T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2018 / 361
KARAR NO : 2018 / 302
KARAR TR : 28.5.2018
ÖZET : Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığınca, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin (Hukuk Bölümü) "hüküm uyuşmazlığının giderilmesi"ne ilişkin 13.10.2014 tarih, E: 2013/1607, K:2014/887 sayılı kararı ile 26.02.2018 tarih, E:2016/542, K:2018/79 sayılı kararı arasında çelişki bulunduğundan bahisle; çelişkinin 13.10.2014 tarih, E: 2013/1607, K: 2014/887 sayılı karar doğrultusunda giderilmesi; 26.02.2018 tarihli ve E:2016/542, K: 2018/79 sayılı kararın kaldırılmasına hükmedilmesi istemiyle yapılan ve 2247 sayılı Yasada öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca İNCELENMEKSİZİN REDDİ hk.
K A R A R
KararlarArasındaki Çelişmenin Giderilmesi Talebinde Bulunan
(İdariYargıda Davalı/
AdlîYargıda Davacı) :Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı
Vekili :O.I.
KarşıTaraflar :1- A.Ö.
Vekili :Av. Neslihan Türkay
2- T.E.
Vekili :Av. Zuhal Sirkecioğlu Dönmez
O L A Y :1.Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı vekili Mahkememizehitaben yazdığı, 29.3.2018 tarihli “kararlararasındaki çelişmenin giderilmesi” taleplidilekçesinde; Uyuşmazlık Mahkemesi(HukukBölümü)’nin "HükümUyuşmazlığının Giderilmesi"ne ilişkin 13.10.2014tarihli ve Esas: 2013/1607, Karar: 2014/887 sayılı Kararı ile 26.02.2018tarihli ve Esas:2016/542, Karar:2018/79 sayılı Kararı arasındakiçelişkinin 2247 sayılı Kanunun 30 uncu maddesigereğince, (13.10.2014 tarihli ve Esas: 2013/1607, Karar: 2014/887sayılı Karar doğrultusunda) giderilmesi ve usule ve hukukaaykırı olan 26.02.2018 tarihli ve Esas: 2016/542, Karar: 2018/79sayılı Kararın kaldırılmasına hükmedilmesinitalep etmiştir.
2.KARARLAR ARASINDAKİ ÇELİŞMENİNGİDERİLMESİ TALEBİNE KONU KARARLAR:
2-a)13.10.2014 tarihli ve E: 2013/1607, K: 2014/887 Sayılı İlkKarar:
Bu karardauyuşmazlığın, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Edirne BölgeMüdürlüğü’nde sözleşmeli uzman olarakgörev yapan A.Ö.’e 18.11.2005-14.01.2009 tarihleriarasında mevzuata aykırı olarak yersiz ödendiği iddiaedilen 3.373,96 TL denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin olduğu; dosyanın incelenmesinden; A.Ö.’inTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı EdirneBölge Müdürlüğü’nde sözleşmeliTÜİK Uzmanı olarak çalıştığı;kendisine 18.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında toplam 3.373,96 TLdenetim tazminatı ödendiği; Maliye BakanlığıBütçe ve Mali KontrolMüdürlüğü’nün 20.04.2009 gün ve B.07.0.BMK.0.20-262/5084sayılı yazısında, TÜİK Uzman ve UzmanYardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek sureti ile sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele, 17.04.2006 gün ve 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararına ekli III sayılı cetvelin “E. Denetim Tazminatı” bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 sayılı Türkiye İstatistikKurumu Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen denetim tazminatının ilgililerden gerialınmasının istenildiği; 29.04.2009 gün veB.02.1.TÜİ.0.65.05.00-869-355 sayılı BaşbakanlıkTürkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın oluru üzerine, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı Edirne BölgeMüdürlüğü’nün 15.05.2009 gün veB.02.1.TÜİ.1.08. 05.00-855-611 sayılı yazısı ileTÜİK Uzmanı A.Ö.’ten 18.11.2005-14.01.2009 tarihleriarasında kendisine yersiz ödenen denetim tazminatlarınıntoplamı olan 3.373,96 TL tutarında Hazine borcu bulunduğunu,19.10.2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren “Kamu Zararlarının Tahsilineİlişkin Usul ve Esasları hakkında Yönetmelik”gereğince söz konusu borcun 7 günlük itiraz süresisaklı kalmak üzere, hesaplanacak yasal faizi ile birlikte bir ayiçerisinde Edirne Muhasebe Müdürlüğü’neödenmesine aksi takdirde genel hükümler çerçevesindeişlem yapılacağının bildirildiği; bu işleminilgiliye 15.05.2009 tarihinde tebliğ edildiği; adli yargıdagörülen davada, Başbakanlık Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığı yanında davacı olan MaliyeHazinesi vekilince; Edirne BölgeMüdürlüğü’nde TÜİK Uzmanı kadrosukarşılık gösterilmek suretiyle görev yapmakta olan A.Ö.’ekendisine yapılan yersiz denetim tazminatı ödemelerininişlemiş olan yasal faiziyle birlikte Hazineye geri ödemesikonusunda tebligat yapıldığı halde borcun ödenmemesinedeniyle; Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul veEsaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince, A.Ö.’insebepsiz zenginleşmesine sebep olan 3.373,96 TL nin yersiz ödemetarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte A.Ö.’tentahsili istemiyle 25.06.2009 tarihinde adli yargıda dava açtığı;yapılan yargılama sonunda Edirne 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 30.03.2011gün ve E:2010/489 K:2011/241 sayılı kararı ile“davanın kabulüne, dava tarihine kadar işlemiş 615,61TL faizin ve ayrıca dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziylebirlikte 3.373,96 TL nin davalıdan alınarak davacıyaverilmesine” karar verdiği, bu kararın 21.09.2011 tarihindekesinleştiği; kesinleşen kararın icrayakonulması üzerine; A.Ö.’in Edirne 2. İcraDairesi’nin E:2012/1068 sayılı icra dosyasınahüküm altına alınan miktarı faiziyle birlikte19.12.2012 tarihinde 6.883,26 TL olarak yatırdığı; diğertaraftan A.Ö.’in vekilinin de; 15.05.2009 gün veB.02.1.TÜİ.1.08. 05.00-855-611 sayılı işlemin iptaliile bu işleme dayanak olan Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın 29.04.2009 gün veB.02.1.TÜİ.0.65.05.00-869-355 sayılı işlemin iptali veişlem sebebiyle müvekkilinin maruz kaldığı parasal hakkayıplarının yasal faiziyle birlikte tazmini için29.06.2009 tarihinde Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’na karşı idari yargıda davaaçtığı; yapılan yargılama sonunda Edirneİdare Mahkemesinin 06.05.2011 gün ve E:2011/493 K:2011/397 sayıile “ dava konusu işlemin iptaline, işlem kapsamındadavacıdan tahsil edilen tutarların tahsil edilme tarihlerindenitibaren işleyen yasal faizleriyle davacıya ödenmesine” kararverdiği, bu kararın da 22.02.2013 tarihinde kesinleştiği;
A.Ö.’invekili tarafından, Uyuşmazlık Mahkemesine verilen talepdilekçesinde özetle; müvekkiline mevzuata aykırıolarak yersiz ödendiği iddia edilen 3.373,96 TL denetimtazminatı tutarının geri istenilmesine ilişkin olarak adlive idari yargı yerinde acılan ve kesinleşen davalar sonucuhüküm uyuşmazlığı oluştuğunubelirterek; Edirne İdare Mahkemesi’nin E:2011/493 K:2011/397sayılı ilamı ile tarafları aynı olan ve evvelcekesinleşen Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin E:2010/489 K:2011/241sayılı hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesi ile Edirne İdare Mahkemesi’nin E:2001/493 K:2011/397sayılı ilamı ile hüküm altına alınan vedenetim tazminatı ödemelerinde hiçbir hatası ve kusuruolmadığı sabit olan müvekkili A.Ö. hakkında“Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlığıEdirne Bölge Müdürlüğü’nde TÜİKuzmanı olarak görev yapan A.Ö.’a ödenen denetimtazminatlarının geri istenilmesine ilişkin Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı Edirne BölgeMüdürlüğü’nün 15.05.2009 tarih ve 611sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağınıoluşturan Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın 29.04.2009 tarih ve 355sayılı işleminin iptali ve iptali istenen kararlarkapsamında müvekkili A.Ö.’tan tahsil edilentutarların tahsil edilme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziile birlikte geri ödenmesine” ilişkin idari yargıdakihüküm yönünde karar verilmesini istediği;
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 13.10.2014 günlütoplantısında: denetim tazminatının ödenmesineilişkin işlemin, idarenin tek yanlı iradesiyle tesis edilen,kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlemolmasına karşın söz konusu işlem nedeniyle ödenentazminatın ilgiliden geri istenilmesi aksi halde yasal yollarabaşvurulacağına ilişkin işlemin idari nitelikteolduğunun kabulü mümkün olmadığından idarinitelikte olmayan uyuşmazlığın adli yargıdaçözümlenmesi gerektiğinin kuşkusuz olduğu; konuyailişkin mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; kamupersoneline yapılan yersiz ödemeler nedeniyle kamukaynağında meydana gelen eksilmenin, 5018 sayılı Kanun'un71'inci maddesinde tanımlanan bir "kamu zararı" olduğuve ilgilisi tarafından rızaen ödenmeyen borcun genelhükümler çerçevesinde değerlendirilmesigerektiği; uyuşmazlığın ortaya çıktığıtarihte yürürlükte olan 818 sayılı BorçlarKanununun “Borç olamayan şeyin tediyesi”başlıklı 62. maddesinde;“Borçlu olmadığı şeyi ihtiyariyle veren kimsehataen kendisini borçlu zannederek verdiğini ispat etmedikçeonu istirdat edemez. Müruru zamana uğramış olan bir borcueda yahut ahlaki bir vazifeyi ifa için verilen şey, gerialınamaz.” hükmü ile, borç olmayanırızası ile ödeyen kimsenin, yanlışlığadüştüğünü ispat ettiği takdirdeödediğini geri isteyebileceğinin kabul edildiği; halenyürürlükte olan 6098 sayılı Türk BorçlarYasası’nın 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun62. maddesinin karşılığı olan”Borçlanılmamış edimin ifası” başlıklı78. maddesinde “Borçlanmadığı edimi kendiisteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlusanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir./ Zamanaşımınauğramış bir borcun ifasındanveya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasındankaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez./ Borçolmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geriistenmesine ilişkin diğer kanun hükümlerisaklıdır.” hükmünün yer aldığı; buaçıklamalar ışığında somutuyuşmazlığa bakıldığında, idareceyapılan yersiz ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmadığı; adli yargıda yapılan yargılamasırasında, hataen yapılan denetim tazminat miktarınınbilirkişi raporu ile tespit edilerek hüküm altınaalındığı ve kararın kesinleşmesinin ardındanA.Ö. tarafından icra dosyasınayatırıldığının görüldüğü,A.Ö.’e 18.11.2005- 14.01.2009 tarihleri arasında mevzuathükümlerinin aksine denetim tazminatı hataen ödendiğikonusunda tereddüt bulunmadığından 18.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında ödenen denetim tazminatının geriistenilmesinin koşullarının mevcut olduğunungörüldüğü gerekçesiyle; Türkiyeİstatistik Kurumu Edirne BölgeMüdürlüğü’nde sözleşmeliTÜİK Uzmanı olarak görev yapan A.Ö.’e18.11.2005-14.01.20009 tarihleri arasında yersiz olarak ödenendenetim tazminatının geri istenilmesine ilişkin işleminhukuka uygun olduğunun saptanması karşısında; yersizödemenin geri alınmasına ilişkin işlemin iptaliiçin açılan davanın sonunda davanın kabulünekarar veren Edirne İdare Mahkemesi’nin 06.05.2011 gün veE:2011/493 K:2011/397 sayılı kararınınkaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunan, Edirne 2. SulhHukuk Mahkemesi’nin 30.03.2011 gün ve E:2010/489 K:2011/241sayılı kararının kabulü ve bu surette hükümuyuşmazlığının giderilmesine, Başkan SerdarÖZGÜLDÜR ve üyelerden Nurdane TOPUZ ile Alaittin AliÖĞÜŞ’ün karşı oyları veoyçokluğu ile kesin olarak karar verildiğianlaşılmıştır.
2-b)26.02.2018 tarihli ve E: 2016/542, K: 2018/79 Sayılı İkinciKarar:
Bu kararda uyuşmazlığın, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığındasözleşmeli uzman olarak görev yapan T.E.’e,29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında mevzuata aykırı olarakyersiz ödendiği iddia edilen 3.365,38 TL denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin olduğu; dosyanınincelenmesinden, davacının Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında sözleşmeliTÜİK Uzmanı kadrosunda, kadro karşılığısözleşmeli personel statüsündeçalıştığı; kendisine 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında toplam 3.365,38 TL denetim tazminatıödendiği; Maliye Bakanlığı Bütçe ve MaliKontrol Müdürlüğü’nün 20.04.2009 günve B.07.0.BMK.0.20-262/5084 sayılı yazısında, TÜİKUzman ve Uzman Yardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek sureti ile sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele, 17.04.2006 gün ve 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararına ekli III sayılı cetvelin “E. DenetimTazminatı ” bölümünde öngörülendenetim tazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 sayılı Türkiye İstatistikKurumu Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen denetim tazminatının ilgililerden gerialınmasının istenildiği; 29.04.2009 gün veB.02.1.TÜİ.0.65.05.00-869-355 sayılı BaşbakanlıkTürkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın oluru üzerine, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığının 13.5.2009gün ve B.02.1.TÜİ.0.65.05.00-846.01-535 sayılıyazısı ile TÜİK Uzmanı T.E.’den29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında kendisine yersiz ödenendenetim tazminatlarının toplamı olan 3.365,38 TL tutarındaHazine borcu bulunduğu, 19.10.2006 tarihli ve 26324 sayılı ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve EsaslarHakkında Yönetmelik” gereğince söz konusu borcun 7günlük itiraz süresi saklı kalmak üzere, hesaplanacakyasal faizi ile birlikte bir ay içerisinde Başbakanlık MerkezSaymanlık Müdürlüğü’ne ödenmesi aksitakdirde genel hükümler çerçevesinde işlemyapılacağının bildirildiği; bu işlemin ilgiliye21.05.2009 tarihinde tebliği edildiği; adı geçenin25.5.2009 tarihli dilekçe ile yaptığı itirazınTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının2.6.2009 gün ve B.02.1.TÜİ.0.65.05.00-846.01-788sayılı yazısı ile reddedildiği; T.E.’ünvekili tarafından, müvekkiline ödenen denetimtazminatının kesilerek 29.11.2005 -14.1.2009 tarihleri arasındayersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.365,38.-TL'yi hesaplanacak faiziyle birlikte bir ay içinde geriödemesi gerektiğinin bildirilmesine yönelik, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı'nın 13.5.2009gün ve 535 sayılı işleminin iptali istemiyle idariyargı yerinde dava açıldığı; Ankara 2.İdare Mahkemesi 15.02.2012 gün ve E:2012/229, FC:2012/129 sayıile bozma kararı uyarınca davaya konu işlemin denetimtazminatının kesilmesine ilişkin kısmıDanıştay'ca onaylandığından, davacıya29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında ödenen 3.365,38-TLtutarındaki denetim tazminatının bir ay içerisinde gerialınmasına ilişkin 13.05.2009 tarih ve 535 sayılı işlemyönünden işin esasına girilerek, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 tarih ve E:1968/8, K: 1973/14 sayılı kararı ile konulan ilkeye göredavacının sebep olduğu bir hata, hile ya da gerçekdışı beyanı söz konusu olmadığı haldefazla yapıldığı iddia edilen ihtilaf konusu ödemenin,ödendiği tarihten itibaren ancak 2577 sayılı Yasada davaaçma süresi olarak öngörülen 60 güniçinde geri alınabilecek iken, bu süre içindeistenilmediği görüldüğünden dava konusuişlemde bu yönüyle hukuka uyarlıkbulunmadığı sonucuna ulaşıldığıgerekçesiyle iptaline hükmettiği, bu kararın yasayollarından geçerek kesinleştiği; diğer taraftan,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı vekilitarafından, Başkanlıklarında uzman olarak görev yapan T.E.’ekarşı, 29.11.2005-14.1.2009 tarihleri arasında yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.365,38.-TL'nin ödeme yapıldığı tarihlerden tahsiltarihine kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline kararverilmesi istemiyle adli yargıda dava açıldığı;Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesince, 03.04.2014 tarih ve E:2009/611, K:2014/307sayı ile idare mahkemesince yapılan yargılamada her ne kadaridarece ödenmemesi gereken davaya konu tazminatın davalıdantahsili 60 günlük süre ilesınırlandırılmış ise de, olayda ödemeninyanlış da olsa şart tasarrufa, idari bir kararadayandığının iddia ve ispat edilememesi ve ödenendenetim tazminatının kesilmesine dair işlemin idare mahkemesindeyapılan yargılamada kanuna uygun bulunmasıkarşısında, yapılan ödemenin dayanaksız vehatalı olduğu, davalının sebepsiz zenginleştiğisonucuna ulaşıldığından, sebepsiz yapılanödeme tutarının davalının temerrüde düşürüldüğü21.05.2009 tebellüğ tarihli yazı ile verilen bir aylıksüre sonu itibarıyla 22.06.2009 tarihinden itibaren yasal faiziylebirlikte davalıdan tahsiline karar verdiği, bu kararın datemyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği;
İdari yargı yerinde davacı, Adli yargı yerinde davalı olan T.E.’ünvekili tarafından, Uyuşmazlık Mahkemesine verilen talep dilekçesindeözetle; müvekkiline denetim tazminatıolarak ödenen 3.365,38-TL’nin yasal faizi ile birliktegeri istenmesine ilişkin idare işleminin Ankara 2.İdareMahkemesinin 15/02/2012 tarih E.2012/229 K.2012/129 sayılıkararı ile iptal edildiğini, kararınkesinleştiğini; İdarenin işlemi iptal edilmesinerağmen, İdare tarafından hukuk Mahkemesinde açılanalacak davasının ise kabul edildiğini; kesinleşen Ankara11.SHM'nin 03/04/2014 tarih E.2009/611 K.2014/307 sayılı kararıüzerine Muhakemat Müdürlüğünün 18/03/2016tarih 23323 sayılı yazısı ile dava konusualacağın faizi ve masraflarıyla birlikte ödenmesininistenildiğini, aksi halde icra takibi yapılacağınınbildirildiğini; her ikisinin de kendi dalında ayrı yargıkararları olduğunu, her birinin uygulanabilirliğininbulunduğunu, nitekim uygulamada kurumun, ilgiliden parayıtahsil ettiğini, bir yandan da bu işlemin aslında iptaledilmiş olduğunu; Kurumun bu parayı isteyememesiningerektiğini; hukuk ve adaletin bir bütünolduğunu, aksi durumun adaletsiz sonuçlardoğurduğunu ifade ederek; Ankara 2.İdare Mahkemesinin 15/02/2012tarih E.2012/229 K.2012/129 sayılı kesinleşen kararı ileAnkara 11.Sulh Hukuk Mahkemesinin 03/04/2014 tarih E.2009/611 K.2014/307 sayılıkararı arasında doğan “hükümuyuşmazlığının giderilmesi veuyuşmazlığın esasının davaya konu iadeişleminin iptali yönünde karara bağlanmasınıistediği;
Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Suna TÜRE, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, SüleymanHilmi AYDIN ve Turgay Tuncay VARLI’nın katılımlarıylayapılan 26.2.2018 günlü toplantısında; denetimtazminatının ödenmesine ilişkin işlemin, idarenin tekyanlı iradesiyle tesis edilen, kesin ve yürütülmesi zorunlunitelikte bir işlem olduğunda kuşku bulunmadığıgibi, söz konusu idari işlemin geri alınmasının daidari nitelikte olduğu, bu nitelikteki uyuşmazlığın daAnayasanın 155. Maddesi gereğince idari yargıdaçözümlenmesi gerektiğinde kuşkubulunmadığı; 5018 sayılı Kanunun 71. maddesinde kamuzararının tanımının yapıldığı,sonrasında kamu zararının belirlenmesindeki kriterlerinsayılarak kapsamının belirlendiği; somutuyuşmazlığa bakıldığında, 5018 sayılıKanunun 71. maddesi kapsamında oluşan bir kamu zararındansöz edilemeyeceği, ortada mevzuatta olmayan bir ödemeninyapılması değil mevzuatta öngörülen birödemenin yapılması sırasında idarece hatayadüşülmesi söz konusu olduğundan,uyuşmazlığın, 5018 sayılı Kanun kapsamındaçözümlenmesinin mümkünolmadığı, içtihatlar ve yasal düzenlemelerbirlikte değerlendirildiğinde; idarece yapılan yersizödemenin 5018 sayılı Kanun kapsamı dışındakaldığı ve Danıştay İçtihadıBirleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 gün E:1968/8 K:1973 /14sayılı Kararı çerçevesindeçözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmadığı, T.E.’e 29.11.2005- 14.01.2009 tarihleriarasında, mevzuat hükümlerinin aksine denetim tazminatıödenmiş ise de; söz konusu yersiz ödemelerin idaretarafından Mayıs 2009 tarihinde yani 2577 sayılı İdariYargılama Kanununun 7. maddesinde belirtilen 60 günlük davaaçma süresi geçtikten sonra talep edildiği; yersizödeme yapılan T.E.’ün ödemelerin yapılmasıkonusunda gerçek dışı beyanı veya hilesininbulunmadığı, keza mevzuatın maliyetkilileri/sorumluları yanıltacak mahiyeti itibariyle ortada bir “açıkhata” halinin de söz konusu olmadığı; sözkonusu tazminatların ödenmesi konusunda Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığı Destek Hizmetleri DaireBaşkanlığı tarafından tüm bölgemüdürlüklerine bildirimde bulunulduğu ve dosyadaki bilgi vebelgelerden Türkiye genelinde bu uygulamanınyapıldığı, hatalı ödemeyapıldığının Maliye Bakanlığınınincelemesi sırasında ortaya çıktığı, sözkonusu ödeme nedeniyle T.E.’ün kolayca anlayabileceğiaçık bir hata ve kusur da söz konusu edilemeyeceğinden,29.11.2005-14.01.2009 tarihler arasında ödenen denetimtazminatının geri istenilmesinin koşullarının mevcutolmadığı gerekçesiyle; Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan T.E.’e 29.11.2005-14.01.2009 tarihleriarasında yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geriistenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygunolmadığının saptanması karşısında;yersiz ödemenin geri alınması için idareceaçılan alacak davası sonunda davanın kabulüne kararveren Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 3.4.2014 gün ve E:2009/611K:2014/307 sayılı kararının kaldırılmasına,hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 2.İdare Mahkemesi’nin 15.2.2012gün ve E:2012/229 K:2012/129 sayılı kararınınkabulü ve bu suretle hükümuyuşmazlığının giderilmesine, Başkan NuriNECİPOĞLU ve Üye Suna TÜRE’nin karşıoyları ve oy çokluğu ile kesin olarak karar verildiğianlaşılmıştır.
3- Talebinİçeriği ve İleri Sürülen Gerekçeler:
Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı vekilince(1.HukukMüşaviri V.) Mahkememize hitaben yazılan, 29.3.2018 tarihli“kararlar arasındaki çelişmenin giderilmesi”talepli dilekçede; “(…)B)ESAS BAKIMINDAN:
1-BaşvurucuT.E.'e yersiz ve fazladan ödenmiş olan denetim tazminatıtutarı, hukuki dayanağı olmadan ödenmiştir. Bu nedenleanılan tazminatın ödenmesine son verilmesi işlemi mevzuatauygundur. Nitekim Ankara 2. İdare Mahkemesinin kararında da bu durumteyit edilmiştir. Dolayısıyla yasal dayanağı olmayanbu ödemenin yapılmasında davacının bir kusurubulunmasa da, haksız nedenle edinildiği için kesilmesidoğru ve daha önce hata ile ödenenlerin geri istenilmesi deyasaldır.
Ancak buradadikkatten kaçırılmaması gereken husus, yukarıda dabelirtildiği gibi başvurucuya yersiz ve fazladan ödenmişolan meblağ, başvurucudan Kurumun tek yanlı bir icraiişlemi sonucu re'sen) kesilmemiş, başvurucu sadece Kuruma(Hâzineye) bu meblağ kadar borcu olduğu ve bunu MuhasebeMüdürlüğüne iade etmesi gerektiği, bunuyapmadığı takdirde konunun MuhakematMüdürlüğüne intikal ettirilerek yasaldayanağı olmayan bu ödemelerin genel hükümleruyarınca kendisinden tahsili yoluna gidileceği konusundauyarılmış/bilgilendirilmiştir. Dolayısıyla buradaKurum tarafından belirli bir miktar paranın başvurucudan idaribir kararla (re'sen) kesilmesi şeklinde icraî bir idari işlembulunmamaktadır.
2-Kurumdakadro karşılık gösterilmek suretiyle sözleşmeliolarak istihdam edilen TÜİK Uzmanı ve UzmanYardımcılarına, sadece 10/07/2006 tarihli ve 2006/10795sayılı Bakanlar Kurulu Kararında öngörülenödemeler ile 06/07/1997 tarihli ve 97/9021 sayılı BakanlarKurulu kararında öngörülen özel hizmettazminatının ödenebileceği açıktır.Nitekim bu husus Ankara 2. İdare Mahkemesinin kararı ile de teyit edilmiştir.Yürürlükteki açık mevzuat hükümlerinerağmen hataya düşülerek başvurucuya denetim hizmetleri(özel hizmet) tazminatının yanında sehven "DenetimTazminatı" da ödenmiştir. Bu sebeple davacıya"Denetim Tazminatı" olarak yapılan fazla ödemenin geriistenilmesi de hukuka uygundur.
3-Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973günlü E.1968/8, K.1973/14 sayılı Kararıyla, idareninyokluk, açık hata, memurun gerçek dışıbeyanı ve hilesi hallerinde süre aranmaksızın kanunsuzterfi veya intibaka dayalı ödediği meblağı her zamangeri alabileceği; belirtilen istisnalar dışında kalanhatalı ödemelerin geri alınmasının, hatalıödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamaküzere idari dava açma süresi içinde mümkünolduğu, bu süre geçtikten sonra gerialınmayacağı karara bağlanmıştır.
4-Diğeryandan davacıya hukuki dayanağı olmadan yapılmış olanyersiz ve fazla ödemenin, Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun yukarıda anılan 22/12/1973 günlüve E.1968/8, K.1973/14 sayılı Kararında belirtilen istisnalardışında kalan, "yasaya aykırıyapılmış bir yükselme veya intibak işleminedayalı diğer hatalı ödemeler" kapsamındaolmadığı da açık bir husustur. Buçerçevede idare tarafından alınmış bir idarikarara dayanmaksızın yapılan yersiz ve fazla ödemeler,ödeme yapılan kişiler bakımından sebepsizzenginleşme teşkil etmektedir. Hatalı intibak veya hatalıterfi işlemi gibi bir şart tasarruf niteliğindeki idariişlemin sonradan idare tarafından geri alınması halinde buişleme dayanılarak yapılan fazla ödemelerin gerialınmasında, fazla ödemelerin hukuken kazanılmışhak olarak tanınması gerektiği, sebepsiz zenginleşmehükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceği kabuledilebilir. Ancak burada olduğu gibi herhangi bir şart tasarrufa yaniidari bir karara dayanmayan salt hatalı ödemelerin, idaretarafından Borçlar Hukukunun haksız iktisap kurallarınadayanılarak geri istenebileceği açıktır. Aksi haldeidarenin haksız iktisap kurallarından hiçbir zamanyararlanamaması ve yapılan bütün hatalıödemelerin idare tarafından, gerek ödeme yapılankişilerden, gerekse ödemeyi yapan görevlilerden gerialınamaması gibi bir sonuç ortaya çıkar kiböyle bir durum idareyi işlemez hale getirecektir.
5-NitekimYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05/12/1984 tarihli ve E. 1982/13-387.K.1984/997 sayılı emsal nitelikteki Kararında: "DavacıKurumda doktor olarak çalışan davalının, emekliolmadan önce 2162 sayılı ‘Sağlık PersonelininTam Süre Çalışma Esaslarına Dair Kanundan ve buKanunda öngörülen tazminatlardan' yararlandığıhalde ayrıca ‘temininde güçlük zammı' denilenyan ödemenin de kendisine ödenmiş olduğu, ödemeninyapıldığı tarihte yürürlükte bulunanBakanlar Kurulu Kararnamesine göre davalıya ‘teminindegüçlük zammı' ödenemeyeceği yönlerindeherhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalıya davakonusu ödemenin yapıldığı tarihten önce BakanlarKurulunun 9.8.1978 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ve 1.3.1978tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğekonulan 7/16062 sayılı Kararnamesinin 6. maddesinin (d) bendinde 2162sayılı yasada öngörülen tazminatlardan yararlananlarasadece ‘iş güçlüğü' ve ‘işriski' zamlarının ödenebileceği açıklanmaksuretiyle bu gibilere ayrıca ‘temininde güçlükzammı' ödenemeyeceği hükmebağlanmıştır.
22.3.1979tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Bakanlar Kurulu'nun 7/17297sayılı Kararnamesiyle, 1979 Mali Yılına ilişkin zam vetazminatların saptanmasına kadar 1978 yılına aityukarıdaki Kararname hükümlerine göre ödemeyapılması kararlaştırılmıştır. Dahasonra 22.9.1979 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ve 1.3.1979 tarihindengeçerli olmak üzere, 1.10.1979 tarihindeyürürlüğe konulan 7/18101 sayılı Bakanlar KuruluKararnamesinin 1. maddesinin 8. fıkrasında 2162 sayılıyasada öngörülen tazminatlardan yararlananlara sadeceişgüçlüğü ve iş riski zamlarıödeneceği hükmü yer almıştır. Bu durumda,davalıya ödemenin yapıldığı tarihteyürürlükte bulunan Bakanlar Kurulu Kararnameleriyle, 2162sayılı yasadan yararlananlara ‘teminindekigüçlük zammı' ödenmesinin menedilmişolduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, davalıyayapılan ödemenin daha önce bu yolda alınmış biridari karara dayandığı da iddia ve isbat edilmişdeğildir. Öyle ise, söz konusu ödeme davalıyönünden nedensiz zenginleşme olup burada idare hukukunun idarikararların geri alınmasıyla ilgili kurallarınınuygulanmasına olanak yoktur.
Mahkemenindirenme kararında dayandığı 27.1.1973 günlü, 6/2sayılı İçtihadı Birleştirme Kararındaçözüme bağlanan sorun: hatalı intibak veyahatalı terfi işlemi gibi bir şart tasarrufun sonradan idaretarafından geri alınması halinde daha önce bu şarttasarrufa dayanılarak memura yapılmış olan fazlaödemelerin nedensiz zenginleşme hükümleri uyarıncageri istenmesinin idare hukuku ilkelerine göre mümkün olupolmadığı konusu ile ilgili olup, sonuçta, yokluk ilemutlak butlan durumları ayrık olmak ve kişinin gerçekdışı beyanı veya hilesi ile sebebiyet vermemişolması kaydiyle, idarenin yanlış şart tasarrufu(özellikle yanlış intibak işlemini) ancak iptal davasısüresi içinde geriye yürür şekilde gerialabileceği, bu süre geçtikten sonra yanlıştasarrufun geri alınması halinde geri alma gününe kadardoğmuş durumların, parasal sonuçları da dahil olmaküzere, hukuken kazanılmış durum olarak tanınmasıgerektiği, sebepsiz zenginleşme hükümlerinedayanılarak geri istenemeyeceği içtihat edilmiştir. Buiçtihadı birleştirme kararının, idaretarafından yapılan bütün ödemelere uygulanmasıhalinde, idarenin haksız iktisap kurallarından hiçbir zamanyararlanamaması ve memurların yapmış olduklarıbütün hatalı ödemelerin idare tarafından, gereködeme yapılan kişilerden, gerekse ödemeyi yapangörevlilerden geri alınamaması gibi bir sonuç doğarki, idareyi işlemez ve iş göremez bir duruma sokacak olanböyle bir sonucun hukukça savunulması mümkün değildir.Bu nedenle, İçtihadı Birleştirme Kararınınkapsamı dışında kalan ve herhangi bir şart tasarrufadayanmayan salt hatalı ödemelerin, idare tarafındanBorçlar Hukuku'nun haksız iktisap kurallarına dayanılarakgeri istenebileceğinin kabulü gerekir." gerekçesiyle, ilkderece mahkemesinin davanın reddine ilişkin direnmekararının bozulmasına hükmedilmiştir.
KezaYargıtay 3. Hukuk Dairesinin 1.2.2005 tarihli ve E. 2005/416, K. 2005/589sayılı Kararı ile de; "Davada, davacı SağlıkBakanlığı tarafından davalı doktora fazladanödenen katkı payı miktarı 4.104.100.000 liranındavalıdan tahsili talep edilmiştir. Mahkemece; davalıyayapılan fazla ödemenin yokluk ve mutlak butlan ile malülolmadığından ödeme tarihinden dava tarihine kadar 60günlük iptal davası süresi geçmesi nedeniyledavanın reddine karar verilmiştir. Hükmü davacı vekilitemyiz etmiştir. Dosya kapsamından, davalıya yapılanödemenin daha önce bu yolda alınmış bir idari kararadayandığı iddia ve ispat edilmediğianlaşılmaktadır. Davalıya yapılan ödemeninhatadan kaynaklandığı kabul edilmektedir. BK.'nun 62. maddesigereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyenkimse, yanlışlığa düştüğünüispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir. Bu maddedebelirtilen yanlışlık, eda ile ilgili olup, edada bulunandabağışlama irade ve arzusunun bulunmadığınıgösteren bir yanılmadır. Başka bir deyişle davacıidarenin hataya düşmeseydi, davalıya edadabulunmayacağı anlamına gelmektedir. O halde dava konusualacağın BK.nun 62. maddesindeki koşullara göre geriistenebileceği anlaşılmaktadır.
Bu durumdamahkemece; uzman bilirkişi aracılığı ile saptanan vedavacının almaya hak kazandığı alacağıntahsiline karar verilmesi gerekirken, mahkemece; ‘hatalı terfi veintibak nedeniyle fazla yapılan ödemelerin davalının hilesive gerçek dışı beyanı ile yokluk ve mutlak butlanile malül olmadığı için geri istenemeyeceğineyönelik Y.İ.B. Büyük Genel Kurulunun 27.1.1973 tarih, 72/6E., 73/2 K sayılı kararına' dayanılarak davanınreddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Çünkümahkemenin dayandığı İ.B.K ile çözümlenenhusus; hatalı intibak veya hatalı terfi işlemi gibi birşart tasarrufun sonradan idare tarafından geri alınmasıhalinde, daha önce bu şart tasarrufa dayanılarak memurayapılmış olan fazla ödemenin nedensiz zenginleşme hükümleriuyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerine göremümkün olup olmadığına ilişkindir.
Buİ.B.K.nın idare tarafından yapılan bütünödemelere uygulanması halinde, idarenin haksız iktisapkurallarından hiçbir zaman yararlanamaması ve memurlarınyapmış oldukları bütün hatalı ödemelerinidare tarafından gerek ödeme yapılan kişilerden, gerekseödemeyi yapandan geri alınamaması gibi bir sonuçdoğuracağı ve bunun da idareyi işlemez durumagetireceği kabul edilmelidir.
Herhangi birşart tasarrufuna dayanmayan salt hatalı ödemenin BorçlarHukukunun haksız iktisap kuralları çerçevesinde istenipistenemeyeceği tartışılmadan yazılıgerekçe ile davanın reddine karar verilmesi bozmayıgerektirmiştir." gerekçesiyle, davanın reddineilişkin adli mahkeme kararı bozulmuştur. Yargıtay 3. HukukDairesi'nin yine bu konuda verilmiş olan 30.12.2004 tarihli ve E.2004/14643, K. 2004/14727 sayılı, 18.10.2004 tarihli ve E.2004/11370, K. 2004/11145 sayılı kararları da bu yöndedir.Bilindiği üzere Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararlarıda bağlayıcı niteliktedir.
6-Nitekim bukapsamda Türkiye İstatistik Kurumu Edirne BölgeMüdürlüğü'nde sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan A.Ö.'a yersiz denetim tazminatıödemesi yapılmış, bilahare yapılan ödeme geriistenilmiş, ilgili personel tarafından Edirne İdare Mahkemesinin2009/759 Esasında açılan iptal davasında, mahkemeceverilen 20/11/2009 tarihli ve K. 2009/1242 sayılı karar ile"...ilgili personele yersiz ödeme nedeniyle ortaya çıkankamu zararını miktar olarak belirleyen ve söz konusu zararatekabül eden alacağın ödenmesi gerektiğini ortayakoyan idari yazının, idari davaya konu edilebilecek kesin veyürütülmesi gerekli bir işlem olarak kabul edilmesinin mümkünolmadığı sonucuna ulaşılmaktadır."gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiş,mezkûr karar Danıştay 2. Dairenin 21/09/2010 tarihli ve E.2010/536 K. 2010/3483 sayılı kararıyla "... Kamugörevlilerine daha önce sehven kanuna aykırı olarakyapılmış fazla ödemelerin geri alınmasında, 5018sayılı Kanunun uygulanmasının mümkünolmadığı sonucuna ulaşıldığı..."gerekçesi ile yerel mahkeme kararı bozulmuş, yargılamaEdirne İdare Mahkemesinin bozma kararına uyması suretiyle devametmiştir.
Bu arada fazlaödenen denetim tazminatının tahsili için Edirne 2. SulhHukuk Mahkemesinde ilgili personel aleyhine dava açılmışve anılan Mahkemenin 30/03/2011 tarihli ve E.2010/489, K.2011/241sayılı kararı ile davanın kabulüne, dava tarihindenitibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 3.373,96 TL'nin davalıdanalınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. KararYargıtay 9. Hukuk Dairesinin 21/09/2011 gün ve E. 2011/12027, K.2011/13510 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.İlgili personel tarafından HÜKÜM UYUŞMAZLIĞIYOLUNA BAŞVURULMASI üzerine de Yüksek UYUŞMAZLIKMAHKEMESİ'NİN 13.10.2014 tarihli ve E. 2013/1607. K. 2014/887sayılı KARARI İLE: "....somut uyuşmazlığabaktığımızda, idarece yapılan yersiz ödemeninsebepsiz zenginleşme hükümleri uyarıncaçözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmamaktadır.
Adli yargıdayapılan yargılama sırasında, hataen ödenen denetimtazminatı miktarının bilirkişi raporu ile tespit edilerekhüküm altına alındığı ve kararınkesinleşmesinin ardından A.Ö. tarafından icradosyasına yatırıldığı görülmektedir.
A.Ö.'e18.11.2005- 14.01.2009 tarihleri arasında yukarıdaaçıklanan mevzuat hükümlerinin aksine denetimtazminatı hataen ödendiği konusunda tereddütbulunmadığından 14.01.2009 tarihler arasında ödenendenetim tazminatının geri istenilmesinin koşullarınınmevcut olduğu görülmektedir.
Açıklanannedenlerle. Türkiye İstatistik Kurumu Edirne BölgeMüdürlüğü'nde sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan A.Ö.'e 18.11.2005-14.01.20009tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin işlemin hukuka uygunolduğunun saptanması karşısında: yersiz ödemeningeri alınmasına ilişkin işlemin iptali içinaçılan davanın sonunda davanın kabulüne karar verenEdirne İdare Mahkemesi'nin 06.05.2011 gün ve E:2011/493 K:2011/397sayılı kararının kaldırılmasına, hukuk veusule uygun bulunan, Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 30.03.2011 gün veE:2010/489 K:2011/241 sayılı kararının kabulü ve busurette hüküm uyuşmazlığının giderilmesinekarar verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle yersizödemenin geri alınmasına ilişkin işlemin iptaliiçin açılan davanın sonunda davanın kabulünekarar veren Edirne İdare Mahkemesi'nin 06/05/2011 tarihli ve E. 2011/493,K. 2011/397 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, hukuk ve usule uygunbulunan, Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 30/03/2011 gün ve E.2010/489K. 2011/241 sayılı kararının kabulü ve bu suretteHÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE kesinolarak karar verilmiştir.
7-Yukarıdaizah edilen sebeplerle; Uyuşmazlık Mahkemesi'nin ikinci kararınakonu olan işlemden; başvurucuya 29/11/2005-14/01/2009 tarihleriarasında herhangi bir şart tasarrufa (idari işleme/idari karara)dayanmadan hatalı olarak yersiz ve fazladan ödenmiş olan3.365,38 TL.sı meblağın iade edilmesi gerektiğineilişkin Kurum yazısının 2577 sayılı İYUK'un14 üncü maddesinde tanımlandığı şekilde"idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken birişlem" olmadığı, bu konuda Kurum tarafındandavacıya sadece ödeme teklifi sunulduğu ve rızası ileödemeyi kabul etmemesi halinde konunun MuhakematMüdürlüğüne intikal ettirilerek Hazinealacağının genel hükümler çerçevesindetahsili yoluna gidileceğinin bildirildiği göz önünealınarak, yukarıda yer verilen Danıştay İdari DavaDaireleri Kurulu kararlarıyla da doğrulandığıüzere, İdare Mahkemesince İYUK'un 15/1 -b maddesi uyarınca"davanın incelenmeksizin reddi" yolunda verilen ilk karar hukukauygun olup, bu kararın bozulması yolunda Danıştay 2.Daire'ce verilen karar ile bozma kararına uyulmak suretiyle Ankara 2.İdare Mahkemesince verilen iptal kararı ve bu kararınonanmasına dair kararlar hukuka aykırıdır. Yukarıdasözü edilen ve ekte örnekleri sunulan Danıştayİdari Dava Daireleri Kurulu ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nunbağlayıcı olan Kararları ve Yüksek UYUŞMAZLIKMAHKEMESİNİN 13.10.2014 tarihli İLK KARARI bu durumunaçık teyidi niteliğindedir. Belirtilen nedenlerleUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN 26.02.2018 tarihli İKİNCİKARARI hukuka aykırı olup, kaldırılması gerekmektedir.
IV-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN 26.02.2018 TARİHLİİKİNCİ KARARININ HUKUKA AYKIRILIĞI:
1- 2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 1 inci maddesine göreUyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ilegörevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındakigörev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarakçözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapanbağımsız bir yüksek mahkemedir. Anılan Kanunun 28 incimaddesine göre de, ilgili yargı mercileri ile bütün makam,kuruluş ve kişiler Mahkeme kararlarına uymak, geciktirmeksizinonları uygulamakla ödevlidirler. Görüldüğüüzere Uyuşmazlık Mahkemesi kararları, yerel mahkeme veyaYargıtay ve Danıştay Daire kararları gibi olmayıp,bunların üzerinde ve ilgili yargı mercileri ile bütünmakam, kuruluş ve kişileri bağlayıcı niteliktedir. Buitibarla da her zaman hukuka uygunluk hususunda tereddütten, kuşkudanuzak ve hukuki istikrar, belirlilik ve öngörülebilirlikilkelerine uygun olmalıdır.
2-Bilindiğiüzere hukuk devletinin temel ilkelerinden biri "belirlilik"tir.Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idareyönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecekşekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir venesnel olması gereklidir. Bununla birlikte yasa kurallarınınkişiler ve idare yönünden herhangi bir duraksamaya vekuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır,uygulanabilir ve nesnel olduğu yerde, mahkeme kararlarının,özellikle de yukarıda belirtildiği şekilde kararlarımutlak bağlayıcı nitelikte olan Uyuşmazlık Mahkemesikararlarının da "belirlilik" ilkesine uygunolmasının beklenmesi tabiidir. Birebir aynı maddi olaya dayananve aynı konuda verilen iki kararın da aynı olmasıgerekmektedir.
Zira RomaHukuku kaynaklarında, "ubi eadem est ratio legis, ibi eadem est legisdispositio" veya "ubi eadem est ratio, eadem est lex"şeklinde ifade edilmiş olan ve "sebepler aynı isehüküm de aynıdır" veya "hükümleraynı ise sonuç da aynıdır (aynıolmalıdır)" anlamına gelen kurallar da mahkemekararlarının belirli ve öngörülebilirolmalarının önemine işaret etmektedir.
Belirlilikilkesi, hukuk güvenliği ilkesiyle de bağlantılı olup,mahkemelerce, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksalyaptırımın veya sonucun bağlanacağı bilinebilir(tahmin edilebilir/kestirilebilir) olmalıdır. Hukukgüvenliği, normların öngörülebilirolmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devletegüven duyabilmesini gerekli kılar. 'Öngörülebilirlikşartı' olarak nitelendirilen ilkeye göre de yasalarınuygulanmasında takdirin kapsamı ve uygulama yöntemiaçık olmalıdır. Belirlilik, kişilerin hukukgüvenliğini korumakla birlikte hukuki istikrarı dasağlayacaktır.
3-Yukarıdabelirtilen genel hukuk ilkeleri ve açıklamalarkarşısında, Yüksek Uyuşmazlık Mahkemesitarafından birebir aynı maddî olaya dayanan ve aynı konudaverilen hüküm uyuşmazlığının giderilmesikararları arasında çelişki bulunmamasıgerekmektedir. Zira Yüksek Mahkemenin ilk Kararında YargıtayHukuk Genel Kurulu'nun ve Danıştay İdari Dava DaireleriKurulu'nun yukarıda belirtilen bağlayıcı niteliktekikararlarına uygun olarak İdare Mahkemesi Kararınkaldırılmasına ve Sulh Hukuk Mahkemesi Kararınınkabulüne karar verildiği halde; aynı maddi olaya dayalıolan ve aynı konudaki ikinci Kararda ise bu kez Yargıtay Hukuk GenelKurulu'nun ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nunyukarıda belirtilen kararlarına aykırı olarak ve sadeceDanıştay 2. Dairesi'nin (hukuken isabetsiz olduğuDanıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun kararları veUyuşmazlık Mahkemesinin ilk kararıyla ortaya konulan) bozmakararındaki gerekçelere itibar edilerek, İdare MahkemesiKararın kabulüne ve Sulh Hukuk Mahkemesi Kararınınkaldırılmasına hükmedilmiştir. OysaUyuşmazlık Mahkemesinin bu konudaki hükümuyuşmazlığının giderilmesi yolundaki ilkKararının verildiği 13.10.2014 tarihinden sonra, konuyla ilgiliadlî ve idari yargı kararlarında, Kanun hükümlerindeve ikincil düzenlemelerde dahi değişiklik olmuşdeğildir. Dolayısıyla adlî ve idari yargıkararlarında ve ilgili mevzuat hükümlerinde birdeğişiklik yokken, Uyuşmazlık Mahkemesinin aynıkonudaki ikinci kararının ilkinin tam tersi yönde tecellietmesi, olayla ilgili kişiler ve kurumlar nezdinde "acabaüçüncü dosyada nasıl bir karar ortayaçıkacak?" sorusunun sorulmasına neden olmaktadır.
ZiraYüksek Mahkemenizce verilmiş olan iki farklı hükümuyuşmazlığının giderilmesi kararına neden olanmaddî olayla ilgili olarak, Kurum personeli tarafındanİdarî yargı mercilerinde Kurum aleyhineaçılmış ve büyük bölümükesinleşmiş ortalama 250 kadar iptal davası bulunduğu gibi,aynı konuda Kurum Başkanlığı (Maliye Hâzinesi)tarafından ilgili personel aleyhine adlî yargı mercilerindeaçılmış ve yine büyük bölümüilgili personel aleyhinde kesinleşmiş ortalama 250 kadar da alacakdavası dosyası bulunmaktadır. Dolayısıyla budosyaların da hüküm uyuşmazlıklarınıngiderilmesi talebiyle çok kısa zamanda Yüksek Mahkemeninönüne gelmesi kuvvetle muhtemel bulunmaktadır.
SONUÇVE TALEP:Yukarıda arz ve izah edilen ve Yüksek Mahkemece re'sengöz önünde bulundurulacak diğer nedenlerle; hukuka,aynı konuda verilmiş Danıştay İdari Dava DaireleriKurulu kararları ile Yargıtay içtihatlarına uygun olanUyuşmazlık Mahkemesi'nin 13.10.2014 tarihli ve Esas: 2013/1607,Karar: 2014/887 sayılı İLK Kararının KABULÜNE;hukuka, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararları ileYargıtay içtihatlarına ve Uyuşmazlık Mahkemesi'ninkonuyla ilgili İLK Kararına aykırı olanUyuşmazlık Mahkemesi'nin 26.02.2018 tarihli ve Esas: 2016/542,Karar:2018/79 sayılı İKİNCİ KararınınKALDIRILMASINA, 2247 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi gereğincekararlar arasındaki çelişmenin bu suretle giderilmesine, 2247sayılı Kanunun 25 inci maddesinin son fıkrası uyarıncaincelemenin DURUŞMALI olarak yapılmasına, karar verilmesi…”talep edilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Suna TÜRE, Alaittin Ali ÖĞÜŞ,Süleyman Hilmi AYDIN ve Turgay Tuncay VARLI’nınkatılımlarıyla yapılan 28.5.2018 günlütoplantısında: Raportör-HakimTaşkın ÇELİK’in, talep dilekçesinin,Başkanlık yazısıyla reddedilmesi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’ninbaşvurunun incelenmeksizin reddedilmesi; DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın ise 2247 sayılı Yasadadüzenleme yapılıncaya kadar bekletme kararı verilmesiyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığınca yapılan başvuruda, UyuşmazlıkMahkemesi’nin (Hukuk Bölümü) "hükümuyuşmazlığının giderilmesi"ne ilişkin 13.10.2014tarih, E: 2013/1607, K:2014/887 sayılı kararı ile 26.02.2018tarih, E:2016/542, K:2018/79 sayılı kararı arasındaçelişki bulunduğundan bahisle; çelişkinin 13.10.2014tarih, E: 2013/1607, K: 2014/887 sayılı karar doğrultusundagiderilmesi; 26.02.2018 tarihli ve E:2016/542, K: 2018/79 sayılı kararınkaldırılmasına hükmedilmesi istenilmiştir.
2247 sayılı Yasanın “Mahkemeningörevi” başlıklı 1.maddesinde; “ UyuşmazlıkMahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ilegörevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargı mercileriarasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarınıkesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapanbağımsız bir yüksek mahkemedir.
Özel kanun uyarınca hakemebaşvurulmasının zorunlu olduğu hallerde, eğer hakemlikgörevi hakim tarafından yerine getirilmiş ise bu merci,davanın konusuna göre, yukarıdaki fıkrada yazılıadli veya idari yargı mercilerinden sayılır.”;
“Mahkemeninkuruluşu” başlıklı 2.maddesinde;“Uyuşmazlık Mahkemesi bir Başkan ile oniki asıl,oniki yedek üyeden kurulur.
UyuşmazlıkMahkemesi, hukuk ve ceza bölümlerine ayrılır. HukukUyuşmazlıkları Hukuk Bölümünde, CezaUyuşmazlıkları Ceza Bölümünde kararabağlanır.
Herbölüm, bir Başkan ile altı asıl üyeden kurulur.Birlikte toplanan Hukuk ve Ceza Bölümleri, UyuşmazlıkMahkemesi Genel Kurulunu teşkil ederler.
UyuşmazlıkMahkemesi Genel Kurulu, bu Kanunla belli edilen görevleri yerine getirirve ayrıca bölümler arasında çıkan olumsuzgörev uyuşmazlıklarında görevli bölümübelli eder.
UyuşmazlıkMahkemesi Başkanı, Anayasa Mahkemesince kendi asıl ve yedeküyeleri arasından seçilir. Bölümler ve Genel Kurul,Uyuşmazlık Mahkemesi BaşkanınınBaşkanlığı altında toplanır.
(Değişikaltıncı fıkra: 23/7/2008 – 5791/1 md.) UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümüne, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ileDanıştay Genel Kurulunca kendi daire başkan ve üyeleriarasından; Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Genel Kuruluncada askerî hâkim sınıfından olan daire başkan veüyeleri arasından ikişer asıl, ikişer yedek üyeseçilir.
(Değişikyedinci fıkra: 23/7/2008 – 5791/1 md.) Uyuşmazlık MahkemesiCeza Bölümüne, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile AskerîYargıtay Genel Kurulunca kendi daire başkan ve üyeleriarasından üçer asıl, üçer yedek üyeseçilir. Bölümlerde ve Genel Kurulda toplantıyetersayısı, asıl üyelerin mazeretleri halinde yedeküyeler alınmak suretiyle sağlanır.”; “HükümUyuşmazlığı” başlıklı 24.maddesinde;“ (Değişik birinci fıkra: 21/1/1982 - 2592/7 md.) 1nci maddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisitarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarakverilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebeilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabul edilir. Ceza kararlarında;sanığın, fiilin ve maddi olayların aynı olmasıhalinde hüküm uyuşmazlığı varsayılır. İlgili kişi veya makamUyuşmazlık Mahkemesine başvurarak hükümuyuşmazlığının giderilmesini isteyebilir. Buhalde olumsuz görev uyuşmazlığınınçıkarılması ile ilgili 15 ve 16 ncı maddelerdekiusul kuralları uygulanır.”; “Hükümuyuşmazlıklarında uygulanacak inceleme kuralları”başlıklı 25.maddesinde; Hukuk alanındaki hükümuyuşmazlıklarında Uyuşmazlık Mahkemesi, DanıştayYargılama usulünün bu kanuna aykırı olmayanhükümlerini uygulamak suretiyle anlaşmazlığın esasınıda karara bağlar. Ceza alanındaki hükümuyuşmazlıklarında Uyuşmazlık Mahkemesi, CezaMuhakemeleri Usulü Kanununun bu kanuna aykırı olmayanhükümlerini uygular ve esasa ilişkin bir karar vermeksizin sadeceo davayı hangi ceza mahkemesinin görüp karara bağlamasıgerektiğini belirtmek suretiyle anlaşmazlığıçözer. Kazanılmış haklar saklı tutulur. Uyuşmazlık Mahkemesihüküm uyuşmazlıklarını dosya üzerindeinceleyerek karara bağlar. Gerekli gördüğü hallerdeveya istek üzerine tarafları dinleyebilir.”; “Bölümlerinve Genel Kurulun toplanma ve karar verme koşulları ve incelemelerinkağıtlar üzerinde yapılması”başlıklı 26.maddesinde; “Hukuk ve CezaBölümlerinde ve Genel Kurulda, üye tam sayısıhazır bulunmadıkça görüşmelere başlanamazve karar verilemez. Eksik üyenin yeri o üyenin geldiğiyargı merciinin yedek üyesi ile, bu olmadığı takdirdebaşka bir yedek üye ile doldurulur. Mahkeme, her toplantıdönemi başında, yıllık çalışmaplanını yapar. Bölümlerde ve Genel Kuruldaincelemeler dosya üzerinde yapılır ve bu kanunda belli edilenlerdışında çoğunlukla karar verilir.”; “İncelemede izleneceksıra” başlıklı 27.maddesinde, “UyuşmazlıkMahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görevuyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil vesüre açısından inceler; yöntemine uymayan veyasüresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddeder.”; “Kararlarınkesinliği ve yayınlanması” başlıklı29.maddesinde, “Bölümlerin ve Genel Kurulun kararlarıkesindir. İlke kararları ile Başkanın uygungöreceği Bölümlerin kararları Resmi Gazete'de yayımlanır.”; “Kararlar arasındakiçelişmelerin giderilmesi” başlıklı30.maddesinde; “UyuşmazlıkMahkemesi Bölümlerinin kararları arasındakiçelişmeler, Genel Kurulca verilecek ilke kararları ilegiderilir. İlke kararlarıgerekçesiyle açıklanır. İlk toplantıda ilkeyeilişkin kararlar üçte iki çoğunlukla verilir. Buçoğunluk sağlanmazsa ikinci toplantıda saltçoğunlukla yetinilir. Bir işte, bölümlerinyerleşmiş içtihadında aykırı birçoğunluğun gerçekleşmesi durumunda dahi ilkekararı verilmesi zorunludur. Bir ilke kararınındeğişmesi veya kaldırılması yeni bir ilkekararıyla olur. İlke kararına yer olupolmadığına bölümler karar verir. Başkan, konuyuraportörlere veya üyelerden birine incelettirebilir. Bölümlerin ilkekararını gerekli görmesi halinde, Başkan çelişmedoğuran kararları veya kökleşmiş içtihadıgösteren kararlardan biriyle yeni çoğunluğungörüşünü ve çelişme gerekçesinikapsayan bir yazıyı, istemde bulunandan başka başsavcıve Başkanunsözcülerine, belirteceği bir süredegörüşlerini bildirmek üzere yollar. İlkekararının görüşülmesi için üyeleredağıtılan Gündeme Başsavcı veBaşkanunsözcülerinin süresi içinde verdiklerikarşılıklarla onlara gönderilen yazı vekararların örnekleri de eklenir. Gündemindağıtıldığı gün ile görüşmegünü arasında geçecek sürenin acele işlerdışında 15 günden az olmaması gerekir. Görev konusundaki ilkekararları; Uyuşmazlık Mahkemesini ve bütün yargımercilerini, hüküm uyuşmazlıklarıdolayısıyla verilecek esasa ilişkin ilke kararları iseyalnız Uyuşmazlık Mahkemesini bağlar.”; Hükümlerine yerverilmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere; 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanunun “Mahkemenin görevi”başlıklı 1.maddesinin birinci fıkrasında,“Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasıile görevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargı mercileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkilive bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksekmahkemedir.” hükmü; buna karşın, 2709sayılı Türkiye cumhuriyeti Anayasasının “F.Uyuşmazlık Mahkemesi” başlıklı 158.maddesinde“ Uyuşmazlık Mahkemesi adli ve idari yargı mercileriarasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarınıkesin olarak çözümlemeye yetkilidir.(…) (1)” hükmüyer almaktadır. {(1)21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 16ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “adli, idari veaskeri” ibaresi “adli ve idari” şeklindedeğiştirilmiştir.} Yapılan referandum sonrasında 21.1.2017 tarih,6771 sayılı Kanunun 16.maddesiyle Anayasanın “H. Askeriyargı” başlığını taşıyan145., “D. Askeri Yargıtay”başlığını taşıyan 156., “E. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi”başlığını taşıyan 157.maddeleri yürürlüktenkaldırılmış; ancak mülga hükümlereilişkin 2247 sayılı Yasada, bu güne kadar herhangibir değişiklik yapılmamıştır. Talep dilekçesi, ilgili kararlar, mevzuathükümleri ve somut olay birlikte irdelendiğinde; Uyuşmazlık Mahkemesinin adli ve idari yargı mercileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkiliolduğu; Bölümlerin ve Genel Kurulun kararlarının kesinolduğu; hüküm uyuşmazlığı içinde, Yasanın 1.maddesinde gösterilen yargı mercilerinden en azikisi tarafından verilmiş kararların bulunmasınıngerektiği; oysa, başvuran tarafından, UyuşmazlıkMahkemesinin iki kararı arasında çelişkibulunduğundan bahisle, kararlardan birisininkaldırılmasının talep edildiği; 2247sayılı Yasanın 30.maddesi kapsamında kararlararasındaki çelişmelerin giderilmesi hususuirdelendiğinde; Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığınca benimsenmesi istenilen kararda davalı/davacıolan personel ile kaldırılması talep edilenkarardaki personelin sorumluluklarının farklı olmasınedeniyle, bu madde uygulamasının ve dolayısıylakararlardan birisinin kaldırılmasının mevzuatta yerininbulunmadığı; kaldı ki, Anayasa değişikliğisonucunda, Uyuşmazlık Mahkemesinin yapısında fiilengerçekleşen değişimin(askeri yargınınkaldırılması, Ceza Bölümünün fonksiyonununkalmaması) doğal sonucu olarak, 2247 sayılı Yasadabelirtildiği şekilde, Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulununtoplanmasının imkansız hale gelmesi, Genel Kurulda, üye tamsayısı hazır bulunmadıkça görüşmelerebaşlanamayacağı, karar verilemeyeceği, ilkekararının zorunlu şekil şartlarına tabikılınması…gibi hususlar da gözetildiğinde; halihazırda Uyuşmazlık Mahkemesince, Yasada gösterildiğişekilde ilke kararı alınamayacağıanlaşıldığından; talebin incelenmesiolanağının bulunmadığı sonucunavarılmıştır. S O N UÇ : Açıklanan nedenlerle, 2247 sayılıYasada öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN,aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarıncaİNCELENMEKSİZİN REDDİNE, 28.5.2018 günündeOY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Şükrü BOZER Üye Mehmet AKSU Üye Suna TÜRE Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Turgay Tuncay VARLI
Full & Egal Universal Law Academy