T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2016 / 652 KARAR NO : 2017 / 268 KARAR TR : 8.5.2017 ÖZET : Davacının, kadın sığınma evinde görevli personel tarafından darp edilmesi sonucu psikolojik travma geçirdiğinden bahisle, uğramış olduğu manevi zararın tazmini istemiyle açılan davanın İDARİ YARGI yerinde görülmesi gerektiği hk, K A R A R Davacı : Ş. G. Vekili : Av. E.M. Davalı :Aile ve SosyalPolitikalar Bakanlığı Vekilleri : Av.S.B., Av. Ş. Y. O L A Y : Davacı vekili dilekçesinde;55 yaşındaki müvekkilinin 2012 yılı temmuz ayındakendisinden yaşça büyük 14 yıllık eşininyaşlılık sebebiyle çok konuşması vehakaretlerine dayanamayarak evi terk edip karakolasığındığını; geçici birsüre için Ondokuz Mayıs Kadın SığınmaEvinde kalması için kendisine yardımcı olunduğunu;sığınma evinde kaldığının 3. Günü,27.07.2012 tarihinde gece çok susayarak, yemek yenilenbölümdeki damacanadan su içmek içinaşağıya indiğinde, kendisinden yaşçaküçük bayan güvenlik görevlisi NebahatYeşilyurt’un, aşağılayıcı şekilde,yüksek sesle su içemeyeceğini söyleyince,müvekkilinin "kızım bu suyu buraya sen mi getirdin birbardak içeceğim, devletin suyu değil mi" şeklindecevap verdiğini, bunun üzerine güvenlik görevlisininmüvekkiline bağırarak terlikfırlattığını; rencide olan müvekkilinin,karşılık vermeyerek yukarıya odasına çıktığını; eşine kızarak, beni ne hallere düşürdün buyaşta bir bardak su için aşağılanıyorum diyerekağladığı sırada, güvenlik görevlisinin, arkasınapaspasçı, bulaşıkçı vesığınmacı kadınları da toplayarak,hışımla odaya girdiğini; müvekkilinin üzerineçıkarak kollarına, bacaklarına vurduğunu,saçlarını ve kulaklarını çekerek darp ettiğini;müvekkilinin neye uğradığını şaşırdığını,oda arkadaşı dahil hiçbir kadının,çekindikleri için bu görevliye müdahale edemediğini,şiddete maruz kalmanın yanında, onca insanın gözleriönünde aşağılayıcı şekilde dayak yemeninmüvekkilini ruhen yıktığını; bu devletgörevlisinin, yaptığı yasa dışı harekettenhiç çekinmeyip, bir de polis çağırarakmüvekkilini sığınma evinden attırmak istediğini,ancak gelen polis memurlarının, darp edilmiş müvekkilinigörünce, şikayet üzerine görevli memuru da karakolagötürdüğünü, darp edildiğine dair adlirapor alındığı halde, orada kalan ve görevliningürültü yaptığı iftirasına ortak olmakzorunda kalan birkaç tanığın açık yalanbeyanıyla, mağdur olan müvekkilinin, savcılıktahakaretten sanık konumuna düşürüldüğünü, kamu davası açıldığını, darp edengörevli hakkında ise kovuşturmaya yer olmadığışeklinde karar verildiğini; yani müvekkilinin, kadınsığınma evinde kamu görevlisinden dayak yemekle, cezaiaçıdan savcılıkça gereğiyapılmadığı için, idari eylem ve işlemlerle ikikez ağır haksızlığa uğradığını, İdareden aldığı yetkileri sorumsuzca istediğişekilde kullanan kamu görevlileri olduğu müddetçehukuk devleti ve sosyal devlet anlayışının hayatageçemeyeceğini, Kamu görevini fütursuzca hiçbirdenetim olmadan keyfi kullanma durumunun söz konusu olduğunu; buolaydan sonra müvekkilin evine döndüğünü, eşindenbirkaç gün uzak kalmak isterken, 55 yaşında, bir bardaksu için devlet görevlisi tarafındanaşağılanıp dövüldüğünü; savcılıkta aleyhine ifade veren ve dövülürkenmüdahale edemeyen sığınmacı kadınlara kızgınlıkduymadığını, çünkü oradaki insanlarınsığınma evinde kalmak zorunda olduğunu; bugörevlilerin, kendilerini her şeyi yapmaya yetkili görmelerinisağlayan idari işleyiş olduğunu; müvekkilinin, kendisigibi başka kadınlara zulüm edilmesini engellemek adına buolayı, savcılıkça kapatılması üzerinemedyaya taşıdığını; müvekkilinin, idariişleyişteki sakatlıkla, kamu görevlisinin haksızeylemi nedeniyle yaşadığı ağır psikolojik travmasebebiyle manevi tazminat talep etmesinin, yalnızca kişisel bir hak arayışıdeğil, bir vatandaşlık ödevi olduğunu; dava konusuolay ile igili, Samsun 1. İdare Mahkemesinin E:2013/38 sayılıdavalarının, başvuru öneli nedeniylereddedildiğini, Danıştay onamasının 18.05.2015tarihindeki tebliğinden sonra; yeniden Aile ve Sosyal PolitikalarBakanlığına 26.05.2015 tarihinde yaptıklarıbaşvurularının 29.06.2015 tarihinde reddedilmesiyle iş budavayı açmak zorunda kaldıklarını ifade ederek; fazlayailişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; 27.07.2012tarihinde Ondokuzmayıs Kadın Sığınma Evinde, kamugörevlisi tarafından darp edilmesi sonucu geçirdiğipsikolojik travma nedeniyle, müvekkiline 50.000 TL. manevi tazminatınolay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı İdaredentahsili istemiyle 10.8.2015 tarihinde idari yargı yerinde davaaçmıştır. Davalı İdare vekili süresiiçerisinde görev itirazında bulunmuştur. SAMSUN 1.İDAREMAHKEMESİ: 17.3.2016 gün ve E:2015/1331 sayı ile,“(…) 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2. maddesinde; "İdari dava türleri, idariişlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı açılan iptal davaları; idari işlem veeylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları; kamuhizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan hertürlü idari sözleşmelerden dolayı açılandavalar olarak sayılmış; idari yargının idari eylem veişlemlerin hukuka uygunluğunun denetimini yapmakla görevliolduğu kurala bağlanmıştır. İdari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılaniptal davalarının; idari dava türlerinden biri olduğu idarehukukunun bilinen ilkelerindendir. İdare, idare hukukualanında kamu gücüne dayalı olarak re-sen ve tek yanlıirade açıklaması sonucu tesis etmiş olduğuişlemlere, hukuk alanında yeni durumlar oluşturmasıylaidari işlem kimliği kazandırmakta ve kural olarak buişlemler özel yasal düzenlemeler dışında, idariyargı denetimine tabi bulunmaktadır. Dava dosyanınincelenmesinden, Samsun İlkadım Kadın SığınmaEvinde 12.07.2012 tarihinde darp edildiğinden bahisleuğradığı manevi zararların tazmini istemiyledavalı idareye yaptığı başvurunun davalı idaretarafından reddedilmesi üzerine bakılan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır. Bakılan davada, tazminatdoğurduğu iddia edilen olayın kamu görevi yapankişinin eyleminden kaynaklanan idari bir eylem olduğu, mevzuattasomut olaya ilişkin özel bir görev hükmü debulunmadığından tazminat isteminin idari yargınıngörev alanına girdiği açıktır. Belirtilen nedenle,uyuşmazlığın görüm veçözümünün idari yargının görevalanına girdiği anlaşıldığından, davalıidarenin görev itirazı yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle,davalının görev itirazının reddine…”mahkemelerinin görevliliğine karar vermiştir. Davalı İdare vekilininolumlu görev uyuşmazlığıçıkarılması yolunda süresinde verdiğidilekçesi üzerine, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmiştir. YARGITAY CUMHURİYETBAŞSAVCISI:“(…) Anayasa’nın 125. maddesinin sonfıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğanzararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yerverilmiş; 129. maddesinin beşinci fıkrasında, memurlar vediğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırkenişledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının,kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiğişekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabileceğineişaret edilmiş; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun13. maddesinde de, kişilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgiliolarak uğradıkları zararlardan dolayı, bu görevleriyerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine davaaçacakları ve kurumun genel hükümlere göre sorumlupersonele rücu hakkının saklı olduğu hükmebağlanmıştır. Dava dosyasınınincelenmesinden, 27/07/2012 tarihinde Samsun İlkadımSığınma Evinde kalmaya başlayan davacının suiçmek için yemek yenilen bölüme gittiğinde buradakarşılaştığı güvenlik görevlisitarafından darp edildiğinden bahisle 50.000,00 TL manevi zararıntazminine karar verilmesi istenmekte ise de, idari yargıdaaçılacak tazminat davalarında zararın, idarenin herhangibir işlemi veya eyleminden kaynaklanması gerektiği, kamugörevlilerinin kişisel eyleminden kaynaklanan maddi veya manevizararların tazminine ilişkin uyuşmazlıklarıngörüm ve çözüm yerinin adli yargı mercileriolduğu açık olup, oluştuğu ileri sürülenzararın, bir kamu görevlisinin davacıya karşısuç oluşturacak kişisel tutum vedavranışlarından kaynaklandığı, kamu hizmetiyleherhangi bir ilişkisinin olmadığı, eylemin idareyönünden hizmet kusuru oluşturmadığı kabuledilmelidir. Yukarıda bahsedilen mevzuathükümlerine göre, kural olarak, kamu görevlisiningörev ve yetkilerini kullandığı sırada doğanzararın giderilmesi istemiyle, görev kusurunu kapsayan hizmet kusuruesasına dayanılarak, idari yargıda ve ancak idare aleyhine davaaçılabilecek; yargı yerince tazminle yükümlütutulması halinde idare, ilgili yasa kurallarınıngösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, sorumlupersoneline rücu edebilecektir. Buna karşılık,kamu görevlilerince görevleri sırasındagerçekleştirilen işlem ya da eylemler sırasında,ağır kişisel kusur ile hareket edilmiş olması ve bukusurun hizmet kusurundan ayrılabilir nitelikte bulunmasıdurumlarında, hizmet kusuru ve zarara konu olay arasındaki illiyetbağı kesileceğinden, kamu görevlisinin yukarıdabelirtilen Anayasal ve yasal korumadan yararlanması ve kamugörevlisine karşı şahsi kusuruna dayanılarakaçılan davanın, 2577 sayılı Kanunçerçevesinde idari yargı yerinde görülmesimümkün olmayacaktır. Bu sebeple, suçteşkil eden eylemler kamu görevi sırasındagerçekleşmiş olsa bile kamu hizmetinin bir gereği olarakdeğerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu itibarlaağır kişisel kusura dayalı eylem sonucu idarenin hizmetkusuru ile dava konusu olay arasındaki illiyet bağınınkesildiği ve bu nedenle davanın haksız fiillere özgüözel hukuk hükümleri çerçevesinde adli yargıyerinde görülmesi gerektiği sonucunaulaşılmıştır. Uyuşmazlık Mahkemesinin26/10/2015 tarih ve 2015/734-733 Esas ve Karar sayılı, 06/06/2016tarih ve 2016/277-326 Esas ve Karar sayılı kararlarında da buhususlar açıkça vurgulanmıştır. Yukarıdakiaçıklamalara göre, somut olaya ilişkin davanın daözel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerindegörülmesi gerektiği düşünülmektedir. KARAR: Yukarıdaaçıklanan nedenlerle 2247 sayılı Kanunun 10 ve 13.maddeleri gereğince, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına, dosyanın UyuşmazlıkMahkemesi Başkanlığına gönderilmesine…”karar vermiştir. Başkanlıkça,2247 sayılı Yasanın 13. maddesine göre DanıştayBaşsavcısının da yazılı düşüncesiistenilmiştir. DANIŞTAYBAŞSAVCISI:“(…) Anayasanın 129. maddesinin 1.fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasave kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüoldukları, 5. fıkrasında da, memurlar ve diğer kamugörevlilerinin yetkilerini kullanırken işlediklerikusurlarından doğan tazminat davalarının kendilerinerücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil veşartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabileceğiöngörülmüştür. Dosyanın incelenmesinden,davacı vekili tarafından, müvekkilinin 12.7.2012 tarihindeSamsun İlkadım Kadın Sığınma Evinde güvenlikgörevlisi tarafından darp edilmesi sonucu manevi travmayauğradığından bahisle uğranıldığıileri sürülen 50.000 TL manevi zararın olay tarihinden itibarenhesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle davalıidareye yapılan başvurunun reddi üzerine bu davanınaçıldığı anlaşılmaktadır. Kamu görevlileriningörevlerini yerine getirirken mevzuatın, üstlenilen ödevinve yürütülen hizmetin kural, usul ve gereklerineaykırı olarak kendilerine izafe edilebilecek boyutta vebiçimde, ancak yine de resmi yetki, görev ve olanaklarındanyararlanarak onları kullanarak haraket ettikleri, bu nedenle de idaresiylebütünleştiği, idaresinden ayrılmasınıönleyen ve engelleyen görev kusurları, sonuç olarakhizmetin yürütülmesi sırasında ortayaçıktığından, idare yönünden de"hizmet kusuru" nu oluşturmaktadır. Başka bir deyişle,kamu görevlilerinin görev kusurları nedeniyleyürütülen kamu hizmeti işlememekte, geçişlemekte ya da kötü işlemektedir. Olayda, davalı idareninyürütmekle yükümlü olduğu kadınsığınma evindeki kamu hizmetinin niteliği gözönüne alındığında, güvenlik görevlisitarafından yapılan darp eyleminden kaynaklanan bu davanıngörüm ve çözümü idari yargı yerine aitbulunmaktadır. SONUÇ:Açıklanan nedenle, 2247 sayılı Yasanın 13. maddesiuyarınca yapılan başvurunun reddinin uygunolacağı…” yolunda düşünce vermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, YusufZiyaattin CENİK, Ahmet Tevfik ERGİNBAY, Alaittin Ali ÖĞÜŞ,Süleyman Hilmi AYDIN ve Birgül KURT’unkatılımlarıyla yapılan 8.5.2017 günlütoplantısında: l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; davalı vekilinin anılan Yasanın 10. maddesindeöngörülen yönteme uygun olarak yaptığıgörev itirazının reddedilmesi ve 12. maddede belirtilensüre içinde başvuruda bulunması üzerine, YargıtayCumhuriyet Başsavcısı’nca 10. maddedeöngörülen biçimde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşıldığındanve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından görev uyuşmazlığınınesasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halilİbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adliyargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacınınkadın sığınma evinde, görevli personel tarafındandarp edilmesi sonucu psikolojik travma geçirdiğinden bahisle, uğramış olduğu manevi zararın tazmini istemiyleaçılmıştır. Anayasanın“ Yargı yolu” başlıklı 125. maddesinin sonfıkrasında; “… idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlüdür.”,“Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasındagüvence” başlıklı 129. maddesinin 5.fıkrasında; “ Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerinikullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminatdavaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunungösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idarealeyhine açılabilir” hükmü yeralmıştır. 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu’nun 2. Maddesinde; “(Değişik bent: 10/06/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türlerişunlardır: a)(İptal: Anayasa Mahkemesi'nin 21/09/1995 tarih ve E:1995/27, K:1995/47sayılı kararı ile; Yeniden düzenleme: 08/06/2000 - 4577/5.md) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu vemaksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları, b)İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haklarıdoğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları, c)(Değişik bent: 18/12/1999 - 4492/6 md.) Tahkim yoluöngörülen imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç,kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılanher türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflararasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar. 2.İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunundenetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelikdenetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlardagösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesinikısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veyaidarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararıveremezler. 3.Cumhurbaşkanının doğrudan doğruyayaptığı işlemler idari yargı denetimidışındadır.” denilmektedir. 657 sayılı DevletMemurları Kanununun 13. Maddesinde de; kişilerin kamu hukukunatabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardandolayı, bu görevi yerine getiren personel aleyhine değil, ilgilikurum aleyhine dava açacakları, kurumun genel hükümleregöre personele rücu hakkının saklı olduğuhükmüne yer verilmiştir. Dava dosyasınınincelenmesinden; davacının, eşiyleyaşadığı sorunlar nedeniyle 27.7.2012 tarihinde, 19Mayıs Kadın Konuk Evine kabulününyapıldığı; “Olay” bölümündeayrıntılı olarak anlatıldığı üzere,görevli personel tarafından kendisine fiziksel ve psikolojikşiddet uygulandığından bahisle uğradığımanevi zararın tazmini için davalı İdareyebaşvurulduğu, İdarece, iddiaların dayanaktan yoksunolduğu ve gerçeği yansıtmadığıgerekçesiyle istemin reddedilmesi üzerine, davacınınvekili tarafından, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarısaklı kalmak kaydıyla; 27.07.2012 tarihinde OndokuzmayısKadın Sığınma Evinde, kamu görevlisi tarafındandarp edilmesi sonucu geçirdiği psikolojik travma nedeniyle,müvekkiline 50.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibarenyasal faizi ile birlikte davalı İdareden tahsili istemiyle davaaçıldığı anlaşılmıştır. Aile ve SosyalPolitikalar Bakanlığı bir kamu kurumudur ve davacınınkendisine fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığınıiddia ettiği kişi de idarenin ajanı durumundaki görevlipersoneldir. Davacı kamu kurumundaki görevli personelin, göreviniyerine getirirken zarara uğradığını iddia ederekmanevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davacınınmanevi zarar iddiasının dayanağını, idare ajanıkonumunda olan davalı İdarede görevli personelin, kendisinefiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığı şeklindekibeyanları oluşturmaktadır. Öğretide,“görevden ayrılabilir kusur” halininvarlığı halinde (yani idare ajanının kast, garez, kinve husumetle hareket ederek bir zarara yol açması durumunda), bunedenle zarar gören ilgilinin idare aleyhine değil, doğrudanidare ajanı aleyhine adli yargıda dava açabilmesigerektiği yönünde bir takım görüşlermevcutsa da; adli yargı uygulamasında bu hallerin çok açıkve somut biçimde belli olduğu ahvalde (örneğin idareajanının ilgiliye karşı işlediği bir suçnedeniyle mahkumiyetinin bulunması durumunda), uğranılanzararın tazmini için doğrudan adli yargıda davaaçılabileceği, bunun dışında herhalükârda husumetin idareye yöneltilmesi gerektiğineişaret edilmektedir. Belgelenmemiş, bir yargı ilâmınadayanmayan soyut iddiaların varlığı halinde görevleidare ajanı arasındaki illiyet bağı kesilmişsayılamayacağından; iddialara dayalı bir davanın öncelikleidari yargı yerince incelenmesi gerekecektir. Davanın somutunda da,davacı tarafından, idare ajanının görevlerindenkaynaklanan yetkilerini suistimal suretiyle, fiziksel ve psikolojik taciz halininmevcudiyeti öne sürüldüğünden; gerçektegörev kusuru teşkil edebilecek kusur iddialarına dayalı birdavanın “tam yargı davası” mahiyetini taşıdığıve bu davanın idari yargı yerinde ikame edilmesi gerektiğikuşkusuzdur. Buna göre, olayda hizmetkusuru ya da başka nedenle idarenin sorumluluğunun bulunupbulunmadığının saptanması idare hukuku ilkeleriçerçevesinde yapılabileceğinden, 2577 sayılıYasa’nın 2/1,b maddesi kapsamında bulunan tam yargıdavasının görüm ve çözümünde idariyargı yeri görevlidir. Açıklanan nedenlerle, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı’nın başvurusunun reddigerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nınBAŞVURUSUNUN REDDİNE, 8.5.2017 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Ahmet Tevfik ERGİNBAY Üye Birgül KURT
Full & Egal Universal Law Academy