T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2017 / 587 KARAR NO : 2017 / 596 KARAR TR : 25.09.2017 ÖZET : Davalı idarenin sorumluluk sahasında kalan yolda meydana gelen kaza sonucu oluştuğu öne sürülen zararın rücuan tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk K A R A R Davacı : G. S. A.Ş. Vekili : Av. M. D. Davalı : Şırnak Belediye Başkanlığı Vekili : Av. N. B. OLAY : Davacıvekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketçe sigortalanan 34 …5679 plaka sayılı aracın 21/06/2013 tarihinde Şırnakİli, Cizre Caddesi üzerinde seyir halinde iken meydana gelenyaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle oluşanzararın sigortalıya ödendiği ve yolun bakım,onarım, işaretleme yükümlülüğünüyerine getirmeyen davalı idarenin %100 kusurlu olduğu ilerisürülerek 11.500,00-TL tazminatın sigortalıya ödemetarihi olan 01/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziile birlikte tazmini istemiyleadli yargı yerinde dava açmıştır. ŞIRNAKASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 06.04.2017gün ve E:2014/375, K:2017/321 sayılı kararı ile “Dava; sigorta poliçesinedeniyle sigortalıya ödenen tazminatın rücuen tahsiliistemine ilişkindir. Yargıtay 17. HukukDairesi'nin 13/05/2013 tarihli 2013/2640 esas 2013/6944 karar sayılıilamının gerekçesinde " davacıya zorunlu trafiksigortalı aracın yol üzerindeki çukur ve toprak yığınınedeniyle kaza yapması sonucu hasarlandığı iddiasıylaAnkara Büyükşehir Belediye Başkanlığıaleyhine dava açılmış olup, davada hizmet kusuruna dayanılmıştır.Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan belediyeler kamu hizmetisırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukukhükümlerine tabi değildirler. Kamu tüzel kişilerininyasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerinikullanılması, sırasında oluşan zararlar niteliğiitibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararlarıntazmini amacıyla hizmet kusurlarına dayalı olarak İdariYargılama Usulü Hakkındaki Kanunun 2. Madde hükmüuyarınca; idari yargı yerinde tam yargı davası ikameedilmesi gerekmektedir. Görev ve kuraları kamu düzenineilişkin olup, mahkemece kendiliğinden(resen) dikkatealınması zorunludur. O halde mahkemece adli yargınınyargı yolu bakımından görevsiz bulunması nedeniyledava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesigerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasıdoğru görülmemiştir." şeklinde belirterek ilkderece mahkemesinin kararını bozmuştur. Yargıtay 17. HukukDairesi 2013/15907 esas 2013/15001 karar sayılı ilamı ve yineaynı gerekçe ile ilk derece mahkemesinin kararınıbozmuştur. Danıştay İdariDava Daireleri Genel Kurulu 2015/65 esas 2015/540 karar sayılıilamında "İdarelerin kendi kuruluş yasalarındabelirlenen, 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden,yani; yol yapım, bakım, işletme, trafik güvenliğinisağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerindenkaynaklanan hukuki sorumluluğunun İdare Hukuku İlke VeKurallarına göre belirlenmesi; bu sebeple açılacak tamyargı davalarının da idari yargı yerindeçözümlenmesi gerekmektedir. Bu haliyle bakılanuyuşmazlık, özel hukuktaki araç işletenin hukukisorumluluğundan değil, davalı idare tarafındangörevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği,dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurluişletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğuiddiasından kaynaklanmakta olup, buna göreuyuşmazlığın çözümünün idariyargının görevinde bulunduğu sonucunavarıldığından, aksi yöndeki kararda hukuki isabetgörülmemiştir. " şeklinde belirtilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu;2014/17-731 esas, 2015/2366 karar sayılı ilam, 2015/17-1869 esas,2015/2369 karar sayılı ilam, 2014/17-1163 esas, 2016/909 kararsayılı ilamları da aynı görüş ve niteliktedir. Esasen 2918 SayılıKanunun amacına uygun biçimde bu kanundan kaynaklıdavaların adli yargıda görülmesi ve çözümesası benimsenmiş olsa da hizmet kusurundan kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklarında bu kapsamda değerlendirileceğine yönelik herhangi bir ifadeyer almamaktadır. Dava; İdari Yargılama Usulü Kanunu 2.maddesinde belirtilen tipik bir tam yargı davasıdır ” görüşüyle HMK 114/1-b veHMK 115/2 maddeleri gereği yargı yolu caizolmadığından, davanın Usulden Reddine karar vermiş, aleyhine istinaf yoluna başvurulmayan kararın 01/06/2017tarihinde kesinleştiğibelirlenmiştir. Davacı vekili bu kez aynı istemle idariyargı yerinde dava açmıştır. MARDİN 1. İDARE MAHKEMESİ:03.08.2017 gün ve E:2017/1344 sayılıkararı ile “2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu, "Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartlan, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanınBelediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir. Anılan Yasanın19/01/2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın14.maddesiyle değişik 110.maddesinde "İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazaların da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araçkazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir" hükmüne yerverilmiştir. Bakılan davada; davacıtarafından sözkonusu kaza nedeniyle oluşanzararlarının tazmini istemiyle Şırnak Asliye HukukMahkemesi'nin E.2014/375, K.2017/321 sayılı esasındagörülmekte olan davanın açıldığı,anılan davada yargı yolu caiz olmadığından bahisledavanın usulden (görev yönünden) reddine kararverildiği, bu kararın taraflarca istinaf edilmeyerek 01/06/2017tarihinde kesinleşmesi üzerine, davacı tarafındanbakılmakta olan iş bu davanınaçıldığı görülmektedir. 2918 Sayılı Kanunundeğişik 110. maddesi, trafik kazasında zarar görenin askerkişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkinolmasına, kamu ya da özel araç olmasına veya olayınhemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun'dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir.Sözkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiğigibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollanarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliğigiderilerek, söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usulbelirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargıyolunda çözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda; 2918 sayılıKanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110'uncumaddesi ile Anayasa Mahkemesinin aynı Kanunun hükmününiptali istemiyle yapılan itiraz başvurularında İdareMahkemelerinin davaya bakmakla görevli bulunmadığıyolundaki kararları gözetildiğinde, bahsi geçen Kanunmaddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgilikuralları, şartlan, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ileçalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adlî yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adlî yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun'un l'inci maddesi ile "adlî, İdarî veaskerî yargı mercileri arasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeyeyetkili" bulunmak üzere kurulan Uyuşmazlık Mahkemesininbenzer uyuşmazlıklarda verdiği istikrar kazanmışkararlarından olan 02.03.2015 tarihli, E.2015/161, K.2015/174sayılı kararı, 02.03.2015 tarihli, E.2015/162, K.2015/175sayılı karan, 28.09.2015 tarihli E.2015/670, K.2015/671sayılı karan, 11.04.2016 tarihli E.2016/163, K.2016/210sayılı ve 13.03.2017 tarihli, E.2017/166, K.2017/198 sayılıkararının karan da bu yönde olup, adli ve idari yargıarasında çıkan olumsuz görevuyuşmazlıkları adli yargı görevli kılınmaksuretiyle giderildiği gibi, Anayasa Mahkemesinin (27/03/2014 gün ve28954 sayılı Resmî Gazete' de yayımlanan) 26.12.2013tarihli, E. 2013/68 ve K.2013/165 sayılı kararında da 2918Sayılı Kanunun 110. maddesi uyarınca açılansorumluluk davalarında adli yargı mercilerinin görevlibulunduğu yönünde karar verilmiştir. Olayda, anılanuyuşmazlıkla ilgili Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesi'ninE.2014/375, K.2017/321 sayılı görevsizlik kararınıntaraflarca istinaf yoluna başvurulmayarak kesinleşmişolduğu anlaşıldığından; görevli yargıyerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvuruzorunluluğu doğmuştur. Açıklanan nedenlerle,2247 sayılı Yasa’nın 19.maddesi uyarınca görevliyargı yerinin belirlenmesi için Mahkememiz davadosyasının, Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E.2014/375Esas sayılı dava dosyasıyla birlikte UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine, bu konuda verilecek karara değindavanın incelenmesinin ertelenmesine karar vermiş, dosya Mahkememizegönderilmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, Ahmet TevfikERGİNBAY, Suna TÜRE, Alaittin Ali ÖĞÜŞ,Süleyman Hilmi AYDIN ve Turgay Tuncay VARLI’nınkatılımlarıyla yapılan 25.09.2017 günlütoplantısında: I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idariyargı dosyasının, ekindeki adli yargı dosyası ilebirlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği veusule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoy birliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim EnginSELİMOĞLU’nun, davanın çözümündeadli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın davada idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davalı idarenin sorumluluk sahasında kalanyolda meydana gelen yaralamalı ve maddi hasarlı kaza nedeniyle davacıtarafından evvelce ödenen tazminatın tam kusurlu olduğuileri sürülen davalı Belediyeden rücuan tahsili istemiyleaçılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak vetrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanınBelediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir. Öte yandan 2918 sayılı Yasanın19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, buKanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıdagörülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bufıkra hükmünün uygulanmasını önlemez.Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukukisorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”;Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının göreve ilişkin hükmü,yürürlüğe girdiği tarihten önce idariyargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmiştir. 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: “... Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargıkollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dankaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusudüzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasındauygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek sözkonusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynıtür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı,bu suretle kısa sürede sonuç alınmasınınolanaklı kılındığı ve bunun söz konusudavaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilendüzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılıKanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araçtrafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanınagirdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdaretarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkininkullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynıkarayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bunedenle aynı tür risk üreten araçlar arasındaözel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren birneden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralAnayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırıdeğildir. İtirazın reddi gerekir...” (Any. Mah.nin26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G.27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın 158 inci maddesinin sonfıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanıngörüm ve çözümü adli yargı yeriningörevine girdiğinden, Mardin 1.İdare MahkemesininBaşvurusunun Kabulü ile Şırnak Asliye HukukMahkemesi’nin 06.04.2017 gün ve E:2014/375, K:2017/321 sayılıgörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Mardin 1.İdare MahkemesininBAŞVURUSUNUN KABULÜ ile ŞırnakAsliye Hukuk Mahkemesi’nin 06.04.2017 gün ve E:2014/375, K:2017/321 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 25.9.2017gününde, Üyelerden Süleyman Hilmi AYDIN ve Turgay TuncayVARLI’nın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ahmet Tevfik ERGİNBAY Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Suna TÜRE Üye Turgay Tuncay VARLI KARŞI OY 03.11.2015 tarih ve 29521sayılı Resmi Gazetede yayımlanan UyuşmazlıkMahkemesi’nin 28.09.2015 gün ve E:2015/670, K:2015/671sayılı kararında belirtilmiş olan düşüncedoğrultusunda sayın çoğunluğungörüşüne katılamıyoruz. 25.09.2017 Üye Üye Süleyman HilmiAYDIN Turgay Tuncay VARLI
Full & Egal Universal Law Academy