T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/523
KARAR NO : 2018/614
KARAR TR: 22.10.2018
ÖZET: Davalı idarenin sorumluluk sahasında kalan yolda meydana gelen kaza nedeniyle oluştuğu öne sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk
KARAR
Davacı: Ç.Y.
Vekili: Av. D.E.
Davalılar :İdariYargıda
İstanbul Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı
Vekili: Av. A.K.
Adli Yargıda
1- İstanbul Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı
Vekili: Av. T.Ö.
2- Beşiktaş Belediye Başkanlığı
Vekili: Av. M.A.
O L A Y : Davacı vekili dava dilekçesindeözetle; İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi,Saray Caddesinde davalı idareceyol çalışmasıyapılmakta iken;34 HB 7104 plakalı araç ile seyir halinde ikenüzerine ağaç düşmesi neticesinde araçta maddihasar ve değer kaybı oluştuğunu, ayrıca aracınticari amaçla kullanıldığını; kira getirisibulunduğunu; aracın dört aylık sürede tamiredildiğinden bahisle 58.677,72-TL zararın kaza tarihinden itibarenyasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemiyle idari yargıyerinde dava açmıştır.
İSTANBUL 11. İDARE MAHKEMESİ: 18.10.2017 günve E:2017/226, K:2017/1850 sayı ile, 2918 sayılı Yasanın19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ileAnayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğiniilgilendiren tüm konularda alınacak önlemlerikapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları,şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları vebunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışmausullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafikkazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarınıngörüm ve çözümünde adli yargınıngörevli olduğu gerekçesiyle davanın 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1-a. maddesi hükmüuyarınca görev yönünden reddine karar vermiş, bukarara karşı davalı idare vekili tarafından istinafisteminde bulunulmuştur.
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 9. İdare DavaDairesi: 11.1.2018 gün ve E:2018/80, K:2018/84 sayı ile, davadosyasının incelenmesinden; istinaf yoluylakaldırılması istenilen İdare Mahkemesi kararındaKanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığıanlaşıldığından ve dilekçelerde ilerisürülen iddialar da sözkonusu kararınkaldırılmasını sağlayacak niteliktegörülmediğinden başvuruların reddine kararvermiş, bu karar kesinleşmiştir.
Davacı vekili bu kez aynı istemle adli yargı yerindedava açmıştır.
İSTANBUL 11. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ : 4.6.2018gün ve E:2018/49, K:2018/196 sayı ile, her ne kadarUyuşmazlık Mahkemesi; 2918 sayılı yasadan kaynaklanandavaların adli yargıda görülmesi gerektiğinivurgulamakta ise de, Yargıtay 17. HD'nin uygulamasınınistikrarlı şekilde, İdari Yargının görevliolduğu belirlemesi ile devam etmekte olduğu; gerektiği taktirdedavaların Uyuşmazlık Mahkemesi Kanununun 19. maddesiuyarınca anılan mahkemeye intikal ettirilmesinin gerektiği dilegetirildiğinden, davanın dava şartı (yargı yolununcaiz olmaması) yokluğundan reddine karar vermiş, yargıyoluna yönelik uyuşmazlığın giderilmesi amacıyladava dosyasının Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesinekarar vermiş.
Aynı Mahkemenin 4.6.2018 gün ve E:2018/49, K:2018/196 sayılıEk Kararı ile dosyalar mahkememize gönderilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi'nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 22.10.2018günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre;
Olay kısmında belirtildiği üzere, tarafları,konusu ve sebebi aynı olan davada; idari yargı yerince adliyargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmişve kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmakta olup,bunun üzerine kendine gelen davayı inceleyen adli yargı yerininsahip olduğu seçenekler ile verdiği karar bakımındanbir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
1- 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde yer alan,“Olumsuz görev uyuşmazlığınınbulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli ve idarimercilerinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerinigörevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veyakesinleşmiş olması gerekir.
Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancakdavanın taraflarınca ileri sürülebilir”hükmüne göre, idare mahkemesinin kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine adli yargı yerince degörevsizlik kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesihalinde, olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuşolacak; hukuk alanında doğmuş bulunan buuyuşmazlığın giderilmesi istemi ise, ancak davanıntaraflarınca ileri sürülebilecektir.
2- 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesindeki“adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veyakesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelenbir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olanbir yargımercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler.” hükmüne göre ise, adliyargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlikkararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirtengerekçeli bir karar ile doğrudan UyuşmazlıkMahkemesi’ne başvurma olanağına sahiptir. Şu kadarki,başvuru kararının, görev konusunda UyuşmazlıkMahkemesi’nce karar verilmesine değin işin incelenmesininertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir.
Yasakoyucu, 14. maddeye göre hukuk alanında olumsuzgörev uyuşmazlığı doğması halinde her ikiyargı merciince işten el çekilmiş olduğundanbaşvurma iradesini davanın taraflarına bırakmışiken, bu yönteme nazaran daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. maddeile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciindensonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurmaolanağını tanımıştır.
Olayda, adli yargı yerince, öncelikle görevsizlik kararıverilmekle birlikte, bununla yetinilmemiş ve görevli merciinbelirtilmesi için re’sen Uyuşmazlık Mahkemesi’nebaşvurulmasına da karar verilmiştir.
Bu haliyle, İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’ncere’sen yapılan başvuru, 2247 sayılı Yasa’daöngörülen yönteme uymamaktadır.
Ancak, adli ve idari yargı yerleri arasında olumsuzgörev uyuşmazlığı doğduğu, idari yargıdosyasının, son görevsizlik kararını veren MahkemeceUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği vesonuçta usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıkabul edilerek,görev uyuşmazlığınınesasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim GülşenAKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümündeadli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ'nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davalı idarenin sorumluluk sahasında kalan yoldameydana gelen kaza nedeniyle oluştuğu öne sürülenzararın tazmin edilmesi istemiyle açılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde,Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı;3. Maddesinde, Karayolunun Trafik için, kamunun yararlanmasınaaçık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlardırşeklinde tamamlandığı; 10. maddesinde, yapım vebakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekligörülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklıişaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleriyapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileriarasında olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğegiren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110.maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukukisorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde deaçılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “BuKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiğitarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdareMahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmiştir.
2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’daadli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında“ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’ninyukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idariyargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, buKanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’yaaykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariylegörev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmak üzerediğer yargı organları bakımından da uyulmasızorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda,2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, İstanbul 11. Asliye HukukMahkemesinin 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddekapsamında görülen 4.6.2018 gün ve E:2018/49, K:2018/196sayılı başvurusunun reddigerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2247 sayılı Yasa’nın19.madde kapsamında görülen 4.6.2018 gün ve E:2018/49,K:2018/196 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 22.10.2018gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane
AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy