venedeni aynı olan davada; idari yargı yerince adli yargı yeriningörevli olduğu gerekçesiyle verilmiş bir görevsizlikkararı bulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelen davayıinceleyen adli yargı yerinin sahip olduğu seçenekler ileverdiği karar bakımından bir değerlendirmeyapılması gerekmektedir. 1- 2247sayılı Yasanın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuzgörev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinintarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerinigörevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veyakesinleşmiş olması gerekir. Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca (…) ileri sürülebilir.”hükmüne göre, idare mahkemesinin kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine adli yargı yerince degörevsizlik kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesihalinde, olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuşolacak; hukuk alanında doğmuş bulunan buuyuşmazlığın giderilmesi istemi ise, ancak davanıntaraflarınca ileri sürülebilecektir. 2- 2247sayılı Yasanın 19. maddesindeki “Adli ve idari yargımercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlikkararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeyebaşlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler. (Değişikikinci fıkra: 23/7/2008 – 5791/9 md.) Yargı merciince,önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası datemin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyalarıUyuşmazlık Mahkemesine gönderilir. .” hükmünegöre ise, adli yargı yeri, davaya bakma görevinin daha öncegörevsizlik kararı veren idari yargı yerine ait olduğunubelirten gerekçeli bir karar ile doğrudan UyuşmazlıkMahkemesine başvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki,başvuru kararının, görev konusunda UyuşmazlıkMahkemesince karar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesihususunu da içermesi gerekir. Yasakoyucu,14. maddeye göre olumsuz görev uyuşmazlığıdoğması durumunda her iki yargı merciince işten elçekilmiş olduğundan başvurma istencini davanıntaraflarına bırakmış iken, bu yönteme oranla dahakısa zamanda çözüme ulaşılmasını amaçladığı19. madde ile, daha önce görevsizlik kararı veren yargımerciinden sonra davayı inceleyen yargı merciine, işten elçekmeden doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaolanağını tanımıştır. Olayda, adli yargı yerince, önceliklegörevsizlik kararı verilmekle birlikte, bununla yetinilmemiş vegörevli merciin belirtilmesi için re’sen UyuşmazlıkMahkemesi’ne başvurulmasına da karar verilmiştir. Bu haliyle, İzmir 9.İş Mahkemesi’ncere’sen yapılan başvuru, 2247 sayılı Yasa’daöngörülen yönteme uymamaktadır. Ancak, adli ve idari yargı yerleri arasındaolumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, adliyargı dosyasının, davacı vekilinin de dilekçesiüzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece, ekindeidari yargı dosyası ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin başka birnoksanlık da bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoy birliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, kamu görevlisi olan davacıya kalprahatsızlığı nedeniyle takılan "ilaçlı stent" parasının ödenmemesinedeniyle uğranılan zarara karşılık 1.200,00 TL maddi,5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Dava dosyalarının incelenmesinden; davacının 657 sayılı Yasakapsamında öğretmen olarakçalıştığı; 5510 sayılı Yasanınyürürlük tarihinden önce, 1982 yılında 5434sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsamında işebaşladığı ve sigortalılık ilişkisinin ilkkez 5434 sayılı Kanunla kurulduğu; olayda, davacının29.08.2013 tarihinde Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp FakültesiHastanesi Kardiyoloji Servisinde anjiyo ameliyatı olduğu,yapılan ameliyatta davacının kalp damarına 2,75x11 mmçapında ilaçlı stant takıldığı,takılan stentin bedelinin 1.200,00 TL olarak davacı tarafındanödendiği, daha sonra Sosyal Sigortalar KurumuBaşkanlığı İzmir Sosyal Güvenlik İlMüdürlüğü Kemeraltı Sağlık SosyalGüvenlik Merkezine başvuru yapıldığı veilaçlı stent bedeli olarak ödenen paranın ödenmesininistenildiği, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığıİzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü AlsancakSağlık Sosyal Güvenlik MerkeziMüdürlüğünün 15.11.2013 tarih ve 16864135sayılı işlemi ile davacının başvurusununreddedildiği, bunun üzerine, stent bedeli ile manevi tazminatödenmesi istemiyle dava açıldığıanlaşılmıştır. 31.5.2006 tarihve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretleçalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabınaçalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretleçalışanlar, (Tarım sigortalıları), devletmemurları ve diğer kamu görevlilerini (EmekliSandığı İştirakçileri), geçicimaddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik vesağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabitutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hakve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510 sayılıKanunun iptali amacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi,15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılı kararıyla,anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, bu Kanununyürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C. EmekliSandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak görevyapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerini diğersigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta 4/c maddesi)hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonra kabul edilen17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanundadüzenlemeler yapılmış ve anılan Kanuna eklenenGeçici 1 nci ve Geçici 4 ncü maddelerle, 5754sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4 ncü maddesininbirinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlarile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimlerihakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılanhükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerinegöre işlem yapılacağı hüküm altınaalınmıştır. 5754 sayılı Kanunun kimihükümlerinin iptali istemiyle açılan dava AnayasaMahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E: 2008/56, K:2011/58 sayılıkararı ile reddedilmiştir. 5510sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerindegörülür.” bölümünün iptali istemiyleyapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı:28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusukararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığaışık tutacak şekilde şu gerekçeyedayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğugibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar vebunların emeklileri bakımından da aynı Kanun hükümleriuygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’unyürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamugörevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’unöngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilafhalinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlik kurumununvarlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesisedeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğinikorumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğugibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir. Bu bakımdan5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra,prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanunkapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği gözönünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanınbütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkanuyuşmazlıkların çözümünde işmahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’yaaykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüdebulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyalgüvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idariişlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idariyargının görevinin devam edeceğiaçıktır…” Yukarıdasözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesikararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce memur vediğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, dahaönce olduğu üzere 5434 sayılı Kanunhükümlerine tabi olacakları gibi bunların emeklilikleribakımından da aynı Kanun hükümlerinin uygulanmayadevam edileceği; ancak, bu Kanunun yürürlüğegirmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarakçalışmaya başlayanların ise 5510 sayılıKanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabisigortalı sayılacağı ve haklarında 5434sayılı Kanun’un değil 5510 sayılı Kanun’unöngördüğü kural ve esasların uygulanacağıdolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerindeçözümleneceği açıktır. Kaldıki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki“…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındakigörev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’ninkararı esas alınır ” hükmü uyarınca AnayasaMahkemesi kararının bu uyuşmazlığınçözümünde esas alınacağıtartışmasızdır. Bu durumda,5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçi sıfatıyla çalışmaktaolan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emeklisıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dulve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar vediğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem veyapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idarieylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-amaddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil,sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırıolduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlaledilenler tarafından açılan iptal davalarıkapsamında bulunan, 5754 sayılı Kanun'unyürürlüğe girdiği tarihten önce, 1982yılında devlet memuru olarak kamu görevine başlayan davacıtarafından açılan davanın, görüm veçözümünün idari yargı yerinde olacağısonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, İzmir 9.İş Mahkemesinin yöntemeaykırı başvurusunun kabulü ile İzmir 4.İdareMahkemesinin, 18.6.2015 gün ve E:2015/857, K:2015/1055 sayılıgörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeİDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İzmir9.İş Mahkemesinin yönteme aykırı BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile İzmir 4.İdare Mahkemesinin, 18.6.2015 gün veE:2015/857, K:2015/1055 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 29.4.2019 gününde OY BİRLİĞİİLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Birol DURSUN BOZER AKSU SONER Üye Üye Üye Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy