T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2018 / 2 KARAR NO : 2018 / 33 KARAR TR : 29.01.2018 ÖZET: 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsamında yetim aylığı alma istemiyle açılan davanın İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı : H.A. Davalı : SosyalGüvenlik Kurumu Vekilleri : Av. Ü. S.(İdariYargıda) Av. C.T. (Adli Yargıda) O L A Y : Davacı;babasının 26/07/1945-03/10/1951 tarihleri arasında Hâkimolarak çalıştıktan sonra vefat ettiğini, 7 yıl,8 ay, 27 gün hizmetinin bulunduğu, evli olmadığıve Emekli Sandığı Kanunu'na göre aylık ya da herhangibir ödeme almadığı gerekçesiyle 11/10/2012 tarihlidilekçeyle merhum babasından dolayı tarafına yetimaylığı bağlanması talebiyle davalı kurumayaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaliistemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. ANKARA 18. İDARE MAHKEMESİ:08.10.2013tarih ve E:2013/1132; K:2013/202 sayılı kararı ile "5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu’nun 1. maddesinde; Bu Kanunun amacının, sosyalsigortalar ile genel sağlık sigortası bakımındankişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacakkişileri ve sağlanacak haklan, bu haklardan yararlanma şartlanile finansman ve karşılanma yöntemlerim belirlemek; sosyalsigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişiile ilgili usûl ve esasları düzenlemek olduğubelirtilmiş, 34. maddesinde; Ölen sigortalının 33üncü madde hükümlerine göre hesaplanacakaylığının; Bu Kanunun 5 inci maddesinin birincifıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanunkapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamındaçalışmayan veya kendi sigortalılığınedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradanboşanan veya dul kalan kızlarının her birine % 25'ioranında aylık bağlanacağı ifade edilmiş,geçici 4. maddesinin 13. fıkrasında; "Bu Kanunun 4üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendikapsamındaki sigortalıların borçlandığı,ihya ettiği hizmetleri ile birlikte bu Kanuna göre aylığahak kazanmaları ve müracaat etmeleri halinde, paranınödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren kendilerineaylık bağlanır. Ancak emeklilik ikramiyesi ödenmişsüreler emeklilik ikramiyesinde nazara alınmaz.1’ denilmişve aynı maddenin 14. fıkrası; "Bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten önce ölen, ancak bu Kanunlayürürlükten kaldırılan ilgili kanunhükümlerine göre ölüm aylığınınbağlanabilmesi için yeterli prim ödeme günsayısı olmayan sigortalının hak sahiplerinin, primödeme gün sayısı bakımından bu Kanunhükümlerine göre ölüm aylığına hakkazanması halinde, müracaat tarihini takip eden aybaşındanitibaren, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 5434sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanacakaylıkları, bu Kanunun 32 nci, 34 üncü ve 37 ncîmaddelerine göre ödenir.” şeklinde düzenlenmiş,101. maddesinde ise; "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde,bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortayaçıkan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerindegörülür." hükmüne yer verilmiştir. Dava dosyasınınincelenmesinden; davacının babasının 26/07/1945-03/10/1951tarihleri arasında çalıştıktan sonra vefatettiği, 7 yıl, 8 ay, 27 gün hizmetinin bulunduğu,davacının evli olmaması ve Emekli SandığıKanunu'na göre aylık yada herhangi bir ödemealmadığı gerekçesiyle 11/10/2012 tarihlidilekçeyle merhum babası M.A. A.'dan dolayı tarafınayetim aylığı bağlanması talebiyle yapmışolduğu başvuruya verilen cevapta 5510 sayılı yasanıngeçici 4. maddesine göre tasfiye olan hizmetlerinihyasının gerektiği ve bunun davalı idareye 2741,00 TLödenerek gerçekleşebileceği bildirilmiş bununüzerine davacı tarafından gerekli ödeme yapılmışancak davalı idarece sigortalı olarak emekli maaşıaldığı gerekçesiyle 5510 sayılı Kanun'un 5754sayılı Kanun’la değişik 34. maddesinin (b)fıkrasına göre yetim aylığıbağlanmasına imkan bulunmadığı ve davacıtarafından yersiz ödenen 2741,00TL'nin iade edileceğine dairtesis edilen işlemin iptali istemiyle bakılan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır. Olayda; davacıya vefat edenbabasından dolayı yetim aylığıbağlanmamasına ilişkin işbuuyuşmazlığın çözümü, 5510sayılı Kanun’un 34. maddesi hükümleri uyarıncadeğerlendirileceğinden, dava konusu işleme karşıanılan Kanun’un 101. maddesi uyarınca adli yargı yerinde(İş mahkemelerinde) dava açılması gerektiğisonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerledavanın 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüYasasının 15/1-a. maddesi hükmü uyarınca görevyönünden reddine" karar vermiş, karar temyizedilmiştir. DANIŞTAY 11. DAİRESİ:24.04.2014 gün, E:2014/322, K:2014/2352 sayılı kararıyla"Davalı İdare tarafından, davanın görev retkararı ile sonuçlanmasına ve davanın avukat ile takipedilmesine rağmen, yasal düzenlemelere aykırı olarak lehinevekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka uyarlıkbulunmadığı ileri sürülerek Mahkemekararının bu yönüyle bozulması istenilmektedir. 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile göndermede bulunulan6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinin (ğ)bendinde; vekille takip edilen davalarda, kanun gereğince takdir olunacakvekâlet ücreti yargılama giderleri arasındasayılmıştır. Dosyanın incelenmesinden,davalı İdare tarafından savunma dilekçesiyle birlikteusulüne uygun düzenlenmiş vekâletnamenin dosyayaeklenmesine ve İdare Mahkemesince uyuşmazlığın adliyargının görevine girdiğinden bahisle davanıngörev yönünden reddine karar verilmesine karşın,davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediğianlaşılmaktadır. Bu durumda; yukarıda yer verilenKanun hükümleri uyarınca, vekille takip edilen davadadavalı İdare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesigerekirken, İdare Mahkemesince bu konuda bir karar verilmemesinde usulhükümlerine uygunluk görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle,davalı İdarenin temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesikararının vekâlet ücretine hükmedilmemesineilişkin kısmının Bozulmasına" karar vermiş,davanın görev yönünden reddine ilişkin kısmınböylece kesinleşmiştir. Davacı bu kez aynı talepleadli yargı yerine başvurmuştur. ANKARA 3. İŞ MAHKEMESİ:25.07.2017 gün, E:2016/361, K:2017/451 sayılı kararı ile" Dosyadaki kayıtlı bilgi ve belgelerden; davacınınmuris babası M.A.A.'ın 28/09/1955 tarihinde vefat ettiği,babasının 01/06/1946-30/09/1951 tarihleri arasında(Geçici 19. maddesi gereği 2 yıl 4 ay 27 gün hizmetdahil) TOPLAM= 7 yıl 8 ay 27 gün 5434 sayılı yasakapsamında geçen çalışmalarınınbulunduğu, davacının 12/10/2012 tarihli dilekçesi ilevefat eden babasından dolayı yetim aylığıbağlanması talebinde bulunduğu, Kurumun 05/03/2013 tarihliyazı cevabı ile davacının hak sahibi olmaşartını taşımadığından dolayıtalebinin red olunduğu anlaşılmaktadır. Dava, 5434 sayılı Kanunkapsamında davacının yetim aylığına hakkazanıp kazanamadığına ilişkindir. “Uyuşmazlıklarınçözüm yeri” başlığımtaşıyan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun134’üncü maddesinde, bu Kanunun uygulanmasından doğanuzlaşmazlıkların, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalarabakmakla görevli mahkemelerde görüleceği, 5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanununun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren101’inci maddesinde de, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayandurumlarda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortayaçıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerindegörüleceği hüküm altınaalınmıştır. İş Mahkemeleri, 5521sayılı Kanun ile kurulan istisnai nitelikte özel mahkemelerolup, 5510 sayılı Kanun’un geçici 4’üncümaddesinde; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihitibarıyla 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanuna göre;aylık, tazminat harp malullüğüzammı, diğerödemeler ve yardımlar ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılıKanunun 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, buKanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri dedâhil 5434 sayılı Kanunda kendileri içinbelirtilmiş olan şartları haiz olduklarımüddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olaniştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığıalmakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun32nci, 34 üncü ve 37nci maddelerindeki şartları haizoldukları müddetçe devam edilir... Bu madde kapsamınagirenlerin aylıklarının bağlanması,artırılması, azaltılması, kesilmesi, yenidenbağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya veborçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ileemeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddeninuygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleriayrıca dikkate alınır. ” hükmüöngörülmüştür. 5510 sayılı Kanunun 101ncimaddesinde yer alan “...bu Kanun hükümlerininuygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklariş Mahkemelerinde görülür. ” bölümününiptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi,22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla(RG. 25.1.2012, Sayı: 28184) davayı redlesonuçlandırmakla birlikte; söz konusu kararın Mahkememizönündeki uyuşmazlığa ışık tutacakşekilde şu gerekçeye dayandırmıştır: “...5754sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden öncememur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaktaolanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanunhükümlerine tabi olacaklar ve bunların emeklileribakımından da aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devamedecek; ancak 5754 sayılı Kanun’unyürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamugörevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun'unöngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilafhalinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesisedeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlemniteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilafları daevvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir.Bu bakımdan 5510 Sayılı Kanun’unyürürlüğünden sonra, prim esasına dayalıyani sistemin içeriği ve kanun kapsamındaki iş veişlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla yargılamanın bütünlüğüve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerininuygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümündeiş mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa yaaykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılıKanun'un yürürlüğe girmesinden önce statüdebulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyalgüvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idariişlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idariyargının görevinin devam edeceğiaçıktır... " Yukarıda sözü edilenmevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararınınbirlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisiolarak çalışmakta olanlar, daha önce olduğuüzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından daaynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak,bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlarınise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceğiaçıktır. Somut olayda; yukarıdakiaçıklamalar ışığı altındayapılan değerlendirmeye göre; davalı SGKBaşkanlığı (devredilen Türkiye Cumhuriyeti EmekliSandığı)’na yönelik iş Mahkemesineaçılan ve görülen inceleme konusu davada, taraflararasındaki hukuki uyuşmazlığınçözümünde 506 veya 5510 sayılı Kanunun uygulamayeri bulunmadığı" görüşüyle 6100sayılı HMK'nın 114/1-b maddesine göre dava şartıolan yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile davanın usuldenreddine karar vermiş, aleyhine istinaf yoluna gidilmeyen karar 02/10/2017tarihinde kesinleşmiştir. Davacı 25/07/2017 tarihlidilekçe ile dosyanın Mahkememize gönderilmesi içinmüracaat etmiş, dosya adli yargı mahkemesince Mahkememizegönderilmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Ahmet Tevfik ERGİNBAY, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN ve Turgay TuncayVARLI’nın katılımlarıyla yapılan 29.1.2018günlü toplantısında: I-İLK İNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre; adli ve idari yargıyerleri arasında 2247 sayılı Yasa'nın 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, adli ve idari yargıdosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarakdavacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlikkararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesinegönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hâkim Engin SELİMOĞLU’nun, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halilİbrahim ÇİFTÇİ ile DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın davada idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; evliolmadığını ve sosyal güvencesibulunmadığını ileri süren davacının26/07/1945-03/10/1951 tarihleri arasında 7 yıl, 8 ay, 27 günEmekli Sandığı Kanunu'na tabi olarakçalıştıktan sonra vefat eden babasından dolayıkendisine yetim aylığı bağlanması talebinindavalı kurumca reddi üzerine, işleminiptali istemiyle açılmıştır. 31.05.2006 tarih ve 5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretleçalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabınaçalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretleçalışanlar, (Tarım sigortalıları), devletmemurları ve diğer kamu görevlilerini (EmekliSandığı İştirakçileri), geçicimaddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik vesağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabitutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hakve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada AnayasaMahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, buKanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarakgörev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinidiğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonrakabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510 sayılıKanunda düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanuna eklenenGeçici 1 nci ve Geçici 4 ncü maddelerle, 5754sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4 ncü maddesininbirinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlarile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimleri hakkında,bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleride dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göreişlem yapılacağı hüküm altınaalınmıştır. 5754 sayılı Kanunun kimihükümlerinin iptali istemiyle açılan dava AnayasaMahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E: 2008/56, K:2011/58 sayılıkararı ile reddedilmiştir. 5510 sayılı Kanunun 101 ncimaddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerininuygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklarİş Mahkemelerinde görülür.” bölümününiptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi,22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla(RG. 25.1.2012, Sayı: 28184) davayı ret ilesonuçlandırmakla birlikte; söz konusu kararın Mahkememizönündeki uyuşmazlığa ışık tutacakşekilde şu gerekçeye dayandırmıştır:“…5754 sayılı Kanunun yürürlüğegirmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarakçalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar ve bunlarınemeklileri bakımından da aynı Kanun hükümleriuygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’unyürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamugörevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerinetabi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılıKanun değil, 5510 sayılı Kanun’unöngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilafhalinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıyla çalışmaktaolan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emeklisıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dulve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar vediğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceğiişlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğinikorumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğugibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir… Bubakımdan 5510 sayılı Kanununyürürlüğünden sonra, prim esasına dayalıyani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş veişlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla, yargılamanınbütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkanuyuşmazlıkların çözümünde işmahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’yaaykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıda açıklandığıüzere 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğegirmesinden önce statüde bulanan memurlar ve diğer kamugörevlileri ile ilgili sosyal güvenlik mevzuatınınuygulanmasından doğan idari işlem ve idari eylemniteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargınıngörevinin devam edeceği açıktır…” Yukarıda sözü edilenmevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararınınbirlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisiolarak çalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları gibibunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanunhükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak, bu Kanununyürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceği açıktır. Kaldı ki; T.C.Anayasası’nın 158.maddesindeki “…diğermahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır ” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesikararının bu uyuşmazlığınçözümünde esas alınacağı tartışmasızdır. Bu durumda, 5510 sayılıYasanın yürürlüğe girmesinden önceiştirakçi sıfatıyla çalışmakta olanmemurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetimaylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğerkamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem veyapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idarieylem” niteliğini korumaya devam edeceği,dolayısıyla, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılaniptal davaları kapsamında bulunan davanın, görüm veçözümünün idari yargı yerindegörüleceği sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle davanın görüm ve çözümü idariyargı yerinin görevine girdiğinden, Ankara 18. İdareMahkemesinin 08.10.2013 tarih ve E:2013/1132; K:2013/202 sayılıgörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle Ankara 18. İdare Mahkemesinin 08.10.2013 tarihve E:2013/1132; K:2013/202 sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 29.01.2018 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Şükrü BOZER Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Mehmet AKSU Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Ahmet Tevfik ERGİNBAY Üye Turgay Tuncay VARLI
Full & Egal Universal Law Academy