T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019 / 66
KARAR NO : 2019 / 192
KARAR TR : 25.3.2019
ÖZET : Düzgün olmayan kişiler kütüğüne kayıtlı Davacının, nüfus kaydının tespiti ile tarafına nüfus cüzdanı verilmesine karar verilmesi istemiyle açtığı davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı : F. G. Davalı : EsenlerKaymakamlığı /İlçe NüfusMüdürlüğü Dahili Davalılar (sadece adli yargı yerinde): 1-H. G. 2-F.G. 3-F.G. 4-L.K. 5-M.G. 6-S. G. O L A Y : Davacıdilekçesinde; nüfus kayıtlarında vatandaşolarak kaydının mevcut olduğunu ancak bu güne kadar herhangi bir kimlik çıkartmadığını; bunun üzerinenüfus cüzdanı verilmesi için nüfusmüdürlüğüne müracaat ettiğini ancak,mahkemenin tespit kararının ibrazı halinde gereğininyapılacağı şeklinde cevap verildiğini; Vatandaşve nüfus kaydının olmasına rağmen bir türlünüfus cüzdanı alamadığını; bu nedenlemağduriyet yaşadığını, hiçbir sosyalgüvenceden faydalanmadığı gibi seyahat bileedemediğini belirterek; nüfus kaydının tespiti iletarafına nüfus cüzdanı verilmesine karar verilmesiistemiyle 10.4.2017 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır. Bakırköy 9.Asliye HukukMahkemesi:7.7.2017 gün ve E:2017/175, K:2017/278 sayı ile,“(…)Dava nüfus kaydının tespiti olarakaçılmışsa da esasen celbedilen nüfus kaydınagöre davacının saklı nüfus olarak İstanbul,Esenler ilçesi, Tuna Mah. Cilt no: …, Hane no:…'de anneadı H., baba adı M. olarak 19/01/2012 tarihi itibariyle nüfusakaydedildiği anlaşılmaktadır. Dinlenen davacıtanığı davacının babasının MehmetGüngör, annesinin ise Hanime Güngör olduğunu, herikisinin de Türk Vatandaşı olduğunu beyan etmiştir.Dava dilekçesi ekinde sunulan İstanbul İl Nüfus veVatandaşlık Müdürlüğünce Esenlerİlçe Nüfus Müdürlüğüne hitabenyazılan cevabi yazıda da saklı nüfus davacınıngösterdiği ailenin mensubu olduğunu kanıtlayan yeterlibelge ibraz edemediği anlaşıldığından tesciltalebinin yerine getirilmediğinin bildirildiğigörülmektedir. Davacının anne ve babası olduğuileri sürülen Mehmet ve H. G.'ün Mardin Savur,Başağaç köyü nüf.kayıtlıoldukları, Muhterem, Fikri, Suphi, Leyla ve Fahri isimliçocuklarının bulunduğu anlaşılmaktadır.Davacının talebinin esasen baba ve anne hanesine kaydedilmesiolması karşısında işbu davanınsoybağına ilişkin olduğuanlaşılmıştır. 4787 sayılı AileMahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 4. maddesiuyarınca, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun“Vesayet” başlıklı üçüncükısımı hariç olmak üzere “Aile Hukuku”başlıklı İkinci Kitabından (m.118 ilâ 395arası) kaynaklanan davalara bakmak görevi aile mahkemelerine aittir.Bu nedenle, TMK'nın “Hısımlık”başlıklı 282 ilâ 363. maddeleri arasında yer alansoybağına ilişkin davalar, aile mahkemeleri tarafındançözümlenmelidir. Diğer taraftan, 5490sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36/1-a maddesi gereğince,nüfus kayıtlarının düzeltilmesi istemlerineilişkin davalara bakmak görevi ise asliye hukuk mahkemelerine aitbulunmaktadır. Davanın kabulü halinde,her iki dava türünde de nüfus kayıtlarındadeğişiklik yapılmasının gerekmesi nedeniyle, benzersonuçlara sahip bu davalar arasında görevli mahkemenin belirlenebilmesiiçin davanın vasfının doğru olarak tayin edilmesiönem kazanmaktadır. 4721 sayılıTMK'nın 282. maddesi uyarınca, anne ile çocuğuarasındaki soybağı doğum ile; baba ile çocukarasındaki soybağı ise “Anne ile evlenme”,“Tanıma” ve “Hâkimin hükmü” ilekurulmaktadır. Diğer taraftan, evlat edinme de soybağıoluşturan hallerdendir. TMK'nın 285. maddesinde yeralan “Babalık karinesi” uyarınca, evlilik devam ederkenveya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüzgün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Çocuk ile annearasındaki soybağı doğum ile kendiliğindenkurulacağından, anne yönünden soybağı tesisiamacıyla değil, sadece, çocuğu doğurankadının kim olduğunun tespiti amacıyla davaaçılabilir. Nüfusta kayıtlıanne ve baba adının gerçeğiyansıtmadığı ve bu nedenle gerçek anne ve babaadının yazılması istemiyle açılacak venüfusa kayıtlı bulunan hanenin de değiştirilmesisonucunu doğuracak davalarda, esasen iki iddia bulunmaktadır.Bunlardan bir tanesi, çocuğun kayden anne olan kadındandeğil, başka bir anneden doğduğu; İkincisi ise, kaydenbaba olarak gözüken kişinin genetik baba olmadığıiddiasıdır. Bu davada, kayden anne gözüken kişininçocuğu doğurmadığı, genetik annenin başkabir kadın olduğunun tespit edilmesi halinde, yukarıdasözü edilen babalık karinesi aksi yönde işleyecek ve“Genetik annenin kocası olmayan” kayden babanınbabalık sıfatı, aksine bir iddia bulunmadığıtakdirde, ortadan kalkacaktır. Mahkemece belirlenen genetik annenin,çocuğun doğduğu tarihte evli bulunduğununanlaşılması halinde, TMK'nın 285. maddesindeyazılı babalık karinesi nedeniyle genetik annenin kocasıolan erkek, baba sıfatını kazanacaktır. Bu durumda,soybağı ihtilafı ortaya çıkmayacağından,açıklanan muhtevadaki davalar, “Gerçeğeaykırı beyana dayalı oluşturulan nüfuskayıtlarının düzeltilmesi” davasından ibaret kalacakve görevli mahkeme, 5490 sayılı Kanunun 36/1-a maddesiuyarınca asliye hukuk mahkemesi olacaktır. Ancak, çocuğundoğduğu tarihte, genetik annenin evli bulunmaması halinde, anneyönünden dava, “Gerçeğe aykırı beyanadayalı oluşturulan nüfus kayıtlarınındüzeltilmesi” davası olarak kalmakla birlikte; genetik anne ileevli olmayan genetik baba yönünden, “Babalıkkarinesi” gerçekleşmediğinden, genetik babanınnüfus kaydına işlenmesi talebi “Soybağıdavası” niteliğini kazanacaktır. Bu takdirde iseuyuşmazlığın, 4787 sayılı Kanunun 4. maddesiuyarınca aile mahkemesi tarafından incelenip çözümekavuşturulması gerekecektir (Yargıtay HGK 2013/354-1554, 18. HD2015/1360-3281, 2015/1591 -4537). Aynı davada, talebin birbölümü hakkında genel mahkemenin, diğer bölümühakkında ise özel mahkemenin görevli olması halinde,taleplerden birisi, yönünden verilecek karar diğerinidoğrudan ilgilendirecek nitelikte ise ve sözkonusu özel mahkeme,ile genel mahkeme arasında “Yargılama usulüne”ilişkin esaslı farklılıklar bulunmuyorsa, bütüntalepler hakkında özel yetkili mahkemenin yargılama yaparakuyuşmazlığı çözmesi, hukukunöngörülebilir olmasının, usul ekonomisinin vedavaların makul süre içinde bitirilmesiyükümlülüğünün gereğidir. Ailemahkemeleri, asliye mahkemeleri ile aynı düzeyde mahkemeler oluparalarında yargılama usulü yönünden esaslıfarklılıklar bulunmamaktadır. O halde, yukarıdaaçıklanan şekilde dava, bir kısım talepler yönündennüfus kayıtlarında düzeltme yapılması ve birkısım talepler yönünden de soybağını ilgilendirirmahiyette ise nihai talebi bir bütün oluşturan ve birihakkında verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirenuyuşmazlığın, bütün olarak özel yetkili ailemahkemesinde çözümlenmesi gerekir. Davacının talebidikkate alındığında mahkememiz işbu davaya bakmayagörevli değildir. Dava şartlarının mevcut olupolmadığı davanın her aşamasında mahkemecekendiliğinden araştırılır. Mahkememizin işbudavaya bakmakla görevli olmaması nedeniyle davanın davaşartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermekgerekmiş ve aşağıdaki şekilde hükümkurulması yoluna gidilmiştir. HÜKÜM: Yukarıdagerekçesi açıklandığı üzere; 1-MahkememizinGÖREVSİZLİĞİNE, HMK 115/2 maddesi uyarınca davaşartı noksanlığı nedeni ile DAVANIN USULDENREDDİNE, (…) 3-Kararın kesinleşmesive süresinde talep halinde dosyanın GÖREVLİ VEYETKİLİ BAKIRKÖY AİLE HUKUK MAHKEMESİNEgönderilmesine(…)” karar vermiş, bu karar istinaf yolunabaşvurulmaksızın kesinleşmiş; daha sonradavacının yazılı talebi üzerine dosya Aile Mahkemesinegönderilmiştir. Davacının talebiüzerine Mahkemece, davacının annesi olduğu ilerisürülen H. ile müteveffa babası olduğu belirtilen M.G.'ünçocukları ve mirasçısı olduğuanlaşılan kişilerin dahili davalı olarak davayakatılmaları sağlanmıştır. BAKIRKÖY 8.AİLEMAHKEMESİ:24.10.2018 gün ve E:2017/708, K:2018/790 sayı ile,“(…)Mahkememizce davacının annesi olduğu ilerisürülen Hanime ile müteveffa babası olduğu belirtilenMehmet Güngör'ün çocukları vemirasçısı olduğu anlaşılan kişilerin,dahili davalı olarak davaya katılmalarısağlanmış, cevap dilekçesi sunmayan dahilidavalılardan Fahri dışındakiler katıldıklarıduruşmada, davayı kabul ettiklerini, davacınınkızı ve kardeşleri olduğunu beyan ve imza etmişlerdir. Dava dilekçesinin ekindebulunan belgelere ve Esenler Nüfus Müdürlüğündenalınan yazı cevabına göre davacının"saklı nüfus" olması nedeniyle yaptığıbaşvurunun "gösterdiği ailenin mensubu olduğunukanıtlayan yeterli belge ibraz edemediği" gerekçesi ileİçişleri Bakanlığı Nüfus VeVatandaşlık İşleri GenelMüdürlüğünce reddedildiği, 5901 sayılıTürk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasınaİlişkin Yönetmeliğin 63. maddesi uyarınca tıbbirapora dayanılarak yetkili Türk Mahkemelerince tespit kararıibrazı halinde vatandaşlık durumunundeğerlendirileceğinin belirtildiği, davacınınVatandaşlık Durumu Düzgün Olmayan KişilerKütüğüne kaydedildiğianlaşılmıştır. Dava, saklı nüfusolduğunu ileri süren davacının nüfuskayıtlarına T.C. Vatandaşı olarak tescilininsağlanmasına ilişkindir. TürkVatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkinYönetmeliğin 63. maddesi: "(1) Bir kişinin Türkvatandaşı olup olmadığı konusunda tereddüdedüşüldüğü takdirde bu husus Bakanlıktansorulur. Bakanlıkça ilgili kişinin Türkvatandaşı olup olmadığı ilgili mevzuat veuluslararası anlaşmalar çerçevesinde incelenereksonuç ilgili makama bildirilir. (2) Ana veya babadan dolayıTürk vatandaşı olduğu iddiasında bulunan kişiiddiasını kanıtlayacak her türlü bilgi ve belge ibrazedebilir. Kişi tıbbi raporlara dayanılarak mahkemeceverilmiş olan tespit kararı da ibraz edebilir. Herhangi bir belgeibraz, edilememesi veya ibraz edilen belgelerle iddia edilen ana ya da babaarasında bağ kurulamaması durumunda talep reddedilir."şeklindedir. Ancak Yargıtay 8. HD'ninçeşitli kararlarında da (ör: 16/02/2017 tarih ve 2017/8955E. 1971 K, 19/10/2017 tarih, 2017/2867 E, 13312 K vs.) belirtildiğiüzere "5490 sayılı Nüfus Hizmetleri KanunununUygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 35/1. maddesindesaklı nüfus olduğu ileri sürülen kişilerin ailekütüklerine tescili için müracaat makamlarınınillerde valilikler, ilçelerde ise kaymakamlıklar olduğubelirtilmiştir. Doğum ve ölüm olaylarınınnüfus kütüğüne geçirilmesi de Nüfusİdaresine verilmiş idari bir görev olduğu gözetilerekdavanın görev yönünden reddine karar verilmesi yerine kabulünekarar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." şeklindeaçıklandığı üzere TürkVatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkinYönetmeliğin 63. maddesinde belirtilen "mahkeme" ibaresininadli yargıya dahil mahkemeler olarak değerlendirilmesi olanaklıdeğildir. Nitekim Danıştay 10.Dairesinin 25/04/2013 tarih ve 2009/8537 E ve 2013/3721 sayılıkararında da "Görüldüğü üzere,doğum olaylarının nüfus kütüklerine işlenmesiYasa ve Yönetmelikle nüfus idaresine verilmiş idari birgörevdir. Hatta ilgililerin herhangi bir başvurusu olmasa bilesüresi içerisinde bildirilmemiş bir doğumolayının varlığından haberdar olunması halindegerekli iş ve işlemlerin idarece resen yürütülmesi gerekmektedir.Öyle ise; ilgililerin saklı nüfustan sicile kaydedilmesi denüfus idaresine verilen idari görevlerin bir parçası olupidari işlem veya işlemlerle yerine getirilmesi zorunludur.Dolayısıyla, bu yoldaki başvuruların kayıtdüzeltme isteği olarak nitelendirilmesine veuyuşmazlığın çözümünde adliyargı mercilerinin görevli olduğunu kabule olanakbulunmamaktadır. Nitekim; benzer nitelikli birdavada, Midyat Asliye Hukuk Mahkemesince, uyuşmazlığınesası hakkında verilen ve temyiz incelemesinden geçmedenkesinleşen 4.6.2010 tarih ve E:2010/119, K;2010/362 sayılı karar;Yargıtay 18. Hukuk Dairesince yapılan kanun yararına temyizincelemesi sonucunda verilen 26.9.2011 tarih ve E:2011/7042, K:2011/9293sayılı kararla, saklı nüfus yolu ile sicile kayıtistemlerine ilişkin uyuşmazlıkların görüm veçözümünde idari yargının görevliolduğu gerekçesiyle, sonuca etkili olmamak kaydıyla kanunyararına bozulmuş; anılan Daire kararı 1.12.2011 tarih ve28129 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Bu durumda, davanıngörev yönünden reddi yolunda verilen kararda hukuki isabetbulunmamaktadır. Açıklanan nedenle,temyiz isteminin kabulü ile Ankara 11. İdare Mahkemesi'nin 31/12/2008tarih ve E:2008/796; K:2008/2610 sayılı kararınınBOZULMASINA, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılanmahkemeye gönderilmesine, 25/04/2013 tarihinde oybirliğiyle kararverildi. " şeklindeki kararı da bu görüşüdoğrulamakta ve saklı nüfusla ilgili davalarda görevlimahkemelerinin idari mahkemeler olduğunu belirtmektedir. HMK'nın 114/1-b. maddesigereğince açılan davada yargı yolunun caiz olmasıdava şartlarındandır. Davamızda görevli yargıyerinin idari yargıya dahil mahkemeler olması nedeniyle adliyargı yolu caiz değildir. Dava şartlarındaki bueksikliğin giderilmesi de olanaklı olmadığından HMK’nın115/2. Maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesigerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:/Gerekçesi yukarıda açıklandığıüzere; Davacınındavasının HMK'nın 114/1-b ve 115/2 maddeleri gereğinceUSULDEN REDDİNE(…)” karar vermiş, bu karar istinaf yolunabaşvurulmaksızın kesinleşmiştir. Davacı bu defa; Türkvatandaşı olduğunun tespiti amacıyla Mahkemeye başvuruyaptığını; Halime ve M.G.’ün kızıolduğunu, Fikri, Suphi, Muhterem, Fahri ve Leyla’nın kardeşleriolduğunu ispat etmek ve vatandaşlık kaydını almakistediğini ifade ederek; Türk Vatandaşı olarak nüfuskütüğüne kaydının yapılması istemiyleidari yargı yerinde dava açmıştır. İstanbul 2.İdareMahkemesi: 8.11.2018 gün ve E:2018/1965, K:2018/1841 sayı ile,“(…)davacıya ait saklı nüfus kayıt tescilişleminin İçişleri Bakanlığı Nüfus veVatandaşlık İşleri GenelMüdürlüğünce yapılacak olması vedavacının istemini karara bağlayacak yetkili merciinBakanlık olduğu dikkate alındığında,uyuşmazlığın çözümününişlemi tesis eden idarenin bulunduğu ilinin yargı yetkisiyönünden bağlı olduğu Ankara idare Mahkemelerininyetkisinde kaldığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle;2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin 1/a bendi uyarıncadavanın yetki yönünden reddine, anılan Yasanın 15.maddesinin 4. fıkrası gereğince davanın yetki yönündenreddine ilişkin kararlara karşı istinaf/temyiz yoluöngörülmediğinden beklenilmeksizin davadosyasının yetkili Ankara İdare Mahkemesi'negönderilmesine…” karar vermiştir. ANKARA 5.İDAREMAHKEMESİ: 18.12.2018 gün ve E:2018/2299 sayı ile,“(…)4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Genelolarak soybağının kurulması" başlıklı282. maddesinde, "Çocuk ile ana arasında soybağıdoğumla kurulur. Çocuk ile baba arasında soybağı,ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur.Soybağı ayrıca evlât edinme yoluyla da kurulur."hükmü, "Yetki" başlıklı 283. maddesinde,"Soybağına ilişkin davalarda, aşağıdakikurallar saklı kalmak kaydıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunuuygulanır. Hâkim maddî olguları re'sen araştırırve kanıtları serbestçe takdir eder. Taraflar veüçüncü kişiler, soybağının belirlenmesindezorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayanaraştırma ve incelemelere rıza göstermekleyükümlüdürler. Davalı, hâkiminöngördüğü araştırma ve incelemeye rızagöstermezse, hâkim, durum ve koşullara göre bundanbeklenen sonucu, onun aleyhine doğmuş sayabilir."hükmü yer almaktadır. Uyuşmazlıkta,davacı tarafından Mardin ili Savur ilçesiBaşağaç Mahallesi nüfusuna kayıtlı olanmüteveffa Mehmet ve Hanime'nin çocuğu olduğuiddiasıyla Türk vatandaşı olduğunun tespiti istemiyleEsenler Kaymakamlığı İlçe NüfusMüdürlüğü’ne başvuruyapıldığı, adı geçen idarece davacıya 5901sayılı Türk Vatandaşlığı KanunununUygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin 63. maddesiuyarınca tıbbi rapora dayalı Türk mahkemelerinden tespitkararı ibraz edilmesi halinde değerlendirileceğinin bildirilmesiüzerine bakılan davanın açıldığıgörülmektedir. Olayda, davacının gerekdavalı idareye gerekse yukarıda anılan adli mahkemelereyönelik talep, beyan ve dilekçeleri ile Mahkememizdegörülen dava dosyasındaki istem ve dilekçelerindenbakılan davayı açmaktaki amacının baba ve annehanesine kaydedilmesine yönelik soybağının tespitineilişkin olduğu dolayısıyla yukarıda aktarılan4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 283. maddesi uyarıncaözel hukuk hükümlerine göre adli yargı kolunda bulunanMahkemelerce çözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmaktadır. Açıklanan nedenlerledavanın adli yargının görev alanına girdiğisonucuna varıldığından, 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi HakkındaKanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesiiçin dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi'negönderilmesine, dosya incelemesinin Uyuşmazlık Mahkemesincekarar verilinceye kadar ertelenmesine…” karar vermiştir. İNCELEME VEGEREKÇE: UyuşmazlıkMahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında,Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER,Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ'unkatılımlarıyla yapılan 25.3.2019 günlütoplantısında: I-İLK İNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre; İdare Mahkemesince, 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvurudabulunulmuş olduğu, adli ve idari yargı yerleri arasındagörev uyuşmazlığının doğduğu; idariyargı dosyasının Mahkemece, adli yargı dosyası ilebirlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği veusule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK’in,davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adliyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacının vatandaşolarak bu güne kadar her hangi bir kimlik çıkartamadığıve mağduriyet yaşadığından bahisle; nüfuskaydının tespiti ile tarafına nüfus cüzdanıverilmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 5901 sayılı TürkVatandaşlığı Kanununun “Amaç”başlıklı 1.maddesinde “(1) Bu Kanunun amacı;Türk vatandaşlığının kazanılması vekaybına dair iş ve işlemlerin yürütülmesineilişkin usul ve esasları belirlemektir.” denilmiş; 5901sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 46. maddesinedayanılarak hazırlanmış olan TürkVatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkinYönetmeliğin, “Türkvatandaşlığının ispatı”başlıklı 62.maddesinde; “(1) Türkvatandaşlığının ispatı herhangi bir şekletabi değildir. (2) Aşağıdaki resmi kayıt ve belgeler,aksi sabit oluncaya kadar ilgilinin Türk vatandaşı olduğunakarine teşkil eder: a) Nüfus kayıtları. b) Nüfusve uluslararası aile cüzdanları. c) Pasaport veya pasaport yerinegeçen belgeler.”;hükmüne, “Vatandaşlıkihtilafları” başlıklı 63 maddesinde, “ (1) Birkişinin Türk vatandaşı olup olmadığıkonusunda tereddüde düşüldüğü takdirde buhusus Bakanlıktan sorulur. Bakanlıkça ilgili kişininTürk vatandaşı olup olmadığı ilgili mevzuat veuluslararası anlaşmalar çerçevesinde incelenereksonuç ilgili makama bildirilir. (2) Ana veya babadan dolayıTürk vatandaşı olduğu iddiasında bulunan kişiiddiasını kanıtlayacak her türlü bilgi ve belge ibrazedebilir. Kişi tıbbi raporlara dayanılarak mahkemece verilmişolan tespit kararı da ibraz edebilir. Herhangi bir belge ibraz edilememesiveya ibraz edilen belgelerle iddia edilen ana ya da baba arasında bağkurulamaması durumunda talep reddedilir.” hükmüne; “Vatandaşlıkişlemlerinde müracaat makamı ve usul” başlıklı64. Maddesinde “(1) Türk vatandaşlığınınkazanılması, kaybı, ispatı ve çokvatandaşlığa ilişkin başvurular yurt içindeyerleşim yerinin bulunduğu valiliğe, yurt dışındaise dış temsilciliklere bizzat veya bu hakkınkullanılmasına ilişkin özel vekâletname ileyapılır. Posta yoluyla yapılan müracaatlar kabul edilmez.(2) Ergin olmayan veya ayırt etme gücünden yoksun bulunankişilerin vatandaşlıkla ilgili başvuruları veli ya davasileri tarafından yapılır. (3) Yurt içinde çokvatandaşlığın tesciline yönelik bildirimlerdoğrudan yerleşim yerinin bulunduğu nüfusmüdürlüğüne de yapılabilir. (4) Birden fazladevlet vatandaşlığına sahip olup, Türkvatandaşlığını kazanma müracaatında bulunankişinin işlemlerinde Bakanlıkça yapılacakaraştırma sonucunda daha sıkı ilişki halindebulunduğu tespit edilen devlet vatandaşlığı esasalınır. (5) Vatandaşlığa ilişkin müracaat veişlemlerde Türk vatandaşı olanlarda Türkiye Cumhuriyetikimlik numarası, yabancı olanlarda ise yabancı kimliknumarası esas alınır. (6) Vatandaşlıkişlemlerinde başvuru tarihi olarak kişinin formdilekçesinin müracaat makamınca evrak kaydınaalındığı tarih esas alınır.” hükmüne; “Maddi hataların düzeltilmesi”başlıklı 65. maddesinde “(1) Türkvatandaşlığının kazanılmasına veyakaybına ilişkin düzeltme ya da tamamlama kararı,kararı veren makam tarafından alınır. (2) Türkvatandaşlığının kazanılmasına veyakaybına ilişkin olarak verilen kararlarda yer alan kişi bilgilerinindayanağına uygun olarak yazılmadığının ya daeksik olduğunun sonradan anlaşılması halinde düzeltmekararı alınmak suretiyle hatalı bilgiler düzeltilir, eksikolan bilgiler ise tamamlanır. (3) Türkvatandaşlığının kazanılmasına veyakaybına ilişkin olarak dayanağına uygun şekilde tesisedilen nüfus kayıtları üzerinde mahkeme kararı olmadanherhangi bir düzeltme işlemi yapılamaz.” hükmüneyer verilmiştir. Öte yandan; 5490sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun, 1.maddesinde Kanununamacının; kişinin doğumundan ölümüne kadarkişisel ve medenî durumuna, uyrukluğuna ve bunlarda meydana gelebilecekdeğişikliklere ait doğal ve hukukî olaylarınbelirlenip saptanması, bu amaçla düzenlenmişkütüklere yazılması, elektronik ortamda ulusal adres veritabanının oluşturulması, nüfus kayıtları ileadres bilgilerinin ilişkilendirilmesini sağlamak olarakbelirtilmiş; Kanunun 3.maddesinde; Bu Kanunda geçen; “d)Aile: Aynı soydan olup, bir aile sıra numarası altındakayıtlı olan kişiler ile onların eş veçocuklarını,”, “e) Ailekütüğü: Nüfus olaylarına ilişkinkayıtların kâğıt veya elektronik ortamda tutulduğukütüğü,”, “r) (Değişik:14/1/2016-6661/8 md.) Kimlik kartı: Kişinin Türkvatandaşı olduğunu ve aile kütüğünekayıtlı bulunduğunu gösteren Türkiye Cumhuriyetikimlik kartını,”, “s) Nüfus hizmetleri: Nüfusolaylarına ve kişinin nüfusa ve yerleşim yeri adresineilişkin bilgilerinin toplanmasına, nüfus kütüklerinegeçirilmesine, korunmasına ve gerektiğinde tasnif edilerekdeğerlendirilmesine dair iş ve işlemleri,”, “ş)Nüfus kaydı: Aile kütüğüne işlenmişkişisel bilgileri,”, “t) Nüfus kayıtörneği: Aile kütüğüne işlenmişkişisel bilgilerin özetlerini gösterir belgeyi,” ifadeedeceği şeklinde tanımlanmış; Kanunun “Nüfusmüdürlüklerinin yetkisi” başlıklı17.maddesinde, “ (1) Nüfus müdürlükleri; süresiiçerisinde bildirilmemiş çocukların veya nüfusatescil edilmemiş erginlerin varlığını haberaldıkları takdirde; erginlerin kendilerini, çocuklarınveli, vasi veya kayyımlarını, bunların bulunmamasıhalinde; büyük ana, büyük baba veya kardeşlerini ya daçocukları yanlarında bulunduranları veya muhtarlarıbeyana davet etmeye yetkilidirler. İlgililer de bu davet üzerine otuzgün içinde nüfus müdürlüklerine başvurmakve beyanda bulunmakla görevlidir./ (2) Verilen süreiçerisinde bildirim yapılmaması halinde mülkî idareamirinin göreceği lüzum üzerine kolluk kuvvetlerincebunların zorla getirilmesi için gereken işlem yapılarakçocuğun aile kütüklerine tescili sağlanır.”hükmü; “Nüfus Kaydının Düzeltilmesineİlişkin Esaslar” üst başlığıaltında, “Kayıt düzeltilmesi”başlıklı 35.maddesinde, “(1) Kesinleşmiş mahkemehükmü olmadıkça nüfus kütüklerininhiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtlarınanlamını ve taşıdığı bilgilerideğiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların ailekütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalarnüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarakdüzeltilir(…)” hükmü; “Nüfusdavaları” başlıklı 36.maddesinde, “ (1) Mahkemekararı ile yapılan kayıt düzeltmelerindeaşağıdaki usûllere uyulur:/ a) Nüfuskayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyiisteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceğilüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafındanyerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukukmahkemesinde açılır. Kayıt düzeltme davaları(..)(1) nüfus müdürü veyagörevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülürve karara bağlanır. /b) (Değişik: 19/10/2017-7039/9 md.)Haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuyailişkin düzeltme yapılması hâkimden istenebilir. Addeğişikliği hâlinde, nüfus müdürlüğübu kişinin çocuklarının baba veya ana adınailişkin kaydı, soyadı değişikliğinde iseeşin ve ergin olmayan çocukların soyadını dadüzeltir./ c) Tespit davaları, kaydın iptali veyadüzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkileder. / (2) Kişilerin başkasına ait kaydıkullandıklarına ilişkin başvurular Bakanlıkçaincelenip sonuçlandırılır.” hükmü yeralmış; 4721 sayılı TürkMedenî Kanunu ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunuhükümlerine dayanılarak hazırlanmış olan“Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkinYönetmeliğin 4.maddesinde bu Yönetmeliğinuygulanmasında; Vatandaşlık durumu düzgünolmayan kişiler kütüğünün, Vatandaşlıkdurumu düzgün olmayanlar ile saklı nüfuslarınkaydedildiği defteri ifade edeceği tanımına yerverilmiş; Yönetmeliğin, “Vatandaşlıkdurumu düzgün olmayan kişiler kütüğü”başlıklı 36. maddesinde “ (1) Vatandaşlık durumudüzgün olmayan kişilere ait kütükleraşağıdaki esaslar çerçevesinde tutulur: a) Herilçe için bir vatandaşlık durumu düzgünolmayan kişiler kütüğü açılır. Bukütük kâğıt ortamında veya elektronik ortamdatutulur. Kütüğün kod numarası olarak o ilçeninkodu verilir. b) Vatandaşlık durumu düzgün olmayankişilerin tahmini sayısına göre her köy veya mahalleiçin bir defter veya defterin bir bölümükullanılabilir. Kullanmaya başlamadan defterin sayfa aralarıvalilik veya kaymakamlık mührü ile mühürlenip sonunakaç sayfadan ibaret olduğu yazılarak onaylanır. c) Birköyden olanların kayıtları o köy için birdenbaşlayan ve zincirleme devam eden bir sıra numarası altındayapılır. ç) Bir ilçede bir ciltten fazlavatandaşlık durumu düzgün olmayan kişilerkütüğü tutulursa her cilde 01 den başlamak vezincirleme devam etmek üzere numara verilir. (2) Vatandaşlıkdurumu düzgün olmayan kişiler kütüğündekikayıtlar hukukî açıdan kişinin kimliğinin vemedenî halinin tayininde esas alınır. Bu kütüklerdekikayıtlar kişinin Türk vatandaşlığıiçin karine olamayacağı gibi, bu konuda kişiye herhangibir hak bahşetmez. Bir hanede kayıtlı kişinin ailekütükleri ile isim benzerliği dolayısıylasoybağı kurulamaz. (3) Kişinin evlenme işlemleri bukayıtlara göre yürütülür, varsa doğumlaTürk vatandaşlığını kazanamamışçocukları bu kütükte kendi hanesine kaydedilir. (4)Vatandaşlık durumu düzgün olmayan kişilerkütüğü aile kütüklerinin tutulmasınailişkin esaslara göre tutulur. Bu kütükler üzerindesilinti ve kazıntı yapılamaz. Düzeltmeler ve yapılacaktesciller nüfus mevzuatının ilgili hükümlerinegöre yürütülür. (5) Bu kütüklerdençıkartılacak kayıt örneklerinin baş kısmına"Vatandaşlık durumu düzgün olmayan kişilerkütüğü kayıt örneği" ibaresi ve"Bu örneğe dayanılarak Türkvatandaşlığı iddia edilemez ve kişi veya kişilerhakkında Türk vatandaşı olarak işlemyapılamaz." açıklaması yazılır. (6)Türk vatandaşı olduğu iddiası reddedilenlerin bukütükteki kayıtları devam ettirilir.” denilmiştir. Son olarak, 4721 sayılıTürk Medeni Kanununun "Genel olarak soybağınınkurulması" başlıklı 282. maddesinde, " Çocuk ile ana arasındasoybağı doğumla kurulur. / Çocuk ile baba arasındasoybağı, ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur. / Soybağı ayrıca evlât edinmeyoluyla da kurulur." hükmüne, “Davada yetki ve yargılama usulü” üstbaşlığı altında, "Yetki"başlıklı 283. maddesinde, " Soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava veyadoğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesindeaçılır.” hükmüne; “Yargılama usulü” başlıklı284. Maddesinde, “Soybağına ilişkin davalarda,aşağıdaki kurallar saklı kalmak kaydıyla HukukUsulü Muhakemeleri Kanunu uygulanır: / 1. Hâkim maddîolguları re'sen araştırır ve kanıtlarıserbestçe takdir eder. / 2. Taraflar ve üçüncükişiler, soybağının belirlenmesinde zorunlu olan vesağlıkları yönünden tehlike yaratmayanaraştırma ve incelemelere rıza göstermekleyükümlüdürler. Davalı, hâkiminöngördüğü araştırma ve incelemeye rızagöstermezse, hâkim, durum ve koşullara göre bundanbeklenen sonucu, onun aleyhine doğmuş sayabilir.”hükmüne yer verilmiştir. Dava dosyalarınınincelenmesinden; davacının, Esenler NüfusMüdürlüğünce 5.4.2017 tarihinde düzenlenen“Yabancılar ve Vatandaşlık Durumları DüzgünOlmayan Kişiler Kütüğü Nüfus KayıtÖrneği”ne göre M. ve H.’nin kızı olarakSavur/ … doğum yeri ve tarihli, Medeni halinin Bekarolarak gözüktüğü; kütüğe tesciltarihinin 19.1.2012 olduğu; H. G.’ün nüfus kayıtörneğinde, çocuklarının arasında davacıFehime’nin adına rastlanmadığı; S. Y.’innüfus kaydında, Burhan, Aynur, Fatma, Berivan ve Dilber’inannesi olarak davacı Fehime’nin adının yeraldığı, S. Y.’in eşi olarak Sakine’nin görüldüğü; Davacının, nüfusa kayıtve tescil edilmesi istemiyle yaptığı başvuruyakarşılık, İdarece verilen 2012 ve 2018 tarihli cevapyazılarında; adı geçenin, 5901 sayılıTürk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasınaİlişkin Yönetmeliğin 63.maddesi uyarınca tıbbirapora dayanılarak yetkili Türk mahkemelerince tespit kararıedilmesi halinde vatandaşlık durumunun değerlendirileceğininbildirildiği; davacının ilk olarak, adli yargıyerinde açtığı davada; vatandaş olarak bu günekadar her hangi bir kimlik çıkartmadığını;nüfus cüzdanı verilmesi için nüfusmüdürlüğüne müracaat ettiğini ancak,mahkemenin tespit kararının ibrazı halinde gereğininyapılacağı şeklinde cevap verildiğini; mağduriyetyaşadığını, hiçbir sosyal güvencedenfaydalanmadığı gibi seyahat bile edemediğini belirterek;nüfus kaydının tespiti ile tarafına nüfuscüzdanı verilmesine karar verilmesini talep ettiği; Asliye HukukMahkemesinde görülen davada Mahkemenin, davacınıntalebini de dikkate alarak; davanın, bir kısım talepleryönünden nüfus kayıtlarında düzeltmeyapılması, bir kısım talepler yönünden isesoybağını ilgilendirir mahiyette olduğunu, sonuçta bir bütün olan ve biri hakkında verilecekkararın diğerini doğrudan ilgilendirenuyuşmazlığın bütün olarak özel yetkiliaile mahkemesinde çözümlenmesi gerektiğigörüşüyle görevsizlik kararı verdiği; Aile Mahkemesinin de, davacının annesi ve kardeşleriolduğunu iddia ettiği kişilerin ifadesine debaşvurduğu ancak sonuçta; Yargıtay veDanıştay’ın verdiği bazı kararlar doğrultusunda,saklı nüfusla ilgili davalarda görevli mahkemelerin idaremahkemeleri olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararıverdiği; davacının, adli yargı sürecinden sonra tekrarİdareye başvurduğu ancak talebinin öncekigörüş doğrultusundakarşılanmadığı; bunun üzerine idari yargıyerinde açtığı davada, önceki taleplerinin biruzantısı olarak; Türk vatandaşı olduğunun tespitiamacıyla Mahkemeye başvuru yaptığını; Halime veMehmet Güngör’ün kızı olduğunu, Fikri,Suphi, Muhterem, Fahri ve Leyla’nın kardeşleriolduğunu ispat etmek ve vatandaşlık kaydını almak istediğini ifade ederek; Türk Vatandaşı olaraknüfus kütüğüne kaydınınyapılmasını talep ettiği anlaşılmıştır. Konuya ilişkin mevzuathükümleri ve somut olay birlikte irdelendiğinde; esas olarak doğum veölüm olaylarının nüfus kütüğünegeçirilmesinin Yasa ve Yönetmelikle Nüfus İdaresineverilmiş idari bir görev olduğunda, bu bağlamda; ilgililerinsaklı nüfustan sicile kaydedilmesinin de nüfus idaresine verilenidari görevlerin bir parçası olduğunda; aynışekilde, ilgili yönetmelik hükmüne göre, vatandaşlık durumu düzgün olmayan kişilerkütüğündeki kayıtların tutulmasının ve düzenlenmesigörevinin de İdareye verilmiş olduğunda tartışmabulunmadığı; buna karşılık “Düzgün OlmayanKişiler Kütüğü”ne kayıtlıdavacının mevcut durumu ve ileri sürdüğütaleplerine göre; davanın kısmen nüfuskayıtlarında düzeltme yapılmasınıgerektirdiği, büyük oranda da soybağınıilgilendiren bir nitelik taşıdığıgözetildiğinde; uyuşmazlığın Medeni Kanunhükümleri uyarınca adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle,Ankara 5.İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ileBakırköy 8.Aile Mahkemesinin 24.10.2018 gün ve E:2017/708,K:2018/790 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Ankara 5.İdare Mahkemesinin BAŞVURUNUN KABULÜ ileBakırköy 8.Aile Mahkemesinin 24.10.2018 gün ve E:2017/708,K:2018/790 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 25.3.2019 gününde OY BİRLİĞİİLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Birol DURSUN BOZER AKSU SONER Üye Üye Üye Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy