T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019 / 108
KARAR NO : 2019 / 139
KARAR TR : 25.2.2019
ÖZET : Karayolunda meydana gelen trafik kazasında sigortalı aracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigorta şirketinin, zararının davalı idarece giderilmesi istemiyle açtığı davanın, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : Quick Sigorta A. Ş.
Vekili : Av. S.T., Av.T.G.
Davalı : Diyarbakır Bağlar BelediyeBaşkanlığı
Vekili : Av. S. K.
O L A Y :Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili şirkettarafından sigortalı 34 … 3745 plaka nolu aracın, kazatespit tutanağına göre; sürücü H. A.’unsevk ve idaresinde, Bila Sokağı üzeri Yenihal 3 caddesiistikametine seyir halindeyken Ataşlar Sitesi 2 yanınageldiğinde sokak ortasında bulunan tümsek şeklindeki rögarkapağına aracının alt kısımları ileçarpışması neticesinde maddi-hasarlı trafikkazası meydana geldiği, kazanın oluşumunda yolunyapımı ve bakımından sorumlu kuruluşun 2918Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 13/b maddesindekikuralı ihlal ettiği; sürücünün de yineaynı Kanunda bulunan 52/1-b kuralını ihlal ettiği kanaatinevarıldığının belirtildiğini; kaza neticesindemüvekkili şirketin kasko sigortalısına hasar bedeli olarak6.500TL. ödemede bulunduğunu ifade ederek; fazlaya ilişkinolan talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 6.500TL.’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ilebirlikte davalıdan tazmini istemiyle, idari yargı yerinde davaaçmıştır.
DİYARBAKIR3.İDARE MAHKEMESİ; 27.4.2018 gün ve E:2018/460, K: 2018/714sayı ile,“(…) 2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu'nun 13. maddesinde; "Karayolunun yapımı,bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütünkuruluşlar, karayolu yapısını, trafik güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmakla yükümlüdür.Çeşitli kişi, kurum ve kuruluşlar, karayoluyapısında yapacakları ve esasları yönetmeliktebelirtilen çalışmalarda; a) Yolun yapım vebakımı ile görevli kuruluştan izin almak, b)Çalışmaları, gerekli önlemleri alarak,aldırarak ve devamlılığını sağlayarak,trafik akımını ve güvenliğini bozmayacak tarzdayapmak, c) Zorunlu nedenlerle meydana gelen arıza, engel ve benzerlerinien kısa zamanda ortadan kaldırarak karayolunu kullananlara vearaçlara zarar vermeyecek duruma getirmek, d) Şehiriçikarayolu kenarında çeşitli tesislerin yapımısüresince; kaldırımlarda, tünel, tünelaydınlatılması ve benzerlerini yaparak güvenligeçiş sağlamak ve yaya yollarını trafiğeaçık bulundurmak, zorundadırlar. Bu çalışmalarsırasında meydana getirilen tehlikeli durum ve engellerbütün sorumluluk, bunları yaratan kişilere ait olmaküzere zabıtaca kaldırılır, yapılan masraflarsorumlulara ödetilir." hükmüne, 110. maddesinde ise;"İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğailişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yermahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vukubulduğu yer mahkemesinde de açılabilir."hükmüne yer verilmiştir.
Davadosyasının incelenmesinden; davacı şirkete ait kaskosigorta poliçesiyle sigortalanan 34 … 3745 plakalıaracın, H. A. sevk ve idaresinde seyir halindeyken, Bila Sokağıüzerinde Yenihal 3 Caddesi istikametine doğru seyir halindeyken kazamahalli olan 3.Hemzemin geçide geldiği sırada, aracın altkısmının yol ortasında bulunan tümsekbiçimindeki rögar kapağına çarpması sonucumaddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğinden bahisle,davacı şirketçe sigortalıya 6.500,00.-TLödendiği, bakılmakta olan davanın ise; sözkonusu ödemenin, fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzereve ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikterücuen tazminine karar verilmesi istemiyleaçıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda,bakılmakta olan davanın, kazanın meydana geldiği yeritibarıyla Bağlar Belediye Başkanlığınınsöz konusu trafik kazasının oluşumunda sorumluluğununbulunup bulunmadığının tespitine yönelik olduğu,dolayısıyla davanın 2918 sayılı Kanun'dan doğanbir sorumluluk davası niteliği taşıdığıanlaşılmakla, uyuşmazlığın görüm veçözümünde anılan Kanun'un yukarıdaaktarılan 110. maddesi uyarınca adli yargının görevliolduğu sonucuna varılmıştır.
Nitekim, 2918sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2. Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvurulan üzerine konuyu inceleyenAnayasa Mahkemesi "(...) Anayasa Mahkemesinin daha önceki kimikararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişimeparalel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracınaskeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.(...)" gerekçesi ile anılan kuralı Anayasa'yaaykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiylereddetmiştir: (Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013 tarih ve E.2013/68, K2013/165sayılı kararı; R.G. 27/3/2014, Sayı: 28954, s. 136-147.)
Ayrıca,Uyuşmazlık Mahkemesinin benzer uyuşmazlıklar hakkındaverdiği 08/04/2013 tarih ve E:2013/339, K2013/524 sayılı,28/12/2015 tarih ve E.2015/931, K.2015/955 sayılı, 13/03/2017 tarihve E:2017/19, K:2017/157 sayılı kararları da bu yöndedir.
Açıklanannedenlerle;
1-Davanın,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-amaddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddine…”karar vermiş ve bu karar, istinaf yoluna başvurulmaksızınkesinleşmiştir.
Davacı vekili bu kez aynı istemle adli yargıyerinde dava açmıştır.
DİYARBAKIR3.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 12.11.2018 gün ve E:2018/371,K:2018/926 sayı ile, “(…)Dava; Trafik kazası nedeniyleoluşan zararın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Yargıtay17. H.D. devamlılık arzeden içtihatlarına göre;"Belediyelerin de içerisinde bulunduğu kamu tüzelkişileri, kamu hizmeti görmekle yükümlübulunmaları nedeniyle kamu hizmetleri sırasında, verdikleriiddia, olunan zararlardan dolayı oluşan sorumlulukları özelhukuk hükümlerine tabi değildir. Kamu tüzel kişilerininyasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerinkullanılması sırasında oluşan zararlar niteliğiitibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararlarıntazmini amacıyla anılan idarelere karşı hizmetkusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama UsulüHakkındaki Kanunun 2. maddesi hükmü uyarınca idariyargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerekmektedir.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemecekendiliğinden ( re'sen) dikkate alınması zorunludur."
Somut olayda;davacı taraf davalı kamu kurumunun kamu hizmetiningörülmesi sırasında kusurlu hareket ettiğini bunedenle zararın oluştuğunu iddia ettiğinden, hizmetkusuruna dayanan işbu davanın idari yargının görevalanına girdiği kanaatine varılarak HMK. 115. maddesi uyarıncadava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine kararvermek gerekmiş aşağıda vazıh olduğu şekildehüküm tesis edilmiştir.
HÛKÜM:Yukarda açıklanan nedenlerle;
1-DavanınHMK 114/1-b maddesi gereğince yargı yolu caizolmadığından HMK 115/2 maddesi gereğince davaşartı yokluğundan USULDEN REDDİNE…” kararvermiş, bu karar istinaf yoluna başvurulmaksızınkesinleşmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 25.2.2019günlü toplantısında:
I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre; adli ve idari yargı yerleri arasındaanılan Yasanın 14. maddesinde öngörülen biçimdeolumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, adliyargı dosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygunolarak davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlikkararını veren Mahkemece; idari yargı dosyasının UYAP örneğiile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği veusule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, karayolunda meydana gelen trafik kazasındasigortalı aracın uğradığı hasar bedeliniödeyen sigorta şirketinin, zararının davalı idarecegiderilmesi isteminden ibaret bulunan bir rücuen tazminatdavasıdır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak vetrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşlarıve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışmausulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bukanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapımve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekligörülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklıişaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleriyapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileriarasında olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan 2918 sayılı Yasanın19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisiolması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukukisorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”;Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının göreve ilişkin hükmü,yürürlüğe girdiği tarihten önce idariyargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmiştir.
Dosyanınincelenmesinden; davacı şirkete ait kasko sigorta poliçesiylesigortalanan 34 … 3745 plakalı aracın,sürücüsünün sevk ve idaresinde, Bila Sokağıüzerinde Yenihal 3 Caddesi istikametine doğru seyir halindeyken kazamahalli olan 3.Hemzemin geçide geldiği sırada, aracın altkısmının yol ortasında bulunan tümsekbiçimindeki rögar kapağına çarpması sonucumaddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğinden bahisle,davacı şirketçe sigortalıya 6.500,00.-TLödendiği, bakılmakta olan davanın ise; sözkonusu ödemenin, fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzereve ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikterücuen tazminine karar verilmesi istemiyleaçıldığı anlaşılmaktadır.
2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarakAnayasa’da adli ve idari yargı ayırımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin sonfıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda, 2918sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğegiren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilenkararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Diyarbakır 3.AsliyeHukuk Mahkemesinin, 12.11.2018 gün ve E:2018/371, K:2018/926 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Diyarbakır3.Asliye Hukuk Mahkemesinin, 12.11.2018 gün ve E:2018/371, K:2018/926 sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 25.2.2019 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Birol DURSUN BOZER AKSU SONER Üye Üye Üye Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy