T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2018/195
KARAR NO : 2018/243
KARAR TR: 20.04.2018
ÖZET: Kalp rahatsızlığı nedeniyle ilaçlı stent takılan emekli sandığı emeklisi (dava açıldıktan sonra) olan davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenmeyen tedavi giderinin fatura tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılan davanın İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
KARAR
Davacı : S.A.
Vekili : Av.M.C. S.
İdari Yargıda
Davalılar :1-İl EmniyetMüdürlüğüne izafeten Muğla Valiliği
2-Muğla Valiliği
Adli Yargıda
Davalı : SosyalGüvenlik Kurumu Başkanlığı
Vekili : Av. A. Ö.
O L A Y: Davacı vekili, dava dilekçesindeözetle; Muğla İl Emniyet Müdürlüğünde4.sınıf Emniyet Müdürü olarak görev yapanmüvekkilinin 21.12.2009 tarihinde rahatsızlanmasısonrasında Muğla Devlet Hastanesi acil servisinegötürüldüğünde yapılan tetkiklerde Kalpkrizi geçirdiğinden dolayı acil olarak yoğun bakımünitesine yatırıldığını; iki gün yoğunbakımda tedavi gördükten sonra servise alınarak beşgün de serviste tedavi olduğunu; 27.11.2009 günü anjiyoyapılması için İzmir İline sevkiyapıldığını; 01.12.2009 günü İzmirÖzel Şifa Hastanesi kardiyoloji servisinde yapılan anjiyo(koroner angio) sonucu sol damarda %95 daralma olduğundan dolayıilaçlı stent (DES-Nobori) takıldığını;ilaçlı stentinin fatura bedeli olan 3.300,00 TL'nin hastaneyekendisi tarafından ödendiğini; başvuru dilekçesi iletedavisinde kullanılan ilaçlı stentin fatura bedeli olan3.333,00 TL meblağın tarafına ödenmesini davalıidareden talep ettiğini; ancak davalı idarenin tebliğlistesindeki fiyata göre ilaçlı stent bedelinin 292,83 TL'likkısmını karşıladığını ilerisürerek, ödenmeyen bakiye 3.040,17 TL'lik kısmın faturatarihi olan 02.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ileödenmesi, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıüzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemiyle idariyargı yerinde dava açmıştır.
MUĞLA 1. İDARE MAHKEMESİ: 28.02.2011 gün veE:2010/901, K:2011/367 sayı ile, davacı tarafından, tedavinedeniyle ödendiği belirtilen miktarın kendisine ödenmesineilişkin yaptığı başvurunun reddine ilişkin davakonusu edilen işlem tarihinde 5510 sayılı Yasanınyürürlükte olması nedeniyle, bakılmakta olandavanın, anılan Yasa hükmü uyarıncagörüm veçözümünün adli yargı yerine ait olduğu;davanın 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüYasasının 15/1-a. maddesi uyarınca görev yönündenreddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.
Davacı vekili bu kez, aynı istemle adli yargı yerindedava açmıştır.
Muğla 1.Asliye Hukuk Mahkemesi(İş MahkemesiSıfatıyla): 26/6/2013 gün ve E:2011/1100, K:2013/1016 sayıile, uyuşmazlığın hekimin tercihine üstünlüktanınarak giderilip, tedavide kullanılması durumunda ilaçsalınımlı stentin, hasta açısından tıbbengerekli olduğuna yönelik içtihatlara göredavacının 01.12.2009 tarihinde İzmir Özel ŞifaHastanesinde sol ana damarda %95 daralma olduğundan dolayı uygulanan3.300,00 TL bedelli ilaçlı stent bedelinden davalı idaretarafından kendisine ödenen 292,83 TL'lik kısmından bakiyekalan 3.007,17 TL'nin dayacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyledavanın kısmen kabulüne, fazla istemin reddine kararvermiş, bu karar davacı ve davalı vekillerincetemyizedilmiştir.
Yargıtay 10.Hukuk Dairesi : 14.3.2014 gün ve E: 2013/17736,K:2014/5863 sayı ile, Davacı vekilinin temyiz itirazlarınailişkin olarak;
Somut olayda yerel mahkemece hüküm altına alınanalacak tutarı gözetildiğinde, reddine karar verilen 325,83 TLtemyiz (kesinlik) sınırının altında bulunup,aınlan karara karşı temyiz yoluna başvurulması miktaritibariyle mümkün bulunmadığından, davacıvekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE;
Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarınınincelenmesine gelince;
Mahkemelerin görevi ve yargı yolu "yasa" ilebelirlenmiş olup, kamu düzenine ilişkin olduğundanyargılamanın her safhasında mahkemece resen nazara alınacağı,davacının, tedavinin yapıldığı 27.11.2009 tahindeve halen memur olarak çalıştığı; buna göreuyuşmazlığın çözümünün idariyargının görev alanına girdiği gözetilerekdavanın, yargı yolu nedeniyle usulden reddine karar verilmesigerekirken, işin esasına girilerek karar verilmişolmasının, usul ve yasaya aykırı olduğu; kabulegöre de; davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin, karartarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ÜcretTarifesinin 12.maddesi gözetilmeksizin fazla belirlenmiş olması;Yine, davanın kısmen reddine karar verildiği halde kendisinivekil ile temsil ettiren davalı kurum lehine vekalet ücretinehükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin, usul ve yasayaaykırı olup, bozma nedeni olduğu gerekçesiyle,davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyizitirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına kararvermiştir.
MUĞLA 1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞMAHKEMESİ SIFATIYLA):14.5.2014 gün ve E:2014/202, K:2014/234sayı ile, bozma kararına uyarak,HMK'nın 114/1-b ve 115/2maddeleri gereğince davanın yargı yolu nedeniyle usulden reddinekarar vermiş, bu karar, taraf vekilince temyiz edilmiştir.
Muğla 1.Asliye Hukuk Mahkemesi (İş MahkemesiSıfatıyla):24.6.2014 gün ve E:2014/202, K:2014/234sayılı ek karar ile davacının temyiz başvurusununsüresinde olmadığından temyiz talebinin reddine kararvermiş, bu karar da davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 10.Hukuk Dairesi: 13.11.2014 gün ve E:2014/15826,K:2014/23818 sayı ile,"... 1- 5521 sayılı İşMahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesi hükmüne göreİş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların,hükmün tefhim veya tebliğinden itibaren 8 gün içindetemyiz olunması gerekir. 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanununun 321. maddesine göre, kararın tefhimi, mahkemece hükmeilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikteaçıklanmasıyla gerçekleşir. Mahkemece,hükmün gerekçesi ile ferilerininaçıklanmadığı kısa karar tefhimsayılmayacağından, davacı yönünden temyizsüresinin gerekçeli kararın, tebliğinden itibarenbaşlatılması gerekir. Gerekçeli kararın 23.06.2014tarihinde tebliğ edildiği gözetildiğinde 24.06.2014 tarihlitemyiz itirazı 8 günlük yasal sürede olduğundan,temyiz süresinin geçtiğinden bahisle verilen 24.06.2014tarihli ek kararın BOZULMASINA,
2-Davacı esas hükme yönelik vekilinin temyiz itirazlarınınincelenmesine gelince;
Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan öncekiYargıtay bozma ilâmına uygun biçimde verilmişolmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararınakazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yenidenincelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre,yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarınınreddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA..." kararvermiş, bu karar kesinleşmiştir.
Davacı vekili bu kez aynı istemle tekrar 23.12.2014 tarihindeidari yargı yerinde dava açmıştır.
Muğla 1.İdare Mahkemesi: 30.5.2016 gün ve E:2014/1756,K:2016/525 sayı ile dava konusu işlemin iptaline, 3.040,17 TLtutarındaki stent bedelinin idareye başvuru tarihinden (06.01.2010)itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesinekarar vermiş, bu karara karşı davalı idare tarafındanistinaf isteminde bulunulmuştur.
İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2.İdare Dava Dairesi:28.2.2017 gün ve E2017/256, K:2017/705 sayı ile, olayda,davacının ödemiş olduğu 3.040,17 TL tutarındakistent bedelinin kendisine ödenmesi için yapmışolduğu başvurunun Muğla İl EmniyetMüdürlüğünce reddedilmesine yönelik 19.01.2010tarih ve 135 sayılı işlemin iptali ve ödenmeyen stentbedelinin idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziile birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada, Muğla1.İdare Mahkemesinin 28.02.2011 gün ve E:2010/901, K:2011/367sayılı kararıyla, davanın görev yönündenreddine karar verildiği ve bu kararın itiraz edilmeyerekkesinleştiğinden, bu işlemin iptali istemiyle davacıtarafından yeniden açılan tarafları, konusu ve sebebiaynı olan bu davanın, "kesin hüküm" nedeniyleesasının incelenmesinin hukuken olanaklıbulunmadığı gerekçesiyle davalı idareitirazının kabulüne, Mahkeme kararınınbozulmasına, kesin hüküm nedeniyle davanın incelenmeksizinreddine karar vermiş, karara karşı davacı vekilincedüzeltme isteminde bulunulmuştur.
İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2.İdare Dava Dairesi:31.10.2017 gün ve E:2017/7134, K:2017/7617 sayı ile,davacının kararın düzeltilmesi isteminin kabulüne,İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2.İdare Dava Dairesinin28.02.2017 günlü ve E:2017/256, K:2017/705 sayılıkararının kaldırılmasına, itiraza konu Muğla1.İdare Mahkemesinin 30.05.2016 tarih ve E:2014/1756, K:2016/525sayılı kararının bozulmasına, davanın incelenmeksizinreddine karar vermiştir.
Davacı vekili idari ve adli yargı yerlerince verilmişolan görevsizlik kararları nedeniyle oluştuğunu ilerisürdüğü olumsuz görevuyuşmazlığının giderilmesi istemiyle 2.1.2018tarihinde başvuruda bulunmuş, Muğla 1.Asliye HukukMahkemesi'nin(İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2.3.2018 tarih ve2014/202 E, 2014/234 sayılı üst yazısı ilegönderilmiş olup, 7.3.2018 tarihinde Mahkememiz kaydınagirmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN,Birgül KURT ve Turgay Tuncay VARLI’nınkatılımlarıyla yapılan 20.04.2018 günlütoplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; idari ve adli yargı yerleri arasında 2247 sayılıYasa'nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuzgörev uyuşmazlığı doğduğu, adli yargıdosyasının davacının istemi üzerine songörevsizlik kararını veren Asliye Hukuk Mahkemesince UyuşmazlıkMahkemesine gönderildiği; Mahkememizce İdare Mahkemesinden idariyargı dosyasının kesinleşme şerhini havi kararıile birlikte dosya aslının da istenilmiş olmasınakarşın, Muğla 1.İdare Mahkemesinin 14.3.2018 gün veE:2010/901 sayılı cevabi yazısı ile, Mahkemelerine ait2010/901 Esas sayılı dava dosyasının 28.2.2011 gün ve2011/367 karar sayılı Görev Ret (Adli Yargı) kararıüzerine, 2011 yılı sonu itibariyle kesinleşmiş olduğu;beş yıllık imha süresini 2016 yılı sonuitibariyle doldurmuş olduğundan, 2017 yılı Şubatayında imha edildiğinin belirtildiği; ve usule ilişkinişlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görev uyuşmazlığınınesasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim GülşenAKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümündeidari yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halilİbrahim ÇİFTÇİ ile DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın davada idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, kalp rahatsızlığı nedeniyleilaçlı stent takılan emekli sandığıemeklisi(dava açıldıktan sonra) olan davacıya SosyalGüvenlik Kurumu tarafından ödenmeyen 3.040,17 TL tedavigiderinin fatura tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili istemiyleaçılmıştır.
Dava dosyalarının incelenmesinden; emekli memur olduğu,emekli sandığı emeklisi olan davacının 21.11.2009tarihinde kalp krizi geçirmesi üzerine ilk tedavisinin MuğlaDevlet Hastanesinde yapıldığı, 27.11.2009 tarihindeİzmir'e sevkinin sağlandığı, anjio yapılmasıiçin 01.12.2009 tarihinde İzmir Özel Şifa Hastanesinde yapılananjio sonucunda sol ana damarına ilaçlı stenttakıldığı, ilaçlı stent bedeli olarak 3.333,00TL'nin davacı tarafından hastaneye ödendiği, ardındanMuğla Valiliği Emniyet Müdürlüğünebaşvurarak bu bedelin kendisine ödenmesinin talep edildiği,19.01.2010 tarih ve 135 sayılı işlemle ise kendisine sadece292,83 TL ödemede bulunulabileceğinin belirtilmesi ve fazlayailişkin talebinin reddi üzerine bakılmakta olan bu davanınaçıldığı anlaşılmıştır.
31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434sayılı Kanunlar kapsamındaki hizmet akdine göreücretle çalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendihesabına çalışanlar (Bağ-Kur’lular),tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar(Tarım Bağ-Kur’luları), tarım işlerindeücretle çalışanlar, (Tarım sigortalıları),devlet memurları ve diğer kamu görevlilerini (EmekliSandığı İştirakçileri), geçicimaddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik vesağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabitutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hakve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada AnayasaMahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, buKanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarakgörev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinidiğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonrakabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış veanılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci ve Geçici 4 ncümaddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğegirdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4ncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaolanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dulve yetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılacağıhüküm altına alınmıştır. 5754sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyleaçılan dava Anayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E:2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan“…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortayaçıkan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerindegörülür.” bölümünün iptali istemiyleyapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı:28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusukararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığaışık tutacak şekilde şu gerekçeyedayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğugibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar vebunların emeklileri bakımından da aynı Kanunhükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlileri olarak çalışmayabaşlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak vehaklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılıKanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak;ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıyla çalışmaktaolan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emeklisıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dulve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar vediğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceğiişlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğinikorumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğugibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir. Bu bakımdan5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra,prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanunkapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği gözönünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla,yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkemeolması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortayaçıkan uyuşmazlıkların çözümündeiş mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’yaaykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun’unyürürlüğe girmesinden önce statüde bulananmemurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyal güvenlikmevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve idarieylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargınıngörevinin devam edeceği açıktır…”
Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin veAnayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce memur ve diğer kamu görevlisi olarakçalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere 5434sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları gibi bunlarınemeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümlerininuygulanmaya devam edileceği; ancak, bu Kanununyürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanun’un değil 5510sayılı Kanun’un öngördüğü kural veesasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilaflarında adli yargı yerinde çözümleneceğiaçıktır.
Kaldı ki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki“…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındakigörev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararıesas alınır ” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesikararının bu uyuşmazlığınçözümünde esas alınacağıtartışmasızdır.
Bu durumda, 5510 sayılı Kanun'unyürürlüğe girmesinden önce iştirakçisıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğerkamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılıKanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığı almaktaolanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ilerideemekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal GüvenlikKurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin“idari işlem” ve “idari eylem” niteliğinikorumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilenidari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayıiptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları kapsamında bulunan, 5754sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiğitarihtedevlet memuru olan ve sonrasında emekliye ayrılan davacıtarafından açılan davanın, görüm veçözümünün idari yargı yerindegörüleceği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Muğla 1. İdare Mahkemesinin28.02.2011 gün ve E:2010/901, K:2011/367 sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümündeİDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Muğla 1.İdare Mahkemesinin 28.02.2011 gün ve E:2010/901, K:2011/367sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,20.04.2018 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Nuri Şükrü Mehmet Alaittin Ali
NECİPOĞLU BOZER AKSU ÖĞÜŞ
Üye Üye Üye
Süleyman Hilmi Birgül Turgay Tuncay
AYDINKURT VARLI
Full & Egal Universal Law Academy