T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2017 / 472
KARAR NO : 2017 / 621
KARAR TR : 23.10.2017
ÖZET: Devlet hastanesinde, sağlık hizmetinin yürütüldüğü sırada doğduğu öne sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davanın İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı : K. U. Vekilleri : Av.S. K., Av.F.S. Davalı : SağlıkBakanlığı Vekili : Av. S.T. O L A Y : Davacı vekilleridilekçesinde, müvekkilelerinin 07.11.2014 tarihinde düşmesonucu sol kolunda dirsek çıkığıyaşadığını, acil olarak davalıBakanlığa bağlı Gebze Fatih Devlet Hastanesinebaşvurduğunu, muayenesini yapan doktor Metin’in "benimbiraz işlerim var, bana gerek yok ben ilgilenemem” diyerekhastayı stajyerlere ve hasta bakıcılara teslim ettiğini; hastabakıcı ve stajyerlerin, müvekkilenin omuz, omuz altı,kolunun altı, ayak kısmından bilek kısmından tutupçıkan dirseğini yerleştirmeyeçalıştıklarını; müvekkilenin, kendisineuygulanan bu işlem sonrasında 20 dk sonra, ağrı vesızıdan bayıldığını, bu aşamada dahidoktor gelmediğini, sonrasında röntgençekildiğini, dirseğinin yerine oturduğunun beyanedildiğini ve müvekkilenin kolunun alçıyaalındığını; Hastaneden gidebileceği, 3gün sonra kontrole gelmesinin söylendiğini; 3 gün sonrakontrole gittiğinde, kolunun 3 hafta boyunca alçıdakalacağının söylendiğini; kolu alçıda ikenmüvekkilesinin ağrılara dayanamayınca, Gebze TıpMerkezine gittiğini, buradaki doktorların, alçının 3hafta kalmaması gerektiğini, bu sürenin çok uzunolduğunu söylediklerini; normalde bu tarz çıkıklardaen fazla 1 hafta ya da 10 gün alçıda kalmasıgerektiği, çünkü kolun ve dirseğin hareketsizkalması durumunda işlevsel etkisinin azalacağı, koldakikasların tembel kaslar olduğu, hareket etmediği zamanişlevini yitireceği ve görevi yapmayacağınınsöylendiğini; Devlet Hastanesinde yapılan alçıişlemi sonucu, müvekkilinin uzun süre alçıda kalankolunun, bilekten omuza kadar iç kanama geçirdiğini;müvekkilinin dirseğinin çıkmarahatsızlığının tedavisinin, normalde hastanınuyutulup ameliyat yapılarak sağlanması ve dirseğin hastauyurken takılması gerektiğini; Gebze Tıp Merkezi doktorlarının,koldaki iç kanamayı dağıtmak için müvekkilekrem verdiğini, 10 gün sonra Gebze Tıp Merkezinegittiğinde dirseğin oturduğunu, ancak dirsek ve parmaklarınhareket etmediğini; bu kez MR istendiğini; Özel hastanedeyapılan muayenede müvekkilinin; dirsek çıkmasıyaşadığı gün Devlet Hastanesinde kendisineyapılan yanlış ve hatalı tedavi sonucunda omzunda, kolundave sol elinde kıkırdak ve sinirlerin, kasların, parmaklarınve sol kolun zedelenmiş, sakatlanmış ve özürlüdurumuna düştüğünü öğrenmişolduğunu, müvekkilinin Devlet hastanesinde uygulanan hatalıtedavi sonucu en az yüzde 40 oranında malul hale geldiğini;müvekkilin bu süreçte sürekli ağrılar yaşadığını,zaman zaman Fatih devlet hastanesine fizik tedaviye başlama talebiylegittiğini, ancak Şubat ayında fizik tedaviyebaşlayacaklarını söylediklerini, müvekkilinkıkırdak ve sinirlerinin, dirseğin ilk takılmasısırasında zedelendiğini, Devlet hastanesinde yapılanyanlış tedavi sonucu müvekkilin genç yaşındaözürlü olduğunu; bu yanlış tedaviyebağlı olarak müvekkilin sol elinde serçe ve yüzükparmağında işlev kaybı oluştuğunu, ayrıca omzundakisinirler ve kasların zedelendiğini, dirseğin de tam olarakaçılıp kapanmadığını; müvekkilin,hastane, ilaç, yol gibi çeşitli masraflar yapmasıylamaddi anlamda da kayıpları olduğunu, genç yaşta solkolunu kullanamaz hale geldiğini, gelecekte yapılması muhtemelameliyatların da bu sorunu çözmeyeceğini; yapılacak tedavilerin maddi yükünü müvekkilinkarşılamasının mümkünolmadığını; müvekkilin babasına ait markettereyon sorumlusu olarak çalışmakta iken aylık 1.800TLgelire sahip olduğunu; ancak kolundaki mevcut sakatlık veağrılar nedeniyle son 8 aydırçalışamadığını, müvekkilin bedenselzarar gördüğünü, Borçlar Kanununun49-54.maddeleri gereğince kazanç kaybı,çalışma gücünün azalmasından ya dayitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğinin sarsılmasındandoğan kayıplar yaşadığını; bu nedenle madditazminat talep etme zorunluluğu doğduğunu; müvekkilin hembedensel hem de ruhsal anlamda büyük bir çöküşyaşadığını, aile olarak üzüntü vehuzursuzluk yaşadıklarını, müvekkilin henüz 36yaşında bulunduğunu, ilerideki hayatında acı ve elemyaşayacağını, eksiklik hissedeceğini; BorçlarKanununun 56. maddesi gereğince bir kişinin bedenselbütünlüğünün zedelenmesi durumunda manevitazminat talep etme hakkının bulunduğunu, olayda,müvekkilin yaklaşık 1.5 yıldır bu olay nedeniyleacı ve ıstırap çektiğini, psikolojik olarak dayıkıldığını, 35 yaşında bekar birkızın hayatı boyunca sakat kalmasının, gerekçalışma hayatını gerekse de özelhayatını olumsuz etkileyeceğini; bir nebzede olsa bu acı veıstırabın giderilmesi için manevi tazminat talepettiklerini ifade ederek; fazlaya ilişkin talep ve dava haklarısaklı kalmak kaydıyla 5.000 TL maddi ve 20.000 TL manevitazminatın 07.11.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdantahsiline karar verilmesi istemiyle 11.2.2016 tarihinde adli yargı yerindedava açmıştır. DavalıSağlık Bakanlığı vekili, cevap süresininuzatılması yolunda verdiği ilk dilekçesinde davada idariyargının görevli olduğunu ileri sürerek görevitirazında bulunmuştur. GEBZE 4.ASLİYE HUKUKMAHKEMESİ; 23.12.2016 gün ve E:2016/36 sayı ile, davanınhaksız fiilden kaynaklanan tazminat davası olduğugerekçesiyle davalı vekilinin görev itirazınınreddine karar vermiştir. Davalıİdare vekilinin, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılması istemini içeren başvurusuüzerine, dava dosyası DanıştayBaşsavcılığı’na gönderilmiştir. DANIŞTAYBAŞSAVCISI; “(…)1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanununun 3'üncü maddesinde, her türlüidari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğersebeplerin yol açtığı vücutbütünlüğünün kısmen veya tamamenyitirilmesine yahut kişinin ölümüne bağlı maddive manevi zararların tazminine ilişkin davalara asliye hukukmahkemelerinin bakacağı, öngörülmüş ise de;Anayasa Mahkemesinin 16.2.2012 gün ve E:2011/35, K:2012/23sayılı kararıyla; 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanununun 3'üncü maddesinin (1) numaralıfıkrasının iptaline karar verilmiştir. Bu durumda, görev konusununkamu düzeninden olması ve göreve ilişkin kurallarınderhal uygulanması ilkesi uyarınca, idarenin hizmet kusurubulunduğundan bahsedilerek açılan maddi ve manevi tazminatistemine ilişkin davanın görüm veçözümü, davanın devamı sırasındagörevli yargı yolunu belirleyen yasal düzenlemenin AnayasaMahkemesi kararıyla iptal edilmesi nedeniyle idari yargı yerine aitbulunmaktadır. Dolayısıyla;davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanununun 2'nci maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendinde yeralan "idari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılantam yargı davaları" hükmü gereğince idariyargı yerinde görülmesi gerekmektedir.”gerekçesiyle;2247 sayılı Yasanın 10'uncu maddesi uyarınca olumlugörev uyuşmazlığı çıkarmış ve görev konusunun incelenmesini UyuşmazlıkMahkemesi’nden istemiştir. Başkanlıkça,2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre YargıtayCumhuriyet Başsavcısı’ndan yazılıdüşüncesi istenilmiştir. YARGITAY CUMHURİYETBAŞSAVCISI; “(…) 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanununun “İdari Dava Türleri veİdari Yargı Yetkisinin Sınırı" kenarbaşlıklı 2. maddesinde, idari dava türleri: a) İdariişlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yoluöngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerindendoğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birininyürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkanuyuşmazlıklara ilişkin davalar olaraksayılmıştır. Davacınınyanlış tedavi nedeniyle zarara uğradığı önesürülerek açılan tazminat davasında, bir kamu kurumuolan davalı Sağlık Bakanlığının, hizmetkusurunun bulunup bulunmadığı ya da meydana gelen zararınhizmet kusuru esaslarına göre tazmininin gerekip gerekmediğininbelirlenmesi söz konusu olacağından, 2577 sayılıKanunun 2/1.b maddesi gereğince açılan davanın idariyargı yerinde görülmesi gerekmektedir Uyuşmazlık Mahkemesininbaşta 06/06/2011 tarih ve 2011/47-121 E.-K. sayılı kararıve bir çok emsal kararında, "... hastanenin kamu hizmetiniyürüttüğü sırada kişilere verdiğizararın tazmini istemiyle açılan bu davada, kamu hizmetininyöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin, hizmet kusuru veya başka nedenleidarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasıgerekmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerinegöre yapılabileceğinden, 2577 sayılıYasa’nın 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendikapsamında bulunan tam yargı davasının görüm veçözümünde idari yargı yerleri görevlidir."denilmek suretiyle bu tür davalarda idari yargı yerleriningörevli olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle, DanıştayBaşsavcılığının 2247 sayılı Kanunun 10.maddesi gereğince yapmış olduğu başvurunun kabulüile Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/12/2016 tarih ve 2016/36 Esassayılı görevlilik kararınınkaldırılmasına karar verilmesi…”gerektiği yolunda yazılı düşüncevermiştir. İNCELEME VEGEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Ahmet Tevfik ERGİNBAY, Suna TÜRE, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN ve BirgülKURT’un katılımlarıyla yapılan 23.10.2017günlü toplantısında: I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre, davalı idare vekilinin anılan Yasanın 10.maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunmasıüzerine, Danıştay Başsavcısı’nca 10.maddede öngörülen biçimde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşıldığındanve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacının DevletHastanesinde yapılan yanlış tedavi sonucunda sol elindeserçe ve yüzük parmağında işlev kaybıolduğu, omzundaki sinirler ve kasların zedelendiği vedirseğinin de tam olarak açılıpkapanamadığından bahisle, uğranıldığıöne sürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılmıştır. Anayasa’nın 125.maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmış; 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 2/1-b. maddesinde, idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları, idari davatürleri arasında sayılmıştır. 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu’nun 3. maddesinde, her türlü idari eylem veişlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yolaçtığı vücutbütünlüğünün kısmen veya tamamenyitirilmesine yahut kişinin ölümüne bağlı maddive manevi zararların tazminine ilişkin davalara asliye hukukmahkemelerinin bakacağı hükmüne, geçici 1.maddesinde ise, bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkinhükümlerinin, Kanunun yürürlüğe girmesindenönceki tarihte açılmış olan davalardauygulanmayacağı hükmüne yer verilmiş, bu Kanunun 3.maddesinin (1) numaralıfıkrasının birinci cümlesinin iptali amacıylaaçılan davada, Anayasa Mahkemesi, 16.2.2012 tarih ve E:2011/35,K:2012/23 sayılı kararıyla: dava konusu kuralla, sadecekişinin vücut bütünlüğüne verilen maddizararlar ile buna bağlı manevi zararların ve ölümnedeniyle oluşan maddi ve manevi zararların tazmini konusunun kapsamaalındığı ve bu tazminat davalarına bakmagörevinin asliye hukuk mahkemelerine verildiği; buna göre,aynı idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğudiğer sebeplerden kaynaklanan zararların kapsamaalınmadığı; sorumluluk sebebi aynı olsa da buzararların tazmini davalarının idari yargıdagörülmeye devam edeceği; bu durumda, idarenin aynıyapı içinde aldığı kararın birbölümünün idari yargıda birbölümünün adli yargıda görülmesininyargılamanın bütünlüğünübozacağı; ayrıca iki ayrı yargı kolundagörülen davalarda, idarenin sorumluluğu, bu sorumluluğunkapsamı, idarenin tazmin yükümlülüğükonularında farklı sonuçlara ulaşabileceği; esasenidare hukukunda var olan hizmet kusuru ve kusursuz sorumlulukkavramlarının, kişilerin gördüğü zararlarıntazmininde kullanılan ve kişilerin idare karşısındakorunma kapsamını genişleten kavramlar olduğu; idarehukukunda, idarenin hiçbir kusuru olmasa da sosyal risk, teröreylemleri, fedakarlığın denkleştirilmesi gibi kusursuzsorumluluğa ilişkin kavramlara dayanılarak kişilerinuğradığı zararların tazmin edilmesininmümkün olduğu; özel hukuk alanındaki kusursuzsorumluluk hallerinin ise belirli konular için düzenlendiği vesınırlı olduğu; idarenin idare hukuku esaslarınadayanarak tesis ettiği tartışmasız bulunan eylem veişlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerdenkaynaklanan zararlara ilişkin davaların idari yargı yerlerindegörülmesi gerektiği; bu nedenle, yukarıda belirtildiğigibi, aynı idari eylem, işlem veya sorumluluk sebebinden kaynaklananzararların tazminine ilişkin davaların farklı yargıyerlerinde görülmesinde kamu yararı ve haklı nedenolduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle iptaline kararvermiştir. Dava dosyasınınincelenmesinde, davacının 07/11/2014 tarihinde düşme sonucusol kolunda dirsek çıkığı meydana geldiği,tedavi için başvurduğu Gebze Fatih Devlet Hastanesindeyapılan işlemler sonucunda, sol elinde serçe veyüzük parmağında işlev kaybı olması,omzundaki sinirler ve kasların zedelenmesi ve dirseğinin de tamolarak açılıp kapanmaması nedeniyleuğranıldığı öne sürülen 5.000,00 TLmaddi, 20.000,00 TL manevi zararın tazmini istemiyle davaaçıldığı anlaşılmıştır. Davacılarvekillerince, müvekkilelerininzararının, kamu idaresi olan SağlıkBakanlığına bağlı hastanede görev yapan sağlıkçalışanlarının sağlık hizmetinigereği gibi yürütmediğinden kaynaklandığı;dolayısıyla, idarenin doğan zarardan hizmet kusuru ilkesiuyarınca sorumluluğunun bulunduğu ilerisürülmüştür. Bu duruma göre, hastaneninkamu hizmetini yürüttüğü sırada kişilereverdiği zararın tazmini istemiyle açılan bu davada, kamuhizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin, hizmet kusuru veya başka nedenleidarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığınınsaptanması gerekmektedir. Bu hususların saptanması ise idarehukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılıYasa’nın 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendikapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümündeidari yargı yerleri görevlidir. Açıklanannedenlerle, Danıştay Başsavcısınca yapılanbaşvurunun kabulü ile davalı idare vekilininyaptığı görev itirazının reddine ilişkin Gebze4.Asliye Hukuk Mahkemesinin, 23.12.2016 gün ve E:2016/36 sayılı kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Danıştay Başsavcısı’nınBAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalı idarevekilinin yaptığı görev itirazının reddineilişkin Gebze 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin, 23.12.2016 gün veE:2016/36 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 23.10.2017gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ahmet Tevfik ERGİNBAY Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Suna TÜRE Üye Birgül KURT
Full & Egal Universal Law Academy