T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2016 / 417 KARAR NO : 2017 / 200 KARAR TR : 10.4.2017 ÖZET : Davacının, davalı İdare emrinde 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı işçi statüsünde görev yapmakta iken; kendisine mobbing uygulandığı, çalışma yerinin değiştirildiği, koşullarının zorlaştırıldığı, fazla mesailerinin, harcırahlarının ödenmediği, çalışmaya ihtiyacı olmasına rağmen, kötü muamelelere, tehditlere ve aşağılamalara daha fazla dayanamayarak emekliye ayrılmak zorunda kaldığından bahisle, uğramış olduğu manevi zararın tazmini istemiyle açtığı davanın İDARİ YARGI yerinde görülmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı : N. E. Vekili : Av.Y.Ş. Davalı :Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı Vekili :Av. Z.H. O L A Y : Davacı vekili dilekçesindeözetle; davalı Belediyede 27 yıldırçalışan müvekkilinin, bu süre zarfındaBaşkan sekreterliği, Daire Başkan sekreterliği, BaşkanDanışmanlarının sekreterliği ve Sayıştaysekreteri olarak görev yaptığını; davalıtarafından, mahalli idareler seçiminden sonra, 25.06.2014 tarihindeKaş Ova beldesine geçici görevle görevlendirildiğini, orada çalıştığı dönemde,müvekkiline işveren emri ile işveren yetkilisi tarafından mobbinguygulandığını; hakkında mesnetsiz isnatlardabulunularak baskı altına alındığını,işten tazminatsız olarak çıkartacakları, işyerindekendi görevi dışında temizlik ve tuvalet temizliğininmüvekkili tarafından yapılması, aksi takdirde hakkındaverilen işi yapmıyor diye tutanak tutularak 27 yıllıkkıdeminin yok edileceği tehditlerinde bulunulduğunu; müvekkiline,kadınların kullandığı tuvaletin 3.katta olmasınarağmen bu kata çıkmasının yasaklandığını,aşağı kattaki erkekler tuvaletini kullanmaya zorlandığını;müvekkilinin, sabah 05.00’te evinden çıkarak toplutaşım araçlarınınçalışmadığı saatte toplanma mahalline gelmesininistenildiğini, buraya kadarki ulaşımınınsağlanmadığını, görev yerine gidişgelişinde yolda geçen fazla mesailerinin, harcırahlarınınkendisine ödenmediğini; müvekkilinin kötü muamelelere,tehditlere ve aşağılamalara daha fazla dayanamayarak,çalışmaya ihtiyacı olmasına rağmenişverenin iftiralarına uğrayarak kıdemtazminatını riske etmemek ve ödemegüçlüğü içine düşmemek için14.01.2015 tarihinde, işverenin baskıları ile yaşlılıkaylığı için SGK’ya başvuru yaparakişyerinden ayrıldığını ifade ederek; müvekkilineuygulanan mobbingden dolayı 30.000,00 TL manevi tazminatın, davatarihinden itibaren işleyecek ilgili faizleri ile birlikte tahsiline kararverilmesi istemiyle 18.3.2015 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır. Davalı İdare vekili süresiiçerisinde görev itirazında bulunmuştur. ANTALYA 5.İŞMAHKEMESİ: 10.7.2015 gün ve E:2015/205 sayılı 1.celsede, yargıyolu itirazının reddine karar vermiştir. Davalı İdare vekilininolumlu görev uyuşmazlığıçıkarılması yolunda süresinde verdiğidilekçesi üzerine, dava dosyasının onaylı birörneği Danıştay Başsavcılığınagönderilmiştir. DANIŞTAY BAŞSAVCISI: “(…)Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Temel hak vehürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin3. fıkrasında; "Kişinin, resmî görevlilertarafından vâki haksız işlemler sonucuuğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazminedilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkısaklıdır." hükmü getirilmiş ve 125. maddesinde,idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşıyargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra aynımaddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğuhükme bağlandıktan sonra 129. maddesinin 5.fıkrasında; "Memurlar ve diğer kamu görevlilerininyetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminatdavaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiğişekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir."hükmü yer almıştır. 657 sayılı DevletMemurları Kanunu'nun "Kişilerin uğradıklarızararlar" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasındaise; "Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıklarızararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhinedeğil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar." hükmüneyer verilmiştir. 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davaları idaridava türleri arasında sayılmıştır. İdare, kural olarakyürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağıkurulabilen zararları tazminle yükümlü olup idari eylemve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde,hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazminedilmektedir. Tam yargı davalarında,öncelikle zarara yol açtığı önesürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunundenetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu vezararın niteliği, sorumluluk ilkelerinin uygulanıpuygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken desorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmetkusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veyahiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenintazmin yükümlülüğünün doğmasınayol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru,özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonimbir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur.Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunundoğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Öte yandan, zarara sebebiyetveren kamu personelinin yürüttüğü görevlekişilerin uğradıkları zarar arasında kamu personelininhizmetten ayrılamayan kişisel kusurları da söz konusuolabilmektedir. Keza, kamu görevlisitarafından idarenin kendisine tanıdığı olanaklararacılığı ile (görev, yetki, araç-gereçvs.) bir kusur işlenirse artık bu kusur kişisel değil,görev/hizmet kusuru olarak kabul edilecektir. Zira, idare adınahareket eden kişinin kamu gücünü kullandığıkuşkusuzdur. Uyuşmazlık konusuolayda, davacının kendisine psikolojik taciz (mobbing), olumsuz tutumve davranışlar uygulamak suretiyle mağduriyetine nedenolduğu belirtilen kamu görevlilerinin görevini yaparken kusurludavranışta bulunmasının hizmet kusuru mu yoksa kişiselkusur mu olacağının ortaya konulması gerekmektedir. Kamu hizmeti, kamugörevlileri ve kullandıkları araç ve gereçlerleyerine getirilebilir ve bunun sonucu olarak kamu görevlilerinin veyabunların kullandıkları araç ve gereçlerin kusur,ihmal ve hatalarından dolayı kamu hizmetinin yerine getirilişisırasında kişilerin zarar görmesi durumunda meydana gelecekkusur, kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda, kamugörevlisinin hizmetten ayrılabilen kişisel kusurundan bahsetmeyeolanak yoktur. Kamu hizmetinden ayrılabilen kişisel kusur ise kamuhizmeti ile ilgisi olmayan kamu görevlisinin özel hayatı ileözel tutum ve davranışlarından kaynaklanan bir kusurdur. Olayda, davalı idarebünyesinde sigortalı statüde görev yapandavacının, çalışma hayatında kamu idaresinindenetim ve kontrolü altındaki kamu görevlilerinin tutum vedavranışları nedeniyle maruz kaldığını iddiaettiği psikolojik taciz ve uygulamaların, idari işlem ve eylemniteliğinde olup bu olaylar nedeniyle uğranıldığıöne sürülerek açılan tazminat davasınında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesi kapsamında yer alan, idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davası olarakkabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. Buna göre, yukarıdayapılan açıklamalar doğrultusunda, İş Kanunuhükümleri uyarınca imzalanan hizmet sözleşmesiuygulamasından kaynaklanmayan, davacının kendisine mobbing(psikolojik taciz) uygulandığı, haksız işlemlere maruzbırakıldığı nedenleriyle emekliye ayrılmakzorunda kaldığı, üzüldüğü veyıprandığından bahisle davalı idare aleyhine 30.000,00TL manevi tazminat ödenmesi istemiyle açtığı işbu davada; idarenin hizmet kusuru ya da başka nedenle idarisorumluluğunun bulunup bulunmadığının saptanması,idare hukuku ilkeleri çerçevesinde yapılacak yargısaldenetim sonucunda ortaya konulabilecek nitelikte bir husus olduğundan,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2.maddesinin 1/b fıkrası kapsamında bulunanuyuşmazlığa konu tam yargı davasınıngörüm ve çözümü idari yargı yerlerineaittir. SONUÇ:Açıklanan nedenlerle, 2247 sayılı Yasa'nın 10.maddesi uyarınca olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına, dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine …”karar vermiştir. Başkanlıkça,2247 sayılı Yasanın 13. maddesine göre YargıtayCumhuriyet Başsavcısının da yazılıdüşüncesi istenilmiştir. YARGITAY CUMHURİYETBAŞSAVCISI:“(…)Anayasanın "Temel hak vehürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin3.fıkrasında; "Kişinin, resmî görevlilertarafından vâki haksız işlemler sonucuuğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazminedilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkısaklıdır." hükmü getirilmiş, 125/son madde vefıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğanzararı ödemekle yükümlü bulunduğu kuralabağlanmış; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun13/1. maddesinde kişilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgiliolarak uğradıkları zararlardan dolayı ilgili kurum aleyhinedava açılabilecekleri hüküm altınaalınmıştır. Kamu hizmetinin, yöntemineve hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin; kamu yararına uygun şekildeişletilip işletilmediğinin, hizmet kusuru ya da başka birnedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığınınyargısal denetiminin, 2577 sayılı Kanunun 2. maddesinde“idari dava türleri” arasında sayılan“İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılantam yargı davaları” kapsamında, idari yargıyerlerince yapılacağı açıktır. İdare, kural olarakyürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağıkurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylemve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kurallarıçerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerigereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında,öncelikle zarara yol açtığı önesürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunundenetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu vezararın niteliği, sorumluluk ilkelerinin uygulanıpuygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken desorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmetkusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veyahiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenintazmin yükümlülüğünün doğmasınayol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru,özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonimbir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur.Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudanve asli nedenini oluşturmaktadır. Öte yandan, zarara sebebiyetveren kamu personelinin yürüttüğü görevlekişilerin uğradıkları zarar arasında kamu personelininhizmetten ayrılamayan kişisel kusurları da söz konusuolabilmektedir. Keza, kamu görevlisitarafından idarenin kendisine tanıdığı görev,yetki, araç-gereç vb. olanaklar aracılığı ilebir kusur işlenirse artık bu kusur kişisel değil,görev/hizmet kusuru olarak kabul edilecektir. Zira, idare adınahareket eden kişi kamu gücünü kullanmaktadır. Uyuşmazlık konusuolayda, davacının kendisine psikolojik taciz (mobbing), olumsuz tutumve davranışlar uygulamak suretiyle mağduriyetine nedenolduğu belirtilen kamu görevlilerinin, görevini yaparken kusurludavranışta bulunmasının hizmet kusuru mu yoksa kişiselkusur mu olacağının ortaya konulması gerekmektedir. Öğretide,“görevden ayrılabilir kusur” halininvarlığı halinde (yani idare ajanının kast, garez, kinve husumetle hareket ederek bir zarara yol açması durumunda), bunedenle zarar gören ilgilinin idare aleyhine değil, doğrudan kamugörevlisi aleyhine adli yargıda dava açabilmesi gerektiğiyönünde bir takım görüşler mevcutsa da; adliyargı uygulamasında bu hallerin çok açık ve somutbiçimde belli olduğu hallerde (örneğin kamugörevlisinin ilgiliye karşı işlediği bir suçnedeniyle mahkûmiyetinin bulunması durumunda), uğranılanzararın tazmini için doğrudan adli yargıda davaaçılabileceği, bunun dışındaki hallerdehusumetin idareye yöneltilmesi gerektiğine işaret edilmektedir.Belgelenmemiş, bir yargı ilâmına dayanmayan soyut iddialarınvarlığı halinde görevle kamu görevlisi arasındakiilliyet bağı kesilmiş sayılamayacağından;iddialara dayalı bir davanın öncelikle idari yargı yerinceincelenmesi gerekecektir. Somut davada da, davacı tarafından, kamugörevlilerinin görevlerinden kaynaklanan yetkilerini suistimalsuretiyle psikolojik taciz (mobbing) halinin mevcudiyeti önesürüldüğünden; gerçekte görev kusuruteşkil edebilecek kusur iddialarına dayalı bir davanın“tam yargı davası” mahiyetinitaşıdığı ve bu davanın idari yargı yerindeikame edilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Olayda, davalı idarebünyesinde sigortalı statüde görev yapandavacının, çalışma hayatında kamu idaresinindenetim ve kontrolü altındaki kamu görevlilerinin tutum vedavranışları nedeniyle maruz kaldığını iddiaettiği psikolojik taciz ve uygulamaların, idari işlem ve eylemniteliğinde olup bu olaylar nedeniyle uğranıldığıöne sürülerek açılan tazminat davasınında, 2577 sayılı Kanunun 2/1.b maddesi kapsamında, idari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davası olarakkabulü gerekmektedir. Bu sebeple, davacınınkendisine mobbing (psikolojik taciz) uygulandığı, haksızişlemlere maruz bırakıldığı nedenleriyle emekliyeayrılmak zorunda kaldığı, üzüldüğüve yıprandığından bahisle davalı idare aleyhine30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi istemiyleaçtığı davada, idarenin hizmet kusuru ya da başkanedenle idari sorumluluğunun bulunup bulunmadığınınsaptanması, idare hukuku ilkeleri çerçevesindeyapılacak yargısal denetim sonucunda ortaya konulabilecek niteliktebir husus olduğundan, 2577 sayılı Kanunun 2/1.b maddesikapsamında bulunan uyuşmazlığa konu tam yargıdavasının görüm ve çözümü İdariYargının görev alanına girmektedir. Bu nedenle, DanıştayBaşsavcılığının 2247 sayılı Kanunun 10.maddesi gereğince yapmış olduğu başvurunun kabulüile Antalya 5. İş Mahkemesinin 10/07/2015 tarih ve 2015/205 Esassayılı görevlilik kararının kaldırılmasınakarar verilmesi…” gerektiği yolunda düşüncevermiştir. İNCELEMEVE GEREKÇE : Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, YusufZiyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Birgül KURT, Mehmet AKBULUT ve YükselDOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan 10.4.2017günlü toplantısında: l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre; davalı vekilinin anılan Yasanın 10.maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunmasıüzerine, Danıştay Başsavcısı’nca 10.maddede öngörülen biçimde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşıldığındanve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından incelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet SavcısıHalil İbrahim ÇİFTÇİ ile DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın davada idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davalı İdareemrinde 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalıişçi statüsünde görev yapmakta iken emekliyeayrılan davacı tarafından; idarece kendisine mobbing uygulandığı,çalışma yerinin değiştirildiği, koşullarının zorlaştırıldığı,fazla mesailerinin, harcırahlarının ödenmediği, çalışmayaihtiyacı olmasına rağmen, kötü muamelelere, tehditlereve aşağılamalara daha fazla dayanamayarak emekliye ayrılmakzorunda kaldığından bahisle, uğramış olduğumanevi zararın tazmini istemiyle açılmıştır. Anayasanın“ Yargı yolu” başlıklı 125. maddesinin sonfıkrasında; “… idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, “Görevve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasındagüvence” başlıklı 129. maddesinin 5.fıkrasında; “ Memurlar ve diğer kamu görevlilerininyetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminatdavaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunungösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idarealeyhine açılabilir” hükmü yeralmıştır. 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu’nun 2. Maddesinde; “(Değişik bent: 10/06/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türlerişunlardır: a)(İptal: Anayasa Mahkemesi'nin 21/09/1995 tarih ve E:1995/27, K:1995/47sayılı kararı ile; Yeniden düzenleme: 08/06/2000 - 4577/5.md) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu vemaksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayıiptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları, b)İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haklarıdoğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları, c)(Değişik bent: 18/12/1999 - 4492/6 md.) Tahkim yoluöngörülen imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç,kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılanher türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflararasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar. 2.İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukukauygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdarimahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevininkanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerinegetirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlemniteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimdeyargı kararı veremezler. 3.Cumhurbaşkanının doğrudan doğruyayaptığı işlemler idari yargı denetimidışındadır.” denilmektedir. 657 sayılı DevletMemurları Kanununun 13. Maddesinde de; kişilerin kamu hukukunatabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardandolayı, bu görevi yerine getiren personel aleyhine değil, ilgilikurum aleyhine dava açacakları, kurumun genel hükümleregöre personele rücu hakkının saklı olduğuhükmüne yer verilmiştir. Dava dosyasınınincelenmesinden; Antalya Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı emrinde 506 sayılı Kanunkapsamında sigortalı işçi statüsünde görevyapmakta iken emekliye ayrılan davacı tarafından; idarecekendisine mobbing uygulandığı, görevi esnasında Kaşİlçesi, Ova Beldesine geçici olarak görevlendirilmesinedeniyle harcırah, fazla mesai gibi parasal hakları ödenmeyerekAntalya'dan görev mahalline gidiş gelişleri esnasında maruzkaldığı zorluklar, bayan tuvaletinin bulunduğu 3. kataçıkmasının yasaklanması ve görev hariciişler de verilmek suretiyle mağdur edildiği, hakkındamesnetsiz iddialarla kıdem tazminatı ödenmeden iştençıkartılacağı konusunda taciz edildiği,bilahare 5510 sayılı Kanun kapsamında Sosyal GüvenlikKurumu çatısı altında birleşen SSKçalışanı (sigortalı) olduğundan bahisle 506sayılı Kanunun Geçici 81/B-e maddesi gereğince 4/A'yabağlı yaşlılık aylığı bağlanmaksuretiyle kötü muamele, tehdit ve aşağılanmalaradayanamayarak 14.01.2015 tarihinde isteğe bağlı olarak emekliyeayrılmak zorunda kaldığından bahisle uğramışolduğu manevi zararların karşılığında toplam30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecekfaiziyle birlikte ödenmesi istemiyle davaaçıldığı anlaşılmıştır. AntalyaBüyükşehir Belediye Başkanlığı bir kamukurumudur ve davacının kendisine haksız işlemler tesisederek mağduriyetine sebebiyet verdiğini iddia ettiğikişiler de idarenin ajanı durumundaki kamu görevlileridir.Davacı kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken zararauğradığını iddia ederek manevi tazminat talebindebulunmuştur. Davacınınmanevi zarar iddiasının dayanağını, idare ajanıkonumunda olan davalı İdarede görevli kamu görevlilerininkendisine sistematik olarak psikolojik taciz (mobbing) uyguladıklarışeklindeki beyanları oluşturmaktadır. Öğretide,“görevden ayrılabilir kusur” halininvarlığı halinde (yani idare ajanının kast, garez, kinve husumetle hareket ederek bir zarara yol açması durumunda), bunedenle zarar gören ilgilinin idare aleyhine değil, doğrudanidare ajanı aleyhine adli yargıda dava açabilmesi gerektiğiyönünde bir takım görüşler mevcutsa da; adli yargıuygulamasında bu hallerin çok açık ve somutbiçimde belli olduğu ahvalde (örneğin idareajanının ilgiliye karşı işlediği bir suçnedeniyle mahkumiyetinin bulunması durumunda), uğranılanzararın tazmini için doğrudan adli yargıda davaaçılabileceği, bunun dışında herhalükârda husumetin idareye yöneltilmesi gerektiğineişaret edilmektedir. Belgelenmemiş, bir yargı ilâmınadayanmayan soyut iddiaların varlığı halinde görevleidare ajanı arasındaki illiyet bağı kesilmişsayılamayacağından; iddialara dayalı bir davanınöncelikle idari yargı yerince incelenmesi gerekecektir. Davanınsomutunda da, davacı tarafından, idare ajanlarınıngörevlerinden kaynaklanan yetkilerini suistimal suretiyle sistematikpsikolojik taciz (mobbing) halinin mevcudiyeti önesürüldüğünden; gerçekte görev kusuruteşkil edebilecek kusur iddialarına dayalı bir davanın“tam yargı davası” mahiyetinitaşıdığı ve bu davanın idari yargı yerindeikame edilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna göre, olayda hizmetkusuru ya da başka nedenle idarenin sorumluluğunun bulunupbulunmadığının saptanması idare hukuku ilkeleriçerçevesinde yapılabileceğinden, 2577 sayılıYasa’nın 2/1,b maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasınıngörüm ve çözümünde idari yargı yerigörevlidir. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcısı’nınbaşvurusunun kabulü ile davalı İdare vekilinin görevitirazının reddine ilişkin Antalya 5.İş Mahkemesinin 10.7.2015gün ve E:2015/205 sayılı kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle DanıştayBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile,davalı İdare vekilinin GÖREV İTİRAZININ REDDİNEilişkin Antalya 5.İş Mahkemesinin 10.7.2015 gün veE:2015/205 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 10.4.2017gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Birgül KURT Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy