T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018 / 838
KARAR NO : 2019 / 123
KARAR TR : 25.2.2019
ÖZET : Davacıların taşınmazının yakınında karayolu yapımı sırasında çıkan hafriyatın dereye dökülmesi sonucu yükselip yönünü değiştiren derenin suları nedeniyle davacıların taşınmazlarını kullanamamalarından doğan zararın tazmini istemiyle açılan davanın İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacılar :1-M.T.ve diğ.
Vekili :Av. S. G.
Davalılar : 1-Bitlis İl Özel İdaresi
Vekili : Av.Ö. S.
2-Devlet Su İşleri GenelMüdürlüğü
Vekili :Av.İ. H.
O L A Y :Davacılar vekili dilekçesinde; Bitlis İli Mutkiİlçesi sınırları içerisinde bulunanTaşboğaz Köyünde İl Özel İdaresitarafından yapılan yol yapım çalışmasısonrasında dere yatağının değiştirildiğinive müvekkillerine ait taşınmazların kalıcı olaraksular altında kaldığını; bu nedenlemüvekkillerinin tapulu taşınmazlarında hiçbirşekilde tasarrufta bulunamadıklarını; 4721 SayılıTMK'nun 715. maddesinde, "sahipsiz yerler ile yararı kamuya aitmalların devletin hüküm ve tasarrufu altında"olduğu, "aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya aitsular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarımaelverişli olmayan yerlerin ve bunlardan çıkan kaynaklarınhiçbir şekilde özel mülkiyete konuolamayacağı"nın düzenlendiğini; yine,Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre deakarsular, nehirler, ırmaklar ve çayların kişiselmülkiyetin dışında bırakıldığını,buna göre; dere yatağının değişmişolması nedeniyle müvekkillerinin davaya konu tapulutaşınmazlarından hiçbir şekilde ve hiçbirsuretle tasarruf edemeyeceklerini; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun2015/101 E., 2016/301 K. ve 09.03.2016 tarihli kararında da, zararınmeydana gelmesine sebebiyet veren ve gerekli önlemi almayanmüdürlüklerin sorumluluğunun açık birşekilde belirtildiğini; dere yatağınınkalıcı olarak müvekkillere ait taşınmazdangeçmesi nedeniyle, müvekkillerin yoksun kaldığıfayda nedeniyle her bir taşınmaz için ayrı ayrıolmak üzere geçmişe dönük 5 (beş)yıllık şimdilik 1.000 TL ecrimisil bedelinin de hesaplanarakdavalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmek gerektiğini; akarsu yatağındaki değişikliğin sürekli nitelikteolması ve müvekkilin kendine ait taşınmazda hiçbirşekilde tasarrufta bulunamaması nedeniylekamulaştırmasız el atma nedeniyle kamulaştırma bedelive meydana gelen zararın tazminini talep ederek dava açmazorunluluğu hasıl olduğunu ifade ederek; taşınmazlarınsu altında kalan bölümünün bedeli olarak her birtaşınmaz için 1.000 TL'nin şimdilik(toplamda 5.000TL'nin); 5 (Beş) yıllık ecrimisil bedelinin de her birtaşınmaz açısından ayrıca hesaplanarakdavalılardan yasal faiziyle birlikte şimdilik 1000 TL'nin tahsilinekarar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
MUTKİASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 8.5.2018 gün ve E: 2017/64, K:2018/53sayı ile, “(…)Yargı yolu kavramı, bir hukuksisteminde herhangi bir davanın o hukuk sistemine dahil yargıhaklarından hangisinde bakılacağını ifade eder.Uyuşmazlığın hangi yargı kolundabakılacağı hususu, davanın genel şartlarındanolup mahkemece resen dikkate alınması gerekir.
İdarehukukunda idarenin iki tür sorumluluğu kabul edilmektedir. Biriidarenin özel hukuk ilkeleri doğrultusunda yaptığısözleşmelerden kaynaklanan özel hukuk sorumluluğu;diğer ise, idarenin idare hukuku ilkeleri doğrultusundayapmış olduğu sözleşmeler ve idarenin hertürlü işlem ve eyleminden kaynaklanan kamu hukuku ilkeleridoğrultusunda oluşmuş idare hukukuna özgü sorumluluktürüdür. İdarenin kişilere verdiği zararlarıtazmin yükümlülüğü, idarenin "hizmetkusuruna(kusurlu sorumluluk)" ve "kusursuz sorumluluğuna"dayanmaktadır.
İdareninkusuruna dayanan sorumluluğu, uygulamada, hizmet kusuru kavramı ileanlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam ve kapsamlı birtanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrindehizmet kusuru; idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamuhizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında,bünyesinde, personelinde veyahut işleyişinde bir takımaksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik,eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkmasışeklinde tanımlanmaktadır.(SARICA Ragıp, İstanbulÜniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası,"hizmet kusuru vekarakterleri", Y.1949, C.15,S.4,S.858; Atay Ender Ethem, İdareHukuku, Ankara 2006,S.571;Yıldırım Turan, İdari Yargı,İstanbul 2008,S.253)
Hizmetkusurunun üç durumda varlığı hem yargıiçtihatları hem de öğreti tarafından kabuledilmiştir. Bu üç durum; hizmetin hiç işlememesi,hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesidir.Buna göre idare kural olarak yürüttüğü kamuhizmetinin nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminleyükümlü olup, İdari Yargılama Usulü Kanununun"İdari dava türleri ve idari yargı yetkisininsınırı" başlıklı 2. maddesinin 1.fıkrasının "b" bendi gereğince "İdarieylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar" idari yargı yerinde tam yargı davasıaçabilecektir. Yine İYUK 15/I-a maddesinde ise, adliyargının görevli olduğu konularda açılandavaların reddine karar verileceği de hükmebağlanmıştır.(Yargıtay 17. HD, 2015/5268 E,2017/11408K)
İlÖzel İdareleri kamu tüzel kişiliğini Anayasa’danalan kuruluş olup yapılan son değişikliklerle DSİ dekamu tüzel kişiliğine kavuşturulmuş bir kuruluşolmakla Bitlis İl Özel İdaresi ve DSİ kamu tüzelkişiliğini haiz kuruluşlar olup, kamu hizmeti görmekleyükümlü bulunması nedeniyle kamu hizmetisırasında verdikleri iddia olunan zararlardan dolayı oluşansorumlulukları özel hukuk hükümlerine tabiolmadığı, kamu tüzel kişilerinin yasalartarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerinkullanılması sırasında oluşan zararlar, niteliğiitibariyle hizmet kusurdan kaynaklanan zararlar olup, bu zararlarıntazmini amacıyla anılan idarelere karşı yukarıda izahedildiği gibi hizmet kusurlarına dayalı olarak İdariYargılama Usulü Hakkındaki Kanunun 2.maddesi hükmüuyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikameedilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
İlerisürülüş biçimine göre davacı vekili davadilekçesinde il özel idaresinin yol yapımçalışmaları sonrasında dere yatağınındeğişip müvekkillerine ait olan taşınmazlarınkalıcı olarak sular altında kaldığını, yinedavacı asil 08/05/2018 tarihli katıldığı celsedekibeyanında yol yapım çalışmalarısırasında çıkan hafriyatın dereyatağınadöküldüğü, hafriyat dökülmesi neticesindedereyatağının yükseldiği ve neticededereyatağının yol yapım çalışmasındankaynaklı yönünün değiştiği vetaşınmazının sular altındakaldığını iddia etmekle açıkça, idareninhizmet kusuruna dayanmıştır. Davalı Devlet Su işleriGenel Müdürlüğü ve Bitlis İl Özelİdaresi kamusal kurallar çerçevesinde faaliyetgöstermekte olup, eylem ve işlemleri de kamusal niteliktedir ve kamuhizmeti kavramı çerçevesindedir. Kamu hizmetiningörülmesi sırasında ve hizmet kusurundan doğan zararlarıngideriminde idari yargı görevlidir.( 2577 sayılı İYUK2. maddesi, Yargıtay 4. HD 2017/164E, 2017/2596K)
Benzer biruyuşmazlıkta aynı ilkeler Danıştay İdari DavaDaireleri Kurulunun 26.02.2015 tarih, 2015/493 Esas ve 2015/557 Kararsayılı ilamında da benimsenmiş ve idari yargı kolunungörevli olduğu değerlendirilmiştir.
Mahkememizdeyapılan açık yargılama, toplanan deliller, tarafbeyanları ile dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler hepbirlikte değerlendirildiğinde; öncelikle HMK'nın 114/1-b maddesigereğince yargı yolunun caiz olması hususu davaşartlarından olup, bu nedenle mevcut davanın da yukarıdaaçıklanan gerekçelerle idari yargı yerindegörülmesi gerekli davalardan olduğu, taraflarcayargılamanın her aşamasında ilerisürülebileceği gibi mahkemelerce resen gözetilmesi gerekenbir husus olduğu, mahkememizin Bitlis İl Özel İdaresi veDevlet Su İşleri Genel Müdürlüğü aleyhineadli yargı yolu bakımından görevsiz bulunduğu, davayaidare mahkemesinin bakmakla görevli olduğu ve HMK'nın 114/b maddesindebelirtilen dava şartının bulunmadığıanlaşıldığından, aynı kanunun 115/2 maddesiuyarınca davacı tarafından davalı karayolları genelmüdürlüğü aleyhine açılan davanınusulden reddine (Erzurum BAM,2017/362 E, 2017/ 351 K- Erzurum BAM, 2017/ 295 E,2017/273 K) karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekildehüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığıüzere;
1-Davayaidare mahkemesinin bakmakla görevli olduğu ve HMK'nın 114/bmaddesinde belirtilen dava şartının bulunmadığıanlaşıldığından, aynı kanunun 115/2 maddesiuyarınca davanın USULDEN REDDİNE(…)” kararvermiş; yasal süre içerisinde istinaf yolunabaşvurulmayan karar kesinleşmiştir.
Davacıvekili bu kez aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
VAN1.İDARE MAHKEMESİ;31.10.2018 gün ve E:2018/1619 sayı ile,“(…) 2576 sayılı Kanun'un 6. maddesinde "VergiMahkemeleri;
a) Genelbütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait,vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler vebunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları,
b) (a)bendindeki konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının TahsiliUsulü Hakkındaki Kanunun uygulamasına ilişkindavaları,
c)Diğer kanunla verilen işleri,
çözümler"hükmü yer almaktadır.
AyrıKarun'un 5. maddesinin 1. fıkrasında da İdare Mahkemelerinin,Vergi Mahkemelerin görevine giren davalar ile Danıştay daçözümlenecek olanlar dışındaki iptaldavaları ile tam yargı davalarını, tahkim yoluöngörülen imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç,kamu hizmetlerinin birinin yürütülmesi için yapılanidari sözleşmelerden dolayı taraflar arasındaçıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar ve kanunlarlaverilen diğer işleri çözümleyeceği hükmebağlanmıştır.
2942sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Yetkili vegörevli mahkeme ve yargılama usulü" başlıklı37. maddesinde; Bu Kanundan doğan tüm anlaşmazlıklarınadli yargıda çözümlenmesi gerekenleri, taşınmazmalın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemelerinde basit yargılamausulü ile görülür." hükmüne yerverilmiştir.
4721sayılı Türk Medeni Kanunu'nun '‘Sahipsiz yerler veyararı kamuya ait mallar” başlıklı715.maddesi'nde,"Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar,Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Aksiispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler,dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler vebunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildirve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz. Sahipsizyerler ile yararı kamuya ait malların kazanılması,bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılmasıözel kanun hükümlerine tâbidir." hükmüneyer verilmiştir.
Uyuşmazlıkkonusu olayda; davacılar tarafından, yol yapımçalışmaları sonrasında dere yatağınındeğişmesi nedeniyle taşınmazlarınınkalıcı olarak su altında kaldığı belirtilerekkamulaştırma ve ecrimisil bedelinin talep edildiği, akarsuyatağındaki değişikliğin sürekli nitelikteolduğu ve bu kapsamda dava konusu taşınmazların özelmülkiyete konu olamayacağı göz önündebulundurulduğunda, su altında kalan taşınmazlarınbedelinin 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanundaki esaslarçerçevesinde tespitinin gerektiğianlaşıldığından dava konusu uyuşmazlıktaadli yargı mercilerinin görevli olduğu sonuç ve kanaatineulaşılmıştır.
Açıklanannedenlerle; adli yargının görev alanına giren davadaMahkememizin görevli olmaması ve Mutki Asliye Hukuk Mahkemesitarafından görevsizlik kararı verilmiş olmasınedeniyle. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluşve İşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesi uyarıncagörevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanınUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve işin incelemesininbu konuda Uyuşmazlık Mahkemesi'nce karar verilinceye kadarertelenmesine…” karar vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 25.2.2019günlü toplantısında:
I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine görebaşvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargıdosyasının Mahkemece ekinde adli yargı dosyası ile birlikteUyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkinherhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, yapılanyol yapım çalışmaları sonrasında dereyatağının kalıcı olarak değiştiği vedavacıların taşınmazlarının su altındakaldığı ve bu taşınmazlardan hiçbirşekilde ve hiçbir suretle tasarruf edemeyeceklerinden bahisle; kamulaştırmabedeli ve meydana gelen zararın tazmini ile ecrimisilalacağının ödenmesine karar verilmesi istemiyleaçılmıştır.
İdareninyürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetineilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projenin hukukaaykırı olduğu nedeniyle iptalleri için menfaatleri ihlaledilenler tarafından açılacak davalar ile idarenin aynıplan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, suyolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesive bakımı sırasında kişilere verdiğizararların tazmini istemiyle idari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacakdavaların görüm ve çözümünün, iptalve tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapanidari yargı yerine ait olduğu, idarece herhangi bir ayni hakkamüdahalede bulunulduğu, özel mülkiyete konutaşınmaza kamulaştırmasız elatıldığı veya plan ve projeye aykırı işgörüldüğü iddiasıyla açılacakmüdahalenin men’i ve meydana gelen zararın tazminidavalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesineve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerinegöre adli yargı yerinde çözümleneceği,yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Davadosyaları incelendiğinde, dava konusu edilentaşınmaza/taşınmazlara ilişkin olarak, Mahkemelerce keşif ve bilirkişi incelemesiyapılmadığı görülmüştür. Bunedenle, görev uyuşmazlığınınçözümü açısından yapılanincelemede; (Mutki Asliye Hukuk Mahkemesinin 8.5.2018 gün ve E:2017/64,K:2018/53 sayılı kararında da belirtildiği üzere,) davacıvekilinin dava dilekçesinde il özel idaresinin yol yapımçalışmaları sonrasında dere yatağınındeğişip müvekkillerine ait olan taşınmazlarınkalıcı olarak sular altında kaldığını iddiaettiği; ayrıca, davacının 08.05.2018 tarihinde katıldığı 3.celsedeki beyanında; yol yapımçalışmaları sırasında çıkanhafriyatın dere yatağınadöküldüğünü, hafriyat dökülmesineticesinde derenin/nehirin yaklaşık 1,5-2 metreyükseldiğini, dere yatağının yönününkendi taşınmazlarına doğru çevrildiğini, budere yatağının yönünün değişiptaşınmazlarından geçtiği tarihten beri tapulu olantaşınmazlarını kalıcı olarakkullanamadığını, 1980’li yıllarda yapılanbahse konu karayolunun, son yıllara kadar hala genişletilmekte vedere yatağının taşınmazları kalıcıolarak sular altında bırakmakta olduğunu ve zararınıngiderilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Bubağlamda, davalı idare/ya da idarelerce, davacılarıntaşınmazlarına fiilen el atılmadığı; ancak,taşınmazın yakınında karayolu yapılması,karayolunun yapımı sırasında çıkanhafriyatın dereye dökülmesi sonucu yükselip yönünüdeğiştiren derenin suları nedeniyle davacılarıntaşınmazlarını kullanamamalarından doğan zararıntazmini istemiyle davanın açıldığı sonucunavarılmaktadır.
Anayasanın125 inci maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüolduğu kurala bağlanmış olup, bununla birlikte idareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişinde nesnel nitelikli bozukluk,aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusurununhizmetin kötü işlemesi veya hiç işlememesi hallerindegerçekleştiği ve bunun idarenin tazminyükümlülüğünün doğmasına yolaçtığında kuşku bulunmamaktadır.
Öteyandan, kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarakyürütülüp yürütülmediğinin, kamuyararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin,hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunupbulunmadığının yargısal denetiminin, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2.maddesinde “idari dava türleri” arasında sayılan“idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlartarafından açılacak tam yargı davası”kapsamında, idari yargı yerlerince yapılacağıaçıktır.
Belirtilen durum karşısında, davanıngörüm ve çözümü idari yargı yeriningörevine girdiğinden, Van 1.İdare Mahkemesinin 31.10.2018gün ve E:2018/1619 sayılı başvurusunun reddi gerekmiştir.
S O N UÇ : Davanın çözümündeİDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Van 1.İdare Mahkemesinin 31.10.2018 gün veE:2018/1619 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 25.2.2019gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane
AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy