T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2018 / 55
KARAR NO : 2018 / 88
KARAR TR : 26.2.2018
ÖZET : Karayolunda meydana gelen tek taraflı, maddi hasarlı trafik kazasında uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk
K A R A R
Davacı : A.Hazır Beton San ve Tic. AŞ.
Vekilleri : Av. Y.E., Av. Y.E.
Davalı : Denizli Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı
Vekili : Av. B.Ç.
O L A Y : Davacı vekili dilekçesinde; müvekkiliŞirket adına kayıtlı 20 AHB.... plaka sayılıDamperli kamyonetin, sürücüsünün kontrolündeKayhan Kasaplar istikametinden gelip Necip Ali caddesini takiben YSKkavşağı istikametine seyretmekteyken, 1254 sokakkavşağında yolda bulunan 3,35 cm uzunluğunda, 2,00 m eninde, 2,30 cm derinliğindeki çukura girdiğini, aracınınön dingillerinin kırılması sonucu maddi hasar oluştuğunu;Denizli Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü'nün18/11/2015 tarih, 2015/2167 kaza sıra numarası iledüzenlediği Trafik Kaza Tespit Tutanağına görekazanın oluşumunda; yolun bakım ve onarımından sorumluilgili kuruluşun kusurlu olduğu, kamyon sürücüsününkusurunun olmadığı kanaatinevarıldığını; hasar gören aracın onarımsüresince kiraya verilememesi sebebiyle oluşan kazançkaybının hesap edilmesi istemine ilişkin olarak Denizli 1.AsliyeHukuk Mahkemesi'nin 2015/65 D.İş sayılı dosyası iletespit edilen bedelin ödenmesi için yapılan ihtara verilencevabi yazı ile Denizli Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı DESKİ GenelMüdürlüğünün uğranılan zararıkabul ettiğini; DESKİ’nin BüyükşehirBelediyesi'ne ait bir kuruluş olduğunu, Belediye Kanunu veBorçlar Kanunu hükümleri gereğinceBüyükşehir Belediyesinin kaza neticesinde oluşan zarardansorumlu olduğunu ifade ederek; fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak kaydı ile müvekkiline ait aracın, tamirsüresindeki iş gücü kaybı nedeniyleuğranılan şimdilik 1.000,00 TL zarar bedeli ile 752.80 TLtutarında tespit giderleri olmak üzere şimdilik toplamda 1.752,80TL tutarın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ilebirlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle DenizliBüyükşehir Belediye Başkanlığına karşı,8.8.2016 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.
Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi; 15/12/2016 gün ve E:2016/555,K:2016/586 sayı ile 2560 Yasa uyarınca davalıya husumetdüşmeyeceği ve davalının tarafsıfatının bulunmadığından bahisle HMK'nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca dava dilekçesinin usulden reddinekarar vermiş; bu karara karşı istinaf yolunabaşvurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi DördüncüHukuk Dairesi; 1.3.2017 gün ve E:2017/136, K:2017/124 sayı iledavalı Büyükşehir Belediyesinin kamu idaresi olması vekendisinden hizmet kusuru nedeniyle tazminat talep edilmesikarşısında söz konusu davanın görüm veçözüm yerinin idari yargı olduğu gerekçesiyledavacının istinaf talebinin değişik gerekçe ilekabulüne; Mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-4.maddesiuyarınca kaldırılmasına veaçıklandığı şekilde karar verilmek üzeredosyanın mahal mahkemesine çevrilmesine karar vermiştir.
DENİZLİ 4.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ;11.4.2017 gün ve E:2017/141, K:2017/231 sayı ile “(…)Dava,Hizmet kusurundan kaynaklı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyleuğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalıBüyükşehir'in bakım ve gözetim sorumluluğunuyerine getirmediği yolda oluşan büyük ve derin çukurnedeniyle, davacıya ait damperli kamyonun kaza yapması nedeniyledavacının araç hasar bedeli ve aracınkullanımından mahrum kalması nedeniyle zararauğradığı, meydana gelen kazanın yolun gereklibakım ve onanınım ve işaretlemesini yapmayan idareninkusurlu hizmetinden kaynaklandığı iddiasıyla tazminiistemiyle eldeki davayı açmıştır.
Olayları açıklamak taraflara, hukukinitelendirme yapmak ise hakime aittir(HMK 33. Madde).Davacı vekilinin davadilekçesi ve sunduğu deliller bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde, davanın davalı idarenin hizmet kusurundankaynaklanan zararın tazmini istemi ileaçıldığını ve bu nedenle hizmet kusurunadayalı davanın hangi yargı yerinde(Adli yargı/İdariYargı) görülmesi gerektiği hususunun öncelikli olarakçözümlenmesi gerekmektedir.
Somut olaydaki uyuşmazlığınçözümü bakımından "hizmet kusuru"kavramı ve uyuşmazlığa ilişkin yasaldüzenlemelerin açıklanmasında yarar bulunmaktadır.
2709 sayılı Türkiye CumhuriyetiAnayasası’nın “Yargı Yolu”başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrası“İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşıyargı yolu açıktır” hükmünü, sonfıkrası ise “İdare, kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlüdür”düzenlemesini içermektedir.
İdare hukukunda idarenin iki tür sorumluluğukabul edilmektedir. Biri idarenin özel hukuk ilkeleri doğrultusundayaptığı sözleşmelerden kaynaklanan özel hukuksorumluluğu; diğeri ise, idarenin idare hukuku ilkeleridoğrultusunda yapmış olduğu sözleşmeler veidarenin her türlü işlem ve eyleminden kaynaklanan kamu hukukuilkeleri doğrultusunda oluşmuş idare hukukuna özgüsorumluluk türüdür. İdarenin kişilere verdiğizararları tazmin yükümlülüğü, idarenin“hizmet kusuruna (kusurlu sorumluluk)” ve “kusursuzsorumluluğuna” dayanmaktadır.
İdarenin kusura dayanan sorumluluğu, uygulamada“hizmet kusuru” kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmetkusurunun tam ve kapsamlı bir tanımını yapmak zor olmaklabirlikte genel olarak doktrinde hizmet kusuru; idarenin ifa ile mükellefolduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesindeveya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahutişleyişinde bir takım aksaklık, hukukaaykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlıkveya ihmalin ortaya çıkması, şeklindetanımlanmaktadır (SARICA, Ragıp, “Hizmet Kusuru veKarakterleri”, İstanbul Üniversitesi Hukuk FakültesiMecmuası, Y. 1949, C. 15, S. 4, s. 858; ATAY, Ender Etem, İdareHukuku, Ankara 2006, s. 571; YILDIRIM, Turan, İdari Yargı,İstanbul 2008, s. 253 ).
Hizmet kusurunun üç durumdavarlığı hem yargı içtihatları hem deöğreti tarafından kabul edilmiştir. Bu üçdurum; hizmetin hiç işlememesi, hizmetin geç işlemesive hizmetin kötü işlemesidir.
Buna göre idare kural olarakyürüttüğü kamu hizmeti ile nedensellik bağıkurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, İdariYargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türlerive İdari Yargı Yetkisinin Sınırı”başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının“b” bendi gereğince “İdari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar” idari yargı yerinde tam yargı davasıaçabilecektir. Yine İYUK 15/I-a maddesinde ise, adliyargının görevli olduğu konularda açılandavaların reddine karar verileceği de hükmebağlanmıştır.
Hizmet kusuruna ilişkin bu açıklamalardansonra, somut uyuşmazlığın temelini oluşturan 2918sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 110.maddesindeki düzenlemeye değinmekte yarar bulunmaktadır.
2918 sayılı KTK’nın 11.01.2011 tarihve 6099 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile değişik“Görevli ve Yetkili Mahkeme” başlıklı 110.maddesinin 1. fıkrası “İşleteni veya sahibi Devlet vediğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyetverdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundandoğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür.Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır” hükmünüiçermektedir.
Özellikle maddede metninde geçen“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları” ibaresinin farklı yorumlanmasınınyargı yoluna ilişkin ihtilafı doğurduğugörülmektedir.
Buradan hareketle 2918 sayılı KTK’dasorumluluğa ilişkin düzenlemelerin hangi hallerde, kime/kimlereyönelik olduğunun belirlenmesi gerekmektedir.
2918 sayılı KTK’da hukuki sorumluluğailişkin düzenlemeler “Hukuki Sorumluluk ve Sigorta”başlıklı 8. kısımda 85 ve devamı maddelerinde yeralmaktadır. 85. maddenin 1. fıkrası “Bir motorluaracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veyayaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebepolursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veyaişletme adı altında veya bu teşebbüs tarafındankesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni vebağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğanzarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar”şeklindedir.
Bunun yanında yine Kanunun “Devlete ve KamuKuruluşlarına Ait Araçlar” başlıklı 106.maddesi “Genel bütçeye dahil dairelerle katmabütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere, kamuiktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorluaraçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanununişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleriuygulanır. Bu kuruluşlar, 85 inci maddenin birincifıkrasına göre olan sorumluluklarınınkarşılanmasını sağlamak üzere 101 inci maddedekişartları haiz milli sigorta şirketlerine mali sorumluluksigortası yaptırmakla yükümlüdürler”hükmünü içermektedir.
Görüldüğü gibi KTK’dasorumluluğa yönelik düzenlemeler 85 ve devamı maddelerindeyer almakta olup; sorumlu olarak motorlu araç işleteni(gerçek ya da farazi işleten olabilir) ve araçişleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibibelirlenmiştir. Buna göre bir motorlu aracın işletilmesibir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyinzarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın birteşebbüsün unvanı veya işletme adı altındaveya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesihalinde, “motorlu aracın işleteni ve bağlıolduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardanmüştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklardır”.Özellikle 106. maddede belirtildiği üzere kamu kuruluşlarınaait araçların neden olduğu zararlara ilişkin sorumlulukda 85 ve devamı maddeleri gereğince işletenin hukukisorumluluğuna ilişkin hükümlere tabikılınmıştır.
Anlaşılmaktadır ki, yapılandeğişiklik ile 2918 sayılı KTK’dan doğansorumluluk davalarının, işleteni veya sahibi Devlet vediğer kamu kuruluşları olan araçların nedenolduğu zararlara ilişkin olanları da dahil olmak üzere adliyargı yerinde görüleceği, zarar görenin kamugörevlisi olmasının da bahsi geçen Kanunhükmünün uygulanmasını önlemeyeceğiöngörülmüştür.
Burada vurgulanması gereken husus, ister özelhukuk isterse kamu hukuku kişisi olsun 2918 sayılı KTKgereğince sorumluluğu ancak motorlu araç işleteni vearaç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüssahibi sıfatı ile söz konusu olabilmektedir. İşletentanımı ise KTK’nun 3. maddesinde “Araç sahibi olanveya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcısıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracınuzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyetveya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka birkişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmaküzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufubulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır”düzenlemesine yer verilmiştir.
Buna ilaveten, KTK’nın 110. maddesindeki 6099sayılı Kanunun 14. maddesi ile yapılan değişiklikgerekçesinin değerlendirilmesi de sorununçözümüne katkı sağlayacaktır.Gerçekten 110. maddede yapılan değişikliğin genelgerekçesinde “...Karayolları Trafik Kanunu, kamuya aitaraçların karayolu üzerindeki seyrini (m.85, 86, 90, 106, 109ve diğ.) kendi kapsamına almış ve bu neviaraçların sebebiyet verdikleri zararların tazminidavaları -doğru olarak- adli yargıdagörülmüştür...”; madde gerekçesinde ise“...Komisyon; Kanunun kamu araçlarının karayolundakiseyrini ve bu sırada oluşan haksız fiilleri özel hukukabağlı kılmış olması karşısında (m.106), bu tür fiillerden kaynaklanan davaların adli yargıdagörülmesini, bu kabulün kaçınılmaz sonucuolarak görmektedir... Sonuç olarak, kamuya ait olanaraçların sebebiyet verdiği trafik kazaları ile hemzemingeçitlerde meydana gelen tren-trafik kazaları KarayollarıTrafik Kanununa bağlı kılınmış, buuyuşmazlıklarda görevin adli yargıda olduğuyönünde düzenleme yoluna gidilmiştir...”şeklinde kanun koyucunun amacı ortaya konulmuştur.
Görüldüğü üzere, anılandeğişiklikle “kamu araçlarının”verdiği zararlar nedeniyle işletenin sorumluluğuna ilişkinolarak 2918 sayılı Kanunun amacına uygun biçimde, adliyargıda görüm ve çözüm esasıbenimsenmiş, hizmet kusurundan kaynaklanan hukukiuyuşmazlıkların da bu kapsamda değerlendirileceğineyönelik her hangi bir ifadeye yer verilmemiştir.
Ayrıca değinilmesi gereken diğer bir husus,KTK’da kuruluşlar ve komisyonlara verilen görev ve yetkilereilişkin sorumluluğun bu Kanun kapsamında değerlendirilmesigerekip gerekmediğidir. 5216 ve 5393 sayılı kendi kuruluşyasaları yanında Büyükşehir Belediyeleri veBelediyeler KTK’nın 10. maddesinde genel olarak karayollarınıemniyetle kullanılmasını sağlamakla görevli ve yetkilikılınmıştır. KTK’da yalnızca Belediyelerindeğil, Kanun’un 2. Kısmının 4 ila 12. maddelerindekarayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzen ve güvenliğini sağlamak, trafik güvenliğiniilgilendiren gerekli önlemleri belirlemek ve motorlu araçlar ileilgili idari işlemleri düzenlemek amacı ile Emniyet GenelMüdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı,Sağlık Bakanlığı, Gıda Tarım veHayvancılık Bakanlığı, Ulaştırma Denizcilikve Haberleşme Bakanlığı ve Karayolları GenelMüdürlüğü’nün de görev ve yetkilerisayılmıştır.
Bununla birlikte 2918 sayılı KTK’dadiğer kamu idareleri ve Belediyelerin trafik düzeni ve trafikgüvenliği ile ilgili üstlendikleri kamu hizmetlerindendolayı hukuki sorumluluğu düzenlenmiş değildir. Diğerbir anlatımla, Büyükşehir Belediyeleri ve Belediyelerinkarayolu yapım, bakım ve işletilmesi şeklindeki kamuhizmetleri gibi diğer kamu kuruluşlarının kendi görevalanlarındaki kamu hizmetlerinin, idare hukuku ilke ve kurallarınagöre yürütüleceği, anılan kuruluşlarınidari işlem ve eylemlerinden doğan uyuşmazlıkların daAnayasa’nın 125. maddesi ve 2577 sayılıİYUK’nın 2. maddesine göre idari yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği noktasında duraksama bulunmamaktadır.
Yukarıdan beri yapılan açıklamalardeğerlendirildiğinde, KTK’dan doğan sorumluluk davaları85 ve devamı maddelerinde düzenlenen “motorlu aracınişletilmesinin” sonucu doğan zararlar nedeni ile “motorluaracın işleteni ve bağlı olduğuteşebbüsün sahibinin” sorumlu olduğu davalardır.Yani, KTK'nun 106. maddesi gereğince Devlet ve diğer kamukuruluşlarına ait motorlu araçların işletilmesinedeniyle araç işleticisi sıfatıyla (KTK'nun 85. maddesigereğince) kamu idareleri ve kuruluşlarına karşıaçılacaklar da dahil bütün araç sahibi veişleticilerine karşı açılan davalar adli yargıkolunun görev almana girmektedir. Buna karşın kamu idareleri vekuruluşlarının trafik güvenliği ve düzeninisağlamak amacıyla gerek kendi kuruluş yasaları, gerekse2918 sayılı KTK’na göre yürüttüklerihizmetlerin, kamu hizmeti niteliğini taşıması veyukarıda sözü edilen KTK’da görevlendirilen kamuidare ve kuruluşlarının sorumluluklarına ilişkin herhangi bir düzenlemenin ayrıca KTK’da yer almaması dikkatealındığında, trafik düzeni ve güvenliğihizmetlerinden kaynaklandığı iddia edilen zararlarıntazmini istemiyle ilgili idarelere karşı açılan davalaridari yargı kolunun görev alanına girmektedir.
Benzer bir uyuşmazlıkta aynı ilkelerDanıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26.02.2015 gün ve2015/493 Esas, 2015/557 Karar sayılı ilamında dabenimsenmiş ve idari yargı kolunun görevli olduğudeğerlendirilmiştir.
Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 04.11.2015gün ve 2015/17-225 E., 2015/2370 K., 04.11.2015 gün ve 2015/17-86E.,2015/2364 K., ile 04.11.2015 gün ve 2015/17-1869 E., 2015/2369 K.sayılı kararlarında da benimsenmiştir(YargıtayHGK'nın 29/06/2016 tarih, 2014/17-1163 E. - 2016/909 K., 17HD'nin13/06/2016 tarih 2016/5106 E. -7158 K. , 06/10/2006 tarih, 2016/2899 E. - 8595K. , 22/06/2016 tarih 2016/9557E.-7631 K.).
Somut olaya gelince, davalı Belediye'nin karayolununbakım ve onarımı ile ilgilenmediği ve gerekliişaretlemeyi de yapmadığı ve davacıya ait aracınkontrolden çıkarak kaza yapması sonucuhasarlandığı iddia edilmiştir. Bu iddiaya göre,davalı Belediye'ye ait bir aracın sebebiyet verdiği bir trafik kazasındanbahsetmek olanaksızdır. Davada KTK’nın 85 ve devamımaddelerinde düzenlenen işletenin hukuki sorumluluğunadeğil, davalı Belediye'nin görevlerini tam ve eksiksiz yerinegetirilmediği, yani yürütülen kamu hizmetinin kusurluolduğu iddiasına dayanılmıştır.Uyuşmazlık, oluşan hasarın hizmet kusurundankaynaklandığı iddiasına dayandığından,uyuşmazlığın çözüm yerinin de idariyargı yeri olacağı açıktır.
Yapılan açık yargılama dava, cevap vetüm dosya içeriğine göre eldeki davanın davalıidarenin hizmet kusuruna dayalı olarak açılan tazminatdavası olduğu ve davada idari yargı yolunun görevliolduğu anlaşılmakla, HMK'nun 114/1-b ve 115/2. Maddelerigereğince davanın usulden reddine karar verilerekaşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda AçıklananGerekçe ve Nedenlerle;
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun114/1-b maddesinde "Yargı yerinin caiz olması"şeklinde hüküm altına alınan davaşartının yokluğu nedeniyle, 6100 sayılıHMK'nın 115/2. Maddesi gereğince, DAVANIN USÛLDEN REDDİNE…”karar vermiş; istinaf yoluna başvurulması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Dördüncü Hukuk Dairesince,14.11.2017 gün ve E:2017/1093, K:2017/1084 sayı ile, davacıvekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak kararverilmiştir.
Davacı vekili bu defa, aynı somut olay nedeniyle9.000,00TL tazminat istemiyle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
DENİZLİ İDARE MAHKEMESİ; 19.12.2017gün ve E:2017/2084 sayı ile “(…) 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununun "Amaç"başlıklı 1. maddesinde. Kanunun amacınınkarayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığıve bu kanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde,yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzenive güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekligörülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklıişaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleriyapmanın, karayolunda trafik için tehlike teşkil edenengelleri gece veya gündüze göre kolayca görülebilecekşekilde işaretlemek veya ortadan kaldırmanın belediyetrafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir.
Öte yandan 2918 sayılı Yasanın19/01/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanlarıdahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıdagörülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bufıkra hükmünün uygulanmasının önlemez.Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarındandolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” hükümleri yer almaktadır.
2918 sayılı Kanunun 110. maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurulanüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, anılan kuralıAnayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir. Bahse konu kararın gerekçesinde;“(...) Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimikararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişimeparalel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığın çözümündeadli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlakbir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklıdeğildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlıolması gereken idari bir uyuşmazlığınçözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıyabırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarargörenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askerihizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçittemeydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarındagörülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanantüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusudüzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasındauygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek sözkonusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynıtür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı,bu suretle kısa sürede sonuç alınmasınınolanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davalarınadli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemeninkamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2., 125. vc 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir.” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı karan; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s. 136-147.)hususlarına yer verilmiştir.
Anayasa’nın 158. maddesinin sonfıkrasında “Diğer mahkemelerle. Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110. maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa'ya aykırı bulunmadığınadair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardırve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacıyaait 20 AHB.... plakalı araçta, 18.11.2015 tarihinde Denizliİlinde meydana gelen tek taraflı kazada (çukura aracındingillerinin girerek kırılması nedeniyle) maddi hasaroluştuğu ve tamir sürecinde zararauğranıldığı, oluşan maddi hasarda idarenin hizmetkusuru olduğundan bahisle 9.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte tazminiistemiyle bakılmakta olan davanın açıldığıanlaşılmaktadır.
Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19/01/2011tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi'nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsigeçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluştuğu iddia edilen zarardolayısıyla davacı zararının ödenmesi istemiyleaçılan bu davanın görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu sonucuna varılmıştır.
Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 01.06.2015tarih ve E:2015/445, K:2015/451 sayılı kararı da buyöndedir.
Açıklanan nedenlerle;uyuşmazlığın görüm veçözümünün adli yargı merciilerinin görevalanına girdiği sonucuna varıldığından, 2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi'nin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesi uyarıncagörevli yargı yerinin belirlenmesi için ilk görevsizlikkararını veren Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:2017/141esasına kayıtlı dava dosyasının ilgili mahkemedengetirtilmek suretiyle işbu dosya ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konudaUyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine…”karar vermiş; 25.12.2017 gün ve E:2017/2084 sayılı üstyazıyla gönderilen dava dosyaları, 2.1.2018 tarihinde Mahkememizkayıtlarına girmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Suna TÜRE, Alaittin Ali ÖĞÜŞ,Süleyman Hilmi AYDIN ve Turgay Tuncay VARLI’nın katılımlarıylayapılan 26.2.2018 günlü toplantısında:
I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre; İdare Mahkemesince, 2247 sayılıYasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuşolduğu, idari yargı dosyasının onaylıörneğinin Mahkemece, adli yargı dosyası ile birlikteUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usuleilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-HâkimTaşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nindavada adli yargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, karayolunda meydana gelen tek taraflı, maddihasarlı trafik kazasında uğranılan zararın tazminiistemiyle açılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak vetrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı;10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yollarıtrafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumdabulundurmanın, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafikışıklı işaretleri, işaret levhaları koymakve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görevve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan 2918 sayılı Yasanın19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisiolması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukukisorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde deaçılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkinhükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önceidari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmiştir.
Dava dosyalarının incelenmesinden; davacıŞirket adına kayıtlı 20 AHB.... plaka sayılıDamperli kamyonetin, 18/11/2015 tarihinde, sürücüsününkontrolünde Kayhan Kasaplar istikametinden gelip Necip Ali caddesinitakiben YSK kavşağı istikametine seyretmekteyken, 1254 sokak kavşağındayolda bulunan 3,35 cm uzunluğunda, 2,00 m eninde, 2,30 cm derinliğindeki çukura girdiğini, aracının ön dingillerininkırılması sonucu maddi hasar ve aracın onarımsüresince kiraya verilememesi sebebiyle kazanç meydanageldiği; kazanın oluşumunda, yolun bakım veonarımından sorumlu ilgili kuruluşun kusurlu bulunduğuiddia edilerek; adli yargı yerinde şimdilik 1.000,00 TL zarar bedeliile 752.80 TL tutarında tespit giderleri olmak üzere şimdiliktoplamda 1.752,80 TL tutarın; idari yargı yerinde ise 9.000,00TL.ninfaiziyle birlikte tazmini istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.
2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarakAnayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemişve idari uyuşmazlıkların çözümünde idareve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukukualanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanınagiren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idariyargının görev alanına giren biruyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin sonfıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir.
Bu durumda, 2918sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğegiren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilenkararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Denizli İdareMahkemesinin başvurusunun kabulü ile, Denizli 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin,11.4.2017 gün ve E:2017/141, K:2017/231 sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Denizli İdare MahkemesininBAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Denizli 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin,11.4.2017 gün ve E:2017/141, K:2017/231 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 26.2.2018gününde Üye Turgay Tuncay VARLI’nın KARŞI OYU veOY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Şükrü BOZER Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Mehmet AKSU Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Suna TÜRE Üye Turgay Tuncay VARLI KARŞI OY 03.11.2015 tarih ve 29521 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 28.09.2015 gün veE:2015/670, K:2015/671 sayılı kararında belirtilmiş olandüşünce doğrultusunda sayınçoğunluğun görüşünekatılamıyorum. 26.2.2018 ÜYE Turgay Tuncay VARLI
Full & Egal Universal Law Academy