T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2017 / 575
KARAR NO : 2017 / 680
KARAR TR : 27.11.2017
ÖZET : 2247 sayılı Kanunda öngörülen olumlu görev uyuşmazlığı çıkarma yönteminin usulüne uygun olabilmesi için, yararına görev itirazında bulunulan yargı merciince aynı davada görevsizlik kararı verilmemiş olması gerektiği, davanın somutunda idare mahkemesinin görevlilik kararından önce adli yargı yerince verilmiş ve kesinleşmiş bir görevsizlik kararının mevcudiyeti karşısında; 2247 sayılı Yasa’nın 10. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Yasanın 27. maddesi uyarınca REDDİ gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : G.S.A.Ş.
Vekilleri : Av. A.B., Av.B.Ö.
Davalı lar : Ankara Büyükşehir Belediyesi
Vekilleri : Av.K. V., Av. D. Ş.
O L A Y : 1-Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili şirketesigortalı 06 … 8230 plaka sayılı aracın, 26.10.2014 tarihinde davalı Belediye'nin tam kusuruyla sebep olduğutrafik kazasında zarar gördüğünü, oluşan hasarın müvekkili tarafından ödenerek,sigortalının tüm haklarının MüvekkiliŞirkete devir, teslim ve temlik edildiğini, sigortalınınhaklarına 6102 sayılı TTK.nun 1472.maddesi gereğincehalef olunduğunu; Maddi Hasarlı Trafik Kazası TespitTutanağı'nda, "Sürücü Ahmet ŞEN idaresindeki06 … 8230 plakalı otosu ile Karlıdağı Caddesinitakiben 10. Cadde kavşağına geldiğinde aracın solön ve arka lastiklerini ve altını refüjeçarpması sonucu hasarlı kaza meydana gelmiş olup, /Kazada refüjbaşı levhasının,yansıtıcının olmaması sebebiyle, refüjyapımından sorumlu kurum veya kuruluşların kazada ASLİkusurlu görüleceği, sürücü A. Ş.’inkazada kusuru görülmeyeceği"nin saptandığını;sigortalı aracın hasarına ilişkin olarak tespit edilentoplam 2.526,00-TL hasar tazminatının, 29.12.2014 tarihindeödendiğini; Davalının yapılan müracaatlara cevapvermemesi nedeniyle bir sonuç alınamadığınıifade ederek; fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarısaklı kalmak kaydıyla, 2.526,00-TL'nin ödeme tarihinden itibarenişleyecek avans faiziyle ile birlikte davalıdan tahsiline kararverilmesi istemiyle 4.8.2015 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır.
2-ANKARA17.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 22.2.2016 gün ve E:2015/371,K:2016/48 sayı ile, “(…) 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanununun 2/1-b maddesi gereğince"İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haklarıdoğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavalarının" idare mahkemelerinde açılmasıgerektiği, somut olayda ise, davacı tarafın, meydana gelen kazasonucu kendi sigortalısına ödenen tazminat miktarınınrücuen tahsili isteminde bulunulduğu, davacı tarafçakazanın oluşumunda, yolda gerekli işaretlemeleri yapmayan vegörev ve sorumluluğunu yerine getirmediği belirtilen davalıtarafın hizmet kusuru olduğunun iddia edildiği, bunakarşın, idari eylem ve işlemlerden dolayı zarargörenler tarafından açılacak tam yargıdavalarının, idari yargı mercilerine açılmasıgerektiği dikkate alınarak, aşağıdaki şekildekarar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda açıklandığıüzere;
Açılandavanın yargı yolu bakımından REDDİNE…”karar vermiş bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
3-Davacıvekili bu kez aynı istemle, 13.4.2016 tarihinde idari yargı yerindedava açmıştır.
4-Davalı vekilininsüresinde verdiği cevap dilekçesinde; davanın adliyargının görev alanına girdiğini öne sürerekgörev itirazında bulunmuştur.
5-ANKARA 4.İDAREMAHKEMESİ; 11.4.2017 gün ve E:2016/1709 sayı ile,“(…)2577 sayılı Yasanın 2. maddesinde; İdaridava türleri, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep,konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırıolduklarından dolayı açılan iptal davaları; idariişlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları;kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılanher türlü idari sözleşmelerden dolayıaçılan davalar olarak sayılmış; idariyargının idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunundenetimini yapmakla görevli olduğu kuralabağlanmıştır.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Görevli veyetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesinde,"İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanlar dahil, bu kanundan doğan sorumlulukdavaları adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez, hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu kanun hükümleriuygulanır." hükmü yer almaktadır.
2918 sayılıKarayolları Trafik Kanunu'nun kapsam ve uygulamalarıdışında, kamu idarelerinin görev alanlarıiçinde yürütülen kamu hizmetlerinin ifasısırasında meydana gelen zararlardan dolayı hizmet kusuru bulunupbulunmadığının tartışılacağı yeridari yargı yeri olup, kamu hizmetlerinin yürütülmesisırasında idarenin eyleminden dolayı uğranılanzararı idare hukuku esasları çerçevesinde tazmin edilipedilmeyeceğinin takdiri de idari yargı yerine aittir. Zira idarelercekamu hizmetlerinin ifası sırasında gerekli önlemlerinalınmamış olması ve hizmet kusurları nedeni ilefertlerin uğradıkları zararların hizmeti yürütenidarece tazmin edilmesi bir idare hukuku ilkesidir.
İdarelerinhizmet kusuruna dayanılarak oluştuğu ileri sürülenzararların tazmini istemiyle açılan davaların 2918sayılı Yasa'nın 110. Maddesi ile bir ilgisiolmadığından bu davaların idari yargıdaaçılması ve görülmesi girmektedir.
Davadosyasının incelenmesinden, 06 … 8230 plakalı aracın26/10/2014 tarihinde yaptığı trafik kazasında davalıidarenin kusurlu olduğundan bahisle araçta oluşan hasarnedeniyle davacı şirketin sigortalısına ödediği2.526,00 TL'nin 29/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziylebirlikte ödenmesi istemiyle bakılan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
Kamuhizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin; kamu yararına uygun şekildeişletilip işletilmediğinin; hizmet kusuru ya da başka birnedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığınınyargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu’nun 2. maddesinde “idari dava türleri”arasında sayılan “idari işlem ve eylemlerden dolayızarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargıdavası” kapsamında, idari yargı yerlerinceyapılacağı açık olup davalı idarenin görevitirazı yerinde görülmemiştir.
Açıklanannedenlerle; davalı idarenin görev itirazının reddine…”ve Mahkemelerinin görevliliğine karar vermiştir.
5- Davalı vekilinin olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması yolundaverdiği dilekçesi üzerine dava dosyası YargıtayCumhuriyet Başsavcılığı’nagönderilmiştir.
6-YARGITAYCUMHURİYET BAŞSAVCISI: “(…)2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacınınkarayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tümkonularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu;“Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikleilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri bunların uygulamasını vedenetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetkive sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanınBelediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85. maddesinin birincifıkrasında, "Bir motorlu aracın işletilmesi birkimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyinzarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın birteşebbüsün unvanı veya işletme adı altındaveya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesihalinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğuteşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken vemüteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne, beşincifıkrasında ise "İşleten ve araç işleticisiteşebbüsün sahibi, aracınsürücüsünün veya aracın kullanılmasınayardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibisorumludur." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun106. maddesinde ise "Genel bütçeye dahil dairelerle katmabütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere, kamuiktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorluaraçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanununişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleriuygulanır." hükmü getirilmiştir.
Öteyandan, 2918 sayılı Kanunun 6099 sayılı Kanunun 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde, “İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. /Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğailişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yermahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vukubulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.” hükmübulunmaktadır.
UyuşmazlıkMahkemesinin 02/03/2015 tarih ve 2014/834 Esas ve 2015/79 Kararsayılı, 02/02/2015 tarih ve 2015/1 Esas 2015/43 Kararsayılı, 15/02/2016 tarih ve 2016/29 Esas ve 2016/65 Kararsayılı kararlarında da "2918 sayılı Yasanın19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ileAnayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararları ve konuyailişkin Uyuşmazlık Mahkemesi kararları gözönünde bulundurulduğunda, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerinikapsadığı, olayda; davacının yaralanmasına sebepolan kazanın karayolundaki eksikliklerden (tek yön, azami hıztabelası ile girilmez işaretinin bulunmamasından ve yayageçişini düzenleyen işaret, ışık velevhaların bulunmamasından) kaynaklandığı ve budurumun trafik güvenliği ve denetimi kapsamındabulunduğu" denilmek suretiyle bu tür davalarıngörüm ve çözümünde adli yargınıngörevli olduğu vurgulanmıştır.
Yukarıdakiaçıklamalara göre, somut olaya ilişkin davanın daadli yargı yerinde görülmesi gerektiğidüşünülmektedir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle 2247 sayılı Kanunun 10ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına,dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınagönderilmesine…” karar vermiştir.
Başkanlıkça,2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göreDanıştay Başsavcısından yazılıdüşüncesi istenilmemiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE :
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Ahmet Tevfik ERGİNBAY, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN ve Turgay TuncayVARLI’nın katılımlarıyla yapılan 27.11.2017günlü toplantısında: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in,başvurunun reddi yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın davadabaşvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasında,“Görev uyuşmazlığı çıkarma; adli,idari ve askeri bir yargı merciinde açılmış olandavada ileri sürülen görev itirazının reddiüzerine ilgili Başsavcı tarafından görev konusununincelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesinden istenmesidir”hükmüne yer verilmiştir. AnılanYasa hükmü ile, belirtilen yargı mercilerinden birindeaçılmış olan bir davanın görülmesisırasında yapılan görev itirazının reddiüzerine, ilgili Başsavcı tarafından, görevlibulunduğu kendi yargı düzeninin görev alanına vakimüdahalenin önlenebilmesini sağlamak için konununUyuşmazlık Mahkemesi’ne götürülmesi suretiyledavanın henüz başlangıç safhasında ikengörev sorununun çözüme kavuşturulmasıamaçlanmıştır. Nitekim, 2247sayılı Yasa’nın 10. madde gerekçesinde,“Uyuşmazlık çıkarma, yürürlüktebulunan kanunun getirdiği bir yeniliktir. Görülmekte olan birdavanın görev uyuşmazlığını, bu safhadahalletmek imkânını verir. Bu madde ile uyuşmazlıkçıkarma adli, idari ve askeri yargıya teşmiledilmiştir. Bu yetki,yargı merciince görev itirazının reddi üzerine, kanunyararına olarak, uyuşmazlığın konusuna göreilgili Başsavcı veya Başkanunsözcüsütarafından kullanılacaktır. Bu suretle Türkiye CumhuriyetiAnayasasının kabul ettiği adli, idari ve askeri yargı mercilerininayrılığı prensibinin ihlâli ve ayrı tanzimleretabi tutulan adli, idari ve askeri yargı mercilerinin yekdiğeriningörev hudutlarına tecavüzleri önlenmişolacaktır” denilmiştir. Bunagöre, ortada henüz açılmış bir dava ve budavada bir yargı merciince verilmiş görevlilik kararıbulunması; diğer bir ifadeyle, yararına görevitirazında bulunulan yargı merciince aynı davadagörevsizlik kararı verilmemiş olması gerekeceği açıktır. Davadosyasının incelenmesinden, davacı şirketin,sigortaladığı aracının trafikte seyir halindeykenrefüje çarpması sonucu meydana gelen kazada, olayınmeydana geldiği yerde herhangi bir trafik işaretinin bulunmamasısebebiyle, bu işaretlerin konulmasından sorumlu bulunan davalıidarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, sigortalıya ödenen2.526,00 TL hasar bedelinin tazmini istemiyle adli yargı yerinde davaaçtığı; bu davada Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik/(yargıyolu bakımından davanın reddine) kararı verildikten sonra,idari yargı yerinde de aynı istemle dava açıldığıanlaşılmaktadır. Olayda,uyuşmazlığa konu edilen Ankara 4.İdare Mahkemesinin11.4.2017 gün ve E:2016/1709 sayılı görevlilikkararından önce, Ankara 17.Asliye Hukuk Mahkemesince, 22.2.2016gün ve E:2015/371, K:2016/48 sayılı, tarafları,konusu ve sebebi aynı olan davada verilmiş ve kesinleşmişbir görevsizlik kararının bulunmasıkarşısında, idari yargı yerince adli yargınıngörev alanına müdahalede bulunulduğundan söz etmekolanaksızdır. Öteyandan, 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesindeöngörülen olumsuz görevuyuşmazlığının oluşabilmesi içintarafları, sebebi ve konusu aynı olan davada en az iki yargımerciince kendilerini görevsiz görerek verilmiş vekesinleşmiş görevsizlik kararlarının bulunması;17. maddesinde öngörülen olumlu görevuyuşmazlığının doğabilmesi için ise, yinetarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada en az iki yargımerciince kendilerini görevli sayan kararlar verilmesi; 19. maddeyegöre yargı mercilerince Uyuşmazlık Mahkemesi’nebaşvurulabilmesi için de, daha önce diğer yargı mercilerindenbirisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararıüzerine aynı davada kendisinin de görevsiz bulunduğu vegörevsizlik kararı veren yargı merciinin görevliolduğu kanısına varılması; 20. madde uyarıncagörev uyuşmazlığıçıkarılmasında, temyiz incelemesi yapan yüksekmahkeme tarafından Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasıgerekmekte olup, incelemeye konu olan adli yargı yerinin görevsizlikkararı üzerine idari yargı yerince aynı davada verilengörevlilik kararı nedeniyle, anılan maddelerde düzenlenengörev uyuşmazlığı türlerinden biri deoluşmamıştır. Açıklanannedenlerle, 2247 sayılı Yasa’nın 10. maddesindeöngörülen yönteme uygun bulunmayan başvurunun,aynı Yasanın 27. maddesinde yer alan “UyuşmazlıkMahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarınailişkin istemleri önce şekil ve süreaçısından inceler; yöntemine uymayan veya süresiiçinde ileri sürülmemiş istemleri reddeder”kuralı uyarınca reddi gerekmiştir. SONUÇ : 2247sayılı Yasa’nın 10. maddesinde öngörülenkoşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Yasanın27. maddesi uyarınca REDDİNE, 27.11.2017 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Şükrü BOZER Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Mehmet AKSU Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Ahmet Tevfik ERGİNBAY Üye Turgay Tuncay VARLI
Full & Egal Universal Law Academy