T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2017 / 574
KARAR NO : 2018 / 80
KARAR TR : 26.2.2018
ÖZET: Satın alınan araca, Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen kaçakçılık suçuna ilişkin soruşturma kapsamında Sulh Ceza Hakimliğince el koyma kararı verilerek el konulduğundan bahisle, uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : M.D.
Vekili
: Av. S.G.
Davalı lar : 1-İçişleriBakanlığı
Vekili : Av. S.A.
2-Gümrük ve Ticaret Bakanlığı
Vekilleri : Av. A.U.,Av.E.G.
O L A Y : Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin 16 LNE...plakalı aracına Ankara CumhuriyetBaşsavcılığının soruşturmasıkapsamında, yurt dışından yasa dışı yollarlaithalat yapıldığı gerekçesi ile Ankara 2.Sulh CezaHakimliğinin, 2015/4661 D.İş sayılı dosyası ileverilen el koyma kararı ile el konulduğunu; müvekkilininaracı trafik kaydına güvenerek noterden iyi niyetli olarak,devletin resmi kayıtlarına güvenerek satın aldığını;motorlu araçların trafiğe tescili ile, bu araçlarüzerinde tasarruf güvenliğinin sağlanmasınınamaçlandığını; İdarelerin bu hizmeti yerinegetirirken, kayıtların düzenli tutulması,taşıtların model, motor ve şasi numaraları ile tesciliistenen aracın karşılaştırılması ve bununyanında sunulan belgelerin doğruluğununaraştırılmasının önem taşıdığını;bu itibarla, noterde yapılan satış senedi ile araç devriyapılırken, aracın gümrük kaçağı olupolmadığının davacı tarafçabelirlenemeyeceğini; İdarelerin araç bilgilerinindoğruluğunu kontrol etmesi, gümrük kaçağıolan aracın trafikte dolaşımına ve ülkeyegirişine izin vermemesinin gerektiğini, bunu sağlamayandavalı idarelerin kusurlu olduğunu; bu nedenle aracıngüncel bedeli ve işgücü kaybı bedelinin el koymatarihi olan 08.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ilebirlikte tahsili için davalı idarelere yazılıbaşvuruda bulunulduğunu; Gümrük ve TicaretBakanlığının 19.02.2016 tarih ve 13866770-641.03.02sayılı cevabı ile taleplerini reddettiğini; İçişleriBakanlığının ise yasal sürede cevap verilmeyerek taleplerinizımnen reddettiğini ifade ederek; fazlaya ilişkin talep ve davahakları saklı kalmak kaydı ile; müvekkilinin el konulan 16 LNE...plakalı aracının güncel bedeli olan 102.000,00TL(Yüzikibin)TL ile aracı kullanamadığı günleriçin işgücü kaybı bedeli olan 10.000,00TL(OnbinTL)olmak üzere toplam 112,000,00TL(Yüzonikibin)TL’nin el koymatarihi olan 08.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ilebirlikte davalı idarelerden müştereken ve müteselsilentahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesi istemiyle1-İçişleri Bakanlığı ile 2-Gümrük veTicaret Bakanlığına karşı 31.3.2016 tarihinde idariyargı yerinde dava açmıştır.
Davalılardan Gümrük ve TicaretBakanlığı vekili süresinde verdiği cevapdilekçesinde; davanın adli yargının görevalanına girdiğini öne sürerek görev itirazındabulunmuştur.
BURSA 1.İDARE MAHKEMESİ; 17.3.2017 gün veE:2016/407 sayı ile “(…) Anayasanın 125. maddesinin sonfıkrasında; "İdare, kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlüdür."hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı Yasanın 2. maddesinde;"İdari dava türleri, idari işlemler hakkında yetki,şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayı açılan iptaldavaları; idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel haklarıdoğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları; kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesiiçin yapılan her türlü idari sözleşmelerdendolayı açılan davalar olarak sayılmış; idariyargının idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunundenetimini yapmakla görevli olduğu kuralabağlanmıştır.
İdari işlemler hakkında yetki, şekil,sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırıolduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlaledilenler tarafından açılan iptal davalarının; idaridava türlerinden biri olduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.
İdare, idare hukuku alanında kamugücüne dayalı olarak re-sen ve tek yanlı iradeaçıklaması sonucu tesis etmiş olduğu işlemlere,hukuk alanında yeni durumlar oluşturmasıyla idari işlemkimliği kazandırmakta ve kural olarak bu işlemler özelyasal düzenlemeler dışında, idari yargı denetiminetabi bulunmaktadır.
Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkındaki 2247 sayılı Yasanın12.maddesinin görev itirazında bulunan kişi ve makam,itirazın reddine ilişkin kararın verildiği tarihten,şayet bu kararın tebliği gerekiyorsa tebliğ tarihindenbaşlayarak onbeş gün içinde, uyuşmazlıkçıkarılmasını istemeye yetkili makama sunulmaküzere iki nüsha dilekçeyi itirazın reddine karar verenyargı merciine vereceği, bu yargı merciinin dilekçeninbir nüshasını ve varsa eklerini yedi gün içindecevabını bildirmesi için diğer tarafa tebliğedeceği, tebligat yapılan taraf süresi içinde buyargı merciine cevabını bildirmezse cevap vermekten vazgeçmişsayılacağı, yargı merciinin itiraz dilekçesiüzerine verdiği itirazı ret kararını kaldırarakgörevsizlik kararı vermediği takdirde kendisine verilendilekçeyi anılan cevabı ve varsa belgeleriyle birliktegörevsizlik itirazının reddine ilişkin karar iledayanağı belgenin asıl veya örnekleriniuyuşmazlık çıkarmak isteminde bulunmaya yetkili makamagöndereceği hükme bağlanmıştır.
Dava konusu uyuşmazlığın, suçsoruşturması ve kovuşturması kapsamı sonucundaoluşan zarar tazmini istemine dayanmadığı, idareningümrük ve trafik tescil kamu hizmetlerini kusurluyürütmesinden kaynaklı olarak davalı idarelere izafetenaçılan hizmet kusuru nedeniyle uğranıldığıileri sürülen zarar tazminine dayanan tam yargı davasıniteliğinde olduğu görüldüğünden, bakılandavanın 2577 sayılı Yasa’nın 2/1-b maddesikapsamında idari yargının görev alanına giren biruyuşmazlık olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idareningörev itirazının reddine…” ve mahkemeleriningörevliliğine karar vermiştir.
Davalılardan Gümrük ve TicaretBakanlığı vekilinin olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması yolunda verdiğidilekçesi üzerine dava dosyası Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı’na gönderilmiştir.
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI: 6.7.2017 tarih ve YY-2017/34701 sayılıyazısı ile “(…) Anayasa'nın 125. maddesinde,idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşıyargı yolunun açık olduğu, aynı maddenin sonfıkrasında ise idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğanzararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yerverilmiş, 129/5. maddesinde, memurlar ve diğer kamugörevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğantazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla vekanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancakidare aleyhine açılabileceğine işaret edilmiş, 657sayılı Devlet Memurları Kanununun 13. maddesinde de,kişilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarakuğradıkları zararlardan dolayı, bu görevleri yerinegetiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine davaaçacakları ve kurumun genel hükümlere göre sorumlupersonele rücu hakkının saklı olduğu hükmebağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanununun “İdari Dava Türleri ve İdari YargıYetkisinin Sınırı''' kenar başlıklı 2.maddesinde, idari dava türleri: a) İdari işlemler hakkındayetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayı iptalleri içinmenfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptaldavaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılantam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyazşartlaşma ve sözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birininyürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkanuyuşmazlıklara ilişkin davalar olaraksayılmıştır.
Öte yandan, 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununun “Emniyet GenelMüdürlüğünün, merkez, bölge, il veilçe trafik kuruluşları, görev ve yetkileri”başlıklı 5. maddesinin ‘kuruluş'başlıklı (a) alt bendinde, araçlara vesürücülere ilişkin işlemleri yapmak, plaka vebelgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleri yürütmeküzere her ilde ve gerekli görülen ilçelerde tescilşube veya büroları kurulacağı belirtilmiş;aynı maddenin ‘görev ve yetkiler' alt başlıklı(b) bendinin 7. fıkrasında “Araçların tescilişlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek”, 8.fıkrasında “Ülke çapında taşıtlarınve sürücülerin sicillerini tutmak, bunlara ilişkin teknikve hukukî değişiklikleri işlemek, işlettirmek,istatistiksel bilgileri toplamak ve değerlendirmek görevleri,oluşturulacak bu şube ve bürolara bırakılmıştır.
2918 sayılı Kanunun Araçlarınsatış, devir ve tescili ile bu işlemlerle ilgili yetki vesorumluluk” başlıklı 20. maddesinde, ülkeyegümrük kanalı ile giriş yapan araçların ilktescil işlemlerinin, araç sahiplerinin gümrüktengeçişi yapılan araçların tescili içingümrükten çekme tarihinden itibaren üç ayiçinde tescili için; ilgili trafik tescil kuruluşuna veyaEmniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceğikamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuktüzel kişilerine başvurmaları gerektiği, busırada araçların giriş işlemlerini yapangümrük idarelerinin bu durumu 15 gün içinde araçsahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşuna bildirmekleyükümlü oldukları, tescil edilmişaraçların her çeşit satış ve devirlerinin,satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlutaşıtlar vergisinin, gecikme faizinin, gecikme zammının,vergi cezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıtüzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcıherhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araçsahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescilkayıtları esas alınarak noterler tarafındanyapılacağı ve araç satın alıp, bu maddeninbirinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendineuymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafı hükümlerinegöre bir ay içerisinde tescil belgesi almayan alıcılara130,00 TL, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlere ise her birişlem için 1.000,00 TL idari para cezası verileceği vetescil yapılmadan trafiğe çıkarılanaraçların tescil yapılıncaya kadar trafikten menedileceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun“Belge ve plaka vermeye yetkili kuruluşlar”başlıklı 22. maddesinde ise, 1. fıkrada bentler halindesayılan istisnalar haricinde kalan araçlara ilişkin tescileyönelik işlemlerin Emniyet Genel Müdürlüğüveya bağlı trafik tescil kuruluşlarıncayapılacağı, Emniyet GenelMüdürlüğünün ilk tescili yapılacakaraçların tesciline esas teşkil edecek işlemlerielektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluyla yapacağıdüzenlenmiştir.
Bu düzenlemeler kapsamında dava konusu olay elealındığında, davaya konu ve ilk kez kaydıyapılacak aracın, kaçak yollarla ülkeye sokulduğu,trafiğe tescili için gerekli işlemlerin 2918 sayılıKanunun 5, 20, 22 ve bu kanunun uygulanmasına yönelikKarayolları Trafik Yönetmeliğinin 29, 30 ve 31. maddelerineaykırı şekilde yapıldığı, emniyet vegümrük görevlilerinin hukuka aykırı işlemlerinedeni ile hukuka aykırı şekilde trafiğe tescil edilen davakonusu araca kaçakçılıkla mücadele kapsamındabaşlatılan soruşturma sırasında el konulduğu,söz konusu aracı alan davacının bu nedenle maddi zararauğradığını iddia ederek zararını olaydakusuru bulunan davalı idareden tazmin etmek için eldeki davayıaçtığı anlaşılmıştır. Buaçıklamalar ışığında, kanunun veyönetmeliğin emredici hükümlerine aykırışekilde gerçekleştirilen işlemler nedeni ileuğranıldığı ileri sürülen zararıntazmini istemi ile açılan davada, yine aynı kanunungöreve ilişkin düzenlemesinin dikkate alınması vegörevli yargı yerinin bu kapsamda belirlenmesi gerekmektedir.
Bilindiği gibi, 2918 sayılı Kanunun 6099sayılı Kanunun 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde,“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır./... ” denilmek sureti ile 2918sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanan zararlarıntazmini istemi ile açılacak sorumluluk davalarında adliyargı yerlerinin görevli olacağı açıkçabelirtilmiştir.
Her ne kadar, dava konusu olayda davacınınzararına sebebiyet veren eylemler, GümrükMüdürlüğünde görevli memurlar tarafındanaraç ithalat ve tescil işlemlerinin hukuka aykırışekilde gerçekleştirilmesi sebebiyle, kamu görevlilerininkusurundan kaynaklanan ve idari hizmetin kötü işlemesikapsamında değerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de, davayakonu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanunun 5, 20,22 ve bu kanunun uygulanmasına yönelik Karayolları TrafikYönetmeliğinin 29, 30 ve 31. maddelerinde düzenlenenaraçların tesciline ilişkin hükümlereaykırı hareket edilmesinden kaynaklandığı, 2918sayılı Kanunun 110. maddesinde de, madde ayrımıyapılmaksızın 2918 sayılı Kanundan kaynaklanansorumluluk davalarının adli yargı yerindeçözümleneceğinin açıkçabelirtildiği; bu düzenlemenin, genel idare esaslarınailişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğerkanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenle kamugörevlilerinin eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konuuyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğisonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlık Mahkemesinin 15/02/2016 tarih veE.2015/926, K.2016/50 sayılı, 15/02/2016 tarih ve E.-K.2016/29-65sayılı, 13/03/2017 tarih ve E.-K.2017/154-191 sayılıkararlarında da "2918 sayılı Yasanın 19.1.2011tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesinin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsigeçen Kanun maddesinin 2918 sayılı Kanununuygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarınıkapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları,şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları vebunların görev yetki ve sorumlulukları ile,çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla2918 sayılı Kanunun uygulanmasından doğan sorumlulukdavalarının görüm ve çözümünde adliyargının görevli olduğu" denilmek suretiyle butür davaların görüm ve çözümünde adliyargının görevli olduğu vurgulanmıştır.
Yukarıdaki açıklamalara göre, somutolaya ilişkin davanın da özel hukuk hükümlerinegöre adli yargı yerinde görülmesi gerektiğidüşünülmektedir.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle 2247sayılı Kanunun 10 ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına,dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınagönderilmesine karar…” vermiş, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı 6.7.2017 tarihli üst yazısı ilegönderilen dava dosyası, Mahkememizde 15.8.2017 tarihinde kaydagirmiştir.
Başkanlıkça, 2247 sayılıYasa’nın 13. maddesine göre DanıştayBaşsavcısının da yazılı düşüncesiistenilmiştir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI;13.10.2017 tarihli veE:2017/86 sayısı ile “(…) Anayasanın 125'incimaddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu belirtildiktensonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğuhükme bağlanmış; 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanununun 2'nci maddesinin 1'inci fıkrasının(b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılantam yargı davaları, idari dava türleri arasındasayılmıştır.
İdare hukukunun uygulanmasından doğanuyuşmazlıklar idari yargının görev alanınıoluşturmaktadır. İdare hukuku kuralları içinde, kamuhizmetinin yürütülmesi amacıyla, kamu gücükullanılarak tesis edilen idari işlemler ile aynı amaçlagerçekleştirilen idari eylemler ve idari sözleşmelerdendoğan uyuşmazlıkların görüm ve çözümüidari yargının; gerçek kişiler arasındadüzenlenen sözleşmelerden doğanuyuşmazlıkların çözümü ise, adliyargının görev alanına girmektedir.
İdari işlemler; idari makam ve mercilerin idarifaaliyetleriyle ilgili alanda, idare hukuku çerçevesinde, tektaraflı irade açıklamasıyla hukuk aleminde sonuçdoğuran, kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikteki tasarruflarıdır.Temelinde bir idari karar veya işlem olmayan, fizik alanındagörülen iş, hareket, ameliye ve çalışmalar ileidarenin hareketsiz kalması ise, idari eylem olarak adlandırılmaktadır.İdari işlemler, hukuk aleminde değişiklik yapan, yenilik doğuranirade açıklamalarını yansıtmakta iken; idarieylemler, esas olarak maddi alemde değişiklik ve yenilik meydanagetirmekte, sadece ilgililerin hak ve yetkilerini kullanmalarıkoşuluyla hukuki etki ve sonuç doğurabilmektedir.
İdareler, yasalarla kendisine verilen kamuhizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacakörgütü kurmak, araç, gereç ve personeli o hizmetingereklerine uygun biçimde hazırlamaklayükümlüdür. Hizmetin işleyişi ve yerinegetirilişi sırasında gerekli önlemlerinalınmaması, hizmetin iyi işlememesi, kusurlu işlemesinedeniyle kişilere verilen zararların idarece giderilmesi zorunludur.
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 242.maddesinde, yükümlülerin kendilerine tebliğ edilengümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşıtebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üstmakama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçeile itiraz edebileceği ve itirazın reddi kararlarınakarşı işlemin yapıldığı yerdeki idariyargı mercilerine başvurulabileceği düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacınınsatın aldığı Audi A6 marka otomobilin kaçak yollarlaithal edilerek yurda sokulması suretiylekaçakçılık suçunun işlendiğiiddiasıyla açılan kamu davasında, Ankara 2. Sulh CezaHakimliğinin 27.11.2015 gün ve 2015/4661 D. İşsayılı kararıyla, 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanununun 9'uncu maddesinin1 'inci fıkrasıyla el koyma tatbik edilmesine karar verilmesiüzerine, davacı tarafından 8.12.2015 tarihinde idarece el konulanaracın, sahte belgelerle ithal edilmesinde idarenin sorumluluğununbulunduğu ileri sürülerek 112.000,00 TL tazminatahükmedilmesi istemiyle bakılan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından, dava dilekçesinde, yurtdışından ülkeye kaçak eşyasokulmasını önleme, izleme ve araştırmaklayükümlü olan idarelerin, aracın yurtdışından ithal edilerek trafik siciline tescilininyapılması öncesinde üzerine düşen dikkat veözeni göstermeyerek, yükümlü oldukları hizmetikusurlu işlettikleri, aracın kaçak olarak yurda getirilmesindekendisinin herhangi bir ilgisinin ve kusurunun bulunmadığı,gümrük idaresince işlemleri tamamlanarak ithal edilen aracısatın alıp trafik siciline tescil ettirerek iyi niyetli 3. kişidurumunda olduğu, ithalatı gerçekleştiren kişilerinsahte belgelerle bu aracı ithal ettiklerinden bahisle aracına elkonulması nedeniyle uğradığı zararların tazminedilmesi gerektiği ileri sürülerek tazminat talebindebulunulduğu görülmektedir.
Buna göre, davacının tazminat isteminintemelinde, davalı idarenin, mevzuatla kendisine verilen denetimgörevini gereği gibi yerine getirmemesi sonucunda, idareninkayıtlarına güvenerek tasarrufta bulunan kişilerin zararauğramasına sebebiyet verildiği iddiası bulunmakta olup; buhaliyle uyuşmazlığın görüm veçözümünün idari yargının görevalanına girdiği sonucuna varılmaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, 2247sayılı Kanunun 13'üncü maddesi uyarınca yapılanbaşvurunun reddi gerektiği…” yolundadüşünce vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Suna TÜRE, Alaittin Ali ÖĞÜŞ,Süleyman Hilmi AYDIN ve Turgay Tuncay VARLI’nınkatılımlarıyla yapılan 26.2.2018 günlütoplantısında:
I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre; davalılardan Gümrük ve TicaretBakanlığı vekilinin, anılan Yasa’nın 10/2maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerineYargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nca, 10. maddedeöngörülen biçimde, anılan İdareyönünden olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır.Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından,görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-HâkimTaşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nindavada adli yargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, satın alınan araca, CumhuriyetBaşsavcılığınca yürütülenkaçakçılık suçuna ilişkin soruşturmakapsamında Sulh Ceza Hakimliğince el koyma kararıverilerek el konulduğundan bahisle, uğranılan zararıntazmini istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu’nun “Emniyet GenelMüdürlüğünün, merkez, bölge, il veilçe trafik kuruluşları, görev ve yetkileri”başlıklı 5. Maddesinin ‘kuruluş’başlıklı (a) alt bendinde; “(Değişik: 17/10/1996- 4199/3 md.) Bu Kanunla, Emniyet Genel Müdürlüğüneverilen görevler, Emniyet Genel Müdürlüğünebağlı olarak kurulan Trafik Hizmetleri Başkanlığıncayürütülür. Trafik HizmetleriBaşkanlığı, Emniyet Genel MüdürYardımcısı tarafından yürütülür.Emniyet Genel Müdürlüğünün merkez bölge, ilve ilçe trafik zabıta kuruluşları Trafik HizmetleriBaşkanlığına bağlı olarakçalışır.
Araçlara ve sürücülereait işlemleri yapmak, plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelikhizmetleri yürütmek üzere her ilde ve gerekli görülenilçelerde tescil şube veya büroları kurulur.
Tescil şube veya bürolarındaemniyet hizmetleri sınıfı personelinden ayrı olarakteşkilat ve kadrolarında gösterilen sayıda genel idare veteknik hizmetler sınıfında personel ile sözleşmelipersonel çalıştırılabilir.” denilmek suretiile araçlara ve sürücülere ilişkinişlemleri yapmak, plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelikhizmetleri yürütmek üzere her ilde ve gerekli görülenilçelerde tescil şube veya büroları kurulacağıbelirtilmiş;
Aynı maddenin ‘ görev veyetkiler ‘ alt başlıklı b bendinin 7. fıkrasında“Araçların tescil işlemlerini yaparak belge veplakalarını vermek”, 8. fıkrasında “(Değişik: 25/6/2010-6001/35 md.) Ülke çapındataşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak,bunlara ilişkin teknik ve hukukî değişiklikleriişlemek, işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak vedeğerlendirmek” görevleri oluşturulacak bu şube vebürolara bırakılmıştır.
2918 sayılı Karayolları TrafikKanununun “Araçların satış, devir ve tescili ile buişlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk” başlıklı20.maddesinde,
“Tescil süreleri, satışve devirler, noterlerin sorumluluğu ile ilgili esaslarşunlardır:
a) Araç sahipleri,
1. (Değişik: 13/2/2011-6111/55 md.)Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan araçlarınsatın alma veya gümrükten çekme tarihinden itibarenüç ay içinde tescili için; bunların hurdadurumuna gelmesi hâlinde ise bir ay içinde tescilin silinmesiiçin ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet GenelMüdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veyakuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzelkişilerine başvurmak,
2. (Değişik: 2/4/1998 - 4358/3 md.)Tescilin yapılması veya silinmesi için vergi kimliknumarası ile yönetmelikte belirtilen bilgi ve belgelerisağlamak,
Zorundadırlar.
b) Araçların girişişlemlerini yapan gümrük idareleri bu durumu 15gün içinde araç sahiplerinin beyan ettikleri tescilkuruluşuna bildirmekle yükümlüdürler.
c) Tescil belgesi, aracınbaşkasına satış veya devrine, hurdayaçıkarılmasına veya araçta, yönetmeliktebelirtilen niteliklerin değişmesine kadar geçerlisayılır.
d) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.)Tescil edilmiş araçların her çeşitsatış ve devirleri, satış ve devriyapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi,gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari paracezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi vetaşıt üzerinde satış ve/veya devrikısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıtbulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiştescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınaraknoterler tarafından yapılır. Noterler tarafındanyapılmayan her çeşit satış ve devirlergeçersizdir.
Satış ve devir işlemi, sicilineişlenmek üzere üç işgünü içerisindeilgili trafik tescil kuruluşu ile vergi dairesine bildirilir. Bubildirimle birlikte alıcı adına trafik tescil işlemigerçekleşmiş sayılır. Satış ve devirtarihi itibariyle, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar VergisiKanunu hükümleri uyarınca eski malikin vergi mükellefiyetisona erer, yeni malikin vergi mükellefiyeti başlar.
Yapılan satış ve devirişlemi üzerine noterler tarafından yeni malik adına bir aysüreyle geçerli tescile ilişkin geçici belgedüzenlenir.
197 sayılı Kanunun 13 üncümaddesinde yer alan sorumluluk hükümleri saklı kalmakkaydıyla, anılan maddede ve bu bentte yer alan isteme ve bildirmelerielektronik ortamda yaptırmaya ve bu konuda yükümlülükgetirmeye, elektronik bildirmelere ilişkin usul ve esaslarıbelirlemeye Gelir İdaresi Başkanlığı ve Emniyet GenelMüdürlüğü yetkili olup, bu kurumlar satış,devir ve tescile ilişkin işlemlerin gerçekleştirilmesiiçin gerekli elektronik veri akışını sağlarlar.Satış ve devir işlemlerini yapanlar, bu işlemler sırasındaedindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirde Türk Ceza Kanununun 239uncu maddesi uyarınca cezalandırılırlar.
Satış ve devir işlemlerininbildiriminden itibaren bir aylık süre içerisinde ilgili trafiktescil kuruluşu veya Emniyet GenelMüdürlüğünün uygun gördüğükamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malik adınatescil belgesi düzenlenerek elden veya postaaracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesinin bir ayiçerisinde teslim edilememesi halinde yeni malike sorumlulukyüklenemez.
Bu bentte düzenlenen satış vedevir işlemleri her türlü harçtan, bu işlemlereilişkin düzenlenen kâğıtlar damga vergisi vedeğerli kâğıt bedellerinden istisnadır. Trafik tescilkuruluşunda yeni malik adına yapılacak tescil nedeniyledüzenlenmesi gereken değerli kâğıtların bedelleri,satış ve devir esnasında noterler tarafından tahsil edilirve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 119 uncu maddesi uyarıncabeyan edilerek ödenir. Bu bentte yer alan işlemler sebebiylenoterlere herhangi bir pay veya aidat ödenmez.
1512 sayılı Kanunun 112 nci maddesiuyarınca belirlenen ücret uygulanmaksızın satışve devre ilişkin her türlü işlemkarşılığında toplam 20 Türk Lirası maktuücret alınır. Söz konusu ücret, her takvimyılı başından geçerli olmak üzere önceki yıldauygulanan ücret tutarının o yıl için 213sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilan olunan yenidendeğerleme oranında artırılması suretiylehesaplanır.
Haciz, müsadere, zapt, buluntu, trafiktenmen gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesimüdürlükleri, milli emlak müdürlükleri ilediğer yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafındansatışı yapılan araçların satıştutanağının bir örneği aracın kayıtlıolduğu trafik tescil kuruluşlarına üçişgünü içerisinde gönderilir. Aracı satınalanlar gerekli bilgi ve belgeleri sağlayarak ilgili trafik tescilkuruluşundan bir ay içerisinde adlarına tescil belgesi almakzorundadırlar. Alıcıların tescil belgesi almak içinsüresinde başvurmamaları halinde bu araçlarıalıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeyeEmniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir.
Bu bendin uygulanmasına ilişkin usulve esasları belirlemeye İçişleri ve MaliyeBakanlıkları yetkilidir.
e) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.)Araç satın alıp, bu maddenin birinci fıkrasının(a) bendinin (1) numaralı alt bendine uymayanlar ile (d) bendininsekizinci paragrafı hükümlerine göre bir ayiçerisinde tescil belgesi almayan alıcılara 130 TürkLirası, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlere ise her birişlem için 1.000 Türk Lirası idari para cezasıverilir. Tescil yapılmadan trafiğe çıkarılan araçlar,tescil yapılıncaya kadar trafikten men edilir.” denilmek suretiile, ülkeye gümrük kanalı ile girişyapan araçların ilk tescil işlemlerinin araçsahiplerinin gümrükten geçişiyapılan araçların tescili için gümrüktençekme tarihinden itibaren üç ay içinde tesciliiçin; ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet GenelMüdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veyakuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzelkişilerine başvurmaları gerektiği, busırada araçların giriş işlemleriniyapan gümrük idarelerinin bu durumu 15 güniçinde araç sahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşunabildirmekle yükümlü oldukları, tesciledilmiş araçların her çeşit satışve devirlerinin, satış ve devri yapılacak araçtandolayı motorlu taşıtlar vergisinin, gecikme faizinin, gecikmezammının, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıtüzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcıherhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araçsahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescilkayıtları esas alınarak noterler tarafındanyapılacağı ve araç satın alıp, bu maddeninbirinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendineuymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafı hükümlerinegöre bir ay içerisinde tescil belgesi almayan alıcılara130 Türk Lirası, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlereise her bir işlem için 1.000 Türk Lirası idari paracezası verileceği ve tescil yapılmadan trafiğeçıkarılan araçların tescilyapılıncaya kadar trafikten men edileceği hükmebağlanmıştır.
Aynı Kanunun “Belge ve plakavermeye yetkili kuruluşlar:” başlıklı 22. Maddesinde; “(Değişik: 18/1/1985 - KHK 245/8 md.; Aynen kabul:28/3/1985 - 3176/8 md.)
Yönetmelikte gösterilen esaslaragöre:
a) Askeri maksatlarla kullanılanTürk Silahlı Kuvvetlerine ait bütün araçlar ileçeşitli anlaşmalara göre askeri amaçla yurdumuzdabulunan kuruluşlara ait araçların tescilleri TürkSilahlı Kuvvetlerince,
b) Raylı sistemleçalışan araçların tescilleri,kullanıldığı yerlere göre ait olduğukuruluşlarca,
c) İş makinesitüründen araçların tescilleri;
1. Kamu kuruluşlarına ait olanlarilgili kuruluşlarınca,
2. (Değişik: 17/10/1996 - 4199/10md.) Özel veya tüzelkişilere ait olanlardan; tarımkesiminde kullanılanlar ziraat odalarınca, tarım kesimindekullanılanların dışında kalan ve sanayi,bayındırlık ve diğer kesimlerde kullanılanlarıntescilleri, üyesi oldukları ticaret, sanayi veya ticaret ve sanayiodalarınca,
d) Tarım kesiminde kullanılanlarhariç, İl Trafik Komisyonlarından karar alınmakşartı ile motorsuz taşıtlardan gerekligörülenlerin tescilleri belediyelerce,
e) (Mülga: 13/2/2011-6111/57 md.)
Yapılır, belge ve plakalarıverilir.
(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Birincifıkrada sayılanlar dışında kalanbütün araçların tescilleri, araca ait belgelerindüzenlenmesi, kişiselleştirilmesi, kişiselleştirilenbelgelerin basımı ve ilgililerine elden veya postaaracılığı ile teslimi işlemleri Emniyet GenelMüdürlüğü veya bağlı trafik tescilkuruluşlarınca yapılır. Emniyet GenelMüdürlüğü; ilk tesciliyapılacak araçların tesciline esas teşkil edecekişlemleri elektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluyla yapmaküzere, elektronik ortamda oluşturduğu bir ay süre ilegeçerli tescile ilişkin geçici belgeyi basmak ve araçsahibine vermek üzere kamu kurum veya kuruluşları ilegerçek veya özel hukuk tüzel kişileriniyetkilendirebilir. Yetkilendirilen bu gerçek veya özel hukuktüzel kişileri, yapacakları işlemleri aralarındadüzenleyecekleri protokol çerçevesinde başkagerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine deyaptırabilirler. Araca ait kişiselleştirilen belgelerinbasımı ve ilgililerine elden veya posta yoluyla teslimi, EmniyetGenel Müdürlüğü tarafından belirlenen kamu kurumveya kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerine deyaptırılabilir. Bu işlemlerin yapılmasına dair usul veesaslar yönetmelikte belirlenir.
(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Tescilbelgesinin bir ay içinde teslim edilememesi hâlinde, bunailişkin olarak araç sahibine sorumluluk yüklenemez.
(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Genelhükümlerden kaynaklanan sorumlulukları saklı kalmaküzere, ikinci fıkra hükmüne göre yetkilendirilmişgerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine, belirlenen usulve esaslara aykırı hareket etmeleri halinde tespitinyapıldığı yerin mülki amiri veya bu konu ile ilgiliolarak yetkilendireceği trafik tescil birim amiri tarafından on binTürk Lirası idarî para cezası verilir.
(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/57 md.) Tescileilişkin geçici belge, 5237 sayılı Türk CezaKanununun uygulanmasında resmî belge sayılır”denilmek sureti 1. fıkrada bentler halinde sayılan istisnalarharicinde kalan araçlara ilişkin tescile yönelikişlemlerin Emniyet Genel Müdürlüğü veyabağlı trafik tescil kuruluşlarıncayapılacağı, Emniyet GenelMüdürlüğünün ilk tesciliyapılacak araçların tesciline esas teşkil edecekişlemleri elektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluylayapacağı düzenlenmiştir.
Davanın açıldığı31.03.2016 tarihinde yürürlükte bulunan 01.05.2010 gün ve27568 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan yönetmelikledeğişik 18.07.1997 tarih ve 23053 sayılı Resmi Gazetedeyayınlanarak yürürlüğe giren Karayolları TrafikYönetmeliği’nin “Yeni Kayıt”başlıklı 31. maddesinde;
İlk defa tesciliyapılacak araçların tescil işlemi, sahiplerininNüfus ve Vatandaşlık İşleri GenelMüdürlüğü Adres Kayıt Sisteminde belirtilenyerleşim yerinin bulunduğu yerdeki trafik tescil şube veyabürosunda yapılır. Kamu kurum veya kuruluşlarıncafinansal kiralama yoluyla kiralanan ve ilk defa tesciliyapılacak araçlar, kiracının bulunduğu yerintrafik tescil kuruluşunda da tescil ettirilebilir.
Araçların ilk tescilleri,araç sahiplerinin, kanuni temsilcilerinin, vekillerinin veya kamu kurumveya kuruluşları ile tüzel kişiliklerce yetkilendirilenkişilerin ibrazı mecburi belgeleri göstererek üzerindekibilgiler tam, okunaklı, örneğine uygun olarak doldurulmuş,bu Yönetmeliğin ekinde yer alan "Araç Trafik TescilMüracaat ve İşlem Formu” (Ek-1)’nu veya işlemiyapan trafik tescil kuruluşunca elektronik ortamda düzenlenen“Araç Tescil İşlem Formu” (Ek-43/A,Ek-43/B)’nu trafik tescil şube veya bürolarında yetkilimemurun önünde imzalaması suretiyle yapılır.
Trafik tescil kuruluşlarınamüracaat sırasında sahiplik belgesi, uygunluk belgesi, zorunlumali sorumluluk sigortası poliçesi ile özel tüketimvergisi ödeme belgesinin aslının ibraz edilmesi zorunludur.Ancak, bu belgelere ait bilgilerin trafik tescil kuruluşlarınca,ilgili kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veyadiğer tüzel kişilerinden elektronik sistemlealınabilmesi halinde, ibraz zorunluluğu aranmaz.
Araç sahibince beyan edilen bilgilerdenaraca ait olanlar ibraz edilen belgelerle, kişiye ait olanlar isenüfus hüviyet cüzdanı ve Nüfus veVatandaşlık İşleri Genel MüdürlüğüMerkezi Nüfus İdaresi Sistemi kayıtlarındankarşılaştırılarak yetkili memurca tasdik edilir.
Araca ait ibraz edilen belgelere"............... plakaya tescil yapılmıştır"kaşesi vurulur ve bu belgeler muhafaza edilmek üzere araçsahibine iade edilir.
Yaşı itibariyle Araç Muayeneİstasyonlarının Açılması, İşletilmesive Araç Muayenesi Hakkında Yönetmelikte belirtilen ilk muayenesüresini geçirmiş araçların muayenesininyaptırılması zorunludur.
Araç Tescil Belgesi ile MotorluAraç Trafik Belgesi araç sahibine veya kanuni vekiline veya kamukurum veya kuruluşları ile tüzel kişiliklerceyetkilendirilen kişiye elden teslim edilir.
Araç Tescil Belgesinin Emniyet GenelMüdürlüğünce elektronik sistemle gönderilenbilgiler esas alınarak Darphane ve Damga Matbaası GenelMüdürlüğünce düzenlenmesi halinde, belgegerçek kişiler için araç sahibinin Nüfus veVatandaşlık İşleri Genel MüdürlüğüAdres Kayıt Sisteminde belirtilen yerleşim yeri adresine, tüzelkişiler için ticaret sicil gazetesi, tüzük veyadiğer resmi kayıt belgelerinde belirtilen adreslerine postaaracılığı ile teslim edilir. Yabancılar içinise belgelerin gönderileceği adrese ilişkin hususlar Emniyet GenelMüdürlüğünce belirlenir ve Darphane ve DamgaMatbaası Genel Müdürlüğüne bildirilir.
Araca ve tesciline dair bilgiler Emniyet GenelMüdürlüğünce elektronik ortamda tutulur. Ayrıca,tescile dair müracaat formları (Ek-1, Ek-43/A, Ek-43/B) ve gereklidiğer belgelerin saklanacağı dosya oluşturularak, tescilplaka numarasına göre arşivlenir.
Tesciliyapılan araçların tescille birlikte aynı andatrafikten çekilmesi talebinde bulunulması halinde, öncelikletescil işlemi yapılır, ancak motorlu araç trafik belgesidüzenlenmez ve tescil plakası bastırılmaz. Tescilişlemini takiben 41 inci madde hükümleri doğrultusundatrafikten çekme işlemi yapılır.” denilmek suretiile, ilk kaydı yapılacak araçlara ilişkin usuliprosedür ayrıca düzenlenmiş, bu maddede de tescilişlemlerinin 2918 sayılı Kanun’un 5. Maddesigereğince oluşturulacak trafik tescil şube ve bürolarıaracılığıyla gerçekleştirileceği bir kezdaha ortaya konulmuştur.
Tüm bu yasal mevzuat veyargı kararları kapsamında dava konusu olay elealındığında, davaya konu aracın 2008yılında dava dışı kişilerin hukukaaykırı işlemleri ile idare yanıltılarak ülkeyesokulduğu; trafiğe tescilleri için gerekli işlemlerin2918 sayılı Kanun’un 5, 20, 22 ve bu kanunun uygulanmasınayönelik Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 29, 30 ve31. maddelerine aykırı şekilde sağlandığı; aracın ilk kez bir şirket adına,başka bir plaka numarasıyla ilk kaydınınyapıldığı, daha sonra dava dışı birkişiye, ondan sonra da davacı adına trafiğe tesciliningerçekleştiği; dava konusu 16 LNE... plakalıaraca, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıncakaçakçılıkla mücadele kapsamındabaşlatılan soruşturması kapsamında, yurtdışından yasa dışı yollarla ithalatyapıldığı gerekçesi ile Ankara 2.Sulh CezaHakimliğinin, 2015/4661 D.İş sayılı dosyası ileverilen el koyma kararı doğrultusunda el konulduğu; davacıvekili, müvekkilinin aracı trafik kaydına güvenereknoterden iyi niyetli olarak, devletin resmi kayıtlarınagüvenerek satın aldığını; motorluaraçların trafiğe tescili işlemlerinin mevzuatta gösterilenşekilde idarelerin sorumluluğunda bulunduğunu; söz konusuaracı alan müvekkilinin, bu nedenle maddi zararauğradığını iddia ederek zararını olaydakusuru bulunan davalı idarelerden tazmin etmek için eldekidavayı açtığıanlaşılmıştır.
Bu açıklamalarışığında, mevzuatın emredicihükümlerine aykırı şekilde gerçekleştirilenişlemler nedeni ile uğranıldığı ilerisürülen zararın tazmini istemi ile açılan davada, bukonuyu düzenleyen 2918 sayılı Kanunun göreve ilişkindüzenlemesinin dikkate alınması ve görevli yargıyerinin bu kapsamda belirlenmesi gerekmektedir.
Nitekim 2918 sayılı Yasanın19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde “…bu Kanundandoğan sorumluluk davaları, adli yargıdagörülür” Geçici 21. maddesinde de “BuKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiğitarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdareMahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmek sureti ile 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındankaynaklanan zararların tazmini istemi ile açılacak sorumlulukdavalarında adli yargı yerlerinin görevli olacağıayrıca ve açıkça belirtilmiştir.
2918 sayılı Kanunun 110 uncumaddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.AsliyeHukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itirazbaşvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırıgörmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir:“… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimikararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişimeparalel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamuayırımı yapılmasını gerektiren bir neden deyoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralAnayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırıdeğildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any. Mah.nin26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G.27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin sonfıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir.
Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ileAnayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin 2918sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanan sorumlulukdavalarını kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındandoğan sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar, dava konusu olaydadavacının zararına sebebiyet veren eylemler, davadışı kişilerin hileli işlemleri ile idareyanıltılarak ülkeye sokulduktan sonra, trafiğe tescilleriiçin gerekli işlemlerin hukuka aykırı şekildegerçekleştirilmesi sebebiyle, idare çalışanlarınınkusurundan kaynaklanan ve idari hizmetin kötü işlemesikapsamında değerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de;davaya konu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılıKanun’un ve bu kanunun uygulanmasına yönelik KarayollarıTrafik Yönetmeliği’nin araçların tescilineilişkin hükümlerine aykırı hareket edilmesindenkaynaklandığı, 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesindede, madde ayrımı yapılmaksızın 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarının adli yargıyerinde çözümleneceğinin açıkçabelirtildiği; bu düzenlemenin, genel idare esaslarınailişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğerkanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenle idareajanlarının eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konuuyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğikanaatine ulaşılmıştır.
Ayrıca davaya konu araca ilişkinolarak hukuka aykırı olarak gümrük kabul vetrafik tescil işlemlerinin ilk olarak gerçekleştirildiği2008 yılında 2918 sayılı Kanun’un 110.maddesiyürürlükte değil ise de; görev kuralları kamudüzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflariçin bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişede etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Belirtilennedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nınbaşvurusunun kabulü ile Bursa 1. İdare Mahkemesince verilen 17.03.2017gün ve E:2016/407 sayılı görevlilik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle YargıtayCumhuriyet Başsavcısının BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Bursa 1. İdare Mahkemesince verilen 17.03.2017gün ve E:2016/407 sayılı GÖREVLİLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 26.2.2018 gününde Üye Turgay TuncayVARLI’nın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Şükrü
BOZER
Üye
Alaittin Ali
ÖĞÜŞ
Üye
Mehmet
AKSU
Üye
Süleyman Hilmi
AYDIN
Üye
Suna
TÜRE
Üye
Turgay Tuncay
VARLI
KARŞI OY
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 13.03.2017gün ve E:2017/154, K:2017/191 sayılı kararındabelirtilmiş olan “Karşı Oy”daki düşüncedoğrultusunda sayın çoğunluğun görüşünekatılamıyorum.26.2.2018
ÜYE
TurgayTuncay VARLI
Full & Egal Universal Law Academy