T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2017 / 19
KARAR NO : 2017 / 157
KARAR TR : 13.3.2017
ÖZET : Karayolunda meydana gelen trafik kazasında sigortalı aracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigorta şirketinin, zararın davalı idarece giderilmesi istemiyle açtığı rücuen tazminat davasının, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk
K A R A R
Davacı : A.A.Ş.
Vekilleri : Av. Ö.Y.B.& Av. D.B.
Davalı : Karayolları Genel Müdürlüğü
Vekilleri : Av.Y.P., Av. M. Ş.A.
O L A Y
:Davacı vekili; 21.04.2013 tarihinde sürücü A. E.’un,sevk ve idaresindeki 31 …3113 plakalı sigortalı aracı ileDiyarbakır İli istikametinden Batman İli istikametine seyirhalindeyken, Silvan ilçe merkezini 13 km geçtiğinde yolun94.500 metresinde, aracın alt ve ön kısımları ile yolçizgisi, yön levhası ve herhangi bir uyarı levhasıbulunmayan asfalt alan üzerinde, yola girişi engellemek içinkim tarafından konulduğu belirlenemeyen kaya parçalarınaçarparak direksiyon hakimiyetini kaybettiğini, yoldan 2 metredüşük ekili tarlaya aracı ile girmesi sonucu maddihasarlı trafik kazası meydana geldiğini; kazadan dolayısigortalı araçta meydana gelen zararın müvekkilişirket tarafından karşılandığını, 36.000,00TL hasar bedelini 18.06.2013 tarihinde ödediğini, aracın sovtajbedeli olan 14.760,00 TL düşüldükten sonra kalan 21.240,00TL’nin yolun bakım/onarım/işaretlemeyükümlülüğüne uymayan davalı taraftan %100kusuru nedeniyle tahsilinin gerektiğini; TTK'nın 1301. maddesiuyarınca sigortacının, sigorta tazminatınıödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçtiğini ifadeederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla,davanın kabulü ile 21.240,00 TL tazminatın ödeme tarihiolan 18.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikteyolun bakım, onarım ve işaretlemesinden sorumlu davalıdantazmini istemiyle 4.4.2014 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır.
SİLVANASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA);27.3.2015 gün ve E:2014/150, K:2015/163 sayı ile, “(…)6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 3. maddesinde, hertürlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğudiğer sebeplerin yol açtığı vücutbütünlüğünün kısmen veya tamamenyitirilmesine yahut kişinin ölümüne bağlı maddive manevi zararların tazminine ilişkin davalara asliye hukukmahkemelerinin bakacağı hükmüne, geçici 1.maddesinde ise, bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkinhükümlerinin, Kanunun yürürlüğe girmesindenönceki tarihte açılmış olan davalardauygulanmayacağı hükmüne yer verilmiş, bu Kanunun 3.maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesininiptali amacıyla açılan davada, Anayasa Mahkemesi, 16.2.2012tarih ve E:201 1/35, K:2012/23 sayılı kararıyla; dava konusukuralla, sadece kişinin vücut bütünlüğüneverilen maddi zararlar ile buna bağlı manevi zararların veölüm nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararların tazminikonusunun kapsama alındığı ve bu tazminat davalarınabakma görevinin asliye hukuk mahkemelerine verildiği; buna göre,aynı idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğudiğer sebeplerden kaynaklanan zararların kapsamaalınmadığı; sorumluluk sebebi aynı olsa da bu zararlarıntazmini davalarının idari yargıda görülmeye devamedeceği; bu durumda, idarenin aynı yapı içindealdığı kararın bir bölümünün idariyargıda bir bölümünün adli yargıdagörülmesinin yargılamanınbütünlüğünü bozacağı; ayrıca ikiayrı yargı kolunda görülen davalarda, idareninsorumluluğu, bu sorumluluğun kapsamı, idarenin tazminyükümlülüğü konularında farklısonuçlara ulaşabileceği; esasen idare hukukunda var olanhizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kavramlarının, kişileringördüğü zararların tazmininde kullanılan vekişilerin idare karşısında korunma kapsamınıgenişleten kavramlar olduğu; idare hukukunda, idarenin hiçbirkusuru olmasa da sosyal risk, terör eylemleri, fedakarlığındenkleştirilmesi gibi kusursuz sorumluluğa ilişkin kavramlaradayanılarak kişilerin uğradığı zararlarıntazmin edilmesinin mümkün olduğu; özel hukukalanındaki kusursuz sorumluluk hallerinin ise belirli konular içindüzenlendiği ve sınırlı olduğu; idarenin idarehukuku esaslarına dayanarak tesis ettiği tartışmasızbulunan eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğersebeplerden kaynaklanan zararlara ilişkin davaların idari yargıyerlerinde görülmesi gerektiği; bu nedenle, yukarıdabelirtildiği gibi, aynı idari eylem, işlem veya sorumluluksebebinden kaynaklanan zararların tazminine ilişkin davalarınfarklı yargı yerlerinde görülmesinde kamu yararı vehaklı neden olduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyleiptaline karar vermiştir.
6100sayılı HMK'nun 114/1-c maddesinde "mahkemenin görevliolması" şartı dava şartı olarak belirtilmiş,yine HMK 115/1 maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcutolup olmadığını, davanın her aşamasındakendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartınoksanlığını her zaman ileri sürebilirler."hükmü getirilmiştir.
Bu durum damahkememizce öncelikle mahkememizin görevli olupolmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davadosyası bakımından yargı yolu hususu elealındığında; 6001 sayılı Karayolları GenelMüdürlüğü Teşkilat ve GörevleriHakkında Kanun'a göre, kamu tüzel kişiliğine sahipözel bütçeli bir kamu kuruluşu olan KarayollarıGenel Müdürlüğü, karayollarını yapmak,yaptırmak, emniyetle kullanılmasını sağlamak,karayollarını onarmak, işletmek, işlettirmekle görevlive yetkili bulunmaktadır. Karayolları GenelMüdürlüğünce karayolu yapım, bakım veişletilmesi şeklindeki kamu hizmetinin, idare hukuku ilke vekurallarına göre yürütüleceği; anılan GenelMüdürlüğün idari işlem ve idari eylemlerdendoğan uyuşmazlıkların da Anayasanın 125. maddesi ve2577 sayılı Yasanın 2.maddesine göre idari yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği konusunda duraksamabulunmamaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda6099 sayılı Yasayla yapılan değişiklik de,Karayolları Genel Müdürlüğü'nün yolyapım ve bakım hizmetinin yürütülmesiyle ilgili hukukisorumluluğuyla ilgili yeni bir düzenleme içermemekte;yargı yolunu değiştirmemektedir.
2918sayılı Yasanın 11.01.2011 tarihli ve 6099 sayılıYasanın 14. maddesi ile değişik "Görevli ve YetkiliMahkeme" başlıklı 110. maddesinde "İşleteniveya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğailişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yermahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vukubulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." kuralı yeralmaktadır.
Anılanyasa hükmünde, "bu kanundan doğan sorumlulukdavaları" ifadesiyle 2918 sayılı Yasada yer alan hukukisorumluluğa ilişkin kuralların uygulanacağı davalarlasınırlı biçimde görevli yargı yerininbelirlendiği vurgulanmaktadır. Dolayısıyla, görevliyargı yeri belirlenirken, söz konusu Yasa'da motorlu taşıtaraçlarının verdiği zararlarla sınırlıbiçimde düzenlenen sorumluluk kurallarının, dava konusuuyuşmazlığa uygulanıp uygulanmayacağınınsaptanması gerekir.
Karayollarındacan ve mal güvenliği yönünden trafik güvenliğinisağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tümönlemleri belirlemek amacını taşıyan 2918sayılı Yasa, Emniyet Genel Müdürlüğü, MilliEğitim Bakanlığı, Gıda Tarım veHayvancılık Bakanlığı, Ulaştırma Denizcilikve Haberleşme Bakanlığı yanında Karayolları GenelMüdürlüğünün de trafik güvenliğiyönünden görev ve yetkilerini sayma yoluyla belirlemiştir.Ancak Yasada, diğer kamu idarelerinin ve bu arada Karayolları GenelMüdürlüğünün, trafik düzeni ve trafikgüvenliği ile ilgili olarak üstlendikleri kamu hizmetlerindendolayı hukuki sorumlulukları düzenlenmiş değildir.
2918sayılı Yasanın "hukuki sorumluluk ve sigortabaşlıklı sekizinci kısmında; araçişleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibininhukuki sorumluluğu; bir başka deyişle motorluaraçların karıştığı trafik kazalarısonucu ortaya çıkan zarar nedeniyle araç sahiplerinin,işletmelerin hukuki sorumluluğu düzenlenmiştir.
2918sayılı Yasanın hukuki sorumluluğa ilişkin sekizincikısmında yer alan hükümler birliktedeğerlendirildiğinde; Devlet ve diğer kamukuruluşlarına ait motorlu araçlarınkarıştığı kazalar nedeniyle araç işleticisisıfatıyla kamu idareleri ve kuruluşlarına karşıaçılacaklar da dahil bütün araç sahibi veişleticilerine karşı açılan davalarıngörüm ve çözümü adli yargınıngörev alanına girmektedir. Fakat kamu idareleri vekuruluşlarının, trafik güvenliği ve düzeninisağlamak amacıyla gerek kendi kuruluş yasaları, gerekse2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göreyürüttükleri hizmetlerin, kamu hizmeti niteliğinitaşımaları ve 2918 sayılı Yasada dagörevlendirilen kamu idare ve kuruluşlarınınsorumluluklarının ayrıca düzenlenmemiş olmasıkarşısında; trafik düzeni ve güvenliğihizmetlerinden kaynaklandığı öne sürülenzararların tazmini istemiyle, ilgili idarelere karşıaçılan davaların görüm veçözümü idari yargının görev alanınagirmektedir.
Sonuçolarak Karayolları Genel Müdürlüğününkuruluş yasasında belirlenen, 2918 sayılı Yasa'datekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım, bakım, işletme,trafik güvenliğini sağlama şeklindeyürüttüğü kamu hizmetinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi;bu sebeple açılacak tam yargı davalarının da idariyargı yerinde çözümlenmesi gerekmektedir.Yargıtay21. Hukuk Dairesi’nin 2007/10180 E., 2007/12327 K. Kararındabelirtildiği üzere “Dava açıldığıtarihte görevli bulunan bir mahkemenin, sonradan çıkan biryasa ile görevsiz hale gelmesi ya da yasada öngörülenkoşulların gerçekleşmiş olması nedeniylegörevinin sona ermesi üzerine verilecek görevsizlikkararında, yanlış mahkemeye dava açmamışolması yüzünden yargılama giderine sebebiyet vermemişolan davacıya gider yükletilemez.” kararı uyarınca,davalı idare yararına vekalet ücreti takdirine yerolmadığına karar verilmekle, davanın idari yargıyerinin görev alanına girmesi gerektiği ve bu nedenle davaşartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine kararverilmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığıüzere;
1-Davanınyargı yolu caiz olmaması nedeniyle 6100 Sayılı HMK nın114/b ve 115 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundanUSULDEN REDDİNE…” karar vermiş; temyiz edilmesiüzerine Yargıtay 17.Hukuk Dairesince, 25.6.2015 gün ve E:2015/8460,K:2015/9162 sayı ile onanan karar kesinleşmiştir.
Davacıvekili bu kez aynı istemle, 11.9.2015 tarihinde idari yargı yerindedava açmıştır.
DİYARBAKIR3.İDARE MAHKEMESİ; 13.12.2016 gün ve E:2015/946 sayıile,”(…) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun"Karayolu Trafik Güvenliği" başlıklı 13.maddesinde; "Karayolunun yapımı, bakımı,işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütün kuruluşlar,karayolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacakdurumda bulundurmakla yükümlüdür...Buçalışmalar sırasında meydana getirilen tehlikelidurum ve engeller bütün sorumluluk, bunları yaratankişilere ait olmak üzere zabıtaca kaldırılır,yapılan masraflar sorumlulara ödetilir." hükmüne, 110.maddesinde ise; "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet .verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarındandolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir." hükmüne yerverilmiştir.
Bu durumda,bakılmakta olan davanın, davacı şirkete sigortalı olanaracın, davalı idarenin yapımı, bakımı veişletilmesi ile görevli ve sorumlu olduğu yol üzerindeseyir halinde iken Silvan ilçe merkezini 13 km geçtiğisırada yol çizgisi, yön levhası ve herhangi biruyarı levhası bulunmayan asfalt alan üzerinde yola girişiengellemek için kimin tarafından konulduğu belirlenemeyen kayaparçalarına çarpıp yoldan çıkarak, yolseviyesinden 2 metre aşağıda bulunan tarlaya girmesi sonucumeydana gelen trafik kazasından dolayı ödenen tutarıntazmini isteminden kaynaklandığı ve bu nedenle de işbuuyuşmazlığın 2918 sayılı Kanun'dan doğan birsorumluluk davası niteliğinde olduğu anlaşılmakla,uyuşmazlığın görüm veçözümünde anılan Kanun'un yukarıdaaktarılan 110. maddesi uyarınca adli yargının görevliolduğu sonucuna varılmıştır.
Nitekim,Uyuşmazlık Mahkemesinin 08/04/2013 tarih ve E:2013/339, K:2013/524sayılı kararı da bu yöndedir.
Açıklanannedenlerle davanın adli yargının görev alanınagirdiği sonucuna varıldığından, 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargıyerinin belirlenmesi için dosyanın Silvan Asliye Hukuk Mahkemesinindosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine,dosya incelemesinin Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadarertelenmesine…” karar vermiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE :
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan13.3.2017 günlü toplantısında:
l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine görebaşvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasınınMahkemece, ekinde UYAP üzerinden temin edilen adli yargı dosyasıile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği veusule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görev uyuşmazlığınınesasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava,karayolunda meydana gelen trafik kazasında sigortalı aracınuğradığı hasar bedelini ödeyen sigortaşirketinin, zararın davalı idarece giderilmesi isteminden ibaretbulunan bir rücuen tazminat davasıdır.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşlarıve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışmausulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bukanunun karayollarında uygulanacağı belirtilmiş; aynıKanunun, “Karayolları GenelMüdürlüğünün görev ve yetkileri”başlıklı 7. maddesinde; “ Karayolları Genel Müdürlüğününbu Kanunla ilgili görev ve yetkileri şunlardır:
a)Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve malgüvenliği yönünden gerekli düzenleme veişaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak,
b)Tüm karayollarındaki işaretleme standartlarını tespitetmek, yayınlamak ve kontrol etmek,
c)(Mülga: 17/10/1996 - 4199/47 md.)
d)Trafik ve araç tekniğine ait görüş bildirmek,karayolu güvenliğini ilgilendiren konulardaki projeleri incelemek veonaylamak,
e)Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında,İçişleri Bakanlığının uygungörüşü alınmak suretiyle, yönetmelikte belirlenenhız sınırlarının üstünde veya altında hızsınırları belirlemek ve işaretlemek,
f)Trafik kazalarının oluş nedenlerine göre verilerihazırlamak ve karayollarında, gerekli önleyici teknik tedbirlerialmak veya aldırmak,
g)Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarındatrafik güvenliğini ilgilendiren kavşak, durak yeri,aydınlatma, yol dışı park yerleri ve benzeri tesisleriyapmak, yaptırmak veya diğer kuruluşlarca hazırlananprojeleri tetkik ve uygun olanları tasdik etmek,
h)Yetkili birimlerce veya trafik zabıtasınca tespit edilen trafik kazaanalizi sonucu, altyapı ve yolun fiziki yapısı ileişaretlemeye dayalı kaza sebepleri göz önündebulundurularak önerilen gerekli önlemleri almak veya aldırmak,
i)(Mülga: 3/5/2006 – 5495/4 md.)
j)(Değişik: 17/10/1996 - 4199/5 md.) Trafikzabıtasının görev ve yetkileri saklı kalmak üzereBu Kanunun 13,14,16,17,18,47/a ve 65 inci maddelerihükümlerine aykırı hareket edenler hakkında suçveya ceza tutanağı düzenlemek; 47 nci maddenin (b), (c) ve (d)bentlerinde belirtilen kural ihlallerinin tespiti halinde, durumu bir tutanaklabelirlemek ve gerekli işlemin yapılması için enyakın trafik kuruluşuna teslim etmek,
k)Bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olanyönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmaktır.
(Sonfıkra Mülga : 28/3/1985 - 3176/16 md.)” hükmüneyer verilmiştir.
Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir.
Davadosyasının incelenmesinden; davacı sigorta şirketine kaskosigorta poliçesi ile sigortalanan aracın, karayolu üzerindeseyir halinde iken, yol çizgisi, yön levhası ve herhangi biruyarı levhası bulunmayan asfalt alan üzerinde yola girişiengellemek için kimin tarafından konulduğu belirlenemeyen kayaparçalarına çarpıp yoldan çıkarak, yolseviyesinden 2 metre aşağıda bulunan tarlaya girmesi sonucutrafik kazası meydana geldiği, araçta oluşan hasarailişkin bedelinin davacı şirket tarafından karşılandığı;kazanın oluşmasında yolun bakım, onarım veişaretlemesinden sorumlu davalının kusuru bulunduğundanbahisle, ödenen miktarın rücuen tazmini istemiyle davaaçıldığı anlaşılmıştır.
2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusudüzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasındauygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek sözkonusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynıtür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Budurumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’ninişaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçenKanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları,şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları vebunların görev yetki ve sorumlulukları ile,çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle, davanın görüm ve çözümündeadli yargı yeri görevli olduğundan, Diyarbakır 3.İdareMahkemesinin başvurusunun kabulü ile Silvan Asliye Hukuk Mahkemesinin(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 27.3.2015 gün ve E:2014/150,K:2015/163 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N UÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGININgörevli olduğuna, bu nedenle Diyarbakır3.İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Silvan Asliye HukukMahkemesinin (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 27.3.2015 gün veE:2014/150, K:2015/163 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 13.3.2017 gününde, Üye Süleyman HilmiAYDIN’ın KARŞI OYU VE OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Ali
ÇOLAK
Üye
Süleyman Hilmi
AYDIN
Üye
Yusuf Ziyaattin
CENİK
Üye
Mehmet
AKBULUT
Üye
Alaittin Ali
ÖĞÜŞ
Üye
Yüksel
DOĞAN
KARŞI OY
03.11.2015tarih ve 29521 sayılı Resmi Gazetede yayımlananUyuşmazlık Mahkemesi’nin 28.09.2015 gün ve E:2015/580K:2015/592 sayılı kararında belirtmiş olduğumdüşünce doğrultusunda sayınçoğunluğun görüşünekatılamıyorum.13.3.2017
ÜYE
Süleyman Hilmi AYDIN
Full & Egal Universal Law Academy