T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2018 / 107
KARAR NO : 2018 / 214
KARAR TR : 20.4.2018
ÖZET : Davacının üzüm bağı niteliğindeki taşınmazından kamulaştırma yapılmaksızın beton su kanalı geçirilmesi ve bazı üzüm bağlarının sökülmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılan davanın ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı :E.G. adına vekaleten M.G.
Vekili :Av.N.K.
Davalı :Söğüt/Doğanşehir BelediyeBaşkanlığı
Vekili : Av.K.A.
O L A Y :Davacı vekili; Doğanşehir İlçesi,Söğüt beldesine bağlı Elmalı Mahallesi(köyü) Pürçüklü Mevkii tapukütüğünde kayıtlı, 33 Ada 2 Parsel no’lu 7820 m2.lik üzüm bağının müvekkiline ait olduğunu; SöğütBeldesi bitişiğindeki kaynak suyundan, Elmalı köyünegiden sulama suyunun, toprak ark vasıtasıyla bu üzümbağının alt sınırından geçmekteyken; kısabir süre önce, toprak arkın, Söğüt Belediye Başkanlığıtarafından, beton kanala dönüştürülerek,müvekkilinin bağının ortasından götürüldüğünü;yasal bir kamulaştırma yapılmadığı ve malikinehaber verilmediği için, bunun bir bakıma mülkiyethakkına tecavüz ve fuzulen işgal olduğunu; bununla, uzunlamasına 300 m, enine 10 m kadar üzüm bağının söküldüğünü,seviyesinin düşürüldüğünü, kalankısmı da dik yamaç oluşturularak heyelana ve toprakkaymasına uygun bir hale getirildiğini, yağmurlaryağdıkça kalan kısmının da kendiliğindenyok olma tehlikesiyle karşı karşıyakaldığını; 8 dönümlük bağın 3 dönüm kadarının kepçe ve dozerlerle yok edildiğini,kanal ve yol haline getirildiğini; bağın yok edilenkısmının değerinin tahminen 15.000 TL ettiğini;yol kenarında arsa özelliği gösteren üzümbağının eni daraldığı için, inşaatyapma özelliğini de yitirdiğinden satış değerininde sıfırlandığını; ayrıca bir- iki metrederinliğinde düz bir yol haline getirilen kısım nedeniylebağın bütünlüğünün bozulduğunu, kalankısmın da kullanılmaz hale geldiğini; müvekkilininİzmir’de ikamet eden, uluslararası sergileri bulunan bir ressamolduğunu, yaz tatillerinde baba yadigarı olan bu bağiçin köye gelip, resimler yaparak dinlenmekte iken, bu olaynedeniyle içinde büyük üzüntü ve nefretuyandığı için artık bu taraflara gelmeyeceğinisöylediğini, olayın ruhunda derin izler bıraktığınıifade ederek; fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmakkaydıyla, şimdilik 15.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatahükmedilmesi istemiyle 9.11.2012 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır.
DoğanşehirAsliye Hukuk Mahkemesi;24/12/2015 gün ve E:2012/211, K:2015/372 sayıile uyuşmazlığın esasını inceleyerek davanınkısmen kabulüne, kısmen reddine karar vermiş; temyiz edilmesiüzerine Yargıtay 4.Hukuk Dairesi; 27.9.2016 gün ve E:2016/8095,K:2016/9083 sayı ile Mahkemece, davalı belediye hakkındayargı yolu yönünden dava dilekçesinin reddine kararverilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesinin usul veyasaya aykırı bulunduğu gerekçesiyle kararıbozmuştur.
DOĞANŞEHİRASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 23.2.2017 gün ve E:2016/458, K:2017/25sayı ile, “(…) Taraf vekillerinin verilen kararı temyizettikleri, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesisonucunda 27/09/2016 tarihli 2016/8095 Esas 2016/9083 Karar sayılıilamı ile Mahkememizce verilen 24/12/2015 tarih ve 2012/211 Esas 2015/372Karar sayılı kararının "11/02/1959 gün ve 17/15sayılı Yargıtay İçtihadı BirleştirmeKararının 1. bendinde belirtildiği üzere, bir kamukurumunun görevlerinden olan bir işi yapmayıkararlaştırması idari bir karar olduğu gibi bu kararıyerine getirmek üzere plan ve proje yapıp o plan ve projelergereğince iş görmesi de idari kararın sonucu olan idarieylemdir. İdari eylemler nedeniyle uğranıldığıiddia edilen zararlar bakımından İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı, idariyargı yerinde tam yargı davası açılmasıgerekir. Görev sorunu, açıkça veya hiç ilerisürülmese de kendiliğinden (re’sen) dikkatealınır. Mahkemece, davalı belediye hakkında yargı yoluyönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken,işin esasının incelenmesi usul ve yasaya aykırıbulunduğundan kararın bozulması gerekmiştir."gerekçesiyle bozulduğu görülmüştür.
Mahkememizceyapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüile manevi tazminat taleplerinin reddine dair tesis olunan 24/12/2015 tarih ve2012/211 E., 2015/372 K. Sayılı ilamın temyizengönderildiği Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 27/09/2016 tarih ve2016/8095 E., 2016/9083 K. sayılı ilamı ile bozulmasınakarar verilmiş, Mahkememiz 2016/458 esasınıaldığı görülmüş, bozma ilamıdoğrultusunda taraf vekillerinin beyanlarına başvurulmuş,mahkememizce de usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamınauyulmasına karar verilmiştir.
Uygulama veöğretide, kamu idarelerinin kamu hizmetinin yürütümüsırasında kamu gücü kullanılarak, tek yanlı iradeaçıklamaları ile yapmış olduklarıişlemlerin idari işlem, herhangi bir işlem ya da kararadayanmaksızın gerçekleştirdikleri maddi faaliyetleri vegörevleri ile ilgili hareketsizlikleri de idari eylem olaraktanımlanmıştır. 2577 Sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türlerive İdari Yargı Yetkisinin Sınırı”başlıklı 2. maddesinde; idari dava türlerisayılmıştır. Bu hükme göre, idari davalar; idariişlemler hakkında açılan iptal davaları, idari eylemve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve kamuhizmetlerinden birinin yürütülmesi için, yapılan hertürlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasındaçıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalardan ibarettir.İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamuhizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projenin hukukaaykırı olması nedeniyle iptalleri için menfaatleri ihlaledilenler tarafından açılacak davalar ile idarenin aynıplan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, suyolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesive bakımı sırasında kişilere verdiğizararların tazmini istemiyle idari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacakdavaların görüm ve çözümü, iptal ve tamyargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idariyargı yerine aittir.(Uyuşmazlık MahkemesiBaşkanlığı'nın 21.05.2012 tarih ve 2011/264 E.2012/105 K.sayılı kararı) "Davalı, kamu kurumuniteliğinde olup; dava konusu zarar, kamusal görevin yerinegetirilmesi sırasında meydana gelmiştir. İdarenin hizmetkusuru niteliğindeki eylemi sonucu meydana gelen zararlardan dolayıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesi gereğinceidareye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davasıaçılması gerekir. Görev sorunu, açıkçaveya hiç ileri sürülmese de kendiliğinden (re’sen)dikkate alınır. Mahkemece, yargı yolu yönünden davadilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasınagirilerek incelenmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğundankararın bozulması gerekmiştir." (Yargıtay 4. HukukDairesi 2016/10656 Esas 2016/11896 Karar)
1982 tarihliAnayasa'nın 125/son maddesinde idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hususudüzenlenmiş, 2577 Sayılı İYUK.nun 2/1-b maddesigereğince idari eylem ve işlemlerden dolayı zararauğrayanlar tarafından açılan tam yargı davalarıidari dava türleri arasında sayılmıştır. İdaretarafından fiilen el atılmamış taşınmazlar ileilgili zarara sebep olduğu öne sürülenkısıtlılıklar; idari işlem niteliğindeki imarplanlarından ve pasif idari eylem niteliğindekikamulaştırma veya imar uygulaması yapmadankaynaklandığından uyuşmazlığın idari yargıyerinde çözümlenmesi gereklidir.
11/02/1959gün ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadıBirleştirme Kararının I. bendinde belirtildiği üzere,bir kamu kurumunun görevlerinden olan bir işi yapmayıkararlaştırması idari bir karar olduğu gibi bu kararıyerine getirmek üzere plan ve proje yapıp o plan ve projelergereğince iş görmesi de idari kararın sonucu olan idarieylemdir. İdari eylemler nedeniyle uğranıldığıiddia edilen zararlar bakımından İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı, idariyargı yerinde tam yargı davası açılmasıgerekir. Görev sorunu, açıkça veya hiç ilerisürülmese de kendiliğinden (re’sen) dikkatealınır.
Mahkememizceyapılan değerlendirmede; somut uyuşmazlıkta davalıtarafından, davacıya ait taşınmazın içerisindenplan ve proje kapsamında beton kanal geçirilmesi nedeni ileuğranılan maddi ve manevi zararların ödetilmesinin talepedildiği, Mahkememizin 24/12/2015 tarih ve 2012/211 Esas 2015/372 Kararsayılı kararı ile davanın maddi tazminat talepleriyönünden kısmen kabulü ile manevi tazminat taleplerininreddine karar verildiği, verilen bu kararın Yargıtay 4. HukukDairesinin 27/09/2016 tarihli 2016/8095 esas 2016/9083 karar sayılıilamı ile bozulmakla Mahkememizin 2016/458 esasına kaydınınyapıldığı, Malatya İl Özel İdaresiTarımsal Hizmetler Müdürlüğü'nün 17/06/2013tarihli müzekkere cevabında dava konusu taşınmaz olan 33ada 2 parselin bulunduğu muhitte kurum tarafından 2012yılında sulamaya esas sulama tesisi projesi kapsamında kanal vesanat yapılan uygulaması yapıldığınınbildirildiği, Malatya İl Özel İdaresi TarımsalHizmetler Müdürlüğü'nün 29/01/2014 tarihlimüzekkere cevabında da dava konusu taşınmaz olan 33 ada 2parselin bulunduğu muhitte kurum tarafından 2012 yılındasulamaya esas sulama tesisi projesinin belediyenin göstermişolduğu güzergahta yapıldığının, belediyeninbilgi ve sorumluluğu kapsamında olduğunun, dava konusutaşınmazda kanal yapımı için mecburi olarakyapılan kazı çalışmalarının Kamuyatırımı çerçevesinde yapıldığınınbildirildiği, bir kamu kurumunun görevlerinden olan bir işiyapmayı kararlaştırmasının idari bir kararolduğu, bu kararı yerine getirmek üzere plan ve proje yapıpo plan ve projeler gereğince iş görmesinin idari kararınsonucu olan idari eylem olduğu, 1982 tarihli Anayasa'nın125.maddesinin son fıkrasında idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüolduğu hususunun düzenlendiği, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 2.maddesinin 1.fıkrasının bbendi gereğince idari eylem ve işlemlerden dolayı zararauğrayanlar tarafından açılan tam yargıdavalarının idari dava türleri arasındasayıldığı, yine aynı kanunun 3.maddesinin1.fıkrasında idari davaların neredeaçılacağının düzenlendiği, idareninaynı plan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj,suyolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması,işletilmesi ve bakımı sırasında kişilereverdiği zararların tazmini istemiyle idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafındanaçılacak davaların görümü ve çözümününiptal ve tam yargı davaları kapsamında yargısal denetimyapan idari yargı yerine ait olduğu, 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu'nun 114/1-b maddesi gereğince yargı yolunun caizolmasının dava şartları arasındasayıldığı, görev sorunu kamu düzenine ilişkinolmakla beraber açıkça veya hiç ilerisürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemecekendiliğinden araştırılacağı (bkz. Yargıtay4. Hukuk Dairesi 2016/10656 Esas 2016/11896 Karar Sayılıİlamı), somut uyuşmazlıkta davalı tarafındandavacıya ait taşınmazın içerisinden plan ve projekapsamında beton kanal geçirilmesi nedeni ile uğranılanmaddi ve manevi zararların ödetilmesinin talep edildiği,söz konusu talebin 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 2. maddesi hükmünce bir tam yargıdavasının konusunu oluşturduğu ve bu davalara bakmagörevinin idari yargı yerine ait olduğu, işbu davanınidari yargıda görülmesi gerektiğinden bahisle Mahkememizinyargı yolunun caiz olmadığı anlaşılmakladavanın HMK 114/1-b ve 115/2 gereğince usulden reddine kararverilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarakaşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi Yukarıda AçıklandığıÜzere;
DavanınHMK 114/1-b ve 115/2 gereği yargı yolunun caiz olmamasınedeniyle USULDEN REDDİNE…” karar vermiş; temyizedilmesi üzerine Yargıtay 4.Hukuk Dairesince, 28.9.2017gün ve E:2017/2705, K:2017/5150 sayı ile onanan kararkesinleşmiştir.
Davacıvekili bu defa, aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
MALATYAİDARE MAHKEMESİ; 26.1.2018 gün ve E:2017/1685 sayı ile,“(…) 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanununun 2. maddesinde; a) İdari işlemler hakkında yetki,şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayı iptalleri içinmenfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptaldavaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılantam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyazşartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarhariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesiiçin yapılan her türlü idari sözleşmelerdendolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklarailişkin davalar, idari dava türleri olarak belirlenmiş olup,idari yargı yerinde açılacak davaların da bu niteliktekiuyuşmazlıklar olması gerektiği açıktır.
Davadosyasının incelenmesinde, davacının, Malatya İli,Doğanşehir İlçesi, Söğüt MahallesiPürçüklü Mevkiinde bulunan 33 ada 1 parselsayılı taşınmaza davalı idare tarafından,taşınmazın ortasından beton sulama kanalıgeçirilmek suretiyle fiili el atıldığı,davacının bu sebeple taşınmazlarınıkullanamadığı ve değer kaybı olduğundan bahisleuğradığı ileri sürülen (fazlaya ilişkinhaklar saklı kalmak kaydıyla) 5.000,00 TL manevi, 15.000,00 TL maddiolmak üzere toplam 20.000,00 TL tazminatın ödenmesine kararverilmesi istemiyle Doğanşehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/211esasına kayden dava açtığı, açılandavada adı geçen Mahkemece maddi tazminat talebinin kısmenkabulü ile manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği, verilenkararın taraflarca temyiz edilmesi, üzerine Yargıtay 4.HukukDairesinin 27.09.2016 tarih ve E:2016/8095, K:2016/9083 sayılıilamı ile usul (Görev) yönünden Bozulduğu, bozma kararıüzerine dosyanın 2016/458 esas numarası aldığı,yapılan yargılama neticesinde Doğanşehir Asliye HukukMahkemesinin 23/02/2017 tarih ve E:2016/458, K:2017/25 sayılı kararile idari yargının görev alanına girdiğigerekçesiyle "Görevsizlik Kararı" verildiği,verilen kararının Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 28.09.2017 tarihve E:2017/2705, K:2017/5150 sayılı ilamı ile onanarak 28/11/2017tarihinde kesinleşmesi üzerine Mahkememizce bakılan davanınaçıldığı anlaşılmakta ise de, davalıidarece "Malatya İli, Doğanşehir İlçesi,Söğüt Beldesi Sulama Tesisi Onarım ve TamamlamaProjesi" kapsamında yapılan sulama suyu kanalının birkısmının davacıya ait anılan taşınmazlariçerisinden geçirildiği, ancak ortada proje bulunsa dahi2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca herhangi birkamulaştırma yapılmaksızın davacıtaşınmazlarına kamulaştırmasız elatıldığı, bu durumda ise, kişilerin mülkiyetineel atma, diğer bir deyişle, haksız fiil neticesiuğranılan bir zararın sözkonusu olduğu; bu nedenle,ortada idari işleme dayalı idari bir eylembulunmadığı, dolayısıyla uğranılan bu zararlarıntazmini istemine ilişkin açılan bu davanıngörüm ve çözümünde adli yargınıngörevli bulunduğu kanaatine varılmıştır.
NitekimUyuşmazlık Mahkemesi'nin, emsal alınabilecek biruyuşmazlıkta verdiği 30/11/2015 gün ve E:2015/683,K:2015/759 sayılı kararı da bu yöndedir.
Bakılandava, Doğanşehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23/02/2017 tarihve E:2016/458, K:2017/25 sayılı görevsizlik kararının28/11/2017 tarihinde kesinleşmesinden sonraaçıldığından, 2247 sayılı Kanun’un19.maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesiiçin dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesizorunluluğu doğmuştur.
Açıklanannedenlerle, 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesiuyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanınDoğanşehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nde bulunan dava dosyası datemin edilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine vedosyanın incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesince bu konuda kararverilinceye kadar ertelenmesine…” karar vermiş, Mahkemece31/01/2018 tarihli üst yazıyla gönderilen dava dosyaları,6.2.2018 tarihinde kayıtlarımıza girmiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE :
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Alaittin Ali ÖĞÜŞ,Süleyman Hilmi AYDIN, Birgül KURT ve Turgay TuncayVARLI’nın katılımlarıyla yapılan 20.4.2018günlü toplantısında:
I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine görebaşvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargıdosyasının Mahkemece, ekinde adli yargı dosyası ilebirlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği veusule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava,davacının maliki olduğu üzüm bağıniteliğindeki taşınmazının içindenkamulaştırma yapılmaksızın beton su kanalıgeçirilmesi ve bazı üzüm bağlarınınsökülmesi nedeniyle uğranıldığı ilerisürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyleaçılmıştır.
5393sayılı Belediye Kanununun “Amaç”başlıklı 1.maddesinde; “Bu Kanunun amacı, belediyeninkuruluşunu, organlarını, yönetimini, görev, yetki vesorumlulukları ile çalışma usûl veesaslarını düzenlemektir.” hükmüne; “Belediyeningörev ve sorumlulukları” başlıklı 14.maddesininbirinci fıkrasının a bendinde; Belediye, mahallîmüşterek nitelikte olmak şartıyla;
a) İmar,su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı;coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevresağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta,itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik;defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşilalanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım,gençlik ve spor orta ve yüksek öğrenim öğrenciyurtları (Bu Kanunun 75 inci maddesinin son fıkrası,belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları vebunların üyesi oldukları birlikler ile ortağıoldukları Sayıştay denetimine tabi şirketlertarafından, orta ve yüksek öğrenim öğrenciyurtları ile Devlete ait her derecedeki okul binalarınınyapım, bakım ve onarımı ile tefrişinde uygulanmaz.);sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma;ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veyayaptırır. (Mülga son cümle: 12/11/2012-6360/17 md.)(…) (Ek cümleler: 12/11/2012-6360/17 md.) Büyükşehirbelediyeleri ile nüfusu 100.000’in üzerindeki belediyeler,kadınlar ve çocuklar için konukevleri açmakzorundadır. Diğer belediyeler de mali durumları ve hizmetönceliklerini değerlendirerek kadınlar ve çocuklariçin konukevleri açabilirler.” hükmüne yerverilmiştir.
İdarenin yürütmekle yükümlübulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu planve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları,su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi vebakımı sırasında kişilere verdiği zararlarıntazmini istemiyle açılacak davaların görüm veçözümünün, idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafındanaçılacak tam yargı davaları kapsamında yargısaldenetim yapan idari yargı yerine ait olduğu; idarece herhangi birayni hakka müdahalede bulunulduğu; özel mülkiyete konutaşınmaza kamulaştırmasız elatıldığı veya plan ve projeye aykırı işgörüldüğü iddiasıyla açılacakmüdahalenin men'i ve meydana gelen zararın tazminidavalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesineve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerinegöre adli yargı yerince çözümleneceği,yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmişbulunmaktadır.
Nitekim yukarıda belirtilen genel kabuldoğrultusundaki Yargıtay İçtihadı BirleştirmeKurulu’nun 11.2.1959 günlü, E:1958/17, K:1959/15sayılı kararının, III. Bölümünde,“İstimlâksiz el atma halinde amme teşekkülüİstimlâk Kanununa uygun hareket etmeden ferdin malınıelinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuşdurumdadır. Ve bu bakımdan dava Medeni Kanun hükümlerinegiren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiilneticesinde meydana gelen zararın tazmini davasıdır. Ve bubakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.
Bundan başka, bir amme teşekkülütarafından bir tesisin yaptırılması sırasındaDevlet malı olmayan yerlerden toprak alınması veya böyleyerlere toprak veya moloz yığılması neticesinde meydanagelen zararların tazmini davası da başkasınınmalına amme teşekkülünün dilediği gibi el atmahakkı bulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelerebaşkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesinigerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiildendoğan bir tazminat davası sayılır.
Yapılan işlerin plan veya projeyeaykırı olarak yapılması hali de idari kararaaykırı bir hareket bulunması itibariyle yine idari kararıntatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bu bakımdan bu iddia ileaçılmış bir dava haksız fiilden doğan birdavadan ibaret olacaktır.
Bu bentte anılan davalar,içtihadı birleştirme kararınındışında kaldıklarından kararın bunlaraşümulü yoktur” denilmektedir.
Davacı vekili; müvekkilinin 7820 m2.lik üzüm bağı niteliğindeki taşınmazının altsınırından toprak ark vasıtasıyla geçen kaynaksuyunun, Belediye Başkanlığı tarafından, beton kanaladönüştürülerek bağın ortasındangötürüldüğü, uzunlamasına 300 m, enine 10 m kadar üzüm bağının söküldüğü,seviyesinin düşürüldüğü, kalankısmı da dik yamaç oluşturularak heyelana ve toprakkaymasına uygun bir hale getirildiği; bir-iki metre derinliğindedüz bir yol haline getirilen kısım nedeniyle bağınbütünlüğünün bozulduğu, kalan kısmında kullanılmaz hale geldiği; yasal bir kamulaştırmayapılmadığı, malikine haber verilmediği,dolayısıyla, bunun bir bakıma mülkiyet hakkınatecavüz ve fuzulen işgal olduğu iddiasıyla, uğranılan zarara karşılık maddi ve manevi tazminatdavası açmıştır.
Dava dosyalarınınincelenmesinden; uyuşmazlığın çözümüamacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince yerinde keşifyapıldığı; konuya ilişkin olarak bilirkişilerdenraporlar/ek raporlar alındığı, ilgili kurumlardan bilgitemin edildiği; buna göre, dava konusu taşınmazınbulunduğu muhitte Malatya İl Özel İdaresi TarımsalHizmetler Müdürlüğü tarafından, 2012yılında sulamaya esas sulama tesisi projesi kapsamında kanal vesanat yapıları uygulaması yapıldığı; projededava konusu taşınmazın ada ve parsel numarasından bahsedilmediği,anılan Kurum tarafından; projenin belediyenin göstermişolduğu güzergahta yapıldığınınbelirtildiği; dosyalar kapsamında, toprak su arkının betonkanala dönüştürüleceğine ilişkin davacıyatebligat yapıldığı yönünde bilgi ve belgeyerastlanmadığı, kamulaştırmaya yönelik birçalışmanın da bulunmadığıanlaşılmaktadır.
Mülkiyeti davacıya aittaşınmazdan, beton su kanalı geçirilmesi veüzüm bağlarının sökülmesi nedeniyle meydanagelen zararın tazmini söz konusu olduğundan, davanınhaksız fiilden doğan bir tazminat davasısayılacağı kuşkusuzdur.
Belirtilen duruma ve davanınniteliğine göre, idarenin ayni bir hakka müdahalesinin hukukauygunluğunun yargısal denetimi işin esasınıteşkil etmekte olup, açılan dava ile bir idari tasarrufuniptalinin ya da böyle bir tasarruf nedeniyle uğranılanzararın tazmininin istenilmemiş bulunmasıkarşısında, haksız fiilden doğan zararlarıntazmini davasının, özel hukuk hükümlerine göregörüm ve çözümünde adli yargı yerigörevli bulunmaktadır.
Açıklanannedenlerle, Malatya İdare Mahkemesi’nin başvurusununkabulü ile, Doğanşehir Asliye Hukuk Mahkemesinin23.2.2017 gün ve E:2016/458, K:2017/25 sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Malatya İdareMahkemesi’nin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile DoğanşehirAsliye Hukuk Mahkemesinin 23.2.2017 gün ve E:2016/458, K:2017/25sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,20.4.2018 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Şükrü
BOZER
Üye
Mehmet
AKSU
Üye
Alaittin Ali
ÖĞÜŞ
Üye
Süleyman Hilmi
AYDIN
Üye
Birgül
KURT
Üye
Turgay Tuncay Varlı
Full & Egal Universal Law Academy