T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/605
KARAR NO : 2018/760
KARAR TR: 26.11.2018
ÖZET : Sigortalı aracın uğradığı hasarı ödeyen sigorta şirketinin, zararın idarece giderilmesi istemiyle açtığı davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
KARAR
Davacı: G.Sig. A.Ş.
Vekili : Av.A.Ö.A.S.
Davalı : Karayolları Genel Müdürlüğü
Vekili : Av.A.K.
O L A Y: Davacıvekilidavadilekçesindeözetle; 55KG 813 plakalı aracın dava dışı KöksalÖzdemir tarafından kullanıldığı sırada26.8.2015 tarihinde Çorum-Samsun karayolu üzerinde seyirhalindeyken davalı kuruma ait karayolunun usulüne aykırı vehatalı yapılması ya da gerekli bakım ve onarımınyapılmaması nedeniyle yolda bulunan kaplama plastikparçalarının çarpması sonucu araçta hasar meydanageldiğini ileri sürerek, davalı kurumun kusuru nedeniyle,davacının haklarının halef olması sebebiyleödenen 6.147,11-TL tazminatın 20.11.2015 tarihinden itibarenişletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tazmini istemiyleadli yargı yerinde dava açmıştır.
SAMSUN 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 17.2.2017 günve E:2016/401, K:2017/41 sayı ile,hizmet kusurundan kaynaklanan zararlarolup hizmet kusurundan dolayı kamu kurumu aleyhine idari yargıyolunda tam yargı davası açılması gerektiği,yargı yolunun dava şartı olduğu, davaşartının mahkemelerince her aşamada gözönüne alınması gerektiğianlaşıldığından; davacının davalıyakarşı olan talepleri itibariyle davanın görülmeyerinin idari yargı olduğu kanaatine varıldığıgerekçesiyle, yargı yeri dava şartı olup, davanındava şartı yokluğundan reddine karar vermiş, bu kararakarşı davacı vekili tarafından istinaf istemindebulunulmuştur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi: 1.6.2017gün ve E:2017/1087, K:2017/1112 sayı ile, dosya kapsamı, delildurumu, gözönüne alınarak, mahkeme kararında,davacı vekilinin istinaf nedenleri yönünden mahkemeninvakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönündenyasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacıvekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.lmaddesi gereğince esastan reddine karar vermiş, bu kararkesinleşmiştir.
Davacı vekili bu kez aynı istemle idari yargı yerindedava açmıştır.
ÇORUM İDARE MAHKEMESİ: 21.1.2018 gün veE:2017/806, K:2018/109 sayı ile, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011tarihinde yürürlüğe giren 110. " maddesininaçık hükmü ile Uyuşmazlık Mahkemesi kararıda dikkate alındığında, bakılmakta olan davanıngörüm ve çözümünün adli yargınıngörevine girdiği gerekçesiyle, davanın 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1 -a maddesi hükmüuyarınca görev yönünden reddine karar vermiş,davanın 2247 Sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluşu ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesiuyarınca, görevli merciin belirtilmesi için dosyanınUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiş, bukarar kesinleşmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi'nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 26.11.2018 günlütoplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre;
Olay kısmında belirtildiği üzere, tarafları,konusu ve sebebi aynı olan davada; adli yargı yerince idariyargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmişve kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmakta olup,bunun üzerine kendine gelen davayı inceleyen idari yargı yerininsahip olduğu seçenekler ile verdiği karar bakımındanbir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
1-2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde yer alan,“Olumsuz görev uyuşmazlığınınbulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli ve idariyargı mercilerinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davadakendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararlarınkesin veya kesinleşmiş olması gerekir. Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ileri sürülebilir.” hükmünegöre, asliye hukuk mahkemesinin kesinleşmiş görevsizlikkararı üzerine idari yargı yerince de görevsizlikkararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde, olumsuzgörev uyuşmazlığı doğmuş olacak; hukukalanında doğmuş bulunan bu uyuşmazlığıngiderilmesi istemi ise, ancak davanın taraflarınca ilerisürülebilecektir.
2- 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesindeki“Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veyakesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelenbir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargımercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevliolduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ilegörevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurur ve elindeki işin incelenmesini UyuşmazlıkMahkemesinin karar vermesine değin erteler. Yargı merciince,önceki görevsizlik kararına a ilişkin dava dosyası datemin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte davadosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir.”hükmüne göre ise, idari yargı yeri, davaya bakmagörevinin daha önce görevsizlik kararı veren adliyargı yerine ait olduğunu belirten gerekçeli bir karar iledoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurma olanağınasahiptir. Şu kadar ki,başvuru kararının, görevkonusunda Uyuşmazlık Mahkemesi’nce karar verilmesine değinişin incelenmesinin ertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir.
Yasakoyucu, 14. maddeye göre hukuk alanında olumsuzgörev uyuşmazlığı doğması halinde her ikiyargı merciince işten el çekilmiş olduğundanbaşvurma iradesini davanın taraflarına bırakmışiken, bu yönteme nazaran daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. maddeile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciindensonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurmaolanağını tanımıştır.
Olayda, idari yargı yerince, öncelikle görevsizlikkararı verilmekle birlikte, bununla yetinilmemiş ve görevlimerciin belirtilmesi için re’sen UyuşmazlıkMahkemesi’ne başvurulmasına da karar verilmiştir.
Bu haliyle, Çorum İdare Mahkemesi’nce re’senyapılan başvuru, 2247 sayılı Yasa’daöngörülen yönteme uymamaktadır.
Ancak, adli ve idari yargı yerleri arasında olumsuzgörev uyuşmazlığı doğduğu, adli yargıdosyasının, son görevsizlik kararını veren MahkemeceUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği vesonuçta usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı kabul edildiğinden, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim GülşenAKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümündeadli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ'nindavada adli yargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, sigortalı aracın uğradığıhasarı ödeyen sigorta şirketinin, zararın birkısmının idarece giderilmesi isteminden ibaret bulunan birrücuen tazminat davasıdır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde,Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları,hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasınıve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev,yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı belirtilmiştir.
Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğegiren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110.maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukukisorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde deaçılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “BuKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiğitarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdareMahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, dava dosyasında mevcut bilgi vebelgelerin incelenmesi sonucunda; Şirkete sigortalıvasıtanın geçirdiği trafik kazası neticesindehasarlandığı, bahis konusu olay neticesinde vasıtada maddihasarın meydana geldiği; tespit edilen hasar bedelinin sigortalıvasıta sahibine ödendiği, olayın meydana gelişindedavalı idarenin yol kusurunun tespit edildiği, meydana gelen hasarnedeniyle sigortalısına tazminat ödeyen şirketin kusurnispetine göre faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemiyledavanın açılmış olduğuanlaşılmaktadır.
2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiğiüzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemekolanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetiminebağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığınçözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıyabırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarargörenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askerihizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçittemeydana gelmesi durumlarına göre farklı yargıkollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dankaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında“ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’ninyukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idariyargının görevine giren bir konuyu adli yargınıngörevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılıKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda,2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’ninişaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçenKanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümündeadli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararıntazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu dolayısıyla, Çorum İdare Mahkemesinin 19.madde kapsamında görülen başvurusunun kabulü ile,Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 17.2.2017 gün ve E:2016/401,K:2017/41 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Çorumİdare Mahkemesinin 19. madde kapsamında görülenBAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen17.2.2017 gün ve E:2016/401, K:2017/41sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 26.11.2018 günündeOYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
SüleymanHilmi Aydemir Nurdane
AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy