T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2017 / 664 KARAR NO : 2017 / 721 KARAR TR : 27.11.2017 ÖZET : Davalı idarenin sorumluluk sahasında kalan yolda meydana gelen kaza nedeniyle, maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk K A R A R Davacı lar :1 – Ş.G. 2 – T.G. Vekili :Av. S.K. Davalı :Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı Vekili :Av. Halim Erdem Kahraman O L A Y : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 33 CAN 29plakalı otobüsün Mersinli Ahmet Bulvarı üzerinde seyirhalindeyken yolun kenarında bulunan müşterekçocuklarına çarparak ölümüne sebebiyetvermesinde, yolcu otobüslerinin otobüs terminaline girmezorunluluğunu denetlemekle görevli bulunan davalı idarenin hizmetkusuru bulunduğundan bahisle 20.000,00 TL maddi ve 175.000,00 TL manevitazminatın ödenmesi istemiyle idari yargı yerinde davaaçmıştır. DavalıBelediye Başkanlığı vekili süresi içindeverdiği savunma dilekçesinde; 2918 sayılı Kanunun 1, 2,10 ve 110 ncu maddeleri gereği, uyuşmazlığınçözüm ve görümünde Adli Yargınıngörevli olduğu görüşüyle davanın görevyönünden reddi gerektiğini savunmuştur. MERSİN 1. İDAREMAHKEMESİ: 16.06.2017 tarih ve E:2016/1516 sayılı kararıile “…Anayasa’nın 125. maddesinin sonfıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğanzararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmış; 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 2. Maddesinde ise, idari dava türleri, idariişlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı açılan iptal davaları; idari işlem veeylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları; kamuhizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan hertürlü idari sözleşmelerden dolayı açılandavalar olarak sayılmış; idari yargının idari eylem veişlemlerin hukuka uygunluğunun denetimini yapmakla görevliolduğu kurala bağlanmıştır. Öte yandan, 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 3. maddesinde, hertürlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğudiğer sebeplerin yol açtığı vücutbütünlüğünün kısmen veya tamamenyitirilmesine yahut kişinin ölümüne bağlı maddive manevi zararların tazminine ilişkin davalara asliye hukukmahkemelerinin bakacağı hükmüne, geçici 1.maddesinde ise, bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkinhükümlerinin, Kanunun yürürlüğe girmesindenönceki tarihte açılmış olan davalardauygulanmayacağı hükmüne yer verilmiş, bu Kanunun 3.maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesininiptali amacıyla açılan davada, Anayasa Mahkemesi, 16.2.2012tarih ve E:2011/35, K:2012/23 sayılı kararıyla; dava konusukuralla, sadece kişinin vücut bütünlüğüneverilen maddi zararlar ile buna bağlı manevi zararların veölüm nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararların tazminikonusunun kapsama alındığı ve bu tazminat davalarınabakma görevinin asliye hukuk mahkemelerine verildiği; buna göre,aynı idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğudiğer sebeplerden kaynaklanan zararların kapsamaalınmadığı; sorumluluk sebebi aynı olsa da buzararların tazmini davalarının idari yargıdagörülmeye devam edeceği; bu durumda, idarenin aynıyapı içinde aldığı kararın birbölümünün idari yargıda birbölümünün adli yargıda görülmesininyargılamanın bütünlüğünübozacağı; ayrıca iki ayrı yargı kolundagörülen davalarda, idarenin sorumluluğu, bu sorumluluğunkapsamı, idarenin tazmin yükümlülüğükonularında farklı sonuçlara ulaşabileceği; esasenidare hukukunda var olan hizmet kusuru ve kusursuz sorumlulukkavramlarının, kişilerin gördüğüzararların tazmininde kullanılan ve kişilerin idarekarşısında korunma kapsamını genişleten kavramlarolduğu; idare hukukunda, idarenin hiçbir kusuru olmasa da sosyalrisk, terör eylemleri, fedakârlığındenkleştirilmesi gibi kusursuz sorumluluğa ilişkin kavramlaradayanılarak kişilerin uğradığı zararlarıntazmin edilmesinin mümkün olduğu; özel hukukalanındaki kusursuz sorumluluk hallerinin ise belirli konular içindüzenlendiği ve sınırlı olduğu; idarenin idarehukuku esaslarına dayanarak tesis ettiği tartışmasızbulunan eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğersebeplerden kaynaklanan zararlara ilişkin davaların idari yargıyerlerinde görülmesi gerektiği; bu nedenle, yukarıdabelirtildiği gibi, aynı idari eylem, işlem veya sorumluluksebebinden kaynaklanan zararların tazminine ilişkin davalarınfarklı yargı yerlerinde görülmesinde kamu yararı vehaklı neden olduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyleiptaline karar vermiştir. İdareninyürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetineilişkin olarak, kişilere verdiği zararların tazminiistemiyle, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları muhtel olanlar tarafından açılacak davalarıngörüm ve çözümünün, iptal ve tamyargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idariyargı yerine ait olduğu yerleşik yargısaliçtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır. Dava dosyasınınincelenmesinden; davacıların kızları olan müteveffanın06.07.2016 tarihinde 33 CAN 29 plakalı aracın çarpmasısonucu vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundanbahisle uğranıldığı ileri sürülen 20.000,00TL maddi, 175.000,00 TL manevi zararın olay tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile tazmin edilmesi istemi ile bakılmakta olandavanın açıldığıanlaşılmaktadır. Bu durumda, yasaldüzenlemeler ve dosyadaki belgeler birliktedeğerlendirildiğinde, sorumluluk alanı içerisinde bulunanyolların yapımı, kullanımı, bakımı vekontrolü açısından denetim ile yükümlübulunan idarenin bu görevini yerine getirmemesi nedeni ile kişilereverdiği zararın tazmini istemiyle açılan davada, kamuhizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin; kamu yararına uygun şekildeişletilip işletilmediğinin; hizmet kusuru ya da başka birnedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığınınyargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu’nun 2. maddesinde “idari dava türleri”arasında sayılan “idari işlem ve eylemlerden dolayızarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargıdavası” kapsamında, idari yargı yerlerinceyapılacağı açıktır. Nitekim, UyuşmazlıkMahkemesi'nin 04.05.2015 tarih ve E:2015/15, K:2015/269 sayılıkararı da bu doğrultudadır. Açıklanan nedenlerle,davalı idarenin görev itirazının reddine” kararvermiştir. Davalı vekili tarafından, süresiiçinde verilen dilekçe ile olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması istemiylebaşvuruda bulunulması üzerine dilekçe, dava dosyasıile birlikte YargıtayCumhuriyet Başsavcılığı’nagönderilmiştir. YARGITAY CUMHURİYETBAŞSAVCISI; Bilindiği gibi, 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarındacan ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninisağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konulardaalınacak önlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartlan, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanınBelediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir. 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununun 85. maddesinin birinci fıkrasında,"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimseninölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zararauğramasına sebep olursa, motorlu aracın birteşebbüsün unvanı veya işletme adı altındaveya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesihalinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğuteşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken vemüteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne, beşincifıkrasında ise "İşleten ve araç işleticisiteşebbüsün sahibi, aracınsürücüsünün veya aracın kullanılmasınayardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibisorumludur." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun106. maddesinde ise “Genel bütçeye dahil dairelerle katmabütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere, kamuiktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorluaraçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanununişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleriuygulanır hükmü getirilmiştir. Öte yandan, 2918sayılı Kanunun 6099 sayılı Kanunun 14. maddesiyledeğişik 110. maddesinde, “İşleteni veya sahibi Devletve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyetverdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundandoğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür.Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. / Motorlu araç kazalarındandolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir.” hükmübulunmaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesinin02/03/2015 tarih ve 2014/834 Esas ve 2015/79 Karar sayılı, 02/02/2015tarih ve 2015/1 Esas 2015/43 Karar sayılı, 15/02/2016 tarih ve2016/29 Esas ve 2016/65 Karar sayılı kararlarında da "2918sayılı Yasanın 19/01/2011 tarihinde yürürlüğegiren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılankararları ve konuya ilişkin Uyuşmazlık Mahkemesi kararlangöz önünde bulundurulduğunda, bahsi geçen Kanunmaddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşlarıve bunların görev yetki ve sorumlulukları ileçalışma usullerini kapsadığı, olayda;davacının yaralanmasına sebep olan kazanın karayolundakieksikliklerden (tek yön, azami hız tabelası ile girilmezişaretinin bulunmamasından ve yaya geçişini düzenleyenişaret, ışık ve levhaların bulunmamasından)kaynaklandığı ve bu durumun trafik güvenliği vedenetimi kapsamında bulunduğu" denilmek suretiyle bu türdavaların görüm ve çözümünde adliyargının görevli olduğu vurgulanmıştır. Yukarıdakiaçıklamalara göre, somut olaya ilişkin davanın daadli yargı yerinde görülmesi gerektiğidüşünülmektedir” şeklindeki gerekçe ile 2247sayılı Yasanın 10'uncu maddesi uyarınca olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına vedosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine kararvermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Ahmet Tevfik ERGİNBAY, Alaittin Ali ÖĞÜŞ,Süleyman Hilmi AYDIN ve Turgay Tuncay VARLI’nınkatılımlarıyla yapılan 27.11.2017 günlütoplantısında: I-İLK İNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre; davalı MersinBüyükşehir Belediyesi vekilinin anılan Yasanın 10/2maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1.maddede belirtilen süre içinde Davalı vekilince başvurudabulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca,10. maddede öngörülen biçimde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hâkim Engin SELİMOĞLU’nun, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nindavada adli yargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın idari yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davalıidarenin sorumluluk sahasında kalan yolda meydana gelenölümlü kaza nedeniyle oluştuğu önesürülen maddi ve manevi zararın tazmin edilmesi istemiyleaçılmıştır. 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacınınkarayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu;“Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikleilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri bunların uygulamasını vedenetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetkive sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı, 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanınBelediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir. Öte yandan2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. Motorlu araçkazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir. Dosyanın incelenmesinden;davacılar tarafından, 33 CAN 29 plakalı otobüsünMersinli Ahmet Bulvarı üzerinde seyir halindeyken yolunkenarında bulunan müteveffaya çarparak ölümünesebebiyet vermesinde, yolcu otobüslerinin otobüs terminaline girmezorunluluğunu denetlemekle görevli bulunan davalı idareninhizmet kusuru bulunduğundan bahisle, 20.000,00 TL maddi ve 175.000,00 TLmanevi tazminatın ödenmesi istemiyle söz konusu davanınaçıldığı anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Kanunun 110uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılanitiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi,şu gerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırıgörmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir:“… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarındada belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarakAnayasa’da adli ve idari yargı ayırımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın 158 incimaddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, AnayasaMahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında,can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenininsağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konulardaalınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikleilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen nedenlerle, YargıtayCumhuriyet Başsavcısı’nın başvurusununkabulü ile Mersin 1. İdare Mahkemesince verilen 16.06.2017 tarih veE:2016/1516 sayılı görevlilik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle , Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nınBAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Mersin 1. İdare Mahkemesince verilen16.06.2017 tarih ve E:2016/1516 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,27.11.2017 gününde Üyelerden Süleyman Hilmi AYDIN ve TurgayTuncay VARLI’nın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞUİLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Şükrü BOZER Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Mehmet AKSU Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Ahmet Tevfik ERGİNBAY Üye Turgay Tuncay VARLI KARŞI OY 03.11.2015 tarih ve 29521sayılı Resmi Gazetede yayımlanan UyuşmazlıkMahkemesi’nin 28.09.2015 gün ve E:2015/670, K:2015/671sayılı kararında belirtilmiş olan düşüncedoğrultusunda sayın çoğunluğungörüşüne katılamıyoruz. 27.11.2017 ÜYE ÜYE Süleyman Hilmi AYDIN Turgay Tuncay VARLI
Full & Egal Universal Law Academy