T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2017 / 81
KARAR NO : 2017 / 163
KARAR TR : 13.3.2017
ÖZET : Davacının, davalı şirkette sözleşmeli personel olarak çalışmakta iken teknisyen olarak atanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin İdare Mahkemesince iptal edildiğinden bahisle, atamasının yapılmadığı dönemde yoksun kaldığını ileri sürdüğü maaş farkı alacağının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın; davanın açıldığı tarihte, davalı mevkiinde kamu kuruluşu niteliği taşımayan Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin olması karşısında, idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmek olanaksız olduğundan; özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde ADLİ YARGI YERİNİN görevli olduğu hk.
K A R A R
Davacı :K. Y.
Vekili :Av. M. D.K.
Davalı :Türk Telekomünikasyon A.Ş.
Vekili :Av. S.O.Ö.
O L A Y :Davacı vekili, davalı Kurumda sözleşmeli memur olarakçalışmaya başlayan müvekkilinin, 2003 tarihindeteknisyen pozisyonuna atamasının yapılmasını istediğini,bu isteminin, 11.07.2003 günlü 15223 sayılı işlem ilereddedildiğini; davalının bu işleminin iptali içinaçılan davada, İstanbul 3. İdare Mahkemesinin; 19.11.2008tarih, E:2008/1882, K:2008/2237 sayı ile, işlemi iptal ettiğini;Mahkemenin, 4502 sayılı Kanunun Geçici 4.1 maddesini dayanakgöstererek, "399 sayılı KHK kapsamındançıkmak istemeyenlerin mevcut durumları, sosyal veözlük haklarının 399 sayılı KHK'ya tabi olarak devamedeceği yasayla güvence altına alınmış olup,sözü edilen yasal korumanın ortadankaldırılmasına yönelik uygulamada hukuki uyarlıkbulunmamaktadır.” şeklinde karar verdiğini; bu kararındavalı idare tarafından temyiz edildiğini, Danıştay 5.Dairesinin E:2009/1129, K:2009/3123 sayı ile, temyiz istemini reddederek, ilkderece mahkemesinin kararını onadığını; karardüzeltme isteminin de aynı Dairenin 14.06.2010 tarihli, E:2009/5288,K:2010/4164 sayılı kararı ile reddedildiğini ve hükmünkesinleştiğini; davalının, 31.07.2009 tarihi itibariyle müvekkilininiş sözleşmesini, başka kuruma gönderilmeküzere feshettiğini; müvekkilinin, sözleşmeli personelstatüsünden teknisyen kadrosuna geçişkoşullarını taşımasına rağmen, davalıtarafça müvekkillin talebi, haklı gerekçegösterilmeden, üstelik müvekkilinin kanunla korunan sosyal veözlük haklarına ilişkin olarak iş mevzuatına tabipersonel statüsüne geçmesi halindedeğerlendirileceği şartına tabi tutularak reddedildiğini,davalının ret kararı sebebiyle müvekkilinin teknisyenkadrosuna geçemediğini, bu yüzden, teknisyen kadrosunageçmiş olduğunda alması gereken maaş ilesözleşmeli memur statüsünde kalması sonucundaaldığı maaş arasında yüklü miktarda farkolduğunu; davalının 11.07.2003 tarihli ret işlemiİstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin kararı ile iptal edilmişolduğundan, müvekkilinin 11.07.2003 tarihi itibariyle teknisyenkadrosuna atamasının yapılmaması nedeniyle, 11.07.2003'den31.07.2009 tarihine kadar yoksun kalınan maaş farkı oluştuğunu;emsal personel kıyaslandığında maaşlar arasında 131,5TLlik fark bulunduğunu; buna göre bu yıllar arasındatoplam 11.420 TL maaş alacağı bulunduğunu; bu durumailişkin olarak, davalı kuruma 01.04.2011 tarihli idari başvuruyapıldığını; davalı kurumun 20.05.2011tarihinde TTŞ.4.34.02/Mütf.2011/145 sayı ile tebliğ olancevabında, hiçbir yasal dayanak gösterilmeden 399sayılı KHK'ye -hukuka aykırı bir şekilde-uyulmadığından bahsedildiğini; verilen cevapta,“başvuruların ... kurum içi unvan yükselmelerindeuygulanacak esaslar yönünden değerlendirmeye alınmasıve sonucuna göre işlem tesis edilmesi gerekirken, talebin işmevzuatına geçme şartına bağlanarak reddedilmesininhukuka aykırı bulunduğundan bahisle bu kapsamdaaçılan davalar için verilen kararlarçerçevesinde şirketimizce herhangi bir işlemyapılmamaktadır." denildiğini; ilgili kurumun, İdaremahkemesinin verdiği kararı uygulamamasına bu şekilde nedenaradığını ifade ederek; fazlaya ilişkin haklarıyla,diğer tüm yasal hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilininatamasının yapılmayarak 31.07.2009 tarihine kadar geçenzaman içindeki yoksun kalınan maaş alacağıtutarı olan 11.420,00 TL'nin, müvekkilinin atanma talebinin redditarihi olan 11.3.2007’den itibaren her bir hak edişin ödenmesigereken günden itibaren işletilecek dönemsel gecikme zammıoranında gecikme faizi ile birlikte davalıdan tahsiline kararverilmesi istemiyle 10.6.2011 tarihinde idari yargı yerinde davaaçmıştır. İSTANBUL2.İDARE MAHKEMESİ: 28.7.2011 gün ve E:2011/1275, K:2011/1670sayı ile, “(…) Türk Telekom hisselerinin tamamıHâzineye ait bulunmakta iken, 01.07.2005 tarihinde yapılan ihaleüzerine Bakanlar Kurulu’nun 25.07.2005 tarih ve 2005/9146sayılı “Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi’nin%55 Oranındaki Hissesinin Blok Olarak Satışına ilişkinNihai Devir İşlemlerine Dair KararınYürürlüğe Konulması Hakkında Karar”uyarınca, şirketin %55 oranındaki hissesinin blok olarak25.11.2005 tarihinde satışı suretiyle özelleştirilmiştir. TürkTelekom, 406 sayılı Kanun özel hukuk hükümlerine tabibir anonim şirket olup, hisse devir işlemleri tamamlanaraközelleşmiş bulunmakta ve dolayısıyla kamu kurum vekuruluşlarına uygulanan mevzuatın Türk Telekom’auygulanmasına son verilmiş bulunmaktadır. 406sayılı Yasa’da yapılan değişikliklerle,Türk Telekom’un statüsü değiştirilmiş vekamu payı % 50’nin altına düşmüştür. Dosyanınincelenmesinden, davacının sözleşmeli memur olarakçalışmakta iken teknisyen olarak atanması istemiyleyaptığı başvurunun 11.07.2003 tarih ve 15223sayılı işlemle reddi üzerine, anılan işlemin iptaliistemiyle açılan davada İstanbul 3. İdare Mahkemesinin18.11.2008 tarih ve E:2008/1882, K:2008/2237 sayılı kararı ileişlemin iptaline karar verildiğinden bahisle atamasınınyapılmadığı 11.07.2003-31.07.2009 döneminde yoksunkaldığını ileri sürdüğü 11,420,00-TL'ninödenmesi istemiyle 01.04.2011 tarihinde yaptığıbaşvurunun 18.05.2011 tarih ve 145 sayılı işlemle reddiüzerine bakılmakta olan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda,davacının davalı şirkete başvuruyaptığı 01.04.2011 tarihi itibariyle özel hukukhükümlerine tabi bir kuruluş olan ve idari makam olmaniteliğini kaybeden Türk Telekomünikasyon A.Ş.'yekarşı açtığı iş bu davada, taraflararasındaki ilişkinin özel hukuk hükümlerinedayanması karşısında, bakılan davanıngörüm ve çözümünün adli yargınıngörevine girdiği sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanannedenlerle, 2577 Sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun 15/1.maddesi uyarınca davanın GÖREVYÖNÜNDEN REDDİNE…” karar vermiş, bu karartemyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davacıvekili aynı istemle, 18.10.2011 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır. İstanbul12.İş Mahkemesi; 19.11.2014 gün ve E:2011/504, K:2014/664sayı ile, uyuşmazlığın esasını inceleyerekdavanın kabulüne karar vermiş, temyiz edilmesi üzerine bukarar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesince; 23/05/2016 gün veE:2015/1724, K:2016/12266 sayı ile, davacının talebinin, ilgiliİdare Mahkemesince iptaline karar verilen kurum işlemi nedeni ilemahrum kalınan fark ücretlerin tahsiline ilişkin olduğu, butalebin idari yargıda görülecek tam yargı davasınakonu edilebileceği, davanın "yargı yolu caizolmadığından" dava şartı yokluğu nedeni ileusulden reddi gerekirken, uyuşmazlığın esası hakkındakarar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. İSTANBUL12.İŞ MAHKEMESİ; 4.10.2016 gün ve E:2016/670,K:2016/764 sayı ile, “(…) Dava yoksun kalınan maaşfarkı alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacının11/10/1993-02/12/2009 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde399 sayılı KHK hükümlerine tabi Tip-2 hizmetsözleşmesi ile çalıştığı ve31/07/2009 tarihinde Devlet Personel Daire Başkanlığı'nabildirilerek 11/10/2009 tarihinde Sarıyer Kaymakamlığıİlçe Mal Müdürlüğü'neatandığı hususu taraflar arasındaçekişmesizdir. İstanbul3. İdare Mahkemesi'nin 2008/1882 Esas sayılı davadosyasının incelenmesinde, 19/11/2008 tarih ve 2008/2237sayılı karar ile "406 sayılı Yasa'nın ek 22. ve4046 sayılı Yasa'nın 22. maddesi uyarınca 399sayılı KHK tabi çalışan kadrolu veyasözleşmeli personelin statüleri, sosyal ve özlükhaklarını korumak suretiyle görevde yükselmelerine deolanak sağladığı..." gerekçesinedayanılarak davacının teknisyen olarak atamasınınyapılması isteminin reddine ilişkin 11.07.2003 tarihli davalıişleminin iptaline karar verildiği, İstanbul2. İdare Mahkemesi'nin 2011/1275 Esas sayılı dosyasında;İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin kararı nedeniyledavacının 11.03.2007 - 31.07.2009 tarihleri arasında yoksunkalınan maaş farkı alacağının tahsilinin talepedildiği, Mahkemece verilen 28/07/2011 tarih ve 2011/1670 sayılıkararı ile İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1.maddesiuyarınca davanın görev yönünden reddine kararverilmiş olduğu anlaşılmıştır. İşbudavada İdare Mahkemesi'nin kararı nedeniyle davacının11.03.2007 - 31.07.2009 tarihleri arasında yoksun kalınan maaşfarkı alacağının varlığının dava konusuedildiği görülmüştür. İncelenentüm dosya kapsamına göre; davacının talebiİstanbul 3. İdare Mahkemesi'nce iptaline karar verilen kurumişlemi nedeni ile mahrum kalınan fark ücretlerin tahsilineilişkin olduğu görülmüş, İstanbul 2. İdareMahkemesi'nin 2011/1275 Esas sayılı dosyasında görülendavada, davanın görev yönünden reddine karar verilmişolduğu anlaşılmış, Mahkememiz dosyasındaaynı konudaki talebin idari yargıda görülecek tamyargı davasına konu edilebileceğinden yargı yolu caizolmadığı anlaşılmış olup, davaşartı yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesigerekmiş, Mahkememiz ile İstanbul 2. İdare Mahkemesiarasında yargı yolu yönünden uyuşmazlıkçıkması nedeniyle dosyanın UyuşmazlıkMahkemesi'ne gönderilmesine dair aşağıdaki gibihüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yargıyolu caiz olmadığından dava şartı yokluğunedeniyle davanın reddine,…, dosyanın yargı yolununbelirlenmesi bakımından Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine…” karar vermiş; bu karar temyizedilmeksizin kesinleşmiş; daha sonra Mahkemece dava dosyalarıMahkememize gönderilmiştir. İNCELEMEVE GEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan13.3.2017 günlü toplantısında: l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; Olay kısmında belirtildiği üzere,tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada; idari yargıyerince adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyleverilmiş ve kesinleşmiş bir görevsizlik kararıbulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelen davayı inceleyen adliyargı yerinin sahip olduğu seçenekler ile verdiği kararbakımından bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. 1- 2247sayılı Yasa’nın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuzgörev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargımercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olandavada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdiklerikararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir. Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarcaileri sürülebilir” hükmüne göre, idare mahkemesininkesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine adli yargıyerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bu kararınkesinleşmesi halinde, olumsuz görev uyuşmazlığıdoğmuş olacak; hukuk alanında doğmuş bulunan buuyuşmazlığın giderilmesi istemi ise, ancak davanıntaraflarınca ileri sürülebilecektir. 2- 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesindeki “Adli, idari,askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayıincelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler.” hükmüne göre ise, adliyargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlikkararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirtengerekçeli bir karar ile doğrudan UyuşmazlıkMahkemesi’ne başvurma olanağına sahiptir. Şu kadarki, başvuru kararının, görev konusundaUyuşmazlık Mahkemesi’nce karar verilmesine değin işinincelenmesinin ertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir. Yasakoyucu,14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görevuyuşmazlığı doğması halinde her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurmairadesini davanın taraflarına bırakmış iken, buyönteme nazaran daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. maddeile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciindensonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurmaolanağını tanımıştır. Olayda, adliyargı yerince, öncelikle görevsizlik kararı verilmeklebirlikte, bununla yetinilmemiş ve dosyanın yargı yolununbelirlenmesi bakımından Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine de karar vermiş; ancak kararınkesinleşmesinden sonra, görevli merciin belirtilmesi içinre’sen Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmuştur. Bu haliyle,her ne kadar 2247 sayılı Yasa’da öngörülenyönteme uymamakta ise de, davanın taraflarınca başvurudabulunulmadığı gözetilerek, İstanbul 12.İşMahkemesi’nce re’sen yapılan başvurunun 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesi kapsamındaolduğunun kabulü ile Uyuşmazlık Mahkemesi’ninönüne gelmiş bulunan görevuyuşmazlığının çözümekavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekse UyuşmazlıkMahkemesi’nin kuruluş amacına uygun olacağından veadı geçen Mahkemece idari yargı dosyası dagönderilmiş olup, usule ilişkin başkaca bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, adli veidari yargı yerleri arasında doğan görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargı, DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın ise idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,davacının, davalı şirkette sözleşmeli personelolarak çalışmakta iken teknisyen olarak atanmasıistemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkinişlemin İdare Mahkemesince iptal edildiğinden bahisle, atamasının yapılmadığı 11.07.2003-31.07.2009döneminde yoksun kaldığını ilerisürdüğü 11,420,00-TL. maaş farkıalacağının ödenmesine karar verilmesi istemiyleaçılmıştır. Yargıkararının yerine getirilmemesinden doğan sorumluluk davası;maddi ve manevi tazminat istemli açılabileceği gibi tamyargı davası şeklinde de açılabilir. Anayasa Mahkemesi’ne 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun 28. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan “...kararı yerinegetirmeyen kamu görevlisi aleyhine de tazminat davasıaçılabilir.” ibaresinin,Anayasa’nın 129. maddesine aykırılığısavıyla yapılan başvuru sonucu 27.09.2012 gün E:2012/22K:2012/133 sayı ile “…Başvuru kararında,Anayasa’nın 129. maddesinin beşinci fıkrasında,memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerinikullanmalarından kaynaklanan zararlar nedeniyle kendilerine tazminatdavası açılamayacağının belirtildiği,Anayasa’da bunun istisnasının da düzenlenmediği,ancak, itiraz konusu ibare ile Anayasa’nın buhükmünün aksine kamu görevlisine karşı davaaçma hakkının tanındığı, bu nedenle,itiraz konusu ibarenin Anayasa’nın 129. maddesinin beşincifıkrasına aykırı olduğu ilerisürülmüştür. 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin birincifıkrasında; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idareve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasınailişkin kararlarının icaplarına göre idarenin,gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburolduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareyetebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği,ancak, haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilenkararlar hakkında, bu kararların kesinleşmesinden sonra idareceişlem tesis edileceği belirtilmektedir. Maddeninüçüncü fıkrasında; Danıştay,bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarınagöre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idarealeyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminatdavası açılabileceği hüküm altınaalınmaktadır. Maddenin itiraz konusu ibarenin de bulunduğudördüncü fıkrasında ise; mahkemekararlarının otuz gün içinde kamu görevlilerincekasten yerine getirilmemesi halinde ilgilinin, idare aleyhine davaaçabileceği gibi, kararı yerine getirmeyen kamu görevlisialeyhine de tazminat davası açılabileceğiöngörülmektedir. Bu hüküm uyarınca, idareninyanı sıra, mahkeme kararını kasten uygulamayan kamugörevlisinin sorumluluğu da kabul edilmiş olmaktadır. Anayasa’nın 129. maddesininbeşinci fıkrasında; “Memurlarve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırkenişledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerinerücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil veşartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.” denilmektedir. Anayasa’nın 2. maddesindebelirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insanhaklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durumve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıylakendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olandevlettir. Hukukun ve adaletin en somut yansıması olan mahkemekararlarının uygulanması, hukuk devleti ilkesi ve onunvazgeçilmez koşullarından biri olan hukuka bağlıidare anlayışının gereğidir. Anayasa’nın138. maddesinin dördüncü fıkrasında, “Yasama veyürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymakzorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarınıhiçbir surette değiştiremez ve bunların yerinegetirilmesini geciktiremez.” denilmektedir.Bu hükme göre, kamu görevlileri de mahkeme kararlarınıyerine getirmek zorunda olup, bu konuda seçim haklarıbulunmamaktadır. Kaldı ki, mahkeme kararlarını kastenyerine getirmeyen memur ve diğer kamu görevlilerinin eylemlerisuç oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Anayasa’nın138. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca mahkemekararlarını uygulayıp uygulamama konusunda seçimhakkı bulunmayan kamu görevlilerinin, yargı kararlarınıkasten yerine getirmeme eylemleri, Anayasa’nın 129. maddesininbeşinci fıkrası kapsamında değildir. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu ibareAnayasa’nın 129. maddesine aykırıdeğildir…” denilmek suretiyle yapılan başvurununreddine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiğigibi, mahkeme kararlarının kamu görevlileri tarafındanyerine getirilmemesi durumunda, zarar görenler dilerse idareyekarşı dava açabileceği gibi kararı kasten yerinegetirmeyen kamu görevlileri aleyhine de dava açılabilecektir.(2577 sayılı Kanunun 28. maddesinin (4)numaralı fıkrasının son hali şu şekildedir:“4. (Değişik: 21/2/2014-6526/18 md.) Mahkemekararlarının süresi içinde kamu görevlilerinceyerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idarealeyhine açılabilir.”) İstanbul 3.İdare Mahkemesinin 14.6.2010 tarihindekesinleşen iptal kararı sonrasında, (31.07.2009 tarihiitibariyle davacının iş sözleşmesinin, başka kuruma gönderilmek üzere feshedildiği) davacının 1.4.2011 tarihinde bu karargereğinin yerine getirilmesi amacıyla yaptığıbaşvuru davalı kurumun 18.5.2011 tarihli işlemi ilereddedilmiş, davacı verilen cevaba binaen, sözleşmeli personel kadrosundan teknisyen kadrosunaatamasının yapılmaması nedeniyle 11.07.2003'den 31.07.2009tarihine kadar yoksun kalınan fazlaya ilişkin talep ve haklarısaklı kalmak kaydıyla 11.420,00 TL maaş farkalacağının davalıdan alınması istemiyle,10.6.2011 tarihinde idari yargıda davaaçmıştır. Davacının teknisyen kadrosunaatanması talebi ile davalı kuruma yaptığıbaşvurunun reddine dair işlemin tesis edildiği 11.7.2003tarihinde davalı Telekom’un henüzözelleştirilmediği ve bir kamu kurumu niteliğitaşıdığı tartışmasızdır.Davalı Telekom A.Ş. 14.11.2005 tarihinde özelleşmişolduğundan; davalı hakkındaki iptal kararınınkesinleştiği 14.6.2010 tarihinde Telekom’un özel hukukhükümlerine tabi bir şirket statüsünde bulunduğuaçıktır. Bu durumda, öğreti ve idari yargıiçtihatları uyarınca, idari yargı yerince verilen birkararın uygulanması isteminin reddi üzerine açılandavanın yine idari yargı yerinde görülmesi gerektiğisöylenebilir ise de; davanın somutunda gerek davacıhakkındaki iptal kararının kesinleştiği, gerek bukararın uygulanamayacağı yolundaki davalı tasarrufununtesis edildiği, gerekse de davacının bu işleme karşıyeniden idari yargıya başvurduğu tarihlerde artıkdavalı Telekom bir kamu kurumu mahiyetinde olmayıp, özel hukukhükümlerine tâbi bir şirket statüsündebulunduğundan; yargı kararının yerine getirilmemesiişleminden kaynaklanan tam yargı davası açtığıtarihte davalı konumunda bir kamu kurumunun mevcutbulunmayışı kaynaklı bir fiili imkânsızlıkhali söz konusu olmaktadır. Diğer bir deyişle, “idari işlem-bunun iptali- bu iptal kararının yerinegetirilememesi- bu işlemin ( gerçekte eylemin) iptali içinyeniden dava açılması” şeklinde cereyan edensafahatta, idari yargı yerinde açılacak bir davada muhatap(davalı) olarak bir kamu kurumunu gösterebilmek imkânsızhale geldiğinden; idare mahkemesinde yargı kararının yerinegetirilmemesi hukuki nedenine dayalı bir tam yargı davasıaçılamayacaktır. Çünkü, özel hukuka tabitüzel kişilerin idari yargı yerinde hasım ( davalı)sıfatları mevcut olmayıp; her halükârdadavalının bir “ idare ( kamu kurumu)” olmasıgerekmektedir. Şu halde, mevcut bu “fiili imkânsızlık”hali dolayısıyla davacının davasınıaçabileceği ve davalıdan talepte bulunabileceğiyegâne yargı yeri artık adliye mahkemeleri olmakdurumundadır. Öte yandan, aşağıdaaçıklanan hukuki nedenler gözetildiğinde de aynısonuca varmak mümkündür: Telekomünikasyonşebekeleri üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası sesiletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini 31.12.2003 tarihine kadar“tekel” olarak yürütmekle görevli kılınanve çoğunluk hisseleri kamuya ait bulunan TürkTelekomünikasyon A.Ş.’nin, tekel kapsamında kamu hizmetiyürüten, kuruluş yasasındaki son düzenlemeler ilekendine özgü statüye sahip olan ve sermayesindeki kamu payı%50’nin altına düşünceye kadar kamu kuruluşuniteliğini taşıyan bir kuruluş olduğutartışmasızdır. Ancak,özelleştirme kapsamında bulunan Türk TelekomünikasyonA.Ş.’deki tamamı Hazineye ait bulunan hisselerden % 55’i,14.11.2005 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi ile Oger Telekomünikasyon AnonimŞirketine satılmıştır. Olayda, davalının hisse devir (14.11.2005)tarihinde davalı kuruluşta çalışmakta iken 406sayılı Yasa'nın Ek-29. maddesi ile 4046 sayılıYasa'nın 22. maddesine göre adı Devlet PersonelBaşkanlığına bildirilen ve sonrasında kamu kurumuemrine atanan davacının vekili tarafından; İstanbul 3.İdare Mahkemesinin 19.11.2008 tarih, E:2008/1882, K:2008/2237 sayılı karar ile davalı idarede sözleşmeli memur olarakçalışan müvekkilinin, teknisyen pozisyonunaatamasının yapılması isteminin reddine ilişkin11.07.2003 tarihli 5223 sayılı işlemin iptalidavasının kabulü ile temyizi sonucu Danıştay 5.Dairesinin 29.05.2009 tarih E:2009/1129, K:2009/3123 sayılıkararı ile işlemin iptalinin onanması ve aynı kararınkarar düzeltme talebi üzerine Danıştay 5. Dairesinin14.06.2010 tarih, E:2009/5288, K:2010/4164 sayılı kararı ileonanması ve kesinleşmesinden mütevellit, davalı kurumakarşı yapılan 1.4.2011 tarihli başvuruya, davalıKurumun 18.05.2011 tarih ve TTŞ.4.34.02/Mütf.2011/145sayılı yazısı ile ret cevabı verdiği, bu cevabınkendilerine 20.05.2011 tarihinde tebliğ edildiğinden bahisle; verilencevaba binaen müvekkilinin, sözleşmeli personel kadrosundanteknisyen kadrosuna atamasının yapılmaması nedeniyle11.07.2003'den 31.07.2009 tarihine kadar yoksun kalınan (fazlayailişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla) 11.420,00TL maaş fark alacağının davalıdan tazmini istemiyle 10.6.2011tarihinde dava açılmıştır. 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdariYargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2.maddesinin değişik 1 numaralı bendinde: “a) (Değişik : 8.6.2000-4577/5md.) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu vemaksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları, b) İdarieylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c)(Değişik: 18.12.1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülenimtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birininyürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkanuyuşmazlıklara ilişkin davalar” idari dava türleriolarak sayılmış olup; kural olarak, idari yargıda ancakDevlete ve kamu tüzel kişilerine karşı açılandavalara bakılabilir. Bunagöre, bu davanın açıldığı tarihtedavalı mevkiinde kamu kuruluşu niteliği taşımayanTürk Telekomünikasyon A.Ş.'nin olmasıkarşısında, idari yargı yetkisi kapsamındaaçılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmekolanaksız olduğundan; uyuşmazlığın, özelhukuk hükümlerine göre görüm veçözümünde adli yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilennedenlerle İstanbul 12.İş Mahkemesinin başvurusunun reddiile aynı Mahkemece ayrıca verilen, 4.10.2016 gün ve E:2016/670,K:2016/764 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümünde ADLİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul12.İş Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN REDDİ ile aynıMahkemece ayrıca verilen, 4.10.2016 gün ve E:2016/670, K:2016/764sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,13.3.2017 gününde OY BİRLİĞİ İLEKESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy