T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2018 / 46
KARAR NO : 2018 / 112
KARAR TR : 26.02.2018
ÖZET :Davalı kurumun sorumluluk alanında meydana gelen trafik kazasında uğranılan maddi zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk
K A R A R Davacı : İ.A. Vekili : Av. Ü.B. Davalı : Denizli Su veKanalizasyon İdaresi (DESKİ) Genel Müdürlüğü Vekili : Av. M.B. O L A Y : Davacıvekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait 20 BU ....plakalı aracın, 04/10/2016 tarihinde yol yapımçalışmaları nedeniyle tali yola yönlendirilenkısmında rögar kapağının öndekiaraçların etkisi ile yerinden çıkması nedeniylealt takımlarına çarpması sonucu araçta 76.091,00TL lik hasar ortaya çıktığını, aracınsatış fiyatının 46.000,00 TL olduğunu, pert vaziyettemüvekkilinin aracını 20.000,00 TL ile hasarlı olaraksattığını, alt yapı ile görevli davalıkurumun eksik ve hatalı işlemi sonucunda kazanın meydanageldiğini belirterek 26.000,00 TL tazminatın davalı kurumca ödenmesiistemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. DENİZLİ 4. ASLİYE HUKUKMAHKEMESİ: 13.10.2017 gün ve E:2017/226, K:2017/629 sayılı;"...Dava, Hizmet kusurundan kaynaklı maddi hasarlı trafikkazası nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemineilişkindir. 2709 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Anayasası’nın “Yargı Yolu”başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrası“İdarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolu açıktır”hükmünü, son fıkrası ise “İdare, kendieylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlüdür” düzenlemesini içermektedir. İdare hukukunda idarenin ikitür sorumluluğu kabul edilmektedir. Biri idarenin özel hukukilkeleri doğrultusunda yaptığı sözleşmelerdenkaynaklanan özel hukuk sorumluluğu; diğeri ise, idarenin idarehukuku ilkeleri doğrultusunda yapmış olduğusözleşmeler ve idarenin her türlü işlem ve eyleminden kaynaklanankamu hukuku ilkeleri doğrultusunda oluşmuş idare hukukunaözgü sorumluluk türüdür. İdarenin kişilereverdiği zararları tazmin yükümlülüğü,idarenin “hizmet kusuruna (kusurlu sorumluluk)” ve “kusursuzsorumluluğuna” dayanmaktadır. İdarenin kusura dayanansorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru” kavramı ileanlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam ve kapsamlı birtanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrindehizmet kusuru; idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamuhizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında,bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takımaksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik,eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması,şeklinde tanımlanmaktadır. Hizmet kusurunun üç durumdavarlığı hem yargı içtihatları hem deöğreti tarafından kabul edilmiştir. Bu üçdurum; hizmetin hiç işlememesi, hizmetin geç işlemesive hizmetin kötü işlemesidir. Buna göre idare kural olarakyürüttüğü kamu hizmeti ile nedensellik bağıkurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, İdariYargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türlerive İdari Yargı Yetkisinin Sınırı”başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının“b” bendi gereğince “İdari eylem veişlemlerden dolayı kişisel haklan doğrudan muhtelolanlar” idari yargı yerinde tam yargı davasıaçabilecektir. Yine İYUK 15/1-a maddesinde ise, adliyargının görevli olduğu konularda açılandavaların reddine karar verileceği de hükmebağlanmıştır. Hizmet kusuruna ilişkin buaçıklamalardan sonra, somut uyuşmazlığıntemelini oluşturan 2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu’nun (KTK) 110. maddesindeki düzenlemeye değinmekte yararbulunmaktadır. 2918 sayılı KTK’nın11.01.2011 tarih ve 6099 sayılı Kanun’un 14. maddesi iledeğişik “Görevli ve Yetkili Mahkeme”başlıklı 110. maddesinin 1. fıkrası“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır” hükmünüiçermektedir. Özellikle madde metnindegeçen “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları” ibaresinin farklıyorumlanmasının yargı yoluna ilişkin ihtilafıdoğurduğu görülmektedir. Buradan hareketle 2918 sayılıKTK’da sorumluluğa ilişkin düzenlemelerin hangi hallerde,kime/kimlere yönelik olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. 2918 sayılı KTK’dahukuki sorumluluğa ilişkin düzenlemeler “Hukuki Sorumlulukve Sigorta” başlıklı 8. kısımda 85 vedevamı maddelerinde yer almaktadır. 85. maddenin 1. fıkrası“Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimseninölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zararauğramasına sebep olursa, motorlu aracın birteşebbüsün unvanı veya işletme adı altındaveya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesihalinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğuteşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken vemüteselsilen sorumlu olurlar” şeklindedir. Bunun yanında yine Kanunun“Devlete ve Kamu Kuruluşlarına Ait Araçlar”başlıklı 106. maddesi “Genel bütçeyedâhil dairelerle katma bütçeli idarelere, il özel idarelerineve belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamukuruluşlarına ait motorlu araçların sebep olduklarızararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukuki sorumluluğunailişkin hükümleri uygulanır. Bu kuruluşlar, 85 incimaddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarınınkarşılanmasını sağlamak üzere 101 inci maddedekişartları haiz milli sigorta şirketlerine mali sorumluluksigortası yaptırmakla yükümlüdürler” hükmünüiçermektedir. Görüldüğü gibiKTK’da sorumluluğa yönelik düzenlemeler 85 ve devamımaddelerinde yer almakta olup; sorumlu olarak motorlu araç işleteni(gerçek ya da farazi işleten olabilir) ve araçişleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibibelirlenmiştir. Buna göre bir motorlu aracın işletilmesibir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyinzarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın birteşebbüsün unvanı veya işletme adı altındaveya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesihalinde, “motorlu aracın işleteni ve bağlıolduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardanmüştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklardır”. Özellikle106. maddede belirtildiği üzere kamu kuruluşlarına aitaraçların neden olduğu zararlara ilişkin sorumluluk da 85ve devamı maddeleri gereğince işletenin hukukisorumluluğuna ilişkin hükümlere tabikılınmıştır. Anlaşılmaktadır ki,yapılan değişiklik ile 2918 sayılı KTK’dandoğan sorumluluk davalarının, işleteni veya sahibi Devletve diğer kamu kuruluşları olan araçların nedenolduğu zararlara ilişkin olanları da dahil olmak üzere adliyargı yerinde görüleceği, zarar görenin kamugörevlisi olmasının da bahsi geçen Kanunhükmünün uygulanmasını önlemeyeceğiöngörülmüştür. Bununla birlikte 2918 sayılıKTK’da diğer kamu idareleri ve Belediyelerin trafik düzeni vetrafik güvenliği ile ilgili üstlendikleri kamu hizmetlerindendolayı hukuki sorumluluğu düzenlenmişdeğildir.Diğer bir anlatımla, BüyükşehirBelediyeleri ve Belediyelerin karayolu yapım, bakım veişletilmesi şeklindeki kamu hizmetleri gibi diğer kamukuruluşlarının kendi görev alanlarındaki kamuhizmetlerinin, idare hukuku ilke ve kurallarına göreyürütüleceği, anılan kuruluşların idariişlem ve eylemlerinden doğan uyuşmazlıkların daAnayasa’nın 125. maddesi ve 2577 sayılıİYUK’nın 2. maddesine göre idari yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği noktasında duraksama bulunmamaktadır. Benzer bir uyuşmazlıktaaynı ilkeler Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun26.02.2015 gün ve 2015/493 Esas, 2015/557 Karar sayılıilamında da benimsenmiş ve idari yargı kolunun görevli olduğudeğerlendirilmiştir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk GenelKurulunun 04.11.2015 gün ve 2015/17-225 E., 2015/2370 K., 04.11.2015gün ve 2015/17-86 E.,2015/2364 K., ile 04.11.2015 gün ve 2015/17-1869E., 2015/2369 K. sayılı kararlarında dabenimsenmiştir.(Yargıtay HGK.'mn 29/06/2016 tarih, 2014/17-1163 E. -2016/909 K., 17 HD’nin 13/06/2016 tarih 2016/5106 E. -7158 K. 06/10/2006tarih, 2016/2899 E. - 8595 K. , 22/06/2016 tarih 2016/9557E.-7631 K.) Davalı DESKİ'nin karayolundabulunan rögar kapağının bakım ve onarımı ileilgilenmediği ve gerekli işaretlemeyi de yapmadığı vedavacıya ait aracın kaza yapması sonucuhasarlandığı iddia edilmiştir. Bu iddiaya göre,davalı kuruma ait bir aracın sebebiyet verdiği bir trafikkazasından bahsetmek olanaksızdır. Davada KTK’nın 85ve devamı maddelerinde düzenlenen işletenin hukukisorumluluğuna değil, davalı Deski'nin görevlerini tam veeksiksiz yerine getirmediği, yani yürütülen kamu hizmetininkusurlu olduğu iddiasına dayanılmıştır.Uyuşmazlık, oluşan hasarın hizmet kusurundankaynaklandığı iddiasına dayandığından,uyuşmazlığın çözüm yerinin de idariyargı yeri olacağı açıktır"gerekçesiyle Yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davadilekçesinin usulden reddine dair verdiği karar taraflarca istinafedilmediğinden 07/12/2017 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı vekili bu kez aynıtaleple idari yargı yerine müracaat etmiştir. DENİZLİ İDAREMAHKEMESİ: 15.12.2017 gün ve 2017/2095 Esas sayılı;"2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun"Amaç" başlıklı 1. maddesinde. Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yollan trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacakdurumda bulundurmanın, gerekli görülen kavşaklara veyerlere trafik ışıklı işaretleri, işaretlevhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanın, karayolundatrafik için tehlike teşkil eden engelleri gece veyagündüze göre kolayca görülebilecek şekildeişaretlemek veya ortadan kaldırmanın belediye trafikbirimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir. Öte yandan 2918 sayılıYasanın 19/01/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisiolması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Karttın hükümleri uygulanır. Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” hükümleri yer almaktadır. 2918 sayılı Kanunun 110.maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. AsliyeHukuk Mahkemesi ve Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itirazbaşvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi,anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir. Bahse konu kararıngerekçesinde; “(…) Anayasa Mahkemesi’nin dahaönceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihselgelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2., 125. vc 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir.” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı; 28954, s.136-147.)hususlarına yer verilmiştir. Anayasa’nın 158. maddesininson fıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110. maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığınadair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardırve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir. Dava dosyasınınincelenmesinden; davacıya ait 20 BU .... plakalı araçta,04.10.2016 tarihinde Denizli İlinde meydana gelen tek taraflı kazada(rögar kapağının yerinden çıkmasınedeniyle) maddi hasar oluştuğu ve oluşan maddi hasarda idareninhizmet kuşum olduğundan bahisle 26.000,00 TL'nin yasal faiziylebirlikte tazmini istemiyle bakılmakta olan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi'nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartlan, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini,ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki vesorumlulukları ile çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluştuğu iddia edilenzarar dolayısıyla davacı zararının ödenmesiistemiyle açılan bu davanın görüm veçözümünde adli yargının görevli olduğusonucuna varılmıştır. Nitekim UyuşmazlıkMahkemesi'nin 01.06.2015 tarih ve E:2015/445, K:2015/451 sayılıkararı da bu yöndedir. Açıklanan nedenlerle;uyuşmazlığın görüm veçözümünün adli yargı mercilerinin görevalanına girdiği sonucuna varıldığından, 2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi'nin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesi uyarıncagörevli yargı yerinin belirlenmesi için ilk görevsizlikkararım veren Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:2017/226esasına kayıtlı dava dosyasının ilgili mahkemedengetirtilmek suretiyle işbu dosya ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konudaUyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine"karar vererek Mahkememize başvurmuş, dava dosyası Mahkememizde19.01.2018 tarihinde kayda girmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Suna TÜRE, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, SüleymanHilmi AYDIN ve Turgay Tuncay VARLI’nın katılımlarıylayapılan 26.2.2018 günlü toplantısında: I-İLK İNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre; İdare Mahkemesince, 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvurudabulunulmuş olduğu, Mahkemece idari yargı dosyasınınekinde adli yargı dosyası ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hâkim Engin SELİMOĞLU’nun, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nindavada adli yargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davalı idarenin sorumluluksahasında kalan yolda meydana gelen kaza nedeniyle oluştuğuöne sürülen maddi hasar bedelinin davalı idareden tazminedilmesi istemiyle açılmıştır. 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarındacan ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninisağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konulardaalınacak önlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı, 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanınBelediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir. Öte yandan 2918 sayılıYasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisiolması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Geçici21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının göreve ilişkin hükmü,yürürlüğe girdiği tarihten önce idariyargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmiştir. 2918 sayılı Kanunun 110 uncumaddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.AsliyeHukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2,125 ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.) Anayasa’nın 158 incimaddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, AnayasaMahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenininsağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konulardaalınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikleilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerledavanın görüm ve çözümü adli yargıyerinin görevine girdiğinden, Denizli İdare MahkemesininBaşvurusunun Kabulü ile Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin13.10.2017 gün ve E:2017/226, K:2017/629 sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Denizli İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile,Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 13.10.2017 gün ve E:2017/226,K:2017/629 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 26.2.2018 gününde Üye Turgay TuncayVARLI’nın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Şükrü BOZER Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Mehmet AKSU Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Suna TÜRE Üye Turgay Tuncay VARLI KARŞIOY 03.11.2015 tarih ve 29521sayılı Resmi Gazetede yayımlanan UyuşmazlıkMahkemesi’nin 28.09.2015 gün ve E:2015/670, K:2015/671sayılı kararında belirtilmiş olan düşüncedoğrultusunda sayın çoğunluğungörüşüne katılamıyorum. 26.02.2018 ÜYE Turgay Tuncay VARLI
Full & Egal Universal Law Academy