T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2017/138
KARAR NO : 2017/182
KARAR TR : 13.03.2017
ÖZET: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca, soruşturma konusu eylemin kabahat olduğu değerlendirilerek, Cumhuriyet savcısı tarafından verilen idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk. K A R A R Davacı :F.S. Vekili :Av. M. E. H. Davalı : İstanbul Gümrük ve Muhafaza BaşMüdürlüğü (adliyargıda) Büyükçekmece CumhuriyetBaşsavcılığı 1-Adalet Bakanlığı (idari yargıda) 2-Gümrükve Ticaret Bakanlığı Ambarlı GümrükMüdürlüğü, Vekili : Av. R.P. O L A Y : BüyükçekmeceCumhuriyet Başsavcılığı SoruşturmaBürosunca, davacı F.S. ve bir kısım şüpheliler hakkında5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunuuyarınca yapılan soruşturma sırasında,“kaçakçılığa konu eşyayı buözelliğini bilerek ticari amaçla satmak ve satınalmak” suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamudavası açılmış, soruşturma konusu “antrepoveya geçici depodaki serbest dolaşımda bulunmayaneşyayı izinsiz olarak çıkarmak” eyleminin ise, idaripara cezasını gerektirdiği nedeniyle soruşturmadosyasından ayrılmasına karar verilip, dosyanın bu konudakarar verilmesi için görevsizlik kararı ile KabahatBürosuna gönderilmesinden sonra; BüyükçekmeceCumhuriyet Başsavcılığı Kabahat Bürosunun24.9.2012 gün ve Kabahat Defteri No:2012/3208, Karar No:2012/2308sayılı kararı ile, 34 ZD 9467 plakalı araçtayapılan aramada Ambarlı Gümrüğünde bulunan veserbest dolaşıma tabi olmayan bir kısım alkollüiçkilerin ele geçirildiği, davacının ve diğerkişilerin birlikte yüklenen Antrepo veya geçici depodakiserbest dolaşımda bulunmayan eşyayı izinsiz olarakçıkartmak kabahatini işlediklerinden bahisle, davacı vediğerlerinin 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin sekizincifıkrası ile 4. maddesinin ikinci fıkrasıuyarınca ayrı ayrı 142.546,00 TL idari para cezası ilecezalandırılmalarına karar verilmiştir. Davacı vekili, idariyaptırım kararının kaldırılması istemiyleadli yargı yerinde itirazda bulunmuştur. BÜYÜKÇEKMECE1.SULH CEZA MAHKEMESİ; 23.5.2013gün ve D.İş No:2012/1725 sayı ile;5607 sayılı Kanunda yapılan değişiklik ilekaçakçılık fiiline ilişkin kabahatlerin 4458sayılı Gümrük Kanunu ile yeniden düzenlendiği vebu Kanunda başvuru yolunun idare mahkemesi olarak gösterildiğigerekçesiyle başvurunun görev yönünden reddine kararvermiş, verilen karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir. Davacıvekili, bu kez aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır. İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nce, 5607 sayılı Kanun’unolay tarihinde yürürlükte bulunan maddesi uyarıncasavcılık tarafından verilen idari yaptırımkararının, 5326 sayılı Yasa kapsamında kalan idariyaptırım kararı niteliğinde bulunduğu, bu kararakarşı 5326 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca sulhceza mahkemesine itiraz edilebileceği açıklanarak, davanın görev yönünden reddine karar verilmesiüzerine, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş,Danıştay 10. Dairesi, 28.12.2015 gün ve E:2014/424, K:2015/6279sayılı kararı ile, davanın Büyükçekmece1.Sulh Ceza Mahkemesinin D.İş No:2012/1725sayılı görevsizlik kararı üzerineaçıldığı, Mahkemece uyuşmazlığıçözmekle sulh ceza mahkemesinin görevli olduğusonucuna ulaşıldığı belirterek,bu durumda dosyanın 2247 sayılı Kanun’un 19.maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi içinUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, davanıngörev yönünden reddine şeklinde verilen kararda hukukiisabet bulunmadığı gerekçesiyle kararınbozulmasına karar vermiştir. İSTANBUL 7.İDARE MAHKEMESİ; 9.11.2016 gün ve E:2016/586 sayı ile,savcılık tarafından verilen idari yaptırımkararının, 5326 sayılı Yasa kapsamında kalan idariyaptırım kararı niteliğinde bulunduğu ve bu kararakarşı 5326 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca sulhceza mahkemesine itiraz edilebileceği yolundaki hükümkarşısında, açılan davanın görüm veçözüm görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un 19. maddesi uyarıncagörevli yargı yerinin belirtilmesi için UyuşmazlıkMahkemesi'ne başvurulmasına karar vermiştir. İNCELEMEVE GEREKÇE: UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve YükselDOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan 13.03.2017günlü toplantısında: 1-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulu’nun 11.7.1988günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında,“2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyleincelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanmasıyönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan,‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden,savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığınmahkûmiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri veadli ceza mahkemeleri arasında çıkan görev vehüküm uyuşmazlıklarınınanlaşılması, bunun dışında kalan tümgörev uyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiğisonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlarabırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından, bunlarhakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdariniteliklerinden dolayı bu davalara ilişkin görev vehüküm uyuşmazlıklarının UyuşmazlıkMahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenipçözümlenmesi gerektiği...”açıkçabelirtilmiştir. Bu durum göz önünealındığında, olay bölümünde yazılıbaşvuru konusu görev uyuşmazlığının HukukBölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur. İdari yargı yerince,2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine görebaşvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargıdosyasının, Mahkemece ekinde adli yargı dosyası da teminedilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi birnoksanlık bulunmadığı anlaşıl-dığından,görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi . II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten FatmaBÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın adli yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,5607 sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 3. maddesinin sekizinci ve 4. madde-sinin ikincifıkrası uyarınca verilen idari para cezasınınkaldırılması istemiyle açılmıştır. 5607sayılı Kanun’un “Suçlar ve Kabahatler”başlığı altında düzenlenen 3. maddesininsekizinci fıkrasında, “Antrepo veya geçici depolamayerlerindeki serbest dolaşımda bulunmayan eşyayı,gümrük idaresinin izni olmadan kısmen veya tamamençıkaran veya değiştiren kişiye, eşyanıngümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezasıverilir ”, 4.maddesinin ikinci fıkrasında, “Bu Kanundatanımlanan suçların ve kabahatlerin, üç veya dahafazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek cezayarı oranında artırılır”, “Yetkilimerciler” başlığı altında düzenlenen 17.maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun hükümlerinegöre idari para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı,14 üncü madde hükümlerine göre mülkiyetin kamuyageçirilmesine ise Cumhuriyet savcısının talebiüzerine, sulh ceza mahkemesi yetkilidir. Bu kararlara karşı,30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerinegöre kanun yoluna başvurulabilir” denilmekte iken; Kanunun 3.maddesinin başlığı“Kaçakçılık suçları”, maddeninsekizinci fıkrası ise, “ İhracı kanun gereğiyasak olan eşyayı ülkeden çıkaran kişi fiildaha ağır cezayı gerektiren başka bir suçoluşturmadığı takdirde altı aydan iki yılakadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasıile cezalandırılır” şeklinde önce 28.3.2013gün ve 6455 sayılı Kanunun 54. maddesi ile yenidendüzenlenmiş, daha sonra 18.6.2014 gün ve 6545 sayılıKanunun 89. maddesiyle fıkrada yer alan “altı aydan ikiyıla” ibaresi “bir yıldan üçyıla” şeklinde değiştirilmiş,“4.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ve kabahatlerin”ibareleri, 28.3.2013 gün ve 6455 sayılı Kanunun 55. maddesiylemadde metninden çıkarılmış, aynı Kanunun 66.maddesiyle 17. maddesinin birinci fıkrası yürürlüktenkaldırılmış, aynı Kanunun 64. maddesi iledüzenlenen geçici 8. maddesinin ikinci fıkrasında ise,“Bu Kanunun yayımı tarihinden önce işlenen bu Kanunamuhalefet kabahatlerinde, lehe hükümlerin uygulanması usulü5252 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükmüne göreyapılır” hükmü yeralmıştır. 4458sayılı Gümrük Kanunu’nun 235.maddesinde, “Teminat alınmış olsa bile, gümrük işlemlerinebaşlanmadan veya bu işlemler bitirilip gümrük idaresininizni alınmadan antrepolardan veya gümrük idaresince eşyakonulmasına izin verilen yerlerden kısmen veya tamamen eşyaçıkarılması halinde,çıkarılaneşyanın ithalat veya ihracat vergilerinin yanı sıra,buvergilerin üç katı para cezası alınır ”denilmekte iken, madde; “1.Serbestdolaşıma giriş rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkinolarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonrakontrol sonucunda; a)Eşyanın genel düzenleyici idari işlemlerle ithalininyasaklanmış olduğunun tespiti halinde, eşyanıngümrük vergilerinin alınmasının yanı sıra,gümrüklenmiş değerinin dört katı idari paracezası verilir. b)(a) bendindeki eşyanın değersiz, artık veya atık maddeolması durumunda, idari para cezası; dökme halinde geleneşya için ton başına otuz bin Türk Lirası,ambalajlı gelmesi halinde kap başına altı yüzTürk Lirası olarak hesaplanır ve eşya yurtdışıedilir. c)Eşyanın ithali, lisansa, şarta, izne, kısıntıyaveya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilikbelgesine tabi olduğu halde uygunluk ve yeterlilik belgesine tabideğilmiş veya belge alınmış gibi beyanedildiğinin tespit edilmesi halinde, eşyanın gümrükvergilerinin yanı sıra, eşyanın gümrüklenmişdeğerinin iki katı idari para cezası verilir. d)(c) bendindeki eşyanın değersiz, artık veya atık maddeolması durumunda, idari para cezası; dökme halinde geleneşya için ton başına sekiz bin Türk Lirası,ambalajlı gelmesi halinde kap başına iki yüz TürkLirası olarak hesaplanır ve eşya yurtdışı edilir. 2.İhracat rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak,yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya kontrol sonucunda; a)Eşyanın genel düzenleyici idari işlemlerleihracının yasaklanmış olduğunun tespiti halinde,eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katıidari para cezası verilir. b)Eşyanın ihracı, lisansa, şarta, izne,kısıntıya veya belli kuruluşların vereceğiuygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olduğu halde uygunluk veyeterlilik belgesine tabi değilmiş veya belge alınmış gibibeyan edildiğinin tespit edilmesi halinde, eşyanıngümrüklenmiş değeri kadar idari para cezası verilir. 3.Yolcuların, gümrük mevzuatına göre kişisel vehediyelik eşya kapsamı dışında olup beyanlarınaaykırı olarak üzerlerinde, eşyası arasında veyataşıma araçlarında çıkan ya dabaşkasına ait olduğu halde kendi eşyasıymışgibi gösterdikleri eşyanın gümrük vergileri iki katolarak alınır ve eşya sahibine teslim edilir. Gümrükvergileri ödenmediği takdirde, eşya gümrüğe terkedilmiş sayılır. 4.Birinci fıkranın (a) ve (c) bentlerinde belirtilen eşyaya elkonularak mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir veeşya 177 ila 180 inci madde hükümlerine göre tasfiyeye tabitutulur. 5.Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen ve transit rejimbeyanında bulunulan serbest dolaşımda olmayan eşyanın,beyan edilenden belirgin bir şekilde farklı cinste eşyaolduğunun tespiti halinde, farklı çıkan eşyanıngümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezasıverilir ” şeklinde 28/3/2013 gün ve 6455 sayılıKanun’un 12 maddesi ile yeniden düzenlenmek suretiyle, 5607sayılı Kanun’da kaçakçılık fiillerineilişkin kabahatlerle ilgili düzenlemeler tamamen ortadankaldırılmış, 4458 sayılı Kanun ilekaçakçılık fiillerine ilişkin kabahatler yenidendüzenlenmiştir. Bu Kanun’un “ İtirazlar ”başlığı altında düzenlenen 242.maddesinde ise,“1. Yükümlüler kendilerine tebliğ edilengümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşıtebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üstmakama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçeile itiraz edebilir. 2.İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde kararabağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir. 3.İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlışmakama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmışsayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır. 4. İtirazın reddi kararlarına karşı işleminyapıldığı yerdeki idari yargı mercilerinebaşvuru-labilir” hükmü yer almıştır. 30.3.2005 gün ve 5326sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Cumhuriyetsavcısının karar verme yetkisi ”başlığını taşıyan 23. maddesinde ise,“(1) Cumhuriyet savcısı, kanunda açıkçahüküm bulunan hallerde bir kabahat dolayısıyla idarîyaptırım kararı vermeye yetkilidir. (2) Bir suçdolayısıyla başlatılan soruşturma kapsamında birkabahatin işlendiğini öğrenmesi halinde Cumhuriyetsavcısı durumu ilgili kamu kurum ve kuruluşunabildirebileceği gibi, kendisi de idarî yaptırımkararı verebilir. (3)Soruşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğununanlaşılması halinde Cumhuriyet savcısı bu nedenleidarî yaptırım kararı verir. Ancak, bunun içinilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından idarîyaptırım kararı verilmemiş olması gerekir”denilmiş; aynı Kanun’un “Başvuru yolu”başlığı altında düzenlenen 27. maddesininaltıncı fıkrasında, “Soruşturma konusu fiilinsuç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyleidari yaptırım kararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yerolmadığı kararına itiraz edildiği takdirde, idariyaptırım kararına karşı başvuru da bu itiraz merciindeincelenir” ; 5252sayılı “Türk Ceza Kanununun Yürürlük veUygulama Şekli Hakkında Kanun”un, “Lehe olanhükümlerin uygulanmasında usul”başlığı altında düzenlenen 9. maddesinde ise,“ ….. (3) Lehe olan hüküm, önceki ve sonrakikanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak,ortaya çıkan sonuçların birbirleriylekarşılaştırılması suretiyle belirlenir ”hükmü yer almıştır. Dosyanın incelenmesinden, Büyükçekmece CumhuriyetBaşsavcılığı Soruşturma Bürosunca,davacı F.S. hakkında 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarıncayapılan soruşturma sırasında, soruşturma konusu“antrepo veya geçici depodaki serbest dolaşımdabulunmayan eşyayı izinsiz olarak çıkarmak”eyleminin, suç olmayıp kabahat olduğu değerlendirilerekidari para cezasını gerektirdiği nedeniyle soruşturmadosyasının bu konuda karar verilmesi için görevsizlikkararı ile Kabahat Bürosuna gönderildiği veBüyükçekmece Cumhuriyet BaşsavcılığıKabahat Bürosunca davacının 5607 sayılı Kanun’un3. maddesinin sekizinci fıkrası ile 4. maddesinin ikincifıkrası uyarınca 142.546,00 TL idari para cezası ilecezalandırılmasına karar verildiğianlaşılmıştır. 30.3.2005 gün ve 5326 sayılı KabahatlerKanunu’nun 6.12.2006 gün ve 5560 sayılıYasa’nın 31. maddesiyle değiştirilen 3. maddesinde,“ (1) Bu Kanunun; a)İdarî yaptırım kararlarına karşı kanunyoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde, b)Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veyamülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımınıgerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır”;Kanunun “Başvuru yolu” başlıklı 27.maddesinin 1. fıkrasında ise “idari para cezası vemülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idariyaptırım kararına karşı, kararın tebliğiveya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş güniçinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süreiçinde başvurunun yapılmamış olması halindeidari yaptırım kararı kesinleşir” düzenlemeleriyer almıştır. Budüzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu’nun, idarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygula-nacağı; diğer kanunlardagörevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan,görev konusunda taraflar için bir müktesep hakdoğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilengörev kurallarının, geçmişe de etkiliolacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir. Davanın açıldığı andaki kurallara göregörevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmişise, (davanın açıldığı anda görevli olanve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemeningörevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadakigörev kuralının, değişikliğinyürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararıverilemeyeceği açıktır. Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemedeaçılmış, bu sırada yapılan bir kanundeğişikliği ile görevsiz mahkeme o dava içingörevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlikkararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiğiiçin) davaya bakmaya devam etmesi gerekir. İncelenenuyuşmazlıkta, 5607 sayılı Kanun’un olay tarihindeyürürlükte bulunan maddesi ve yapılansoruşturma sırasında soruşturma konusunun suçolmayıp, kabahat olduğu değerlendirilerek, 5326 sayılıKanun uyarınca Cumhuriyet Savcısı tarafındandavacıya verilen idari para cezasının, 5326 sayılıKanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırımtürlerinden biri olduğu ve Kabahatler Kanunu’nun 5560sayılı Kanun’la değişik 3. maddesinde belirtildiğiüzere, idarî yaptırım kararlarına karşıkanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle,görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Kanunhükümlerinin dikkate alınacağı, anılan Kanunun 27.maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca ve aynı maddenin altıncıfıkrasında, soruşturma konusu fiilin suç değil dekabahat oluşturduğu gerekçesiyle idari yaptırımkararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığıkararına itiraz edildiği takdirde, idari yaptırımkararına karşı başvurunun da bu itiraz merciindeinceleneceği açıkça belirtildiğinden, 5607sayılı Kanun’un 28.3.2013 gün ve 6455sayılı Kanunun 64. maddesi ile düzenlenen geçici 8.maddesinin ikinci fıkrasında da, bu Kanunun yayımıtarihinden önce işlenen bu Kanuna muhalefet kabahatlerinde, lehehükümlerin uygulanması usulünün 5252 sayılıKanunun 9 uncu maddesi hükmüne göre yapılacağı düzenlendiğinden,davanın görüm ve çözümünde adliyargı yerinin görevli olduğu sonucunavarılmıştır. Açıklanan nedenlerle,İstanbul 7. İdare Mahkemesince yapılan başvurununkabulü ile Büyükçekmece 1. SulhCeza Mahkemesince verilen 23.5.2013 günve D.İş No:2012/1725 sayılıgörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bunedenle İstanbul 7. İdare Mahkemesince yapılanBAŞVURUNUN KABULÜ ile, Büyükçekmece1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 23.5.2013gün ve D.İş No:2012/1725 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 13.03.2017gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy