T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2017 / 24 KARAR NO : 2017 / 84 KARAR TR : 20.02.2017 ÖZET : Gerçek sanık yerine kimlik numarasının UYAP’ a kaydedilmesi sonucu işlemediği bir suç nedeniyle hüküm giyen davacı adına açılan manevi tazminat davasının ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı :E.K. Vekili :Av. A.Ş.U. Davalı :Adalet Bakanlığı Vekili :Av. H.N.Ç.K. O L A Y :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Söke 3. AsliyeCeza Mahkemesinin 2007/137 E, 2010/129 K sayılı dosyasındagerçek sanık yerine davacının kimliknumarasının UYAP’ a kaydedilmesi sonucu işlemediğibir suç nedeniyle hüküm giyen davacı adına 10.000 TLmanevi tazminat ödenmesi istemiyle idari yargı yerinde davaaçmıştır. DavalıBakanlık vekili 19/12/2015 tarihli dilekçesinde; 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 inci maddesi uyarınca adlisoruşturma ve kovuşturma aşamasında meydana geldiğiileri sürülen tazminat istemlerinin görüm veçözümünün adli yargı mercilerine aitolduğu görüşüyle davanın görevyönünden reddi gerektiğini savunmuştur. AYDIN 2. İDAREMAHKEMESİ: 31.05.2016 gün ve E:2015/761 sayılı kararıile “…2577 sayılı Yasanın 2. maddesinde;"İdari dava türleri, idari işlemler hakkında yetki,şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayı açılan iptaldavaları; idari işlem ve eylemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılantam yargı davaları; kamu hizmetlerinden birininyürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı açılan davalar olaraksayılmış; idari yargının idari eylem veişlemlerin hukuka uygunluğunun denetimini yapmakla görevliolduğu kurala bağlanmıştır. Bakılan davada,davacının tazminat isteminin, hakkında hatalı olarakverildiği belirtilen mahkeme kararınadayandırıldığı görülmekte olup, sözkonusu hatanın davacının isminin ve kimlik numarasınınUYAP sistemine yanlışlıkla kaydedilmesindenkaynaklandığı ve bunun adalet hizmetlerininyürütülmesi sırasında ortaya çıkan biridari işlem veya eylem olduğu, bu nedenle söz konusu iddiaedilen hizmet kusurunun yargısal faaliyetten değil idari hizmetlerinyürütülmesinden kaynaklandığınınanlaşıldığı, ayrıca dava konusu tazminatisteminin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141.maddesindedüzenlenmiş olan kusur veya sorumluluk hallerinden deolmadığı da ortadadır. Bu durumda, davalıİdare'nin ileri sürülen hizmet kusuruna dayanılarak ortayaçıkan söz konusu uyuşmazlığın veaçılan tam yargı davasının, idari yargınıngörev alanına dahil bulunduğu sonucunavarılmıştır.…” şeklindeki gerekçeile davalı bakanlığın görev itirazınınreddine karar vermiştir. Davalı vekilitarafından, süresi içinde verilen dilekçe ileolumlu görev uyuşmazlığıçıkarılması istemiyle başvuruda bulunulmasıüzerine dilekçe, dava dosyası ile birlikte YargıtayCumhuriyet Başsavcılığı’nagönderilmiştir. YARGITAY CUMHURİYETBAŞSAVCISI; “…Bilindiği gibi, Anayasa'nın 125.maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu, aynımaddenin son fıkrasında ise idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüolduğu kuralına yer verilmiş; 129/5. maddesinde, memurlar vediğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırkenişledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının,kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiğişekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabileceğineişaret edilmiş; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun13. maddesinde de, kişilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgiliolarak uğradıkları zararlardan dolayı, bu görevleriyerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine davaaçacakları ve kurumun genel hükümlere göre sorumlupersonele rücu hakkının saklı olduğu hükmebağlanmıştır. 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanununun “İdari Dava Türleri veİdari Yargı Yetkisinin Sınırı” kenarbaşlıklı 2. maddesinde, idari dava türleri: a) İdari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılaniptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel haklan doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları, c) Tahkim yoluöngörülen imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç,kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılanher türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflararasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalarolarak sayılmıştır. Bununla birlikte yukarıdabelirtilen hükümlere göre idari yargı yerinde davaaçılabilmesi için, işlem veya eylemin idari birfaaliyet kapsamında gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Sözkonusu işlem veya eylemin idari bir faaliyet kapsamındagerçekleştirilmediğinin anlaşılması halindeişlem veya eylemin niteliğine göre sonuca gidilmesigerekecektir. Yargı faaliyetitanımlanırken kullanılan ölçütlerden biri olanorganik ölçüte göre bir faaliyetin yargı faaliyetisayılması için bağımsız mahkemeler tarafındanyerine getirilmesi gerekir. Maddi ölçüte göre ise,mahkemelerin bütün faaliyetleri yargı faaliyeti değildir;sadece hukuk kurallarının bağımsız mahkemelertarafından somut olaylara uygulanması halinde bir yargıfaaliyeti vardır. Bu ölçüte göre, hâkimlerinçekişmeli veya çekişmesiz yargı işinigörmeleri yargı faaliyetine dâhildir. Kalem işlerininyürütülmesi ve yazı işleri personelinin yönetimigibi işler ise yargı faaliyeti kapsamındadışındadır. Öte yandan, yargı faaliyeti,davanın açılmasından, hükmünkesinleşmesine kadar uzayan ve Yargıtay incelemesini de içinealan bütün yargısal faaliyetleri kapsamaktadır.Anayasanın Başlangıcında öngörülen“Kuvvetler ayrımı” ilkesi ile 9. ve 138. maddeleridikkate alındığında, bağımsız bir erk olanyargının yargılama faaliyeti ile ilgili işlemlerinin,Anayasanın 125. maddesinde öngörülen “idarifaaliyet” kapsamında değerlendirilmesi mümkünolmayıp, bu “yargı faaliyeti nedeniyle idari yargı yolunabaşvurulabilmesine imkân yoktur. Esasen bu durum, kuvvetlerayrılığı ilkesinin tabii bir sonucudur. Bu düzenlemeler veaçıklamalar kapsamında dava konusu olay elealındığında, Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin06/04/2010 tarih, E.2007/137 ve K.2010/129 sayılı dosyasıylailgili yürüttüğü faaliyetin yargı faaliyetiolduğunda, tensip zaptı hazırlanırken hakkında davaaçılan E.K.çı yerine davacı E.K.’ınkimlik bilgilerinin girilmesinin ifa edilen yargı faaliyetinin birparçası olduğunda ve yargısal işlem mahiyetinitaşıdığında kuşku bulunmamaktadır.Yargılama sürecine katkıda bulunan işlemler ya dafaaliyetler nedeniyle Devletin sorumlu tutulmasında da, busorumluluğun denetiminin aynı yargı düzeni içindeyapılması ve yargısal nitelikli bir işlemin idariyargı denetimi dışında tutulması gerekmektedir. Uyuşmazlık Mahkemesinin25/01/2016 tarih ve 2015/978 Esas ve 2016/25 Karar sayılıkararında da bu tür davaların görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu vurgulanmıştır. Yukarıdakiaçıklamalara göre, somut olaya ilişkin davanın daözel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerindegörülmesi gerektiği düşünülmektedir.…”şeklindeki gerekçe ile 2247 sayılı Kanunun 10 ve 13.maddeleri gereğince, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına, dosyanın UyuşmazlıkMahkemesi Başkanlığına gönderilmesine kararvermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, YusufZiyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, SüleymanHilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ınkatılımlarıyla yapılan 20.2.2017 günlütoplantısında: l-İLK İNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre; davalı AdaletBakanlığının anılan Yasanın 10/2 maddesindeöngörülen yönteme uygun olarak yaptığıgörev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilensüre içinde Bakanlık vekilince başvuruda bulunmasıüzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca, 10. maddedeöngörülen biçimde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır.Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından,görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hâkim Engin SELİMOĞLU’nun, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adliyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, gerçek sanıkyerine davacının kimlik numarasının UYAP’ akaydedilmesi sonucu işlemediği bir suç nedeniylehüküm giyen davacı adına 10.000 TL ödenmesi taleplimanevi tazminat davasıdır. 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanununun “Tazminat İstemi” başlıklı141 inci maddesi: (1) Suç soruşturması veyakovuşturması sırasında;… (3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazanhâller dışında, suç soruşturması veyakovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiilveya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzerehâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlarveya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancakDevlet aleyhine açılabilir… “Tazminat istemininkoşulları” başlıklı 142 nci maddesi: (1) Karar veyahükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğindenitibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerinkesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabilir. (2) İstem, zararauğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde veeğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemleilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesiyoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde kararabağlanır… (7) (Değişik: 25/5/2005- 5353/20 md.) Mahkeme, kararını duruşmalı olarak verir.İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalıçağrı kâğıdı tebliğine rağmengelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir. (8) Karara karşı,istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinafyoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikleyapılır. Hükümleriniiçermektedir. Anayasanın Başlangıçkısmında öngörülen “Kuvvetlerayrımı” ilkesi ile yargı ile ilgili 9. ve 138.maddeleridikkate alındığında, bağımsız bir erk olanyargının yargılama faaliyeti ile ilgili işlemlerinin,Anayasanın 125.maddesinde öngörülen “idariişlemler” kapsamında değerlendirilmesi mümkünolmayıp, bu “yargısal işlemler” nedeniyle idariyargı yoluna başvurulabilmesine imkân yoktur. Esasen bu durum,kuvvetler ayrılığı ilkesinin tabii bir sonucudur.Yukarıda işaret edildiği üzere, Hâkim ve CumhuriyetSavcılarıyla adliye personelinin yargılamadaki fonksiyonugeniş çerçevede bir kamu hizmeti olarak değerlendirilsede, somut olarak, ifa edilen yargı faaliyetinin bir parçasıolduğunda ve yargısal işlem mahiyetinitaşıdığında kuşku bulunmamaktadır.Yargılama sürecine katkıda bulunan işlemler ya dafaaliyetler nedeniyle Devletin sorumlu tutulmasında da, busorumluluğun denetiminin aynı yargı düzeni içindeyapılması ve yargısal nitelikli bir işlemin idariyargı denetimi dışında tutulması gerekmektedir. Buna göre, 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve 142 nci maddelerindekidüzenlemeler ve yukarıda yapılan açıklamalarkapsamında dava konusu olay ele alındığında, Söke3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/04/2010 tarih, E.2007/137 ve K.2010/129sayılı dosyasıyla ilgili yürüttüğüfaaliyetin yargı faaliyeti olduğunda, tensip zaptıhazırlanırken sanık E.K.çı yerine davacı E.K.’ınkimlik bilgilerinin girilmesinin ifa edilen yargı faaliyetinin birparçası olduğunda ve yargısal işlem mahiyetini taşıdığındakuşku bulunmamaktadır. Yargılama sürecine katkıdabulunan işlemler ya da faaliyetler nedeniyle Devletin sorumlututulmasında da, bu sorumluluğun denetiminin aynı yargıdüzeni içinde yapılması ve yargısal nitelikli birişlemin idari yargı denetimi dışında tutulmasıgerektiğinden; uyuşmazlığın görüm veçözümünde, 5271 sayılı Yasanının 141ve 142 nci maddeleri uyarınca adli yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen nedenlerle,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nınbaşvurusunun kabulü ile Aydın 2. İdare Mahkemesince verilen31.05.2016 gün ve E:2015/761 sayılı görevlilikkararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile Aydın 2. İdare Mahkemesinin 31.05.2016 gün veE:2015/761 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA,20.02.2017 gününde OY BİRLİĞİ İLEKESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy