T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019 / 30
KARAR NO : 2019 / 42
KARAR TR : 28.1.2019
ÖZET : Karayolunda meydana gelen trafik kazasında sigortalı aracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigorta şirketinin, zararın idarece giderilmesi istemiyle açtığı davanın, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : Eureko Sigorta A.Ş.
Vekili : Av. S. T.
Davalı : Karayolları GenelMüdürlüğü
Vekili : Av.M.Ç.
O L A Y
:Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili tarafındansigortalı 34 … 1140 plakalı aracın 01/01/2016 tarihli kazatespit tutanağına göre, sürücüsününsevk ve idaresinde, Ali Pınar Köprü istikametinden 5. SokaktanKaracadağ Sento Caddesi çıkışına yolçalışması nedeniyle çıkışıengellemek için döküldüğüdüşünülen, yaklaşık 90 cm yüksekliktekiçakıl yığınına çarparakhızının etkisiyle üzerinden geçmesi sonucu maddihasarlı trafik kazası meydana geldiğini; ekspertizraporuna göre araçta meydana gelen hasar bedelikarşılığında sigortalıya 3.475,00 TL ödemeyapıldığını, sigortalıya yapılanödemenin davalı idare tarafından tazmini içinyapılan yazılı başvurunun reddedildiğini ifade ederek;fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile kazaneticesinde sigortalıya ödenen 3.475,00 TL'nin ödeme tarihindenitibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili istemiyle idari yargıyerinde dava açmıştır.
DİYARBAKIR1.İDARE MAHKEMESİ: 12.7.2017 gün ve E: 2017/2388, K:2017/1613sayı ile, “(…) 2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu'nun 13. maddesinde; "Karayolunun yapımı,bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütünkuruluşlar, karayolu yapısını, trafik güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmakla yükümlüdür.Çeşitli kişi, kurum ve kuruluşlar, karayoluyapısında yapacakları ve esasları yönetmelikte belirtilençalışmalarda; a) Yolun yapım ve bakımı ilegörevli kuruluştan izin almak, b) Çalışmaları,gerekli önlemleri alarak, aldırarak vedevamlılığını sağlayarak, trafik akımımve güvenliğini bozmayacak tarzda yapmak, c) Zorunlu nedenlerlemeydana gelen arıza, engel ve benzerlerini en kısa zamanda ortadankaldırarak karayolunu kullananlara ve araçlara zarar vermeyecekduruma getirmek, d) Şehiriçi karayolu kenarındaçeşitli tesislerin yapımı süresince;kaldırımlarda, tünel, tünel aydınlatılmasıve benzerlerini yaparak güvenli geçiş sağlamak ve yayayollarını trafiğe açık bulundurmak,zorundadırlar. Bu çalışmalar sırasında meydanagetirilen tehlikeli durum ve engeller bütün sorumluluk, bunlarıyaratan kişilere ait olmak üzere zabıtacakaldırılır, yapılan masraflar sorumlularaödetilir." hükmüne, 110. maddesinde ise;"İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarındandolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir." hükmüne yerverilmiştir.
Davadosyasının incelenmesinden; davacı şirket tarafından,sigortalamış olduğu 34 … 1140 plakalı aracınDiyarbakır İli, Alipınar Mahallesi, 5. Sokak üzeri SentoCaddesi İstikametinde çakıl yığınınaçarparak zarara uğramış olması nedeniylesigortalısına ödemiş olduğu 3.475,00 TL'nin olaydahizmet kusuru bulunduğunu iddia ettiği davalı idaretarafından yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine kararverilmesi istemiyle bakılmakta olan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda,bakılmakta olan davanın, davacıya ait aracın, davalıidarenin yapımı, bakımı ve işletilmesi ilegörevli ve sorumlu olduğu yolda trafik düzeni ve güvenlikönlemlerini almaması nedeniyle meydana gelen trafik kazasındandolayı oluşan zararların tazmini istemindenkaynaklandığı ve bu nedenle de işbuuyuşmazlığın 2918 sayılı Kanun'dan doğan birsorumluluk davası niteliğinde olduğu anlaşılmakla,uyuşmazlığın görüm veçözümünde anılan Kanun'un yukarıda aktarılan110. maddesi uyarınca adli yargının görevli olduğusonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle; davanın 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 15/1-a. maddesi hükmü uyarınca görevyönünden reddine…” kesin olarak karar vermiş,istinaf yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölgeİdare Mahkemesi Dördüncü İdari Dava Dairesi: 16.3.2018gün ve E:2017/3859, K:2018/368 sayı ile, dava konusunun beş bin Türklirasını geçmeyen tam yargı davası olduğugerekçesiyle, istinaf başvurusunun incelenmeksizin reddine kesinolarak karar vermiştir.
Davacıvekili bu kez aynı istemle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
DİYARBAKIR7.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 6.11.2018 gün ve E:2018/156,K:2018/323 sayı ile, “(…)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun29/06/2016 tarih, 2014/17-1163 Es. 2016/909 K. sayılı emsalnitelikteki kararında; "2709 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Anayasası’nın “Yargı Yolu”başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrası “İdareninher türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yoluaçıktır” hükmünü, son fıkrasıise “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararıödemekle yükümlüdür ” düzenlemesiniiçermektedir.
İdarehukukunda idarenin iki tür sorumluluğu kabul edilmektedir. Biriidarenin özel hukuk ilkeleri doğrultusunda yaptığısözleşmelerden kaynaklanan özel hukuk sorumluluğu; diğeriise, idarenin idare hukuku ilkeleri doğrultusunda yapmışolduğu sözleşmeler ve idarenin her türlü işlem veeyleminden kaynaklanan kamu hukuku ilkeleri doğrultusundaoluşmuş idare hukukuna özgü sorumluluktürüdür. İdarenin kişilere verdiği zararlarıtazmin yükümlülüğü, idarenin “hizmetkusuruna (kusurlu sorumluluk)’' ve “kusursuz sorumluluğuna” dayanmaktadır.
İdareninkusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru”kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam vekapsamlı bir tanımım yapmak zor olmakla birlikte genel olarakdoktrinde hizmet kusuru; idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangibir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veyateşkilatında, bünyesinde, personelinde yahutişleyişinde bir takım aksaklık, hukuka aykırılık,bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortayaçıkması, şeklinde tanımlanmaktadır (SARICA,Ragıp, “Hizmet Kusuru ve Karakterleri”, İstanbulÜniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Y. 1949, C. 15, S. 4, s.858; ATAY, Ender Etem, İdare Hukuku, Ankara 2006, s. 571; YILDIRIM, Turan,İdari Yargı, İstanbul 2008, s. 253 ).
Hizmetkusurunun üç durumda varlığı hem yargıiçtihatları hem de öğreti tarafından kabuledilmiştir. Bu üç durum; hizmetin hiç işlememesi,hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesidir.
Buna göreidare kural olarak yürüttüğü kamu hizmeti ilenedensellik bağı kurulabilen zararları tazminleyükümlü olup, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari Dava Türleri ve İdari YargıYetkisinin Sınırı ” başlıklı 2. maddesinin1. fıkrasının “b ” bendi gereğince“İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar ” idari yargı yerinde tamyargı davası açabilecektir. Yine İYUK 15/I-a maddesindeise, adli yargının görevli olduğu konulardaaçılan davaların reddine karar verileceği de hükmebağlanmıştır."
şeklindebelirtilmiş olup, kararda belirtildiği gibi idari işlem veeylemler tanımlanırken, kamu hizmetinin kuruluşunda,düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelindeyahut işleyişinde bir takım aksaklık, hukuka aykırılık,bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin, idariişlemler ve eylemler olarak tanımlandığıgörülmüştür.
Davacınıniddiası da davalı idarenin ihmali yöndeki işlem ve eylemisonucunda zarar gördüğüne ilişkindir.
HMK'nın114. maddesine dava şartları sayılmış, 114/1-bmaddesinde yargı yolu dava şartı olaraköngörülmüştür. HMK'nın 115/2. maddesindedava şartı noksanlığı tespit edilirse davanınusulden reddine karar verileceği belirtilmiş olup yargı yolununcaiz olmaması nedeniyle mahkememizce davanın usulden reddine,Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 2017/2388 Esas, 2017/1613 Kararsayılı aynı konuda açılan ve taraflarınınaynı olduğu davanın görevsizlik yönünden reddinekarar verilmesi ve kararın Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4.İdari Dava Dairesinin 2017/3859 Esas, 2018/368 Karar sayılıkararı ile kesin olarak onandığı anlaşılmaklayargı yolu uyuşmazlığınınçözümlenmesi açısından dosyanın külhalinde Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine, yargılamagiderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ilişkinaşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:GerekçesiYukarda Açıklandığı Üzere;
1-Davadilekçesinin görevsizlik nedeniyle REDDİNE,
2-Diyarbakır1. İdare Mahkemesinin 2017/2388 Esas, 2017/1613 Karar sayılıaynı konuda açılan ve taraflarının aynıolduğu davanın görevsizlik yönünden reddine kararverilmesi ve kararın Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin 2017/3859Esas, 2018/368 Karar sayılı kararı ile kesin olarakonandığı anlaşılmakla yargı yoluuyuşmazlığının çözümlenmesiaçısından dosyanın kül halinde uyuşmazlıkmahkemesine gönderilmesine…” karar vermiş, bu kararistinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 28.1.2019günlü toplantısında:
I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasanın 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, olaykısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu venedeni aynı olan davada; idari yargı yerince adli yargı yeriningörevli olduğu gerekçesiyle verilmiş bir görevsizlikkararı bulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelen davayıinceleyen adli yargı yerinin sahip olduğu seçenekler ileverdiği karar bakımından bir değerlendirmeyapılması gerekmektedir.
1- 2247sayılı Yasanın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuzgörev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinintarafları konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsizgörmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veyakesinleşmiş olması gerekir.
Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca (…) ileri sürülebilir.”hükmüne göre, idare mahkemesinin kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine adli yargı yerince de görevsizlikkararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde, olumsuzgörev uyuşmazlığı doğmuş olacak; hukukalanında doğmuş bulunan bu uyuşmazlığıngiderilmesi istemi ise, ancak davanın taraflarınca ilerisürülebilecektir.
2- 2247sayılı Yasanın 19. maddesindeki “Adli ve idari yargımercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlikkararı üzerine kendine gelen bir davayı incelemeye başlayanveya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararıveren merciin görevli olduğu kanısına varırsa,gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi içinUyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işinincelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değinerteler.” hükmüne göre ise, adli yargı yeri, davayabakma görevinin daha önce görevsizlik kararı veren idariyargı yerine ait olduğunu belirten gerekçeli bir karar iledoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaolanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvurukararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesincekarar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesi hususunu daiçermesi gerekir.
Yasakoyucu,14. maddeye göre olumsuz görev uyuşmazlığıdoğması durumunda her iki yargı merciince işten elçekilmiş olduğundan başvurma istencini davanıntaraflarına bırakmış iken, bu yönteme oranla dahakısa zamanda çözüme ulaşılmasınıamaçladığı 19. madde ile, daha önce görevsizlikkararı veren yargı merciinden sonra davayı inceleyen yargımerciine, işten el çekmeden doğrudan UyuşmazlıkMahkemesine başvurma olanağınıtanımıştır.
Olayda, adliyargı yerince, öncelikle görevsizlik kararı verilmeklebirlikte, bununla yetinilmemiş ve yargı yoluuyuşmazlığının çözümlenmesiaçısından dosyanın re’sen UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine de karar verilmiştir.
Buhaliyle, her ne kadar 2247 sayılı Yasa’daöngörülen yönteme uymamakta ise de, Mahkeme kararıdoğrultusunda davacı vekilinin de talepte bulunduğu gözetilerek,Diyarbakır 7.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce re’sen yapılanbaşvurunun 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesikapsamında olduğunun kabulü ile Uyuşmazlık Mahkemesi’ninönüne gelmiş bulunan görevuyuşmazlığının çözümekavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekse UyuşmazlıkMahkemesi’nin kuruluş amacına uygun olacağından veadı geçen Mahkemece idari yargı dosyasının UYAPçıktısı da gönderilmiş olup, usule ilişkinbaşkaca bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, adli ve idari yargı yerleri arasındadoğan görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava,karayolunda seyir halindeyken meydana gelen maddi hasarlı trafikkazası sonucu hasara uğrayan sigortalı aracınuğradığı hasar bedelini karşılayan sigortaşirketinin, zararın davalı idarece giderilmesi isteminden ibaretbulunan bir rücuen tazminat davasıdır.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağıbelirtilmiş; aynı Kanunun, “Karayolları GenelMüdürlüğünün görev ve yetkileri”başlıklı 7. maddesinde; “ Karayolları GenelMüdürlüğünün bu Kanunla ilgili görev veyetkileri şunlardır:
a)Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve malgüvenliği yönünden gerekli düzenleme veişaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak,
b)Tüm karayollarındaki işaretleme standartlarını tespitetmek, yayınlamak ve kontrol etmek,
c)(Mülga: 17/10/1996 - 4199/47 md.)
d)Trafik ve araç tekniğine ait görüş bildirmek,karayolu güvenliğini ilgilendiren konulardaki projeleri incelemek veonaylamak,
e)Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında,İçişleri Bakanlığının uygungörüşü alınmak suretiyle, yönetmelikte belirlenenhız sınırlarının üstünde veya altındahız sınırları belirlemek ve işaretlemek,
f)Trafik kazalarının oluş nedenlerine göre verilerihazırlamak ve karayollarında, gerekli önleyici teknik tedbirlerialmak veya aldırmak,
g)Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarındatrafik güvenliğini ilgilendiren kavşak, durak yeri,aydınlatma, yol dışı park yerleri ve benzeri tesisleriyapmak, yaptırmak veya diğer kuruluşlarca hazırlananprojeleri tetkik ve uygun olanları tasdik etmek,
h)Yetkili birimlerce veya trafik zabıtasınca tespit edilen trafik kazaanalizi sonucu, altyapı ve yolun fiziki yapısı ileişaretlemeye dayalı kaza sebepleri göz önündebulundurularak önerilen gerekli önlemleri almak veya aldırmak,
i)(Mülga: 3/5/2006 – 5495/4 md.)
j)(Değişik: 17/10/1996 - 4199/5 md.) Trafik zabıtasınıngörev ve yetkileri saklı kalmak üzere Bu Kanunun13,14,16,17,18,47/a ve 65 inci maddeleri hükümlerine aykırıhareket edenler hakkında suç veya ceza tutanağıdüzenlemek; 47 nci maddenin (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen kuralihlallerinin tespiti halinde, durumu bir tutanakla belirlemek ve gerekliişlemin yapılması için en yakın trafikkuruluşuna teslim etmek,
k)Bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olanyönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmaktır.
(Sonfıkra Mülga : 28/3/1985 - 3176/16 md.)” hükmüneyer verilmiştir.
Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir.
Dava dosyasınınincelenmesinden, davacı şirkete sigortalı 34 … 1140plakalı aracın Diyarbakır İli, Alipınar Mahallesi, 5.Sokak üzeri Sento Caddesi İstikametinde çakılyığınına çarparak zararauğradığı iddia edilerek, sigortalıya ödenen3.475,00 TL'nin olayda hizmet kusuru bulunduğundan bahisle yasal faiziylebirlikte davalı idareden rücuen tazmini istemiyle davaaçıldığı anlaşılmaktadır.
2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusudüzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasındauygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek sözkonusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynıtür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir.
Budurumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle, Diyarbakır 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin yöntemeaykırı başvurusunun reddi ile, aynı Mahkemece ayrıcaverilen 6.11.2018 gün ve E:2018/156, K:2018/323 sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir.
S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Diyarbakır7.Asliye Hukuk Mahkemesinin yönteme aykırı BAŞVURUSUNUNREDDİ ile, aynı Mahkemece ayrıca verilen 6.11.2018 gün veE:2018/156, K:2018/323 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 28.1.2019gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane
AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy