T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2018/124
KARAR NO : 2018/133
KARAR TR: 26.03.2018
ÖZET : 1608 sayılı Kanun’un 1. maddesiuyarınca verilen idari para cezasına ilişkin Mersin Büyükşehir Belediyesi Encümen Kararının iptali istemiyle açılan davanın ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
KARAR
Davacı : S.Otobüsve Turizm İşletmeleri A.Ş.
Vekili : Av. M. M.G.
Davalı : MersinBüyükşehir Belediye Başkanlığı
O L A Y : MersinBüyükşehir Belediyesinin2.11.2016 gün ve 875, 9.11.2016gün ve 959, 16.11.2016 gün ve 962, 14.12.2016 gün ve 1025,18.1.2017 gün ve 39, 15.3.2017 gün ve 189 ve 3.5.2017 gün ve 365sayılı Encümen Kararları ile, MersinBüyükşehir Belediyesi Emir ve Yasakları UygulamaYönetmeliğine aykırı hareket ettiğinin tespitedildiğinden bahisle, davacı adına 1608 sayılı UmuruBelediyeye Müteallik Ahkamı Cezaiye Hakkında 16 Nisan 1340 Tarihve 486 Numaralı Kanunun Bazı MaddeleriniMuaddilKanun’un1.maddesi uyarınca toplam olarak 198.483,00 TL idari para cezasıverilmiş, Mersin Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler DaireBaşkanlığınca 22.6.2017 gün ve 363 sayılıceza ihbarnamesi düzenlenmiştir.
Davacı vekili, idari para cezasının iptali istemiyleadli yargı yerine başvuruda bulunmuştur.
MERSİN 4. SULH CEZA HAKİMLİĞİ; 26.10.2017gün ve D. İş No:2017/3428 sayı ile, başvuruyakonuidari para cezasınınencümenkararı ile verildiği, budurumda 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27/8. maddesinegöre idari yaptırım kararının verildiğiişlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idariyargının görev alanına giren kararın da verilmişolması nedeniyle, Encümen kararına karşıyapılacak itirazın görüm veçözümünün idari yargı yerine ait olduğugerekçesiyle başvurunun görev yönünden reddine kararvermiş, verilen karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir.
Davacı vekili, bu kez, aynı istemle idari yargı yerindedava açmıştır.
MERSİN 1. İDARE MAHKEMESİ; 24.11.2017 gün veE:2017/1684, K: 2017/1942 sayı ile, özetle, davacıya 1608sayılı Yasa’nın 1. maddesi uyarınca idari paracezası verildiğinden ve bu Yasa’da idari para cezasınakarşı kanun yoluna ilişkin bir düzenlemebulunmadığından, Kabahatler Kanunu’nun 3 ve 27. maddeleriuyarınca davanın çözümünün adli yargıyerine ait olduğu gerekçesiyle davanın görevyönünden reddine karar vermiş, verilen karar itiraz edilmedenkesinleşmiştir.
Davacı vekilinin 24.1.2018 tarihinde Mersin 1. İdareMahkemesine vermiş olduğu dilekçesi ile,adli ve idariyargı yerlerince verilmiş olan görevsizlik kararlarınedeniyle oluştuğunu ileri sürdüğü olumsuzgörev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyleUyuşmazlık Mahkemesine Başvurulmasını talep etmesiüzerine, dava dosyası Mersin 1. İdare Mahkemesinin 7.2.2018tarih ve E:2017/1684 sayılı üst yazısı ile Mahkememizegönderilmiş olup, 15.2.2018 tarihinde kayda girmiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Ahmet Tevfik ERGİNBAY, Alaittin Ali ÖĞÜŞ,Süleyman Hilmi AYDIN ve Birgül KURT'un katılımlarıylayapılan 26.03.2018 günlü toplantısında:
l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;
UyuşmazlıkMahkemesi Genel Kurulunun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1sayılı İlke Kararında, “2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanunun bütünüyle incelenipdeğerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanması yönünden 2nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘cezauyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya daşahsi davacının talebi ile başlayan yargılamasısonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatinehükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli ceza mahkemeleri arasındaçıkan görev ve hükümuyuşmazlıklarının anlaşılması, bunundışında kalan tüm görevuyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiğisonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlarabırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından, bunlarhakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdariniteliklerinden dolayı bu davalara ilişkin görev vehüküm uyuşmazlıklarının Uyuşmazlık MahkemesininHukuk Bölümünde incelenip çözümlenmesigerektiği...” açıkça belirtilmiştir. Bu durumgöz önüne alındığında, olaybölümünde yazılı başvuru konusu görevuyuşmazlığının Hukuk Bölümündeincelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Adli ve idari yargı yerleri arasında, 2247 sayılıYasa’nın 14. maddesinde öngörülen biçimdeolumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idariyargı dosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygunolarak davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlikkararını veren Mahkemece, adli yargı dosyası da teminedilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi birnoksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi .
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten FatmaBÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın adli yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 1608 sayılıKanun’un1. maddesiuyarınca,davacı şirket adınaMersin BüyükşehirBelediyesince, 2.11.2016 gün ve 875, 9.11.2016 gün ve 959, 16.11.2016gün ve 962, 14.12.2016 gün ve 1025, 18.1.2017 gün ve 39,15.3.2017 gün ve 189 ve 3.5.2017 gün ve 365 sayılıEncümen Kararları ile verilen ve aynı Belediyenin Mali HizmetlerDaire Başkanlığınca 22.6.2017 gün ve 363sayılı ceza ihbarnamesi düzenlenen 198.483,00 TLtutarındaki idari para cezasının iptali istemiyleaçılmıştır.
Hangi fiil ve eylemlerin kabahat niteliğinde olduğu, idariyaptırım türleri ve bu türler arasında sayılanİdari Para Cezaları ile İdari Tedbirlerin neler olduğu vebunlara itiraz yolları 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’ndadüzenlenmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 2. maddesinde;“Kabahat deyiminden; kanunun, karşılığında idariyaptırım uygulanmasını öngördüğühaksızlık anlaşılır.” hükmü yeralmakta ve bu maddede kabahatin tanımı yapılmaktadır.
Kanun’un “Kanunilik İlkesi”başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında;“Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanundaaçıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam vekoşulları bakımından belirlediği çerçevehükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyiciişlemleriyle de doldurulabilir.” hükmü, ikincifıkrasında da “Kabahat karşılığı olanyaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancakkanunla belirlenebilir.” hükmü yer almakta, böylece hangifiillerin kabahat oluşturduğunun kanunda açıkçatanımlanabileceği hususunun yanı sıra, idarenin de somutolayda olduğu gibi genel ve düzenleyici işlemleriyletanımlama yapabileceği belirtilmiş, ayrıcaişlenen birkabahatin karşılığı olan yaptırımıntürü, süresi, miktarının ancak kanun ilebelirlenebileceği de ifade edilmiş olmaktadır.
Belediyeencümenlerinin Kabahatler Kanunu hükümlerinegöre idari para cezası ve idari tedbir kararlarıverebileceğine dair hüküm 1608 sayılı Umuru BelediyeyeMüteallik Ahkamı Cezaiye Hakkında 16 Nisan 1340 tarih ve 486Numaralı Kanunun Bazı Maddelerini Muaddil Kanunun 1. maddesindebelirtilmiştir. Kanunun 1. maddesinde; “Belediye meclis veencümenlerinin kendilerine kanun, nizam ve talimatnamelerin verdiğivazife ve salahiyet dairesinde ittihaz ettikleri kararlara muhalif hareketedenlerle belediye kanun ve nizam ve talimatnamelerinin men veya emrettiğifiilleri işleyenlereveya yapmayanlara belediye encümenince KabahatlerKanununun 32 nci maddesi hükmüne göre idarî paracezası ve yasaklanan faaliyetin menine karar verilir. Bu kararda ilgilikişiye bir süre de verilebilir.” hükmü yer almaktaolup, somut olayda belediye encümeni tarafından tatbik edilen idaripara cezası da bu kapsamda uygulanmıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun“Çeşitli Kabahatler” üstbaşlığı altında düzenlenen “Emreaykırı davranış” başlıklı 32.maddesinde, “ (1) Yetkili makamlar tarafından adlîişlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veyagenel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygunolarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye yüzTürk Lirası idarî para cezası verilir. Bu cezaya emriveren makam tarafından karar verilir.
(2) Bu madde, ancak ilgili kanunda açıkçahüküm bulunan hallerde uygulanabilir.
(3) 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun526 ncı maddesine diğer kanunlarda yapılan yollamalar, bumaddeye yapılmış sayılır.” denilmişolup,olayda idari yaptırıma konu eylem bu kapsamda yeralmaktadır.
Aynı Kanun’un 3. maddesini değiştiren 6.12.2006günlü, 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesinde,“ (1) Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşıkanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezasıveya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımınıgerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır” denilmiş; Kanunun 16. maddesinde, kabahatlerkarşılığında uygulanacak olan idariyaptırımların idari para cezası ve idari tedbirlerdenibaret olduğu, idari tedbirlerin ise, mülkiyetin kamuyageçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerolduğu hükme bağlanmış;19. maddesinde, “(1)Diğer kanunlarda kabahat karşılığındaöngörülen belirli bir süre için;
a) Bir meslek ve sanatın yerine getirilmemesi,
b) İşyerinin kapatılması,
c) Ruhsat veya ehliyetin geri alınması,
d) Kara, deniz veya hava nakil aracının trafikten veyaseyrüseferden alıkonulması,
Gibi yaptırımlara ilişkin hükümler, ilgilikanunlarda bu Kanun hükümlerine uygun değişiklikyapılıncaya kadar saklıdır”; Kanunun“Başvuru yolu” başlıklı 27. maddesinin 1.fıkrasında , “İdari para cezası ve mülkiyetinkamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararınakarşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren engeç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesinebaşvurulabilir. Bu süre içinde başvurununyapılmamış olması halinde idari yaptırımkararı kesinleşir” ’’ hükmü yer almaktaolup, idari para cezasına karşı hangi yargı organınamüracaat edileceği kanun tarafından gösterilmişbulunmaktadır.
Bu düzenlemelere göre;Kabahatler Kanunu’nun,idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yolunailişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğerkanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır.
Ayrıca, 1608 sayılı sayılı Umuru BelediyeyeMüteallik Ahkamı Cezaiye Hakkında 16 Nisan 1340 tarih ve 486Numaralı Kanunun Bazı Maddelerini Muaddil Kanunun mülga5.maddesinde; “Ceza kararlarına tebliği tarihinden itibarenbeş gün içinde mahsus hakimlere ve bulunmayan yerlerde sulhhakimliğine müracaatla şifahi veya yazılı itirazolunabilir. İtiraz şifahi ise bir zabıt tutularak muterize imzaettirilir.
İtirazda sebep gösterilmesi şarttır. Sebepgösterilmeyen itirazlar yapılmamış sayılır.Ticaret ve sanattan men kararıyla para cezasınıvermediğinden dolayı hapse değiştirmehükmünün infazı itirazın neticesine karar geri bırakılır.”hükmü yer almakta iken, maddenin 1. fıkrasınınAnayasaya aykırılığı iddiasıyla AnayasaMahkemesine itiraz yoluna başvurulmuş olup, Anayasa Mahkemesi22.12.2006 gün, E:2001/26, K:2006/119 sayılı karar ile,“… haklı nedenlerin ve kamu yararının bulunmasıhalinde idari işlemlere yönelik itirazları inceleme göreviyasa koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. Buçerçevede, belediyelerce uygulanan kimi idariyaptırımlara karşı, belediye teşkilatınınyaygınlığına paralel bir idari yargı teşkilatlanmasınınsöz konusu olmaması nedeniyle sulh ceza mahkemelerine başvuruolanağı tanımasının hak aramaözgürlüğünü kolaylaştırıcınitelikte olduğu, bu suretle kısa sürede sonuçalınmasını olanaklı kıldığı vesayılan hususların sözü edilen itirazları incelemegörevinin adli yargıya bırakılmasının haklınedenini oluşturduğu sonucunavarılmıştır….” demek suretiyle yasakuralının Anayasa’ya aykırıolmadığından bahisle iptal isteminin reddine kararvermiştir.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkinolduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesephak doğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilengörev kurallarının, geçmişe de etkiliolacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanın açıldığı andaki kurallaragöre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz halegelmiş ise, (davanın açıldığı andagörevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen)mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeniyasadaki görev kuralının, değişikliğinyürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceğiaçıktır.
Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemedeaçılmış, bu sırada yapılan bir kanundeğişikliği ile görevsiz mahkeme o dava içingörevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlikkararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiğiiçin) davaya bakmaya devam etmesi gerekir.
İncelenenuyuşmazlıkta,1608 sayılı Kanun’un 1. maddesinedayanılarak davacının idari para cezası ilecezalandırılmasına karar verildiği, kararın bu haliyle5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idariyaptırım türlerinden olduğu, 1608 sayılıKanun’da bu idari yaptırımlara karşı itiraz konusundagörevli mahkemenin gösterilmediğianlaşılmıştır.
Bu durumda,Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’ladeğişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idariyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle, görevlimahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Yasa hükümleridikkate alınacağından, idari para cezasına karşıaçılan davanın görüm veçözümünde, anılan Kanunun 27. maddesinin (1)numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Mersin 4. Sulh Ceza Hakimliğinceverilen 26.10.2017 gün ve D. İş No:2017/3428sayılıgörevsizlik kararının kaldırılmasıgerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle,Mersin 4. Sulh CezaHakimliğince verilen 26.10.2017 gün ve D. İş No:2017/3428sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,26.03.2018 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Nuri Şükrü Mehmet Ahmet Tevfik
NECİPOĞLU BOZER AKSU ERGİNBAY
Üye ÜyeÜye
Alaittin Ali SüleymanHilmi Birgül
ÖĞÜŞ AYDIN KURT
Full & Egal Universal Law Academy