T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2018 / 296
KARAR NO : 2018 / 293
KARAR TR : 28.5.2018
ÖZET : Karayolunda meydana gelen trafik kazasında uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacılar :1-G.K.
2-A.K.
3-D.S.
4-M.K.
Vekilleri :Av. M.C.G., Av, D.T., Av. M.K.V.
Davalı :Serik Belediye Başkanlığı
Vekili : Av.Ü.K.Y.
O L A Y :Davacılar vekili; müvekkilleri A.K. ve G.K.’nınoğulları, M.K. ve D.S.’ın kardeşleri olan MehmetKaya’nın, 29.01.2014 tarihinde Hacıosmanlar KöyüÇokmezar mevkiinde, Serik Gebiz Grup Köyleri İçme SuyuBirliği görevlilerince, asfalt yol üzerinde açılan5x5 m çapında ve 4,9 m derinliğindeki çukura yeterliişaretleme, aydınlatma (reflektif özelliği bulunan levhavs.) yapılmaması ve önlem alınmaması sebebi ile sevkve idaresindeki motosiklet ile düşerek yaşamınıyitirdiğini; ceza soruşturması kapsamında alınanAnkara Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığınınraporuna göre, çalışmayı yapan kurum yetkilisinin,yola açılan çukurun büyüklüğü vegerekli önlemlerin alınmaması sebebi ile trafiğin seyirgüvenliğinin tehlikeye düşürüldüğüve bu sebeple asli kusurlu olduğunu; bu trafik kazasınınoluşumundan kamu görevlisi sıfatını haiz Serik GebizGrup Köyleri İçme Suyu Birliği yetkilisi veçalışanlarının kusurlu olduğunu, Anayasanınamir hükümleri uyarınca husumetin Serik Gebiz Grup Köyleriİçme Suyu Birliği’ne yöneltilmesi gerektiğini,söz konusu birlik 28/03/2014 tarihli tasfiye tutanağındagörüleceğe üzere kapatıldığından, birliğeilişkin doğmuş ve doğacak tüm hak ve borçlarınSerik İlçe Belediyesine devredildiğini ve tazminattaleplerinin muhatabının da Serik BelediyeBaşkanlığı olduğunu; Mehmet Kaya’nın anidenve genç yaşta vefatı ile anne babası ile kardeşlerininacı ve ızdırap yaşadıklarını, desteklerindenyoksun kaldıklarını; davalı belediyeye tazminat taleplerininkarşılanması için yaptıkları başvurununİdarece reddedildiğini ifade ederek; fazlaya ilişkinhakları saklı kalmak üzere: anne G.K. için 1.500 TL, babaA.K. için 1.500 TL, erkek kardeş M.K. için 1.500 TLolmak üzere toplam 4,500 TL maddi (destekten yoksun kalma) tazminatın;anne G.K. için 35.000 TL, baba A.K. için 35,000 TL kızkardeş D.S. için 20.000 TL, erkek kardeş M.K. için20.000 TL olmak üzere toplam 110.000 TL manevi tazminatın, yasalfaiziyle tahsili istemiyle 22.8.2014 tarihinde idari yargı yerindedava açmıştır.
ANTALYA3.İDARE MAHKEMESİ; 10.9.2014 gün ve E:2014/1198, K:2014/1050sayı ile “(…) 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğegiren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110.maddesinde; "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleriuygulanır." denilmiştir.
Dosyanınincelenmesinden, davacıların oğlu ve kardeşi MehmetKaya'nın 29.01.2014 tarihinde Serik Gebiz Grup Köyleriİçme Suyu Birliği görevlilerince su borusu tamiriiçin yol üzerine açılan çukura gerekliişaretleme ve aydınlatma yapılmadığından bahisledüşmesi sonucu gerçekleşen kazada yaşamınıyitirmesi nedeniyle oluşan anne G.K. için 1.500,00 TL maddi,35.000,00 TL manevi, baba A.K. için 1.500,00 TL maddi, 35.000,00 TLmanevi, erkek kardeş M.K. için 1.500,00 TL maddi, 20.000,00 TLmanevi, kız kardeş D.S. için 20.000,00 TL manevi olmaküzere toplam 114.500,00 TL maddi ve manevi zararın davalıidarece ödenmesine karar verilmesi istemiyleaçılmıştır.
Bu durumda,2918 sayılı yasanın 110. maddesi uyarınca KarayollarıTrafik Kanunu'ndan doğan tazminat davasının görüm veçözümünde adli yargı yerinin görevlibulunduğu anlaşılmaktadır.
NitekimUyuşmazlık Mahkemesinin 8.4.2013 tarihli E:2012/306, K:2013/482sayılı kararı da bu yöndedir.
Açıklanannedenlerle, davanın 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Yasasının 15/1-a maddesi hükmü uyarıncagörev yönünden reddine…” karar vermiş, bu karartemyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Davacılarvekili bu defa, aynı istemle 25.12.2014 tarihinde adli yargı yerindedava açmıştır.
SERİK2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 14.11.2017 gün ve E: 2014/523,K:2017/361 sayı ile “(…) Tüm dosya kapsamında;açılan davanın davacıların murisi MehmetKaya'nın 29/01/2014 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafikkazası sonucu ölümü neticesinde idarenin hizmet kusurunedeni ile destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemlerine ilişkinolduğu anlaşılmaktadır.
2709sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın“Yargı Yolu” başlıklı 125. maddesinin 1.fıkrası “İdarenin her türlü eylem veişlemlerine karşı yargı yoluaçıktır” hükmünü, son fıkrasıise “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararıödemekle yükümlüdür” düzenlemesiniiçermektedir.
İdarehukukunda idarenin iki tür sorumluluğu kabul edilmektedir. Biriidarenin özel hukuk ilkeleri doğrultusunda yaptığısözleşmelerden kaynaklanan özel hukuk sorumluluğu;diğeri ise, idarenin idare hukuku ilkeleri doğrultusundayapmış olduğu sözleşmeler ve idarenin hertürlü işlem ve eyleminden kaynaklanan kamu hukuku ilkeleridoğrultusunda oluşmuş idare hukukuna özgü sorumluluktürüdür. İdarenin kişilere verdiği zararlarıtazmin yükümlülüğü, idarenin “hizmetkusuruna (kusurlu sorumluluk)” ve “kusursuzsorumluluğuna” dayanmaktadır.
İdareninkusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru”kavramı ile anlatılmaktadır. Doktrinde hizmet kusuru; idareninifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetininkuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında,bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takımaksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik,eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması,şeklinde tanımlanmaktadır
Hizmetkusurunun üç durumda varlığı hem yargıiçtihatları hem de öğreti tarafından kabuledilmiştir. Bu üç durum; hizmetin hiç işlememesi,hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesidir.
Buna göreidare kural olarak yürüttüğü kamu hizmeti ilenedensellik bağı kurulabilen zararları tazminleyükümlü olup, İdari Yargılama UsulüKanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari YargıYetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin1. fıkrasının “b” bendi gereğince“İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar” idari yargı yerinde tamyargı davası açabilecektir. Yine İYUK 15/I-a maddesindeise, adli yargının görevli olduğu konularda açılandavaların reddine karar verileceği de hükmebağlanmıştır.
2918sayılı KTK’nın 11.01.2011 tarih ve 6099 sayılıKanun’un 14. maddesi ile değişik “Görevli ve YetkiliMahkeme” başlıklı 110. maddesinin 1. fıkrası“İşleteni veya sahihi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara, ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır’ hükmünüiçermektedir.
2918 sayılıKTK’da hukuki sorumluluğa ilişkin düzenlemeler“Hukuki Sorumluluk ve Sigorta” başlıklı 8.kısımda 85 ve devamı maddelerinde yer almaktadır. 85.maddenin 1. fıkrası “Bir motorlu aracın işletilmesibir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut birşeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın birteşebbüsün unvanı veya işletme adı altındaveya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesihalinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğuteşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken vemüteselsilen sorumlu olurlar” şeklindedir.
Bununyanında yine Kanunun “Devlete ve Kamu Kuruluşlarına AitAraçlar” başlıklı 106. maddesi “Genelbütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, ilözel idarelerine ve belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerineve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebepoldukları zararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukukisorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır. Bukuruluşlar, 85 inci maddenin birinci fıkrasına göre olansorumluluklarının karşılanmasını sağlamaküzere 101 inci maddedeki şartları haiz milli sigortaşirketlerine mali sorumluluk sigortası yaptırmaklayükümlüdürler” hükmünüiçermektedir.
Görüldüğügibi KTK’da sorumluluğa yönelik düzenlemeler 85 vedevamı maddelerinde yer almakta olup; sorumlu olarak motorlu araçişleteni (gerçek ya da farazi işleten olabilir) ve araçişleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibibelirlenmiştir. Buna göre bir motorlu aracın işletilmesibir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut birşeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın birteşebbüsün unvanı veya işletme adı altındaveya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesihalinde, “motorlu aracın işleteni ve bağlıolduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardanmüştereken ve mütesilsilen sorumlu olacaklardır.”Özellikle 106. maddede belirtildiği üzere kamukuruluşlarına ait araçların neden olduğu zararlarailişkin sorumluluk da 85 ve devamı maddeleri gereğinceişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümlere tabikılınmıştır.
Yapılandeğişiklik ile 2918 sayılı KTK’dan doğan sorumlulukdavalarının, işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların neden olduğu zararlarailişkin olanları da dahil olmak üzere adli yargı yerindegörüleceği, zarar görenin kamu görevlisiolmasının da bahsi geçen Kanun hükmünün uygulanmasınıönlemeyeceği öngörülmüştür.
Buradavurgulanması gereken husus, ister özel hukuk isterse kamu hukukukişisi olsun 2918 sayılı KTK gereğince sorumluluğuancak motorlu araç işleteni ve araç işleticisininbağlı olduğu teşebbüs sahibi sıfatı ilesözkonusu olabilmektedir. İşleten tanımı iseKTK’nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyetimuhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıylasicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun sürelikiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alankişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişininaracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzereişlettiği ve araç üzerinde fiili, tasarrufubulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır”düzenlemesine yer verilmiştir.
KTK’nın110. maddesinde yapılan değişikliğin genelgerekçesinde “...Karayolları Trafik Kanunu, kamuya aitaraçların karayolu üzerindeki seyrini (m.85, 86, 90, 106, 109ve diğ.) kendi kapsamına almış ve bu neviaraçların sebebiyet verdikleri zararların tazminidavaları -doğru olarak- adli yargıdagörülmüştür...”; madde gerekçesinde ise“...Komisyon; Kanunun kamu araçlarının karayolundakiseyrini ve bu sırada oluşan haksız fiilleri özel hukukabağlı kılmış olması karşısında (m.106), bu tür fiillerden kaynaklanan davaların adli yargıdagörülmesini, bu kabulün kaçınılmaz sonucuolarak görmektedir... Sonuç olarak, kamuya ait olanaraçların sebebiyet verdiği trafik kazaları ile hemzemingeçitlerde meydana gelen tren-trafik kazaları KarayollarıTrafik Kanununa bağlı kılınmış, buuyuşmazlıklarda görevin adli yargıda olduğuyönünde düzenleme yoluna gidilmiştir...”şeklinde kanun koyucunun amacı ortaya konulmuştur.
Görüldüğüüzere, anılan değişiklikle “kamuaraçlarının” verdiği zararlar nedeniyleişletenin sorumluluğuna ilişkin olarak 2918 sayılıKanunun amacına uygun biçimde, adli yargıda görüm veçözüm esası benimsenmiş, hizmet kusurundankaynaklanan hukuki uyuşmazlıkların da bu kapsamda değerlendirileceğineyönelik her hangi bir ifadeye yer verilmemiştir.
Ayrıcadeğinilmesi gereken diğer bir husus, KTK’da kuruluşlar vekomisyonlara verilen görev ve yetkilere ilişkin sorumluluğun buKanun kapsamında değerlendirilmesi gerekip gerekmediğidir. 5216ve 5393 sayılı kendi kuruluş yasaları yanındaBüyükşehir Belediyeleri ve Belediyeler KTK’nın 10.maddesinde genel olarak karayollarını emniyetlekullanılmasını sağlamakla görevli ve yetkilikılınmıştır. KTK’da yalnızca Belediyelerindeğil, Kanun’un 2. Kısmının 4 ila 12. maddelerindekarayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzen ve güvenliğini sağlamak, trafik güvenliğiniilgilendiren gerekli önlemleri belirlemek ve motorlu araçlar ileilgili idari işlemleri düzenlemek amacı ile Emniyet GenelMüdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı,Sağlık Bakanlığı, Gıda Tarım veHayvancılık Bakanlığı, Ulaştırma Denizcilikve Haberleşme Bakanlığı ve Karayolları GenelMüdürlüğü’nün de görev ve yetkilerisayılmıştır.
Bununlabirlikte 2918 sayılı KTK’da diğer kamu idareleri veBelediyelerin trafik düzeni ve trafik güvenliği ile ilgiliüstlendikleri kamu hizmetlerinden dolayı hukuki sorumluluğudüzenlenmiş değildir. Diğer bir anlatımla,Büyükşehir Belediyeleri ve Belediyelerin karayolu yapım,bakım ve işletilmesi şeklindeki kamu hizmetleri gibi diğerkamu kuruluşlarının kendi görev alanlarındaki kamuhizmetlerinin, idare hukuku ilke ve kurallarına göreyürütüleceği, anılan kuruluşların idariişlem ve eylemlerinden doğan uyuşmazlıkların daAnayasa’nın 125. maddesi ve 2577 sayılı IYUK’nun 2.maddesine göre idari yargı yerinde çözümlenmesigerektiği noktasında duraksama bulunmamaktadır.
KTK’dandoğan sorumluluk davaları 85 ve devamı maddelerindedüzenlenen “motorlu aracın işletilmesinin” sonucudoğan zararlar nedeni ile “motorlu aracın işleteni vebağlı olduğu teşebbüsün sahibinin” sorumluolduğu davalardır. Yani, KTK'nun 106. maddesi gereğince Devletve diğer kamu kuruluşlarına ait motorlu araçlarınişletilmesi nedeniyle araç işleticisi sıfatıyla(KTK'nun 85. maddesi gereğince) kamu idareleri ve kuruluşlarınakarşı açılacaklar da dahil bütün araçsahibi ve işleticilerine karşı açılan davalar adliyargı kolunun görev alanına girmektedir. Buna karşınkamu idareleri ve kuruluşlarının trafik güvenliği vedüzenini sağlamak amacıyla gerek kendi kuruluşyasaları, gerekse 2918 sayılı KTK’na göre yürüttüklerihizmetlerin, kamu hizmeti niteliğini taşıması veyukarıda sözü edilen KTK’da görevlendirilen kamuidare ve kuruluşlarının sorumluluklarına ilişkin herhangi bir düzenlemenin ayrıca KTK’da yer almaması dikkatealındığında, trafik düzeni ve güvenliğihizmetlerinden kaynaklandığı iddia edilen zararlarıntazmini istemiyle ilgili idarelere karşı açılan davalaridari yargı kolunun görev alanına girmektedir.
Benzer biruyuşmazlıkta aynı ilkeler Danıştay İdari DavaDaireleri Kurulunun 26.02.2015 gün ve 2015/493 Esas, 2015/557 Kararsayılı ilamında da benimsenmiş ve idari yargı kolunungörevli olduğu değerlendirilmiştir. Yine Danıştay15. Dairesinin 07.03.2016 gün ve 2015/8694 E., 2016/1428 K.Sayılı Kararında da aynı ilkeler doğrultusunda idariyargı kolunun görevli olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekimaynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 04.11.2015 gün ve 2015/17-225 E.,2015/2370 K, 04.11.2015 gün ve 2015/17-86 E.,2015/2364 K, ile 04.11.2015gün ve 2015/17-1869 E., 2015/2369 K, 29.06.2016 gün ve2014/17-1163E., 2016/909K. sayılı kararlarında dabenimsenmiştir.
Somut olayda,Mehmet Kaya'nın 29/01/2014 tarihinde Hacıosmanlar KöyüÇokmezar mevkiinde Serik Gebiz Grup Köyleri İçme SuyuBirliği görevlilerince asfalt yol üzerinde açılan5x5 m çapında ve 4,9 m derinliğindeki çukura yeterliişaretleme aydınlatma, yapılmaması ve önlemalınmaması sebebi ile sevk ve idaresindeki motosiklet iledüşerek yaşamını yitirdiği iddia edilmiştir.Bu iddiaya göre, davalı Serik BelediyeBaşkanlığına ait bir aracın sebebiyet verdiği birtrafik kazasından bahsetmek olanaksızdır. DavadaKTK’nın 85 ve devamı maddelerinde düzenlenenişletenin hukuki sorumluluğuna değil, davalı Serik BelediyeBaşkanlığının görevlerini tam ve eksiksiz yerinegetirilmediği, yani yürütülen kamu hizmetinin kusurluolduğu iddiasına dayanılmıştır.Uyuşmazlık, oluşan zararın hizmet kusurundankaynaklandığı iddiasına dayandığından, uyuşmazlığınçözüm yerinin de idari yargı yeri olacağıaçıktır.
Görevkuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemecekendiliğinden (re'sen) dikkate alınması zorunludur. Esasen 2918sayılı KTK.nun hukuki sorumluluğa ilişkin 85 ve onu izleyenmaddelerinde araç işletenin sorumluluğu düzenlenmişolup idarenin kusurundan kaynaklanan sorumluluğu bu yasa kapsamıdışında tutulmuştur.
Dosyakapsamına göre, davacı tarafından aynı istemlidavanın öncesinde idari yargıdaaçıldığı, idari yargıda adli yargınıngörevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararıverildiği anlaşılmaktadır.
Açıklanansebeplerle, hizmet kusuruna dayalı olarak açılan davada idariyargı kolunun görevli olduğu anlaşılmakla YargıYolunun Caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar vermekgerekmiş ve aşağıdaki şekilde hükümkurulmuştur.
HÜKÜM:ayrıntısı yukarıda açıklandığıüzere;
1 -Davadilekçesinin Yargı Yolu Caiz olmaması nedeni ile REDDİNE,
2-Ancak dahaönce İdari Yargı Merciince görevsizlik kararıverildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşılmakla2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 14,15 ve 19. Maddelerigereğince yargılamanın durdurulmasına, dosyanın kararkesinleştiğinde GÖREVLİ MERCİİNBELİRLENMESİ İÇİN UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNEGÖNDERİLMESİNE…” karar vermiş, davacılar vekilinin 14.3.2018 tarihli dilekçesinden sonra,Asliye Hukuk Mahkemesince 4.4.2018 tarihli üst yazıylagönderilen dava dosyası 24.4.2018 tarihinde Mahkememiz kaydınagirmiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE :
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Suna TÜRE, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN ve Turgay TuncayVARLI’nın katılımlarıyla yapılan 28.5.2018günlü toplantısında:
I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasanın 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, olaykısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu venedeni aynı olan davada; idari yargı yerince idari yargı yeriningörevli olduğu gerekçesiyle verilmiş bir görevsizlikkararı bulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelen davayıinceleyen adli yargı yerinin sahip olduğu seçenekler ileverdiği karar bakımından bir değerlendirmeyapılması gerekmektedir.
1- 2247sayılı Yasanın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuzgörev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargımercilerinden en az ikisinin tarafları konusu ve sebebi aynı olandavada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdiklerikararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.
Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarcaileri sürülebilir.” hükmüne göre, idaremahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine adliyargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bu kararınkesinleşmesi halinde, olumsuz görev uyuşmazlığıdoğmuş olacak; hukuk alanında doğmuş bulunan buuyuşmazlığın giderilmesi istemi ise, ancak davanıntaraflarınca ileri sürülebilecektir.
2- 2247sayılı Yasanın 19. maddesindeki “Adli, idari, askeriyargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayıincelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler.” hükmüne göre ise, adliyargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlikkararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirten gerekçelibir karar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaolanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvurukararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesincekarar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesi hususunu daiçermesi gerekir.
Yasakoyucu,14. maddeye göre olumsuz görev uyuşmazlığıdoğması durumunda her iki yargı merciince işten elçekilmiş olduğundan başvurma istencini davanıntaraflarına bırakmış iken, bu yönteme oranla dahakısa zamanda çözüme ulaşılmasınıamaçladığı 19. madde ile, daha önce görevsizlikkararı veren yargı merciinden sonra davayı inceleyen yargımerciine, işten el çekmeden doğrudan UyuşmazlıkMahkemesine başvurma olanağınıtanımıştır.
Olayda, adliyargı yerince, davada idari yargının görevli olduğubelirtilerek görevsizlik kararı verildikten sonra bununlayetinilmemiş, 2247 sayılı Kanunun 14.,15. ve 19. maddelerindenbahisle, yargılamanın durdurulmasına, dosyanın kararkesinleştiğinde görevli merciin belirlenmesi içinUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine de karar vermiştir.
Bu haliyle, adliyargı yerince verilen karar 2247 sayılı Yasa’daöngörülen yönteme uymamakta ise de, davacılarvekilince de talepte bulunulduğu gözetilerek, Asliye HukukMahkemesi’nce yapılan başvurunun kabulü ileUyuşmazlık Mahkemesi’nin önüne gelmiş bulunangörev uyuşmazlığının çözümekavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekse UyuşmazlıkMahkemesi’nin kuruluş amacına uygun olacağından veusule ilişkin başkaca bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, adli ve idari yargı yerleriarasında doğan görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava,karayolunda meydana gelen trafik kazasında uğranılan maddi vemanevi zararın davalı idarece tazmini istemiyleaçılmıştır.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunlarınuygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları vebunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışmausulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bukanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapımve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekligörülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklıişaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleriyapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileriarasında olduğu belirtilmiştir.
Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “BuKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiğitarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdareMahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmiştir.
Dava dosyalarınınincelenmesinden; davacıların oğlu ve kardeşi olan olanMehmet Kaya’nın, 29.01.2014 tarihinde Hacıosmanlar KöyüÇokmezar mevkiinde, Serik Gebiz Grup Köyleri İçme SuyuBirliği görevlilerince, asfalt yol üzerinde açılan5x5 m çapında ve 4,9 m derinliğindeki çukura yeterliişaretleme, aydınlatma (reflektif özelliği bulunan levhavs.) yapılmaması ve önlem alınmaması sebebi ile sevkve idaresindeki motosiklet ile düşerek yaşamınıyitirdiği; trafik kazasının oluşumunda, (adı geçenBirliğin kapatılması ve Birliğe ilişkindoğmuş ve doğacak tüm hak ve borçların davalıSerik İlçe Belediyesine devredilmesi nedeniyle) davalıİdarenin kusur ve sorumluluğu bulunduğu iddia edilerek; uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle davalarınaçıldığı anlaşılmıştır.
2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığın çözümündeadli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlakbir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklıdeğildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlıolması gereken idari bir uyuşmazlığınçözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıyabırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarargörenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askerihizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçittemeydana gelmesi durumlarına göre farklı yargıkollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dankaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusudüzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasındauygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek sözkonusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynıtür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.)
Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir.
Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında,can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenininsağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konulardaalınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikleilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, Serik 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin yönteme aykırıbaşvurusunun reddi ile, aynı Mahkemece ayrıca verilen 14.11.2017gün ve E: 2014/523, K:2017/361 sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Serik 2.Asliye HukukMahkemesinin yönteme aykırı BAŞVURUSUNUN REDDİile, aynı Mahkemece ayrıca verilen 14.11.2017 gün ve E:2014/523, K:2017/361 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 28.5.2018gününde Üye Turgay Tuncay VARLI’nın KARŞI OYU veOY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Şükrü BOZER Üye Mehmet AKSU Üye Suna TÜRE Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Turgay Tuncay Varlı KARŞIOY 03.11.2015 tarih ve 29521 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 28.09.2015 gün veE:2015/670, K:2015/671 sayılı kararında belirtilmiş olandüşünce doğrultusunda sayınçoğunluğun görüşünekatılamıyorum. 28.5.2018 ÜYE Turgay Tuncay VARLI
Full & Egal Universal Law Academy