T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2018 / 37 KARAR NO : 2018 / 83 KARAR TR : 26.2.2018 ÖZET : 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURU-NUN, aynı Yasanın 27. maddesi uyarınca REDDİ gerektiği hk. K A R A R Davacı :N.Ö. Vekilleri : Av.Z.S.,Av.Ş.S. Davalılar : AdliYargıda C.M. İdariYargıda Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Vekilleri : Av.S.N.,Av.E.D. O LA Y : 1-a Davacı vekilidilekçesinde; tanınmış, çevresinde sevilipsayılan, başarısı takdir edilen, işyerinde uyumlu, işarkadaşlarına karşı saygılı, seviyeli, çokkibar, hassas bir yapıya sahip, duygulu, mesleğinin ehli birhemşire olan müvekkilinin; Kahta Devlet Hastanesindeki işortamında, sanık doktor tarafından hastaların ve diğerçalışanların huzurunda devamlıaşağılandığını, fiili ve sözlüsaldırıya uğradığını, tehdit edildiğini;Kahta Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/552 E.sayılı dosyası ilesanık-davalı doktorun, “kamu görevlisine görevindendolayı hakaret ve tehditten” yargılandığını,dosyanın halen derdest olduğunu; bu hakaretler ve tehditler sebebiylemüvekkilinin uzunca bir süre korku ve endişe yaşadığını,ruh sağlığının, uyku düzeninin bozulduğunu, yaşamsalfaaliyetlere ve işine konsantre olmada zorlandığını, panikataklar yaşadığını, çevreye karşımahcup olduğunu, zamansız ağlama krizlerine girdiğini, işve özel hayatının alt üst olduğunu, tarifiimkansız acı ve elem yaşadığını; müvekkileyaşatılan mükerrer mobbing, hakaret ve tehditten dolayı davayoluna başvurduklarını ifade ederek; 5.000,00 TL.manevitazminatın son olay tarihi olan 02.06.2010’dan itibaren yasal faiziile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin haklarınınsaklı tutulmasına karar verilmesi istemiyle C.M.’nakarşı 18.10.2011 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır. 1-b)Adıyaman 2.Asliye Hukuk Mahkemesi; 7.6.2012 gün ve E:2011/695,K:2012/365 sayı ile uyuşmazlığın esasınıinceleyerek, davanın kabulüne karar vermiş; davalı bukararı temyiz etmiştir. 1-c)Yargıtay 4.Hukuk Dairesi; 3.10.2013 gün ve E:2012/16483, K:2013/15737sayı ile yasal düzenlemeler gözetilerek, kamu görevlisiolan davalı hakkında, taraf sıfatıbulunmadığından, davanın husumet yönünden reddinekarar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek karar verilmesininusul ve yasaya uygun düşmediği gerekçesiyle kararıbozmuş; kararın düzeltilmesi istemi de aynı Dairece; 29.1.2014 gün ve E:2013/19284, K:2014/1221 sayı ile davaya konututarı dikkate alarak dilekçenin reddine karar vermiştir. 1-d)ADIYAMAN 2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 18.3.2014 gün ve E:2014/209,K:2014/123 sayı ile “(…) Dava kişilikhaklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istemidir. Davanınhukuki dayanağı 818 Sayılı BK'nu madde 49 da;"Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekildetecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevizarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar paraödenmesini dâva edebilir. Hâkim, manevi tazminatınmiktarını tâyin ederken, taraflarınsıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyalve ekonomik durumlarını da dikkate alır." ve 4721Sayılı TMK'nu madde 24 “Hukuka aykırı olarakkişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıdabulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilikhakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikteözel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkininkullanılması sebeplerinden biriyle haklıkılınmadıkça, kişilik haklarına yapılanher saldırı hukuka aykırıdır."şeklindedüzenlenmekle; Mahkememizceyapılan yargılama, toplanan deliller bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde; Kahta Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/552E-2011/521 K Sayılı ilamı ve bu dosyada bulunan bilgi belgeler, dinlenentanık beyanları …, mahkememizde dinlenen tanıkbeyanları ile davalının davacıya hakaret ederekkişilik haklarını zedeleyecek şekilde eylemdebulunduğu ve davalının hakaret ve tehdit suçundan mahkumolduğu 818 Sayılı BK'nu madde 53 uyarınca, davalıiçin verilen mahkumiyet kararı da gözetilerek,davacının, davalı tarafından şahsiyet hakkıhukuka aykırı bir şekilde ihlal edildiğiaçıkça anlaşılmakla, taraflarınsıfatları, davacının ebe, davalının doktorolması, davalının sosyal ekonomik durumu, maddi durumu, davalınınkusuru, kusurun ağırlığı, hakaretinyapıldığı ortam, davacının manevi tazminat istemmiktarı ve hakkaniyet kriterleri de gözetilerek, Davanınkabulüne karar verilmiştir. Mahkememizceverilen karar davalı tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi Başkanlığının 2012/16483-2013/15737 E-Ksayılı ilamı ile ; "Kamu görevlilerinin yetkilerinikullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi,ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamugörevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumuolup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (TCAnayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13.HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bukonuda yasal düzenlemeler, emredici hükümleriçermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleriaçısından bakıldığında da; bu şekildedüzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar göreninzararının karşılanması yönünde önemlibir teminattır. Davaya konu edilen olayda; davacı, doktor olandavalı ile aynı hastanede hemşire olarak görevyaptığı sırada davalının hastalarınyanında kendisine hakaret ettiğini ve tehditlerde bulunduğunu,kendisini manevi zarara uğrattığını ilerisürmektedir. Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. Maddesigereğince; kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlueylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları,kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilenkoşullara uygun olarak, idare aleyhine açılabileceğinegöre; davalıya husumet tevcih edilmesi doğru değildir.Mahkemece açıklanan yasal düzenlemeler gözetilerek, kamugörevlisi olan davalı hakkında, taraf sıfatıbulunmadığından, davanın husumet yönünden reddinekarar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ileişin esası incelenerek yazılı şekilde kararverilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğindenkararın bozulması gerekmiştir. Temyiz olunan kararınyukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA" kararverilmiştir. Mahkememizceusul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasına karar verilerekyargılamaya devam olunmuş, davacı yan duruşmayakatılmamış, davalı yan davayı takip ettiğini,davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, mahkememizce toplanandeliller, incelenen belgeler, usul ve yasaya uygun Yargıtay ilamıdoğrultusunda, davacının, doktor olan davalı ile aynıhastanede hemşire olarak görev yaptığı sıradadavalının hastaların yanında kendisine hakaretettiğini ve tehditlerde bulunduğunu, kendisini manevi zarara uğrattığınıileri sürerek manevi tazminat talebinde bulunmuş,Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı DevletMemurları Yasası’nın 13/1. Maddesi gereğince; kamugörevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyleoluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerinerücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen koşullara uygunolarak, idare aleyhine açılabileceği anlaşılmaklapasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesigerektiği kanaatine varılarak aşağıda şekildehüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığıüzere, 1-Davanınhusumet yönünden REDDİNE…” karar vermiş; temyizedilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesince; 16.6.2014gün ve E:2014/7855, K:2014/10001 sayı ile onanan, kararındüzeltilmesi istemi de aynı Dairece; 12.11.2014 gün veE:2014/13366, K:2014/15049 sayı ile reddedilen kararkesinleşmiştir. 2-a)Davacı vekili bu kez, Kahta Devlet Hastanesinde hemşire olarakçalışan müvekkiline doktor Cafer Miçoğullarıtarafından görev sırasında hakaret edilmesi nedeniyle 5.000,00TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasalfaiziyle ödenmesi amacıyla SağlıkBakanlığına 05.01.2015 tarihinde yaptıklarıbaşvurularının zımnen reddedildiğinden bahisle, müvekkilininağır hizmet kusuru nedeniyle uğradığı hakaret ve tehditintazmini amacıyla 5 .000,00 TL manevi tazminatın olay tarihindenitibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili istemiyleSağlık Bakanlığına karşı, 13.3.2015tarihinde idari yargı yerinde dava açmış; İdare Mahkemesince davanın Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuhusumetiyle incelenmesi gerektiğine karar vermiştir. 2-b)Şanlıurfa 2.İdare Mahkemesi; 18.11.2015 gün ve E:2015/384,K:2015/1217 sayı ile uyuşmazlığın esasınıinceleyerek davanın reddine karar vermiş, bu karara davacıitiraz etmiştir. 2-c)Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi; 17/05/2016 gün ve E:2016/1703K:2016/2221 sayı ile ağır kişisel kusura dayalı eylemsonucu idarenin hizmet kusuru ile dava konusu olay arasındaki illiyetbağının kesildiği, bu nedenle davanın haksızfiillere özgü özel hukuk hükümleriçerçevesinde adli yargı yerinde görülmesigerektiği gerekçesiyle, mahkeme kararını bozarak,davanın görev yönünden reddine karar vermiş; davacı kararın düzeltilmesini istemiştir. 2-d)Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncüİdare Dava Dairesi; 17.11.2016 gün ve E:2016/735, K:2016/232sayı ile “(…)Dava konusu olayda; İdare Mahkemesinceuyuşmazlığın esası hakkında verilen kararayönelik itirazı inceleyen Gaziantep Bölge İdareMahkemesince, davaya görevsiz hakim tarafından bakılmışolduğu sonucuna ulaşılması nedeniyle kararın bozularakdosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesi gerekirken,davanın görev yönünden reddine karar verilmesinde usulhükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. (…) Ayrıca,2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun'un "Yargı mercilerininuyuşmazlık mahkemesine başvurmaları"başlıklı 19. Maddesi (…)hükmü yeralmakta olup, Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin verdiği"husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi" kararıüzerine İdare Mahkemesinde açılan bu davada da,Mahkemece, Dairemizin bozma kararına uyulmasından sonra görevlimahkemenin belirlenmesi için dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesi gerekip gerekmediğinindeğerlendirileceği de tabidir. Açıklanannedenlerle, (…) kararın düzeltilmesi isteminin kabulü ileGaziantep Bölge İdare Mahkemesi'nce verilen 17/05/2016 gün veE:2016/1703, K:2016/2221 sayılı kararın "davanıngörev yönünden reddine" ilişkinkısmının kaldırılmasına, 2577 sayılıYasanın 45/4. maddesi uyarınca dosyanın ait olduğumahkemeye iadesine…” karar vermiştir. 2-e)Şanlıurfa 2.İdare Mahkemesi; 27.2.2017 gün ve E:2017/195,K:2017/287 sayı ile karar düzeltme incelemesinde Gaziantep Bölgeİdare Mahkemesi Üçüncü Dava Dairesince verilen 17/11/2016 gün ve 2016/735 Esas, 2016/232 sayılı kararıbozma kararına uyulduğu belirtildikten sonra; “(…)buitibarla ağır kişisel kusura dayalı eylem sonucu idareninhizmet kusuru ile dava konusu olay arasındaki illiyetbağının kesildiği ve bu nedenle bu uyuşmazlığıngörüm ve çözümünde haksız fiillereözgü özel hukuk hükümleri çerçevesindeadli yargı yerlerinin görevli olduğu anlaşılmakla,davanın görev yönünden reddi gerektiği kanaatinevarılmıştır. Açıklanannedenlerle, davanın 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Yasasının 14/6 ve 15/1-a. maddeleri hükmüuyarınca görev yönünden reddine…” kararvermiş; davacı bu karara karşı istinaf yolunabaşvurmuştur. 2-f)Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncüİdari Dava Dairesi; 08/06/2017 gün ve E:2017/871 K:2017/873 sayıile Adıyaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin davanın idare aleyhineaçılabileceği gerekçesiyle verdiği davanınhusumet yönünden reddi kararı üzerine Şanlıurfa2. İdare Mahkemesi'nde açılan bu davada, Mahkemece, GaziantepBölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari DavaDairesi'nin bozma kararına uyulması üzerine, mevzuathükümleri gereğince görevli yargı yerinin belirlenmesiiçin Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulması gerekirken,davanın yeniden görev yönünden reddedilmesinde hukukiisabet bulunmadığı gerekçesiyle başvuruyu kabulederek, Mahkeme kararını kaldırmıştır. 2-g)Şanlıurfa 2.İdare Mahkemesi; 25.9.2017 gün ve E: 2017/1092,K:2017/991 sayı ile uyuşmazlığınçözümünde davacının ikametgahınınbulunduğu yerdeki Adıyaman İdare Mahkemesinin yetkiliolduğu gerekçesiyle; 2577 sayılı Kanunun 15. maddesininl/a bendi uyarınca davanın yetki yönünden reddine, davadosyasının yetkili Adıyaman İdare Mahkemesi'negönderilmesine karar vermiştir. 2-h)ADIYAMAN İDARE MAHKEMESİ; 23.11.2017 gün ve E:2017/1291sayı ile “(…) Anayasa'nın 125. maddesinin sonfıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğanzararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yerverilmiş; 129. maddesinin beşinci fıkrasında, memurlar vediğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırkenişledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının,kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiğişekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhineaçılabileceğine işaret edilmiş; 657 sayılıDevlet Memurları Kanununun 13. maddesinde de, kişilerin kamu hukukunatabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardandolayı, bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil,ilgili kurum aleyhine dava açacakları ve kurumun genelhükümlere göre sorumlu personele rücu hakkınınsaklı olduğu hükme bağlanmıştır. 2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesinde "Adli,idari, askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veyakesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelenbir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargımercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevliolduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ilegörevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurur ve elindeki işin incelenmesini UyuşmazlıkMahkemesinin karar vermesine değin erteler. Yargı merciince,önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası datemin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte davadosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir."hükmü bulunmaktadır. (…) Yukarıdasözü edilen mevzuat hükümleri uyarınca, memurlar vediğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurludavrandıklarından bahisle haklı ya da haksız olarakyargı mercileri önüne çıkarılmasınıönlemek ve kamu hizmetinin sekteye uğratılmadanyürütülmesini sağlamak suretiyle kamu düzenini korumakamaçlanmış; aynı zamanda, zarara uğrayan kişibakımından, memurlar veya diğer kamu görevlilerine oranlaödeme gücü daha yüksek olan bir sorumlu (idare) muhatapkılınmıştır. Bunagöre, kural olarak, kamu görevlisinin görev ve yetkilerinikullandığı sırada doğan zararın giderilmesiistemiyle, görev kusurunu kapsayan hizmet kusuru esasınadayanılarak, idari yargıda ve ancak idare aleyhine davaaçılabilecek; yargı yerince tazminle yükümlütutulması halinde idare, ilgili yasa kurallarınıngösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, sorumlupersoneline rücu edebilecektir. Ancak,kamu görevlilerince görevleri sırasındagerçekleştirilen işlem ya da eylemler sırasında,ağır kişisel kusur ile hareket edilmiş olması ve bukusurun hizmet kusurundan ayrılabilir nitelikte bulunmasıdurumlarında, hizmet kusuru ve zarara konu olay arasındaki illiyetbağı kesileceğinden, kamu görevlisinin yukarıdabelirtilen Anayasal ve yasal korumadan yararlanması ve kamugörevlisine karşı şahsi kusuruna dayanılarakaçılan davanın, 2577 sayılı Kanunçerçevesinde idari yargı yerinde görülmesimümkün olmayacaktır. Belirtilendurum karşısında, suç teşkil eden eylemler kamugörevi sırasında gerçekleşmiş olsa bile kamuhizmetinin bir gereği olarak değerlendirilmesinin mümkünolmadığı, bu itibarla ağır kişisel kusuradayalı eylem sonucu idarenin hizmet kusuru ile dava konusu olayarasındaki illiyet bağının kesildiği ve bu nedenlebakılan davanın haksız fiillere özgü özel hukukhükümleri çerçevesinde adli yargı yerindegörülmesi gerektiği kanaatineulaşılmıştır Açıklanannedenlerle; görevli merciin belirlenmesi için dosyanınUyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesine, davanınincelenmesinin Yüksek Mahkeme kararı gelinceye kadar ertelenmesine…”karar vererek, 21.12.2017 tarih ve 2017/1291 esas sayılı üstyazısı ile görev uyuşmazlığı yönündenMahkememize başvurmuş, 2.1.2018 tarihinde kayda girmiştir. İNCELEMEVE GEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Suna TÜRE, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN ve Turgay TuncayVARLI’nın katılımlarıyla yapılan 26.2.2018 günlütoplantısında: Raportör-HakimTaşkın ÇELİK’in, 2247 sayılıYasa’da öngörülen koşulları taşımayanbaşvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgelerokunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ınbaşvurunun reddi yolundaki sözlü açıklamalarıda dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ: Anayasa’nın 158. Maddesinde, UyuşmazlıkMahkemesi’nin adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındakigörev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarakçözümlemeye yetkili olduğu belirtilmiş; 2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde,Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ilegörevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargı mercileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkilive bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksekmahkemedir...”, 14. maddesinde, “Olumsuz görevuyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargımercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olandavada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdiklerikararın kesin veya kesinleşmiş olması gerekir./ Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarcaileri sürülebilir”, 19.maddesinde, “Adli, idari, askeri yargı mercilerinden birisinin kesinveya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisinegelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan biryargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciingörevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli birkarar ile görevli merciin belirtilmesi için UyuşmazlıkMahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesiniUyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler./(Değişik fıkra: 21/01/1982 - 2592/6 md.;Değişikfıkra: 23/07/2008-5791 S.K./9.mad) Yargı merciince, öncekigörevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da teminedilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte davadosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir.”denilmiştir. Aynı Yasa’nın 27. maddesindeise, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, uyuşmazlıkçıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarınailişkin istemleri önce şekil ve süre açısındaninceleyeceği; yöntemine uymayan veya süresi içinde ilerisürülmemiş istemleri reddedeceği kuralına yerverilmektedir. Olayda, adli ve idari yargı yerlerinde, Devlet hastanesinde ebeolarak görev yapan davacının, aynı yerde doktor olarakgörev yapan davalının mobbing, hakaret ve tehditleri sonucukişilik haklarının zarar gördüğü iddiasıyla,uğramış olduğu manevi zararın tazmini amacıylaeldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Dosyalar üzerinde yapılan inceleme neticesinde;görev uyuşmazlığına konu Adıyaman 2.Asliye HukukMahkemesince, 18.3.2014 gün ve E:2014/209, K:2014/123 sayı ile“davanın husumet yönünden reddine” kararverildiği ve verilen bu kararın kesinleştiği; bukararın ardından açılan dava sonucu Adıyamanİdare Mahkemesinin, 23.11.2017 gün ve E:2017/1291 sayılıkararında ise; “bakılan davanın haksız fiillereözgü özel hukuk hükümleri çerçevesindeadli yargı yerinde görülmesi gerektiği” kanaatine varılarak, “görevli merciin belirlenmesi içindosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesine” kararverildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere, Adıyaman 2.AsliyeHukuk Mahkemesinin kararı, davanın idareye karşıaçılması gerektiğine ilişkin bulunduğu,“yargı yolunu değiştiren ve idari yargınıngörevli olduğu gerekçesiyle verilmiş bir görevsizlikkararı niteliğinde olmadığından”, adli ve idariyargı yerleri arasında. 2247 sayılı yasanınaradığı biçimde görevuyuşmazlığı oluştuğundan söz etmekmümkün değildir. Açıklanannedenlerle, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesindeöngörülen koşulları taşımayan Adıyamanİdare Mahkemesinin, 23.11.2017 gün ve E:2017/1291 sayılı başvurusunun,aynı Yasanın 27. maddesi uyarınca reddi gerekmiştir. S ON U Ç : 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesindeöngörülen koşulları taşımayan Adıyaman İdare Mahkemesinin, 23.11.2017 gün ve E:2017/1291sayılı BAŞVURUSUNUN, aynı Yasanın 27. maddesiuyarınca REDDİNE, 26.2.2018 gününde, OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Şükrü BOZER Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Mehmet AKSU Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Suna TÜRE Üye Turgay Tuncay VARLI
Full & Egal Universal Law Academy