T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018 / 725
KARAR NO : 2018 / 779
KARAR TR: 26.11.2018
ÖZET : Davacının Emekli Sandığı Kanunu'na tabi olarak emekli olan ve vefat eden annesinden dolayı kendisine bağlanan yetim aylığının muvazaalı boşanma iddiasıyla kesilmesinden sonra, eşinin vefat etmesinin akabinde yeniden bağlanması talebinindavalı kurumca reddedilmesi işleminin iptaliistemiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
KARA R
Davacı : E. T.
Vekilleri: Av. M. E. Av. A. F. B. E.
Davalı :Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
Vekili : Av. E. A.
OL A Y :Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili davacınınboşanmasının muvazaalı olduğundan bahisle annesindendolayı aldığı aylığının kesilmesiüzerine tekrar aylık bağlanması talebiyleyaptığı 16/03/2015 tarihli başvurunun reddine ilişkinSosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nın 08/04/2015tarih ve 43985339-29.131.004 sayılı işleminin iptali istemiyleidari yargı yerinde dava açmıştır.
ÇANAKKALEİDARE MAHKEMESİ : 14.05.2015 gün, E:2015/419 K:2015/543sayılı dosyada "5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu’nun “Gelir ve AylıkBağlanmayacak Haller” başlıklı 56. maddesinde,ölen sigortalının hak sahiplerinden hangilerine gelir veyaaylık Ödenmeyeceği hususu düzenlenmiş ve eşindenboşandığı halde, boşandığı eşiylefiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş veçocukların, bağlanmış olan gelir veaylıklarının kesileceği ve bu kişilereödenmiş olan tutarların, 96. madde hükümlerinegöre geri alınacağı belirtilmiş; “KurumunDenetleme ve Kontrol Yetkisi” başlıklı 59. maddesinde, buKanun’un uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetimininnasıl gerçekleştirileceği hususu düzenlenmiş;“Uyuşmazlıkların Çözüm Yeri*’başlıklı 101. maddesinde ise “Bu Kanunda aksinehüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerininuygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklariş mahkemelerinde görülür.” hükmü yeralmıştır.
Mülga5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nda hangihallerde aylığın kesileceği ve borççıkarılacağı düzenlenmiş olup, bu hallerarasında eşinden boşandıktan sonra yetimaylığı bağlananların bu boşanmalarınınmuvazaalı olduğunun tespiti halinde aylığınkesileceği ve ödenmiş aylıkların borççıkarılacağı yolunda bir düzenleme yeralmamaktadır.
Bu konudailk yasal düzenleme 01.10.2008 tarihinde yürürlüğegiren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu’nun 56. maddesinin son fıkrasında yeralan “Eşinden boşandığı halde,boşandığı eşiyle fiilen birlikteyaşadığı belirlenen eş ve çocukların,bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bukişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı maddehükümlerine göre geri alınır.” kuralı ilegetirilmiştir.
Davadosyasının incelenmesinden; davacının eşinden boşanmasıüzerine vefat eden annesinden dolayı yetim aylığıbağlandığı, Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılandenetim neticesinde boşanmanın muvazaalı olduğunun tespitiüzerine yetim aylığının kesildiği,sonrasında açılan davada boşanmanın muvazaalıolduğunun kesinleştiği, davacının eski eşinin2014 yılında vefat ettiği, bunun üzerinedavacının 16/03/2015 tarihinde davalı idareye yetimaylığı bağlanması için başvurudabulunduğu, başvurusunun reddedilmesi üzerine bu işleminiptali istemiyle bakılmakta olan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
Budurumda, her ne kadar davacının kesilen aylığınınEmekli Sandığından aylık almakta iken vefat eden annesindendolayı 5434 sayılı Kanun uyarınca bağlanan yetimaylığı olduğu görülmekte ise de; dava konusuişlemin 5510 sayılı Kanun’un 56. maddesi uyarıncatesis edildiği ve anılan Kanun’un 101. maddesi uyarınca buKanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarınİş Mahkemelerinde görülmesi gerektiği açıkçadüzenlenmiş olduğundan davanın görevyönünden reddi gerekmektedir.
NitekimDanıştay 11. Dairesi’nin 30.10.2013 tarih ve E:2013/2447K:2013/9173 sayılı kararı da aynı yöndedir.
Açıklanannedenlerle, 2577 sayılı idari Yargılama UsulüYasasının 15/1-a, maddesi uyarınca davanın GörevYönünden Reddine" karar vermiş, aleyhine yasa yolunabaşvurulmayan kararın 30/06/2015 tarihinde kesinleştiğianlaşılmıştır.
Davacıbu kez aynı taleple adli yargı yerine başvurmuştur.
ÇANAKKALEİŞ MAHKEMESİ: 26.02.2018 gün, E:2017/501, K:2018/45sayılı kararı ile " Mahkememizce yapılanyargılama, toplanan deliller, yeminli tanık anlatımları vetüm dosya kapsamına göre; davacının YahyaKarakulak'tan 28.03.2002 tarihinde resmen boşandığı,boşandıktan sonra kendisine annesi müteveffa Pembe Karabiber denyetim aylığı bağlandığı, 27.03.2010tarihinde davacının yetim aylığınınmuvazaalı boşama yaptığı belirtilerek davalıkurum tarafından kesildiği, davacınınboşandığı eşi öldükten sonra kurumamüracaatla yeniden annesinden yetim aylığıbağlanması talebinde bulunduğu, davacının talebininkurum tarafından reddedildiği, her ne kadar dosya kapsamındamevcut belgeler ve tanık beyanları birliktedeğerlendirildiğinde davacınınboşandığı eşi Yahya Karakulak ileboşandıktan sonra fiilen evlilik birliği içerisindeyaşamadığı anlaşılsa da davacınınözellikle boşandığı eşi Yahya Karakulak'ınölüm tarihi olan 18.01.2015 tarihinden sonra zaten fiilen birlikteyaşam olanağının mevcut bulunmadığı,davacının talebinin 19.01.2015 tarihinden sonrasına ilişkinolduğu, mevcut yasal düzenlemeler karşısında yineboşandığı eşin ölmüş olması nazaraalınarak davacıya yetim aylığının yenidenbağlanmasına engel bir husus bulunmadığıanlaşıldığından davanın kabulüne kararverilmiştir.
Mahkememizin2016/283 Esas-2017/299 Karar sayılı 06/10/2017 tarihlikararının Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesinin11/12/2017 tarih ve 2017/149 Esas-2017/120 Karar sayılı ilamıylakaldırılmasına karar verilmiştir.
Yapılanyargılama toplanan deliller, tüm dosya kapsamı Bursa BölgeAdliye Mahkemesi 9 HD nin mahkememiz kararını kaldırmagerekçesi nazara alınarak; davacının annesinin 5510sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01/10/2008tarihinden önce 5434 sayılı Kanun kapsamında EmekliSandığı iştirakçisi olduğu , 12/12/2002tarihinde de öldüğü dikkatealındığında, davalı Kurumun işleminin idariniteliği devam etmekte olup, taraflar arasındaki hukukiuyuşmazlığın çözümünde 506 veya 5510sayılı Kanunun uygulama yeri bulunmadığından,sözü edilen 134 ve 101. madde hükümlerine göresınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemelerigörevli olmayıp, bu tür davaların idari yargınıngörev alanı içerisinde bulunduğu açıkolduğundan yargı yolunun idari yargı olduğu "görüşüyle Yargı yoluyanlışlığı nedeniyle davanın reddine dairverdiği karar istinaf başvurusunun Bursa Bölge Adliye Mahkemesi9. Hukuk Dairesinin 14/05/2018 tarih ve E:2018/1367, K:2018/1002sayılı ilamıyla reddedilerek kesinleşmiştir.
Çanakkaleİş Mahkemesi oluşan görevuyuşmazlığının çözümüiçin her iki dava dosyasını 09/10/2018 tarih ve 2017/501 esassayılı üst yazı ile Mahkememize göndermiş,başvuru 18/10/2018 tarihi itibarıyla kayıt altınaalınmıştır.
İNCELEMEVE GEREKÇE :
UyuşmazlıkMahkemesi’nin, Başkan Hicabi DURSUN, Üyeler:Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman HilmiAYDIN, Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ'un katılımlarıylayapılan 26.11.2018 günlü toplantısında:
l-İLKİNCELEME :
Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre;
2247sayılı Yasa’nın 19. maddesindeki “Adli ve idariyargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayıincelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciinbelirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur veelindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler” hükmüne göre, adliyargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlikkararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirtengerekçeli bir karar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’nebaşvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvurukararının, görev konusunda UyuşmazlıkMahkemesi’nce karar verilmesine değin işin incelenmesininertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir.
Yasakoyucu, 14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görevuyuşmazlığı doğması halinde her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurmairadesini davanın taraflarına bırakmış iken, buyönteme nazaran daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. madde iledaha önce görevsizlik kararı veren yargı merciinden sonradavayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurmaolanağını tanımıştır.
Olayda,adli yargı yerince, öncelikle görevsizlik kararı verilmeklebirlikte, bununla yetinilmemiş ve görevli merciin belirtilmesiiçin re’sen Uyuşmazlık Mahkemesi’nebaşvurulmasına da karar verilmiştir.
Buhaliyle, her ne kadar 2247 sayılı Yasa’daöngörülen yönteme uymamakta ise de, davanıntaraflarınca başvuruda bulunulmadığı gözetilerek,Çanakkale İş Mahkemesi’nce re’sen yapılanbaşvurunun 2247 sayılı Yasa’nın 19.maddesikapsamında olduğunun kabulü ile UyuşmazlıkMahkemesi’nin önüne gelmiş bulunan görevuyuşmazlığının çözümekavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekse UyuşmazlıkMahkemesi’nin kuruluş amacına uygun olacaktır.Sonuçta usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, adli veidari yargı yerleri arasında doğan görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ : Raportör-Hakim EnginSELİMOĞLU’nun, davanın çözümündeidari yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halilİbrahim ÇİFTÇİ ile DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın davada idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava;davacının Emekli Sandığı Kanunu'na tabi olarakemekliye ayrıldıktan sonra vefat eden annesinden dolayıkendisine bağlanan yetim aylığının muvazaalıboşanma iddiasıyla kesilmesinden sonra, eşinin vefat etmesininakabinde yeniden bağlanması talebinindavalı kurumca reddedilmesiişleminin iptali istemiyle açılmıştır.
31.05.2006tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretleçalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabınaçalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendi adınave hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretleçalışanlar, (Tarım sigortalıları), devletmemurları ve diğer kamu görevlilerini (EmekliSandığı İştirakçileri), geçicimaddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik vesağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabitutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hakve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada AnayasaMahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, buKanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarakgörev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinidiğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonrakabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış veanılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci ve Geçici 4 ncümaddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğegirdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4ncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaolanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dulve yetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılanhükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılacağıhüküm altına alınmıştır. 5754sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyleaçılan dava Anayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E:2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
5510sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerindegörülür.” bölümünün iptali istemiyleyapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı:28184) davayı ret ile sonuçlandırmakla birlikte; sözkonusu kararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığaışık tutacak şekilde şu gerekçeyedayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğugibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar vebunların emeklileri bakımından da aynı Kanunhükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlileri olarak çalışmayabaşlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak vehaklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılıKanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak;ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesisedeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlemniteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda daevvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devamedecektir… Bu bakımdan 5510 sayılı Kanununyürürlüğünden sonra, prim esasına dayalıyani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş veişlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla, yargılamanınbütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkanuyuşmazlıkların çözümünde işmahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’yaaykırılık görülmemiştir.
Ancak,yukarıda açıklandığı üzere 5754sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce statüde bulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ileilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasındandoğan idari işlem ve idari eylem niteliğindekiuyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devamedeceği açıktır…”
Yukarıdasözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesikararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılıKanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önceolduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından daaynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak,bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlarınise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceğiaçıktır.
Kaldıki; T.C. Anayasası’nın 158. maddesindeki“…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındakigörev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’ninkararı esas alınır ” hükmü uyarınca AnayasaMahkemesi kararının bu uyuşmazlığınçözümünde esas alınacağıtartışmasızdır.
Budurumda, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğegirmesinden önce iştirakçi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli,dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar vediğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem veyapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idarieylem” niteliğini korumaya devam edeceği,dolayısıyla, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılaniptal davaları kapsamında bulunan, Emekli Sandığı29.....04 sicil numarası ile emekli olan ve 12.02.2002 tarihinde vefateden annesi sebebiyle kendisine yeniden yetim aylığınınbağlanmasına dair başvurusunun reddi işleminin iptaliistemiyle davacı tarafından açılan davanın idariyargı yerinde görüleceği sonucunavarılmıştır.
Açıklanannedenlerle davanın görüm ve çözümü idariyargı yerinin görevine girdiğinden, Çanakkale İdareMahkemesinin 14.05.2015 gün ve E:2015/419, K:2015/543 sayılıgörevsizlik kararının kaldırılması gerektiğisonucuna varılmıştır.
SO N U Ç : Davanın çözümünde İDARİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, Çanakkale İdareMahkemesinin 14.05.2015 gün ve E:2015/419, K:2015/543 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 26.11.2018gününde Üye Birol SONER' in KARŞI OYUve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
SüleymanHilmi Aydemir Nurdane
AYDIN TUNÇ TOPUZ
KARŞIOY
Dava,davacının Emekli Sandığı Kanununa tabi olarak emekliyeayrıldıktan sonra vefat eden annesinden dolayı kendisinebağlanan yetim aylığının 5510 sayılı Kanunun56/son maddesi nedeniyle Kuramca kesilmesinden sonra, eşinin vefat etmesiakabinde yeniden bağlanması talebinin davalı Kuramcareddedilmesi işleminin iptali sebebiyleaçılmıştır.
Davacı, davasını önce İdari Yargıda ikameetmiş, ancak mahkemenin davayı yargı yolu bakımındanreddetmesi üzerine, bu kez Adli Yargıya başvurmuş ancak bumahkemece de davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle reddiüzerine oluşan olumsuz görev uyuşmazlığınedeniyle dava Uyuşmazlık mahkemesine gönderilmiştir.
Uyuşmazlık, mülga 5434 sayılı Kanunhükümleri uyarınca yetim aylığı bağlanandavacının 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren5510 sayılı Kanun’un 56/son maddesi hükmüuyarınca aylığının kesilmesi işlemininkesinleşmesinden sonra, birlikte yaşandığı iddiaedilen eşin vefatı nedeniyle tekrar aylık bağlanmasıhususunda çıkan ihtilafın hangi yargı mercitarafından çözüleceği noktasındadır.
Davanınyasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğegiren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikincifıkrasıdır.
5510 sayılı Kanun’un “Gelir ve aylıkbağlanmayacak haller” başlıklı 56. maddesinde;
“...Eşinden boşandığı halde,boşandığı eşiyle fiilen birlikteyaşadığı belirlenen eş ve çocukların,bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bukişilere ödenmiş olan tutarlar, 96'ncı maddehükümlerine göre geri alınır...”düzenlemesi yer almaktadır.
01.10.2008 tarihinden önce yürürlükte bulunan vesosyal güvenlik mevzuatının temelini teşkil eden, 506sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu; 1479 sayılı Esnaf veSanatkârlar ve Diğer BağımsızÇalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu; 2925sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu;2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve HesabınaÇalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile 5434 sayılıT.C. Emekli Sandığı Kanunu’nda yer almayan dava konusudüzenleme ilk kez 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu’nda yer almıştır.
Düzenleme ile ölen sigortalının kızçocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılaneşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda,ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmişaylıkların geri alınması öngörülmektedir.Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yeralmayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu,gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.
Anılan maddenin gerekçesinde deaçıklandığı üzere, düzenleme ilehakkın kötüye kullanımının olasıuygulamaları engellenmek istenmiş ve bu amacın gerçekleştirilebilmesiiçin kötüye kullanımın varlığıbelirlendiği takdirde ilgiliyi haktan yararlandırmama; hakkınkötüye kullanılması durumunda hak sahipliğinin ortadankalkması ve dolayısıyla gelir veya aylıktanyararlandırılmama yöntemi benimsenmiştir.
Gerçekten, ölüm aylığı almak üzereboşanılıp, boşanılan eşle fiilen birlikteyaşamaya kişiyi sürükleyen etkenin niteliği vetürü, hukuk düzeni açısından önemtaşımamaktadır. Çünkü hakkınkötüye kullanılması hangi dürtüyle (saikle)ortaya çıkarsa çıksın, sonuçta hukukbakımından sadece “kötüye kullanma” olup, hukukdüzeni tarafından konulmamaktadır (Centel, Tanlcut:Boşandığı Eşiyle Birlikte YaşayanınAylığının Kesilmesi, MESS Sicil Dergisi, Mart 2012sayı, 25, s, 195).
Hak sahibinin boşandığı eşiyle fiilen birlikteyaşaması her ne saikle olursa olsun, Anayasal bireyselözgürlük kapsamında kalmakta ise de Devlet sosyalgörevlerini mali kaynaklarının yeterliliğiölçüsünde yerine getirmesine ilişkinAnayasa’nm 65. maddesi uyarınca sosyal sigortayardımlarına hak kazanma koşullarını düzenlemeyetkisine sahip olduğu gibi, Devletin boşanan eşlerin birlikteyaşamasına yasak getirmesi mümkün olmamakla beraber budurumda olan kişileri sosyal sigorta yardımları kapsamıdışında bırakılması mümkündür.
Maddede boşanmanın amacına yönelik herhangi birdüzenlemeye yer verilmediğinden, uygulama yapılırken,eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğininaraştırılması söz konusu olmamalı,boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkinherhangi bir araştırma ve boşanma yönündekikesinleşmiş yargı kararının geçerliliğininsorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmişyargı organının verdiği karara dayanan boşanmanınhukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıpdayanmadığının
araştırılmasınınbir başka organın yetki ve görevi içerisinde yeralmadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk MedeniKanunu’nda anlaşmalı boşanma adı altında hukukibir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır.
Bilindiği üzere, 5510 sayılı Kanun'un 56/2.maddesinin T.C. Anayasası’nm 2, 5, 10, 11, 12, 17, 20, 35, 60 ve138. maddelerine aykırılığı iddiası ile AnayasaMahkemesi’ne maddenin iptali talebi ile başvurularyapılmıştır.
AnayasaMahkemesi başvurular üzerine yaptığıdeğerlendirme sonucunda 28.04.2011 gün 2009/86 - 70 sayılıkararında hükmün Anayasa’nm 2, 10, 60 ve 65. maddelerineaykırı olmadığı; 5, 11, 12, 17, 20, 35 ve 138.maddeleri ile ilgisinin olmadığı belirtilerek
başvurularınreddine karar vermiştir.
Sonuç olarak, davanın yasal dayanağınıoluşturan 5510 sayılı Kanun'un 56. maddenin ikincifıkrasının, ölüm aylığından yararlanmahakkının kötüye kullanılmasını engellemekamacıyla düzenleme getirmiş olması ve düzenlemeninAnayasa’ya aykırı olmadığının tespitineilişkin Anayasa Mahkemesi kararı karşısında,yürürlükteki kanunları uygulamakla yükümlüolan yargı organlarınca uygulanmasının zorunlu olmasınedeniyle, boşandığı eşiyle fiilen birlikteyaşadığı tespit edilen hak sahiplerine gelir veya aylıktahsisi yapılmaması, bağlanan gelir veya aylığınkesilmesine ilişkin Kurum işlemi usul ve yasaya uygundur.
Bu kabul doğrultusunda, gelirin veya aylığınkesilme tarihi ile Kurumun geri alım hakkının kapsamınailişkin olarak; fiilen birlikte yaşama olgusunun başlama tarihiesas alınarak bu tarih itibariyle gelir veya aylık kesme veya iptalişlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılanödemeler yasal dayanaktan yoksun ve yersiz kabul edilmeli, ancak sözkonusu madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğegirdiğinden, fiili birliktelik daha önce başlamış olsadahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli;01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku sözkonusu olmamalı ve bu şekilde belirlenecek yersiz ödemedönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinegöre uygulama yapılmalıdır.
Bu maddenin zaman bakımından uygulanmasıyönünden 5510 sayılı Kanun'un Geçici
maddesinindeğerlendirilmesinde de zorunluluk bulunmaktadır.
5510 sayılı Kanun'un “Malûllük,yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkinbazı geçiş hükümleri” başlıklıGeçici Madde 1' e göre;
“Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtenönce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925sayılı Tarım İşçileri Sosyal SigortalarKanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4'üncü maddesinin birincifıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılıEsnaf ve Sanatkârlar ve Diğer BağımsızÇalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve HesabınaÇalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendikapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti EmekliSandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4'üncümaddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabuledilir.
17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı, 02/09/1971 tarihli ve 1479sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunlamülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara görebağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödeneklerile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun l'inci maddesinegöre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bugelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyleartırılması, azaltılması, kesilmesi veya yenidenbağlanmasında, bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır...
Bu Kanunun 4'üncü maddesinin birincifıkrasının (a) ve (b) bentlerine göre sigortalısayılanlara ve bunların hak sahiplerine bağlanmış olanaylık ve gelirler, 5 5'inci maddenin ikinci fıkrasına göreartırılır..
şeklinde düzenleme içermektedir.
5510 sayılı Kanunun geçici madde 4' e göre;
"............
Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığıtakdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesininbirinci fıkrasının (c) bendi kapsamına almanlar, bu Kanununyürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılıKanun hükümlerine tabi olarak çalışmışolup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının(c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ilebunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunlayürürlükten kaldırılan hükümleri dedâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göreişlem yapılır. (Ek cümle: 11.10.2011 - KHK/666/5. md.) Bufıkra kapsamına girenlerden 375 sayılı KanunHükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesi kapsamındabulunanların emekli kesenekleri ile kurumkarşılıklarının hesabında, işgal ettiklerikadrolar için ilgili mevzuatında belirlenen unsurlar esasalınır.
Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarınınbağlanması, artırılması, azaltılması,kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgidevamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler veyardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunlayürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlemyapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkatealınır. (Ek cümle: 16.06.2010 - 5797 S. K/10. md.) Ancak, PolisAkademisinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin yetimaylıkları bu öğrenimleri süresince kesilmeksizinödenmeye devam edilir.
............"
Anılan geçici maddeyle kanun koyucu tarafından, 5510sayılı Kanunun yürürlüğü öncesindesosyal güvenlik kanunları uygulanmak suretiyle hak sahiplerinebağlanan gelir veya aylığın, durumdeğişikliği sebebine bağlı olarak kesilmesi veyayeniden bağlanmasında, yine anılan hükümlerinin esasalınması gerektiğinin benimsendiği anlaşılmaktadır.Söz konusu kanunlarda, boşanılan eşle fiili olarak birlikteyaşama olgusu, gelirin veya aylığın bağlanmasıengeli veya kesilmesi nedeni olarak öngörülmediğinden, 56.maddenin zaman bakımından uygulanması hususu daçözüme kavuşturulmalıdır.
Kanunların geriye yürümesi veya yürümemesikonusunda mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ancak,toplum barışının temel dayanağı olan hukuka veözellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hattakanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretidekanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir.Buna göre, gerek Özel Hukuk ve gerekse Kamu Hukuku alanında,kural olarak her Kanun, ancak yürürlüğe girdiğitarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilereuygulanır; O tarihten önceki zamana rastlayan olaylara veilişkilere uygulanmaz. Hukuk güvenliği bunu gerektirir.
Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkiliolmaması) kuralının istisnalarından birini de Kamudüzeni ve genel ahlaka ilişkin kurallar oluşturmaktadır.Beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar yönündende kanunların geriye yürümesi söz konusudur. Yargılamahukukunu düzenleyen kanunlar da, ilke olarak geçmişe etkilidir(Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, Turhan Kitapevi,Ankara, 2000, sh: 193 - 194; A. Şeref Gözübüyük,Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 18. Bası, TurhanKitapevi, Ankara 2003, sh: 73), (HGK’ nun 13.10.2004 gün ve 2004/10- 528 E., 2004/533 K.;
04.2012gün ve 2012/10 - 149 E., 2012/241 K. sayılı ilamları).
Bu kapsamda, yine 4721 sayılı Kanun’un“Dürüst davranma” başlıklı 2. maddesindeyer alan ve maddenin düzenleniş amacı olandürüstlük kuralı çerçevesindeçözüme gidilmelidir.
4721 sayılı TMK’ nun anılan 2. maddesiuyarınca:
“Herkes, haklarını kullanırken veborçlarını yerine getirirken dürüstlükkurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüyekullanılmasını hukuk düzeni korumaz.”
Anılan madde uyarınca, bir hakkınaçıkça kötüye kullanılmasını hukukdüzeni korumayacağı gibi, hiç kimsenin kendi kusurundanyararlanamayacağı ilkesi de birlikte gözetilmek suretiyle, 5510sayılı Kanunun 56. maddesi açısından 01.10.2008tarihinden önce hakkın kazanıldığı durumlarda,anılan yasal düzenleme öncesinde, ilgililer her ne amaçlaboşanmış olursa olsun, fiili birlikteliklerini 5510sayılı Kanunla getirilen yeni düzenleme sonrasında dasürdürdüklerinin veya söz konusu düzenlemeden itibarenanılan tür ve nitelikte bir beraberliğebaşladıklarının kanıtlanması durumunda,başka bir anlatımla fiili olarak birlikte yaşama olgusununsaptandığı durumlarda, anılan 2. madde kapsamında hakkınkötüye kullanımının varlığı kabuledilerek ilgililere gelir veya aylık tahsisi yapılmaması,bağlanan gelir veya aylığın kesilmesi gerekmektedir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2015/21 - 308 Esas, 2016/140 Karar).
Kuşkusuz, hak sahibine fiili birlikteliğin sona erdiğitarihten itibaren, diğer koşulların da varlığıdurumunda yeniden gelir veya aylık bağlanabileceği kabuledilmelidir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının ÇanakkaleAsliye Hukuk Mahkemesinin 21.2.2002 tarih ve 2002//53 - 99 E. K.sayılı kararı ile eşinden boşandığı,9.7.2004 tarihli
tahsistalebi üzerine Emekli Sandığı iştirakçisi olup12.12.2002 tarihinde ölen.......... sicil numaralı annesi........ .......'den ötürü kendisine yetim aylığıbağlandığı, Kurumca yapılan
tahkikatsonucu boşandığı eşi ile birlikte yaşamaya devamettiği gerekçesiyle aylığının kesildiği, boşandığıeşinin 18.1. 2015 tarihinde ölmesi üzerine davacınınkuruma başvurarak ölen annesinden ötürü yeniden yetimaylığı bağlanmasını istediği ancak talebininreddedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda Kurum 5510 sayılı Kanunun 56/son maddesigereğince muaraza çıkarmaktadır.
5510 sayılı Kanunun 101. maddesine göre; "BuKanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür".
Bu durumda, davacının kesilen aylığının,Emekli sandığından aylık almakta iken vefat eden annesindendolayı 5434 sayılı Kanun uyarınca bağlanan yetimaylığı olduğu, bu aylığın Kurumca 5510sayılı Kanunun 56/son maddesi gereğince kesildiği, ancakdavacının boşandıktan sonra birlikteyaşadığı iddia edilen eşinin 18.1.2015 tarihindevefatı üzerine davacının aylık bağlanmasıiçin Kuruma tekrar müracaat ettiği, ancak Kurumun aynımuarazayı devam ettirerek aylık bağlanma talebini reddettiği,buna göre dava konusu işlemin 5510 sayılı Kanunun 56.maddesinin uygulanmasından kaynaklandığı, 55510sayılı Kanunun 101. maddesinin, İş Mahkemeleriningörevli olduğuna dair hükmünün açıkolması karşısında, uyuşmazlığın AdliYargıda çözülmesi düşüncesindeolduğumdan, Yüksek Mahkemenin aksi görüşte olanSayın Çoğunluğunun kararma bu nedenlerlekatılmıyorum. 26.11.2018
ÜYE
BirolSONER
Full & Egal Universal Law Academy