T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2018 / 396
KARAR NO : 2018 / 372
KARAR TR : 25.6.2018
ÖZET : Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığınca, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin (Hukuk Bölümü) "hüküm uyuşmazlığının giderilmesi"ne ilişkin 13.10.2014 tarih, E:2013/1607, K:2014/887 sayılı kararı ile 26.03.2018 tarih, E:2016/543, K:2018/134 sayılı kararı arasında çelişki bulunduğundan bahisle; çelişkinin 13.10.2014 tarih, E:2013/1607, K:2014/887 sayılı karar doğrultusunda giderilmesi; 26.03.2018 tarihli ve E:2016/543, K:2018/134 sayılı kararın kaldırılmasına hükmedilmesi istemiyle yapılan ve 2247 sayılı Yasada öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca İNCELENMEKSİZİN REDDİ hk.
K A R A R
KararlarArasındaki Çelişmenin Giderilmesi Talebinde Bulunan
(İdariYargıda Davalı/
AdlîYargıda Davacı) :Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı
Vekili :O.I.
KarşıTaraflar :1- A.Ö.
Vekili :Av. N.T.
2- T.K.
Vekili :Av. Z.S.D.
O L A Y :1.Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı vekili Mahkememizehitaben yazdığı, 11.5.2018 tarihli “kararlararasındaki çelişmenin giderilmesi” taleplidilekçesinde; Uyuşmazlık Mahkemesi(HukukBölümü)’nin "HükümUyuşmazlığının Giderilmesi"ne ilişkin 13.10.2014tarihli ve Esas: 2013/1607, Karar: 2014/887 sayılı Kararı ile 26.03.2018tarihli ve Esas:2016/543, Karar:2018/134 sayılı Kararı arasındakiçelişkinin 2247 sayılı Kanunun 30 uncu maddesigereğince, (13.10.2014 tarihli ve Esas: 2013/1607, Karar: 2014/887sayılı Karar doğrultusunda) giderilmesi ve usule ve hukukaaykırı olan 26.03.2018 tarihli ve Esas: 2016/543, Karar: 2018/134sayılı Kararın kaldırılmasına hükmedilmesinitalep etmiştir.
2.KARARLAR ARASINDAKİ ÇELİŞMENİNGİDERİLMESİ TALEBİNE KONU KARARLAR:
2-a)13.10.2014 tarihli ve E: 2013/1607, K: 2014/887 Sayılı İlkKarar:
Bu karardauyuşmazlığın, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Edirne BölgeMüdürlüğü’nde sözleşmeli uzman olarakgörev yapan A.Ö.’e 18.11.2005-14.01.2009 tarihleriarasında mevzuata aykırı olarak yersiz ödendiği iddiaedilen 3.373,96 TL denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin olduğu; dosyanın incelenmesinden; A.Ö.’inTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı EdirneBölge Müdürlüğü’nde sözleşmeliTÜİK Uzmanı olarak çalıştığı;kendisine 18.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında toplam 3.373,96 TLdenetim tazminatı ödendiği; Maliye BakanlığıBütçe ve Mali KontrolMüdürlüğü’nün 20.04.2009 gün ve B.07.0.BMK.0.20-262/5084sayılı yazısında, TÜİK Uzman ve UzmanYardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek sureti ile sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele, 17.04.2006 gün ve 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararına ekli III sayılı cetvelin “E. DenetimTazminatı ” bölümünde öngörülendenetim tazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 sayılı Türkiye İstatistikKurumu Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen denetim tazminatının ilgililerden gerialınmasının istenildiği; 29.04.2009 gün veB.02.1.TÜİ.0.65.05.00-869-355 sayılı BaşbakanlıkTürkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın oluru üzerine, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı Edirne BölgeMüdürlüğü’nün 15.05.2009 gün veB.02.1.TÜİ.1.08. 05.00-855-611 sayılı yazısı ileTÜİK Uzmanı A.Ö.’ten 18.11.2005-14.01.2009 tarihleriarasında kendisine yersiz ödenen denetim tazminatlarınıntoplamı olan 3.373,96 TL tutarında Hazine borcu bulunduğunu,19.10.2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren “Kamu ZararlarınınTahsiline İlişkin Usul ve Esasları hakkındaYönetmelik” gereğince söz konusu borcun 7 günlükitiraz süresi saklı kalmak üzere, hesaplanacak yasal faizi ilebirlikte bir ay içerisinde Edirne MuhasebeMüdürlüğü’ne ödenmesine aksi takdirde genelhükümler çerçevesinde işlemyapılacağının bildirildiği; bu işlemin ilgiliye15.05.2009 tarihinde tebliğ edildiği; adli yargıdagörülen davada, Başbakanlık Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığı yanında davacı olan MaliyeHazinesi vekilince; Edirne BölgeMüdürlüğü’nde TÜİK Uzmanı kadrosukarşılık gösterilmek suretiyle görev yapmakta olan A.Ö.’ekendisine yapılan yersiz denetim tazminatı ödemelerininişlemiş olan yasal faiziyle birlikte Hazineye geri ödemesikonusunda tebligat yapıldığı halde borcun ödenmemesinedeniyle; Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul veEsaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince, A.Ö.’insebepsiz zenginleşmesine sebep olan 3.373,96 TL nin yersiz ödemetarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte A.Ö.’tentahsili istemiyle 25.06.2009 tarihinde adli yargıda dava açtığı;yapılan yargılama sonunda Edirne 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 30.03.2011gün ve E:2010/489 K:2011/241 sayılı kararı ile“davanın kabulüne, dava tarihine kadar işlemiş 615,61TL faizin ve ayrıca dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziylebirlikte 3.373,96 TL nin davalıdan alınarak davacıyaverilmesine” karar verdiği, bu kararın 21.09.2011 tarihindekesinleştiği; kesinleşen kararın icrayakonulması üzerine; A.Ö.’in Edirne 2. İcraDairesi’nin E:2012/1068 sayılı icra dosyasınahüküm altına alınan miktarı faiziyle birlikte19.12.2012 tarihinde 6.883,26 TL olarak yatırdığı; diğertaraftan A.Ö.’in vekilinin de; 15.05.2009 gün veB.02.1.TÜİ.1.08. 05.00-855-611 sayılı işlemin iptaliile bu işleme dayanak olan Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın 29.04.2009 gün veB.02.1.TÜİ.0.65.05.00-869-355 sayılı işlemin iptali veişlem sebebiyle müvekkilinin maruz kaldığı parasal hakkayıplarının yasal faiziyle birlikte tazmini için29.06.2009 tarihinde Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’na karşı idari yargıda davaaçtığı; yapılan yargılama sonunda Edirneİdare Mahkemesinin 06.05.2011 gün ve E:2011/493 K:2011/397 sayıile “ dava konusu işlemin iptaline, işlem kapsamındadavacıdan tahsil edilen tutarların tahsil edilme tarihlerindenitibaren işleyen yasal faizleriyle davacıya ödenmesine” kararverdiği, bu kararın da 22.02.2013 tarihinde kesinleştiği;
A.Ö.’invekili tarafından, Uyuşmazlık Mahkemesine verilen talepdilekçesinde özetle; müvekkiline mevzuata aykırıolarak yersiz ödendiği iddia edilen 3.373,96 TL denetimtazminatı tutarının geri istenilmesine ilişkin olarak adlive idari yargı yerinde acılan ve kesinleşen davalar sonucuhüküm uyuşmazlığı oluştuğunubelirterek; Edirne İdare Mahkemesi’nin E:2011/493 K:2011/397sayılı ilamı ile tarafları aynı olan ve evvelcekesinleşen Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin E:2010/489 K:2011/241sayılı hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesi ile Edirne İdare Mahkemesi’nin E:2001/493 K:2011/397sayılı ilamı ile hüküm altına alınan vedenetim tazminatı ödemelerinde hiçbir hatası ve kusuruolmadığı sabit olan müvekkili A.Ö. hakkında“Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlığıEdirne Bölge Müdürlüğü’nde TÜİKuzmanı olarak görev yapan A.Ö.’a ödenen denetimtazminatlarının geri istenilmesine ilişkin Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı Edirne BölgeMüdürlüğü’nün 15.05.2009 tarih ve 611sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağınıoluşturan Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın 29.04.2009 tarih ve 355sayılı işleminin iptali ve iptali istenen kararlarkapsamında müvekkili A.Ö.’tan tahsil edilentutarların tahsil edilme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziile birlikte geri ödenmesine” ilişkin idari yargıdakihüküm yönünde karar verilmesini istediği;
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 13.10.2014 günlütoplantısında: denetim tazminatının ödenmesineilişkin işlemin, idarenin tek yanlı iradesiyle tesis edilen,kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlemolmasına karşın söz konusu işlem nedeniyle ödenentazminatın ilgiliden geri istenilmesi aksi halde yasal yollarabaşvurulacağına ilişkin işlemin idari nitelikteolduğunun kabulü mümkün olmadığından idarinitelikte olmayan uyuşmazlığın adli yargıdaçözümlenmesi gerektiğinin kuşkusuz olduğu; konuyailişkin mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; kamupersoneline yapılan yersiz ödemeler nedeniyle kamukaynağında meydana gelen eksilmenin, 5018 sayılı Kanun'un71'inci maddesinde tanımlanan bir "kamu zararı" olduğuve ilgilisi tarafından rızaen ödenmeyen borcun genel hükümlerçerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği;uyuşmazlığın ortaya çıktığıtarihte yürürlükte olan 818 sayılı BorçlarKanununun “Borç olamayan şeyin tediyesi”başlıklı 62. maddesinde; “Borçluolmadığı şeyi ihtiyariyle veren kimse hataen kendisiniborçlu zannederek verdiğini ispat etmedikçe onu istirdatedemez. Müruru zamana uğramış olan bir borcu eda yahutahlaki bir vazifeyi ifa için verilen şey, gerialınamaz.” hükmü ile, borç olmayanırızası ile ödeyen kimsenin, yanlışlığadüştüğünü ispat ettiği takdirdeödediğini geri isteyebileceğinin kabul edildiği; halenyürürlükte olan 6098 sayılı Türk BorçlarYasası’nın 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun62. maddesinin karşılığı olan”Borçlanılmamış edimin ifası” başlıklı78. maddesinde “Borçlanmadığı edimi kendiisteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlusanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir./ Zamanaşımınauğramış bir borcun ifasındanveya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasındankaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez./ Borçolmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geriistenmesine ilişkin diğer kanun hükümlerisaklıdır.” hükmünün yer aldığı; buaçıklamalar ışığında somutuyuşmazlığa bakıldığında, idareceyapılan yersiz ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmadığı; adli yargıda yapılan yargılamasırasında, hataen yapılan denetim tazminat miktarınınbilirkişi raporu ile tespit edilerek hüküm altınaalındığı ve kararın kesinleşmesinin ardındanA.Ö. tarafından icra dosyasınayatırıldığının görüldüğü,A.Ö.’e 18.11.2005- 14.01.2009 tarihleri arasında mevzuathükümlerinin aksine denetim tazminatı hataen ödendiğikonusunda tereddüt bulunmadığından 18.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında ödenen denetim tazminatının geriistenilmesinin koşullarının mevcut olduğunungörüldüğü gerekçesiyle; Türkiyeİstatistik Kurumu Edirne BölgeMüdürlüğü’nde sözleşmeliTÜİK Uzmanı olarak görev yapan A.Ö.’e18.11.2005-14.01.20009 tarihleri arasında yersiz olarak ödenendenetim tazminatının geri istenilmesine ilişkin işleminhukuka uygun olduğunun saptanması karşısında; yersizödemenin geri alınmasına ilişkin işlemin iptaliiçin açılan davanın sonunda davanın kabulünekarar veren Edirne İdare Mahkemesi’nin 06.05.2011 gün ve E:2011/493K:2011/397 sayılı kararının kaldırılmasına, hukukve usule uygun bulunan, Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 30.03.2011gün ve E:2010/489 K:2011/241 sayılı kararınınkabulü ve bu surette hükümuyuşmazlığının giderilmesine, Başkan SerdarÖZGÜLDÜR ve üyelerden Nurdane TOPUZ ile Alaittin AliÖĞÜŞ’ün karşı oyları veoyçokluğu ile kesin olarak karar verildiğianlaşılmıştır.
2-b)26.03.2018 tarihli ve E: 2016/543, K: 2018/134 Sayılı İkinciKarar:
Bu karardauyuşmazlığın, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli uzman olarak görevyapan T.K.’a, 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında mevzuataaykırı olarak yersiz ödendiği iddia edilen 3.365,38 TLdenetim tazminatının geri istenilmesine ilişkin olduğu;dosyanın incelenmesinden, davacının Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığında sözleşmeli TÜİKUzmanı kadrosunda, kadro karşılığısözleşmeli personel statüsündeçalıştığı; kendisine 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında toplam 3.365,38 TL denetim tazminatıödendiği; Maliye Bakanlığı Bütçe ve MaliKontrol Müdürlüğü’nün 20.04.2009 günve B.07.0.BMK.0.20-262/5084 sayılı yazısında,TÜİK Uzman ve Uzman Yardımcısı kadrolarıkarşılık gösterilmek sureti ile sözleşmeli olarakistihdam edilen personele, 17.04.2006 gün ve 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu Kararına ekli III sayılı cetvelin “E.Denetim Tazminatı ” bölümündeöngörülen denetim tazminatının ödenmesininmümkün olmadığı ve 5429 sayılı Türkiyeİstatistik Kurumu Kanununun yürürlüğe girdiğitarihten itibaren ödenen denetim tazminatının ilgililerden gerialınmasının istenildiği; 29.04.2009 gün veB.02.1.TÜİ.0.65.05.00-869-355 sayılı BaşbakanlıkTürkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın oluru üzerine, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığının 13.5.2009gün ve B.02.1.TÜİ.0.65.05.00-846.01-538 sayılıyazısı ile TÜİK Uzmanı T.K.’a,29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında yersiz ödenen denetimtazminatlarının toplamı olan 3.365,38 TL tutarında Hazineborcu bulunduğu, 19.10.2006 tarihli ve 26324 sayılı ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve EsaslarHakkında Yönetmelik” gereğince söz konusu borcun 7günlük itiraz süresi saklı kalmak üzere, hesaplanacakyasal faizi ile birlikte bir ay içerisinde Başbakanlık MerkezSaymanlık Müdürlüğü’ne ödenmesi aksi takdirdegenel hükümler çerçevesinde işlemyapılacağının bildirildiği; bu işlemin ilgiliye21.05.2009 tarihinde tebliği edildiği; adı geçenin27.5.2009 tarihli dilekçe ile yaptığı itirazınTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının2.6.2009 gün ve B.02.1.TÜİ.0.65.05.00-846.01-789sayılı yazısı ile reddedildiği; T.K.’ınvekili tarafından, müvekkiline ödenen denetimtazminatının kesilmesi ile, 29/11/2005 tarihinden 14/01/2009 tarihinekadar ödenen tazminatın yasal faizi ile istenilmesine ilişkindavalı idare işleminin yürütülmesinindurdurulması ile iptaline karar verilmesi istemiyle BaşbakanlıkTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığınakarşı idari yargı yerinde davaaçıldığı; Ankara 14.İdare Mahkemesince verilenkararın Danıştay İkinci Dairesince, 31.5.2010 gün veE:2010/474, K:2010/2464 sayı ile, kısmen onanmasına, kısmenbozulmasına karar verildiği, anılan Mahkemece; 24.6.2011gün ve E:2011/1114, K:2011/927 sayı ile davanın, davacıyayersiz ödendiği belirtilen denetim tazminatlarının toplamtutarı olan 3.365,38-TL'nin yasal faizi ile birlikte bir ayiçerisinde ödenmesinin istenilmesine ilişkin kısmıyönünden bozulması üzerine, bozulan kısma ilişkinolarak bozma kararına uyarak işin esasına girildiği vedavacıya yapılan yersiz ödemenin 5018 sayılı Kanunhükümleri kapsamında olmadığı, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 tarih ve E:1968/8, K: 1973/14 sayılı kararı uyarınca davacıyayapılan ödemelerin, hatalı ve yersiz olduğu ilerisürülerek ancak ödemenin yapıldığı tarihtenitibaren 60 günlük idari dava açma süresi içindegeri alınması mümkün iken, bu süregeçirildikten çok sonra yersiz ödendiği ilerisürülen tutarın iadesinin istenilmesine hukuken olanakbulunmaması nedeniyle, 29.11.2005 tarihinden 14.01.2009 tarihine kadarödenen 3.365,38-TL tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesininistenilmesine ilişkin davalı idare işleminde hukuka uyarlıkgörülmediği gerekçesiyle; davacıya yersizödendiği belirtilen denetim tazminatlarının toplamtutarı olan 3.365,38-TL'nin yasal faizi ile birlikte bir ay içerisindeödenmesinin istenilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verildiği;temyiz edilmesi üzerine Danıştay İkinci Dairesince;15.2.2012 gün ve E:2011/9048, K:2012/733 sayı ile, temyizistemi reddedilerek onanan; kararın düzeltilmesi istemi de aynıDairece; 21.11.2012 gün ve E:2012/6144, K:2012/7994 sayı ile reddedildiğive Mahkeme kararının kesinleştiği; diğer taraftan,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı vekilitarafından, Başkanlıklarında uzman olarak görev yapan T.K.’akarşı, 29.11.2005-14.1.2009 tarihleri arasında yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.365,38.-TL'nin ödeme yapıldığı tarihlerden tahsiltarihine kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline kararverilmesi istemiyle adli yargıda dava açıldığı;Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesince, 30.12.2009 gün ve E:2009/1579,K:2009/2727 sayı ile dosya üzerinden yaptırılanbilirkişi raporundan bahisle, davalıya 29.11.2005 - 14.01.2009tarihleri arasında toplam 3.365,38 TL denetim tazminatıödendiğini, gerek bu tazminatın düzenlendiği 657sayılı Kanunun 152. maddesinde, gerekse tazminatlarınödenmesini düzenleyen 97/9021 sayılı kararnamede denetimtazminatı ödenecek kadrolar arasında TÜİK Uzmanıve Uzman Yardımcılığı kadrosuna yer verilmediği,bu nedenle davalıya denetim tazminatı ödenmesinin yasaldayanağının bulunmadığı, davalınınborcun ödenmesi konusunda 21.05.2009 tarihinde temerrüdedüşürüldüğü, gerekçesiyle,açılan davanın kabulü ile 3.365,38TL'nin 21.05.2009tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdantahsiline karar verildiği; temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3.HukukDairesince; 1.6.2010 gün ve E:2010/5431, K:2010/9665 sayı ile onanankararın kesinleştiği; İdari yargı yerinde davacı,Adli yargı yerinde davalı olan T.K.’ın vekilitarafından, Uyuşmazlık Mahkemesine verilen talepdilekçesinde özetle; müvekkiline denetim tazminatı olaraködenen 3.365,38-TL’nin yasal faizi ile birlikte geri istenmesineilişkin idare işleminin Ankara 14.İdare Mahkemesinin 24/06/2012tarih E.2011/1114, K.2011/927 sayılı kararı ile iptaledildiğini, kararın kesinleştiğini; İdareninişlemi iptal edilmesine rağmen, İdare tarafından hukukMahkemesinde açılan alacak davasının ise kabuledildiğini; kesinleşen Ankara 4.SHM'nin 30/12/2009 tarih E.2009/1579,K.2009/2727 sayılı kararı üzerine MuhakematMüdürlüğünün 18/03/2016 tarih 23323sayılı yazısı ile dava konusu alacağın faizi vemasraflarıyla birlikte ödenmesinin istenildiğini, aksi haldeicra takibi yapılacağının bildirildiğini; her ikisininde kendi dalında ayrı yargı kararları olduğunu, her birinin uygulanabilirliğinin bulunduğunu, nitekim uygulamadakurumun, ilgiliden parayı tahsil ettiğini, bir yandan da buişlemin aslında iptal edilmiş olduğunu; Kurumun buparayı isteyememesinin gerektiğini; hukuk ve adaletin birbütün olduğunu, aksi durumun adaletsiz sonuçlardoğurduğunu ifade ederek; Ankara 14.İdare Mahkemesinin15/02/2012 tarih E.2011/1114, K.2011/927 sayılı kesinleşenkararı ile Ankara 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 30/12/2009 tarih E.2009/1579,K.2009/2727 sayılı kararı arasında doğan“hüküm uyuşmazlığının giderilmesi veuyuşmazlığın esasının davaya konu iadeişleminin iptali yönünde karara bağlanmasınıistediği;
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Ahmet Tevfik ERGİNBAY, Alaittin Ali ÖĞÜŞ,Süleyman Hilmi AYDIN ve Birgül KURT’unkatılımlarıyla yapılan 26.3.2018 günlütoplantısında; denetim tazminatının ödenmesineilişkin işlemin, idarenin tek yanlı iradesiyle tesis edilen,kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlemolduğunda kuşku bulunmadığı gibi, söz konusuidari işlemin geri alınmasının da idari nitelikteolduğu, bu nitelikteki uyuşmazlığın da Anayasanın155. Maddesi gereğince idari yargıda çözümlenmesigerektiğinde kuşku bulunmadığı; 5018 sayılıKanunun 71. maddesinde kamu zararının tanımınınyapıldığı, sonrasında kamu zararınınbelirlenmesindeki kriterlerin sayılarak kapsamınınbelirlendiği; somut uyuşmazlığabakıldığında, 5018 sayılı Kanunun 71. maddesikapsamında oluşan bir kamu zararından sözedilemeyeceği, ortada mevzuatta olmayan bir ödemenin yapılmasıdeğil mevzuatta öngörülen bir ödemeninyapılması sırasında idarece hataya düşülmesisöz konusu olduğundan, uyuşmazlığın, 5018sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesininmümkün olmadığı, içtihatlar ve yasaldüzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; idarece yapılanyersiz ödemenin 5018 sayılı Kanun kapsamıdışında kaldığı ve Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılı Kararı çerçevesindeçözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmadığı, T.K.’a 29.11.2005- 14.01.2009 tarihleriarasında, mevzuat hükümlerinin aksine denetim tazminatıödenmiş ise de; söz konusu yersiz ödemelerin idaretarafından Mayıs 2009 tarihinde yani 2577 sayılı İdariYargılama Kanununun 7. maddesinde belirtilen 60 günlük davaaçma süresi geçtikten sonra talep edildiği; yersizödeme yapılan T.K.’ın ödemelerin yapılmasıkonusunda gerçek dışı beyanı veya hilesininbulunmadığı, keza mevzuatın maliyetkilileri/sorumluları yanıltacak mahiyeti itibariyle ortada bir“açık hata” halinin de söz konusuolmadığı; söz konusu tazminatların ödenmesikonusunda Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlığıDestek Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından tümbölge müdürlüklerine bildirimde bulunulduğu vedosyadaki bilgi ve belgelerden Türkiye genelinde bu uygulamanınyapıldığı, hatalı ödemeyapıldığının Maliye Bakanlığınınincelemesi sırasında ortaya çıktığı, sözkonusu ödeme nedeniyle T.K.’ın kolayca anlayabileceğiaçık bir hata ve kusur da söz konusu edilemeyeceğinden,29.11.2005-14.01.2009 tarihler arasında ödenen denetimtazminatının geri istenilmesinin koşullarının mevcutolmadığı gerekçesiyle; Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan T.K.’a 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işleminhukuka uygun olmadığının saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınması içinidarece açılan alacak davası sonunda davanınkabulüne karar veren Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 30/12/2009gün ve E:2009/1579, K:2009/2727 sayılı kararınınkaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara14.İdare Mahkemesi’nin 24.6.2011 gün ve E:2011/1114, K:2011/927sayılı kararının kabulü ve bu suretle hükümuyuşmazlığının giderilmesine, Başkan NuriNECİPOĞLU ve Üye Ahmet Tevfik ERGİNBAY’ın karşıoyları ve oy çokluğu ile kesin olarak karar verildiğianlaşılmıştır.
3- Talebin İçeriği ve İleriSürülen Gerekçeler:
Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı vekilince(1.HukukMüşaviri V.) Mahkememize hitaben yazılan, 11.5.2018 tarihli“kararlar arasındaki çelişmenin giderilmesi”talepli dilekçede; “(…)B)ESAS BAKIMINDAN:
11-BaşvurucuT.K.'a yersiz ve fazladan ödenmiş olan denetim tazminatıtutarı, hukuki dayanağı olmadan ödenmiştir. Bu nedenleanılan tazminatın ödenmesine son verilmesi işlemi mevzuatauygundur. Nitekim Ankara 14. İdare Mahkemesinin bozmadan önceki ilkkararında ve bozmadan sonra verilmiş olan kararında da bu durumteyit edilmiştir. Dolayısıyla yasal dayanağı olmayanbu ödemenin yapılmasında davacının bir kusurubulunmasa da, haksız nedenle edinildiği için kesilmesidoğru ve daha önce hata ile ödenenlerin geri istenilmesi deyasaldır.
Ancak buradadikkatten kaçırılmaması gereken husus, yukarıda dabelirtildiği gibi başvurucuya yersiz ve fazladan ödenmişolan meblağ, başvurucudan Kurumun tek yanlı bir icraiişlemi sonucu (re'sen) kesilmemiş, başvurucu sadece Kuruma(Hâzineye) bu meblağ kadar borcu olduğu ve bunu MuhasebeMüdürlüğüne iade etmesi gerektiği, bunuyapmadığı takdirde konunun MuhakematMüdürlüğüne intikal ettirilerek yasaldayanağı olmayan bu ödemelerin genel hükümleruyarınca kendisinden tahsili yoluna gidileceği konusunda uyarılmış/bilgilendirilmiştir.Dolayısıyla burada Kurum tarafından belirli bir miktarparanın başvurucudan idari bir kararla (re'sen) kesilmesişeklinde icrai bir idari işlem bulunmamaktadır.
2-Kurumdakadro karşılık gösterilmek suretiyle sözleşmeliolarak istihdam edilen TÜİK Uzmanı ve UzmanYardımcılarına, sadece 10/07/2006 tarihli ve 2006/10795sayılı Bakanlar Kurulu Kararında öngörülenödemeler ile 06/07/1997 tarihli ve 97/9021 sayılı BakanlarKurulu kararında öngörülen özel hizmettazminatının ödenebileceği açıktır.Nitekim bu husus Ankara 14. İdare Mahkemesinin kararı ile de teyitedilmiştir. Yürürlükteki açık mevzuathükümlerine rağmen hataya düşülerekbaşvurucuya denetim hizmetleri (özel hizmet) tazminatınınyanında sehven "Denetim Tazminatı" da ödenmiştir.Bu sebeple davacıya "Denetim Tazminatı" olarak yapılanfazla ödemenin geri istenilmesi de hukuka uygundur.
3-Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973günlü E. 1968/8, K.1973/14 sayılı Kararıyla, idareninyokluk, açık hata, memurun gerçek dışıbeyanı ve hilesi hallerinde süre aranmaksızın kanunsuzterfi veya intibaka dayalı ödediği meblağı her zamangeri alabileceği; belirtilen istisnalar dışında kalanhatalı ödemelerin geri alınmasının, hatalıödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamaküzere idari dava açma süresi içinde mümkünolduğu, bu süre geçtikten sonra geri alınmayacağıkarara bağlanmıştır.
4-Diğeryandan davacıya hukuki dayanağı olmadan yapılmışolan yersiz ve fazla ödemenin, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun yukarıdaanılan 22/12/1973 günlü ve E.1968/8, K.1973/14 sayılıKararında belirtilen istisnalar dışında kalan, "yasayaaykırı yapılmış bir yükselme veya intibakişlemine dayalı diğer hatalı ödemeler"kapsamında olmadığı da açık bir husustur. Bu çerçevedeidare tarafından alınmış bir idari kararadayanmaksızın yapılan yersiz ve fazla ödemeler, ödemeyapılan kişiler bakımından sebepsiz zenginleşmeteşkil etmektedir. Hatalı intibak veya hatalı terfi işlemigibi bir şart tasarruf niteliğindeki idari işlemin sonradanidare tarafından geri alınması halinde bu işlemedayanılarak yapılan fazla ödemelerin geri alınmasında,fazla ödemelerin hukuken kazanılmış hak olaraktanınması gerektiği, sebepsiz zenginleşmehükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceği kabuledilebilir. Ancak burada olduğu gibi herhangi bir şart tasarrufa yaniidari bir karara dayanmayan salt hatalı ödemelerin, idaretarafından Borçlar Hukukunun haksız iktisap kurallarınadayanılarak geri istenebileceği açıktır. Aksi haldeidarenin haksız iktisap kurallarından hiçbir zamanyararlanamaması ve yapılan bütün hatalıödemelerin idare tarafından, gerek ödeme yapılankişilerden, gerekse ödemeyi yapan görevlilerden gerialınamaması gibi bir sonuç ortaya çıkar kiböyle bir durum idareyi işlemez hale getirecektir.
5-NitekimYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05/12/1984 tarihli ve E. 1982/13-387,K.1984/997 sayılı emsal nitelikteki Kararında; "DavacıKurumda doktor olarak çalışan davalının, emekliolmadan önce 2162 sayılı ‘Sağlık PersonelininTam Süre Çalışma Esaslarına Dair Kanundan ve buKanunda öngörülen tazminatlardan' yararlandığıhalde ayrıca ‘temininde güçlük zammı' denilenyan ödemenin de kendisine ödenmiş olduğu, ödemeninyapıldığı tarihte yürürlükte bulunanBakanlar Kurulu Kararnamesine göre davalıya ‘temininde güçlükzammı' ödenemeyeceği yönlerinde herhangi biruyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalıya dava konusuödemenin yapıldığı tarihten önce BakanlarKurulunun 9.8.1978 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ve 1.3.1978tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğekonulan 7/16062 sayılı Kararnamesinin 6. maddesinin (d) bendinde 2162sayılı yasada öngörülen tazminatlardan yararlananlarasadece ‘iş güçlüğü' ve ‘işriski' zamlarının ödenebileceği açıklanmaksuretiyle bu gibilere ayrıca ‘temininde güçlük zammı'ödenemeyeceği hükme bağlanmıştır.
22.3.1979tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Bakanlar Kurulu'nun 7/17297 sayılıKararnamesiyle, 1979 Mali Yılına ilişkin zam vetazminatların saptanmasına kadar 1978 yılına aityukarıdaki Kararname hükümlerine göre ödemeyapılması kararlaştırılmıştır. Dahasonra 22.9.1979 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ve 1.3.1979 tarihindengeçerli olmak üzere, 1.10.1979 tarihindeyürürlüğe konulan 7/18101 sayılı Bakanlar KuruluKararnamesinin 1. maddesinin 8. fıkrasında 2162 sayılıyasada öngörülen tazminatlardan yararlananlara sadeceişgüçlüğü ve iş riski zamlarıödeneceği hükmü yer almıştır. Bu durumda,davalıya ödemenin yapıldığı tarihteyürürlükte bulunan Bakanlar Kurulu Kararnameleriyle, 2162sayılı yasadan yararlananlara ‘teminindekigüçlük zammı' ödenmesinin menedilmişolduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, davalıyayapılan ödemenin daha önce bu yolda alınmış biridari karara dayandığı da iddia ve isbat edilmişdeğildir. Öyle ise, söz konusu ödeme davalıyönünden nedensiz zenginleşme olup burada idare hukukunun idarikararların geri alınmasıyla ilgili kurallarınınuygulanmasına olanak yoktur.
Mahkemenindirenme kararında dayandığı 27.1.1973 günlü, 6/2sayılı İçtihadı Birleştirme Kararındaçözüme bağlanan sorun: hatalı intibak veyahatalı terfi işlemi gibi bir şart tasarrufun sonradan idaretarafından geri alınması halinde daha önce bu şarttasarrufa dayanılarak memura yapılmış olan fazlaödemelerin nedensiz zenginleşme hükümleri uyarıncageri istenmesinin idare hukuku ilkelerine göre mümkün olupolmadığı konusu ile ilgili olup, sonuçta, yokluk ilemutlak butlan durumları ayrık olmak ve kişinin gerçekdışı beyanı veya hilesi ile sebebiyet vermemişolması kaydiyle, idarenin yanlış şart tasarrufu(özellikle yanlış intibak işlemini) ancak iptal davasısüresi içinde geriye yürür şekilde geri alabileceği,bu süre geçtikten sonra yanlış tasarrufun gerialınması halinde geri alma gününe kadar doğmuşdurumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere,hukuken kazanılmış durum olarak tanınmasıgerektiği, sebepsiz zenginleşme hükümlerinedayanılarak geri istenemeyeceği içtihat edilmiştir. Buiçtihadı birleştirme kararının, idare tarafındanyapılan bütün ödemelere uygulanması halinde, idareninhaksız iktisap kurallarından hiçbir zaman yararlanamamasıve memurların yapmış oldukları bütün hatalı ödemelerinidare tarafından, gerek ödeme yapılan kişilerden, gerekseödemeyi yapan görevlilerden geri alınamaması gibi birsonuç doğar ki, idareyi işlemez ve iş göremez birduruma sokacak olan böyle bir sonucun hukukça savunulmasımümkün değildir. Bu nedenle, İçtihadıBirleştirme Kararının kapsamı dışında kalanve herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalıödemelerin, idare tarafından Borçlar Hukuku'nun haksıziktisap kurallarına dayanılarak geri istenebileceğininkabulü gerekir." gerekçesiyle, ilk derece mahkemesinindavanın reddine ilişkin direnme kararının bozulmasınahükmedilmiştir.
KezaYargıtay 3. Hukuk Dairesinin 1.2.2005 tarihli ve E. 2005/416, K. 2005/589sayılı Kararı ile de; "Davada, davacı SağlıkBakanlığı tarafından davalı doktora fazladanödenen katkı payı miktarı 4.104.100.000 liranındavalıdan tahsili talep edilmiştir. Mahkemece; davalıyayapılan fazla ödemenin yokluk ve mutlak butlan ile malülolmadığından ödeme tarihinden dava tarihine kadar 60günlük iptal davası süresi geçmesi nedeniyledavanın reddine karar verilmiştir. Hükmü davacı vekilitemyiz etmiştir. Dosya kapsamından, davalıya yapılanödemenin daha önce bu yolda alınmış bir idari kararadayandığı iddia ve ispat edilmediğianlaşılmaktadır. Davalıya yapılan ödemeninhatadan kaynaklandığı kabul edilmektedir. BK.'nun 62. maddesigereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyenkimse, yanlışlığa düştüğünüispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir. Bu maddedebelirtilen yanlışlık, eda ile ilgili olup, edada bulunandabağışlama irade ve arzusunun bulunmadığınıgösteren bir yanılmadır. Başka bir deyişle davacıidarenin hataya düşmeseydi, davalıya edadabulunmayacağı anlamına gelmektedir. O halde dava konusualacağın BK.nun 62. maddesindeki koşullara göre geriistenebileceği anlaşılmaktadır.
Bu durumdamahkemece; uzman bilirkişi aracılığı ile saptanan vedavacının almaya hak kazandığı alacağıntahsiline karar verilmesi gerekirken, mahkemece; ‘hatalı terfi veintibak nedeniyle fazla yapılan ödemelerin davalının hilesive gerçek dışı beyanı ile yokluk ve mutlak butlanile malül olmadığı için geri istenemeyeceğineyönelik Y.İ.B. Büyük Genel Kurulunun 27.1.1973 tarih, 72/6E., 73/2 K sayılı kararına' dayanılarak davanınreddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Çünkümahkemenin dayandığı İ.B.K ile çözümlenenhusus; hatalı intibak veya hatalı terfi işlemi gibi birşart tasarrufun sonradan idare tarafından geri alınmasıhalinde, daha önce bu şart tasarrufa dayanılarak memurayapılmış olan fazla ödemenin nedensiz zenginleşmehükümleri uyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerinegöre mümkün olup olmadığına ilişkindir.
Bu İ.B.K.nınidare tarafından yapılan bütün ödemelereuygulanması halinde, idarenin haksız iktisap kurallarındanhiçbir zaman yararlanamaması ve memurların yapmışoldukları bütün hatalı ödemelerin idaretarafından gerek ödeme yapılan kişilerden, gerekseödemeyi yapandan geri alınamaması gibi bir sonuçdoğuracağı ve bunun da idareyi işlemez durumagetireceği kabul edilmelidir.
Herhangi birşart tasarrufuna dayanmayan salt hatalı ödemenin BorçlarHukukunun haksız iktisap kuralları çerçevesinde istenipistenemeyeceği tartışılmadan yazılıgerekçe ile davanın reddine karar verilmesi bozmayıgerektirmiştir." gerekçesiyle, davanın reddineilişkin adli mahkeme kararı bozulmuştur. Yargıtay 3. HukukDairesi'nin yine bu konuda verilmiş olan 30.12.2004 tarihli ve E.2004/14643, K. 2004/14727 sayılı, 18.10.2004 tarihli ve E. 2004/11370,K. 2004/11145 sayılı kararları da bu yöndedir.Bilindiği üzere Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararlarıda bağlayıcı niteliktedir.
6-Nitekim bukapsamda Türkiye İstatistik Kurumu Edirne Bölge Müdürlüğü'ndesözleşmeli TÜİK Uzmanı olarak görev yapan A.Ö.'ayersiz denetim tazminatı ödemesi yapılmış, bilahareyapılan ödeme geri istenilmiş, ilgili personel tarafındanEdirne İdare Mahkemesinin 2009/759 Esasında açılan iptaldavasında, mahkemece verilen 20/11/2009 tarihli ve K. 2009/1242sayılı karar ile "...ilgili personele yersiz ödemenedeniyle ortaya çıkan kamu zararını miktar olarakbelirleyen ve söz konusu zarara tekabül eden alacağınödenmesi gerektiğini ortaya koyan idari yazının, idari davayakonu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlemolarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı sonucunaulaşılmaktadır.” gerekçesiyle davanınincelenmeksizin reddine karar verilmiş, mezkûr kararDanıştay 2. Dairenin 21/09/2010 tarihli ve E. 2010/536 K. 2010/3483sayılı kararıyla "... Kamu görevlilerine dahaönce sehven kanuna aykırı olarak yapılmış fazlaödemelerin geri alınmasında, 5018 sayılı Kanununuygulanmasının mümkün olmadığı sonucunaulaşıldığı..." gerekçesi ile yerel mahkemekararı bozulmuş, yargılama Edirne İdare Mahkemesinin bozmakararına uyması suretiyle devam etmiştir.
Bu arada fazlaödenen denetim tazminatının tahsili için Edirne 2. SulhHukuk Mahkemesinde ilgili personel aleyhine dava açılmışve anılan Mahkemenin 30/03/2011 tarihli ve E.2010/489, K. 2011/241sayılı kararı ile davanın kabulüne, dava tarihindenitibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 3.373,96 TL'nin davalıdanalınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karar Yargıtay9. Hukuk Dairesinin 21/09/2011 gün ve E. 2011/12027, K. 2011/13510sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. İlgilipersonel tarafından HÜKÜM UYUŞMAZLIĞI YOLUNABAŞVURULMASI üzerine de Yüksek UYUŞMAZLIKMAHKEMESİ’NİN 13.10.2014 tarihli ve E. 2013/1607, K. 2014/887sayılı KARARI İLE; "....somut uyuşmazlığabaktığımızda, idarece yapılan yersiz ödemeninsebepsiz zenginleşme hükümleri uyarıncaçözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmamaktadır.
Adliyargıda yapılan yargılama sırasında, hataenödenen denetim tazminatı miktarının bilirkişi raporuile tespit edilerek hüküm altına alındığı vekararın kesinleşmesinin ardından A.Ö. tarafından icradosyasına yatırıldığı görülmektedir.
A.Ö.'e18.11.2005- 14.01.2009 tarihleri arasında yukarıdaaçıklanan mevzuat hükümlerinin aksine denetimtazminatı hataen ödendiği konusunda tereddütbulunmadığından 18.11.2005-14.01.2009 tarihler arasındaödenen denetim tazminatının geri istenilmesininkoşullarının mevcut olduğu görülmektedir.
Açıklanannedenlerle, Türkiye İstatistik Kurumu Edirne BölgeMüdürlüğü'nde sözleşmeli TÜİK Uzmanıolarak görev yapan A.Ö.'e 18.11.2005-14.01.20009 tarihleriarasında yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geriistenilmesine ilişkin işlemin hukuka uygun olduğununsaptanması karşısında; yersiz ödemenin gerialınmasına ilişkin işlemin iptali için açılandavanın sonunda davanın kabulüne karar veren Edirne İdareMahkemesi'nin 06.05.2011 gün ve E:2011/493 K:2011/397 sayılıkararının kaldırılmasına, hukuk ve usule uygunbulunan, Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 30.03.2011 gün ve E:2010/489K:2011/241 sayılı kararının kabulü ve bu surettehüküm uyuşmazlığının giderilmesine kararverilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle yersiz ödemenin gerialınmasına ilişkin işlemin iptali içinaçılan davanın sonunda davanın kabulüne karar verenEdirne İdare Mahkemesi'nin 06/05/2011 tarihli ve E. 2011/493, K. 2011/397sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, hukuk ve usule uygun bulunan, Edirne2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 30/03/2011 gün ve E.2010/489 K. 2011/241sayılı kararının kabulü ve bu surette HÜKÜMUYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE kesin olarak kararverilmiştir.
7-Yukarıdaizah edilen sebeplerle; Uyuşmazlık Mahkemesi'nin ikinci kararınakonu olan işlemden; başvurucuya 29/11/2005-14/01/2009 tarihleriarasında herhangi bir şart tasarrufa (idari işleme/idari karara)dayanmadan hatalı olarak yersiz ve fazladan ödenmiş olan3.365,38 TL.sı meblağın iade edilmesi gerektiğineilişkin Kurum yazısının 2577 sayılı İYUK'un14 üncü maddesinde tanımlandığı şekilde"idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken birişlem" olmadığı, bu konuda Kurum tarafındandavacıya sadece ödeme teklifi sunulduğu ve rızası ileödemeyi kabul etmemesi halinde konunun MuhakematMüdürlüğüne intikal ettirilerek Hazinealacağının genel hükümler çerçevesindetahsili yoluna gidileceğinin bildirildiği göz önüne alınarak,yukarıda yer verilen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulukararlarıyla da doğrulandığı üzere, İdareMahkemesince İYUK'un 15/1-b maddesi uyarınca "davanınincelenmeksizin reddi" yolunda verilen ilk karar hukuka uygun olup, bukararın bozulması yolunda Danıştay 2. Daire'ce verilenkarar ile bozma kararına uyulmak suretiyle Ankara 14. İdareMahkemesince verilen iptal kararı ve bu kararın onanmasına dairkararlar hukuka aykırıdır. Yukarıda sözü edilenve ekte örnekleri sunulan Danıştay İdari Dava DaireleriKurulu ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bağlayıcı olanKararları ve Yüksek UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN 13.10.2014tarihli İLK KARARI bu durumun açık teyidi niteliğindedir.Belirtilen nedenlerle UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN 26.03.2018 tarihliİKİNCİ KARARI hukuka aykırı olup,kaldırılması gerekmektedir.
III-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN 26.03.2018 TARİHLİİKİNCİ KARARININ HUKUKA AYKIRILIĞI:
1-2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 1 inci maddesine göreUyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ilegörevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargı mercileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkilive bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksekmahkemedir. Anılan Kanunun 28 inci maddesine göre de, ilgiliyargı mercileri ile bütün makam, kuruluş ve kişilerMahkeme kararlarına uymak, geciktirmeksizin onları uygulamaklaödevlidirler. Görüldüğü üzereUyuşmazlık Mahkemesi kararları, yerel mahkeme veya Yargıtayve Danıştay Daire kararları gibi olmayıp, bunlarınüzerinde ve ilgili yargı mercileri ile bütün makam,kuruluş ve kişileri bağlayıcı niteliktedir. Buitibarla da her zaman hukuka uygunluk hususunda tereddütten, kuşkudanuzak ve hukuki istikrar, belirlilik ve öngörülebilirlikilkelerine uygun olmalıdır.
2-Bilindiğiüzere hukuk devletinin temel ilkelerinden biri "belirlilik"tir.Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idareyönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecekşekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir venesnel olması gereklidir. Bununla birlikte yasa kurallarınınkişiler ve idare yönünden herhangi bir duraksamaya vekuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net,anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olduğu yerde, mahkemekararlarının, özellikle de yukarıda belirtildiğişekilde kararları mutlak bağlayıcı nitelikte olanUyuşmazlık Mahkemesi kararlarının da "belirlilik"ilkesine uygun olmasının beklenmesi tabiidir. Birebir aynı maddiolaya dayanan ve aynı konuda verilen iki kararın da aynıolması gerekmektedir.
Zira RomaHukuku kaynaklarında, "ubi eadem est ratio legis, ibi eadem est legisdispositio" veya "ubi eadem est ratio, eadem est lex"şeklinde ifade edilmiş olan ve "sebepler aynı isehüküm de aynıdır" veya "hükümleraynı ise sonuç da aynıdır (aynıolmalıdır)" anlamına gelen kurallar da mahkemekararlarının belirli ve öngörülebilirolmalarının önemine işaret etmektedir.
Belirlilikilkesi, hukuk güvenliği ilkesiyle de bağlantılı olup,mahkemelerce, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksalyaptırımın veya sonucun bağlanacağı bilinebilir(tahmin edilebilir/kestirilebilir) olmalıdır. Hukukgüvenliği, normların öngörülebilirolmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devletegüven duyabilmesini gerekli kılar. 'Öngörülebilirlikşartı' olarak nitelendirilen ilkeye göre de yasalarınuygulanmasında takdirin kapsamı ve uygulama yöntemiaçık olmalıdır. Belirlilik, kişilerin hukukgüvenliğini korumakla birlikte hukuki istikrarı dasağlayacaktır.
3-Yukarıdabelirtilen genel hukuk ilkeleri ve açıklamalarkarşısında, Yüksek Uyuşmazlık Mahkemesitarafından birebir aynı maddî olaya dayanan ve aynı konudaverilen hüküm uyuşmazlığının giderilmesikararları arasında çelişki bulunmamasıgerekmektedir. Zira Yüksek Mahkemenin ilk Kararında YargıtayHukuk Genel Kurulu'nun ve Danıştay İdari Dava DaireleriKurulu'nun yukarıda belirtilen bağlayıcı niteliktekikararlarına uygun olarak İdare Mahkemesi Kararınkaldırılmasına ve Sulh Hukuk Mahkemesi Kararınınkabulüne karar verildiği halde; aynı maddi olaya dayalıolan ve aynı konudaki ikinci Kararda ise bu kez Yargıtay Hukuk GenelKurulu'nun ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nunyukarıda belirtilen kararlarına aykırı olarak ve sadeceDanıştay 2. Dairesi'nin (hukuken isabetsiz olduğu Danıştayİdari Dava Daireleri Kurulu'nun kararları ve UyuşmazlıkMahkemesinin ilk kararıyla ortaya konulan) bozma kararındakigerekçelere itibar edilerek, İdare Mahkemesi Kararınkabulüne ve Sulh Hukuk Mahkemesi Kararınınkaldırılmasına hükmedilmiştir. OysaUyuşmazlık Mahkemesinin bu konudaki hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesi yolundaki ilk Kararının verildiği 13.10.2014tarihinden sonra, konuyla ilgili adlî ve idari yargıkararlarında. Kanun hükümlerinde ve ikincil düzenlemelerdedahi değişiklik olmuş değildir. Dolayısıylaadlî ve idari yargı kararlarında ve ilgili mevzuathükümlerinde bir değişiklik yokken, UyuşmazlıkMahkemesinin aynı konudaki ikinci kararının ilkinin tam tersiyönde tecelli etmesi, olayla ilgili kişiler ve kurumlar nezdinde"acaba üçüncü dosyada nasıl bir karar ortayaçıkacak?" sorusunun sorulmasına neden olmaktadır.
ZiraYüksek Mahkemenizce verilmiş olan iki farklı hükümuyuşmazlığının giderilmesi kararına neden olanmaddî olayla ilgili olarak, Kurum personeli tarafındanİdarî yargı mercilerinde Kurum aleyhineaçılmış ve büyük bölümü kesinleşmişortalama 250 kadar iptal davası bulunduğu gibi, aynı konudaKurum Başkanlığı (Maliye Hâzinesi) tarafındanilgili personel aleyhine adlî yargı mercilerindeaçılmış ve yine büyük bölümüilgili personel aleyhinde kesinleşmiş ortalama 250 kadar da alacakdavası dosyası bulunmaktadır. Dolayısıyla budosyaların da hüküm uyuşmazlıklarınıngiderilmesi talebiyle çok kısa zamanda Yüksek Mahkemeninönüne gelmesi kuvvetle muhtemel bulunmaktadır.
Ayrıca,kamu zararının öncelikle kaynağınaktarıldığı kişiden istenilmesi "hakkaniyet"ilkesine uygun bir değerlendirmedir. Zira ortaya çıkan kamuzararının ödeme yapılan kişiden alınamamasıdurumunda kaynağın eksilmesinden sorumlu olanlardan istenilecektir.Ortada benzer nitelikte 250 civarında dava bulunduğu ve bu davalardada Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından İdari Yargıdakikararlar doğrultusunda hükümuyuşmazlığının giderilmesi yönünde kararlarverildiği takdirde bu haksız ve yersiz ödemelerin sorumlusu olangerçekleştirme görevlileri ile harcama yetkililerinden tahsil edilmesigündeme gelecektir ki bu yönüyle değerlendirildiğindedahi İdari Yargının iptal kararlarının hukuka uygunolmadığı görülecektir. Bu kapsamda davacıyasehven ödenen denetim tazminatının ödemeden yararlanaraksebepsiz zenginleşen davacıdan istenilmesinde 5018 sayılıKanun hükümlerine herhangi bir aykırılıkbulunmadığı gibi, bu durum hakkaniyete de uygundur.
SONUÇVE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen ve Yüksek Mahkemece re'sengöz önünde bulundurulacak diğer nedenlerle; hukuka,aynı konuda verilmiş Danıştay İdari Dava DaireleriKurulu kararları ile Yargıtay içtihatlarına uygun olanUyuşmazlık Mahkemesi'nin 13.10.2014 tarihli ve Esas: 2013/1607,Karar: 2014/887 sayılı İLK Kararının KABULÜNE;hukuka, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararları ileYargıtay içtihatlarına ve Uyuşmazlık Mahkemesi'ninkonuyla ilgili İLK Kararına aykırı olanUyuşmazlık Mahkemesi'nin 26.03.2018 tarihli ve Esas: 2016/543, Karar:2018/134 sayılı İKİNCİ KararınınKALDIRILMASINA, 2247 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi gereğince kararlararasındaki çelişmenin bu suretle giderilmesine, 2247sayılı Kanunun 25 inci maddesinin son fıkrası uyarıncaincelemenin DURUŞMALI olarak yapılmasına, karar verilmesi…”talep edilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Ahmet Tevfik ERGİNBAY, Süleyman Hilmi AYDIN, AydemirTUNÇ ve Birgül KURT’un katılımlarıylayapılan 25.6.2018 günlü toplantısında: Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in, talep dilekçesinin,Başkanlık yazısıyla reddedilmesi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’ninbaşvurunun incelenmeksizin reddedilmesi; DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın ise 2247 sayılı Yasadadüzenleme yapılıncaya kadar bekletme kararı verilmesiyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığınca yapılan başvuruda, UyuşmazlıkMahkemesi’nin (Hukuk Bölümü) "hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesi"ne ilişkin 13.10.2014 tarih, E: 2013/1607, K:2014/887sayılı kararı ile 26.03.2018 tarih, E:2016/542, K:2018/79sayılı kararı arasında çelişkibulunduğundan bahisle; çelişkinin 13.10.2014 tarih, E:2013/1607, K: 2014/887 sayılı karar doğrultusunda giderilmesi; 26.02.2018tarihli ve E:2016/543, K: 2018/134 sayılı kararınkaldırılmasına hükmedilmesi istenilmiştir.
2247 sayılı Yasanın “Mahkemeningörevi” başlıklı 1.maddesinde; “ UyuşmazlıkMahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş,adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev vehüküm uyuşmazlıklarını kesin olarakçözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapanbağımsız bir yüksek mahkemedir.
Özel kanun uyarınca hakemebaşvurulmasının zorunlu olduğu hallerde, eğer hakemlikgörevi hakim tarafından yerine getirilmiş ise bu merci,davanın konusuna göre, yukarıdaki fıkrada yazılıadli veya idari yargı mercilerinden sayılır.”;
“Mahkemeninkuruluşu” başlıklı 2.maddesinde;“Uyuşmazlık Mahkemesi bir Başkan ile oniki asıl,oniki yedek üyeden kurulur.
UyuşmazlıkMahkemesi, hukuk ve ceza bölümlerine ayrılır. HukukUyuşmazlıkları Hukuk Bölümünde, CezaUyuşmazlıkları Ceza Bölümünde kararabağlanır.
Herbölüm, bir Başkan ile altı asıl üyeden kurulur.Birlikte toplanan Hukuk ve Ceza Bölümleri, UyuşmazlıkMahkemesi Genel Kurulunu teşkil ederler.
UyuşmazlıkMahkemesi Genel Kurulu, bu Kanunla belli edilen görevleri yerine getirirve ayrıca bölümler arasında çıkan olumsuzgörev uyuşmazlıklarında görevli bölümübelli eder.
UyuşmazlıkMahkemesi Başkanı, Anayasa Mahkemesince kendi asıl ve yedeküyeleri arasından seçilir. Bölümler ve Genel Kurul,Uyuşmazlık Mahkemesi BaşkanınınBaşkanlığı altında toplanır.
(Değişikaltıncı fıkra: 23/7/2008 – 5791/1 md.) UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümüne, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ileDanıştay Genel Kurulunca kendi daire başkan ve üyeleriarasından; Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Genel Kuruluncada askerî hâkim sınıfından olan daire başkan veüyeleri arasından ikişer asıl, ikişer yedek üyeseçilir.
(Değişikyedinci fıkra: 23/7/2008 – 5791/1 md.) Uyuşmazlık MahkemesiCeza Bölümüne, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile AskerîYargıtay Genel Kurulunca kendi daire başkan ve üyeleriarasından üçer asıl, üçer yedek üyeseçilir. Bölümlerde ve Genel Kurulda toplantıyetersayısı, asıl üyelerin mazeretleri halinde yedeküyeler alınmak suretiyle sağlanır.”; “Hüküm Uyuşmazlığı”başlıklı 24.maddesinde; “ (Değişik birincifıkra: 21/1/1982 - 2592/7 md.) 1 nci maddede gösterilen yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş,aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biriaynı olan ve kararlar arasındaki çelişkiyüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunanhallerde hüküm uyuşmazlığının varlığıkabul edilir. Ceza kararlarında;sanığın, fiilin ve maddi olayların aynı olmasıhalinde hüküm uyuşmazlığı varsayılır. İlgili kişi veya makamUyuşmazlık Mahkemesine başvurarak hükümuyuşmazlığının giderilmesini isteyebilir. Buhalde olumsuz görev uyuşmazlığınınçıkarılması ile ilgili 15 ve 16 ncı maddelerdekiusul kuralları uygulanır.”; “Hükümuyuşmazlıklarında uygulanacak inceleme kuralları”başlıklı 25.maddesinde; Hukuk alanındaki hükümuyuşmazlıklarında Uyuşmazlık Mahkemesi, DanıştayYargılama usulünün bu kanuna aykırı olmayanhükümlerini uygulamak suretiyle anlaşmazlığınesasını da karara bağlar. Ceza alanındaki hükümuyuşmazlıklarında Uyuşmazlık Mahkemesi, CezaMuhakemeleri Usulü Kanununun bu kanuna aykırı olmayanhükümlerini uygular ve esasa ilişkin bir karar vermeksizinsadece o davayı hangi ceza mahkemesinin görüp kararabağlaması gerektiğini belirtmek suretiyleanlaşmazlığı çözer. Kazanılmışhaklar saklı tutulur. Uyuşmazlık Mahkemesihüküm uyuşmazlıklarını dosya üzerindeinceleyerek karara bağlar. Gerekli gördüğü hallerdeveya istek üzerine tarafları dinleyebilir.”; “Bölümlerinve Genel Kurulun toplanma ve karar verme koşulları ve incelemelerinkağıtlar üzerinde yapılması”başlıklı 26.maddesinde; “Hukuk ve CezaBölümlerinde ve Genel Kurulda, üye tam sayısıhazır bulunmadıkça görüşmelere başlanamazve karar verilemez. Eksik üyenin yeri o üyenin geldiğiyargı merciinin yedek üyesi ile, bu olmadığı takdirdebaşka bir yedek üye ile doldurulur. Mahkeme, her toplantıdönemi başında, yıllık çalışma planınıyapar. Bölümlerde ve Genel Kuruldaincelemeler dosya üzerinde yapılır ve bu kanunda belli edilenlerdışında çoğunlukla karar verilir.”; “İncelemede izleneceksıra” başlıklı 27.maddesinde, “UyuşmazlıkMahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görevuyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil vesüre açısından inceler; yöntemine uymayan veyasüresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddeder.”; “Kararlarınkesinliği ve yayınlanması” başlıklı29.maddesinde, “Bölümlerin ve Genel Kurulun kararlarıkesindir. İlke kararları ile Başkanın uygungöreceği Bölümlerin kararları Resmi Gazete'deyayımlanır.”; “Kararlar arasındakiçelişmelerin giderilmesi” başlıklı30.maddesinde; “UyuşmazlıkMahkemesi Bölümlerinin kararları arasındakiçelişmeler, Genel Kurulca verilecek ilke kararları ilegiderilir. İlke kararlarıgerekçesiyle açıklanır. İlk toplantıda ilkeyeilişkin kararlar üçte iki çoğunlukla verilir. Buçoğunluk sağlanmazsa ikinci toplantıda saltçoğunlukla yetinilir. Bir işte, bölümlerin yerleşmişiçtihadında aykırı bir çoğunluğungerçekleşmesi durumunda dahi ilke kararı verilmesi zorunludur. Bir ilke kararınındeğişmesi veya kaldırılması yeni bir ilkekararıyla olur. İlke kararına yer olupolmadığına bölümler karar verir. Başkan, konuyuraportörlere veya üyelerden birine incelettirebilir. Bölümlerin ilkekararını gerekli görmesi halinde, Başkançelişme doğuran kararları veya kökleşmişiçtihadı gösteren kararlardan biriyle yeniçoğunluğun görüşünü veçelişme gerekçesini kapsayan bir yazıyı, istemdebulunandan başka başsavcı ve Başkanunsözcülerine,belirteceği bir sürede görüşlerini bildirmeküzere yollar. İlke kararınıngörüşülmesi için üyeleredağıtılan Gündeme Başsavcı veBaşkanunsözcülerinin süresi içinde verdiklerikarşılıklarla onlara gönderilen yazı vekararların örnekleri de eklenir. Gündemindağıtıldığı gün ile görüşmegünü arasında geçecek sürenin acele işlerdışında 15 günden az olmaması gerekir. Görev konusundaki ilkekararları; Uyuşmazlık Mahkemesini ve bütün yargımercilerini, hüküm uyuşmazlıklarıdolayısıyla verilecek esasa ilişkin ilke kararları iseyalnız Uyuşmazlık Mahkemesini bağlar.”; Hükümlerine yerverilmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere; 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanunun “Mahkemenin görevi”başlıklı 1.maddesinin birinci fıkrasında,“Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasıile görevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargı mercileriarasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarınıkesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapanbağımsız bir yüksek mahkemedir.” hükmü;buna karşın, 2709 sayılı Türkiye cumhuriyetiAnayasasının “F. Uyuşmazlık Mahkemesi”başlıklı 158.maddesinde “ Uyuşmazlık Mahkemesiadli ve idari yargı mercileri arasındaki görev vehüküm uyuşmazlıklarını kesin olarakçözümlemeye yetkilidir.(…) (1)” hükmüyer almaktadır. {(1)21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 16ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “adli, idari veaskeri” ibaresi “adli ve idari” şeklindedeğiştirilmiştir.} Yapılan referandum sonrasında 21.1.2017 tarih,6771 sayılı Kanunun 16.maddesiyle Anayasanın “H. Askeriyargı” başlığını taşıyan145., “D. Askeri Yargıtay”başlığını taşıyan 156., “E. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi”başlığını taşıyan 157.maddeleriyürürlükten kaldırılmış; ancak mülgahükümlere ilişkin 2247 sayılı Yasada, bu günekadar herhangi bir değişiklikyapılmamıştır. Talep dilekçesi, ilgili kararlar, mevzuathükümleri ve somut olay birlikte irdelendiğinde; Uyuşmazlık Mahkemesinin adli ve idari yargı mercileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkiliolduğu; Bölümlerin ve Genel Kurulun kararlarının kesinolduğu; hüküm uyuşmazlığı içinde, Yasanın 1.maddesinde gösterilen yargı mercilerinden en azikisi tarafından verilmiş kararların bulunmasınıngerektiği; oysa, başvuran tarafından, UyuşmazlıkMahkemesinin iki kararı arasında çelişkibulunduğundan bahisle, kararlardan birisininkaldırılmasının talep edildiği; 2247sayılı Yasanın 30.maddesi kapsamında kararlararasındaki çelişmelerin giderilmesi hususuirdelendiğinde; Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığınca benimsenmesi istenilen kararda davalı/davacı olan personel ilekaldırılması talep edilen karardaki personelinsorumluluklarının farklı olması nedeniyle, bu maddeuygulamasının ve dolayısıyla kararlardan birisininkaldırılmasının mevzuatta yerininbulunmadığı; kaldı ki, Anayasadeğişikliği sonucunda, Uyuşmazlık Mahkemesininyapısında fiilen gerçekleşen değişimin(askeriyargının kaldırılması, CezaBölümünün fonksiyonunun kalmaması) doğal sonucuolarak, 2247 sayılı Yasada belirtildiği şekilde, UyuşmazlıkMahkemesi Genel Kurulunun toplanmasının imkansız hale gelmesi,Genel Kurulda, üye tam sayısı hazırbulunmadıkça görüşmelerebaşlanamayacağı, karar verilemeyeceği, ilkekararının zorunlu şekil şartlarına tabi kılınması…gibihususlar da gözetildiğinde; hali hazırdaUyuşmazlık Mahkemesince, Yasada gösterildiği şekildeilke kararı alınamayacağıanlaşıldığından; talebin incelenmesiolanağının bulunmadığı sonucunavarılmıştır. S O N UÇ : Açıklanan nedenlerle, 2247 sayılıYasada öngörülen koşulları taşımayanBAŞVURUNUN, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarıncaİNCELENMEKSİZİN REDDİNE, 25.6.2018 günündeOY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Şükrü BOZER Üye Mehmet AKSU Üye Ahmet Tevfik ERGİNBAY Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Aydemir TUNÇ Üye Birgül KURT
Full & Egal Universal Law Academy