T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018 / 410
KARAR NO : 2018 / 564
KARAR TR : 22.10.2018
ÖZET : Davalı Üniversitenin Araştırma ve Uygulama Hastanesi Eczane Biriminde görev yapan eczacının, aynı yerde görev yapan tekniker tarafından görev yerinde tabanca ile öldürülmesi nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2577 sayılı Yasa’nın 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk. K A R A R Davacılar : 1-G. T. 2-C.T. 3-M. P.T. 4-A. T. Vekili : Av. İ. B. G. Davalı : Ankara ÜniversitesiRektörlüğü Vekili : Av. S. D. O L A Y : Davacılar vekilidilekçesinde; müteveffa H.T.’ün, AnkaraÜniversitesi Rektörlüğü HastanelerBaşhekimliği Eczane Biriminde kamu görevlisi/eczacı olarakçalışmakta iken, 24.06.2017 tarihinde aynı işyerindetekniker olarak görev yapan E. T. tarafından, yasaya aykırışekilde davalı Kurumda bulundurduğu vetaşıdığı silah ile peş peşe ateş edilereköldürüldüğünü; yapılan cezayargılamasının sonucunda Ankara 7. Ağır CezaMahkemesinin ilamı ile E. T.'in mütevvefayı kastenöldürme suçundan müebbet hapis cezası ilecezalandırılmasına karar verildiğini; öldürenkişiye, olay gününden çok daha öncesinde AnkaraValiliği tarafından ikametgah adresinde bulundurmak üzerebulundurma ruhsatı verilmesine karşın, anılan kişinin,Ankara Üniversitesi Rektörlüğü HastanelerBaşhekimliği Eczane Biriminde yasalara aykırı şekildetabancasını ve mermilerini bulundurduğunu; bu durumun EczaneBiriminde birim sorumlusu ve eczacıların sorumlusu ve diğerçalışanlar tarafından da bilinmesine karşın, buhususta sorumlular tarafından işlemyapılmadığını; diğer taraftan, 24.06.2017tarihinde meydana gelen acı olayın öncesinde, müteveffa vemüteveffa gibi E. T. tarafından öldürülen diğer 3eczacı ile E. T. arasında bir takım sorunların sözkonusu olduğunu, ancak yine davalı Kurum tarafından herhangi birmüdahalede bulunulmadığını; adı geçenkişinin, yapılan bir şikayetten dolayı soruşturmageçirdiğini, bu soruşturmadan dolayı müteveffakişilere yönelik husumet beslemeye başladığını;kendisi sadece tekniker olmasına ve yetkili kişilerce herhangi birresmi veya yazılı görevlendirmesi olmamasınakarşın, yine yetkili kişilerce eczane birim sorumlusuymuşgibi hareket etmesinin sağlandığını; bu durumun cezayargılamasını yapan Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin2016/330 Esas, 2017/167 Karar sayılı ilamında dadeğerlendirildiğini; ayrıca, meydana gelen olayda sadecemüvekkillerin eşi ve babası H.T.'ün vücudunda 4, öldürülendiğer eczacıların vücutlarında 22 adetten fazlaateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası tespitedildiğini, silah seslerinin tüm binada yankılandığını,ancak anılan binada güvenlik görevlisibulunmadığı gibi, silah seslerini duyarak gelen davalıKurumda çalışan güvenlik personeli de olmadığını, dolayısıyla davalı Kurumun güvenlikle ilgili gereklitedbirleri de almadığının sabit olduğunu; AğırCeza Mahkemesi ilamında yapılan değerlendirmedenaçıkça görüleceği üzere, sorumlulartarafından alınması gereken önlemlerin alınmadığını,E.T.’in silahının işyerinde bulunmasınıngöz ardı edildiğini, müteveffa ile E.T. arasındakisorunun çözüme kavuşturulmadığını, bunlardandolayı söz konusu olayın meydana geldiğini ve müvekkiliG.T.’ün hayat arkadaşını, diğer müvekkillerinbabalarını, A. T.’ün ise oğlunu kaybettiğini vederinden sarsıldıklarını ifade ederek; ölümolayı nedeniyle müvekkillerinin uğramış olduklarızararlara istinaden müteveffanın eşi G. T.’e 25.000,00 TL,müteveffanın kızları C. T.’e 25.000,00 TL, M.P.T.’e25.000,00 TL, müteveffanın annesi A.T.’e 25.000,00 TL manevitazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ilebirlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle 23.6.2017 tarihindeadli yargı yerinde dava açmıştır. Davalıvekili, süresinde verdiği cevap dilekçesinde davada idariyargının görevli olduğunu ileri sürerek görevitirazında bulunmuştur. ANKARA 22.ASLİYE HUKUKMAHKEMESİ; 6.12.2017 günlü 1.celsede ve E:2017/306 sayıile, “adam çalıştıranın sorumluluğunaistinaden manevi tazminat istemine ilişkin davada, davaşartlarının mevcut olduğu” gerekçesiyle davalıvekilinin görev itirazının reddine karar vermiştir. Davalıİdare vekilinin, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılması istemini içeren başvurusu üzerine,dilekçe, dava dosyası ile birlikte DanıştayBaşsavcılığı’na gönderilmiştir. DANIŞTAYBAŞSAVCISI; “(…)Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Temel hak vehürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesininüçüncü fıkrasında; "Kişinin,resmî görevliler tarafından vâki haksızişlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre,Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliyerücu hakkı saklıdır" hükmü getirilmişve 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten,aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüolduğu hükme bağlandıktan sonra 129. maddesininbeşinci fıkrasında; "Memurlar ve diğer kamugörevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardandoğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıylave kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancakidare aleyhine açılabilir." hükmü yer almıştır. 657 sayılı DevletMemurları Kanunu'nun "Kişilerin uğradıklarızararlar" başlıklı 13. maddesinin birincifıkrasında ise; "Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerleilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bugörevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurumaleyhine dava açarlar." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde de idari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davaları idaridava türleri arasında sayılmıştır. İdare, kural olarakyürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağıkurulabilen zararları tazminle yükümlü olup idari eylemve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kurallarıçerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğitazmin edilmektedir. Olayda; kamu personelininaynı yerde görev yapan başka bir kamu görevlisiniişyerinde görev sırasında öldürmesi durumusöz konusu olmakla birlikte bu şahıslar arasındaevveliyatı olup, disiplin soruşturmasına da konu edilensıkıntılar bilindiği halde idarenin yeterince müdahaleetmediği, olaydan önce silah ve mermilerin işyerinegetirildiğinin eczane birim sorumlusunca bilindiği halde herhangi birişlem yapılmadığı ve tabanca ve mermilerin görevyerine sokulmasının idarenin güvenlik tedbirlerininolmadığının göstergesi olduğu iddialarıileri sürülmüştür. Kamu görevlileriningörevlerini yerine getirirken mevzuatın, üstlenilen ödevinve yürütülen hizmetin kural, usul ve gereklerineaykırı olarak, kendilerine izafe edilebilecek boyutta vebiçimde kusurları olmakla birlikte; bu eylemlerigerçekleştirirken resmi yetki, görev ve olanaklarındanyararlanarak ve onları kullanarak hareket etmeleri sonucunda; idaresiylebütünleştiği ve sonuç olarak; oluşan zarar,hizmetin yürütülmesi sırasında ortayaçıktığından, idare yönünden de hizmetkusurunu oluşturmaktadır. Başka bir deyişlegörev sırasında bir kamu görevlisinin, diğer bir kamugörevlisine verdiği zararda, idarenin hizmet kusuru olupolmadığının tespitinin yetkili ve uzman olan idari yargıyerince yapılması gerektiği şüphesizdir. Bu durumda, uğranıldığıileri sürülen zarar, idarenin hizmet kusuru iddiasınadayandığından uyuşmazlığıngörümü ve çözümünün idariyargının görevine girdiği…”gerekçesiyle;2247 sayılı Yasanın 10'uncu maddesi uyarınca olumlugörev uyuşmazlığı çıkarmış ve görev konusunun incelenmesini UyuşmazlıkMahkemesi’nden istemiştir. Başkanlıkça,2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre YargıtayCumhuriyet Başsavcısı’ndan yazılıdüşüncesi istenilmiştir. YARGITAY CUMHURİYETBAŞSAVCISI; “(…)Anayasa'nın 125/son madde vefıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğanzararı ödemekle yükümlü bulunduğu kuralabağlanmıştır. Öte yandan, 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 3. maddesinde, hertürlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğudiğer sebeplerin yol açtığı vücutbütünlüğünün kısmen veya tamamenyitirilmesine yahut kişinin ölümüne bağlı maddive manevi zararların tazminine ilişkin davalara asliye hukukmahkemelerinin bakacağı hükmüne, geçici 1.maddesinde ise, bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkinhükümlerinin, Kanunun yürürlüğe girmesindenönceki tarihte açılmış olan davalardauygulanmayacağı hükmüne yer verilmiş, bu Kanunun 3.maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesininiptali amacıyla açılan davada, Anayasa Mahkemesi, 16/02/2012tarihli ve E.2011/35, K.2012/23 sayılı kararıyla; dava konusukuralla, sadece kişinin vücut bütünlüğüneverilen maddi zararlar ile buna bağlı manevi zararların veölüm nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararların tazminikonusunun kapsama alındığı ve bu tazminat davalarınabakma görevinin asliye hukuk mahkemelerine verildiği; buna göre,aynı idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğudiğer sebeplerden kaynaklanan zararların kapsamaalınmadığı; sorumluluk sebebi aynı olsa da buzararların tazmini davalarının idari yargıda görülmeyedevam edeceği; bu durumda, idarenin aynı yapı içindealdığı kararın bir bölümünün idariyargıda bir bölümünün adli yargıdagörülmesinin yargılamanınbütünlüğünü bozacağı; ayrıca ikiayrı yargı kolunda görülen davalarda, idareninsorumluluğu, bu sorumluluğun kapsamı, idarenin tazminyükümlülüğü konularında farklısonuçlara ulaşabileceği; esasen idare hukukunda var olanhizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kavramlarının, kişileringördüğü zararların tazmininde kullanılan vekişilerin idare karşısında korunma kapsamınıgenişleten kavramlar olduğu; idare hukukunda, idarenin hiçbirkusuru olmasa da sosyal risk, terör eylemleri, fedakarlığındenkleştirilmesi gibi kusursuz sorumluluğa ilişkin kavramlaradayanılarak kişilerin uğradığı zararlarıntazmin edilmesinin mümkün olduğu; özel hukukalanındaki kusursuz sorumluluk hallerinin ise belirli konular içindüzenlendiği ve sınırlı olduğu; idarenin idarehukuku esaslarına dayanarak tesis ettiği tartışmasızbulunan eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerdenkaynaklanan zararlara ilişkin davaların idari yargı yerlerindegörülmesi gerektiği; bu nedenle, yukarıda belirtildiğigibi, aynı idari eylem, işlem veya sorumluluk sebebinden kaynaklananzararların tazminine ilişkin davaların farklı yargıyerlerinde görülmesinde kamu yararı ve haklı nedenolduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle iptaline kararvermiştir. Davacılar tarafından,zararın, kamu idaresi olan Üniversite hastanesinde görev yapansağlık çalışanlarının sağlıkhizmetini gereği gibi yürütmediğindenkaynaklandığı; dolayısıyla, idarenin doğanzarardan hizmet kusuru ilkesi uyarınca sorumluluğunun bulunduğuileri sürülmüştür. Bu duruma göre, hastaneninkamu hizmetini yürüttüğü sırada kişilereverdiği zararın tazmini istemiyle açılan bu davada, kamuhizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin, hizmet kusuru veya başka nedenleidarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığınınyargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanununun 2. maddesinde “idari dava türleri” arasındasayılan “idari işlem ve eylemlerden dolayı zararauğrayanlar tarafından açılacak tam yargıdavası” kapsamında, idari yargı yerlerinceyapılacağı açıktır. Bu nedenle, DanıştayBaşsavcılığının 2247 sayılı Kanunun 10.maddesi gereğince yapmış olduğu başvurunun kabulüile Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06/12/2017 tarihli ve 2017/306 Esassayılı görevlilik kararınınkaldırılmasına karar verilmesi …”gerektiği yolunda yazılı düşüncevermiştir. İNCELEME VEGEREKÇE: UyuşmazlıkMahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında,Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER,Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ'unkatılımlarıyla yapılan 22.10.2018 günlü toplantısında: I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre, davalı idare vekilinin anılan Yasanın 10. maddesindeöngörülen yönteme uygun olarak yaptığıgörev itirazının reddedilmesi ve 12. maddede belirtilensüre içinde başvuruda bulunması üzerine,Danıştay Başsavcısı’nca 10. maddedeöngörülen biçimde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşıldığındanve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, Ankara ÜniversitesiTıp Fakültesi Cebeci Araştırma ve Uygulama Hastanesi EczaneBiriminde görev yapan eczacı H. T.'ün, aynı yerdegörev yapan tekniker E. T. tarafından görev yerinde tabanca ileöldürülmesi nedeniyle uğranılan manevi zararınkarşılığında; ölenin eşi,çocukları ve annesi tarafından toplam 100.000,00 TL manevitazminata yasal faiziyle birlikte hükmedilmesi istemiyle açılmıştır. Türkiye CumhuriyetiAnayasasının "Temel hak ve hürriyetlerinkorunması" başlıklı 40. maddesininüçüncü fıkrasında; "Kişinin,resmî görevliler tarafından vâki haksızişlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre,Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliyerücu hakkı saklıdır" hükmü getirilmişve 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten,aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüolduğu hükme bağlandıktan sonra 129. maddesininbeşinci fıkrasında; "Memurlar ve diğer kamugörevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardandoğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıylave kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancakidare aleyhine açılabilir." hükmü yeralmıştır. 657 sayılı DevletMemurları Kanunu'nun "Kişilerin uğradıklarızararlar" başlıklı 13. maddesinin birincifıkrasında ise; "Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerleilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bugörevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurumaleyhine dava açarlar." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde de idari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davaları idaridava türleri arasında sayılmıştır. 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu’nun 3. maddesinde, her türlü idari eylem veişlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yolaçtığı vücut bütünlüğününkısmen veya tamamen yitirilmesine yahut kişininölümüne bağlı maddi ve manevi zararlarıntazminine ilişkin davalara asliye hukuk mahkemelerinin bakacağıhükmüne, geçici 1. maddesinde ise, bu Kanunun yargı yoluve göreve ilişkin hükümlerinin, Kanununyürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmışolan davalarda uygulanmayacağı hükmüne yer verilmiş,bu Kanunun 3. maddesinin (1) numaralıfıkrasının birinci cümlesinin iptali amacıylaaçılan davada, Anayasa Mahkemesi, 16.2.2012 tarih ve E:2011/35,K:2012/23 sayılı kararıyla: dava konusu kuralla, sadecekişinin vücut bütünlüğüne verilen maddizararlar ile buna bağlı manevi zararların ve ölümnedeniyle oluşan maddi ve manevi zararların tazmini konusunun kapsamaalındığı ve bu tazminat davalarına bakmagörevinin asliye hukuk mahkemelerine verildiği; buna göre,aynı idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğudiğer sebeplerden kaynaklanan zararların kapsamaalınmadığı; sorumluluk sebebi aynı olsa da buzararların tazmini davalarının idari yargıdagörülmeye devam edeceği; bu durumda, idarenin aynıyapı içinde aldığı kararın birbölümünün idari yargıda birbölümünün adli yargıda görülmesininyargılamanın bütünlüğünübozacağı; ayrıca iki ayrı yargı kolundagörülen davalarda, idarenin sorumluluğu, bu sorumluluğunkapsamı, idarenin tazmin yükümlülüğü konularındafarklı sonuçlara ulaşabileceği; esasen idare hukukundavar olan hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kavramlarının,kişilerin gördüğü zararların tazminindekullanılan ve kişilerin idare karşısında korunmakapsamını genişleten kavramlar olduğu; idare hukukunda,idarenin hiçbir kusuru olmasa da sosyal risk, terör eylemleri,fedakarlığın denkleştirilmesi gibi kusursuzsorumluluğa ilişkin kavramlara dayanılarak kişilerinuğradığı zararların tazmin edilmesininmümkün olduğu; özel hukuk alanındaki kusursuzsorumluluk hallerinin ise belirli konular için düzenlendiği vesınırlı olduğu; idarenin idare hukuku esaslarınadayanarak tesis ettiği tartışmasız bulunan eylem veişlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerdenkaynaklanan zararlara ilişkin davaların idari yargı yerlerindegörülmesi gerektiği; bu nedenle, yukarıda belirtildiğigibi, aynı idari eylem, işlem veya sorumluluk sebebinden kaynaklananzararların tazminine ilişkin davaların farklı yargıyerlerinde görülmesinde kamu yararı ve haklı nedenolduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle iptaline kararvermiştir. Dava konusu olayda; davacıların yakını olan kamu personelinin aynı yerdegörev yapan başka bir kamu görevlisi tarafından, işyerinde ve görev sırasında öldürdüğü;davacılar vekili tarafından; öldüren kişi ileölen/öldürülen kişi/kişiler arasında,disiplin soruşturmasına da konu sıkıntılarınbulunduğu; öldüren kişinin, davacılarınyakınına husumet beslediği hususlarının bilindiğihalde, idarenin olaya yeterince müdahale etmediği; olaydan önce, silah ve mermilerin işyerine getirildiğininbirim sorumlularınca bilindiği halde herhangi bir işlemyapılmadığı; tabanca ve mermilerin görev yerinesokulmasının idarenin güvenlik tedbirlerininolmadığını gösterdiği; saldırıolayı sırasında da güvenlik elemanlarının olayamüdahale edemediği ileri sürülerek, uğranılanmanevi zararın; davalı idarece tazmini istemiyle davaaçıldığı anlaşılmıştır. Bu duruma göre, davalıidarenin kamu hizmetini yürüttüğü sıradakişilere verdiği zararın tazmini istemiyle açılan budavada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarakyürütülüp yürütülmediğinin, hizmetkusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunupbulunmadığının saptanması gerekmektedir. Buhususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden,2577 sayılı Yasa’nın 2. maddesinin 1.fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunan tam yargıdavasının görüm ve çözümünde idariyargı yerleri görevlidir. Açıklanannedenlerle, Danıştay Başsavcısınca yapılanbaşvurunun kabulü ile davalı idare vekilininyaptığı görev itirazının reddine ilişkin Ankara22.Asliye Hukuk Mahkemesinin 6.12.2017 günlü ve E:2017/306sayılı kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle Danıştay Başsavcısı’nınBAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalı idarevekilinin yaptığı görev itirazının reddineilişkin Ankara 22.Asliye Hukuk Mahkemesinin 6.12.2017günlü ve E:2017/306 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,22.10.2018 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Birol DURSUN BOZER AKSU SONER Üye Üye Üye SüleymanHilmi Aydemir Nurdane AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy