T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2017 / 55
KARAR NO : 2017 / 158
KARAR TR : 13.3.2017
ÖZET : Davacıya ait taşınmazın, Birecik Barajı ve HES inşası için yapılan kamulaştırmalar sonrasında fiilen kullanma imkanı kalmadığından bahisle kamulaştırılması ve belirtilen tazminatın tahsili istemiyle açılan davanın; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 12. maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı :İ.H. E.
Vekili :Av.F.Ç.
Davalı :Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
O L A Y :Davacı vekili dilekçesinde; Şanlıurfa İli, Halfetiilçesi, Çekem Mahallesi evleri ve arazilerinin BirecikBarajı ve HES sebebiyle 2000 yılı mayıs ayındakamulaştırıldığını; müvekkilininmaliki bulunduğu Halfeti, Çekem Mahallesinde bulunantaşınmazının kamulaştırılmasıiçin davalı kuruma müracaatta bulunulduğu halde, bugüne dek kamulaştırılmadığını; BirecikBarajının, enerji, sulama, içme ve kullanma suyu barajıolarak yapıldığını, 2000 yılımayıs ayında faaliyete geçtiğini; Birecik Barajıkamulaştırması nedeniyle, taşınmazınbulunduğu Çekem Mahallesinde çevrenin sosyal, ekonomik veyerleşme düzenin bozulduğunu, Belediye hizmetlerinin verilmediğini,Mahalle yerleşim yerinin tamamen sular altında kaldığını, Bakanlar kurulu tarafından alınan nakil ve su kirliliğikontrolü yönetmeliğine göre tarımsal faaliyet veinşaat yasağı getirildiğini, iskan yasağınedeniyle Mahallenin tamamen boşaltıldığını;Birecik Barajı ve HES.in Enerji ve Tabii KaynaklarBakanlığı tarafından yapıldığını,halen aynı Bakanlık tarafından işletildiğini, BirecikBarajındaki tüm sorumluluğun, düzenleyici işlem yapmayetkisinin, tüm gelir ve giderin aynı Bakanlıkta olduğunu; ÇevreBakanlığı Çevre Koruma GenelMüdürlüğünün 06.08.2002 tarih ve 2240/12162sayılı yazısına göre, içme ve kullanma suyutemin edilen kıta içi yüzeysel su kaynaklarının,2872 sayılı Çevre Kanununa dayanılarakçıkartılan Su Kirliliği KontrolüYönetmeliğinin 16-20 inci maddelerinde belirtilen hükümlerçerçevesinde korunmakta ve kullanılmakta olduğu,Birecik Barajı Gölünün de içme ve kullanma suyutemin edilen barajlarımızdan birisi olduğu, bu nedenlesağlıklı içme ve kullanma suyu temin etmek amacı ilekorunması gerektiğinin belirtildiğini; dava konusutaşınmazın, Birecik Barajı Mutlak Koruma alanındabulunduğunu, tarımsal faaliyette bulunmanın ve inşaat yapmanınyasaklandığını; Çekem Mahallesinde yapılankamulaştırma ve alınan nakil kararı sonucu meskun mahalolmaktan çıktığını, terk edilenbölge haline geldiğini; bütün bu sınırlamalardandolayı müvekkilinin taşınmazından yararlanmaimkanının ortadan kalktığını; Çekemmahallesine Belediye Hizmetlerinin verilemesi, alınan nakil kararısonrası meskun mahal olmaktan çıkması sonucu, 06.03.2006tarih ve 08 sayılı Halfeti Belediye Meclis Kararı ile mahallestatüsünün düşürüldüğünü,yine Birecik Barajı ve HES nedeniyle Bakanlar Kurulunun 15.12.1998 tarihve 98/12242 kararı ile Halfeti İlçesinin Birecik BarajıGölü altında kalması nedeniyle ilçesınırları içinde yer alan Karaotlak Köyündeki3559 dekarlık alana nakledilmesine ve söz konusu verin uygulamaalanı olarak tespitine karar verildiğini; Birecik Barajı ve HESnedeniyle yapılan kamulaştırma sonucu Halfeti ilçesindebulunan tüm resmi kurumların 2010 yılında Halfeti yeniyerleşim yerine taşındığını; mücaviralan kamulaştırma yönetmeliğinin 4. maddesindemüracaat esaslarının düzenlendiğini, müracaatdilekçesine eklenecek belgelerde; mücavir taşınmazınulaşım imkansızlığı veya zorluğu, jeolojikyapısında değişiklik meydana gelmesi, yeraltı suyununyükselmesi ve nüfus yoğunluğunun azalması,çevrenin sosyal, ekonomik ve yerleşme düzeninindeğişmesinin gösterildiğini; Kamulaştırma Kanunun12. maddesinin son fıkrasına göre; “...Barajinşası için yapılan kamulaştırmalar sonundamücavir taşınmaz mallar, çevrenin sosyal, ekonomik veyayerleşme düzeninin bozulması, ekonomik veya sosyal yöndenyararlanılmasının mümkün olmaması hallerinde,sahiplerinin yazılı başvurusu üzerinekamulaştırmaya tabi tutulur…” denildiğini ifadeederek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmakkaydı ile; dava dilekçelerinin görev yönündenincelenerek, adli yargının görevli olduğu kanaatinitaşıdıklarından, görevsizlik kararı verilmesi; Halfeti Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/18 Esas-2009/68 karar sayılıdosyasının bu dosyaya istenmesi; Halfeti ilçesi ÇekemMahallesi 81 Ada 42 parsel sayılı taşınmazın fiilenkullanma imkanı kalmadığındankamulaştırılması ve 1.000.TL tazminatın dava tarihindenitibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesiistemiyle 4.5.2016 tarihinde idari yargı yerinde davaaçmıştır.
ŞANLIURFA2.İDARE MAHKEMESİ: 2.6.2016 gün ve E:2016/428, K:2016/730sayı ile, “(…)2942 sayılı KamulaştırmaKanunun 12. maddesinde; “(…) Baraj inşası içinyapılan kamulaştırmalar sonunda kamulaştırmasahasına mücavir taşınmaz mallar, çevrenin sosyal,ekonomik veya yerleşme düzeninin bozulması, ekonomik veya sosyalyönden yararlanılmasının mümkün olmamasıhallerinde, sahiplerinin yazılı başvurusu üzerinekamulaştırmaya tabi tutulur.(…)Bu maddenin uygulanmasındandoğacak anlaşmazlıklar adli yargıdaçözümlenir.”hükmüne yer verilmiştir.
Davadosyasının incelenmesinden; Şanlıurfa İli, Halfetiİlçesi, Çekem Mahallesi 81 ada, 42 parsel sayılıtaşınmazın sahibi olan davacı tarafından, BirecikBarajı ve HES nedeniyle çevrenin sosyal, ekonomik ve yerleşmedüzeninin bozulduğu, dava konusu taşınmazdan yararlanma imkanlarınınkalmadığından bahisle sözkonusu taşınmazınkamulaştırılması ve taşınmazı fiilenkullanma imkanının kalmadığı gerekçesiyle1.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasalfaiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmaklaolan davanın açıldığı anlaşılmaktaise de; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 12.maddesinde,anılan maddenin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıkların çözümünde adli yargımercilerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle, davanın 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunun 15/1-a maddesi hükmü uyarınca davanıngörev yönünden reddine…” karar vermiş, bu kararitiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Davacıvekili bu kez aynı istemle 3.8.2016 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır.
HALFETİASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 7.9.2016 gün ve E:2016/223, K:2016/286sayı ile, dava dilekçesini özetledikten sonra aynen,“Dava, davacılara ait taşınmazın, mutlak korumaalanı içinde kalması suretiyle kamulaştırmasızel atıldığından bahisle, fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak kaydıyla uğranılan zararakarşılık şimdilik 1.000,00 TL'nin faiziyle birlikte tazminiistemiyle açılmıştır.
Yukarıdakibilgiler karşısında; davanın, davacılarıntaşınmazının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun15.12.2010 günlü, E:2010/5-662, K:2010/651 sayılıkararında "hukuki el atma" olarak nitelendirilen, İSKİİçmesuyu Havzaları Yönetmeliği uyarınca imarplanındaki belirleme sebebiyle mülkiyet hakkına getirilenkısıtlamadan kaynaklanan tazminat talebiyle açıldığısonucuna ulaşılmıştır.
Davadilekçesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında,mülkiyet hakkına getirildiği söylenenkısıtlamanın, taşınmazın malikleriyönünden zarar doğurucu sonuçlarınınolabileceğinde kuşku yoktur. Ancak bu sonuç ya da sonuçlar,genel ve düzenleyici nitelikte bir idari işlem olan imarplanında taşınmaza yönelik belirlemeden, bu plandaöngörülen kamulaştırma programlarınınzamanında yapılmamasından ve imar uygulamalarından;başka anlatımla da, idari işlemlerden ve davalı idarelerinimar planı gereği yapılması gerekenkamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortayaçıkan idari eylemlerden kaynaklanmaktadır.
İdariişlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin ise,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve13'üncü maddeleri uyarınca, İdari Yargı yerlerindeaçılacak tam yargı davalarına konu edilmeleri,anılan yasa hükümlerinin gereğidir.
Bubakımdan, hukuka uygunluklarının denetimi ve zarar doğurucusonuçlarının giderilmesi İdari Yargı'nıngörev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukukdüzeninde yaratmış oldukları etki vesonuçların, "hukuki el atma" olarak nitelendirilmesine vebu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargıyerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine,hukuken olanak bulunmamaktadır.
Dolayısıyla,davanın taşınmazın bedelinin tazminat olarakhüküm altına alınması istemine ilişkinkısmının, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin 1 'inci fıkrasının (b)bendinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları," hükmügereğince idari yargı yerinde görülmesi gerekmektedir.
Nitekim,11.06.2013 günlü, 28674 sayılı Resmi Gazete'deyayımlanan 6487 sayılı Kanun'un 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu'nun geçici 6’ncı maddesindedeğişiklik yapan 21'inci maddesinde "Uygulama imarplanlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyleveya ilgili kanunların uygulanmasıyla tasarrufu kısıtlanantaşınmazlar hakkında, 03.05.1985 tarihli ve 3194sayılı İmar Kanununda öngörülen idaribaşvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda davaaçılabilir." hükmüne yer verilmek suretiyle hukukiel atma" olarak nitelendirilen, imar planındaki belirleme sebebiylemülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadan kaynaklanantazminat davalarının görüm veçözümünde İdari Yargı yerinin görevliolduğu belirtilmiştir.
Tümbunlar dışında Uyuşmazlık MahkemesiBaşkanlığının 03.02.2014 tarihli 2013/1880Esas-2014/85 Karar sayılı ilamında, yine aynı tarihli2013/1885 Esas -2014/89 Karar sayılı ilamında ve buna benzerbirçok kararında dava konusu uyuşmazlıkla ilgiligörevli yargı yerinin idari yargı olduğubelirtilmiştir.
Davacıvekili tarafından Şanlıurfa İdare Mahkemesinin 2016/428Esas sayılı dosyasıyla tam yargı davasıaçılmış olup Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesitarafından görevsizlik kararı verilmiş ve kararkesinleşmiştir.
Tümdosya kapsamından dava konusu taşınmazın kısmen SuKirliliği Koruma Yönetmeliğinin 17. maddesi uyarınca mutlakkoruma alanında kısmen de yine aynı yönetmeliğin 18.maddesi uyarınca kısa mesafeli koruma alanında kaldığı,ancak taşınmaza davalı idarece fiilen elatılmadığı, davacılar tarafından aynıtaşınmazlara ilişkin daha önce KamulaştırmaKanununun 12/5 maddesine dayanan mücavir alanda kamulaştırmadavası açıldığı ve mahkememiz tarafındantaşınmazda değer düşüklüğüolduğu kabul edilerek tazminata hükmedildiği ve bu kararınkesinleştiği, davacının mevcut açtığıdavanın mücavir alanda kamulaştırma davası olmadığıSu Kirliliği Yönetmeliğinden kaynaklıkısıtlamalara dayanan hukuki el atmadan kaynaklı tazminatdavası olduğu anlaşılmış, yukarıda izahedilen gerekçelerle buna ilişkin yargılamayı yapmaklagörevli yargı yerinin idari yargı olduğu kanaatinevarılarak HMK'nın 114/1-b maddesinin atfıyla 115/2 maddesiuyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE karar vermek gerekmiş veaşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM;Ayrıntısı yukarda açıklandığıüzere;
1-HMK'nın114/1-b, 115/2 maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmamasınedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2-Kararkesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine…” karar vermiş, bu karartemyiz edilmeksizin kesinleştikten sonra, Mahkemece resenUyuşmazlık Mahkemesine başvurulmuştur.
İNCELEMEVE GEREKÇE :
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan13.3.2017 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre;
Olaykısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu vesebebi aynı olan davada; idari yargı yerince adli yargı yeriningörevli olduğu gerekçesiyle verilmiş vekesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmakta olup, bununüzerine kendine gelen davayı inceleyen adli yargı yerinin sahipolduğu seçenekler ile verdiği karar bakımından birdeğerlendirme yapılması gerekmektedir.
1-2247sayılı Yasa’nın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuzgörev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargımercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olandavada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdiklerikararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.
Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarcaileri sürülebilir” hükmüne göre, idaremahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerineadli yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bukararın kesinleşmesi halinde, olumsuz görevuyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanındadoğmuş bulunan bu uyuşmazlığın giderilmesi istemiise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.
2- 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesindeki “Adli, idari,askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayıincelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler.” hükmüne göre ise, adliyargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlikkararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirtengerekçeli bir karar ile doğrudan UyuşmazlıkMahkemesi’ne başvurma olanağına sahiptir. Şu kadarki, başvuru kararının, görev konusunda UyuşmazlıkMahkemesi’nce karar verilmesine değin işin incelenmesininertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir.
Yasakoyucu,14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görevuyuşmazlığı doğması halinde her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurmairadesini davanın taraflarına bırakmış iken, bu yöntemenazaran daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. maddeile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciindensonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurmaolanağını tanımıştır.
Olayda, adliyargı yerince, öncelikle görevsizlik kararı verilmeklebirlikte, bununla yetinilmemiş ve “Karar kesinleştiğindeve talep halinde dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine” denilmesine rağmen, talepolmaksızın, görevli merciin belirtilmesi içinre’sen Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmuştur.
Bu haliyle,her ne kadar 2247 sayılı Yasa’da öngörülenyönteme uymamakta ise de, davanın taraflarınca başvurudabulunulmadığı gözetilerek, Halfeti Asliye HukukMahkemesi’nce re’sen yapılan başvurunun 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesi kapsamındaolduğunun kabulü ile Uyuşmazlık Mahkemesi’ninönüne gelmiş bulunan görevuyuşmazlığının çözümekavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekse UyuşmazlıkMahkemesi’nin kuruluş amacına uygun olacağından veadı geçen Mahkemece idari yargı dosyası dagönderilmiş olup, usule ilişkin başkaca bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, adli veidari yargı yerleri arasında doğan görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın davada adli yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacıyaait taşınmazın, Birecik Barajı ve HES inşasıiçin yapılan kamulaştırmalar sonrasında fiilenkullanma imkanı kalmadığından bahisle kamulaştırılmasıve fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıile 1.000.TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birliktetahsili istemiyle açılmıştır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun"Kısmen kamulaştırma" başlıklı 12.maddesinde;“Kısmen kamulaştırılan taşınmaz malındeğeri;
a) Kamulaştırılmayan kısmın değerinde,kamulaştırma sebebiyle bir değişiklikolmadığı takdirde, o malın 11 inci maddede belirtilenesaslara göre takdir edilen bedelinden kamulaştırılankısma düşen miktarıdır.
b) Kamulaştırma dışında kalankısmın kıymetinde, kamulaştırma nedeniyle eksilmemeydana geldiği takdirde; bu eksilen değer miktarı tespitedilerek, kamulaştırılan kısmın (a) bendindebelirtilen esaslar dairesinde tayin olunan kamulaştırma bedelineeksilen değerin eklenmesiyle bulunan miktardır.
c) Kamulaştırmadışında kalan kısmın bedelinde kamulaştırmanedeniyle artış meydana geldiği takdirde ise, artışmiktarı tespit edilerek, kamulaştırılan kısmın (a)bendinde belirtilen esaslar dairesinde tayin edilen bedelinden artandeğerin çıkarılmasıyla bulunan miktardır. Şu kadar ki, (c) bendigereğince yapılacak indirme, kamulaştırma bedelininyüzde ellisinden fazla olamaz. (b) ve (c) bentlerinde sözüedilen bedelin düşüş ve artış miktarları, 11inci maddede belirtilen esaslara göre bedel takdiri suretiyle tespitolunur. Kamulaştırmadışında kalan kısım, imar mevzuatına göreyararlanmaya elverişli olduğu takdirde; kesilen bina, ihataduvarı, kanalizasyon, su, elektrik, havagazı kanalları, makinegibi tesislerden mal sahiplerine kalacak olanlarının eski nitelikleridairesinde kullanılabilecek duruma getirilebilmeleri için gerekengider ve bedel, belirlenerek kamulaştırma bedeline ilave olunur. Bumasraf ve bedeller (b) bendinde yazılı kıymetdüşüklüğü miktarının belirlenmesindegözönünde tutulmaz. Bir kısmı kamulaştırılantaşınmaz maldan artan kısmı yararlanmaya elverişli birdurumda değil ise, kamulaştırma işlemine karşıidari yargıda dava açılmayan hallerde mal sahibinin engeç kamulaştırma kararının tebliğinden itibarenotuz gün içinde yazılı başvurusu üzerine, bukısmın da kamulaştırılması zorunludur. Baraj inşası içinyapılan kamulaştırmalar sonunda kamulaştırmasahasına mücavir taşınmaz mallar, çevrenin sosyal,ekonomik veya yerleşme düzeninin bozulması, ekonomik veya sosyalyönden yararlanılmasının mümkün olmamasıhallerinde, sahiplerinin yazılı başvurusu üzerinekamulaştırmaya tabi tutulur. Bu hususları düzenleyenyönetmelik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca;İçişleri, Maliye, Bayındırlık, Tarım veOrman, Köyişleri ve Kooperatifler bakanlıklarınıngörüşü de alınmak suretiyle hazırlanır. Buyönetmelik, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren bir yıl içerisinde Bakanlar Kurulu kararıylayürürlüğe konulur ve Resmi Gazete'de yayımlanır.Bu suretle kamulaştırılan mücavir taşınmaz mallarhakkında 22 ve 23 üncü maddeler hükmü uygulanmaz.İdare, bu taşınmaz mallar üzerinde imar mevzuatıhükümlerini de gözönünde tutarak dilediği gibitasarrufta bulunabilir ve gerektiğinde Hazineye bedelsiz olarakdevredebilir. Kısmenkamulaştırılan paylı mülkiyete konu taşınmazmal, evvelce paydaşlar arasında fiilen bölünerek bir veyabirkaç paydaşın tasarruf ve yararlanmasınabırakılmış ve yapılan kısmikamulaştırma bu yerin tamamını veya birkısmını kapsıyor ise, bu durumda kamulaştırmayailişkin işlemler sadece bu paydaş veya paydaşlarhakkında yürütülerek kamulaştırma bedelipayları oranında kendilerine ödenir. Pay veyapaydaşların sadece bu kısım için dava haklarıvardır. Taşınmaz malın kamulaştırılmayankısmı üzerinde hakları kalmaz ve adları paydaşlararasından çıkarılır. Kamulaştırılanbu yerler tapu sicilinde idare adına tescil olunur. Bu maddenin uygulanmasındandoğacak anlaşmazlıklar adli yargıdaçözümlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan, 2942 sayılıKanuna dayanılarak Bakanlar Kurulunca çıkarılan ve 6.8.1985gün, 18834 no.lu Resmi Gazetede yayımlanan “Barajİnşaatı İçin YapılanKamulaştırmalarda Kamulaştırma Sahasına MücavirTaşınmaz Malların KamulaştırılmasıHakkında Yönetmelik” ile de; baraj inşasıiçin yapılan kamulaştırmalar sonundakamulaştırma sahasında mücavir taşınmazmalların, çevrenin sosyal, ekonomik veya yerleşimdüzeninin bozulması, ekonomik ve sosyal yöndenyararlanılmasının mümkün olmaması hallerinde busahaların kamulaştırılabileceğine dairçözüm, usul ve esasların düzenlendiğigörülmüştür. Davadosyalarının incelenmesinden; davacı vekilinin, adli veidari yargı yerleri arasında görevuyuşmazlığına konu olan davalarından önce, 14.1.2008tarihli dilekçe ile adli yargı yerinde, Enerji Ve TabiiKaynaklar Bakanlığına karşı davaaçtığı, bu davada davacı vekilinin;müvekkilinin Halfeti ilçesi, Çekem mahallesi 81 ada 42parselde tapuya kayıtlı taşınmazın malikiolduğunu, mahallenin ev ve arazilerinin Birecik Barajı ve HESsebebiyle kamulaştırıldığını, BirecikBarajı nedeniyle Bakanlar Kurulu kararıyla Baraj gölüaltında kalacak Halfeti ilçesinde yaşayanlaradağıtılmak üzere 2000 konut yapımına kararverildiğini, evleri su altında kalanların Karaotlakköyünde yapılan 220 konut ve 19 iş yerinin hak sahiplerinedağıtıldığını, Halfeti ilçesiÇekem mahallesinin, Bakanlar Kurulunun Halfeti ilçe merkezihakkında almış olduğu nakil kararı, ilçemerkezinden 10 km ileriye yeni bir yerleşim yerinin belirlendiğini,Birecik Barajı ve HES sebebiyle Çekem mahallesinde yapılankamulaştırma sonucu mahallenin tüm yollarının sularaltında kaldığını ve hiçbir yerle ilçemerkezi ile ulaşım imkanı kalmadığını,ayrıca mahallenin elektrik ve telefon şebekesinin iptal edildiğini,bu nedenlerden dolayı müvekkilinin mahallesinde yaşamasınınfiilen imkansız hale geldiğini, yani Çekem mahallesinin meskunbir yer olmaktan çıktığını, Enerji ve TabiiKaynaklar Bakanlığınca mücavir taşınmazmalların kamulaştırılması için 2000 yılıAralık ayında ilan yapıldığını,müvekkilinin bu ilandan itibaren 1 yıl içinde Çekemmahallesi 81 ada 42 parsel sayılı taşınmazınınkamulaştırılması için Enerji ve Tabii KaynaklarBakanlığına müracaatta bulunduğu halde bu günedek Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca hiçbirişlem yapılmadığını, Birecik Barajı ve HESsebebiyle çevrenin sosyal ve ekonomik ve yerleşme düzenininbozulduğunu, müvekkilinin sosyal ve ekonomik yönden arazisindenyararlanamadığını, müvekkilinin dava konusutaşınmazdaki arazisini fiilen kullanma imkanı kalmadığını,belirtilen nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmakkaydıyla şimdilik 6000TL. tazminatın dava tarihinden itibarenişleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarakdavacıya verilmesini talep ve dava ettiği, 23.3.2009 tarihliıslah dilekçesi ile talebini 115.518,86 TL daha ıslahettiği; yargılamanın yapıldığı HalfetiAsliye Hukuk Mahkemesince, 26.3.2009 gün ve E:2008/18, K:2009/68sayı ile, “(…)Dava, 2942 sayılı yasanın12.maddesine dayanan baraj için yapılan kamulaştırmanedeniyle çevrenin sosyal, ekonomik, ve yerleşim düzenininbozulması sebebiyle taşınmazdan ve üzerindeki muhtesattanyararlanma olanağı olmadığı iddiasına dayanantaşınmaz ve muhtesat bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 2942Sayılı yasanın 12.maddesine göre açılandavalarda dava şartı taşınmaz malikin bizzat veya vekiliaracılığı ile idareye taşınmazınınkamulaştırılması için kamulaştırmaişleminin tamamlandığı tarihten itibaren 1 yıllıkhak düşürücü süre içerisinde başvurudabulunmuş olmasıdır. Dava şartı tamamlandıktansonra ise davanın kabul edilebilirlik koşulu: Yapılan barajinşaatı kamulaştırması için çevreninsosyo ekonomik dengesinin bozulmuş olması taşınmazmalikinin taşınmazından yararlanmasınıngüçleşmiş olmasıdır. Görüldüğügibi 1 yıllık hak düşürücü süreiçerisinde müracaat koşulu davanınDİNLENEBİLİRLİK KOŞULU, çevrenin sosyo ekonomikdengesinin bozulması sebebiyle taşınmaz malikinintaşınmazından yararlanmasınıngüçleşmesi DAVANIN KABUL EDİLEBİLİRLİKKOŞULUDUR. Dava konusuuyuşmazlıkta davalı idarenin 13.02.2008 tarihliyazısına göre davacının 13.09.1999 tarihlibaşvurusunun olduğu kamulaştırmanın bittiğinedair ilanın 15.12.2000 tarihinde yapıldığınıbildirildiğine göre davacının davasında davaşartı gerçekleşmiştir. Yine azyukarıda etraflıca açıklandığı üzereyetkili birimlerden gelen cevabi yazılarda; mahallede içme suyubulunmadığı, kamulaştırma sonucu eski yolun barajgölü altında kaldığı, mahallede telefon veelektrik hizmetleri bulunmadığı, Çekem mahallesindebarajdan etkilenen insanların bir kısmı 1999 yılındaDevlet tarafından yeni yerleşim yerinde yaptırılan 220konuta, bir kısmı da yine TOKİ tarafından yeniyerleşim yerine yaptırılan ve Şubat 2006 da hak sahiplerinedağıtılan 158 konuta yerleştirildiği, şu andaÇekem mahallesinde ikamet eden kimsenin bulunmadığıbildirilmiştir. Şu halde davacının davasında kabuledilebilirlik koşulu da gerçekleşmiştir. Halfetibelediye başkanlığınca verilen cevabı yazıyagöre dava konusu taşınmaz İmar planıdışında, mücavir alan içerisinde ve barajyapımından önce belediyenin tüm hizmetlerindenyararlanmaktadır. Şu halde dava konusu taşınmaz arsavasfındadır. Ancak çözülmesi gereken hususlar; 1.Arsavasfındaki taşınmazların değerlerinin ne şekildebelirleneceği 2.Taşınmazdanyararlanma imkanın devam edip etmediği taşınmazdanyararlanma imkanı devam ediyorsa taşınmazdan yararlanmaimkanın ne oranda güçleştiği hususlarıdır. 2942sayılı yasanın 11.maddesi bedel tespitinin nasılyapılacağı hususunu düzenlemektedir. Anılanyasanın g bendi uyarında “arsalar kamulaştırmagününden önce yapılan özel amaçlı olmayanarsa satışlarının emsal alınması suretiylebelirlenir” hükmü mevcuttur. Mahkememizce hükme esas alınanbilirkişi raporunun incelenmesinde bilirkişilerin doğru birbiçimde emsal karşılaştırmasıyaptıkları ve dava konusu taşınmazın da emsalarsanın %50 oranında değerli olduğunu bildirdiklerigörülmüştür. Bu oran Çekem/Başbostan mahallesiiçin Yargıtay Yüksek 5.Hukuk Dairesince belirlenmişorandır. Taşınmazarsa olarak kabul edildikten sonra arsa vasfındakitaşınmazın kullanım imkanın devam edip etmediğiveya tamamen ortadan kalkıp kalkmadığı, arsavasfındaki taşınmazın kullanım imkanı mevcut isene oranda kullanma imkanının olduğu hususlarınınçözümüne gelince; Davaya konuarsa vasfındaki taşınmaz öteden beri tapu kaydındayazılı olduğu üzere fıstıklık olarakkullanılmış ve halende fıstıklık vasfı ilekullanıldığı yapılan keşifteki mahkemegözlemi ve dava konusu taşınmazın çekilenfotoğrafları ile de sabittir. Şu halde arsa niteliğindekive fıstıklık vasfı ile kullanılantaşınmazdan yararlanma olanağının tamamen ortadankalkmayıp yapılan barajın menfi etkisi nedeni ilegüçleştiği anlaşılmaktadır. NitekimYargıtay Yüksek 5.Hukuk Dairesinin 2008/16221 E ve 2009/948 Ksayılı ilamı ile “Taşınmaz arsa niteliğindeolmakla birlikte öncesinde ve halen fıstık bahçesi olarakkullanıldığından ve baraj sebebi ile taşınmazdanyararlanma olanağı tamamen ortadan kalkmayıp sadeceazaldığı göz önüne alınarak arsa olarakbelirtilen zemin bedelinden değer düşüklüğüoranının belirlenmesi taşınmaz üzerinde bulunanmuhtesata ise el atılmadığından muhtesat bedeline hükmedilmemesigerekirken....fazlaya hükmedilmesi doğru görülmemiştir” şeklinde ilamı ile arsa vasfındakitaşınmazın kullanma olanağının devam etmesihalinde sadece zemin yönünden değerdüşüklüğü verilmesi gerektiğini kabuletmiştir. Taşınmazdanyararlanma imkanın ne oranda güçleştiği sorunu isebilirkişi raporları esas alınarakçözülmüştür. Bilirkişilerce tanzim edilenraporda arsa vasfındaki taşınmazın kullanılmasının%40 oranında güçleştiği mütalaaedilmiştir. Bu oranın arsa vasfındaki taşınmazdadeğer düşüklüğünü saptamada makulolduğu sonucuna varıldığından bu oran mahkememizce dekabul edilmiştir. SONUÇOLARAK: Kamulaştırma yasasının 12.madde hükmü veYargıtay 5.Hukuk Dairesi İçtihatları nazaraalınarak, taşınmaza bakıldığında sosyal veekonomik dengenin bozulduğu, taşınmazın ARSA, VASFINDAOLDUĞU, taşınmazın bulunduğu mahallede yerleşiminsona erdiği, taşınmaza karadan ulaşma imkanınzayıf olduğu, tekneyle ulaşımınsağlandığı, davacılarıntaşınmazının kamulaştırılmasıiçin süresinde davalı idareye başvurduğu, ancakidarece kamulaştırma işleminin yapılmadığıanlaşılmış, arsa vasfındaki taşınmazdanyapılan baraj nedeniyle yararlanma imkanıgüçleştiği ancak tamamen ortadankalkmadığı kanaatine varılarak davacının talebiile bağlı kalınıp arsa vasfında taşınmazınzemininde değer düşüklüğü olduğu kabuledilerek davanın kabulüne, fazlaya ilişkin haklarınsaklı tutulmasına, değerlendirme dava tarihi birimfiyatlarıyla yapıldığından faizin dava tarihindenitibaren yürütülmesine, dair aşağıdakihüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM:Ayrıntısı yukarda açıklandığıüzere; 23.03.2009hakim havale tarihli ıslah talebi doğrultusunda DAVANIN KABULÜİLE: 1-Şanlıurfaili, Halfeti ilçesi Çekem mahallesi 81 ada 42 parselsayılı taşınmazın zemininde yapılan barajnedeniyle %40 değer düşüklüğü olduğukabul edilerek 116.518,86.TL nin dava tarihi olan 14.01,2008 tarihindenitibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idaredenalınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 2-Davacınınfazlaya ilişkin talebinin REDDİNE(…)” kararverildiği, bu kararın da temyiz incelemesinden geçtiği, Yargıtay5.Hukuk Dairesince 1.6.2009 gün ve E:2009/6490, K:2009/8151 sayı ileonandığı, karar düzeltme isteminin de aynı Dairece,10.12.2009 gün ve E:2009/14584, K:2009/17357 sayı ile reddedilmesisuretiyle kesinleştiği; davacı vekilinin bilahare;aynı taşınmaz ve aynı davalıya karşı, Barajİnşaatı İçin YapılanKamulaştırmalarda Kamulaştırma Sahasına MücavirTaşınmaz Malların KamulaştırılmasıHakkında Yönetmelik ve özellikle de, 2942 sayılıKamulaştırma Kanununun 12. Maddesinde yer alan “...Barajinşası için yapılan kamulaştırmalar sonundamücavir taşınmaz mallar, çevrenin sosyal, ekonomik veyayerleşme düzeninin bozulması, ekonomik veya sosyal yöndenyararlanılmasının mümkün olmaması hallerinde,sahiplerinin yazılı başvurusu üzerinekamulaştırmaya tabi tutulur…” denildiğini ifadeederek ve davaya ilişkin iddialarını bu madde hükmünedayandırarak, Halfeti Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/18 Esas-2009/68 kararsayılı dosyasının bu dosyaya istenmesi; Halfetiilçesi Çekem Mahallesi 81 Ada 42 parsel sayılıtaşınmazın fiilen kullanma imkanıkalmadığından kamulaştırılması ve 1.000.TLtazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birliktedavalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle 4.5.2016 tarihinde idariyargı yerinde, İdare Mahkemesince görevsizlik kararıverilmesi üzerine de adli yargı yerinde davaaçtığı anlaşılmıştır. Somut olay,davacının daha önce aynı kapsamda açtığıdavaya ilişkin talepleri, Mahkemenin, uyuşmazlığınesasına ilişkin verdiği karar ve mevzuat hükümleribirlikte irdelendiğinde 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu'nun 12. maddesi kapsamında bulunan ve bu maddeninuygulanmasıyla çözüme kavuşturulacakuyuşmazlığın, anılan Kanun maddesinin sonfıkrasının açık hükmükarşısında adli yargı yerinin görevine girdiği sonucunavarılmıştır. Diğertaraftan, davacının daha önce aynı taşınmazailişkin benzer iddia ve taleplerle açtığı davadaişin esasını çözüme kavuşturan adliyargı yerince; davacının mükerrer taleplerde bulunupbulunmadığı, yeni açılan davanın, fazlayailişkin saklı tutulan haklar kapsamında bulunupbulunmadığı gibi hususların da irdeleneceğigözetildiğinde, davanın adli yargı yerindegörülmesinin, yargılamanın ekonomik olmasını vehızlı bir şekilde sonuçlanmasını dasağlayacağı açıktır. Açıklanannedenlerle, Halfeti Asliye Hukuk Mahkemesinin başvurusunun reddi ileaynı Mahkemece ayrıca verilen 7.9.2016 gün ve E:2016/223,K:2016/286 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümünde ADLİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle HalfetiAsliye Hukuk Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN REDDİ ile aynı Mahkemeceayrıca verilen 7.9.2016 gün ve E:2016/223, K:2016/286sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,13.3.2017 gününde OY BİRLİĞİ İLEKESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy