T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018 / 879
KARAR NO : 2019 / 125
KARAR TR : 25.2.2019
ÖZET : Davacının maliki olduğu taşınmazlara, davalı İdarenin iş makinalarıyla müdahalede bulunarak toprak götürdüğünden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davanın ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : M. K.
Vekili : Av.F. Ç.
Davalı : Şanlıurfa Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı
Vekili : Av. A.A.
O L A Y : Davacı vekili; Davalı BelediyeBaşkanlığının, müvekkilinin malikibulunduğu Şanlıurfa İli, Halfeti ilçesi,Şimaliye Mahallesi 303 ada 14 ve 15 parsel sayılıtaşınmazlara iş makinası ile müdahalede bulunaraktoprak götürdüğünü, bunun sonucu olarakmüvekkilinin zarara uğradığını vearsasını kullanamaz hale geldiğini; yapılan uyarılararağmen tecavüzlerine son vermediğini ifade ederek; fazlaya ilişkintalep ve tazminat hakları saklı kalmak kaydı ile, anılantaşınmazlara davalı tarafından yapılanTecavüzün Men-i’ne; dava konusu taşınmazdantoprak götürmesi nedeniyle 500 TL tazminatın dava tarihindenitibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesiistemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.
HALFETİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ:2.5.2018gün ve E:2017/46, K:2018/40 sayı ile, “(…)Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talebinden ibarettir.
T.C. Anayasanın 125. maddesinin 1.fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu, aynımaddenin son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüolduğu kuralına yer verilmiştir.
Genel anlamı ile tam yargı davaları,idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zararauğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminatdavalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddiyönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri,hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespitedecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğükamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminleyükümlü olup; idari eylem veya işlemlerden doğanzararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuruveya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğubir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veyaişleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veyaboşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötüişlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesihallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazminyükümlülüğünün doğmasına yolaçmaktadır.
Sıdık Sami ONAR hocamıza göre, hizmetkusuru amme hizmetlerinin hukuki bünyesi ve bundan çıkanDevletin borcu ile izah edilir.
Hizmet Kusuru, idarenin kusuru olması hasebiyle, idarehukuku çerçevesine giren bir konu olup, özel hukukesaslarına tabi değildir. İdare Hukukuna mahsus, müstakilbir özelliğe sahiptir. Hizmet kusurunun tespiti hususundaözellikle idari yargı içtihatlarına bakmak gerekmektedir.
Öncelikle bu kusurun, ismen, cismen malum ve belirlibir kişiye, tayin ve teşhis edilen bir ajan ve memura atıf ve izafesinegerek yoktur. Zira hizmet kusuru belirli bir ajan ve memurun şahsınadönen kişisel bir kusur olmayıp; belirli bir kamu hizmetinigörmekle yükümlü olan idare teşkilatına, idaretüzel kişisine, idareye; bu hizmeti yürütmeklemükellef olması itibariyle terettüp eden bir kusurdur. Buitibarla kusurun belirli bir ajanla, memurla herhangi bir bağıyoktur. Hizmet kusuru teorisine göre kusurluluğuna hükmedilenajan değil, hizmetin ta kendisidir. Ayrıca hizmet kusurubütün kamu hizmetleri için söz konusudur.
Hizmet kusuru, olaylara göre değişen vefarklı nitelikler gösterebilen bir kavramdır. Somut kriterlerlesınırlar ile bağlı değildir. Bir hizmet kusurununvarlığı, her hadisede hal ve vaziyetin icaplarına veözelliklerine göre tespit edilir. Burada dikkat edilmesi gerek birdiğer önemli nokta ise idarenin hizmet kusuru ile fiili yolayrımıdır.
Ord.Prof.Dr. S. S. O. fiili yolu, idarenin icrayayönelik maddi faaliyet ve hareketleri sırasında ağırbir surette usulsüz hareketleriyle, diğer bir deyimle usuldışı sayılacak fiil ve hareketleriyle ferdin mülkiyethakkına, ferdi hürriyetlere veya herhangi bir kamu hürriyetinetecavüz olarak tanımlamaktadır.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta hizmet kusurunun esasitibariyle idarenin sorumluluğu olarak sayılmakta iken; fiili yolunidarenin değil, bizzat memurun sorumluluğunu doğurduğudur.Hizmet kusuru anonim bir kusurdur, fiili yol bir şahsamünhasırdır
Yapılan açıklamaları somutolayımızda değerlendirdiğimiz zaman; Davalı kurumunyol yapım çalışmalarında kullanmak üzerezamanında Halfeti Belediyesi'nin mülkiyetine tabitaşınmazlardan kum çekme işleminigerçekleştirilmiş olması olayında idarenin hizmetkusurunun bulunduğunun kabulü gerekir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığınkaynağının idarenin hizmet kusuruna dayanması nedeniyleuyuşmazlığın İdari Yargı Merciindegörülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
6100 sayılı HMK'nın 114/c maddesi mahkemeningörevli olmasını dava şartı olarak kabuletmiştir. 115. maddede ise "Mahkeme dava şartınoksanlığını tespit ederse davanın usulden reddinekarar verir. " şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Budurumda açılan davada mahkememizin görevliolmadığı, bu şekilde dava şartınınoluşmadığı kanaatine varılmakla davanın usuldenreddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hükümkurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanannedenlerle
1-HMK'nın 114/1-b maddesi uyarınca YARGI YOLUNUNCAİZ OLMAMASI NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE…”karar vermiş, bu karar istinaf yoluna başvurulmaksızınkesinleşmiştir.
Davacı vekili bu defa, dava konusutaşınmazlardan toprak götürmesi nedeniyle 500,00 TLtazminatın Adli yargıda dava açmış bulundukları27.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktetahsiline karar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
ŞANLIURFA 1.İDARE MAHKEMESİ:18.10.2018 tarihve E:2018/440 sayı ile, “(…) Görevhususu bakımından maddî olayın değerlendirilmesi;
2577 sayılı Kanun hükümlerinegöre, "idarenin eylemleri"nden kaynaklı olanuyuşmazlıklar değil, "İdarî eylem"denkaynaklı olan uyuşmazlıklar İdarî yargınıngörev alanına girmektedir.
Zirâ "İdarî eylem" kavramıfarklı bir kavramdır, "idarenin eylemi" kavramıfarklı bir kavramdır.
Dolayısıyla idareden sadır olan her hareketidarenin eylemidir; ancak idareden sadır olan her hareket, "idarieylem" niteliği taşımamaktadır.
Diğer bir deyişle bir hareketin, kamu hukukutüzel kişileri (idare) tarafından icra edilmesi, bu hareketinher hal ve şartta idari eylem niteliğinin bulunduğunugöstermemektedir.
Nitekim, "idari usuller ve esaslardışında kalan, hadbehad biçimdeki idarenineylemleri" birer fiilî yoldur ve haksız fiil niteliğindekieylemlerdir. Dolayısıyla idareden sadır olmakla birlikte,"fiilî yol" niteliği taşıyan idareninhareketleri "idari eylem" niteliği taşımamakta;"haksız fiil" niteliği taşımaktadır.
Bu açıdan, "idari eylem"ler"hizmet kusuru" bağlamında incelemeye tabi tutulmakta iken,"fiilî yola ilişkin idarenin eylem"leri "haksızfiil" bağlamında incelemeye tabi tutulmaktadır.
Bu duruma istinaden, fiilî yol niteliğindekiidarenin eylemleri, birer idari eylem olmadıklarından, bunlardankaynaklı olan uyuşmazlıklar da adlî yargınıngörev alanına girmektedir.
Maddî olayda;
-Yol yapımı yahut otoparkçalışması esnasında Şanlıurfa İli,Halfeti İlçesi, Şimaliye Mahallesi'nde kain 3003 ada, 14 ve 15parsel sayılı taşınmazlardan toprak/kum alınmasıve kullanılması yönünde;
i) Şanlıurfa Büyükşehir BelediyeMeclisince alınmış herhangi bir karar olmaksızın,
ii) Şanlıurfa Büyükşehir BelediyeEncümenince alınmış herhangi bir kararolmaksızın,
iii) Şanlıurfa Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı yahut Fen İşleriMüdürlüğünce alınmış herhangi bir kararolmaksızın/işlem tesis edilmeksizin,
davalı idare tarafından, (Asliye HukukMahkemesi'nin dava dosyasında keşif icrası suretiyleyaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tanzim edilen15.11.2017 tarihli bilirkişi raporundan daanlaşıldığı üzere) uyuşmazlığakonu taşınmazlardan (yarma yapılarak) malzemealımı/kum alımı yapıldığıanlaşılmaktadır.
Bahse konu şekildeki çalışma ise,"İdarî usuller ve esaslar dışında kalan,hadbehad biçimdeki eylem" niteliğinde olup; bu niteliğiitibariyle "fiilî yol" kapsamındaki bir eylemdir.
Bu durumda; "İdarî eylem"kavramının farklı bir kavram, "idarenin eylemi"kavramının farklı bir kavram olması hususu ile idarenin"İdarî eylem" niteliğinde olmayan eylemlerinin"haksız fiil" ve "fiilî yol" nitelikleribirlikte ele alındığında; davalı tarafındaniş makineleriyle kum çekilmesi dolayısıyla "1)müdahalenin men'ine karar verilmesi ve 2) parsellerden alınantoprağa karşılık faizi ile birlikte 500,00-TL tazminatödenmesine hükmedilmesi" talepli davanın görüm veçözüm yerinin, adlî yargı olduğu sonucunavarılmıştır.
Hüküm;
Açıklanan nedenlerle;
1) Adli yargının görev alanına girendavada; Mahkememizin görevli olmadığına, 2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesi uyarıncagörevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konudaUyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadarertelenmesine…” karar vermiştir.,
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 25.2.2019günlü toplantısında:
I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre; İdare Mahkemesince, 2247 sayılıYasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu,idari yargı dosyasının Mahkemece, ekinde adli yargıdosyasının onaylı sureti ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoy birliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın davada adli yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacının maliki olduğutaşınmazlara, davalı İdarenin iş makinalarıylamüdahalede bulunarak toprak götürdüğünden bahisleuğranıldığı ileri sürülen zararıntazmini istemiyle açılmıştır.
5393 sayılı Belediye Kanununun “Amaç”başlıklı 1.maddesinde; “BuKanunun amacı, belediyenin kuruluşunu, organlarını,yönetimini, görev, yetki ve sorumlulukları ileçalışma usûl ve esaslarını düzenlemektir.”hükmüne; “Belediyenin görev ve sorumlulukları”başlıklı 14.maddesinin birinci fıkrasının abendinde; Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmakşartıyla;
a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibikentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri;çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katıatık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans;şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar;ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut;kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spororta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları (BuKanunun 75 inci maddesinin son fıkrası, belediyeler, il özelidareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesioldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştaydenetimine tabi şirketler tarafından, orta ve yükseköğrenim öğrenci yurtları ile Devlete ait herderecedeki okul binalarının yapım, bakım veonarımı ile tefrişinde uygulanmaz.); sosyal hizmet veyardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi veticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır.(Mülga son cümle: 12/11/2012-6360/17 md.) (…) (Ekcümleler: 12/11/2012-6360/17 md.) Büyükşehir belediyeleriile nüfusu 100.000’in üzerindeki belediyeler, kadınlar veçocuklar için konukevleri açmak zorundadır.Diğer belediyeler de mali durumları ve hizmet önceliklerinideğerlendirerek kadınlar ve çocuklar için konukevleriaçabilirler.” hükmüne yer verilmiştir.
İdarenin yürütmekle yükümlübulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu planve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları,su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi vebakımı sırasında kişilere verdiği zararlarıntazmini istemiyle açılacak davaların görüm veçözümünün, idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafındanaçılacak tam yargı davaları kapsamında yargısaldenetim yapan idari yargı yerine ait olduğu; idarece herhangi birayni hakka müdahalede bulunulduğu; özel mülkiyete konutaşınmaza kamulaştırmasız elatıldığı veya plan ve projeye aykırı işgörüldüğü iddiasıyla açılacakmüdahalenin men'i ve meydana gelen zararın tazminidavalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesineve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerinegöre adli yargı yerince çözümleneceği, yerleşikyargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Nitekim yukarıda belirtilen genel kabuldoğrultusundaki Yargıtay İçtihadı BirleştirmeKurulu’nun 11.2.1959 günlü, E:1958/17, K:1959/15sayılı kararının, III. Bölümünde,“İstimlâksiz el atma halinde amme teşekkülüİstimlâk Kanununa uygun hareket etmeden ferdin malınıelinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekettebulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdan dava Medeni Kanunhükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesiveya haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın tazmini davasıdır.Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.
Bundan başka, bir amme teşekkülütarafından bir tesisin yaptırılması sırasındaDevlet malı olmayan yerlerden toprak alınması veya böyleyerlere toprak veya moloz yığılması neticesinde meydanagelen zararların tazmini davası da başkasınınmalına amme teşekkülünün dilediği gibi el atmahakkı bulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelerebaşkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesinigerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiildendoğan bir tazminat davası sayılır.
Yapılan işlerin plan veya projeyeaykırı olarak yapılması hali de idari kararaaykırı bir hareket bulunması itibariyle yine idari kararıntatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bu bakımdan bu iddia ileaçılmış bir dava haksız fiilden doğan birdavadan ibaret olacaktır.
Bu bentte anılan davalar,içtihadı birleştirme kararınındışında kaldıklarından kararın bunlaraşümulü yoktur” denilmektedir.
Davacı vekili, müvekkilinin malikibulunduğu Şanlıurfa İli, Halfeti ilçesi,Şimaliye Mahallesi 303 ada 14 ve 15 parsel sayılıtaşınmazlara, Davalı BelediyeBaşkanlığının iş makinası ilemüdahalede bulunarak toprak götürdüğünü,bunun sonucu olarak müvekkilinin zararauğradığını ve arsasını kullanamaz halegeldiğini; yapılan uyarılara rağmen tecavüzlerine sonvermediğini ifade ederek; davalı tarafından yapılantecavüzün men-ine; taşınmazlardan toprakgötürmesi nedeniyle 500 TL tazminatın tahsiline karar verilmesiistemiyle dava açmıştır.
Davadosyalarının incelenmesinden; uyuşmazlığınçözümü amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince yerindekeşif yapıldığı; konuya ilişkin olarakbilirkişilerden raporlar alındığı; bunagöre, Fen Bilirkişisi ve Harita Mühendisi tarafındanmüştereken hazırlamış olan 15/11/2017 havale tarihliraporda; dava konusu 303 ada 14 ve 15 parsellerden 17/08/2011 tarihi ilekeşif günü arasında geçen sürede 3518,099 m3 'lük yarma yapılarak malzeme alımıyapıldığının; İnşaat Bilirkişisininhazırlamış olduğu 17/11/2017 tarihli raporda ise; davakonusu parsellerin Şimaliye Mahallesi sınırlarıiçerisinde kaldığının, keşif esnasındamahallinde yapılan incelemede taşınmazın zeminininçukur alanlardan oluştuğunun, taşınmazda kazıçalışmaları yapıldığının,taşınmaz zemininde bulunan malzemenin kum (bayındır kum)olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Mülkiyeti davacıya aittaşınmazlardan, izin alınmadan davalı idarece toprakgötürdüğü ve taşınmazların kullanamazhale geldiği iddia edilerek uğranılan zararın tazminisöz konusu olduğundan, davanın haksız fiildendoğan bir tazminat davası sayılacağı kuşkusuzdur.
Belirtilen duruma ve davanınniteliğine göre, idarenin ayni bir hakka müdahalesinin hukukauygunluğunun yargısal denetimi işin esasınıteşkil etmekte olup, açılan dava ile bir idari tasarrufuniptalinin ya da böyle bir tasarruf nedeniyle uğranılanzararın tazmininin istenilmemiş bulunması karşısında,haksız fiilden doğan zararların tazmini davasının,özel hukuk hükümlerine göre görüm veçözümünde adli yargı yeri görevlibulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Şanlıurfa1. İdare Mahkemesi’nin başvurusunun kabulü ile, HalfetiAsliye Hukuk Mahkemesinin 2.5.2018 gün ve E:2017/46, K:2018/40 sayılıgörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.
S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Şanlıurfa 1. İdare Mahkemesi’ninBAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Halfeti Asliye Hukuk Mahkemesinin 2.5.2018gün ve E:2017/46, K:2018/40 sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 25.2.2019 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane
AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy