T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018 / 882
KARAR NO : 2019 / 39
KARAR TR : 28.1.2019
ÖZET : Karayolunda meydana gelen trafik kazasında sigortalı aracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigorta şirketinin, zararın idarece giderilmesi istemiyle açtığı davanın, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : AnadoluAnonim Türk Sigorta Şirketi
Vekilleri: Av. H.L.P., Av.D. P.
Davalı : KocaeliBüyükşehir Belediye Başkanlığı
Vekilleri:Av. D.S.Y., Av.İ.K. A.
O L A Y :Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili şirkete kaskosigorta poliçeli 14 … 993 plakalı aracın, Kocaeli ili,Kandıra ilçesi Özbey yönünden Kaynarca istikametineseyir halinde iken yolun bozulan, temizlenen ve çöküntüolan kısmına girdiğini, çöküntükısmından tekrar yolun sağlam kısmınageçiş yaptığı esnadaçöküntüden dolayı yolda oluşantümseğe alt kısımlarını çarparakdurması sonucu hasarlandığını, oluşan hasarnedeniyle sigortalıya 27.000-TL hasar tazminatı ödendiğini,sovtaj bedeli düşüldüğünde kalankısımdan yolun bozuk olması, işaretleme yapmaması vegerekli tedbirleri almayan idarenin sorumlu olduğunu; hasarındavalı idarenin hukuka aykırı eylemi ve hizmet kusuru sonucuoluştuğunu ifade ederek; 18.900-TL hasar bedelinin davalıidareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ilebirlikte tazminine tahsiline karar verilmesi istemiyle, idari yargıyerinde dava açmıştır.
KOCAELİ2.İDARE MAHKEMESİ: 17.8.2017 gün ve E: 2017/595, K:2017/1298sayı ile, “(…)2918 sayılı Karayolları TrafikKanunun 10. maddesinde Belediyelerin görev ve sorumlulukları şuşekilde sıralanmıştır;
"1.Yapımve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak,
2.Gerekligörülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklıişaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleriyapmak,
3.Karayoluyapısında ve üzerinde yapılacakçalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak vedenetlemek,
4.Karayolundatrafik için tehlike teşkil eden engelleri gece veyagündüze göre kolayca görülebilecek şekildeişaretlemek veya ortadan kaldırmak,
5.Yol yapısıveya işaretleme yetersizliği yüzünden trafikkazalarının vukubulduğu yerlerde, yetkililerce teklif edilentedbirleri almak,
6.Çocuklariçin trafik eğitim tesisleri yapmak veya yapılmasınısağlamak,
7.Bu Kanun vebu Kanuna göre çıkarılan yönetmeliklerle verilendiğer görevleri yapmak."
AynıKanunun 110. maddesinde; "İşleteni veya sahibi Devlet vediğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyetverdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundandoğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür.Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarındandolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir." hükmübulunmaktadır.
Davadosyasının incelenmesinden; davacı şirket tarafından,30/08/2016 tarihinde Kocaeli İli, Kandıra İlçesi,Kandıra İlçesi Özbey yönünden Kaynarcaistikametinde meydana gelen ve 14 DR 993 plakalı aracınhasarlanmasıyla sonuçlanan durumda davalı idarenin hukukaaykırı eylemi ve hizmet kusuru bulunduğundan bahisle,sigortalıya ödenen 18.900- TL bedelin, davalı idareyebaşvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikteödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusuuyuşmazlığın 2918 sayılı Karayolları TrafikKanunundan doğan sorumluluk davası olduğu, anılan Kanunun110. maddesi uyarınca davanın görüm veçözümünde adli yargı mercilerinin görevliolduğu tespit edilmiştir
Bu durumda,yukarıda yer verilen açık yasa hükmü uyarınca,davaya ilişkin uyuşmazlığınçözümünün adli yargının görevine girdiğive davanın görev yönünden reddi gerektiği sonucunavarılmıştır.
Nitekim,İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 9. Dava Dairesi'nin 2016/697 E.2016/524 K. Sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Açıklanannedenlerle davanın 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Yasasının 15/1-a. maddesi hükmü uyarıncagörev yönünden reddine…” karar vermiş, istinafyoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge İdareMahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince; 12.12.2017 gün veE:2017/3489, K:2017/3181 sayı ile, istinaf yoluyla kaldırılmasıistenilen İdare Mahkemesi kararının kanunda sayılankaldırma nedenlerinin bulunmadığınınanlaşıldığı ve dilekçede ilerisürülen iddiaların da söz konusu kararınkaldırılmasını sağlayacak niteliktegörülmediği gerekçesiyle başvurunun reddine temyizyolu kapalı olmak üzere kesin olarak karar vermiştir.
Davacı vekili bu kez aynı istemle adli yargıyerinde dava açmıştır.
KOCAELİ3.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ:11.10.2018 gün ve E: 2018/27,K:2018/420 sayı ile, “(…)Açılan dava, davalıtarafın kusurlu hizmeti ile davacının sigortalısı olanaraçta meydana gelen ve sigortalılarına ödenen hasarbedelinin davalı taraftan rucuen tazmini istemine ilişkin olup,idarenin kamu hizmeti kusuruna dayanılmaktadır.
Kamu hizmetigörmekle yükümlü olan kamu idareleri kamu hizmetisırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukukhükümlerine tabi değildirler. Kamu tüzel kişilerininyasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerinkullanılması sırasında oluşan zararlar niteliğiitibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararlarıntazmini amacıyla hizmet kusurlarına dayalı olarak İYUK.un2.maddesi hükmü uyarınca idari yargı yerinde tam yargıdavası ikame edilmesi gerekmektedir. Görev kuralları kamudüzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden (re'sen) dikkatealınması zorunludur.
Tüm buhususlar nazara alınarak idari yargı yerinin görevli olmasınedeniyle davanın usulden reddine ve Kocaeli 2. İdare Mahkemesi ileMahkememiz arasında görev uyuşmazlığıçıktığından, dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekildekarar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 17. HD'nin 2016/6354 E -2016/5479 K. ve Ankara 26. HD'nin 2017/1347 E - 2017/1188 K. Sayılıilamları da bu yöndedir.)
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlere ve tüm dosyakapsamına göre;
Davanıngörevsizlik nedeniyle reddine, mahkememizin görevsizliğine,
Kocaeli 2.İdare Mahkemesinin görevsizlik kararı üzerine Mahkememizcede görevsizlik kararı verildiğinden ve olumsuz görevuyuşmazlığı olduğundan, yargı yerininbelirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine…” karar vermiş, bu karar istinaf yolunabaşvurulmaksızın kesinleşmiş; bilahare, davacı vekilinin de dilekçesindensonra, Asliye Hukuk Mahkemesince dava dosyası Mahkememizegönderilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 28.1.2019günlü toplantısında:
I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasanın 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, olaykısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu venedeni aynı olan davada; idari yargı yerince adli yargı yeriningörevli olduğu gerekçesiyle verilmiş bir görevsizlikkararı bulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelen davayıinceleyen adli yargı yerinin sahip olduğu seçenekler ileverdiği karar bakımından bir değerlendirmeyapılması gerekmektedir.
1- 2247 sayılı Yasanın14. maddesinde yer alan, “Olumsuz görevuyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinintarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerinigörevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veyakesinleşmiş olması gerekir.
Bu uyuşmazlığıngiderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca (…) ilerisürülebilir.” hükmüne göre, idare mahkemesininkesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine adli yargıyerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bu kararınkesinleşmesi halinde, olumsuz görev uyuşmazlığıdoğmuş olacak; hukuk alanında doğmuş bulunan buuyuşmazlığın giderilmesi istemi ise, ancak davanıntaraflarınca ileri sürülebilecektir.
2- 2247 sayılı Yasanın19. maddesindeki “Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesinveya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisinegelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan biryargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciingörevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli birkarar ile görevli merciin belirtilmesi için UyuşmazlıkMahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesiniUyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.
(Değişik ikincifıkra: 23/7/2008 – 5791/9 md.) Yargı merciince, öncekigörevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da teminedilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte davadosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir. .” hükmünegöre ise, adli yargı yeri, davaya bakma görevinin daha öncegörevsizlik kararı veren idari yargı yerine ait olduğunubelirten gerekçeli bir karar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvurukararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesincekarar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesi hususunu daiçermesi gerekir.
Yasakoyucu, 14. maddeye göreolumsuz görev uyuşmazlığı doğması durumundaher iki yargı merciince işten el çekilmiş olduğundanbaşvurma istencini davanın taraflarına bırakmışiken, bu yönteme oranla daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. maddeile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciindensonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaolanağını tanımıştır.
Olayda, adliyargı yerince, davada idari yargının görevli olduğubelirtilerek görevsizlik kararı verildikten sonra bununlayetinilmemiş, görevli yargı yerinin belirlenmesiiçin dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesinede karar vermiştir,
Bu haliyle, adli yargı yerince verilen karar 2247sayılı Yasa’da öngörülen yönteme uymamaktaise de, davacı vekilince de talepte bulunulduğu gözetilerek,Asliye Hukuk Mahkemesi’nce yapılan başvurunun kabulü ileUyuşmazlık Mahkemesi’nin önüne gelmiş bulunangörev uyuşmazlığının çözümekavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekse UyuşmazlıkMahkemesi’nin kuruluş amacına uygun olacağından veusule ilişkin başkaca bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, adli ve idari yargı yerleriarasında doğan görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, karayolunda meydana gelen trafik kazasındasigortalı aracın uğradığı hasar bedeliniödeyen sigorta şirketinin, zararının birkısmının davalı idarece giderilmesi isteminden ibaretbulunan bir rücuen tazminat davasıdır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak vetrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışmausulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bukanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapımve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekligörülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklıişaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleriyapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileriarasında olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan 2918 sayılı Yasanın19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisiolması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukukisorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde deaçılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “BuKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiğitarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdareMahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmiştir.
Dosyanınincelenmesinden; Davacı şirket tarafından, kasko sigortapoliçeli 14 … 993 plakalı aracın, Kocaeli ili,Kandıra ilçesi Özbey yönünden Kaynarca istikametineseyir halinde iken yolun bozulan, temizlenen ve çöküntüolan kısmına girdiği, çöküntükısmından tekrar yolun sağlam kısmınageçiş yaptığı esnadaçöküntüden dolayı yolda oluşantümseğe alt kısımlarını çarparakdurması sonucu hasarlandığı ve oluştuğu önesürülen hasar nedeniyle, sovtaj bedelidüşüldükten sonra sigortalıya ödenen 18.900-TLbedelin davalı idarenin hukuka aykırı eylemi ve hizmet kusurusonucu oluştuğu iddia edilerek, hasar bedelinin davalı idareyebaşvuru tarihinden itibaren işleyecek yasa faizi ile birlikte rücuentazmini istemiyle dava açıldığıanlaşılmıştır.
2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarakAnayasa’da adli ve idari yargı ayırımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü, haklıneden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucutarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusukural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memurolmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin sonfıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığınadair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardırve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda, 2918sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğegiren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilenkararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, Kocaeli 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin yönteme uymayan başvurusununreddi ile, aynı Mahkemece ayrıca verilen 11.10.2018 gün ve E:2018/27,K:2018/420 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Kocaeli 3.AsliyeHukuk Mahkemesinin yönteme uymayan BAŞVURUSUNUN REDDİ ile, aynıMahkemece ayrıca verilen 11.10.2018 gün ve E:2018/27, K:2018/420sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 28.1.2019 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Birol DURSUN BOZER AKSU SONER Üye Üye Üye Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy