T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2018 / 224
KARAR NO : 2018 / 261
KARAR TR : 20.04.2018
ÖZET : Davalı Belediyenin sorumluluk sahasındaki yolda meydana gelen trafik kazasında uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : G.S.K.
Vekili : Av. B.Ç.
Davalı : Adıyaman Belediye Başkanlığı
Vekilleri : Av. M.G. Av. Y.P.
O L A Y :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25.10.2016 tarihindedavacının sevk ve idaresindeki 34 BVN... plakalı AUDI marka 2015model otomobil ile 3014. Sk. istikâmetinden gelip 3021. Sk üzeri3032. Sk. istikâmetine doğru seyrederken İkidam yolukavşağına geldiği esnada aracının sağkapı kısımlarına; diğer sürücü M.C.T.sevk ve idaresindeki 36 AR... plaka sayılı aracın GazihanCaddesi istikâmetinden gelip 3027. Sk üzeri Hasankendi yolu istikâmetinedoğru seyir halinde iken 3012. Sk. Kavşağına geldiğiesnada aracının ön kısımları ileçarpması sonucu meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasınedeni ile aracının onarım parası ve araç değerkaybı alacağının işleyecek yasal faizi ile birliktetahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.
ADIYAMANİDARE MAHKEMESİ: 03.02.2017 gün ve E:2017/207, K:2017/136sayılı kararıyla “2577 sayılı Kanun'un14.maddesinin 3/a. fıkrasında, dilekçelerin görevyönünden inceleneceği, 6. maddesinde, yukarıdakihususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanınher safhasında 15 inci madde hükmününuygulanacağı belirtildikten sonra 15/1-a. maddesinde de, 3/a. bendinegöre adli ve askeri yargının görevli olduğu konulardaaçılan davaların reddine karar verileceği hükmebağlanmıştır.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı belirtilmiştir.
Öteyandan, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde"İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarındandolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesiniyapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birindeaçılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir.", Geçici 21. maddesinde de,“Bu Kanunun 110. maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihtenönce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz ”denilmiştir.
Davadosyasının incelenmesinden, davacının sevk ve idaresindeki34 BVN... plakalı AUDİ marka 2015 model otomobil ile 3014. Sk. istikâmetindengelip 3021. Sk. üzeri 3032. Sk. istikâmetine doğru seyrederkenİkidam yolu kavşağına geldiği esnadaaracının sağ kapı kısımlarına; diğersürücü M.C.T. sevk ve idaresindeki 36 AR... plakasayılı aracın Gazihan Caddesi istikâmetinden gelip 3027. Sk.üzeri Hasankendi yolu istikâmetine doğru seyir halinde iken3012. Sk. Kavşağına geldiği esnada aracınınön kısımları ile çarpması sonucu meydana gelenmaddi hasarlı trafik kazası nedeni ile aracının onarımparası ve araç değer kaybı alacağınınişleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili istemiyle görülendavanın açıldığıanlaşılmaktadır.
2918sayılı Kanunun 110. maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvurulan üzerine konuyu inceleyenAnayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılan kuralıAnayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: "... Anayasa Mahkemesi’nin dahaönceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihselgelişime paralel olarak Anayasa ’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun ’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun ’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa ’nın2., 125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir...” (Anayasa Mahkemesi'nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.)
Anayasa’nın158. maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır. ”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen karan, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110. maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158. maddesiuyarınca, yargı organları bakımından uyulmasızorunlu bir karar değerindedir.
Bu durumda,2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’ninişaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçenKanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları,şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları vebunların görev yetki ve sorumlulukları ile,çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
NitekimUyuşmazlık Mahkemesi'nin 30.11.2015 tarih ve E:2015/776, K:2015/791sayılı karanda bu yöndedir.
Açıklanannedenlerle; davanın 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Yasasının 15/1 -a. maddesi hükmü uyarıncagörev yönünden reddine” karar vermiş, taraflarcaistinaf edilmeyen karar 04.04.2017 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacıvekili, bu kez aynı istemle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
ADIYAMAN 1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ:14.12.2017 gün ve E:2017/115, K:2017/992sayılı kararı ile “Tüm dosya kapsamı birliktedeğerlendirildiğinde Anayasanın 125/1.fıkrasıuyarınca idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolu açıktır. Son fıkragereğince; idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararıödemekle yükümlüdür.
2577Sayılı İYUK 2-b bendinde idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan ihlal edilenlertarafından idari yargı yerinde tam yargı davasıaçabileceği hüküm altınaalınmıştır.
2918Sayılı Yasanın 110.maddesinde "işleteni veya sahibidevlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebep verdiği zararlara ilişkin olanları dahil bu kanundandoğan sorumluluk davaları, Adli Yargı'da görülür.Zarar görenin kamu görevlisi olması bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez, denilmiştir.2918 Sayılı Yasanın 110.maddesi, 6099 SayılıYasanın 14.maddesiyle değiştirilmiş, değişiklik19/01/2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu yasal düzenlemeninamacı kendinden sonra yürürlüğe girecek olan ve01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 SayılıHMK'nun 3.maddesiyle paralellik sağlamaktadır. Yukarıdabelirtildiği gibi 3.madde de mala ilişkin zararlar kapsamdışında tutulmuştur. 110.maddede mal ve vücutbütünlüğüne ilişkin bir ayrıma yerverilmemiştir. Öte yandan 01/10/2011 tarihindeyürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun3.maddesindeki düzenleme 2918 Sayılı Yasanın110.maddesinden önce uygulanmalıdır. Yani HMK'nun 3.maddesigöreve ilişkin yeni bir düzenleme getirmiştir. Bunagöre zararın mala ilişkin olması halinde idari yargıgörevlidir. Öte yandan bu 3.madde Anayasa Mahkemesinin 25-23sayılı 16/02/2012 tarihli kararıyla iptal edilmiş, bu karar19/05/2012 tarihinde R.G.'de yayınlanarak yürürlüğegirmiştir.
AnayasaMahkemesinin iptal kararının gerekçesinde "dava konusukuralla sadece kişinin vücut bütünlüğüneverilen maddi zararlar ile buna bağlı manevi zararları veölüm nedeniyle maddi-manevi zararların tazmini konusu kapsamaalınmakta ve bu tazminat davalarına bakma görevi Asliye HukukMahkemelerine verilmektedir. Buna göre aynı idari eylem veişlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerdenkaynaklanan zararlar kapsama alınmadığından sorumluluksebebi aynı olsa da bu zararların tazmini davaları İdariYargı'da görülmeye devam edecek, bu durumda idarenin aynıyapı içinde aldığı kararın birbölümünün idari yargıda, birbölümünün adli yargıda görülmesiyargılamanın bütünlüğünübozacaktır. Ayrıca iki ayrı yargı kolunda görülendavalarda idarenin sorumluluğu, bu sorumluluğun kapsamı,idarenin tazmin yükümlülüğü konularındafarklı sonuçlara ulaşılabilecektir." denmiştir.
01/10/2011tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun3.maddesinde "her türlü idari eylem ve işlemler ileidarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yolaçtığı vücut bütünlüğününkısmen veya tamamen yitirilmesine yahut kişininölümüne bağlı maddi ve manevi zararlarıntazminine ilişkin davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri bakar. İdareninsorumluluğu dışında kalan sebeplerden doğan aynıtür zararların tazminine ilişkin davalarda dâhil buhüküm uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.Bu hükme göre mala ilişkin zararlar madde kapsamıdışında bırakılmıştır. Yani hertürlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğudiğer sebeplerin yol açtığı mala ilişkin zararlarıntazminine ilişkin davalara idari yargı yerindebakılmalıdır” gerekçesiyle davanın idari yargıyerinin görevli olması sebebi ile dava şartıyokluğundan usulden reddine karar vermiş, karar taraflarca istinafedilmeyerek 21/02/2018 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacıvekilinin müracaatı üzerine Adıyaman 1. Asliye HukukMahkemesi 14/03/2018 gün, 2017/115 esas sayılı üstyazısıyla her iki dava dosyasını Mahkememizegöndermiş, başvuru 27/03/2018 tarihinde kayıt altınaalınmıştır.
İNCELEMEVE GEREKÇE :
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Alaittin Ali ÖĞÜŞ,Süleyman Hilmi AYDIN, Birgül KURT ve Turgay TuncayVARLI’nın katılımlarıyla yapılan 20.04.2018günlü toplantısında:
I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; adli ve idari yargıyerleri arasında 2247 sayılı Yasa'nın 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, adli ve idari yargıdosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarakdavacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlikkararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesinegönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi birnoksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim EnginSELİMOĞLU’nun, davanın çözümündeadli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava,davalı idarenin sorumluluk sahasında kalan yolda meydana gelen kazanedeniyle oluştuğu öne sürülen zararındavalı Belediyeden tahsil edilmesi istemiyle açılmıştır.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları,hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasınıve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev,yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsadığı ve bu Kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanınBelediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir.
Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birindeaçılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir.
2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusudüzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasındauygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek sözkonusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynıtür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.)
Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir.
Budurumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğisonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle davanın görüm ve çözümü adliyargı yerinin görevine girdiğinden Adıyaman 1. Asliye HukukMahkemesi’nin 14.12.2017 gün ve E:2017/115, K:2017/992sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Adıyaman 1. AsliyeHukuk Mahkemesi’nin 14.12.2017 gün ve E:2017/115, K:2017/992 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,20.04.2018 gününde Üye Turgay Tuncay VARLI’nınKARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK kararverildi.
Başkan
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Şükrü
BOZER
Üye
Mehmet
AKSU
Üye
Alaittin Ali
ÖĞÜŞ
Üye
Süleyman Hilmi
AYDIN
Üye
Birgül
KURT
Üye
Turgay Tuncay Varlı
KARŞIOY
03.11.2015 tarih ve 29521 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 28.09.2015 gün veE:2015/670, K:2015/671 sayılı kararında belirtilmiş olandüşünce doğrultusunda sayınçoğunluğun görüşünekatılamıyorum. 20.04.2018
ÜYE
TurgayTuncay VARLI
Full & Egal Universal Law Academy