T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/12
KARAR NO : 2019/232
KARAR TR: 25.03.2019
ÖZET : Kaçakçılık soruşturması kapsamında el koyma kararı verilerek idareye teslim edilen otomobil sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
KARAR
Davacı :S.E.
Vekili :Av. G.E.
Davalı :Gümrük ve Ticaret Bakanlığı
Vekili :Av. N.E.
O L A Y :Davacının satın aldığı 10 EP 057 plakalıaraca yurt dışından kaçak olarak ithal edildiğindenbahisle mahkeme kararı ile tedbir konulmasında gümrükdenetimleri yetersiz kalan davalı idarenin kusurlu olduğu ilerisürülerek, aracın satış tarihindeki değeri olan279.000,00-TL'nin maddi tazminat olarak ödenmesi talebiyle yapılanbaşvurunun reddine ilişkin işleminin iptali ve 279.000,00-TL'ninmaddi tazminat olarak ödenmesi istemiyle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı vekili, süresiiçinde verdiği savunma dilekçesinde, davanın,aracı ithal eden özel hukuk tüzel kişisi firmayakarşı ya da rücu edilmek üzere aracın bir öncekisahibine karşı hukuk mahkemelerinde açılmasıgerektiğini ileri sürerek, uyuşmazlığınçözüm ve görümünde adli yargı yeriningörevli olduğunu dolayısıyla davanın görevyönünden reddi gerektiğini savunmuştur.
BALIKESİR 2. İDARE MAHKEMESİ: 5.10.2018 günve 2018/28 sayı ile, idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisleuğranıldığı ileri sürülen zararıntazmini istemiyle açılan davanın, idare hukuku ilkelerinegöre görülüp çözümlenmesigerektiğinden uyuşmazlığınçözümünün, idari yargının görev alanındaolduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle,mahkemelerinin görevliliğine, davalı idarenin görevitirazının reddine karar vermiştir.
Davalı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı vekilitarafından, süresi içinde verilen dilekçe ile olumlugörev uyuşmazlığı çıkarılmasıistemiyle başvuruda bulunulması üzerine dilekçe, davadosyası ile birlikte Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı’na gönderilmiştir.
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI: "Davaya konu veilk kez kaydı yapılacak aracın, kaçak yollarlaülkeye sokulduğu, trafiğe tescili için gerekliişlemlerin 2918 sayılı Kanunun 5, 20, 22 ve bu kanununuygulanmasına yönelik Karayolları Trafik Yönetmeliğinin29, 30 ve 31. maddelerine aykırı şekildeyapıldığı, emniyet ve gümrük görevlilerininhukuka aykırı işlemleri nedeni ile hukuka aykırışekilde trafiğe tescil edilen dava konusu aracakaçakçılıkla mücadele kapsamındabaşlatılan soruşturma sırasında el konulduğu,söz konusu aracı alan davacının bu nedenle maddi zararauğradığını iddia ederek zararını olaydakusuru bulunan davalı idareden tazmin etmek için eldeki davayıaçtığı anlaşılmıştır. Buaçıklamalar ışığında, kanunun veyönetmeliğin emredici hükümlerine aykırışekilde gerçekleştirilen işlemler nedeni ileuğranıldığı ileri sürülen zararıntazmini istemi ile açılan davada, yine aynı kanunun göreveilişkin düzenlemesinin dikkate alınması ve görevliyargı yerinin bu kapsamda belirlenmesi gerekmektedir.
Bilindiği gibi, 2918 sayılı Kanunun 6099sayılı Kanunun 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde,“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafık kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. /... ” denilmek sureti ile 2918sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanan zararlarıntazmini istemi ile açılacak sorumluluk davalarında adliyargı yerlerinin görevli olacağı açıkçabelirtilmiştir.
Her ne kadar, dava konusu olayda davacının zararınasebebiyet veren eylemler, GümrükMüdürlüğünde görevli memurlar tarafındanaraç ithalat ve tescil işlemlerinin hukuka aykırışekilde gerçekleştirilmesi sebebiyle, kamu görevlilerininkusurundan kaynaklanan ve idari hizmetin kötü işlemesikapsamında değerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de, davayakonu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanunun 5, 20,22 ve bu kanunun uygulanmasına yönelik Karayolları TrafikYönetmeliğinin 29, 30 ve 31. maddelerinde düzenlenenaraçların tesciline ilişkin hükümlereaykırı hareket edilmesinden kaynaklandığı, 2918sayılı Kanunun 110. maddesinde de, madde ayrımıyapılmaksızın 2918 sayılı Kanundan kaynaklanansorumluluk davalarının adli yargı yerindeçözümleneceğinin açıkçabelirtildiği; bu düzenlemenin, genel idare esaslarınailişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğerkanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenle kamugörevlilerinin eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konuuyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğisonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlık Mahkemesinin 02/03/2015 tarih ve 2014/834 Esas ve2015/79 Karar sayılı, 15/02/2016 tarih ve 2015/926 Esas 2016/50 Kararsayılı, 15/02/2016 tarih ve 2016/29 Esas ve 2016/65 Kararsayılı kararlarında da "2918 sayılı Yasanın19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ileAnayasa Mahkemesi ’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin 2918 sayılı Kanununuygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarınıkapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları,şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları vebunların görev yetki ve sorumlulukları ile,çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun uygulanmasındandoğan sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu" denilmek suretiyle bu tür davaların görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu vurgulanmıştır.
Yukarıdaki açıklamalara göre, somut olayailişkin davanın da özel hukuk hükümlerine göreadli yargı yerinde görülmesi gerektiğidüşünülmektedir.
KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle 2247sayılı Kanunun 10 ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına,dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınagönderilmesine karar verildi." şeklinde karar vermiştir.
Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasanın 13.maddesine göre Danıştay Başsavcısı’nında yazılı düşüncesi istenilmiştir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI: "Olayda, davacınınsatın aldığı 10 EP 057 plakalı araca yurtdışından kaçak olarak ithal edildiğinden bahislemahkeme kararı ile tedbir konulmasında gümrük denetimleriyetersiz kalan davalı idarenin kusurlu olduğu ilerisürülerek aracın satış tarihindeki değeri olan279.000,00 TL'nin maddi tazminat olarak ödenmesi talebiyle yapılanbaşvurunun reddine ilişkin Gümrükler GenelMüdürlüğünün 15/05/2018 tarih ve85593407-641.03.01 sayılı işleminin iptali ve 279.000,00 TL'ninmaddi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi istemleriyle idariyargı yerinde açılan davada; kamu hizmetiniyürütmekle yükümlü kılınan davalıidarenin, kamu hizmetini yöntemine ve hukuk kurallarına uygun olarakyürütüp yürütmediğinin, dolayısıyla hukukisorumluluğunun bulunup bulunmadığının belirlenmesigerekmektedir
Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru ya da başka birnedenle idarenin hukuki sorumluluğu bulunupbulunmadığının yargısal denetimi, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2’incimaddesi uyarınca idari yargı yerlerine ait olduğundan,davanın İdari Yargı yerinde görülmesi gerektiğisonucuna varılmıştır.
Öte yandan, 2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu’nun 11.01.2011 tarih ve 6099 sayılı Kanunun14'iincü maddesi ile değişik “Görevli ve YetkiliMahkeme” başlıklı 110'uncu maddesinin l'incifıkrasında “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğerkamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafık kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır” hükmü yer almaktadır.
Anılan Yasa kuralında, bu Kanundan doğan sorumlulukdavalarının görüm ve çözümününadli yargı düzenine ait olduğu belirtildiğinden, hangisorumluluk davalarının 2918 sayılı Kanun’dankaynaklandığı sorusunun cevabı görevli yargıyerinin tesbiti bakımından önem arz etmekte olup; sözkonusu Yasa hükmünde geçen bu Kanundan doğan ve adliyargıda görülmesi gereken sorumluluk davalarının, 2918Sayılı Kanunun 85'inci maddesinde düzenlenen motorluaraçların işletilmesi nedeniyle verilen zararlardandolayı araç işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkindavalar olduğu sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda, davalı TicaretBakanlığının yasa ile kendisine verilmiş bulunangörevleri gereği gibi yerine getirmediği ilerisürülmekte olup; görevin hiç veya gereği gibi yerinegetirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdarenin hizmet kusurundandoğan zararlardan dolayı, İdari Yargılama UsulüKanununun 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı idari yargıyerinde tam yargı davası açılması gerekir.
SONUÇ : Açıklanan nedenle, 2247 sayılıYasanın 13. maddesi uyarınca yapılan başvurunun reddi gerektiğidüşünülmektedir." şeklinde görüşvermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi'nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 25.03.2019günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve davadosyası örneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı idarevekilinin, anılan Yasa'nın 10/2 maddesinde öngörülenyönteme uygun olarak yaptığı görevitirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süreiçinde başvuruda bulunması üzerine YargıtayCumhuriyet Başsavcısı'nca, 10. maddede öngörülenbiçimde, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır.Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığındangörev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim GülşenAKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümündeadli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ'nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacının satın aldığı 10 EP 057plakalı araca yurt dışından kaçak olarak ithaledilmiş olması nedeniyle Mahkeme kararı ile el konulmasındagümrük denetimleri yetersiz kalan davalı idarenin kusurluolduğu ileri sürülerek, 279.000,00-TL'nin satış tarihindenitibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte maddi tazminat olaraködenmesi istemiyle açılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun“Emniyet Genel Müdürlüğünün, merkez,bölge, il ve ilçe trafik kuruluşları, görev veyetkileri” başlıklı 5. Maddesinin‘kuruluş’ başlıklı alt bendinde;“(Değişik: 17/10/1996 - 4199/3 md.) Bu Kanunla, Emniyet GenelMüdürlüğüne verilen görevler, Emniyet GenelMüdürlüğüne bağlı olarak kurulan TrafikHizmetleri Başkanlığınca yürütülür.Trafik Hizmetleri Başkanlığı, Emniyet Genel MüdürYardımcısı tarafından yürütülür.Emniyet Genel Müdürlüğünün merkez bölge, ilve ilçe trafik zabıta kuruluşları Trafik HizmetleriBaşkanlığına bağlı olarakçalışır.
Araçlara ve sürücülere ait işlemleri yapmak,plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleriyürütmek üzere her ilde ve gerekli görülenilçelerde tescil şube veya büroları kurulur.
Tescil şube veya bürolarında emniyet hizmetlerisınıfı personelinden ayrı olarak teşkilat vekadrolarında gösterilen sayıda genel idare ve teknik hizmetlersınıfında personel ile sözleşmeli personelçalıştırılabilir.” denilmek sureti ilearaçlara ve sürücülere ilişkin işlemleriyapmak, plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleriyürütmek üzere her ilde ve gerekli görülen ilçelerdetescil şube veya büroları kurulacağı belirtilmiş;
Aynı maddenin ‘ görev ve yetkiler ‘ altbaşlıklı b bendinin 7. fıkrasında“Araçların tescil işlemlerini yaparak belge veplakalarını vermek”, 8. Fıkrasında “(Değişik: 25/6/2010-6001/35 md.) Ülke çapındataşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak,bunlara ilişkin teknik ve hukukî değişiklikleriişlemek, işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak vedeğerlendirmek” görevleri oluşturulacak bu şube vebürolara bırakılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun“Araçların satış, devir ve tescili ile buişlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk” başlıklı20.maddesinde,
“Tescil süreleri, satış ve devirler, noterlerinsorumluluğu ile ilgili esaslar şunlardır:
Araç sahipleri,
1-(Değişik: 13/2/2011-6111/55 md.) Tescili zorunlu ve ilktescili yapılacak olan araçların satın alma veyagümrükten çekme tarihinden itibaren üç ayiçinde tescili için; bunların hurda durumuna gelmesi hâlindeise bir ay içinde tescilin silinmesi için ilgili trafik tescilkuruluşuna veya Emniyet Genel Müdürlüğününbelirleyeceği kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veyaözel hukuk tüzel kişilerine başvurmak,
2- (Değişik: 2/4/1998 - 4358/3 md.) Tescilinyapılması veya silinmesi için vergi kimlik numarası ileyönetmelikte belirtilen bilgi ve belgeleri sağlamak,
Zorundadırlar.
Araçların giriş işlemlerini yapangümrük idareleri bu durumu 15 gün içinde araçsahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşuna bildirmekleyükümlüdürler.
Tescil belgesi, aracın başkasına satış veyadevrine, hurdaya çıkarılmasına veya araçta,yönetmelikte belirtilen niteliklerin değişmesine kadargeçerli sayılır.
3- (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Tescil edilmişaraçların her çeşit satış ve devirleri,satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlutaşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergicezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıtüzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcıherhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araçsahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescilkayıtları esas alınarak noterler tarafındanyapılır. Noterler tarafından yapılmayan herçeşit satış ve devirler geçersizdir.
Satış ve devir işlemi, siciline işlenmek üzereüç işgünü içerisinde ilgili trafik tescilkuruluşu ile vergi dairesine bildirilir. Bu bildirimle birliktealıcı adına trafik tescil işlemigerçekleşmiş sayılır. Satış ve devirtarihi itibariyle, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunuhükümleri uyarınca eski malikin vergi mükellefiyeti sonaerer, yeni malikin vergi mükellefiyeti başlar.
Yapılan satış ve devir işlemi üzerine noterlertarafından yeni malik adına bir ay süreyle geçerlitescile ilişkin geçici belge düzenlenir.
197 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yer alansorumluluk hükümleri saklı kalmak kaydıyla, anılanmaddede ve bu bentte yer alan isteme ve bildirmeleri elektronik ortamdayaptırmaya ve bu konuda yükümlülük getirmeye,elektronik bildirmelere ilişkin usul ve esasları belirlemeye Gelirİdaresi Başkanlığı ve Emniyet GenelMüdürlüğü yetkili olup, bu kurumlar satış,devir ve tescile ilişkin işlemlerin gerçekleştirilmesiiçin gerekli elektronik veri akışını sağlarlar.Satış ve devir işlemlerini yapanlar, bu işlemlersırasında edindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirdeTürk Ceza Kanununun 239 uncu maddesi uyarıncacezalandırılırlar.
Satış ve devir işlemlerinin bildiriminden itibaren biraylık süre içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu veyaEmniyet Genel Müdürlüğünün uygungördüğü kamu kurum veya kuruluşlarıtarafından yeni malik adına tescil belgesi düzenlenerek eldenveya posta aracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesininbir ay içerisinde teslim edilememesi halinde yeni malike sorumlulukyüklenemez.
Bu bentte düzenlenen satış ve devir işlemleri hertürlü harçtan, bu işlemlere ilişkin düzenlenenkâğıtlar damga vergisi ve değerli kâğıtbedellerinden istisnadır. Trafik tescil kuruluşunda yeni malikadına yapılacak tescil nedeniyle düzenlenmesi gerekendeğerli kâğıtların bedelleri, satış vedevir esnasında noterler tarafından tahsil edilir ve 1512sayılı Noterlik Kanununun 119 uncu maddesi uyarınca beyanedilerek ödenir. Bu bentte yer alan işlemler sebebiyle noterlereherhangi bir pay veya aidat ödenmez.
1512sayılı Kanunun 112 nci maddesi uyarınca belirlenen ücretuygulanmaksızın satış ve devre ilişkin hertürlü işlem karşılığında toplam 20Türk Lirası maktu ücret alınır. Söz konusuücret, her takvim yılı başından geçerli olmaküzere önceki yılda uygulanan ücret tutarının oyıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarıncatespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranındaartırılması suretiyle hesaplanır.
Haciz, müsadere, zapt, buluntu, trafikten men gibi nedenlerle;icra müdürlükleri, vergi dairesi müdürlükleri,milli emlak müdürlükleri ile diğer yetkili kamu kurum vekuruluşları tarafından satışı yapılanaraçların satış tutanağının birörneği aracın kayıtlı olduğu trafik tescilkuruluşlarına üç işgünü içerisindegönderilir. Aracı satın alanlar gerekli bilgi ve belgelerisağlayarak ilgili trafik tescil kuruluşundan bir ay içerisindeadlarına tescil belgesi almak zorundadırlar.Alıcıların tescil belgesi almak için süresindebaşvurmamaları halinde bu araçlarıalıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeyeEmniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir.
Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslarıbelirlemeye İçişleri ve Maliye Bakanlıklarıyetkilidir.
e) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Araç satınalıp, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1)numaralı alt bendine uymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafıhükümlerine göre bir ay içerisinde tescil belgesi almayanalıcılara 130 Türk Lirası, (d) bendi hükümlerineuymayan noterlere ise her bir işlem için 1.000 TürkLirası idari para cezası verilir. Tescil yapılmadan trafiğeçıkarılan araçlar, tescil yapılıncaya kadartrafikten men edilir.” denilmek sureti ile ülkeye gümrükkanalı ile giriş yapan araçların ilk tescilişlemlerinin araç sahiplerinin gümrüktengeçişi yapılan araçların tescili içingümrükten çekme tarihinden itibaren üç ayiçinde tescili için; ilgili trafik tescil kuruluşuna veyaEmniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceğikamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuktüzel kişilerine başvurmaları gerektiği, busırada araçların giriş işlemlerini yapangümrük idarelerinin bu durumu 15 gün içinde araçsahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşuna bildirmekleyükümlü oldukları, tescil edilmişaraçların her çeşit satış ve devirlerinin,satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlutaşıtlar vergisinin, gecikme faizinin, gecikme zammının,vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığınıntespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devrikısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıtbulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiştescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınaraknoterler tarafından yapılacağı ve araç satınalıp, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1)numaralı alt bendine uymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafıhükümlerine göre bir ay içerisinde tescil belgesi almayanalıcılara 130 Türk Lirası, (d) bendi hükümlerineuymayan noterlere ise her bir işlem için 1.000 TürkLirası idari para cezası verileceği ve tescil yapılmadantrafiğe çıkarılan araçların tescilyapılıncaya kadar trafikten men edileceği hükmebağlanmıştır.
Aynı Kanunun “Belge ve plaka vermeye yetkilikuruluşlar:” başlıklı 22. Maddesinde;
Yönetmelikte gösterilen esaslara göre:
Birinci fıkrada bentler halinde sayılan istisnalar haricindekalanaraçlara ilişkin tescile yönelik işlemlerin EmniyetGenel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescilkuruluşlarınca yapılacağı, Emniyet GenelMüdürlüğünün ilk tescili yapılacakaraçların tesciline esas teşkil edecek işlemlerielektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluylayapacağıdüzenlenmiştir.
Davanınaçıldığı 2.9.2016 tarihindeyürürlükte bulunan 01.05.2010 gün ve 27568 sayılıresmi gazetede yayımlanan yönetmelikle değişik 18.07.1997tarih ve 23053 sayılı resmi gazetede yayınlanarakyürürlüğe giren Karayolları TrafikYönetmeliği’nin “Yeni Kayıt” başlıklı31. Maddesinde;
İlk kaydı yapılacak araçlara ilişkin usuliprosedür ayrıca düzenlenmiş, bu maddede de tescilişlemlerinin 2918 sayılı Kanun’un 5. Maddesigereğince oluşturulacak trafik tescil şube ve bürolarıaracılığıyla gerçekleştirileceği bir kezdaha ortaya konulmuştur.
Dosyanın incelenmesinden,davacının satınaldığı 10 EP 057 plakalı 2012 Model araca yurtdışından kaçak olarak ithal edildiğinden bahisle,Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/733sayılı kararı ile tedbir konulmasında gümrükdenetimleri yetersiz kalan davalı idarenin kusurlu olduğu ilerisürülerek aracın satış tarihindeki değeri olan279.000,00-TL'nin maddi tazminat olarak ödenmesi talebiyle yapılanbaşvurunun reddine ilişkin Gümrükler GenelMüdürlüğünün 15/05/2018 tarih ve85593407-641.03.01 sayılı işleminin iptali ve 279.000,00 TL'ninmaddi tazminat olarak ödenmesi istemiyle dava açtığıanlaşılmıştır.
Nitekim 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlüResmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“…bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür”Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmek sureti ile 2918 sayılı Kanun’unuygulanmasından kaynaklanan zararların tazmini istemi ileaçılacak sorumluluk davalarında adli yargı yerleriningörevli olacağı ayrıca ve açıkçabelirtilmiştir.
2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarakAnayasa’da adli ve idari yargı ayırımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında“ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’ninyukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idariyargının görevine giren bir konuyu adli yargınıngörevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılıKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin 2918 sayılı Kanun’unuygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarınıkapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları,şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları vebunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışmausullerini kapsadığı, dolayısıyla 2918sayılı Kanun’un uygulanmasından doğan sorumlulukdavalarının görüm ve çözümünde adliyargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazminiistemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.
Her ne kadar, dava konusu olayda davacının zararına sebebiyetveren eylemler, dava dışı kişilerin hileli işlemleriile idare yanıltılarak trafiğe tescilleri için gerekliişlemlerin hukuka aykırı şekildegerçekleştirilmesi sebebiyle, idareçalışanlarının kusurundan kaynaklanan ve idarihizmetin kötü işlemesi kapsamındadeğerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de; davayakonu zarardandoğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanun’un ve bu kanununuygulanmasına yönelik Karayolları TrafikYönetmeliği’nin araçların tesciline ilişkinhükümlerine aykırı hareket edilmesinden kaynaklandığı,2918 sayılı Kanun’un 110. Maddesinde de, madde ayrımıyapılmaksızın 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanansorumluluk davalarının adli yargı yerinde çözümleneceğininaçıkça belirtildiği; bu düzenlemenin, genel idareesaslarına ilişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyendiğer kanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenleidare ajanlarının eylemlerindenkaynaklansa dahi davaya konuuyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğikanaatine ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanınçözümünde adli yargının görevliolduğuna, bu nedenle, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı’nın başvurusunun kabulü ileBalıkesir 2. İdare Mahkemesince verilen 5.10.2018 gün ve 2018/28sayılı görevlilik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ileBalıkesir 2. İdare Mahkemesince verilen 5.10.2018 gün ve 2018/28sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 25.03.2019gününde, Üyeler Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇve Nurdane TOPUZ'un KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane
AYDIN TUNÇ TOPUZ
KARŞIOY
UyuşmazlıkMahkemesinin 15/02/2016 gün, E:2015/926, K:2016:50 sayılıkararındaki karşı oy gerekçesinde belirtildiği gibi;"Uyuşmazlık, davacıya ait araca, gümrük mevzuatınaaykırı olarak yurda sokulduğundan bahisle emniyet yetkililerinceel konulması üzerine uğranıldığı ilerisürülen maddi zararın yasal faizi ile birlikte tazminiisteminden doğmuştur.
Adli veİdari yargı yerlerince verilen görevsizlik kararlarınedeniyle oluşan olumsuz görev uyuşmazlığıüzerine sayın çoğunluk görüşüdoğrultusunda “Uyuşmazlığınçözümünün 2918 sayılı yasanın 110.maddesi gereğince adli yargının görev alanındabulunduğu” gerekçesiyle adli yargının görevliolduğuna karar verilmiştir.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110. maddesine 6099sayılı Kanunla eklenen 1. fıkra ile "İşleteniveya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisiolması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır."hükmü getirilmiştir.
Eldekiuyuşmazlık ise anılan yasa hükmü kapsamındakalmamaktadır.
Zira, 2918sayılı Kanunun 85. maddesinde açıkçabelirtildiği üzere yasa motorlu araçlarınişletilmesinden doğan zararlar nedeniyle araç işletenininhukuki sorumluluğunu düzenlemektedir. Oysa ki somut uyuşmazlıktadavacı, noter yoluyla satın aldığı aracagümrük mevzuatına aykırı olarak yurdasokulduğundan bahisle emniyet yetkililerince el konulduğunu vemülkiyetin kamuya geçirilmesi sebebiyleuğradığı zararda davalı idarenin hizmet kusurubulunduğunu ileri sürmektedir.
Anayasanın125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu belirtildiktensonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmıştır.
İdare kuralolarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellikbağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup;idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukukukuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmetkusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veyahiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenintazmin yükümlülüğünün doğmasınayol açmaktadır.
Davalıkamutüzel kişiliği olup; kural olarak, işlem ve eylemleri idarinitelik taşır. Somut olayda, bu davalının yasa ilekendilerine verilmiş bulunan görevleri gereği gibi yerinegetirmedikleri ileri sürülmüştür. Görevinhiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuruniteliğindedir. İdare’nin hizmet kusurundan doğanzararlardan dolayı, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun2/1-b maddesi gereğince İdare’ye karşı idariyargı yerinde tam yargı davası açılmasıgerekir.
Trafik tescil vebüro amirliği tarafından araç tesciline ilişkinolarak yapılan işlemlerin idari nitelikte olup hiçyapılmaması, geç yapılması ya da gereği gibiyapılıp yapılmadığı hususunun idari yargıyerinin denetimine tabi bulunmasına göre 2577 sayılıİ.Y.U.K 2/1- b maddesinde sayılan dava çeşitlerinden olaneldeki tam yargı davasında uyuşmazlığınçözümünde idari yargı görevlidir.
Bugerekçelerle uyuşmazlıkta Adli Yargıyı görevlikabul eden sayın çoğunluğun görüşünekatılmıyoruz.
Üye Üye Üye
SüleymanHilmi Aydemir Nurdane
AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy